Ali Laricani'nin dönüşü İran’ın güvenlik politikalarını değiştirir mi?

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla
TT

Ali Laricani'nin dönüşü İran’ın güvenlik politikalarını değiştirir mi?

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla

Araş Azizi

İran, İsrail ve ABD ile 12 günlük savaştan bu yana ilk kez güvenlik liderleri arasında önemli değişiklikler yaptı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 7 Ağustos'ta Ali Laricani'yi Ali Ekber Ahmedi'nin yerine Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri olarak atadı. Laricani aynı zamanda Ali Hamaney'in Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ndeki temsilcilerinden biri oldu.

Pezeşkiyan ayrıca Savunma Konseyi adıyla yeni bir konseyin kurulduğunu açıkladı, ancak anayasa böyle bir konseyin varlığını öngörmediğinden bu açıklama geniş çapta soru işaretlerine yol açtı. Anayasa, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ne bağlı alt organların kurulmasına izin veriyor, ancak bu sadece parlamentonun kararıyla mümkün. Yeni konsey ise çoğu üyesi Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ile ortak olan, bir başkan tarafından yönetilen ve önde gelen siyasi ve askeri liderlerin yanı sıra İran’ın Dini Lideri’nin de iki temsilcisinin yer aldığı tekrarlanan bir yapıya benziyor.

Bu değişiklikler, geçen yıldan beri şekillenmeye başlayan bir sürecin devam ettiğini gösteriyor. Bu süreç, aşırı uçların etkisinin azalması ve Batı ile müzakereye açık olan daha pragmatik kişiliklerin yükselişini içeriyor.

Bu adım, son yıllarda nispeten marjinalleşmiş, nüfuzlu dini ailenin üyesi olan Laricani için önemli bir geri dönüş anlamına geliyor. Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK) Laricani’nin 2021 ve 2024 yıllarında cumhurbaşkanlığı adaylığını reddetmişti. Ali Laricani’nin İran’da ağırlığı olan kesimlerle çatışmaya giren kardeşi Sadık Laricani ise 2021 yılında AKK’deki koltuğunu, 2024 yılında ise Uzmanlar Meclisi'ndeki koltuğunu kaybetti, ancak rejimin çıkarlarını belirleyen Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi başkanlığını elinde tuttu.

Laricani'nin yeniden ön plana çıkması bir süredir bekleniyordu. Son yıllarda Hamaney'in danışmanı olarak görev yapan Laricani, önemli diplomatik görevler üstlendi. Bunların başında geçtiğimiz ay Moskova'ya yaptığı sürpriz ziyaret geliyor.

Laricani ailesi her zaman muhafazakar akımla bağlantılı olsa da 2007 yılında Ali Laricani ile sertlik yanlısı Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad arasında çıkan anlaşmazlık, onu yavaş yavaş muhafazakarların katılık yanlısı kanadına karşı çıkan ve daha pragmatik politikalar savunan kanada doğru itti. Bu durum, dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye ve onun Batı ile nükleer müzakerelerdeki yaklaşımına verdiği destekle ortaya çıktı. Bu da onu, kendisini ötekileştirmeye çalışan muhafazakarların gözünde önemli bir rakip haline getirdi.

Ancak 2023 yılına gelindiğinde, muhafazakarlar devlet kurumlarını ele geçirmiş ve on yıllardır rejimi karakterize eden çok partili sistemi fiilen sona erdirmişlerdi. İran’da 2022 ve 2023 yıllarında patlak veren protesto gösterilerinin güç kullanılarak bastırılmasıyla, siyaset sahnesini tamamen kontrol altına aldılar.

Öte yandan geçtiğimiz yıl meydana gelen gizemli helikopter kazasında katı muhafazakar çizgideki Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin ölümü, politikalarının çoğu halen Hamaney'in çizgisinde olmasına rağmen katı muhafazakar kanat için bazı gerilemelerin başlangıcı oldu. Bu durum, son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhafazakarların adayı Said Celili'nin Mesut Pezeşkiyan karşısında yenilgisiyle somutlaştı.

frve
Ali Laricani ve İranlı siyasetçi ve eski nükleer müzakereci Said Celili, Tahran'da yeni cumhurbaşkanının göreve başlama töreninde, 28 Temmuz 2024 (AFP)

Bir süredir Laricani'nin yeniden ön plana çıkması bekleniyordu, zira son yıllarda Hamaney'in danışmanı olarak çalışmış ve en önemlisi geçtiğimiz ay Moskova'ya yaptığı sürpriz ziyaret gibi üst düzey diplomatik görevler üstlenmişti. Ancak Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreterliği gibi hassas bir göreve atanması, ona politikalar üzerinde etkili olabilecek güçlü bir konum kazandırıyor. İç siyasette durgun bir ortamın hakim olduğu dönemde, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi en önemli karar alma merkezlerinden biri olmaya devam ediyor. Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi son aylarda, katı muhafazakar çoğunluğa sahip İran Şura Meclisi’nin kabul ettiği katı başörtüsü yasasının uygulanmaması kararı da dahil olmak üzere önemli kararlar aldı.

Laricani, son zamanlarda üstlendiği görevlere rağmen rejimin önemli bir parçası olmaya devam etse de iktidardaki tabanını genişletmesi veya Hamaney'i herhangi bir şekilde geçmesi olası görünmüyor.

Peki, pratikte bu değişiklikler ne anlama geliyor?

Öncelikle Laricani Batı ile müzakereleri, özellikle de nükleer dosyayı yönetebilir. Bu rol daha önce ulusal güvenlik danışmanına verilmişti ve Laricani 2005 ile 2007 yılları arasında bu görevi üstlenmişti.

İkincisi, Laricani, son zamanlarda üstlendiği görevlere rağmen rejimin önemli bir parçası olmaya devam etse de iktidardaki tabanını genişletmesi veya Hamaney'i herhangi bir şekilde geçmesi olası görünmüyor. Ayrıca, 1994 ile 2004 yılları arasında başkanlığını yaptığı devlet televizyonunda itirafların yayınlanmasında oynadığı rol nedeniyle, mirası birçok muhalifte büyük bir tiksinti uyandırıyor.

crtgh
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, İsrail ile 12 gün süren savaşta öldürülen İranlı komutanların ve bilim adamları için Tahran’da düzenlenen anma töreninde konuşurken, 29 Temmuz 2025 (AFP)

Üçüncüsü, muhafazakarların nüfuzunun azalması belirgin olmakla birlikte sınırsız değildir. Birçok rakibi, bu değişiklikler kapsamında Celili'nin Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nden çıkarılmasını umuyordu, ancak Hamaney onu Laricani ile birlikte Konsey'deki temsilcisi olarak tuttu. Hatta İsfahan'dan muhafazakar bir milletvekili, iki adamın yakın iş birliği yapabileceğini umduğunu ifade etti. Ancak Celili'nin Laricani'nin atanmasına verdiği tepki, tutumunu ve konumunun ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu. Celili, sosyal medya platformu X üzerinden paylaştığı tartışmalı bir yazıda, Batı ile diplomatik ilişkiler kurulmasını destekleyenleri, Kur’an-ı Kerim’de anlatılan Hz. Musa kıssasındaki buzağıya tapan İsrailoğulları'na benzetti.

Bu açıklamanın Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin birçok kesiminde bile kabul edilebilir sınırları aştığı görülüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Tesnim Haber Ajansı, Celili'yi eleştirerek aşırılık ve kışkırtmadan uzak durmasını istedi. Yine DMO'ya yakın Civan gazetesi ve Parlamento Başkanı Muhammed Bakir Kalibaf'a yakın olan Horasan gazeteleri de aynı tutumu benimserken, Celili’yi destekleyen medya kuruluşları ise Keyhan gazetesi ve merhum Cumhurbaşkanı Reisi'nin yakınları tarafından yönetilen Raja News sitesinden ibaretti.

Celili'nin en önemli müttefiklerinden biri, İran Radyo Televizyon Kurumu Başkan Yardımcısı olan kardeşi Vahid Celili. İran tarihini hatırlatarak ulusal birliği sağlamaya çalışanları eleştiren Vahid Celili, bu sözleriyle son zamanlarda büyük tartışma yarattı. Vahid Celili, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada “Onlar ülkeyi bir çiftliğe dönüştürmek istiyorlar” dedi.

Şu an 86 yaşında olan Hamaney’in yaşının ilerlemesiyle halefinin kim olacağı konusunda çatışmalar su yüzüne çıkmaya başladı. Yeni görevi Laricani'ye bu yarışa katılmak için önemli bir fırsat sunuyor.

Bu siyasi akımlar arasındaki çatışmaların önemi bir yana, asıl sorulması gereken “Laricani, İran'ın temel güvenlik politikalarını değiştirme konusunda fiili bir güce sahip mi?” sorusu önem taşıyor. Hamaney’in politikaları, ülkeyi şu anki stratejik çıkmaza sürükledi. Bununla birlikte bölgedeki Batı ve İsrail karşıtı milislerin oluşturduğu bir ittifak olan ‘Direniş ekseni’ çöküşle karşı karşıya.

sdfrgt
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani ile Lübnan'ın Baabda kentindeki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir araya geldi, 13 Ağustos 2025 (Reuters)

Ancak soru şu: “Laricani ve ekibi bu adımı atmak için gerekli güce sahip mi?” Mevcut durumda, İran'ın zayıflığı açıkça ortaya çıktı. Bu zayıflık, Trump'ın arabuluculuğunda imzalanan Azerbaycan-Ermenistan anlaşmasına karşı İran'ın olumsuz tutumunda da görüldü. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre anlaşma, İran-Ermenistan sınırı yakınlarında İran’ın ulusal çıkarlarını tehdit eden bir ulaşım koridoru kurulmasını öngörüyor. Ancak rejim bu konuda hiçbir önlem almadı.

Şu an 86 yaşında olan Hamaney’in yaşının ilerlemesiyle halefinin kim olacağı konusunda çatışmalar su yüzüne çıkmaya başladı. Yeni görevi Laricani'ye bu yarışa katılmak için önemli bir fırsat sunuyor. Ancak İran yakında ciddi olarak müzakerelere başlamaz ve politikalarını kısa sürede gözden geçirmezse, bu değişiklikler sonunda sadece Titanik gemisinin güvertesindeki sandalyelerin yeniden düzenlenmesinden ibaret kalabilir.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Trump: İran, nükleer silaha sahip olmayacağını kabul etti, ABD’ye petrol ve doğalgaz alanında çok büyük bir hediye verdi… İran yalanladı

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Beyaz Saray’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, bugün Beyaz Saray’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
TT

Trump: İran, nükleer silaha sahip olmayacağını kabul etti, ABD’ye petrol ve doğalgaz alanında çok büyük bir hediye verdi… İran yalanladı

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Beyaz Saray’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, bugün Beyaz Saray’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün (Salı) yaptığı açıklamada, İran’ın enerji alanında Amerika’ya “büyük bir taviz” sunduğunu belirterek bunu olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi. Ancak detay vermedi. İran, nükleer silaha sahip olmayacağını kabul ettiğini ifade eden Trump, müzakerelerin “doğru kişilerle” yapıldığını ve tarafların çatışmaları durduracak bir anlaşma imzalamaya istekli olduğunu belirtti. Washington ve Tahran’dan gelen çelişkili işaretler, savaşı sona erdirmek için kırılgan bir diplomatik sürecin başladığını gösterse de bunun gerçek müzakerelere dönüşüp dönüşmeyeceği hâlâ belirsiz.

Tahran, doğrudan herhangi bir müzakere yürütülmediğini belirterek aracılar üzerinden iletilen mesajların bir müzakere sürecine girdiği anlamına gelmediğini vurguladı.

Trump, söz konusu “hediyenin” Hürmüz Boğazı ile ilişkili olabileceğine işaret etti. Boğaz, petrol taşımacılığı açısından kritik bir su yolu ve ABD, burayı açık tutmak istiyor. Trump Beyaz Saray’da gazetecilere şunları söyledi: “Bize bir hediye verdiler, bugün ulaştı ve çok büyük bir hediye, devasa bir paraya eşdeğer. Bu nükleer bir konu değildi, petrol ve gaz ile ilgiliydi ve yaptıkları son derece olumlu bir adım oldu.”

Başkan Trump, ABD’nin savaşı kazandığını belirtti. Savunma Bakanı Pete Hegseth’in operasyonun hızlı ilerleyişinden hayal kırıklığı duyduğunu ifade etti:

“Pete, işlerin bu kadar hızlı bitmesini istemiyordu.”

Trump, ABD’nin İran’da “doğru kişilerle” görüştüğünü ve düşmanlıkları sona erdiren bir anlaşmaya ulaşmak istediklerini söyledi. İranlıların da anlaşmaya güçlü bir şekilde istekli olduğunu belirten Trump “Şu anda İran ile müzakereler halindeyiz” dedi.

Başkan Trump, İran rejiminin değiştiğini de vurgulayarak, “Şimdi İran’da yeni bir lider kadromuz var, bakalım performansları nasıl olacak” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı, Washington’ın İran ile “mevcut çatışmayı durdurmak” amacıyla müzakereler yürüttüğünü de doğruladı. Trump, “Dün söylediğim her şey tamamen doğru. Şu anda müzakereler yürütülüyor” diyerek, görüşmelere temsilcisi Steve Witkoff, damadı Jared Kushner, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun katıldığını belirtti.

Trump, ABD’nin savaş hedeflerine zaman çizelgesinin önünde olduğunu, İran’ın füze üslerini, askeri silahlarını ve nükleer reaktörlerini tahrip ettiklerini söyledi. Trump ayrıca, “Enerji tesislerini yok etmek isteseydik yapardık, kimse bunu engelleyemezdi” dedi.

Bu açıklamalar, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon)’un, İran’a karşı operasyonları güçlendirmek amacıyla yaklaşık 3 bin  kişilik 82. Hava İndirme Tümenini Ortadoğu’ya konuşlandırmayı planladığını duyurmasıyla geldi. Şarku’l Avsat’ın  Wall Street Journal’dan aktardığı habere göre resmi yazılı emir önümüzdeki saatlerde çıkacak.

Gazeteye göre yetkililer, İran’a doğrudan kara kuvvetleri gönderme kararı alınmadığını belirtti. Ancak, 82. Hava İndirme Tümeni’nin konuşlandırılması, Başkan Trump’a bir dizi stratejik seçenek sunuyor.

Çoklu arabuluculuk çabaları

Bölgedeki birçok ülke, özellikle Pakistan, doğrudan görüşmeler veya mesaj iletimi için devreye girdi. Ancak İran, İsrail ve Avrupa kaynaklarına göre hâlâ büyük bir uçurum var ve hızlı bir anlaşma ihtimali sınırlı.

Pakistan, olası doğrudan görüşmeler için öne çıkan aday olarak öne çıktı. Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, Salı günü, Trump’ın enerji altyapısı hedefli saldırıları ertelemesinin ardından, ülkesinin ABD ve İran arasındaki görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı. Şerif, “Pakistan, savaşın sona erdirilmesi için yürütülen diyalogu destekliyor ve taraflar kabul ederse, kapsamlı bir çözüm için yapıcı ve kararlı bir diyaloğu kolaylaştırmaya hazırdır” dedi.

Reuters, Pakistanlı bir yetkilinin, doğrudan görüşmelerin birkaç gün içinde İslamabad’da yapılabileceğini aktardı. Başka bir yetkili ise, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile Witkoff ve Kushner’in bu hafta İranlı yetkililerle başkentte görüşebileceğini belirtti. Bu görüşmeler, Trump ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir arasında yapılan temaslar sonrası gündeme geldi.

Ancak Pakistan Dışişleri Bakanlığı temkinli davranarak, “çatışmayı diplomasi yoluyla çözmeye bağlı” olduklarını açıkladı ve medyayı spekülasyonlardan kaçınmaya çağırdı.

Trump ve İran ilişkili gelişmeler

Trump, Pazartesi günü, Ortadoğu’daki çatışmaları sona erdirmek için “çok iyi ve yapıcı” görüşmeler yapıldığını belirterek, İran enerji tesislerini bombalama planını beş gün ertelediğini duyurdu. Bu, görüşmelere fırsat tanımak içindi.

Ancak İran, bu açıklamayı yalanladı. Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile herhangi bir müzakere yapılmadığını söyledi ve bu tür haberleri “finans ve petrol piyasalarını manipüle etmek için kullanılan sahte haberler” olarak nitelendirdi. İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi de ABD mesajlarının “dost ülkeler” aracılığıyla iletildiğini, fakat Tahran’ın son günlerde herhangi bir görüşme yapmadığını belirtti.

Reuters’a konuşan üç üst düzey kaynak, savaşın başlangıcından bu yana Devrim Muhafızları’nın etkisinin arttığını ve İran’ın ciddi müzakerelere geçilirse büyük tavizler talep edeceğini söyledi.

İran yalnızca savaşın durmasını talep etmeyecek, aynı zamanda gelecekte saldırı yapılmayacağına dair garantiler, savaşın yol açtığı kayıpların tazmini ve Hürmüz Boğazı üzerindeki resmi kontrolle ilgili düzenlemeler isteyecek. Tahran ayrıca balistik füze programına ilişkin hiçbir kısıtlama üzerinde müzakere etmeyecek, bunu kırmızı çizgi olarak görüyor.

İran, müzakerelerin nihai kararını Devrim Muhafızları’na bırakacak. Şu aşamada görüşmeler, Pakistan, Türkiye ve Mısır ile yalnızca ön görüşmeler düzeyinde gerçekleşti.

Stratejik ve bölgesel endişeler

Tecrübeli kaynaklar, ABD’nin diplomatik sinyallerini bir aldatma planı olarak değerlendiriyor ve Tahran bu mesajlara güvenmiyor. Tahran, düşman askeri varlığının değişmediğini ve yeni kara veya sabotaj eylemleri olabileceğini öne sürüyor.

İsrailli yetkililer, Trump’ın anlaşmaya kararlı olduğunu belirtse de İran’ın ABD taleplerine uymayacağını öngörüyor. ABD talepleri, büyük olasılıkla nükleer program ve balistik füze programına sınırlamalar içeriyor. İsrail, ABD-İran görüşmelerine taraf olmadığını ve başarılı olma ihtimalinin düşük olduğunu vurguluyor.

Hürmüz Boğazı, olası müzakerelerde kilit unsur olarak öne çıkıyor. İran, boğazın kontrolünü egemenlik ve güvenlik meselesi olarak görürken, ABD ve müttefikleri boğazın yeniden açılmasını gerilimi azaltma ve küresel enerji istikrarı için temel şart olarak değerlendiriyor.

İran, boğazın kontrolünü ve güvenli geçişi koordinasyon ile sağlayacağını belirtiyor. Ayrıca yaptırımların hafifletilmesini talep ediyor, ancak ABD önceden herhangi bir hafifletmeyi İran’ın nükleer ve diğer taahhütlerini yerine getirmesine bağlamıştı.

Diplomasi sınırları

Bu görüşmeler şimdilik mesaj alışverişi ve nabız yoklama aşamasını geçemedi. Trump “verimli görüşmeler” olduğunu söylese de, Tahran doğrudan müzakereyi reddediyor. İran’ın katı şartları, İsrail’in temkinli yaklaşımı ve bölgesel belirsizlikler, diplomasiyi sahadaki gelişmelerin gölgesinde tutuyor.


İran'ın Tel Aviv'e düzenlediği füze saldırısında 6 kişi yaralandı

İran'ın füze saldırısında İsrail'in merkezindeki bir bina hasar gördü (Reuters)
İran'ın füze saldırısında İsrail'in merkezindeki bir bina hasar gördü (Reuters)
TT

İran'ın Tel Aviv'e düzenlediği füze saldırısında 6 kişi yaralandı

İran'ın füze saldırısında İsrail'in merkezindeki bir bina hasar gördü (Reuters)
İran'ın füze saldırısında İsrail'in merkezindeki bir bina hasar gördü (Reuters)

İsrail'in Magen David Adom (MDA) acil sağlık hizmetlerine göre, İran'ın Tel Aviv'e düzenlediği füze saldırısında altı kişi hafif yaralandı.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre son İran füze saldırısının ardından Tel Aviv'in merkezine şarapnel parçaları düştü ve birçok bina ve araç hasar gördü.

Acil durum ekipleri, İran füze saldırısının olduğu bölgede çalışıyor (Reuters)

İsrail ordusu bugün erken saatlerde İran'dan İsrail'e roket atıldığını tespit ettiğini ve bunları önlemeye çalıştığını açıklamıştı.

Resmi televizyonun bildirdiğine göre İran, bugün İsrail'e yeni bir roket saldırısı düzenlediğini duyurdu; kısa bir süre sonra ise “İran roketlerinin İsrail'in füze savunma sistemlerini birkaç kez aştığı” ifade edildi.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, hasar ihbarları üzerine arama kurtarma ekiplerinin İsrail'in güneyindeki çeşitli noktalara doğru yola çıktığı belirtildi.

İsrail ambulans servisi ise kuzey İsrail'deki hasar görmüş bir binanın videosunu yayınlayarak, olay sonucunda herhangi bir can kaybı olmadığını duyurdu.


İran’ın askeri gücündeki gerileme, Körfez üzerindeki tehdidi ortadan kaldırmıyor

14 Mart 2026 tarihinde el-Fuceyre’deki bir petrol tesisinden yükselen dumanlar (AP)
14 Mart 2026 tarihinde el-Fuceyre’deki bir petrol tesisinden yükselen dumanlar (AP)
TT

İran’ın askeri gücündeki gerileme, Körfez üzerindeki tehdidi ortadan kaldırmıyor

14 Mart 2026 tarihinde el-Fuceyre’deki bir petrol tesisinden yükselen dumanlar (AP)
14 Mart 2026 tarihinde el-Fuceyre’deki bir petrol tesisinden yükselen dumanlar (AP)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, ABD-İsrail ile İran arasında patlak veren savaşın başlangıcından bu yana, balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen 5 binden fazla İran saldırısına maruz kaldı. Söz konusu saldırıların, ağırlıklı olarak sivil ve kritik altyapı tesislerini hedef aldığı belirtildi.

Körfez Araştırma Merkezi (GRC) tarafından bugün yayımlanan bir raporda, Körfez ülkelerinin çatışmanın tarafı olmamasına rağmen bu saldırıların gerçekleştiği vurgulandı. Rapora göre, İran’ın bu ülkeleri çatışma alanına çekmeye ve savaşın kapsamını genişletmeye yönelik girişimlerine rağmen, Körfez ülkeleri gerilimi tırmandırmama ve doğrudan çatışmaya dahil olmama politikasını sürdürdü.

İran’dan Körfez’e yönelik 5 bin 61 saldırı

Rapora göre, 28 Şubat ile 24 Mart 2026 tarihleri arasında toplam 5 bin 61 saldırı kaydedildi. Bunların bin 131’i balistik füze, 3 bin 930’u ise İHA saldırısı olarak gerçekleşti. Saldırıların Körfez ülkelerine dağılımına bakıldığında, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 2 bin 156 saldırıyla en fazla hedef alınan ülke oldu (bin 789 İHA ve 367 füze). Onu 953 saldırıyla Suudi Arabistan (850 İHA ve 103 füze) izledi. Ayrıca Kuveyt 807 saldırıya (542 İHA ve 265 füze), Katar 694 saldırıya (449 İHA ve 249 füze) ve Bahreyn 429 saldırıya (282 İHA ve 147 füze) maruz kaldı. Umman ise tamamı İHA’larla gerçekleştirilen 22 saldırıyla en az etkilenen ülke oldu.

İran’ın gücünün azalması, bölgeye yönelik tehdidini ortadan kaldırmıyor

Raporda, savaşın başlangıcından bu yana İran’ın ABD ve İsrail tarafından 9 binden fazla askeri saldırıya maruz kaldığı, bu saldırılar sonucunda ülkenin özellikle füze, deniz ve İHA kapasitesinin önemli ölçüde tahrip edildiği ve işlevsiz hale getirildiği belirtildi. Ancak rapor, bu durumun Körfez ülkeleri için İran kaynaklı tehdidin sona erdiği anlamına gelmediğini vurguladı.

df fd
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Keremi, İran’ın kuzeybatısındaki sınır bölgelerini denetledi. (Fars Haber Ajansı)

GRC bünyesinde savunma ve güvenlik çalışmaları kıdemli danışmanı olan Abdullah ez-Zayidi, mevcut verilerin İran’ın kalan askeri kapasitesinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti. Ez-Zayidi özellikle İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) kontrolünde bulunan unsurların önemine dikkat çekti.

Ez-Zayidi, değerlendirmelerin artık İran’ın saldırılar öncesindeki askeri gücünden ziyade, geriye kalan kapasitenin niteliği ve bu kapasitenin Körfez ülkelerine yönelik tehdit oluşturma potansiyeline odaklanması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda, balistik füzeler, İHA’lar ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz unsurlarının öne çıktığı ifade edildi.

DMO Deniz Kuvvetleri’nin yetenekleri

Raporda, yoğun askeri kampanyaya rağmen Hürmüz Boğazı’na yönelik İran tehdidinin tamamen ortadan kalkmadığı, ancak önceki döneme kıyasla daha düşük yoğunlukta sürdüğü belirtildi. Şarku’l Avsat’ın GRC’den aktardığı rapora göre DMO, deniz mayınları, sürat tekneleri, İHA’lar ve gemi savar füzeleri gibi asimetrik kapasiteyi elinde tutmaya devam ediyor. Raporda, bu unsurların, dar ve kritik deniz geçişlerinde seyrüseferi aksatmak ve geçiş maliyetlerini artırmak amacıyla tasarlandığı ifade edildi.

Raporda ayrıca, bu kapasitenin asıl riskinin geleneksel deniz hakimiyeti kurmadan da deniz trafiğini sekteye uğratabilme yeteneği olduğu vurgulandı. Söz konusu durumun küresel piyasaları sürekli bir tedirginlik içinde tuttuğu ve tedarik hatlarının güvenliğini sağlamak için ayrılan askeri kaynaklar üzerinde ek baskı oluşturduğu kaydedildi.

Dolaylı tehditler

Raporda, İran’ın tehditlerinin yalnızca geleneksel unsurlarla sınırlı olmadığına dikkat çekilerek, deniz ve deniz altı altyapılarının da hedef alınabileceği belirtildi. Bu kapsamda iletişim kabloları ve kıyıya yakın tesislerin risk altında olduğu vurgulandı. Bu durumun, Hürmüz Boğazı’nın önemine ek bir boyut kazandırdığı ifade edildi. Boğazın yalnızca enerji ve ticaret geçişi açısından değil, aynı zamanda küresel iletişim ağları için de hayati bir koridor olması nedeniyle, olası saldırıların etkisinin çok daha geniş çaplı olabileceği değerlendirildi.

Özet

Raporda, 28 Şubat 2026’da başlayan askeri operasyonun İran’ın deniz kapasitesini büyük ölçüde zayıflattığı, ancak DMO’nun Körfez güvenliği ve Hürmüz Boğazı üzerindeki tehdit oluşturma kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmadığı sonucuna varıldı.

fvdvfd
Muharrek’teki havaalanı yakınlarında bulunan yakıt depolarında yangın çıktı. (Reuters)

Raporda görüşlerine yer verilen ez-Zayidi, geriye kalan kapasitenin büyük ölçüde asimetrik unsurlarda yoğunlaştığını belirtti. Buna, sürat tekneleri ve insansız sistemler aracılığıyla mayın döşeme, İHA’lar ve kıyı konuşlu füze platformları gibi unsurların dahil olduğu ifade edildi. Ez-Zayidi, bu kapasitenin İran’a sınırlı da olsa sürekli bir bozma ve aksatma yeteneği sağladığını, ancak bu kapasitenin yapısal olarak zayıfladığı ve sürdürülebilirliğinde belirgin bir aşınma yaşandığını vurguladı.