Rusya'nın Afrika'daki modeli: Hedefler ve zorluklar arasında nükleer enerji

Rusya, Nijer, Burkina Faso ve Mali’nin Batı Afrika Ekonomik Topluluğu'ndan (ECOWAS) resmen ayrılmasını kutlamak için Niamey'de düzenlenen toplantıda dalgalanan bayrakları, 28 Ocak 2025 (AFP)
Rusya, Nijer, Burkina Faso ve Mali’nin Batı Afrika Ekonomik Topluluğu'ndan (ECOWAS) resmen ayrılmasını kutlamak için Niamey'de düzenlenen toplantıda dalgalanan bayrakları, 28 Ocak 2025 (AFP)
TT

Rusya'nın Afrika'daki modeli: Hedefler ve zorluklar arasında nükleer enerji

Rusya, Nijer, Burkina Faso ve Mali’nin Batı Afrika Ekonomik Topluluğu'ndan (ECOWAS) resmen ayrılmasını kutlamak için Niamey'de düzenlenen toplantıda dalgalanan bayrakları, 28 Ocak 2025 (AFP)
Rusya, Nijer, Burkina Faso ve Mali’nin Batı Afrika Ekonomik Topluluğu'ndan (ECOWAS) resmen ayrılmasını kutlamak için Niamey'de düzenlenen toplantıda dalgalanan bayrakları, 28 Ocak 2025 (AFP)

Sergey Eldinov

Rusya Enerji Bakanı Sergey Tsivilev başkanlığındaki Rus heyeti 28 Temmuz'da Nijer'in başkenti Niamey'e geldi. Heyet, Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani ve Başbakan Ali Lamine Zeine ile görüşmelerde bulundu. Görüşmelerin sonucunda, Rus nükleer şirketi Rosatom ile Nijer Maden ve Enerji Bakanlığı arasında bir mutabakat zaptı imzalandı. Uranyum çıkarılmasıyla ilgili iş birliği yapılması konusunda uzlaşı sağlanırken Moskova, enerji santrallerinin inşası, uzmanların eğitimi ve nükleer tıp altyapısının kurulmasını da içeren barışçıl bir nükleer programa destek sağlayacak.

Bakan Tsivilev, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Amacımız sadece uranyum çıkarılmasına katılmak değil, Nijer'de barışçıl nükleer enerjiyi geliştirmek için entegre bir sistem kurmak, her vatandaşa uygun fiyatlı elektrik sağlamak ve nükleer tıp alanında iş birliği yapmak. Ayrıca uzmanlar için ortak eğitim programları düzenleme konusunda da anlaştık.”

Ziyaret, askeri teknik iş birliğinin genişletilmesi konusunda üst düzey toplantıları da içeriyordu. Bu toplantılarda, Rusya'nın danışmanlık varlığının güçlendirilmesi, subayların eğitimi ve ekipman sağlanması gibi konular ele alındı. Rus tarafını Savunma Bakan Yardımcısı General Y Yunus-Bek Yevkurov ve General Andrey Averyanov temsil ederken, Nijer tarafını Savunma Bakanı Korgeneral Salifou Mody ve Tümgeneral Musa Salaou Barmou temsil etti.

Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov geçtiğimiz mayıs ayında Moskova'nın Nijer ile askeri ilişkilerini dinamik bir şekilde genişletmeyi hedeflediğini açıkladı.

Gözlemcilere göre bu girişim, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından bizzat takip ediliyor.

Cumhurbaşkanı Tchiani, Vatanı Koruma Ulusal Konseyi (CNSP) isimli geçiş hükümetinin 25 Temmuz’daki kuruluşunun ikinci yıldönümü vesilesiyle ülkenin tam bağımsızlığa bağlılığını vurguladı ve Nijer'in ya Fransa’nın vesayeti altında kalacağı ya da ‘onurlu olan yolu’ seçeceği bir dönüm noktasında olduğunu ifade etti. Tchiani, Imouraren Madeni’nin de aralarında bulunduğu başlıca uranyum madenlerinin kontrolünün Fransa merkezli Orano şirketi lehine geri alınmasının müzakerelerin kapsamına girmediğini belirtti.

“Mali'deki maden kaynaklarının kapsamlı jeolojik haritalarının hazırlanması ve etkileşimli bir haritanın oluşturulması için Rus uzmanlar tarafından bir mutabakat zaptı imzalandı.

Rusya’dan gelen nükleer heyet, 29 Temmuz'da Mali'yi ziyaret etti ve Bamako'da iki taraf arasındaki ortak hükümet komitesinin açılış toplantısı yapıldı. Bu ziyaret, Mali Cumhurbaşkanı Assimi Goita'nın haziran ayında Moskova'ya yaptığı ziyaret sırasında imzalanan anlaşmanın uygulanması kapsamında gerçekleşti. Bakan Tsivilev, bu gelişmeyi ‘Rusya ile Sahel bölgesindeki bir ülke arasında kurulan ilk ortak hükümet komitesi’ olarak nitelendirerek, bunun diğer ülkeler için de örnek teşkil etmesini umduğunu belirtti.

Toplantıya Rosatom, Sberbank ve Yadran Group temsilcileri ile Mali Ekonomi ve Maliye Bakanı Alousséni Sanou başkanlığındaki on bakandan oluşan bir grup arasında geniş kapsamlı görüşmeler gerçekleşti. Taraflar, altyapı, ulaştırma, sanayi, tarım, ticaret, finans, güvenlik, yatırımların korunması, madencilik ve enerji alanlarında iş birliği olanaklarını görüştü.

Bakan Sanou, toplantıların ekonomik kalkınma için stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek “Bu ilk çalışma oturumu, mevcut ve gelecekteki projeler için net bir eylem planı oluşturmamızı sağladı ve bu iş birliğinin yoğunluğunu korumamız çok önemli” ifadelerini kullandı.

dcfgrthy
Rusya Enerji Bakanı Sergey Tsivilev, Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani, Başbakan Ali Lamine Zeine ve Maden Bakanı Ousmane Abarchi ile görüşmelerde bulundu(Rusya Enerji Bakanlığı)  

Yevkurov ve Averyanov, Mali Savunma Bakanı Sadio Camara ile ayrı bir toplantı da yaptılar. Toplantıda, Mali Silahlı Kuvvetleri ile Rus paramiliter grup Wagner arasında terör ve radikal İslamcılarla mücadeleye yönelik ortak operasyonlar ele alındı ve askeri eğitim programlarının kapsamının genişletilmesini müzakere ettiler.

Bakan Tsivilev, 30 Temmuz'da başkent Vagadugu'da Burkina Faso Cumhurbaşkanı Ibrahim Traore ile bir araya geldi. Görüşmeler, enerji, sanayi, altyapı ve güvenlik alanlarını kapsayan bir Rusya-Burkina Faso ortak hükümet komitesi kurulması konusunda anlaşma ile sonuçlandı.

“Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom'un Genel Müdürü Aleksey Evgenieviç Likhaçev, 30 Temmuz'da Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan'ın katıldığı bir törenle Mkuju Nehri Projesi kapsamında Mantra Tanzania şirketine ait bir uranyum deneme tesisinin faaliyete geçtiğini duyurdu.

Rusya, 30 Temmuz'da Burkina Faso'ya salgınla mücadele için mobil bir laboratuvar konusunda destek sağladı. Laboratuvar, önümüzdeki aralık ayında teslim edilecek. Rusya şirketi Inter RAO, Burkina Faso Enerji Bakanlığı ile termik santrallerin geliştirilmesi için bir mutabakat zaptı imzaladı. Bunun yanı sıra Burkina Faso Savunma Bakanı Albay Aime Barthelemy Simpore ve Genelkurmay Başkanı Albay Moussa Diallo ile üst düzey askeri görüşmeler yapıldı.

Rusya'nın Benin ve Togo Büyükelçisi Igor Yevdokimov 30 Temmuz'da, İzvestiya gazetesine verdiği demeçte, Rusya ve Benin'in ortak askeri iş birliği anlaşması imzalamaya hazırlandığını söyledi. Benzer bir anlaşma 27 Mart'ta Togo ile imzalanmıştı. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre bu adım büyük bir siyasi öneme sahip ve Rusya'nın daha geniş bölgesel stratejisini desteklemek için her iki ülkenin liman altyapısına erişimini sağlıyor.

Mali, Burkina Faso ve Nijer, 1 Ağustos'ta ortak yatırım bankası kurmak için anlaşma yaptıklarını duyurdu. Burkina Faso Cumhurbaşkanı’nın danışmanı Serge Théophile Balima’ya göre banka enerji, altyapı ve madencilik sektörlerini finanse edecek ve her ülke yıllık olarak ulusal vergi gelirlerinin yüzde 5'ini bu bankaya aktaracak.

Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom'un Genel Müdürü Aleksey Evgenieviç Likhaçev, 30 Temmuz'da Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan'ın katıldığı bir törenle Mkuju Nehri Projesi kapsamında Mantra Tanzania şirketine ait bir uranyum deneme tesisinin faaliyete geçtiğini duyurdu. Fabrikanın 2026'da inşaatına başlanmasının ardından 2029 yılında tam kapasiteyle çalışmaya başlaması ve madenin 20 yıldan fazla bir süre boyunca faaliyet göstermesi planlanıyor.

Nijer Dışişleri Bakanı Bakary Yaou Sangare, Mali Dışişleri Bakanı Abdoulaye Diop, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Burkina Faso Dışişleri Bakanı Karamoko Jean-Marie Traoré Moskova'da düzenlenen ortak basın toplantısında, 3 Nisan 2025 (AFP)

Likhaçev, ‘tasarımdan sahada uygulamaya geçmenin’ önemini vurguladı. Projenin 4 bin kadar iş yaratması ve altyapı gelişimini desteklemesi bekleniyor.

Tanzanya Maden Bakanı Anthony Mavunde, hükümetin hammaddelerin yerel olarak işlenmesini teşvik etmeyi hedeflediğini belirterek “Proje, bu vizyonu somutlaştırıyor” dedi.

Çin geçtiğimiz haziran ayına kadar Rusya'dan 311 milyon dolar değerinde zenginleştirilmiş uranyum ithal etti.

Aynı gün Moskova'da düzenlenen Enerji Konseyi toplantısında Rosatom, artan kredi maliyetleriyle başa çıkmak için federal bütçeden mali destek talebinde bulunarak, faiz oranları ve ihracat garantileri için sübvansiyonlar talep etti. Rusya Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı ve Rosatom'un eski başkanı Kiriyenko'nun 2011 yılında şirketin Mantra Resources'ı 1 milyar dolar karşılığında satın almasını denetlemiş olması nedeniyle olumlu bir sonuç alınması bekleniyor.

Rusya'nın Afrika stratejisi, olağanüstü tutarlılık, hızlı uygulama ve sistematik bir hırs ile karakterize ediliyor. Uzun vadeli çerçeveler içinde altyapı, enerji, madencilik, finans, güvenlik, eğitim ve sosyal kalkınmayı birleştiren kapsamlı bir ortaklık modeli sunuyor.

vfghy
Nijer'deki CNSP hükümeti destekçileri, Niamey'deki General Seyni Kountché Stadyumu’nda toplanarak Mali, Burkina Faso, Cezayir, Nijer ve Rusya bayraklarını dalgalandırdılar, 26 Ağustos 2023 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘güvenlik ve yatırım karşılığında kaynaklar ve sadakat’ odaklı Afrika stratejisini açıklamasının ardından, Rusya zaman baskısıyla karşı karşıya kaldı. Bununla birlikte, Moskova bir hegemonya elde etme yarışına girmek yerine mevcut nüfuzunu pekiştirmeye odaklanıyor. Rusya'nın Afrika'daki varlığı, ABD veya Çin'in çıkarlarıyla büyük ölçüde doğrudan çatışmıyor.

Rusya, uranyum zenginleştirme alanındaki teknolojik uzmanlığı sayesinde küresel olarak başlıca tedarikçi olmaya devam ediyor. Haziran 2025 itibarıyla Çin, Rusya'dan 311 milyon dolar değerinde zenginleştirilmiş uranyum ithal etti. ABD, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Rusya’nın nükleer madde ithalatına yasak getirirken, kendisi 2028'e kadar geçerli olan muafiyetler sayesinde aynı yıl içinde 240 milyon dolar değerinde uranyum satın aldı. Rusya'nın Afrika'daki uranyum madenleri üzerinde nüfuzunu artırması, Avrupa'nın enerji bağımlılığını, özellikle de Fransa'nın nükleer reaktörleri açısından daha da karmaşık hale getiriyor.

Rusya'nın projeleri herhangi bir nedenle başarısız olsa bile, teknik ve eğitim alanındaki çıktıları yatırım için uygun olmaya devam ediyor.

Wagner grubu, bölgede istikrarı sağlayan bir güç olmaya devam ediyor ve resmi askeri iş birliği anlaşmaları çerçevesinde ve ulusal kuvvetlerle koordineli olarak çalışıyor. Wagner ayrıca, Rusya’nın bölgedeki stratejik yatırımlarının güvenliğinin başlıca garantörü olarak görülüyor.

Rosatom'un nükleer hedefleri, sektördeki yatırımları teşvik etmeyi amaçlıyor. Elektrik tedarik sözleşmeleri, kıyı ülkeleri devletlerinin kamu kurumlarıyla münhasıran imzalanıyor. Rusya’nın bölgedeki nükleer genişlemesi, ironik bir şekilde, enerji yoğun endüstrilerin gelişmesini teşvik edebilir. Bu endüstriler, geniş ölçekte istikrarlı elektrik üretimi gerektirir. Bunun için de özellikle nükleer enerji kullanılıyor. Burada tedarik anlaşmalarının doğrudan Moskova ile değil, Sahel bölgesi ülkelerinin hükümetleriyle imzalanacağını belirtmekte fayda var.

Rosatom, uranyum madenciliği ve zenginleştirmeden reaktörlerin inşası ve işletilmesine kadar nükleer zincirin tamamını kontrol eden dünyadaki sayıları birkaçı geçmeyen şirketten biri. Bu şirket, maliyet, kalite ve güvenilirlik açısından rakipsiz olsa da teknik açıdan üstünlüğü, uluslararası bağlamda projelerin sorunsuz bir şekilde yürütülmesini garanti etmez.

Rusya’nın projeleri herhangi bir nedenle başarısız olsa bile, teknik ve eğitim çıktılarının yatırım yapılabilir olmaya devam edeceğine şüphe yok. Moskova'nın önünde, açıklamaları ve anlaşmaları etkili ve sürdürülebilir operasyonel mekanizmalara dönüştürme dışında temel bir zorluk kalmadı. Bu en karmaşık aşama olmanın yanında Rusya'nın Afrika stratejisinin gerçek sınavıdır.

Vaatlerde bulunma aşamasının aşılmasının ardından gelen bu kritik aşamada başarısız olunması, Rusya'nın Afrika kıtasındaki genişleme projesini çöküşle tehdit ediyor.



Çin’den Trump’a Hürmüz’ü açma ve silah sevkiyatını durdurma taahhüdü… CENTCOM: İran’ın kapasiteleri geriledi

Çin’den Trump’a Hürmüz’ü açma ve silah sevkiyatını durdurma taahhüdü… CENTCOM: İran’ın kapasiteleri geriledi
TT

Çin’den Trump’a Hürmüz’ü açma ve silah sevkiyatını durdurma taahhüdü… CENTCOM: İran’ın kapasiteleri geriledi

Çin’den Trump’a Hürmüz’ü açma ve silah sevkiyatını durdurma taahhüdü… CENTCOM: İran’ın kapasiteleri geriledi

ABD ile Çin arasında Pekin’de düzenlenen zirve, İran savaşıyla bağlantılı bölgesel denklemde yeni bir dönemin işaretlerini verdi. ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı görüşmenin ardından, Pekin yönetiminin Tahran’a askeri ekipman göndermeme taahhüdünde bulunduğunu açıkladı. Trump ayrıca Çin’in, küresel enerji arzının kesintisiz sürmesi amacıyla Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yardımcı olmayı teklif ettiğini söyledi.

Öte yandan savaşın yankıları, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de gerçekleştirilen BRICS dışişleri bakanları toplantısına da damga vurdu.

Bu sırada ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı United States Central Command (CENTCOM), İran’ın askeri kapasitesinin ve komşu ülkelere yönelik tehdit unsurlarının tüm alanlarda ciddi şekilde gerilediğini doğruladı.


Musk-Altman çekişmesi: Bu mücadele OpenAI için mi yoksa insanlığın geleceği için mi?

Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
TT

Musk-Altman çekişmesi: Bu mücadele OpenAI için mi yoksa insanlığın geleceği için mi?

Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)

Halid İsam el-İslambuli

Dünyanın yazılım ve teknoloji başkenti, inovasyon hayallerinin güç ve para çatışmalarıyla kesiştiği Silikon Vadisi'nin kalbi San Francisco'da, modern çağın en sert hukuki savaşlarından biri patlak verdi. Bir zamanların ortakları, bugünün hasımları olan milyarder Elon Musk ile OpenAI yönetim kurulunun temsilcisi ve şirketin CEO'su Sam Altman arasında kıyasıya bir mücadele yaşanıyor. Musk, Altman ve yönetim kurulu üyelerini ‘şirketin kuruluş misyonuna ihanet etmekle’ suçluyor. Microsoft'un milyarlarca dolarlık desteğiyle OpenAI'ı kâr odaklı devasa bir şirkete dönüştürdüklerini ve şirketin özgün amacını açıkça çiğnediklerini öne süren Musk, şirketin eski kâr amacı gütmeyen yapısına kavuşturulmasını, ağır tazminat ödenmesini, Altman ile yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmasını ve şirketin köklü bir yeniden yapılanmaya gitmesini talep ediyor.

Bu dava eski ortaklar arasındaki kişisel bir hesaplaşmadan ibaret değil; teknoloji endüstrilerinin ve yapay zekanın geleceği üzerinde oynanan kapsamlı bir savaş ve gerçek bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Musk'ın galip gelmesi halinde kamuya fayda ve güvenliği ön plana alan daha katı bir yönetişim modeli dayatılabilir; bu da Microsoft ile kurulan türden tekelci ortaklıklar da dahil olmak üzere büyük şirketlerin egemenliğini kırabilir, sektördeki rekabet kurallarını yeniden belirleyebilir, açık ya da sorumlu inovasyonu teşvik edebilir ve Musk'ın desteklediği Grok yapay zeka aracına sahip xAI gibi şirketleri de etkileyebilir.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre davayı OpenAI'ın kazanması halinde ise yeterli denetim mekanizmaları olmaksızın kâr odaklı bu hızlı yarış pekişecek. İnsani boyutta ise insanlık kaderi belirleyici olan ‘AI herkesin yararına mı yönetilecek, yoksa az sayıda şirketin tahakküm aracına mı dönüşecek?’ sorusuyla karşı karşıya.

Eski ortaklar arasındaki bu savaş, önümüzdeki on yılların dünyasının şeklini belirleyebilir.

Musk ve Altman'ın OpenAI'ı kurması

OpenAI, başta Google ve Microsoft olmak üzere teknoloji devlerinin ‘Yapay Genel Zeka’ (AGI) geliştirme sürecine hâkim olmasına yönelik artan kaygılara doğrudan bir yanıt olarak 2015 yılında Delaware eyaletinde kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kuruldu. AGI; bir makinenin insanın yapabileceği her türlü entelektüel görevi anlama ve öğrenme kapasitesini ifade ediyor. Şirket, bu alandaki denetimsiz ticari yarışın insanlık için ciddi tehditler doğurabileceğine dair derin varoluşsal kaygılar eşliğinde hayat buldu. AI’nın doğuracağı risklerinden son derece tedirgin olan Elon Musk da bu fikrin öncüleri arasında yer alıyordu.

Şirket başlangıçta şeffaflık ve iş birliğini temel alarak soylu ilkeler üzerine inşa edildi. Kuruluş tüzüğüne göre misyonu, AGI'nin tüm insanlığın yararına hizmet etmesini güvence altına almaktı. Şirket, bazı patent ve araştırmalarını kamuya açık hale getirerek diğer kurumlarla şeffaf bir iş birliği yapma niyetini ilan etti ve araştırma bulgularını kamuoyuyla paylaşmayı taahhüt etti.

Kuruluşa Elon Musk, Sam Altman ve Greg Brockman başta olmak üzere teknoloji dünyasının önde gelen isimleri ortak oldu. Kurucular, Amazon Web Services ve Infosys ile birlikte bir milyar dolar toplamayı taahhüt etti. Ancak fiilen toplanan miktar bunun çok altında kaldı. Şirket 2018 yılına kadar uzun vadeli güvenliği ve kamu yararını öncelik sırasına koyan açık bir araştırma laboratuvarı olarak faaliyet gösterdi; daha sonra ‘eski ortakların savaşını’ alevlendiren köklü dönüşümler başladı.

Şirket, bu alandaki denetimsiz ticari yarışın insanlık için ciddi tehditler doğurabileceğine dair derin varoluşsal kaygılar eşliğinde hayat buldu. AI’nın doğuracağı risklerinden son derece tedirgin olan Elon Musk da bu fikrin öncüleri arasında yer alıyordu.

2018'den 2024'e kritik yılların dönüşümleri

Elon Musk, yönetim kurulunun liderliği üzerinde yaşanan şiddetli bir güç mücadelesinin ardından 2018 yılının şubat ayında OpenAI yönetim kurulundan ayrıldı. Ayrılış gerekçesi olarak kâr amacı gütmeyen misyona "ihanet tohumlarını" ve ticari bir yönelişe geçişin başladığını gördüğünü ileri sürdü. Buna Tesla faaliyetleriyle olası çıkar çatışması da eklendi. Şirket bu tarihten itibaren büyük yatırımları çekmek amacıyla ticari bir kol oluşturarak kademeli olarak kâr odaklı bir yapıya geçti, ardından hukuki statüsünü kâr amacı gütmeyen kuruluştan kamu yararına şirkete dönüştürdü. Bu dönüşümlerin doruk noktasını 2019'da Microsoft ile kurulan stratejik ortaklık oluşturdu. Bunu 2022'de piyasaya sürülen ve benzeri görülmemiş ticari bir başarı yakalayan ChatGPT izledi. Fakat gelişmiş modellere erişimin kısıtlanması ve kâr öncelikli yapıya kayış nedeniyle artan eleştirilere de muhatap oldu. Kasım 2023’e gelindiğinde ise Sam Altman'ın kısa süreliğine görevden alındığı, ardından yeniden atandığı bir kriz patlak verdi.

cx cd
Elon Musk'ın OpenAI aleyhine açtığı davada açılış duruşmalarının başlamasıyla birlikte Kaliforniya'nın Oakland kentindeki federal mahkemeye gelişi sırasında (AFP)

Musk, 2024 şubatında davayı açarak Altman liderliğindeki OpenAI yönetim kurulunu ‘şirketin kuruluş tüzüğüne ihanet etmek ve Microsoft'un desteğiyle kurucu ortakların, hissedarların ve pay sahiplerinin onayı alınmaksızın yasalara aykırı biçimde şirketi kapalı bir kâr amaçlı yapıya dönüştürmekle’ suçladı.

ABD merkezli şirketlerle ilgili hukuk kurallarına göre bu şirketler, amaçları, kârı değerlendirme biçimleri ve kamu yararına bağlılıkları temelinde dört ana kategoriye ayrılıyor:

1- Geleneksel şirketler, hissedar değerini en üst düzeye çıkarmayı ve kâr dağıtımını hedefler; sosyal fayda yükümlülükleri bulunmaz.

2- Sınırlı sorumlu şirketler yüksek esneklikleriyle öne çıkar ve kârı doğrudan sahiplerine aktarır.

3- Kamu yararına şirketler kâr amacı güder; ancak yasal olarak sosyal kamu yararı sağlamakla yükümlüdür.

4- Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ise bireyler arasında kâr dağıtımını yasaklar; tüm kaynakların kamu yararına yönelik amaçlara tahsis edilmesi zorunludur ve vergiden muaf tutulur. Kâr amacı gütmeyen modelden kâr odaklı modele bu geçiş, davanın özünü ve mevcut hukuki anlaşmazlığın can alıcı noktasını oluşturuyor.

Şirket hukuki statüsünü kâr amacı gütmeyen kuruluştan kamu yararına şirkete dönüştürdü; ardından bu dönüşümlerin doruk noktasını 2019'da Microsoft ile kurulan stratejik ortaklık oluşturdu. Bunu 2022'de piyasaya sürülen ve benzeri görülmemiş ticari bir başarı yakalayan ChatGPT izledi.

Mahkeme koridorlarında

Dava ‘Musk - Altman Davası’ olarak 29 Şubat 2024 tarihinde Kaliforniya’nın Oakland kentindeki federal adalet kompleksi Kuzey Kaliforniya ABD Federal Bölge Mahkemesi'nde açıldı. Musk, aynı yıl kasım ayında OpenAI'ın kâr amaçlı yapıya geçişini engellemek amacıyla acil bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Musk, bu dönüşümün 2016-2020 yılları arasında yaptığı 44 milyon dolarlık katkıların koşullarını ihlal ettiğini ileri sürdü. Ertesi yıl şubat ayına gelindiğinde ise davayı yürüten Federal Yargıç Yvonne Gonzalez Rogers, Musk'ın telafi edilemez zarara uğradığı iddiasını abartılı bularak davayı reddetti.

fbvfbv
OpenAI CEO'su Sam Altman, Avukat Jay Jurata tarafından sorgulanırken (Reuters)

Geçtiğimiz yıl nisan ayında OpenAI'ın 12 eski çalışanı, Elon Musk'ın şirkete karşı açtığı davaya müdahil olmak istediklerine dair mahkemeye bir dilekçe sundu. Dilekçede Altman, ‘dürüst olmamakla ve çalışanları ömür boyu geçerli iftira etmeme anlaşmaları (Non-Disparagement Agreements) imzalamaya zorlamaları konusunda yanıltmakla’ suçlandı. OpenAI ise karşı dava açarak Musk'ı ‘kendi projelerine yarar sağlamak amacıyla şirketin ilerleyişini engellemeye çalışmakla’ itham etti.

Yine geçtiğimiz yılın mayıs ayında ise Yargıç Rogers, ön duruşmalarda nihai taleplerin bir bölümünü kabul edilemez bulurken başta dolandırıcılık ve haksız zenginleşme iddiaları olmak üzere diğer taleplerin görülmesini kabul etti.

Ekim ayına gelindiğinde OpenAI, şirket yapısını özel kamu yararına şirket (Private Benefit Corporation) olarak yeniden düzenledi ve OpenAI'ın bağlı kâr amacı gütmeyen kuruluşu yüzde 26, Microsoft ise yüzde 27 pay aldı.

Geçtiğimiz nisan ayı başlarında ise Musk, nihai taleplerini revize ederek davadan elde edilecek olası tazminatların OpenAI'ın kâr amacı gütmeyen hayır kuruluşu hesabına yönlendirilmesini, Altman'ın yönetim kurulundan ihraç edilmesini ve Greg Brockman dahil diğer yöneticilerin de kapsama alınmasını talep etti. Yargıç Rogers bu talepleri kabul etti; bunun üzerine 27 Nisan 2026'da tarafları dinleyecek jürinin seçim süreci başladı.

Musk, nihai taleplerini revize ederek davadan elde edilecek olası tazminatların OpenAI'ın kâr amacı gütmeyen hayır kuruluşu hesabına yönlendirilmesini ve Altman'ın yönetim kurulundan ihraç edilmesini talep etti.

Musk'ın mahkeme ifadesi: Üç kritik gün

Musk, 28-30 Nisan 2026 tarihleri arasında her bir oturum yaklaşık yedi saat olmak üzere mahkemede jüri karşısında ifade verdi. Musk, 28 Nisan’daki oturumda özgeçmişine ve OpenAI'ı AI’ın risklerine karşı kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kurma gerekçelerine odaklandı ve şirketi insanlığa hizmet eden araştırma odaklı bir hayır kurumu olarak gördüğünü vurguladı. AI, Star Trek film serisine benzer bir modele dönüşmesini umduğunu, ancak şirketin, AI’ın kendi varlığının farkına varıp insanlara karşı bir yok etme savaşı başlattığı Terminatör serisini andıran bir senaryoya evirildiğini görünce şok yaşadığını söyledi. Yargıç Rogers, varoluş meselesini uzun uzadıya aktaran Musk'ın sözlerini, jürinin konuyu kavradığını ve daha fazla açıklamaya gerek olmadığını belirterek kesti.

frbhrgt
Elon Musk'ın OpenAI'a karşı açtığı davayla ilgili duruşma günü mahkemeye taşınan belge kutuları, 12 Mayıs tarihli (Reuters)

Musk, 29 Nisan’daki oturumda 800 milyar dolar değerindeki bir şirketin kuruluşuna 38 milyon dolar bağışladığı için kendini ‘aptal’ gibi hissettiğini dile getirdi ve Altman ile Brockman'ı ‘şirketin kâr amacı gütmeyen yapısını öngören kuruluş tüzüğüne ihanet etmekle’ suçladı. Musk, 30 Nisan’daki oturumda ise OpenAI’ın Avukatı William Savitt'in sert sorgulamasıyla karşı karşıya kaldı. ‘Şirketin kurucu ortakların parasını çaldığı’ iddiasını içeren gergin bir tartışmaya dönüşen bu sorgunun ardından Yargıç Rogers, belirgin gerilim üzerine sorgulamayı sonlandırdı.

Musk sonrası ifadeler

Musk'ın ifadesinin tamamlanmasının ardından mahkeme ve jüri diğer önemli tanıkları dinledi. Bunların başında Musk'ın rakibi Altman geldi. Altman, 12 Mayıs’taki oturumda kendisinin ‘dürüst ve güvenilir bir iş insanı’ olduğunu söyleyerek Musk'ın ‘şirketi kâr amacı gütmeyen bir yapıdan kâr amaçlı yapıya dönüştürmek için çalmaya çalıştığı’ iddiasını reddetti. Altman ayrıca Musk'ın 2019'da şirketin ticari kolu kurma planına herhangi bir itirazda bulunmadığını ve SpaceX ile Tesla'nın başındaki ismin yönetim kurulundan ayrılmasından bir yıl önce bu plandan haberdar olduğunu vurguladı.

4 Mayıs’taki oturumda ise yazılım, bilgisayar mühendisliği ve AI profesörü Stuart Russell, bu alandaki denetimsiz yarışın riskleri hakkında ifade verdi. Yargıç Rogers, varoluşsal tehlikelere ilişkin açıklamalarını sınırlandırmasını istedi.

fgr
OpenAI CEO'su Sam Altman'ın Oakland kentindeki federal mahkemeye gelişi sırasında, 12 Mayıs 2026 (AFP)

5 ve 6 Mayıs oturumlarında Greg Brockman, şirketin kâr amaçlı modele geçişini savunduğu uzun bir savunma ifadesi verdi. 2017'de Musk ile yaşadığı gergin bir yüzleşmeyi aktaran Brockman, "Beni döveceğini sandım" dedi. Ayrıca Shivon Zilis'in Musk ile ilişkisinden ve onun şirket içinde "ajan ya da casus" rolü üstlendiği iddiasından söz etti. 6 Mayıs oturumunda ise eski OpenAI yönetim kurulu üyesi ve Musk'ın dört çocuğunun annesi olan Shivon Zilis, belirli güvenlik düzenlemeleri çerçevesinde hassas bir ifade verdi. Musk ile önceki romantik ilişkisini kabul eden Zilis, şirket içinde onun için sızıntı kaynağı işlevi gördüğü iddiasını reddetti.

Jürinin kararı

Dünya bu davanın jüri kararını bekliyor. Amerikan federal mahkeme hukukuna göre bu tür davalarda jürinin oybirliğiyle karar vermesi zorunlu; ancak bu sağlandığı takdirde Yargıç Rogers esasa ilişkin nihai hükmünü açıklayabilecek. Tek bir jüri üyesinin bile karşı çıkması durumunda ‘hung jury‘ (askıya alınmış jüri) hali ortaya çıkacak. Bu durum davanın yeni bir jüri heyeti önünde yeniden görülmesine yol açabilir. Böylece anlaşmazlık aylarca daha uzayabilir. Bu yüzden her iki tarafın da jüri üyelerini her türlü yolla ikna etmeye ve kendi safına çekmeye çalışması bekleniyor.

sdv
Duruşma sırasında Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)

Davanın Musk lehine sonuçlanması halinde AI sistemlerinde açık kaynak modellerine kısmı bir dönüş yaşanabilir. Bu da üniversitelerin ve bağımsız araştırmacıların AI’ın gelişimini izlemesine ve sapmasını önlemesine olanak tanır. Altman'ın kazanması durumunda ise bu, büyük şirketlere insanlık tarihinin en büyük icadını ticari sır perdesi altında özelleştirme yolunu açan bir yeşil ışık olarak değerlendirilecek.

İnsanlık kritik bir kavşakta duruyor: Ya AI, kurucularının başlangıçta hayal ettiği gibi ‘insanlığın ortak mirası’ olarak kalacak ya da az sayıda güçlü şirketin tekelinde bir ‘teknolojik silaha’ dönüşecek.


İnternet kesintisinin üzerinden aylar geçtikten sonra İran, seçkin bir gruba internet erişimi izni verdi

Tahran’daki bir kız okulunda çevrimiçi ders veren İranlı bir öğretmen (AFP)
Tahran’daki bir kız okulunda çevrimiçi ders veren İranlı bir öğretmen (AFP)
TT

İnternet kesintisinin üzerinden aylar geçtikten sonra İran, seçkin bir gruba internet erişimi izni verdi

Tahran’daki bir kız okulunda çevrimiçi ders veren İranlı bir öğretmen (AFP)
Tahran’daki bir kız okulunda çevrimiçi ders veren İranlı bir öğretmen (AFP)

İranlı bilişim çalışanı Emir Hasan, ülkesinde savaş boyunca yaşanan neredeyse tam internet kesintisinin ardından aylar sonra yeniden ağa bağlanabildiğini, ancak bunun yalnızca kamuoyunda tepki çeken özel bir hizmet üzerinden mümkün olduğunu belirtti.

28 Şubat’ta savaşın başlamasının ardından, İran’da milyonlarca kişinin internete erişemediği bildiriliyor. Bunun, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla eş zamanlı gelişen savaş sürecinde yaşandığı ifade ediliyor.

39 yaşındaki Hasan, ‘profesyonel internet’ olarak adlandırılan ve belirli meslek grupları ile iş sahiplerine yönelik özel bir sisteme erişim imkânı sunan bir mesaj aldıktan sonra bu hizmeti satın aldığını söyledi. Söz konusu sistemin kamuoyunda tartışmalara yol açtığı belirtiliyor.

Hasan, “Bu bir zorunluluktu. Gelirimi sürdürebilmek için internete erişmek zorundayım” diyerek, 50 GB’lık başlangıç paketi için yaklaşık 11 dolar ödediğini ifade etti.

İnternet kesintilerini izleyen NetBlocks verilerine göre, 5 Nisan itibarıyla savaşın başlangıcından bu yana süren kesinti, bugüne kadar bir ülkede kaydedilen en uzun süreli ulusal internet kesintisi olarak değerlendirildi.

Bu kesinti, ülkede çoğu kişinin dijital erişimden mahrum kalmasına yol açarken; yalnızca sınırlı sayıda yerel site, bankacılık hizmetleri ve devlet onaylı uygulamalar erişilebilir durumda kaldı.

İran’da internet altyapısının, ocak ayında hükümete karşı gerçekleşen kitlesel protestoların ardından zaten sıkı kısıtlamalara tabi olduğu, savaşın başlamasıyla birlikte ise hükümetin interneti bir kontrol aracı olarak daha yoğun şekilde kullanmaya başladığı belirtiliyor.

Eleştirmenler, yetkililerin internet hizmetini yalnızca belirli gruplara erişim sağlayacak şekilde sınıflandırılmış bir sistem üzerinden yürüttüğünü savunuyor.

Hasan ise bu uygulamayı eleştirerek, “İran’daki interneti sınıflandırma ve bölme temelli bu model iyi bir model değil… Bunun açıkça gelir elde etmeye yönelik olduğu görülüyor” ifadelerini kullandı.

dvfebvf
Tahran’da bir kafenin önünde duran insanlar (Reuters)

Hasan ayrıca, kullanıcıların normalden daha yüksek fiyatlarla ek internet kullanımı için daha fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını belirtti.

Söz konusu özel hizmetin WhatsApp ve Telegram gibi uygulamalara erişim sağladığı, ancak Instagram, X ve YouTube gibi uzun süredir ülkede engelli olan platformlara doğrudan erişim sunmadığı, bu platformlara ancak VPN kullanılarak ulaşılabildiği ifade ediliyor.

Diğer bazı kullanıcılar ise internete farklı erişim seviyeleriyle bağlanabildiklerini, bunun da sunulan hizmetin tüm aboneler için aynı olmadığını gösterdiğini dile getiriyor.

Üçüncü sınıf vatandaş

Bu seçici hizmetten yararlanan kişiler, sosyal baskılarla da karşı karşıya kalıyor; çünkü bu hizmeti satın alanlar toplum içinde eleştiriliyor.

Hasan, “İnsanlar sana ‘gidip hükümetin bu sistemi adaletsiz şekilde para kazanmasına katkı sağladın’ diyor. Yargılanıyorsun da…” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte, bu özel internet hizmetinin profesyonel ihtiyaç duyan tüm meslek gruplarına da otomatik olarak sunulmadığı belirtiliyor.

Tahran Üniversitesi’nde dilbilim profesörü olan Behruz Mahmudi Bahtiyari, bu hizmete davet almadığını ve internete yalnızca kampüs içindeyken güvenilir şekilde erişebildiğini söyledi.

“Üniversiteden çıktığınız anda üçüncü sınıf bir vatandaşa dönüşüyorsunuz ve internet bağlantınız kalmıyor” diyen Bahtiyari, bazı akademisyenlerin ise bu hizmete erişim daveti aldığını belirtti.

Medya organları bu sistemi ‘sınıfsal internet’ olarak tanımladı ve internetin kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp ayrıcalığa dönüştürülmesini eleştirdi.

Artan tepkiler üzerine Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, internetin durumunun savaş tehdidinin ortadan kalkmasıyla birlikte normale döneceğini söyledi.

Muhacerani ayrıca, yaşanan kesintilerden İsrail ve ABD’yi sorumlu tutarak, güvenlik koşullarının hükümeti bu tür kısıtlamalara zorladığını ifade etti.

‘Zahmete değmez’

İran’da son yıllarda kullanıcılar, büyük sosyal medya platformlarına getirilen kısıtlamaları aşmak için sanal özel ağlara (VPN) giderek daha fazla başvuruyordu. Ancak bugün, ‘profesyonel internet’ hizmetine erişebilenler dahil birçok kişi için bu özel internet paketlerinin maliyeti ek bir ekonomik yük haline gelmiş durumda. Savaşın başlamasından bu yana zaten zorlaşan ekonomik koşullar, uzun yıllardır yaptırımlar nedeniyle yıpranan İran ekonomisindeki kırılganlığı daha da artırdı.

Son haftalarda enflasyonun yüzde 50’nin üzerine çıktığı, yerel para birimi riyalin ABD doları karşısında değer kaybettiği ve temel tüketim ürünlerinin fiyatlarının hızla yükseldiği belirtiliyor.

34 yaşındaki grafik tasarımcı Mehdi, “Sağlanan veri miktarı, bana göre kullanıcıların ödediği maliyetle ekonomik olarak karşılaştırıldığında mantıklı değil” dedi.

Buna rağmen Mehdi, işi gereği bu hizmeti satın aldığını ancak herkesin bu paketin maliyetini karşılayamayacağını da kabul etti.

38 yaşındaki Kaveh ise kendisine de ‘profesyonel internet’ planı teklif edildiğini ancak maliyetine değmediğini düşünerek reddettiğini söyledi. Kaveh, zaten kısıtlamaları aşmak için VPN hizmetine ödeme yaptığını belirtti.

Kaveh, “Bize bir lütuf gibi sunulan, aslında çok sınırlı bir özgürlüğe on kat fiyat ödemeyeceğim” ifadesini kullandı.