Kuzey Kore'de izolasyon turizmi: Terk edilmiş tatil köyleri ve sıkı denetim

Mümkün olan ile yasak olan arasında Kuzey Kore'de tatil nasıl geçer? (AFP)
Mümkün olan ile yasak olan arasında Kuzey Kore'de tatil nasıl geçer? (AFP)
TT

Kuzey Kore'de izolasyon turizmi: Terk edilmiş tatil köyleri ve sıkı denetim

Mümkün olan ile yasak olan arasında Kuzey Kore'de tatil nasıl geçer? (AFP)
Mümkün olan ile yasak olan arasında Kuzey Kore'de tatil nasıl geçer? (AFP)

Kuzey Kore’de 20 bin ziyaretçi kapasiteli bir tatil beldesinde, turizm sezonu sadece 15 konukla açıldı. Zaten böyle bir senaryo da ancak Kuzey Kore gibi bir ülkede yaşanabilirdi.

Rus turist Anastasia Samsonova, terk edilmiş gibi görünen bu tatil beldesini dolaştı. Yiyecek bol, güneş severler için yüzlerce şezlong kumların üzerine dizilmiş, ama kimse gelmiyor. Kuzey Kore'de turizm sezonu geniş alanlara rağmen çok az sayıda insanla geçiyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, bundan iki ay önce Japonya Denizi'ne bakan Wonsan bölgesinde lüks tatil köyü Kalma’nın açılışına bizzat katıldı. Törende hem tatil köyünün açılışını hem de izolasyon ve yoksulluktan yıpranmış bir ülke için umut vaat eden turizm projesini kutlamak için havai fişekler ve müzik kullanıldı. Ancak otellerin ve restoranların ziyaretçilere kapılarını açma zamanı geldiğinde, Pyongyang, 5 yıl boyunca kapalı tuttuğu sınırlarını açtıktan sonra turistlerin ülkeye girişine yönelik kısıtlamaları yeniden sıkılaştırdı.

frty6
Kim Jong-un, Wonsan bölgesinde bir turizm tesisinin açılışı sırasında (KCNA)

Kuzey Kore'nin kapıları sadece Rus turistlere açıldı. Ruslar, yasağın kaldırılmasından sonra ülkeye giren ilk turistler oldular. Kuzey Kore'nin Avrupa'dan da ziyaretçileri kabul etmesi gerekiyordu, ancak yasak nedeni açıklanmadan kısa süre içinde yeniden yürürlüğe girdi.

Pyongyang'a herkes girebilir mi?

Kuzey Kore, birçok kişi için en çok tercih edilen seyahat destinasyonları arasında yer almayabilir, ama bazıları merak ve haritada en gizemli ve izole ülke olan bu ülkeyi keşfetme arzusuyla burayı ziyaret etmeyi düşünebilir. Peki, hangi ülkelerin vatandaşları bu ülkeye giriş yapma hakkına sahip?

Gazeteciler ve Güney Kore vatandaşları dışında herkesin Kuzey Kore'ye seyahat etme hakkı var. ABD vatandaşlarının ülkeye girişleri Kuzey Kore tarafınca yasaklanmamış olsa da kendi ülkelerinin yetkilileri onların güvenliğinden endişe duydukları için Kuzey Kore’ye gitmelerini yasaklıyor.

df
Kuzey Kore sahillerinde yeni bir deniz turizmi tesisi (KCNA)

BBC'ye göre koronavirüs (Kovid-19) salgını öncesinde, her yıl 350 bin turist Kuzey Kore'ye giriyordu ve bunların yüzde 90'ı Çinliydi. Böylece Çinliler ülkedeki turizm faaliyetlerinde başı çekiyordu, Avrupalılar ve Amerikalılar ise yıllık 5 bin ziyaretçiyi geçmeyen bir azınlık oluşturuyordu.

Ancak Kuzey Kore’nin sınırları şu an sadece ülkenin siyasi, askeri ve ekonomik alanda en önemli müttefiki olan Rusya vatandaşlarına açık.

Mavi vize kağıdı

Bir Arap ülkesi vatandaşının benzersiz bir macera yaşamak için Kuzey Kore'ye seyahat etmek istemesi halinde önce vize alması gerekiyor. Ancak Pyongyang yetkilileri şu anda vize vermiyor. Yine de bu yasak her an kaldırılabilir.

yuı
Pyongyang metro istasyonunda fotoğraf çeken bir turist (AFP)

Devletin yabancı ziyaretçilere uyguladığı kısıtlamalar çok katı olduğundan ve turizm sektörünü demir yumrukla kontrol ettiğinden, böyle bir seyahat bağımsız olarak planlanamaz. Vize işlemlerinden başlayarak, uçak bileti ve otel odası rezervasyonuna ve ülke içindeki turistik gezilere kadar her şey, resmi makamların bir kolu olan lisanslı bir acente tarafından yürütülüyor. Kuzey Kore’ye seyahat etmek isteyenlerin, vize işlemlerini yürüten ajansla iletişime geçmesi gerekiyor. Vize, pasaporttan ayrı, mavi renkli bir belge şeklinde veriliyor.

Rusya ve Çin dışında bir seçenek yok

Pyongyang Uluslararası Havalimanı'na iniş iznine sadece Kuzey Kore'nin havayolları şirketi olan Air Koryo sahip. Ancak Çin havayolu şirketleri için bazı istisnalar söz konusu. Pyongyang'a hava yoluyla ulaşım yalnızca Çin ya da Rusya üzerinden mümkün ve Kuzey Kore'yi dünyaya sadece bu iki ülke bağlıyor.

yu7ı8
Kuzey Kore'ye seyahat edenler için özel turist vizesi (Wikipedia)

Air Koryo havayolu şirketinin internet sitesine göre Rusya'nın Vladivostok kentinden Pyongyang'a uçuş ücreti 265 ABD doları, Pekin'den ise 245 ABD doları olarak fiyatlandırılıyor.

derty6
Pyongyang Uluslararası Havalimanı'na sadece Rusya veya Çin'den gelen uçaklar iniş yapabilir (Reuters)

Telefonlar denetlenirken internet yok

Turistlerin Pyongyang Uluslararası Havalimanı'na iner inmez, resmi makamlara isimlerini kaydettirmeleri gerekiyor. Gümrük görevlileri tarafından kontrol edildikten sonra cep telefonlarını yanlarında tutabilirler, ancak yabancı hatlar Kuzey Kore içinde çalışmıyor. Bunun yerine, yalnızca uluslararası aramalar yapılabilen yerel ‘Koryolink’ kartı satın alınabilir. Yerel iletişim ve internet erişimi ise turistlere açık değil.

Peki Kuzey Kore'deki oteller nasıl?

Turistler otelleri bile kendileri seçemezler, bu işlem seyahatleri düzenleyen resmi acenteler aracılığıyla yapılır. Otel seçenekleri çok sınırlı ve çoğu Pyongyang'da bulunuyor. Bunlar arasında ‘Yangakdo’ ve ‘Koryo’ adlı oteller ön plana çıkıyor.

fgthyju
Pyongyang'daki Yangakdo Oteli'nin lobisinden bir kare (Otelin internet sitesi)

Kuzey Kore'yi 8 kez ziyaret eden bir Avustralyalı vatandaş tarafından hazırlanan ve 2020 yılında yayınlanan ‘Pyongyang Otelleri’ adlı kitaba göre ülkedeki oteller dünyanın başka hiçbir yerindeki otellere benzemiyor. Bu oteller, büyüklükleri, renkli dekorları, restoranları, kafeleri ve karaoke salonlarıyla dikkati çekiyor. Öte yandan, Kuzey Kore'deki otellerde internet yok ve koridorlarda ve lobide çalan müzikler, lider Kim Jong-un'u öven milli marşlardan ibaret.

Sıkı denetim altında turist kafile turları

Hiçbir turist otelden tek başına çıkamaz, ziyaret edilmesine izin verilen yerleri belirleme yetkisine sahip tur rehberi tarafından yönetilen bir kafileyle gezmek zorundalar. Turist alışveriş yapmak isterse bile sadece yabancı ziyaretçilere ayrılmış mağazalara gidebilir. Çünkü herhangi bir mağazaya rastgele girmesi yasak.

dfgty
Ryogyeong, Pyongyang'ın en ünlü ve en ilginç tasarımlı otellerinden biri (Instagram)

Yerel halkla iletişim ise gezi organizatörleri tarafından yakından takip ediliyor. Zira izin alınmadan Kuzey Koreli vatandaşlarla konuşmak casusluk olarak nitelendiriliyor.

Aynı durum fotoğraf çekmek için de geçerli. Rehberin izni olmadan hiçbir fotoğraf çekilemez. Çekilebilecek fotoğraflar belirli turistik yerlerle sınırlandırılmış durumda. Askeri yerlerin, yoksulluğun ve inşaat alanlarının fotoğraflarının çekilmesi kesinlikle yasak.

Kuzey Kore'deki turistik yerler

Kuzey Kore, aralık ve şubat ayları arasında karla kaplı dağlarında bulunan kayak merkezleriyle ünlü. Kim Jong-un, iktidara geldiğinden beri, ülkedeki refah imajını güçlendirmek için eğlence kompleksleri ve dev su parkları inşa etmeye özen gösteriyor.

dgrtyu
Koronavirüs salgını nedeniyle sınırlar kapatılmadan önce Kuzey Kore'de bir grup turist (AFP)

Turistlerin ziyaretine açık yerler listesinde, çekici tasarımı ve gelişmiş mimarisiyle Pyongyang metro istasyonu ve Kuzey Kore'nin merhum liderleri Kim Il-sung ve Kim Jong-il'in 20 metre yüksekliğindeki iki heykelini bir araya getiren ve Mansu Tepesi'nde bulunan Büyük Mansudae Anıtı yer alıyor. Listeye, Kim Il-sung'un hükümdarlığı sırasında benimsediği Juché ideolojisinden esinlenerek Taedong Nehri kıyısında inşa edilen Juché Kulesi de eklenebilir. Turistler, ünlü askeri geçit törenlerinin yapıldığı geniş Kim Il-sung Meydanı'nı da yakından görebilirler.

sdfgty
Büyük Mansudae Anıtı, Kuzey Kore'nin en önemli turistik yerlerinden biri (Reuters)

Başkent dışında ise Baekdu ve Komgang dağları, muhteşem doğalarıyla başlıca turistik yerler arasında sayılıyor.

Kuzey Kore'de ne yenir?

Kuzey Kore ziyaretinde yemekler önemli bir yer tutuyor, ancak en ünlü yemekler Arapların damak tadına oldukça yabancı.

Naengmyeon listenin başında yer alıyor. Bu yemek, buğday ve patatesten yapılan erişteye sığır eti suyu eklenerek, et, salatalık, yumurta ve turp parçalarıyla süslenerek hazırlanıyor. Soğuk olarak servis edilen naengmyeona genellikle buz küpleri ekleniyor.

frgty
Naengmyeon Kuzey Kore'nin en ünlü yemeklerinden biri (Wikipedia)

Kuzey Kore'nin ulusal yemeği olan Kimchi’de ana malzeme olarak lahana bulunuyor ve kırmızı biber tozu, turp, sarımsak ve zencefille tatlandırılıyor.

Kuzey Kore'nin ünlü yemeklerinden biri olan ise bibimbap, pirinç, sebze, kıyma, biber tozu, soya sosu ve yumurtanın karışımından oluşuyor.



Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!

Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!
TT

Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!

Trump'ın son Grönland hamlesi kafa karıştırdı: Yolda!

Trump, Beyaz Saray'da valiler için akşam yemeği düzenlemeden kısa süre önce Grönland'a hastane gemisi göndereceğini duyurdu (Reuters)

Ancak adanın neden böyle bir gemiye ihtiyaç duyduğu, Trump'ın hangi gemiyi ne zaman göndereceği belirsiz.

Başkan, duyurusunu cumartesi akşamı, Beyaz Saray'da valiler için akşam yemeği düzenlemeden kısa süre önce Truth Social hesabından paylaştı. Trump, geçen yılın sonlarında Grönland'a ABD özel elçisi olarak atadığı Louisiana'nın Cumhuriyetçi valisi Jeff Landry'yle birlikte çalıştığını belirtti.

Trump, Truth Social'da şöyle yazdı:

Louisiana'nın harika valisi Jeff Landry'yle birlikte, orada hasta ve bakıma muhtaç birçok insanın bakımını üstlenecek büyük bir hastane gemisini Grönland'a göndereceğiz. Yolda!!!

Başkanın paylaşımında, ABD Donanması'nda faaliyet gösteren iki hastane gemisinden biri olan USNS Mercy'nin resmi de vardı. Geminin ne zaman varacağı veya ne kadar süre kalacağı konusunda bilgi vermedi. Trump'ın bu kararına neyin sebep olduğu da belirsiz. Grönland hükümeti sakinlerine ücretsiz sağlık hizmeti sağlıyor.
 

Görsel kaldırıldı.
Başkan Donald Trump'ın Truth Social'daki duyurusunda, ABD Donanması'nda faaliyet gösteren iki hastane gemisinden biri olan USNS Mercy'nin resmi yer aldı (Donald Trump/Truth Social)

Donanma takip sistemlerine göre USNS Mercy ve kardeş gemisi USNS Comfort, Alabama eyaletinin Mobile kentinde demirli durumda.

The Independent, Beyaz Saray, ABD Savunma Bakanlığı ve Landry'nin ofisinden daha fazla bilgi talep etti.

Reuters'a göre, duyuru ayrıca Danimarka'nın Ortak Arktik Komutanlığı'nın Grönland sularında ABD denizaltısından bir mürettebat üyesini tahliye etmesinden saatler sonra geldi. Yetkililer, mürettebat üyesinin acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyduğunu söyledi.

ABD Donanması denizcisi, görevinden ayrılan ve Grönland'ın Nuuk kentinden yaklaşık 13 km açıkta yüzeye çıkan nükleer denizaltıdan tıbbi sebeple tahliye edilmek zorunda kaldı.

Landry, Trump'ın duyurusunu X'te yeniden paylaşarak, "Teşekkürler Başkan @realDonaldTrump! Bu önemli konuda sizinle çalışmaktan gurur duyuyorum!" diye yazdı.

Önde gelen Grönlandlı aktivist Orla Joelsen, Trump'ın duyurusuna X'te "Hayır teşekkürler!!!" diye tepki gösterdi.

"Biz Grönlandlılar sağlıklı ve iyi durumdayız, nesillerdir nüfusumuzu güçlü tutan vitamin ve besin açısından zengin fok yağı da dahil kendi geleneksel yiyeceklerimizle besleniyoruz" dedi.

Trump ve müttefikleri, ulusal güvenlik amacıyla ABD'nin Danimarka'nın özerk bölgesi Grönland'ı satın alması gerektiğini defalarca savundu. Öte yandan Grönlandlı yetkililer adanın satılık olmadığını ve Danimarka'nın bir bölgesi olarak kalması gerektiğinde ısrar ediyor.

Geçen ayın sonlarında Trump, Grönland konusunda "gelecekteki bir anlaşmanın çerçevesini" duyurmuştu.

Truth Social'da, "NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle yaptığım çok verimli görüşmeye dayanarak, Grönland ve aslında tüm Arktik Bölgesi'yle ilgili gelecekteki bir anlaşmanın çerçevesini oluşturduk" diye yazmıştı.

Trump'ın Grönland'a yönelik çabalarının birçok Amerikalı arasında popüler olmadığı anlaşılıyor. Bu ay yayımlanan AP-NORC anketine göre ABD'li yetişkinlerin yüzde 72'si Trump'ın Grönland'ı ele alma biçimini onaylamazken, sadece yüzde 24'ü onaylıyor.

Independent Türkçe


Umman Dışişleri Bakanı: ABD–İran müzakereleri Perşembe günü Cenevre’de yapılacak

Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi (sağda), İran-ABD müzakereleri öncesinde Maskat’ta düzenlenen toplantıda ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff (ortada) ve Jared Kushner’i (solda) karşılıyor – Maskat, 6 Şubat 2026 (EPA)
Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi (sağda), İran-ABD müzakereleri öncesinde Maskat’ta düzenlenen toplantıda ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff (ortada) ve Jared Kushner’i (solda) karşılıyor – Maskat, 6 Şubat 2026 (EPA)
TT

Umman Dışişleri Bakanı: ABD–İran müzakereleri Perşembe günü Cenevre’de yapılacak

Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi (sağda), İran-ABD müzakereleri öncesinde Maskat’ta düzenlenen toplantıda ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff (ortada) ve Jared Kushner’i (solda) karşılıyor – Maskat, 6 Şubat 2026 (EPA)
Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi (sağda), İran-ABD müzakereleri öncesinde Maskat’ta düzenlenen toplantıda ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff (ortada) ve Jared Kushner’i (solda) karşılıyor – Maskat, 6 Şubat 2026 (EPA)

Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki Perşembe günü Cenevre’de yapılmasına karar verildiğini açıkladı. Busaidi, nihai bir anlaşmaya varılması amacıyla “ilave çaba gösterilmesi için olumlu bir ivme” bulunduğunu belirtti.

Umman’dan gelen bu teyit, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bugün (Pazar) yaptığı açıklamanın ardından geldi. Arakçi, ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff ile Perşembe günü Cenevre’de görüşmesinin muhtemel olduğunu söyledi ve Tahran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik bir çözüme ulaşılması için hâlâ “iyi bir fırsat” bulunduğunu ifade etti.

Arakçi bu açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik olası askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiği bir dönemde, CBS News kanalına verdiği mülakatta yaptı.

Başkan Trump’ın özel temsilcisi Witkoff ise, İran’ın bugüne kadar neden “teslim olmadığını” ya da nükleer programını sınırlamayı kabul etmediğini başkanın sorguladığını söyledi. Washington’ın Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmayı sürdürdüğü bir süreçte bu değerlendirmelerin yapıldığını kaydetti.

Witkoff, dün (Cumartesi) , Fox News’te yayımlanan ve başkanın gelini tarafından sunulan “My View with Lara Trump” programında şu ifadeleri kullandı: “Onu (Trump’ı) ‘hayal kırıklığına uğramış’ olarak tanımlamak istemem; çünkü önünde çok sayıda seçenek olduğunu biliyor. Ancak neden onların... ‘teslim oldular’ kelimesini kullanmak istemem ama neden teslim olmadıklarını soruyor. Bu baskılar altında ve orada bu kadar büyük bir deniz gücü varken neden bize gelip ‘Nükleer silah istemediğimizi ilan ediyoruz ve atmaya hazır olduğumuz adımlar şunlardır’ demediler?... Buna rağmen onları o aşamaya getirmek bir şekilde zor.”

Trump, Orta Doğu’da büyük çaplı bir askeri yığınak talimatı vermiş ve haftalar sürebilecek bir hava saldırısı ihtimaline karşı hazırlık yapılmasını istemişti. Tahran ise saldırıya uğraması hâlinde bölgedeki Amerikan üslerini vurmakla tehdit etmişti.

Tekrarlanan yalanlama

ABD, İran’dan Washington’a göre bomba yapımında kullanılabilecek zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini kabul etmesini talep ediyor.

Tahran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor. Bununla birlikte, mali yaptırımların kaldırılması karşılığında programa bazı kısıtlamalar getirilmesini kabul edebileceğini belirtiyor; ancak nükleer dosyanın füze programı ya da silahlı gruplara destek gibi diğer başlıklarla ilişkilendirilmesini reddediyor.

Witkoff, “Uranyumu sivil nükleer enerji için gerekli seviyenin çok üzerinde zenginleştirdiler. Saflık oranı yüzde 60’a ulaşıyor... ve muhtemelen bomba yapımına uygun endüstriyel düzeyde malzemeye sahip olmaya sadece bir hafta uzaktalar. Bu gerçekten tehlikeli” dedi.

Öte yandan, üst düzey bir İranlı yetkili bugün (Pazar) Reuters ajansına yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında yaptırımların hafifletilmesinin mekanizması ve kapsamı konusunda görüş ayrılıklarının sürdüğünü söyledi.


Pakistan aracılığıyla Çin ve İran ile diyalog: Orta güç perspektifi

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantı sırasında, 2 Ağustos 2025 (AFP)
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantı sırasında, 2 Ağustos 2025 (AFP)
TT

Pakistan aracılığıyla Çin ve İran ile diyalog: Orta güç perspektifi

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantı sırasında, 2 Ağustos 2025 (AFP)
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantı sırasında, 2 Ağustos 2025 (AFP)

Kemal Allam

Financial Times, yıllık yıl sonu değerlendirme serisi kapsamında, 2026 yılının İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük belirsizlikle başladığını ve orta güçlerin önümüzdeki dönemde küresel düzeni ya pekiştirmede ya da zayıflatmada belirleyici faktör olabileceğini yazdı. Habere  göre, şaşırtıcı bir şekilde, Pakistan’ın adı, Amerikan hegemonyasını öngören “Donroe Doktrini”nde şimdiye kadarki en büyük kazanan olarak anılıyor. Pakistan, Beyaz Saray ziyaretlerinden Gazze barış planına kadar Donald Trump'ın çevresinde önemli bir yer edinmeyi açıkça başardı.

Ancak, Ortadoğu'ya askeri ve güvenlik tedarikçisi olarak geleneksel rolünün yanı sıra, Pakistan, İran gibi karmaşık çatışmalarda köprü görevi görmesi ve Çin ile ABD gibi daha büyük güçler arasında daha yakın bağlar kurması gereken bir orta güç olarak yeniden öne çıktı. Pakistan, daha önce, Nixon döneminde de ABD ve Çin arasındaki ilk diplomatik görüşmeye arabuluculuk yapmıştı. Bugün, on yıllık diplomatik boşluğun ardından, Pakistan, İran ile gizli görüşmeler yürütebilen ve Çin ile ortaklığı aracılığıyla bölgedeki askeri dengeyi yeniden ayarlayabilen bir güç olarak yeniden öne çıktı.

Trump'ın İran sorununu çözmek için Pakistan'a güvenmesi

Trump'ın ikinci başkanlığının başlangıcında, geçmiş dönemde Hindistan ile yakın ilişkisi ve Hindistan'ı Çin'e karşı tercih edilen stratejik ortak olarak görmesi nedeniyle Pakistan'da önemli bir belirsizlik hakim oldu. Ancak, görevdeki ilk yılından sonra Pakistan, sadece bölgede değil, küresel ölçekte de Trump'ın favorilerinden biri olarak görülmeye başladı. İsrail ve İran arasında yazın yaşanan 12 günlük savaş sırasında, Mareşal Asım Münir'in başkent Washington ve Langley'in koridorlarında neredeyse bir hafta boyunca bulunması tesadüf değildi. Dönemin Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral Michael Eric Kurilla'nın Pakistan'ı terörizm ile mücadelede bir ortak olarak savunması da pek çok kişiyi şaşırttı. Zira bu açıklama, Kongre'nin önde gelen üyelerinin, Senato'nun ve generallerin Pakistan'ı sürekli olarak terörizmi destekleyen bir devlet olarak nitelendirdiği on yıllık bir dönemle çelişiyordu. Peki ne değişti?

Birincisi, Kurilla, Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi, Washington'un istenmeyen saydığı ve ABD'nin doğrudan, en azından kamuoyu önünde, ilişki kuramadığı rejimlerle Pakistan'ın ilişki kurma yeteneğine yeniden güvenmeye başladı. İsrail-İran çatışması sırasında, ABD İran nükleer tesislerini vurduktan sonra, Pakistan gerilimin daha fazla yükselmesinin sonuçlarını hafifletmede sessiz, perde arkası bir rol oynadı. Pakistan, Tahran ve Washington arasında mesajları taşımakla kalmadı, aynı zamanda Trump'a İran’a nasıl davranması gerektiği konusunda doğrudan tavsiyelerde de bulundu. Nitekim Trump, Asım Münir ile yaptığı ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının yankılarını kontrol altına alma stratejisinin ele alındığı görüşmenin ardından, “Pakistan İran'ı çoğu ülkeden daha iyi tanıyor” açıklamasını yaptı. Bu, Trump'ın ilk döneminde Irak'ta Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle sonuçlanan önceki hamlesinden sonra yaşananları hatırlattı. O zaman, 2020'de de suikasttan sonra ilk olarak dönemin Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kamar Cavid Bacva ile telefonla görüşmüştü.

Pakistan, ABD ve Körfez ülkeleri gibi, İran'ın bölgeye yönelik niyetlerine güvenmiyor, ancak Suudi Arabistan ve Türkiye ile birlikte bir rejim değişikliği de istemiyor

Bunu anlamanın kilit noktası, Pakistan'ın, İsviçre, Katar, Umman ve İran görüşmelerindeki diğer bazı arabuluculardan farklı olarak, İran ile uzun bir sınıra sahip olması ve İran ile sürekli gerilimler yaşamasıdır. İranlılar, tam ölçekli bir çatışma durumunda Pakistan'ın kendileri için gerçek bir tehdit oluşturduğunun ve tüm Körfez ülkelerinin Pakistan'ın arkasında duracağının farkındalar. Daha önce yine el-Mecelle’de, İran ve Pakistan'ın, açık ve tam ölçekli bir çatışmayı önlemesi gereken dini, kültürel ve dilsel bağlara rağmen, açıkça duyurulmamış bir istihbarat ve vekalet savaşı içinde olduklarını yazmıştım. Süleymani sık sık Pakistan ile açık savaş tehdidinde bulunmuştu ve İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri'nin yanı sıra, İran'a hava saldırıları düzenleyen tek ülke Pakistan'dır. Bu durum, Pakistan'ı İran’a karşı havuç-sopa yaklaşımını uygulamak için önemli bir arka kapı haline getiriyor.

Mevcut Maskat görüşmelerinin nereye varacağını, Trump'ın İran'a saldırıp saldırmayacağını veya gerilimi azaltıp azaltmayacağını bilmesek de, Pakistan'ın rolü önemli olmaya devam ediyor. ABD, çatışma tırmandığında Beluç sınırının tarihi ve Pakistanlı Şiilerin devlete karşı kullanılması nedeniyle İran’ın Pakistan ile de ters düşebileceğinin farkında olarak kendisine mesajlar gönderebilir. İran, geçtiğimiz yaz yaşanan 12 günlük savaş sırasında ve protestoların başlamasından bu yana yaşanan son gerilimlerde Pakistan'ın gerilimi azaltmadaki rolü için de kamuoyu önünde kendisine teşekkür etti.

dvbfrg
Çin'in doğusundaki Shandong eyaletinin Qingdao kentinde Şanghay İşbirliği Örgütü üye devletlerinin savunma bakanlarının çektirdiği toplu fotoğraf, 26 Haziran 2025 (AFP)

Pakistan, ABD ve Körfez ülkeleri gibi, İran'ın bölgeye yönelik niyetlerine güvenmiyor. Ancak Suudi Arabistan ve Türkiye ile birlikte bir rejim değişikliği de istemiyor. Bu da onu aradaki uçurumu kapatmada önemli bir oyuncu haline getiriyor. Pakistan’ın kendisi de nükleer güç olma yolunda benzer bir süreçten geçti ve nükleer meselede nasıl başarılı bir şekilde müzakere edeceğini biliyor. Askeri kapasiteye dayanma gücü olmadığında müzakerelerin ne kadar sınırlı olabileceğini biliyor. Pakistan ayrıca, Çin’in dünyadaki en yakın diplomatik ve askeri müttefiki olma avantajına da sahip.

Çin ve etkiyi kullanma sanatı

Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve Başkan Richard Nixon'ın Pakistan aracılığıyla Çin ile yaptıkları görüşmeler ve gerçekleştirdikleri ziyaretler, İslamabad’ın eski Amerikan ulusal güvenlik uzmanlarının uzun zamandır minnettar olduğu önemli bir köprü olmasına olanak tanıdı. Pervez Müşerref dönemine kadar Pakistan, Çin ve ABD'nin kendi nüfuz alanlarındaki dengeleyici rolünde denklik konumunu korudu. Yine Müşerref dönemine kadar Pakistan ordusu, F-16 savaş uçaklarından Bell AH-1 Cobra saldırı helikopterlerine kadar neredeyse tamamen Amerikan kaynaklı ekipmanlara güveniyordu.

Çin'in etkisi, İslamabad'ı bir dönem Pekin'e karşı yanlış tarafta duran birçok güç için bir köprü kurucu haline getirdi

Ancak bu değişim daha sonra gerçekleşti ve Pakistan, Çin'in en yeni savaş uçakları ve füze teknolojilerini paylaştığı dünyadaki tek ordu haline geldi; bu da geçen yılki kısa savaşta Hindistan'a karşı üstün gelmesine yardımcı oldu. Böylece Çin, en yeni ekipmanlarını test etmek için Pakistan’ı kullanmaya başladı ve bunları Hint güçlerine karşı ve Pakistan'ın İran ile olan birkaç sınır çatışmasında test etti. Bu durum Pakistan'ı, Çin'in nasıl düşündüğünü ve gelecekteki savaşlara nasıl hazırlandığını anlamada ABD için bir kez daha vazgeçilmez bir ortak haline getiriyor. Dünyada hiçbir ordu, Pakistan ordusu gibi bir yandan Trump ile doğrudan ve hızlı iletişim kurma yeteneğine, diğer yandan da Çin ile en yakın askeri ittifaka sahip değil. Pakistan ayrıca tarihsel olarak Çin'in hem Türkiye hem de Suudi Arabistan ile olan ilişkisinde de bağlantı noktası görevi

Türkiye'nin önde gelen askeri stratejistlerinden ve Erdoğan'a yakın isimlerden sayılan Türk Amiral Cihat Yaycı, Pakistan'ın Soğuk Savaş sırasında Çin'in yükselişinde çok önemli bir rol oynadığını ve 1980'lerde ABD, Türkiye ve Suudi Arabistan ile olan ilişkilerini kullanarak bu tarafları Çin'e yaklaştırdığını düşünüyor. Yaycı ayrıca, kıdemli bir Türk subayı olarak, Çin'in kendisini Pakistan'ın en yakın müttefiki olarak nasıl gösterdiğine ve bunun Ankara'yı Uygur sorunu nedeniyle aralarında gerilim tırmandığında Pekin ile açılıma nasıl ittiğine bizzat şahit olduğunu belirtiyor. Bu Çin etkisi, İslamabad'ı bir zamanlar Pekin'e karşı yanlış tarafta duran birçok güç için bir köprü kurucu haline getirdi. Hudson Enstitüsü de yakın zamanda aynı konuyu, yani Çin'in Pakistan'ı Batı ve Avrasya arasındaki güç dengesini yeniden şekillendirmek için nasıl kullandığını gündeme getirdi.

Elbette Pakistan'ın gücünün de sınırları var; kırılgan ekonomisi Suudi Arabistan, Çin, BAE ve ABD dahil olmak üzere bir dizi uluslararası hamisine dayanıyor. Bu geniş bağışçı havuzu, Pakistan’ı çıkarlarını dengeleyebilen ve herhangi bir tarafla ittifak kurma tuzağına düşmeden aralarında manevra yapabilen bir köprü görevi görmesini sağlıyor. Avrupa Birliği ve Latin Amerika'daki birçok ülke, Trump taraf seçmeleri için baskı yaptığında ABD-Çin çatışmasında bir denge kurmakta zorlanırken, Pakistan bir anlamda tam tersi bir yaklaşım benimsedi. Sıfır toplamlı bir oyun tuzağına düşmek yerine, başkaları tarafından kullanılan bir köprü haline geldi. Bu da onu hem İran hem de Çin ile konuşmak için uygun bir muhatap yapıyor.