Afganistan, Taliban yönetimi altında beşinci yılına giriyor... İşte bilmeniz gereken beş şey

‘Emri bil Ma'ruf Nehy-i anil Munker’ kamusal yaşamın birçok yönünü düzenliyor

Afganistan'ın başkenti Kabil'de iktidarı ele geçirmelerinin dördüncü yıldönümünü anmak için yürüyüş düzenleyen Taliban mensupları, 15 Ağustos 2025. Taliban, ABD destekli hükümetin çöküşünün ardından yabancı güçlerin kaotik bir şekilde çekilmesiyle Kabil'i ele geçirdi. (EPA)
Afganistan'ın başkenti Kabil'de iktidarı ele geçirmelerinin dördüncü yıldönümünü anmak için yürüyüş düzenleyen Taliban mensupları, 15 Ağustos 2025. Taliban, ABD destekli hükümetin çöküşünün ardından yabancı güçlerin kaotik bir şekilde çekilmesiyle Kabil'i ele geçirdi. (EPA)
TT

Afganistan, Taliban yönetimi altında beşinci yılına giriyor... İşte bilmeniz gereken beş şey

Afganistan'ın başkenti Kabil'de iktidarı ele geçirmelerinin dördüncü yıldönümünü anmak için yürüyüş düzenleyen Taliban mensupları, 15 Ağustos 2025. Taliban, ABD destekli hükümetin çöküşünün ardından yabancı güçlerin kaotik bir şekilde çekilmesiyle Kabil'i ele geçirdi. (EPA)
Afganistan'ın başkenti Kabil'de iktidarı ele geçirmelerinin dördüncü yıldönümünü anmak için yürüyüş düzenleyen Taliban mensupları, 15 Ağustos 2025. Taliban, ABD destekli hükümetin çöküşünün ardından yabancı güçlerin kaotik bir şekilde çekilmesiyle Kabil'i ele geçirdi. (EPA)

Taliban Hareketi 2021 yılında Afganistan'da ikinci kez kontrolü ele geçirmeyi başardı. O zamandan beri iktidarlarını pekiştirdiler, kadınları ve kızları kamusal yaşamdan uzaklaştırdılar, iç muhalefeti ve dış rakiplerini ezip geçtiler. Öte yandan ilk kez, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin daimî üyesi Rusya tarafından ülkenin resmi hükümeti olarak tanındılar.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Taliban ülkeyi kararnamelerle yönetiyor. Ancak Afganların kararnameler ve ideolojilerle karşılanamayacak özlemleri ve ihtiyaçları var.

Açıkçası, iklim değişiklikleri, nüfus artışı ve dış yardımlardaki keskin düşüş, Taliban'ın sadece yönetme değil, liderlik etme yeteneğini de sınayacak.

rt5
Afgan güzellik uzmanları, Afganistan'ın Kabil kentindeki bir salonda müşterilerine hizmet veriyor, 16 Ağustos 2025... Afgan kadınlar, Taliban'ın 2023 yılında güzellik salonlarını yasaklamasına sakin bir şekilde uyum sağlıyor. (EPA)

Taliban iktidardaki beşinci yılına girerken, bu hareket hakkında bilinmesi gereken beş şey:

Kandahar'da yaşayan Hibetullah Ahundzade, 2016 yılında Taliban'ın lideri olmasından bu yana, isyandan iktidara geçiş sürecinde Taliban'ın mirasını güçlendirdi. AP'ye göre Taliban lideri son 20 yıldır tek bir büyük hedefe odaklandı: İslam devleti kurmak.

Bu vizyonun odak noktası, geçen yıl Afganistan'daki yaşamın birçok yönünü düzenleyen Emri bil Ma'ruf Nehy-i anil Munker (İyiliği emretmek ve kötülüğü yasaklamak) yasasını onaylamasıydı.

Geçtiğimiz haziran ayında Ahundzade, Taliban'ın şeriatı uygulamak için savaştığını ve kendini feda ettiğini söyledi. Komutanlığın emir ve talimatlarına uymanın bir görev olduğunu ve herkesin bu itaat sınırları içinde hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

rgty
Hareketin lideri Molla Hibetullah Ahundzade Kandahar'da ikamet ediyor. (AFP)

Onun destekçileri ise onun dini otoritesinin üstünlüğünü vurguluyor. Yükseköğretim Bakanı nisan ayında daha da ileri giderek, Ahundzade'ye yönelik eleştirileri kutsallıklara hakaret etmekle eş tuttu ve ona itaat etmenin ilahi bir emir olduğunu vurguladı.

Bu konuda, Uluslararası Kriz Grubu'nun (ICG) Asya Programı’nın önde gelen analisti İbrahim Behis, “O, neyin hareket edip neyin hareket etmeyeceğini, neyin olup neyin olmayacağını belirler” dedi.

Derinlerde gömülü

Taliban'ın iç anlaşmazlıkları derinlerde gömülü kalmaya devam ediyor. Örneğin, Taliban içindeki bazı gruplar başlangıçta kadınlar ve kızlar üzerindeki yasağın kaldırılmasını veya en azından değiştirilmesini talep ederek Taliban'ın daha geniş bir küresel ve finansal katılım alanına sahip olmasını sağlamayı amaçladı.

Ancak Ahundzade ve çevresi bu baskıya direndi ve Taliban hükümeti izolasyonundan çıkarak diplomatik ilişkiler geliştirdi; iktidarını sürdürmek için her yıl milyarlarca dolarlık vergi geliri elde etti.

ı8
Afganistan'ın başkenti Kabil'de iktidarı ele geçirmelerinin dördüncü yıldönümünü anmak için yürüyüş düzenleyen Taliban mensupları, 15 Ağustos 2025. (EPA)

Afganistan’ta İçişleri Bakanı Siraceddin Hakkani gibi nüfuzlu kişilerin otoritesinin zayıfladığı gözlemleniyor. Kasım ayından bu yana Ahundzade, Afganistan'ın silah ve askeri teçhizatını doğrudan kontrol altına aldı ve bu da hareketin kurucusu Molla Muhammed Yakub'un yönettiği İçişleri ve Savunma bakanlıklarının marjinalleşmesine yol açtı.

Geçtiğimiz aralık ayında önemli bir intihar saldırısında amcası öldürülen Hakkani, liderliğe sert eleştiriler yöneltiyordu, ancak şimdi durum farklı; kendi güçlü ağını yöneten Hakkani, Kandahar fraksiyonuyla bir savaş başlatıp kazanamaz.

Siyasi temsilci Şir Abbas Stanikzay ise ocak ayında Ahundzade'yi eleştirerek, ‘eğitimin yasaklanmasının şeriatta hiçbir dayanağı olmadığını’ vurguladı. Stanikzay kısa süre sonra Afganistan'ı terk etti ve halen ülke dışında bulunuyor. Stanikzay, kaçtığı veya şayet kalırsa tutuklanacağı yönündeki haberleri yalanladı.

Ahundzade, İslam hukukunu liderliğinin merkezine koydu. Behis, “Kendini vazgeçilmez hale getirdi. Tüm hareket ona sadakat borçlu” ifadelerini kullandı. Diğer yandan Afgan kadın ve kız çocuklarına yönelik politikalar konusunda herhangi bir değişiklik olacağına dair hiçbir işaret yok.

hyujı
ABD'nin çekilmesinin ve hareketin Kabil'de iktidara gelmesinin dördüncü yıldönümü kutlamaları sırasında gülümseyen bir Taliban üyesi, 15 Ağustos 2025 (AP)

Kadınlar tarafından yönetilen Afgan haber sitesi Zan Times’ın Genel Yayın Yönetmeni Zühre Nadir, Rusya'nın Taliban'ı tanımasının ‘çok endişe verici’ bir mesaj verdiğini söyledi.

Nadir, Taliban'ın politikalarına karşı muhalefet olduğunu, ancak insanların güçlü bir alternatif olmadığı için korktuklarını ifade etti. Nadir’e göre Taliban, ülkeyi zorla ele geçirdi ve şiddet yoluyla iktidarını sürdürdü.

Taliban iktidara geldikten sonra kadınlar Afganistan sokaklarına çıkıp protesto ettiler, ancak intikamla karşılaştılar.

Nadir, “Görünür bir protesto olmaması ile durumun kabul edilmesi karıştırılmamalıdır. Aslında, görünür bir protesto olmaması, muhalefet nedeniyle insanların karşı karşıya kaldığı ciddi riskleri yansıtmaktadır. Direniş halen devam ediyor, ancak genel ifade korku ve güçle bastırıldı” ifadelerini kullandı.

Taliban sonrası

Taliban, kadın haklarını korumaya kararlı olduğunu vurguluyor. Nadir ise ülke yöneticilerinin politikalarını değiştireceğine dair ‘güvenin zayıf’ olmasına rağmen, kadınların Taliban sonrası geleceğe ‘psikolojik ve zihinsel’ olarak hazırlandıklarını vurguluyor:

“Bu vahşetin sonsuza kadar sürmeyeceği umudu birçok kadını hayatta tutuyor. Bu kadınlar, rejim devam ettiği sürece kadın haklarına ilişkin tutumunu değiştirmeyeceğini düşünüyor.”

Taliban'ın ikili ilişkileri ortak temellere dayanıyor: ‘sınırlar, su, ulaşım ve güvenlik’. Özellikle Avrupa'da göçmenlere karşı düşmanca söylemler, Batı'daki siyasi partilerle diplomatik etkileşimi güçlendirebilir. Zira bu partiler destekçilerini memnun etmeye çalışıyor.

drfgty
Afgan güzellik uzmanları, Afganistan'ın Kabil kentindeki bir salonda müşterilerine hizmet veriyor, 16 Ağustos 2025... Afgan kadınlar, Taliban'ın 2023 yılında güzellik salonlarını yasaklamasına sakin bir şekilde uyum sağlıyor. (EPA)

Bu bağlamda Birleşik Krallık merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS), Taliban'ın daha geniş kapsamlı diplomatik etkileşimlerinin Batı'nın benimsediği ‘tanımama’ yaklaşımını parçaladığını ve Taliban ile ‘kademeli normalleşme’ yolunu açtığını bildirdi.

Nadir, “Taliban bölgede kendini rahat hissediyor ve kabul edilebilir bir çalışma yöntemi buldu. Bölge de onun varlığına uyum sağladı. Son dört yılda gördüğümüz şey, Taliban üzerinde gerçek bir baskı değil, daha çok normalleşme ve yatıştırma. Afganistan içinde ve dışında durumu izleyen bizler için bu sadece siyasi değil, aynı zamanda kişisel bir mesele. Bu acı verici durum, Afgan kadınlarının acılarının siyasi çıkarlar uğruna göz ardı edildiği yönündeki endişelerimizi doğruluyor” şeklinde konuştu.

Taliban için gerçek sınav henüz başlamadı; Nisan ayına kadar ABD, Afganistan'ın en büyük bağışçısıydı ve nüfusun yarısından fazlası hayatta kalmak için yardıma muhtaçtı. Ancak, Taliban'ın bu yardımlardan yararlanacağı endişesiyle acil yardımı durdurdu.

Görünüşe göre binlerce Afgan, kadınlar da dahil olmak üzere, işlerini kaybetmek üzere. Çünkü sivil toplum kuruluşları ve ajanslar faaliyetlerini azaltıyor veya kapatıyor. İş ve sözleşmelerin kaybı ve insani yardımın azalması, Taliban için gelir kaybı anlamına geliyor.

Bu bağlamda BM ajanslarından biri, ‘çalışanların itibarı ve güvenliği için riskler’ olduğunu belirtti. İnsani yardım kuruluşları, fonların azalması nedeniyle faaliyetlerini askıya almak zorunda kaldılar ve bu da topluluklar arasında adaletsizliğe yol açtı. İnsani yardım yetkilileri, hayal kırıklığı ve artan gerginliğin, insanların kaynaklar ve hizmetler için rekabet etmesiyle birlikte şiddete yol açacağı konusunda uyarıyor.

Bu kesintiler, komşu ülkelerden Afganların toplu olarak sınır dışı edilmesiyle aynı zamana denk geliyor ve bu da nüfusun şişmesine ve işsizlerin sayısının artmasına neden oluyor. Ayrıca gelen para transferleri de duruyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), nüfusun 2050 yılına kadar yüzde 85 artarak 76,88 milyona ulaşacağını tahmin ediyor. Afganistan'ın insanlara gıda, barınma ve ekonomik fırsatlar sağlaması gerekiyor.

defed
Afganistan'ın başkenti Kabil'de iktidarı ele geçirmelerinin dördüncü yıldönümünü anmak için yürüyüş düzenleyen Taliban mensupları, 15 Ağustos 2025. (EPA)

Afganistan Analistler Ağı'ndan Thomas Ruttig ise 1990'ların sonunda ‘tamamen harap olmuş’ bir ofiste Taliban'ın önde gelen bir üyesiyle yaptığı görüşmeyi hatırlıyor. Taliban militanları ona, kendilerinin bu koşullarda yaşayabildiklerini, ancak yabancıların yaşayamadıklarını söylemişlerdi.

Ruttig, “Afganlar bu koşullar altında yaşayabilirler diyorlar ve bu bir dereceye kadar doğru. Bu koşullar altında yaşamaya zorlandılar ve uyum sağlamayı öğrendiler” dedi.

“Şimdi ise evleri, toprakları ve birikimleri yok oldu” diyen Ruttig, Taliban'ın savaştaki zaferini ‘Allah'ın ve halkın yardımıyla kaçınılmaz’ olarak gördüğünü belirtti. Taliban'ın Afganların özlemlerinin bir yansıması olmasına rağmen, açılmaya ve halkın endişelerini dinlemeye devam etmesi gerektiğini ifade etti.

Ruttig sözlerini şöyle sürdürdü: “Onlar, ne kadar açık olurlarsa, kendilerine olan şüphelerin o kadar artacağını ve bunun da iktidarlarını zayıflatabileceğini biliyorlar. Taliban, ülkeyi sırf yönetmek için mi yönetmek istiyor, yoksa Afganistan'ı daha iyi bir yer haline getirmek için mi yönetmek istiyor? Belki de karşılaştıkları en büyük soru budur.”



Trump, İran’la ateşkes görüşmelerini reddetti: ABD ve Tahran savaşta geri adım atmıyor

 Reuters
Reuters
TT

Trump, İran’la ateşkes görüşmelerini reddetti: ABD ve Tahran savaşta geri adım atmıyor

 Reuters
Reuters

ABD ve İran’ın karşılıklı olarak geri adım atmaması, çatışmaların uzun sürebileceğine işaret ediyor. Arabuluculuk girişimleri ise şimdilik sonuç vermiş değil

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İran’la devam eden savaşı sona erdirmek amacıyla başlatılmak istenen diplomatik temaslara mesafeli durduğu bildirildi.

Reuters’a konuşan diplomatik kaynaklara göre Washington yönetimi, Ortadoğulu müttefiklerin ateşkes görüşmelerini başlatma girişimlerini geri çevirdi. İran ise ABD ve İsrail saldırıları sona ermeden herhangi bir ateşkesi değerlendirmeyeceğini açıkladı.

Uzmanlara göre tarafların mevcut tutumu, savaşın kısa vadede sona ermesinin zor olduğunu gösteriyor.

Taraflar müzakereye hazır görünmüyor

Konuya yakın üç kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre ABD yönetimi, iki hafta önce ABD ve İsrail’in geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan çatışmaları diplomasi yoluyla sonlandırma girişimlerine şu aşamada sıcak bakmıyor.

İranlı iki üst düzey yetkili de Tahran yönetiminin, ABD ve İsrail saldırıları durmadan ateşkes ihtimalini reddettiğini söyledi.

Kaynaklara göre İran’ın ateşkes için öne sürdüğü şartlar arasında; ABD ve İsrail saldırılarının tamamen sona ermesi, bu durumun kalıcı güvence altına alınması, savaş nedeniyle tazminat ödenmesi gibi talepler bulunuyor.

Petrol piyasalarına etkisi büyüyor

Savaşın etkileri sadece bölgeyle sınırlı kalmazken, küresel enerji piyasalarında da ciddi dalgalanmalara yol açıyor.

İran’ın dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapatması, petrol fiyatlarının hızla yükselmesine neden oldu.

ABD’nin cuma gecesi İran’ın en büyük petrol ihracat terminallerinden biri olan Harg Adası’nı hedef alması da Washington’un askeri baskıyı artırma stratejisinin süreceğine işaret eden bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney ise Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalacağını ve gerekirse bölgedeki saldırıların genişletilebileceğini açıkladı.

Savaşta şu ana kadar çoğu İran’da olmak üzere 2 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Arabuluculuk girişimleri tıkandı

Savaş öncesinde İran ile Batılı ülkeler arasında dolaylı görüşmelere aracılık eden Umman’ın, taraflar arasında yeniden iletişim kurulması için birden fazla girişimde bulunduğu ancak bu çabaların sonuçsuz kaldığı ifade edildi.

Reuters’a konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump’ın önceliğinin İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmak olduğunu söyledi.

Yetkili şu ifadeleri kullandı:

Başkan şu anda bu tür görüşmelerle ilgilenmiyor. Operasyon kesintisiz devam edecek. Belki ileride diplomasi gündeme gelebilir ancak şu an için böyle bir plan yok.

Trump da savaşın ilk günlerinde yaptığı bir sosyal medya paylaşımında İran yönetiminin görüşmek istediğini ancak bunun için artık "çok geç" olduğunu savunmuştu.

Beyaz Saray’dan bir başka yetkili ise İran’da ortaya çıkabilecek yeni bir yönetimin ileride diplomasiye açık olabileceğini ancak mevcut durumda askeri operasyonların süreceğini belirtti.

Washington’da strateji tartışması

Savaşın petrol fiyatlarını artırmasının ABD iç siyasetine de etkileri olabileceği değerlendiriliyor.

Bazı ABD’li yetkililer ve Trump’ın danışmanları, yaklaşan ara seçimler öncesinde artan benzin fiyatlarının Cumhuriyetçi Parti için siyasi risk oluşturabileceği uyarısında bulunarak savaşın hızlı şekilde sonlandırılmasını savunuyor.

Buna karşılık bazı güvenlik yetkilileri ise İran’ın füze programının tamamen ortadan kaldırılması ve nükleer silah geliştirme ihtimalinin engellenmesi için askeri operasyonların sürmesi gerektiğini düşünüyor.

Trump’ın diplomatik girişimleri reddetmesi, yönetimin kısa vadede savaşı bitirmeye yönelik bir strateji benimsemediği şeklinde yorumlanıyor.

İran’da da sertlik yanlıları güç kazanıyor

Kaynaklara göre savaşın ilk günlerinde taraflar gerilimi azaltma ihtimaline daha açık görünüyordu. Hatta bazı ABD’li yetkililerin Umman üzerinden temas kurduğu da belirtiliyor.

İran Ulusal Güvenlik yetkilisi Ali Laricani ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin de, olası ateşkes görüşmeleri için Umman üzerinden temas kurmaya çalıştığı öne sürüldü.

Ancak bu girişimlerin ilerleme sağlamadığı belirtiliyor.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, savaş ilerledikçe Tahran’ın tutumunun daha da sertleştiğini söyledi.

Yetkili, İran Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün kaybedilmesini savaşın kaybedilmesiyle eşdeğer gördüğünü belirtti.

"Bu nedenle Devrim Muhafızları herhangi bir ateşkesi veya diplomatik girişimi kabul etmiyor. Çeşitli ülkelerin çabalarına rağmen İran’ın siyasi liderliği de bu görüşmelere katılmayacak" dedi.

Independent Türkçe, Reuters


İran savaşı, Netanyahu’nun siyasi kariyerini nasıl şekillendirecek?

Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)
Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)
TT

İran savaşı, Netanyahu’nun siyasi kariyerini nasıl şekillendirecek?

Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)
Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)

Washington ve Tel Aviv'in Tahran'da rejim değişikliği umutları azalırken, İsrail lideri Binyamin Netanyahu siyasi bir sınavla karşı karşıya.

BBC'nin analizinde, Netanyahu'nun "onlarca yıldır bu an için hazırlandığı" ve siyasi kariyerini "İsrail'i düşmanı İran'a karşı savunma sözü" üzerine inşa ettiği yazılıyor.  

Ancak İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta başlattığı operasyonda İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan üst düzey komutanların öldürülmesine rağmen Tahran rejimi hâlâ ayakta.

Hürmüz Boğazı'ndaki krizle birlikte petrol fiyatları yükselmeye devam ederken, savaşı durdurmaları için Tel Aviv ve Washington üzerindeki baskı da artıyor.

Dolayısıyla Netanyahu'nun rejimi devirmeden savaşı sonlandırma planları yapabileceğine dikkat çekiliyor.

Eski İsrail ulusal güvenlik danışmanı ve Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü düşünce kuruluşundan araştırmacı Tümgeneral Yaakov Amidror, İsrail'in rejimi kendisine tehdit oluşturamayacak kadar zayıflatarak temel hedeflerine ulaşabileceğini savunuyor:

Rejim değişikliğini başarabilirsek, bu Ortadoğu'yu da değiştirir. Ancak sınırlarımızı biliyoruz; biz bir süper güç değiliz ve kararlarımızda alçakgönüllü olmalıyız.

Diğer yandan savaşta "tam zafer" sözüyle destek toplamaya çalışan Netanyahu için Tahran rejimini ayakta bırakmak siyasi açıdan riskli olabilir.

Analist Neri Zilber, Hamas'ın hâlâ Gazze'nin yaklaşık yarısını kontrol ettiğini, Hizbullah'ın da 2024'teki ateşkesin ardından mücadeleyi sürdürdüğünü hatırlatarak, İsrail'in geçen sene haziranda 12 gün süren çatışmaların ardından ciddi risk alarak İran'la çok daha büyük bir savaşa girdiğini vurguluyor:

Netanyahu için tehlike burada yatıyor: Geçmişteki vaatleri ona geri dönecek ve dünyanın en güçlü ordusuyla birlikte bu ölçekte yürütülen mevcut savaş bile onun İsrail halkına vaat ettiği sonuçları getirmeyecek.

İran'a karşı Netanyahu'yla ortak operasyon yürüten ABD Başkanı Donald Trump da rejim değişikliğiyle ilgili çelişkili açıklamalar yapıyor. Savaşın ilk günlerinde hem Trump hem de ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, hedefin rejim değişikliği olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunmuştu.

Daha sonra Trump, açıkça İranlılara ayaklanıp yönetimi ele geçirme çağrısı yapmıştı. Ancak Cumhuriyetçi lider, cuma günü Fox News Radio'ya verdiği söyleşide böyle bir hamlenin "çok zor olacağını" itiraf etti.

Netanyahu da perşembe günkü basın açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

Rejimi devirmek için en uygun koşulları yaratıyoruz. Ama İran halkının rejimi devireceğine dair size kesin bir şey söyleyemem. Rejim içeriden devrilir.

Independent Türkçe, Times of Israel, BBC, New York Times


Uydu görüntülerinin analizi, savaşın başlangıcından bu yana İran’da meydana gelen hasarın boyutunu ortaya koyuyor

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
TT

Uydu görüntülerinin analizi, savaşın başlangıcından bu yana İran’da meydana gelen hasarın boyutunu ortaya koyuyor

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)

İran içinde bilgi akışına yönelik artan kısıtlamalar ve ülkenin geniş bölgelerinde internetin kesilmesi nedeniyle, uydu görüntüleri sahadaki durumu anlamak ve askeri saldırıların yol açtığı zararları tahmin etmek için temel bir araç haline geldi.

Bu çerçevede yeni bir uydu verisi analizi, yaklaşık iki hafta önce başlayan ABD-İsrail saldırılarından bu yana İran’ın farklı bölgelerindeki tesislerde meydana gelen zararların geniş kapsamlı bir ön görünümünü ortaya koydu.

Şarku’l Avsat’ın Washington Post’tan aktardığına göre, Oregon Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından dün yayımlanan analiz, saldırıların başlangıcından bu yana ülkedeki çeşitli tesislerde oluşan yıkımın boyutuna dair şimdiye kadar yayımlanan en kapsamlı tablolardan birini sunuyor.

Çalışmanın sonuçları, zararların geniş çaplı olduğunu ve özellikle nüfus açısından İran’ın en büyük şehri olan başkent Tahran ile ülkenin güney-orta kesimindeki Şiraz şehrinde yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Veriler ayrıca, sahil kenti Bender Abbas’ta 40’tan fazla tesisin zarar gördüğünü gösteriyor.

Stratejik açıdan büyük öneme sahip Bender Abbas, İran’ın ana deniz üslerinden birine ev sahipliği yapıyor ve Hürmüz Boğazı’na yakın konumda bulunuyor. Bu boğaz, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu olarak öne çıkıyor. Mevcut askeri gerilimler nedeniyle bölgede petrol yüklü gemiler birikmiş durumda ve İran tarafından olası saldırılar nedeniyle deniz trafiği konusunda endişeler artıyor.

Analizi, Oregon Eyalet Üniversitesi’ne bağlı Çatışma Ekolojisi Araştırmaları Laboratuvarı’ndan Corey Scher ve Jamon Van den Hoek yürüttü. Araştırmacılar, çalışmalarında daha önce dünyanın farklı bölgelerindeki silahlı çatışmaların etkilerini inceleyen veri analiz tekniklerini kullandı.

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’daki Havarşehr Askeri Üssü’nü hedef alan hava saldırıları sonucu hasar gören binaları gösteriyor. (AP)Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’daki Havarşehr Askeri Üssü’nü hedef alan hava saldırıları sonucu hasar gören binaları gösteriyor. (AP)

Van den Hoek, gözlemlenen hasar desenlerinin geleneksel bir cepheye odaklanmayan saldırıların doğasını yansıttığını belirterek, “Şu anda belirli bir cephe yok; çünkü hasar çok kısa bir zaman diliminde İran’ın farklı bölgelerinde meydana geliyor” dedi.

Araştırmacılar, çalışmalarında 28 Şubat’ta başlayan saldırı öncesi Sentinel-1 uydusundan alınan verileri, 2-10 Mart tarihleri arasında toplanan verilerle karşılaştırdı.

Sentinel-1 uydusu, yeryüzündeki değişimleri izlemek için radar teknolojisi kullanıyor. Bu sayede binalar ve tesislerde meydana gelen hasar veya yıkım gözlemlenebiliyor. Ancak bu analiz türü, tarım alanları, yoğun bitki örtüsüne sahip bölgeler ve gelişmemiş alanlardaki hasarları tespit edemiyor.

Araştırmacılar, bu teknolojinin İran’daki geniş arazi alanlarındaki değişimleri izlemek için eşsiz bir fırsat sunduğunu belirtirken, bazı küçük veya sınırlı hasarları tespit edemeyebileceğini vurguladı.

İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dün Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, ABD-İsrail saldırılarının çatışmanın başından bu yana 15 binden fazla hedefi vurduğunu açıkladı.

Gerginliği artıran bir başka gelişmede ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırılarını durdurmaması halinde, İran’a bağlı Hark Adası’ndaki petrol altyapısına yönelik saldırı düzenleyebileceği uyarısında bulundu. Bu açıklama, küresel enerji piyasalarının benzeri görülmemiş bir tedarik sıkıntısı yaşadığı dönemde yapıldı.

Trump, bu uyarıyı sosyal medyada yaptığı bir paylaşımla da destekleyerek, ABD’nin Hark Adası’ndaki askeri hedefleri ‘tamamen yok ettiğini’ duyurdu. Ada, İran’ın petrol ihracatında kritik bir nokta; ülkenin petrol sevkiyatlarının yaklaşık yüzde 90’ı buradan geçiyor ve Hürmüz Boğazı’nın yaklaşık 500 kilometre kuzeybatısında yer alıyor.

Buna rağmen Trump, bugüne kadar ABD saldırılarının ada üzerindeki petrol altyapısını hedef almadığını belirtti ve “Ancak İran veya başka herhangi bir taraf, Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin güvenli ve serbest geçişini engelleyecek bir eylemde bulunursa, bu kararı derhal gözden geçiririm” ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)

Trump, İran’ın ABD saldırılarına karşı koyma kapasitesinin bulunmadığını belirterek, “İran ordusu ve bu terörist rejimdeki diğer tüm taraflar silahlarını bırakıp ülkelerinde kalanları kurtarmak için akıllıca davranmalıdır; kalan çok fazla bir şey yok” dedi.

Daha sonra yaptığı bir paylaşımda Trump, medyayı eleştirerek, ‘yalan haber medyası’ olarak nitelendirdiği kuruluşların ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarındaki başarıları görmezden geldiğini savundu. Trump ayrıca, İran’ın ‘tamamen yenildiğini’ ve bir anlaşma