Lübnan için kritik bir an

ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, 18 Ağustos’ta Lübnan’ın Baabda bölgesinde bulunan Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile görüşmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlıyor (Reuters)
ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, 18 Ağustos’ta Lübnan’ın Baabda bölgesinde bulunan Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile görüşmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlıyor (Reuters)
TT

Lübnan için kritik bir an

ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, 18 Ağustos’ta Lübnan’ın Baabda bölgesinde bulunan Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile görüşmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlıyor (Reuters)
ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, 18 Ağustos’ta Lübnan’ın Baabda bölgesinde bulunan Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile görüşmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlıyor (Reuters)

Michael Harari

Lübnan, 27 Kasım 2024'te Hizbullah ve İsrail arasındaki çatışmaları durduran bir ateşkes anlaşmasına vardı. Ancak, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararının uygulanması sürüyor ve devam eden meydan okumalar ve engellerle karşı karşıya. Lübnan'ın yeni başbakanı ve hükümeti, stratejik hedeflerinin, Hizbullah ve kamplardaki Filistinli örgütlerin silahsızlandırılmasını gerektiren silahın sadece devlet kontrolünde olması ilkesini yerleştirmek olduğunu açıkladı.

Bu yaklaşım, Lübnan devletini tarihi bir yol ayrımına getiriyor. Bu hedefe Hizbullah ile diyalog yoluyla ulaşmayı açıkça tercih etmesine rağmen, özellikle İran'ın Hizbullah’ın bu karara uymayı reddetmesini açıkça desteklemesi göz önüne alındığında, bunun yalnızca barışçıl yollarla başarılabileceğine inanmak zor.

Sahada, Lübnan ordusu ülkenin güneyinde benzeri görülmemiş bir ölçekte faaliyet gösteriyor. İsrail ise Lübnan topraklarından henüz tamamen çekilmedi. Ona göre bu önlem, Lübnan ordusunun bu bölgeler üzerindeki kontrolünü sağlamak ve Lübnan hükümetine Hizbullah'ın silahsızlandırılmasının kapsamını genişletmesi amacıyla baskı uygulamak için gerekli.

Lübnan bugün kritik bir dönüm noktasında. Lübnan devleti ve toplumunun, iç savaş travması ve benzer bir çatışmaya geri dönme korkusundan kaynaklanan ikilemi anlaşılabilir. Gelgelelim bu gerçeklik, mevcut fırsatın tekrarlanmayabileceği ve değerlendirilmezse bir daha asla geri dönmeyebileceği gerçeğiyle çelişiyor.

ABD, özellikle Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda İsrail'e tutumunu yumuşatması için baskı yapmayacak

ABD'nin Lübnan Özel Temsilcisi Tom Barrack, Beyrut'a yaptığı son ziyaretten bir önceki ziyaretinde, Lübnan hükümetine fiili ültimatom olarak değerlendirilebilecek bir mesaj verdi; fakat bunu bu şekilde sunmamaya da özen gösterdi. Ancak, açıklamalarının içeriği Washington'ın tutumunu açıkça ortaya koyuyordu. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre Lübnan medya kuruluşları, Amerikan mesajının ana noktalarını şu şekilde özetledi:

A. Lübnan, başlıca bölgesel ve uluslararası aktörlerin öncelik listesinde üst sıralarda yer almıyor. Uluslararası toplum, Lübnan'ın Hizbullah'ı silahsızlandırma taahhüdünü yerine getirmesini bekliyor.

B. Bölgesel çatışmaların yoğunlaştığı Ortadoğu'da Suriye, yeniden inşasına yönelik artan ilgiyle birlikte öncelikler listesinin başında yer almaya başladı. Bu bağlamda Lübnan ikincil öneme sahip bir cephe konumunda.

zxcdfg
Hizbullah destekçileri, 8 Ağustos'ta Beyrut'un güney banliyölerinde hükümetin silahsızlandırma planını onaylamasını protesto etmek için sokaklarda lastik yaktı (AFP)

C. ABD, özellikle Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda İsrail'e tutumunu yumuşatması için baskı yapmayacak. İsrail, Birleşmiş Milletler'e ve kurumlarına güvenmiyor ve 1701 sayılı kararın uygulanmasını denetlemekte başarısız olan UNIFIL'in görevini sürdürmesinin bir anlamı olmadığını düşünüyor. ABD yönetimi, BM barış gücü UNIFIL’e tahsis edilen fona katkısını önemli ölçüde azalttı ve bu durum, UNIFIL'in görev süresinin uzatılması veya gözlemci sayısının sınırlı sayıya düşürülmesi ihtimalini şüpheli hale getirdi. ABD, İsrail'in tutumuna paralel olarak, UNIFIL'in rolünün tamamen sonlandırılması tercihini dolaylı olarak destekleyebilir.

Barrack'ın açık niyeti, Lübnan hükümetine yükümlülüklerini yerine getirmesi için baskıyı artırmaktı. Bu hamle risksiz değil, ancak zamanlaması kritik; İran ve Hizbullah ciddi bir zayıflık yaşıyor, Esed rejimi çöktü ve bölgesel güç dengesinde dramatik değişimler yaşandı.

Silahsızlandırma ile ilgili başlıca meydan okumayla başa çıkmanın Lübnan devletine düştüğü açık. Lübnan, tüm bileşenleriyle birlikte, şüphesiz ki kritik bir tarihi anla karşı karşıya

İsrail, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in bakış açısına göre devam eden askeri baskının Lübnan hükümetine hem “İsrail sopası” hem de “Amerikan sopası”ndan yararlanarak Hizbullah'ı silahsızlandırma konusunda yardım etmesi bekleniyor. 7 Ekim 2023'ten sonra İsrail'in güvenlik doktrinini kökten değiştirdiği inkâr edilemez. Kendine hakim olma politikasından, askeri gücünü kararlı bir şekilde kullanmaya geçiş yaptı ve gerekirse iradesini zorla dayatması için Trump yönetiminin verdiği destekten yararlandı. Ancak İsrail, Lübnan'a yönelik adımlarını dikkatlice ayarlamalı ve daha sofistike ve incelikli bir yaklaşım benimsemeli.

• İsrail sessiz kalıp itidal göstermeli ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda Lübnan içindeki tartışmaya dahil olmaktan kaçınmalı. Zira tutumu yeterince açık ve retorik açıdan durumu daha fazla tırmandırmaya gerek yok.

dfgrt
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ABD Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack ve ABD Ortadoğu Temsilcisi Yardımcısı Morgan Ortagus, 18 Ağustos'ta Beyrut'taki Hükümet Sarayı’nda bir toplantıda (AFP)

• Bu aşamada olumlu yorumlanabilecek bir veya iki yerden çekilme isteğini ifade etmek gibi kısmi adımlar atılması düşünülebilir. Ayrıca, güneydeki köylerin sakinlerinin evlerine dönmelerine ve yeniden inşa sürecine başlamalarına izin verilmesi, Hizbullah için bir zorluk oluşturabilir ve hükümete ilave bir destek sağlayabilir.

• İsrail, Şeba Çiftlikleri ve Gacar köyü gibi İsrail ve Lübnan arasında Suriye boyutu olan tartışmalı bölgeler de dahil olmak üzere tüm cephelerde Suriye-Lübnan sınırı meselesinin çözümünü teşvik etmek için Washington ile yoğun bir şekilde çalışmalı. Bu, iki taraf arasındaki kara sınırı anlaşmazlıklarının çözümüne katkıda bulunabilir ve ek bir engeli, Hizbullah'ın silahını korumak için öne sürdüğü gerekçelerden birini ortadan kaldırabilir.

Silahsızlandırma ile ilgili başlıca meydan okumayla başa çıkmanın Lübnan devletine düştüğü açık. Lübnan, tüm bileşenleriyle birlikte, şüphesiz ki kritik bir tarihi anla karşı karşıya. Durumun karmaşıklığına ve mevcut risklere rağmen, mevcut koşullar beklenebilecekler için ideal. Ayrıca, Filistin ve Lübnan cepheleri şimdilik ayrı kalmaya devam ediyor ki, bu olumlu bir nokta. Zira Gazze'de operasyonların tırmanması muhtemel ve bu, geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilir. En iyisi bu senaryodan kaçınmak ve ateşkesi sağlamlaştırmaya doğru ilerlemektir. Son iki yıldır süren savaşın şiddetine rağmen, mevcut koşullar hem Lübnan hem de İsrail için kuzey cephesinde altın bir fırsat sunuyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.


İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek
TT

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

 

İran yarın müttefiki Rusya ile birlikte Umman Denizi’nde ortak deniz tatbikatı düzenleyecek. Bu bilgi, İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’nın (ISNA) bugün aktardığı askeri yetkili beyanıyla duyuruldu. Tatbikat, ABD ile İran arasında gerçekleştirilen görüşme oturumunun hemen ardından geliyor.

Askeri Sözcü Hasan Maksudlu, ortak deniz tatbikatının Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde yapılacağını ve ‘bölgedeki deniz güvenliğini ve iki ülkenin donanma birlikleri arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi’ amaçladığını açıkladı. Sözcü, tatbikatın süresine dair bir bilgi vermedi.

İran, iki gün önce (pazartesi), stratejik Hürmüz Boğazı’nda Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) denetiminde başlayan tatbikatları duyurmuştu.

İranlı yetkililer, özellikle Tahran ile Washington arasındaki gerilimin yükseldiği dönemlerde, dünyanın önemli petrol ve gaz nakil güzergâhlarından biri olan bu boğazı kapatmakla tehdit etmişti. İran televizyonu, askeri tatbikatlar sırasında boğazın dün birkaç saatliğine ‘güvenlik’ gerekçesiyle kapatıldığını bildirdi.

ABD, İran ile devam eden görüşmeler sırasında iki ülke arasında anlaşmaya varılamaması durumunda askeri müdahale tehdidi çerçevesinde, Arap Körfezi sularına büyük bir donanma gücü yerleştirdi.

Görüşmeler, şubat ayı başında Umman himayesinde yeniden başladı. Bu, haziran ayında Israil’in İran’a yönelik yürüttüğü savaşın ardından yapılan ilk oturumdu. O dönemde Washington, İran’ın nükleer tesislerini bombalamış; Tahran ise karşılık olarak İsrail ve bölgedeki Amerikan üslerini hedef almıştı.

İran, görüşmelerin yalnızca nükleer programla sınırlı olduğunu vurgularken, Washington, görüşmelere İran’ın balistik füze programı ve Ortadoğu’daki silahlı gruplara -özellikle Hizbullah- desteğinin de dahil edilmesini talep ediyor.