Netflix'in II. Dünya Savaşı dizisine övgü: Olağanüstü

Eleştirmenler, Aria Mia Loberti'nin Göremediğimiz Tüm Işıklar'daki performansını "zarif ve etkileyici" diye niteledi (Netflix)
Eleştirmenler, Aria Mia Loberti'nin Göremediğimiz Tüm Işıklar'daki performansını "zarif ve etkileyici" diye niteledi (Netflix)
TT

Netflix'in II. Dünya Savaşı dizisine övgü: Olağanüstü

Eleştirmenler, Aria Mia Loberti'nin Göremediğimiz Tüm Işıklar'daki performansını "zarif ve etkileyici" diye niteledi (Netflix)
Eleştirmenler, Aria Mia Loberti'nin Göremediğimiz Tüm Işıklar'daki performansını "zarif ve etkileyici" diye niteledi (Netflix)

2023'te yayına giren yıldızlarla dolu Göremediğimiz Tüm Işıklar (All the Light We Cannot See) adlı II. Dünya Savaşı draması, Netflix'te yeniden keşfediliyor. 

4 bölümlük mini dizi, işgal altındaki Fransa'da hayatta kalmaya çalışan görme engelli Fransız Marie-Laure ve Alman asker Werner'in hikayesini anlatıyor. 

Hollywood'un usta isimlerinden Mark Ruffalo ve Hugh Laurie de Marie-Laure'un babası Daniel ve amcası Etienne LeBlanc'a hayat veriyor. 

Göremediğimiz Tüm Işıklar, 2014'te yayımlanan ve Pulitzer Ödülü kazanan Anthony Doerr imzalı aynı adlı romandan uyarlandı.

Netflix, kitabın haklarını 2019'da satın aldı ve 4 bölümden oluşan yapım 2023'te platforma eklendi. Aradan geçen sürede dizi hâlâ güçlü hikayesi ve etkileyici oyunculuklarıyla izleyicilerden övgü toplamaya devam ediyor. 

"Kesinlikle tavsiye ederim"

IMDb'de bir kullanıcı şu yorumu paylaştı:

Dizi çok etkileyici. Oyuncular kusursuz, sürükleyici ve duygusal açıdan çok güçlü... Gerçekten olağanüstü, kesinlikle tavsiye ederim.

Bir başka izleyici de şunları yazdı:

Harika bir hikaye ve müthiş oyunculuk. Tek oturuşta bitirdim. Çok güzel yapılmış, çok iyi bir öyküsü var. Yapım kalitesi yüksek, oyuncular inanılmaz iş çıkarıyor. Özellikle Hugh Laurie olağanüstüydü!

Platformda tesadüfen keşfettiği diziyi bir gecede bitirdiğini söyleyen başka bir kullanıcı ise "Beni gerçekten büyüledi. Oyuncu seçimi ve performanslar olağanüstüydü" dedi.

"İlham verici"

Bir başka yorumdaysa dizi "sadece muhteşem" ve "hikaye anlatımının eşsiz bir örneği" diye nitelendirildi.

Bir izleyici ise şöyle yazdı:

Güzel ama trajik, ilham verici ama kalp kırıcı... Yine de insana umut, sevgi ve minnettarlık bırakıyor. Hugh Laurie ve Mark Ruffalo harikaydı.

Göremediğimiz Tüm Işıklar, Marie-Laure'u canlandıran Aria Mia Loberti için de bir ilki temsil ediyor. Görme engelli Loberti, oyunculuk dünyasına bu diziyle adım attı.

"Parlıyor"

Deadpool & Wolverine'le de tanınan yönetmen Shawn Levy, köklü Amerikan dergisi Town and Country'ye verdiği röportajda oyuncu seçimi sürecini şu sözlerle anlattı:

Benim gibi başrolün gerçekten görme engelli biri tarafından canlandırılmasını istediğinizde, ajansların hazırda böyle bir oyuncu listesi yok. O yüzden küresel çapta bir seçme süreci başlattık. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce başvuru geldi.

Levy, o deneme kayıtları arasında dikkatini Aria Mia Loberti'nin çektiğini belirterek, "O sırada onun hakkında hiçbir şey bilmiyordum ama ekran karşısında parladığını hissettim" dedi.

Independent Türkçe, Express, Mirror, Town and Country



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.