Merz: Putin-Zelenskiy görüşmesi gerçekleşmeyecek

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, dün Fransa'nın Bormes-les-Mimosas kentinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile çalışma yemeğine katıldı (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, dün Fransa'nın Bormes-les-Mimosas kentinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile çalışma yemeğine katıldı (EPA)
TT

Merz: Putin-Zelenskiy görüşmesi gerçekleşmeyecek

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, dün Fransa'nın Bormes-les-Mimosas kentinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile çalışma yemeğine katıldı (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, dün Fransa'nın Bormes-les-Mimosas kentinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile çalışma yemeğine katıldı (EPA)

Almanya Başbakanı Friedrich Merz dün yaptığı açıklamada, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında herhangi bir görüşmenin şu anda gerçekleşmeyeceğini söyledi. Bu, ABD Başkanı Donald Trump'ın çatışmayı çözmek için umduğu bir gelişmeydi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un da hazır bulunduğu Fransız ve Alman bakanlar toplantısının başlangıcında konuşan Merz, "Başkan Trump ile Başkan Putin arasında mutabakata varılanın aksine, Devlet Başkanı Zelenskiy ile Devlet Başkanı Putin arasında kesinlikle bir görüşme olmayacak" dedi.

Merz, Fransa'nın Côte d'Azur kıyısındaki Fort de Brégançon yazlık konutunda Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı görüşmede, Ukrayna'daki savaşı sona erdirmek için yürütülen diplomatik çabalar hakkında şunları söyledi: "Bugün bu konuyu tekrar ele almalıyız; çünkü Cumhurbaşkanı Zelenskiy ile Cumhurbaşkanı Putin arasında bir görüşmenin görünüşe göre gerçekleşmeyeceği aşikâr."

BYGY
Volodimir Zelenskiy ve Donald Trump Beyaz Saray'da (EPA)

Hıristiyan Birliği lideri şunları söyledi: “Bu, geçen hafta Washington'da bir araya geldiğimizde Başkan (Donald) Trump ve Başkan Putin arasında mutabık kalınanlardan farklıdır.”

Geçen hafta ortasında Putin ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından, ABD Başkanı Trump, Rus cumhurbaşkanının Zelenskiy ile görüşmeyi kabul ettiğini duyurdu. Ancak Moskova daha sonra, barış konusunda devam eden ikili müzakerelerin seviyesini yükseltmeye istekli olduğunu ifade etti.

Rusya, iki cumhurbaşkanı arasındaki bir görüşmenin, ancak müzakere sürecinin sonunda, bir anlaşma imzalandığında gerçekleşebileceğine inanıyor. Ukrayna ve müttefikleri ise Kremlin'i oyalama politikası izlemekle suçluyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da daha önce benzer açıklamalarda bulunmuş ve Moskova'nın müzakere etme isteğine dair şüphelerini dile getirmişti. Çarşamba günü Alman dergisi Focus'a konuşan Wadephul, "Yakın gelecekte Rusya ile Ukrayna arasında herhangi bir müzakere olasılığına son derece şüpheyle yaklaşıyorum" ifadelerini kullanmıştı.



İran, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan çekilmeyi öngören yasa tasarısı hazırlıyor

İran'daki Buşehr Nükleer Santrali’nin reaktör binasının önünde İran bayrağı görülüyor. (AP – Arşiv)
İran'daki Buşehr Nükleer Santrali’nin reaktör binasının önünde İran bayrağı görülüyor. (AP – Arşiv)
TT

İran, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan çekilmeyi öngören yasa tasarısı hazırlıyor

İran'daki Buşehr Nükleer Santrali’nin reaktör binasının önünde İran bayrağı görülüyor. (AP – Arşiv)
İran'daki Buşehr Nükleer Santrali’nin reaktör binasının önünde İran bayrağı görülüyor. (AP – Arşiv)

İran Şura Meclisi'nin 90. Madde Komitesi Başkan Yardımcısı Hüseyin Ali Hacı Delicani, İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan tamamen çekilmesi için bir yasa tasarısı hazırlanmaya başlandığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre Delicani, tasarının yarın parlamentonun iç tüzüğüne sunulacağını ve önümüzdeki hafta açık oturumlarda görüşülüp oylanmak üzere yasal sürece tabi tutulacağını açıkladı.

Delicani, Tesnim Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, Tahran'a Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarının yeniden uygulanması için snapback mekanizmasının devreye sokulmasıyla ilgili olarak, “Beklendiği gibi, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık olmak üzere üç ülke bu mekanizmanın devreye sokulduğunu açıkladı” dedi.

Delicani, “Daha önce de söylediğimiz gibi, bu ülkeler resmî açıklamadan önce bile yaptırımlar da dahil olmak üzere snapback mekanizmasının sonuçlarını uyguluyorlardı. Bu yeni bir şey değil” ifadelerini kullandı.

Delicani sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyada birçok sorunun kaynağı olan bu üç ülkeyle ilişkilerde diplomatik ekibin ve Dışişleri Bakanı’nın performansını ciddi şekilde eleştiriyoruz. Bu beyhude temaslar ve müzakereler gerçekleşmemiş olsaydı, bugün snapback mekanizmasının devreye sokulduğu duyurusuyla karşı karşıya kalmazdık.”

Parlamentonun Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan tamamen çekilmeye yönelik acil bir yasa tasarısı hazırlamaya başladığını açıklayan Delicani, “Tasarı yarın parlamentonun elektronik sistemine yüklenecek ve önümüzdeki hafta yapılacak açık oturumlarda görüşülüp oylanmak üzere yasal sürece tabi tutulacak” dedi.

Delicani, “Bu adım, parlamentonun olanlara verdiği en basit temel yanıtı temsil ediyor. Bunu, snapback mekanizmasının devreye sokulması için baskı yapan ülkelerin pişman olmasını sağlayacak diğer önlemler izleyecek” şeklinde konuştu.

Delicani şu sözlerle konuşmasını bitirdi: “Halkımız tüm bu konuları takip ediyor ve İran'da kimse bu ülkelerle müzakerelerin yararlı olduğuna inanmıyor. Bu nedenle, onlar bu ikiyüzlü davranışlarından vazgeçene kadar onlarla her türlü diyaloğu kesmeliyiz.”

Avrupa Troykası (Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık) BM Güvenlik Konseyi'ne gönderdiği mektupta, İran'ın nükleer programı nedeniyle BM'nin İran'a uyguladığı yaptırımları yeniden yürürlüğe koymak için mekanizmayı harekete geçirdi.

DPA tarafından görülen mektup, İran'a karşı on yıl önce kaldırılan cezai yaptırımların yeniden uygulanmasına yol açabilir. Ayrıca, süreç tamamlandığında İran ile yapılan uluslararası nükleer anlaşma kesin olarak sona erecek.

Ekim ayında sona erecek olan anlaşma, İran'ın nükleer bomba yapmasını önlemeyi amaçlıyor. Belge, özellikle İran'ın nükleer programının bağımsız olarak doğrulanmasını düzenliyor ve uranyum miktarı ve zenginleştirilmesine sınırlar getiriyor.

Bu adımlar, Avrupa Troykası olarak bilinen üç Avrupa ülkesinin, ekim ayı ortası son tarihini göz önünde bulundurarak sabrının tükendiğini gösteriyor.


Macron: Fransa, Lübnan ordusunu ve yeniden inşayı desteklemek için iki konferans düzenlemeyi planlıyor

 Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 27 Ağustos 2025'te Kişinev'de Moldova'nın Bağımsızlık Günü'nü kutlayan bir konsere katıldı. (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 27 Ağustos 2025'te Kişinev'de Moldova'nın Bağımsızlık Günü'nü kutlayan bir konsere katıldı. (Reuters)
TT

Macron: Fransa, Lübnan ordusunu ve yeniden inşayı desteklemek için iki konferans düzenlemeyi planlıyor

 Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 27 Ağustos 2025'te Kişinev'de Moldova'nın Bağımsızlık Günü'nü kutlayan bir konsere katıldı. (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 27 Ağustos 2025'te Kişinev'de Moldova'nın Bağımsızlık Günü'nü kutlayan bir konsere katıldı. (Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin yıl sonuna kadar iki konferans düzenlemeyi planladığını söyledi. Bunlardan biri, ‘ülkenin egemenliğinin temel taşı’ olarak nitelendirdiği Lübnan ordusunu desteklemek, diğeri ise ülkenin yeniden inşası ve toparlanması için olacak.

Macron bugün yaptığı açıklamada, Lübnan hükümetine silahları devletin elinde sınırlandırmak için bir plan kabul etmesini tavsiye ettiğini ve söz konusu planın kabineye sunulacağını belirtti. Bu açıklama, Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam ile yaptığı iki telefon görüşmesi sırasında geldi.

Macron, X platformunda yaptığı paylaşımda, hükümetin silahların devletin elinde sınırlandırılması planını kabul eder etmez, öncelikler konusunda yetkililerle çalışmak üzere kişisel elçisini Lübnan'a göndereceğini ifade etti.

“İsrail'in Lübnan'ın güneyinden tamamen çekilmesi ve Lübnan egemenliğine yönelik tüm ihlallerin sona erdirilmesi, silahların devletin elinde sınırlandırılması kararının uygulanması için temel koşullardır” diyen Macron, ülkesinin İsrail'in Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği bölgelerin devri konusunda rol oynamaya hazır olduğunu belirtti.


ABD Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumda istifa dalgası

Susan Monarez, mikrobiyoloji ve immünoloji alanında doktora derecesine sahip (AP)
Susan Monarez, mikrobiyoloji ve immünoloji alanında doktora derecesine sahip (AP)
TT

ABD Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumda istifa dalgası

Susan Monarez, mikrobiyoloji ve immünoloji alanında doktora derecesine sahip (AP)
Susan Monarez, mikrobiyoloji ve immünoloji alanında doktora derecesine sahip (AP)

ABD'de Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) Direktörü Susan Monarez’in görevden alınması tartışma yarattı.

Beyaz Saray sözcüsü Kush Desai’nin çarşamba günü yaptığı açıklamada, Monarez'e istifasını sunması için tebligat gönderildiği fakat kendisinin bunu reddettiği belirtildi.

31 Temmuz’da göreve başlayan Monarez istifayı reddedince görevden alınmış.

Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Monarez, Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ve ekibinin üyeleriyle yakından çalışıyordu. Ancak bulaşıcı hastalıklar uzmanı Monarez’in, Kennedy’nin aşı politikasını benimsemediği aktarılıyor.

Monarez'in avukatları, CDC direktörünün sadece ABD Başkanı Donald Trump tarafından görevden alınabileceğini, bu nedenle kendisine yapılan tebligatı geçersiz gördüklerini söylüyor. Avukatlar, Monarez’in “bilimsel olmayan talimatları onaylamayı reddettiği” gerekçesiyle hedef alındığını savunuyor.

Trump’ın martta CDC’nin başına aday gösterdiği Monarez’in görevden alınması üzerine kurumda istifa dalgası yaşandı. WSJ’nin incelediği e-postalara göre, aralarında CDC’nin baş tıbbi sorumlusu Dr. Debra Houry'nin de bulunduğu üç üst düzey yetkili dün kuruma istifasını sundu.

CDC, aşı karşıtı açıklamalarıyla gündem olan Kennedy’nin liderliğindeki Sağlık Bakanlığı’na bağlı. Kimliğinin paylaşılmaması şartıyla WSJ’ye konuşan Trump yönetiminden bir yetkili, Monarez ve Kennedy arasında aşılarla ilgili hazırlanan rehberler hakkında ciddi anlaşmazlıklar yaşandığını söylüyor.

Monarez’in görevden alınmasına Demokrat siyasetçilerden de tepki geldi. Demokrat Senatör Patty Murray, Monarez’in Kennedy’nin politikalarına karşı durmasını överken, sağlık bakanının görevden alınmasını talep etti.

Diğer yandan CDC ve diğer federal sağlık kurumlarında çalışan yüzlerce görevli, Kennedy ve Temsilciler Meclisi üyelerine geçen hafta ortak mektup göndermişti. Mektupta şu ifadeler yer almıştı:

Federal kamu çalışanları güvende olmadığında, Amerika da güvende değildir. Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy, Amerika'nın halk sağlığı altyapısının çökertilmesinde ve sürekli olarak yanlış sağlık bilgileri yayarak ülke sağlığının tehlikeye atılmasında suç ortağıdır.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian