İsrail ordusunun tahliye emirleri, çoğunluğu şehirde kalmaya devam eden Gazze sakinlerini ‘tedirgin ediyor’

İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
TT

İsrail ordusunun tahliye emirleri, çoğunluğu şehirde kalmaya devam eden Gazze sakinlerini ‘tedirgin ediyor’

İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)

İsrail ordusu bugün yeni bir saldırı başlatmadan önce Gazze şehri ve çevresindeki tüm sakinlere tahliye emri verdi. Bu emir, İsrail'in Hamas'ın kalan rehineleri serbest bırakmaması ve teslim olmaması halinde Gazze Şeridi'nde hava saldırılarını ve kara operasyonlarını ‘yıkıcı bir fırtına’ ile yoğunlaştıracağı uyarısının ardından geldi.

Kentin bir milyon sakini, İsrail hükümetinin Hamas’a ölümcül bir darbe vurmak için plan hazırlamasının ardından haftalardır şiddetli bir saldırı bekliyordu.

Tahliye emirleri Gazze şehri sakinleri arasında panik ve kargaşaya neden oldu. Bazıları güneye gitmekten başka çareleri olmadığını söylerken, büyük çoğunluk gidecek başka güvenli bir yer olmadığı için şehirde kalacaklarını belirtti.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Gazze şehri ve tüm mahallelerinde, doğudaki Eski Şehir ve et-Tuffah'tan batıdaki denize kadar yaşayan tüm sakinlere acil bir çağrı… İsrail ordusu Hamas'ı yenilgiye uğratmaya kararlı ve Gazze Şeridi'nin tamamında olduğu gibi Gazze şehri bölgesinde de büyük bir güçle harekete geçecek.”

Adraee, paylaşımının devamında, “Güvenliğiniz için derhal er-Reşid ekseni üzerinden el-Mevasi'deki insani yardım bölgesine doğru gidin... Bu bölgede kalmak çok tehlikeli” ifadelerine yer verdi.

Bir milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze şehrinin kontrolü, yaklaşık iki yıldır süren savaşı sona erdirmek için ateşkes sağlanma çabalarını zorlaştırıyor.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı ise bugün, binlerce hasta ve yaralının hayatını tehdit eden insani bir felaket uyarısında bulundu. Bakanlık, uluslararası topluma, Birleşmiş Milletler'e (BM), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarına acil bir çağrıda bulunarak, ‘hastanelerin ve sağlık personelinin korunması ve Gazze Şeridi'nde onlara güvenli erişim yollarının açılmasını’ istedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün akşam, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırma niyetini açıklamasından saatler sonra, Gazze sakinlerine bir uyarıda bulunarak derhal şehri terk etmeleri çağrısında bulundu. Netanyahu, “Gazze sakinlerine sesleniyorum: Bu fırsatı değerlendirin ve beni dikkatle dinleyin: Uyarıldınız. Hemen bölgeden ayrılın” dedi.

Netanyahu, İsrail güçlerinin şu anda saflarını düzenleyerek Gazze şehrinde kara harekâtı için toplandığını bildirdi.

İsrail Başbakanı yaptığı konuşmada, ordunun iki gün boyunca Gazze şehrinde Hamas tarafından kullanılan 50 binayı bombaladığını doğrulayarak şöyle dedi: “İki gün içinde 50 terörist kulesini yok ettik ve bu, Gazze şehrindeki yoğun kara operasyonunun sadece başlangıcı. Sakinlere şunu söylüyorum: Uyarıldınız. Hemen burayı terk edin. Tüm bunlar sadece bir başlangıç… Bu, ana operasyonun ve şu anda saflarını düzenleyip Gazze şehrine girmek için toplanan kuvvetlerimizin kara harekâtının başlangıcı.”

Hamas ise İsrail Başbakanı’nın Gazze şehri sakinlerine yaptığı uyarı ve şehri terk etmeleri yönündeki talebinin ‘zorla yerinden edilme suçunun alenen işlenmesi’ anlamına geldiğini ve ‘uluslararası hukuk ve sözleşmelere açık ve eşi görülmemiş bir meydan okuma’ olduğunu bildirdi. Hamas, ‘bu acımasız suçlar karşısında, başta BM Güvenlik Konseyi olmak üzere tüm BM kurumlarının sessizliği ve güçsüzlüğünü’ eleştirdi. Hamas söz konusu kurumları ikiyüzlülükle suçladı.

Altı çocuk annesi 55 yaşındaki Ummu Muhammed, “Geçen hafta boyunca süren bombardımana rağmen buradan ayrılmayı reddettim. İnatçı davrandım ve ayrılmadım, ama şimdi kızımın yanına taşınacağım” ifadelerini kullandı.

Gazze sakinleri, Ekim 2023'te savaş başladığından bu yana birkaç kez yerlerinden edildi ve kıtlığa yol açan kötüleşen insani krizin ortasında Gazze Şeridi’nin kuzeyi ile güneyi arasında gidip geldi.

‘Fırtına’

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hamas son rehinelerini serbest bırakmaz ve teslim olmazsa ordunun operasyonunu ‘fırtına’ düzeyine çıkaracağını söyledi.

Gazze şehrinin kontrolü, yaklaşık iki yıldır süren savaşı sona erdirmek için ateşkes sağlanması çabalarını zorlaştırıyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'nin en büyük kent merkezini kontrol altına alma planını uygulamasına engel olmak için ateşkes sağlanması yönündeki arabuluculuk çabalarına umut bağlanmıştı.

Görüşmelere yakın bir yetkili Reuters'a, Katar'ın dün Doha'da yapılan görüşmelerde hareketin liderlerine, ABD'nin Gazze Şeridi'nde ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması için önerdiği son anlaşmaya ‘olumlu yanıt vermeleri’ için baskı yaptığını belirtti.

Hamas, Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasına varmak için Amerikan tarafından bazı öneriler aldığını ve bu önerileri geliştirmek için arabulucularla görüşmelerde bulunduğunu açıkladı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar dün, İsrail'in, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'nde ateşkes önerisini kabul ettiğini söyledi.

Uluslararası eleştiri

Söz konusu saldırı, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarına tepki gösteren bazı Avrupa ülkelerinin, bu ay BM Genel Kurulu'nda Filistin devletini tanıyacaklarını duyurmasının ardından gerçekleşti. İsrail ise bu kararı reddetti.

Uluslararası eleştirmenler, tüm bölgedeki silahların imha edilmesini ve güvenlik kontrolünün sağlanmasını içeren İsrail planının, açlık tehlikesiyle karşı karşıya olan 2,2 milyon bölge sakininin insani durumunu daha da kötüleştirebileceğini söylüyor.

Netanyahu defalarca, İsrail'in silahlarını bırakmayı reddeden Hamas'ı yenmek ve görevi tamamlamak dışında başka seçeneği olmadığını ifade etti. Hamas ise ısrarla bağımsız bir Filistin devleti kurulması halinde silahlarını bırakacağını savunuyor.

İsrail ordusu, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail yerleşimlerine saldırmasıyla savaşın başlamasından bu yana Gazze Şeridi'nin yüzde 75'ini kontrol altına aldı. İsrail’in resmi verilerine göre, söz konusu saldırıda bin 200 kişi öldü ve 251 kişi rehin alınarak Gazze Şeridi’ne götürüldü.

İsrailli yetkililer, Gazze Şeridi'nde kalan 48 rehineden 20'sinin halen hayatta olduğunu söylüyor.

Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkilileri, İsrail'in saldırıları sonucunda 64 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, Gazze Şeridi'nin neredeyse tüm nüfusunun yerinden edildiğini ve bölgenin büyük bir kısmının enkaza dönüştüğünü belirtti.



Ankara'dan göründüğü şekliyle sahne: İç içe geçmiş krizler ve değişen ittifaklar

Doğu Akdeniz'de, Muğla ilinin Aksaz açıklarında düzenlenen “Deniz Kurdu-1/2026” tatbikatları sırasında bir Türk Deniz Kuvvetleri S-70B Seahawk helikopteri ve bir T-129 ATAK saldırı helikopteri gösteri yapıyor. (AFP)
Doğu Akdeniz'de, Muğla ilinin Aksaz açıklarında düzenlenen “Deniz Kurdu-1/2026” tatbikatları sırasında bir Türk Deniz Kuvvetleri S-70B Seahawk helikopteri ve bir T-129 ATAK saldırı helikopteri gösteri yapıyor. (AFP)
TT

Ankara'dan göründüğü şekliyle sahne: İç içe geçmiş krizler ve değişen ittifaklar

Doğu Akdeniz'de, Muğla ilinin Aksaz açıklarında düzenlenen “Deniz Kurdu-1/2026” tatbikatları sırasında bir Türk Deniz Kuvvetleri S-70B Seahawk helikopteri ve bir T-129 ATAK saldırı helikopteri gösteri yapıyor. (AFP)
Doğu Akdeniz'de, Muğla ilinin Aksaz açıklarında düzenlenen “Deniz Kurdu-1/2026” tatbikatları sırasında bir Türk Deniz Kuvvetleri S-70B Seahawk helikopteri ve bir T-129 ATAK saldırı helikopteri gösteri yapıyor. (AFP)

Ömer Önhon

Halihazırda çatışmaların odağı Yemen'e kaydı; İran destekli Husiler, İran'ın enerji akışını aksatmaya ve küresel piyasaları istikrarsızlaştırmaya çalıştığı bir dönemde Suudi Arabistan'daki havaalanlarına, şehirlere, petrol tesislerine ve altyapıya saldırılar düzenliyor.

Krizle ilgili ana taraflar, dikkate alınması gereken çok sayıda faktörün iç içe geçmiş olduğu göz önüne alındığında, yükselen tansiyonu kontrol altına almanın ve durumu yönetmenin bir yolunu bulmaya çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde Başkan Donald Trump, ara dönem kongre seçimlerine sadece birkaç hafta kalmışken, kendisi için iyiye işaret etmeyen göstergeler arasında, tehlikeli bir konumda bulunuyor.

ABD güçlerinin Irak ve Suriye'den çekilmesine rağmen, Trump ülkesini Ortadoğu'daki çatışmalardan kurtaramadı. Zira Amerika Birleşik Devletleri zaten bir savaşın içinde ve diğer savaşlara da sürüklenme riskiyle karşı karşıya. Trump’ın zafer duyurusuna ve İran aldığı ağır darbelere rağmen, yenilgiyi kabul etmeyi reddetmeye devam ediyor.

Trump, Husilerin davranışlarını son derece kötü olarak nitelendirdi ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını unutmayacağını vurguladı, ancak şimdiye kadar ABD birliklerini göndermekten veya Krallığı desteklemek için askeri operasyonlara dahil etmekten kaçındı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan Suudi Arabistan'ı desteklemek için müdahale etmesini isteme olasılığına işaret etti, ancak Ankara'dan buna açık bir cevap gelmedi.

Trump'ın bu politikaları, Amerika Birleşik Devletleri'ne olan güvensizliği derinleştirecek ve ona olan güveni zedeleyecektir.

Yeni ittifaklar ve Mekke Anlaşması

Bölgedeki artan gerilimler ve gelişmeler, mekanizmaları ve rollerinin sınırları belirsiz kalsa da yeni ittifakların veya farklı iş birliği biçimlerinin ortaya çıkmasına neden oluyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından 7 Ağustos'ta imzalanan “Mekke Anlaşması”, özellikle Kuzey Atlantik Antlaşması'nın (NATO) 5. maddesine benzeyen ve üç ülkeden birine yapılan herhangi bir saldırının üçüne de yapılmış sayılacağını öngören bir madde içermesi nedeniyle geniş yankı uyandırdı.

İsrail, bölgesel sahnenin çeşitli yönlerinde yer alıyor ve hesapları, mevcut sorunların ve krizlerin çoğuyla iç içe geçmiş durumda

Türkiye'de ise anlaşma, amaçları, hedef kitlesi, niteliği ve karşı koymayı amaçladığı tehditler hakkında soruları gündeme getirdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın bu adım için hazırlıkların tamamlanmak üzere olduğunu açıklamasının ardından, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” 20 Ekim Salı günü onay için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuldu.

Durumu açıklığa kavuşturmak amacıyla Fidan, anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu ve saldırı hedefleri içermediğini vurguladı, ancak açıklamaları endişeleri gidermedi veya eleştirilere son vermedi.

cvfthy
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman ve Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İstanbul'da Mekke Ortak Savunma Anlaşması çerçevesinde kurulan komitenin toplantısında, 31 Ağustos 2026 (Reuters)

Hükümete yakın kaynaklar, Türk rolünün savunma desteği sağlamakla sınırlı olacağını öngörüyor. Haberler, bu amaçla bazı Türk askeri personelinin ve teçhizatının zaten konuşlandırıldığına işaret ediyor.

Netanyahu'nun siyasi geleceği ve Türk-İsrail ilişkileri

İsrail, bölgesel sahnenin çeşitli yönlerinde yer alıyor ve hesapları, mevcut sorunların ve krizlerin çoğuyla iç içe geçmiş durumda.

Kamuoyu yoklamaları, 27 Ekim'de yapılması planlanan İsrail seçimleri öncesinde adayların birbirine çok yakın olduğunu gösteriyor. Binyamin Netanyahu, kendisini İsrail'i bütün tehditlerden koruyabilecek en güçlü lider olarak tanıtarak kampanya yürütüyor ve zaferi garantilemek için elindeki tüm araçlara başvuracağı beklentisi hâkim. Eski bir Şin Bet başkanı, bir röportajında ​​Netanyahu'nun seçimlerin arifesinde İsrail'in güvenlik cephelerinden birinde gerilimi kasıtlı olarak artırabileceği konusunda uyardı.

İsrail'in Suudi Arabistan ile diplomatik ilişkiler kurma konusundaki uzun süredir devam eden arzusu bir sır değil; Krallık ise Arap Barış Girişimi'nde belirtilen şartlara bağlılığını sürdürüyor.

Husi saldırıları, ABD, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır'ı diğer taraflarla birlikte bu saldırılar konusunda pozisyonlarını birleştirmeye itti. Hepsi saldırıları kınadı ve her biri kendi yöntemleriyle Suudi Arabistan'a desteklerini ifade etti.

Azerbaycan'ın eğitim kurumlarındaki kıyafet kurallarıyla ilgili yakın zamanda çıkardığı bir yasa, öğrencilerin ve öğretmenlerin eğitimin laik doğasına aykırı kıyafetlerle okula girmesini yasakladığı için Türkiye ile ilişkilerine gölge düşürdü

Aynı zamanda, İsrail ve diğer taraflar mevcut gelişmeleri ikili ilişkileri ve bölgesel siyasi hesaplarıyla ilgili hedeflere ulaşmak için bir fırsat olarak görüyor.

Bu bağlamda Türk-İsrail ilişkileri önemli bir yer tutuyor. Türkiye, Netanyahu'nun politikalarını soykırımcı olarak nitelendirerek, en sert eleştirmenleri arasında yer alıyor. Netanyahu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Yahudi karşıtı ve diktatör olarak nitelendirdi ve onu terörist olarak adlandırdığı Hamas liderlerini barındırmakla suçladı.

İki ülke arasındaki artan gerilim, doğrudan bir çatışmaya dönüşme olasılığı konusunda endişeleri artırıyor, ancak bu olasılık şimdilik uzak olmayı sürdürüyor. Her iki taraf da doğrudan askeri çatışmadan kaçınırken, diplomatik, ekonomik ve diğer yollarla karşılıklı baskı uygulamaya devam etmeyi tercih ediyor gibi görünüyor.

Mevcut koşullar altında, Türk-İsrail ilişkilerinde yakın vadede herhangi bir atılım olası görünmüyor. İki ülke lideri arasında el sıkışma bir yana, gerilimlerin basit bir şekilde azaltılması bile mümkün görünmüyor.

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde gerilim

Azerbaycan'ın eğitim kurumlarındaki kıyafet kurallarıyla ilgili yakın zamanda çıkardığı bir yasa, öğrencilerin ve öğretmenlerin eğitimin laik doğasına aykırı kıyafetlerle okula girmesini yasakladığı için Türkiye ile ilişkilerine gölge düşürdü.

cdvf
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (sağda) ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenen Asya'da Etkileşim ve Güven Artırıcı Tedbirler Konferansı (CICA) çerçevesinde yaptıkları görüşmeler öncesinde, Perşembe, 15 Ekim 2026 (AP)

İlişkileri daha da hassalaştıran bir diğer konu ise Azerbaycan'ın İsrail'e yönelik tutumudur. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Bakü, Filistinlilere ve diğerlerine yönelik İsrail politikalarını eleştirmekten kaçınırken, aynı zamanda İsrail ile bağlarını güçlendirmeye devam etti.

İki ülke arasındaki yakın ilişki, öncelikle İsrail'in işgal altındaki topraklarını geri almak için verdiği savaş sırasında Azerbaycan'a verdiği desteğe, İran'a duydukları ortak güvensizliğe ve “aşırıcılık” ile bağlantılı tehditler olarak algıladıkları konulardaki benzer tutumlarına dayanıyor.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un geçen hafta Bakü'nün ev sahipliğinde düzenlenen Asya'da Etkileşim ve Güven Artırıcı Tedbirler Konferansı'nın (CICA) yedinci zirvesine katılımı, gerilimleri yeniden alevlendirdi. Herzog konuşmasına başladığında, aralarında Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır'dan gelenlerin de bulunduğu birçok heyet protesto amacıyla toplantı salonundan ayrıldı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'deki yaklaşan seçimlerin sonuçları, Ortadoğu'daki olayların seyrini doğrudan etkileyebilir; gerilimleri yatıştırmaya katkıda bulunabilir veya bölgeyi daha da istikrarsızlaştırabilir

İstanbul'daki Azerbaycan diplomatik misyonlarının önünde muhafazakâr gruplar tarafından düzenlenen protestolar ve bazı Türk yetkililerin açıklamaları da Bakü'de hoşnutsuzluğa yol açtı ve Bakü de bunlara benzer karşılıklar verdi.

Ankara şu anda krizi kontrol altına almaya ve Azerbaycan ile gerilimleri azaltmaya çalışıyor.

Türkiye’nin başkenti Ankara, Ekim ayı sonlarında Türk Devletleri Örgütü toplantısına ev sahipliği yapacak. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in toplantıya katılıp katılmaması, iki ülke arasındaki ilişkilerin alacağı yönün önemli bir göstergesi olacaktır.

Türkiye'nin Libya'daki atılımı

20 Ekim'de Tobruk'taki Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ve Libya arasında 2019'da imzalanan deniz sınırlandırma anlaşmasını onayladı. Bu gelişme, Ankara ve bölgesel nüfuzu için önemli bir kazanımı temsil ediyor.

Yakın zamana kadar Tobruk'a karşı Trablus'un yanında yer alan ve mevcut Libya sahnesinin şekillenmesinde önemli rol oynayan Türkiye, son zamanlarda Tobruk ile de ilişkilerini geliştirerek Ankara'da her iki taraftan temsilcileri ağırladı.

Libya parlamentosunun anlaşmayı onaylaması, Ankara'ya karşı birleşik bir cephe oluşturan İsrail, Yunanistan ve GKRY için olumsuz bir gelişme. Bu üç ülkenin bu gelişmeye karşılık adımlar atması, Doğu Akdeniz'de yeni gerilimlerin habercisi olması ve Türkiye'nin zaten gergin olan ilişkilerine bir zorluk katmanı daha eklemesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Libya parlamentosunun Türkiye ile mutabakat zaptını onaylaması Mısır'da da itirazlara yol açtı. Mısır Dışişleri Bakanlığı, mutabakat zaptının onaylanmasını reddettiğini ve “hukuki etkisi olmayan, hükümsüz” bir anlaşma olduğunu belirterek, uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve Mısır'ın egemenlik haklarını çiğnediğini savundu.

Mısır, açık deniz sınırlarına aykırı herhangi bir adımı reddettiğini teyit ederek, mutabakat zaptının Mısır için hiçbir hukuki etkisi olmadığını vurguladı.

cvfgbhyju
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (solda), Bağdat'ta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi'nin 52. oturumu sırasında İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile tokalaşıyor, 17 Ekim 2026 (AFP)

Ankara'dan göründüğü şekliyle sahne şöyle; Ortadoğu'nun genelinde çatışmalar alevlenmiş ve iç içe geçmiş durumda; bu da ittifakları ve rekabetleri kamuoyuna yansıyan açıklamalardan çok daha karmaşık hale getiriyor. Rakip devletler belirli bir konuda aynı tarafta yer alabilirken, müttefik devletler başka bir konuda karşıt taraflarda yer alabiliyorlar.

Körfez bölgesindeki son gelişmeler ve Türk-Azerbaycan ilişkilerindeki gerilimler, bu paradoksların iki önemli örneğini oluşturuyorlar.

Yaklaşan ABD ve İsrail seçimlerinin sonuçları, Ortadoğu'daki olayların seyrini doğrudan etkileyebilir, gerilimleri yatıştırmaya katkıda bulunabilir veya bölgeyi daha da istikrarsızlaştırabilir.

Her durumda, barış ve istikrarın sağlanabilmesi için bölgedeki krizleri ele alma yöntemine hâkim olan mevcut yaklaşımların ve düşünce biçimlerinin gözden geçirilmesi şart görünüyor.

İsrail saldırgan politikalarına devam ederse, İran vekilleri aracılığıyla çatışmanın kapsamını genişletmeye devam ederse ve ABD tereddütlü ve belirsiz politikalar izlemeyi sürdürürse, bölge kaos tehdidi altında kalacak ve mevcut çatışmaların üzerine yeni çatışmaların çıkma olasılığı yüksek olacaktır.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Demokratların seçimleri kazanmaları hâlinde hakkında soruşturma başlatmakla tehdit etmesine Musk’tan tehditkâr cevap

Elon Musk (Reuters)
Elon Musk (Reuters)
TT

Demokratların seçimleri kazanmaları hâlinde hakkında soruşturma başlatmakla tehdit etmesine Musk’tan tehditkâr cevap

Elon Musk (Reuters)
Elon Musk (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın müttefiki milyarder Elon Musk, Demokratların gelecek ay yapılacak ara seçimlerin ardından Kongre’de yeniden çoğunluğu elde etmeleri hâlinde, ABD yönetimindeki rolü de dâhil olmak üzere yolsuzluk iddiaları kapsamında kendisi hakkında soruşturma açabilecekleri yönündeki açıklamalarına dün tehditkâr bir cevap verdi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Musk, sahibi olduğu X platformunda, Politico internet sitesinin Demokratların ara seçimleri kazanmaları durumunda faaliyetlerini soruşturmayı planladıklarına ilişkin haberine şu ifadelerle karşılık verdi: “Kılıçla yaşayan, kılıçla ölür.”

Komplo teorilerini yaymak için de sık sık kullandığı platform üzerinden açıklamalarını sürdüren Musk, “Benimle mücadele etmeyi seçenler, asıl ipleri kimin elinde tuttuğunu ortaya çıkaracağımı ve yalnızca onların kullandığı kuklaların değil, kendilerinin de peşine düşeceğimi anlamalı” ifadelerini kullandı.

ABD’de serveti 1 trilyon dolara ulaşan ilk kişi olarak anılan Musk, Trump’ın da mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin en büyük bağışçıları arasında yer alıyor. Aynı zamanda Trump’ın sürekli danışmanlığını yapan Musk, sahibi olduğu SpaceX imparatorluğu aracılığıyla kamu ihalelerinden de yararlanıyor.

Musk, elektrikli otomobil sektörünün önde gelen şirketlerinden Tesla’nın da kontrolünü elinde bulunduruyor.

2024 seçimlerinde Trump’ın yeniden iktidara gelmesini finanse etmeye katkıda bulunan Musk, daha sonra ABD hükümet harcamalarını azaltmayı amaçlayan ve yaklaşık 300 bin kamu çalışanının işten çıkarılmasına yol açabilecek tartışmalı bir projeyi yönetti.

Cumhuriyetçiler hâlihazırda Senato ve Temsilciler Meclisi’nin her ikisinde de çoğunluğu elinde bulunduruyor. Ancak beklentiler, Demokratların 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü yeniden ele geçirebileceğine işaret ediyor.

Böyle bir gelişme, Demokratlara geniş yetkilere sahip soruşturma komisyonlarını kontrol etme imkânı verecek. Bu yetkiler arasında kişileri ifade vermeye zorlama hakkı da bulunuyor. Dolayısıyla Musk, yürütülecek olası soruşturmaların hedefindeki isimlerden biri hâline gelebilir.

Politico, Demokrat Partili etkili Temsilciler Meclisi üyesi Zoe Lofgren’in şu sözlerine yer verdi: “Buradaki çıkar çatışmasının boyutu gerçekten şaşırtıcı.”


Meta’ya ABD’nin New Mexico eyaletindeki yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle 25 milyar dolar para cezası

Brüksel’deki Meta logosu (Arşiv -Reuters)
Brüksel’deki Meta logosu (Arşiv -Reuters)
TT

Meta’ya ABD’nin New Mexico eyaletindeki yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle 25 milyar dolar para cezası

Brüksel’deki Meta logosu (Arşiv -Reuters)
Brüksel’deki Meta logosu (Arşiv -Reuters)

ABD’nin New Mexico eyaletinde bir yargıç, teknoloji devi Meta’ya, Facebook kullanıcılarının verilerinin gizliliğinin ihlal edildiği ve Cambridge Analytica skandalı olarak bilinen olay kapsamında eyalet yasalarını çiğnediği gerekçesiyle 25 milyar dolar para cezası ödemesi kararı verdi.

Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre Yargıç Francis Mathew, eyalet yönetiminin 35 ila 40 milyar dolar arasında tazminat talep ettiği davada bu kararı verdi.

Eylül ayında jüri, Meta’yı New Mexico’nun tüketiciyi koruma yasalarını ihlal etmekten sorumlu tutmuştu. Karara göre şirket, 43 milyondan fazla kullanıcının verilerinin istismar edilmesine yol açtı. Meta, siyasi danışmanlık şirketi Cambridge Analytica’nın Facebook kullanıcılarına ait verileri toplamasına izin vermiş, bu veriler 2016 ABD başkanlık seçimleri için hedefli siyasi reklamlar oluşturmak amacıyla kullanılmıştı.

Ülke genelinde yürütülen davada 48 eyalet Facebook ile uzlaşmaya varırken, New Mexico sosyal medya şirketine karşı tek başına dava açmayı tercih etti.