İsrail ordusunun tahliye emirleri, çoğunluğu şehirde kalmaya devam eden Gazze sakinlerini ‘tedirgin ediyor’

İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
TT

İsrail ordusunun tahliye emirleri, çoğunluğu şehirde kalmaya devam eden Gazze sakinlerini ‘tedirgin ediyor’

İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)

İsrail ordusu bugün yeni bir saldırı başlatmadan önce Gazze şehri ve çevresindeki tüm sakinlere tahliye emri verdi. Bu emir, İsrail'in Hamas'ın kalan rehineleri serbest bırakmaması ve teslim olmaması halinde Gazze Şeridi'nde hava saldırılarını ve kara operasyonlarını ‘yıkıcı bir fırtına’ ile yoğunlaştıracağı uyarısının ardından geldi.

Kentin bir milyon sakini, İsrail hükümetinin Hamas’a ölümcül bir darbe vurmak için plan hazırlamasının ardından haftalardır şiddetli bir saldırı bekliyordu.

Tahliye emirleri Gazze şehri sakinleri arasında panik ve kargaşaya neden oldu. Bazıları güneye gitmekten başka çareleri olmadığını söylerken, büyük çoğunluk gidecek başka güvenli bir yer olmadığı için şehirde kalacaklarını belirtti.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Gazze şehri ve tüm mahallelerinde, doğudaki Eski Şehir ve et-Tuffah'tan batıdaki denize kadar yaşayan tüm sakinlere acil bir çağrı… İsrail ordusu Hamas'ı yenilgiye uğratmaya kararlı ve Gazze Şeridi'nin tamamında olduğu gibi Gazze şehri bölgesinde de büyük bir güçle harekete geçecek.”

Adraee, paylaşımının devamında, “Güvenliğiniz için derhal er-Reşid ekseni üzerinden el-Mevasi'deki insani yardım bölgesine doğru gidin... Bu bölgede kalmak çok tehlikeli” ifadelerine yer verdi.

Bir milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze şehrinin kontrolü, yaklaşık iki yıldır süren savaşı sona erdirmek için ateşkes sağlanma çabalarını zorlaştırıyor.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı ise bugün, binlerce hasta ve yaralının hayatını tehdit eden insani bir felaket uyarısında bulundu. Bakanlık, uluslararası topluma, Birleşmiş Milletler'e (BM), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarına acil bir çağrıda bulunarak, ‘hastanelerin ve sağlık personelinin korunması ve Gazze Şeridi'nde onlara güvenli erişim yollarının açılmasını’ istedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün akşam, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırma niyetini açıklamasından saatler sonra, Gazze sakinlerine bir uyarıda bulunarak derhal şehri terk etmeleri çağrısında bulundu. Netanyahu, “Gazze sakinlerine sesleniyorum: Bu fırsatı değerlendirin ve beni dikkatle dinleyin: Uyarıldınız. Hemen bölgeden ayrılın” dedi.

Netanyahu, İsrail güçlerinin şu anda saflarını düzenleyerek Gazze şehrinde kara harekâtı için toplandığını bildirdi.

İsrail Başbakanı yaptığı konuşmada, ordunun iki gün boyunca Gazze şehrinde Hamas tarafından kullanılan 50 binayı bombaladığını doğrulayarak şöyle dedi: “İki gün içinde 50 terörist kulesini yok ettik ve bu, Gazze şehrindeki yoğun kara operasyonunun sadece başlangıcı. Sakinlere şunu söylüyorum: Uyarıldınız. Hemen burayı terk edin. Tüm bunlar sadece bir başlangıç… Bu, ana operasyonun ve şu anda saflarını düzenleyip Gazze şehrine girmek için toplanan kuvvetlerimizin kara harekâtının başlangıcı.”

Hamas ise İsrail Başbakanı’nın Gazze şehri sakinlerine yaptığı uyarı ve şehri terk etmeleri yönündeki talebinin ‘zorla yerinden edilme suçunun alenen işlenmesi’ anlamına geldiğini ve ‘uluslararası hukuk ve sözleşmelere açık ve eşi görülmemiş bir meydan okuma’ olduğunu bildirdi. Hamas, ‘bu acımasız suçlar karşısında, başta BM Güvenlik Konseyi olmak üzere tüm BM kurumlarının sessizliği ve güçsüzlüğünü’ eleştirdi. Hamas söz konusu kurumları ikiyüzlülükle suçladı.

Altı çocuk annesi 55 yaşındaki Ummu Muhammed, “Geçen hafta boyunca süren bombardımana rağmen buradan ayrılmayı reddettim. İnatçı davrandım ve ayrılmadım, ama şimdi kızımın yanına taşınacağım” ifadelerini kullandı.

Gazze sakinleri, Ekim 2023'te savaş başladığından bu yana birkaç kez yerlerinden edildi ve kıtlığa yol açan kötüleşen insani krizin ortasında Gazze Şeridi’nin kuzeyi ile güneyi arasında gidip geldi.

‘Fırtına’

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hamas son rehinelerini serbest bırakmaz ve teslim olmazsa ordunun operasyonunu ‘fırtına’ düzeyine çıkaracağını söyledi.

Gazze şehrinin kontrolü, yaklaşık iki yıldır süren savaşı sona erdirmek için ateşkes sağlanması çabalarını zorlaştırıyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'nin en büyük kent merkezini kontrol altına alma planını uygulamasına engel olmak için ateşkes sağlanması yönündeki arabuluculuk çabalarına umut bağlanmıştı.

Görüşmelere yakın bir yetkili Reuters'a, Katar'ın dün Doha'da yapılan görüşmelerde hareketin liderlerine, ABD'nin Gazze Şeridi'nde ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması için önerdiği son anlaşmaya ‘olumlu yanıt vermeleri’ için baskı yaptığını belirtti.

Hamas, Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasına varmak için Amerikan tarafından bazı öneriler aldığını ve bu önerileri geliştirmek için arabulucularla görüşmelerde bulunduğunu açıkladı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar dün, İsrail'in, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'nde ateşkes önerisini kabul ettiğini söyledi.

Uluslararası eleştiri

Söz konusu saldırı, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarına tepki gösteren bazı Avrupa ülkelerinin, bu ay BM Genel Kurulu'nda Filistin devletini tanıyacaklarını duyurmasının ardından gerçekleşti. İsrail ise bu kararı reddetti.

Uluslararası eleştirmenler, tüm bölgedeki silahların imha edilmesini ve güvenlik kontrolünün sağlanmasını içeren İsrail planının, açlık tehlikesiyle karşı karşıya olan 2,2 milyon bölge sakininin insani durumunu daha da kötüleştirebileceğini söylüyor.

Netanyahu defalarca, İsrail'in silahlarını bırakmayı reddeden Hamas'ı yenmek ve görevi tamamlamak dışında başka seçeneği olmadığını ifade etti. Hamas ise ısrarla bağımsız bir Filistin devleti kurulması halinde silahlarını bırakacağını savunuyor.

İsrail ordusu, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail yerleşimlerine saldırmasıyla savaşın başlamasından bu yana Gazze Şeridi'nin yüzde 75'ini kontrol altına aldı. İsrail’in resmi verilerine göre, söz konusu saldırıda bin 200 kişi öldü ve 251 kişi rehin alınarak Gazze Şeridi’ne götürüldü.

İsrailli yetkililer, Gazze Şeridi'nde kalan 48 rehineden 20'sinin halen hayatta olduğunu söylüyor.

Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkilileri, İsrail'in saldırıları sonucunda 64 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, Gazze Şeridi'nin neredeyse tüm nüfusunun yerinden edildiğini ve bölgenin büyük bir kısmının enkaza dönüştüğünü belirtti.



Kasım seçimlerinin arifesinde ekim sürprizi sorusu

ABD ara seçimlerinde oy verme merkezleri seçmenleri karşılamaya hazırlanıyor (Reuters)
ABD ara seçimlerinde oy verme merkezleri seçmenleri karşılamaya hazırlanıyor (Reuters)
TT

Kasım seçimlerinin arifesinde ekim sürprizi sorusu

ABD ara seçimlerinde oy verme merkezleri seçmenleri karşılamaya hazırlanıyor (Reuters)
ABD ara seçimlerinde oy verme merkezleri seçmenleri karşılamaya hazırlanıyor (Reuters)

Refik Huri

ABD, başkanlık seçimlerine doğru ilerlerken, Kongre ve eyalet valileri için yapılacak ara seçimler de anayasal olarak belirlenmiş tarihte, kasım ayının ilk salı günü yapılacak. Bazı partilerin çıkarlarına aykırı olduğu gerekçesiyle seçimleri ertelemek için “mücbir sebep” bahanesiyle başkanın veya parlamentonun görev süresini uzatma yoluna başvuran Lübnan gibi diğer ülkelerin aksine, koşullar, savaşlar veya iktidar partisinin kaybetme korkusu bahanesiyle bir erteleme söz konusu değil. Ender istisnalar dışında kural, özellikle ikinci dönemde, Beyaz Saray'da başkanı olan partinin kaybetmesidir; ancak bu mücadeleden kaçış yok.

Seçimlerin arifesinde, kampanya reklamlarının yoğunluğu, kamuoyu yoklamaları ve tahminlerle meşguliyet, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat partilerdeki “stratejik” seçim analistlerinin tavsiyeleri ve geçmiş seçim sonuçlarının gözden geçirilmesi arasında, “ekim sürprizi” olarak adlandırılan şeyin yaşanması olasılığı hakkındaki sorgulamalar öne çıkıyor. Burada kastedilen, ABD içinde veya dışında, tamamen koşulların gücüyle kendini dayatan veya yenilgiden korkanlar tarafından organize edilen, seçmenlerin tutumlarını, duygularını, hesaplarını ve beklenen sonuçları değiştiren son derece etkili bir olayın meydana gelmesidir. Ekim ayında böyle bir sürprizin olma olasılığı var mı? Zaman kısa ve seçenekler sınırlı, ancak Beyaz Saray'ın efendisi bir sürprizler kralı.

Politikalarının çok tartışılan doğasına rağmen, Başkan Donald Trump'ın son derece şanslı olduğu inkar edilemez. İmam Ali bin Ebu Talib'e atfedilen şu söz onun için de geçerli olabilir: “Beni şanslılardan kıl ki, bilgeler bana hizmet etsin; beni bilgelerden kılma ki, ben de şanslılara hizmet etmeyeyim.” Trump, zengin dostlarının ve akrabalarının kendisine hizmet etmesiyle yetindi ve Denison Üniversitesi'nin “Amerikalıların dörtte birinin modern çağda mucizelere inandığını” gösteren anketinden faydalandı. Ayrıca, destekçileri arasında “Trump'ın başkan olmak için Tanrı tarafından seçildiğine” inanan mevcut Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson'ın da bulunduğu güçlü “Apostolik Hareket”in gücünden de faydalandı. Amerikan tarihinde, ikinci dönemi için girdiği seçimleri kaybettikten sonra Beyaz Saray'a geri dönen ve rakibinin döneminin sonunda tekrar seçilen Grover Cleveland'dan sonraki ikinci başkandır. Bu, Amerikan medyasının “Lazarus faktörü” olarak adlandırdığı, yani kutsal kitaplarda anlatılan Lazarus'un mucizevi dirilişi gibidir.

Şansın ötesinde, asıl soru bunun ne tür bir “ekim sürprizi” olacağı ve sonuçları değiştirip değiştiremeyeceğidir. Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin Kongre'nin her iki kanadındaki (Senato ve Temsilciler Meclisi) kontrolünü korumayı umarak şimdiye kadar elinden gelen her şeyi yaptı. Cumhuriyetçi valilerin yönetimindeki eyaletlerin kongre seçim bölgelerinin haritalarında, partisinin adaylarına fayda sağlayacak değişiklikler talep etti ve Cumhuriyetçiler kazanırsa her Amerikalıya 5 bin dolar sözü verdi; bu miktar, ulusal borcu 40 trilyon dolara ulaşan bir ülke için bir trilyon doları aşan bir rüşvet anlamına geliyor. Ukrayna'daki savaş nedeniyle kendisinin ve Batı'daki şirketlerinin Rusya'ya uyguladığı tüm yaptırımları hiçe saydı ve seçimlerden önce enerji fiyatlarını düşürmek amacıyla Başkan Vladimir Putin'den ABD ve Avrupa'ya milyonlarca ton dizel göndermesini istedi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analizlere göre Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski bunu protesto ettiğinde, Trump Ukrayna'nın Putin ile anlaşmaya varacak yeni bir başkana ihtiyacı olduğunu söyledi. Son aylarda Tahran'ı “kışkırtmaktan” alıkoyduğu Binyamin Netanyahu'dan, ABD’nin katılımı olmadan İran'a saldırmamasını istedi. Müzakereler devam ederken, İran'la savaşı yeniden başlatarak bir “ekim sürprizi” hazırlayıp hazırlamadığı bilinmiyor.

Ancak tüm bunlara rağmen, büyük bir “ekim sürprizinin” neler yapabileceğini belirleyemiyoruz. Ipsos anketine göre, seçmenlerin endişeleri “ekonomi, sığınma, göç, suç ve iklim değişikliği”. Bu endişelere, Trump'ın savaşı sonrasında artan enerji maliyetleri, Hürmüz Boğazı krizi ve kıtalar ve ülkeler arasındaki mal akışının bozulması nedeniyle genel olarak artan fiyatlar eklendi ve ön plana çıktı.

Robert Pape'ye göre, ABD için tehlike kaynağı terörizmden ziyade “ABD'nin doğası ve kimliği üzerine kültürel bir çatışmadan kaynaklanan siyasi şiddettir.” Amerika Birleşik Devletleri, havaalanlarında, trenlerde, okullarda, otobüslerde ve alışveriş merkezlerinde kaydedilen masum insanlara yönelik yüzlerce şiddet ve silahlı saldırı olaylarında birçok ülkenin önünde yer alıyor.

En önemli faktör demografik değişimdir. “Yeni ABD”nin Başkanı Anne Marie Slaughter’ın aktardığına göre “büyük George Shultz” kendisine şöyle demiş: “Dünyayı ve geleceği şekillendiren güçleri anlamak için her zaman demografiye odaklanmalısınız.” İstatistiklere göre, ABD önümüzdeki yirmi yıl içinde “beyaz çoğunluklu bir ulustan çoğulcu bir ulusa; hiçbir etnik veya ırksal grubun çoğunluğu oluşturmadığı bir ülkeye” dönüşecek. Bugün, “18 yaşın altındaki Amerikalıların yarısından azı beyaz ve 2027'ye kadar bu durum 30 yaşın altındakiler için de geçerli olacak, kırklı yaşlarda ise hiçbir çoğunluk olmayacak.” Herkes biliyor ki Trump, artık çoğunluğu oluşturmayan beyazlar üzerine oynayarak bahsi kazandı. Trump'ın, sayıları milyonları bulan belgesiz göçmenlere karşı savaşı yoğunlaştırması ve Demokratlar tarafından yönetilen şehirleri “savaş bölgesi” deklare etmesi tesadüf değil.

Oyun açık ve net; Venezuela'nın işgalinden Grönland anlaşmasına, keza İran'la savaştan jeopolitik ve ticari hesapların karışımına kadar Trump'ın tüm politikaları sürprizlerle dolu. J.D. Vance, Trump'ın “Amerika Birleşik Devletleri'nin Hitler'i” olduğu yönündeki açıklamasından geri adım attı ve başkan yardımcısı oldu. Ancak Michael Solokov, “Gerçek gücün korkuda yattığına inanan Trump, başkalarının korktuğunu görmesinden korkuyor” ve onu kaybetmekten daha çok korkutan veya kızdıran hiçbir şey yok diyor.


The Guardian: İsrail, Gazze’de Barış Kurulu’na ait üssün inşasını engelliyor

Gazze şehrinde yıkılmış binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
TT

The Guardian: İsrail, Gazze’de Barış Kurulu’na ait üssün inşasını engelliyor

Gazze şehrinde yıkılmış binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların arasında yürüyen Filistinliler (AP)

İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre İsrail, Gazze Barış Kurulu tarafından Gazze Şeridi’nde kurulması planlanan ileri askeri üs projesinin hayata geçirilmesine izin vermeyi reddediyor.

Geçtiğimiz ağustos ayı başlarında, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2025 yılında yetkilendirilen ve başkanlığını ABD Başkanı Donald Trump’ın yürüttüğü uluslararası bir kuruluş olan Barış Kurulu, Gazze Şeridi’ndeki ilk inşaat sözleşmesini imzalamıştı. ABD’nin Louisiana eyaleti merkezli Arkel International şirketine verilen sözleşme, uluslararası istikrar gücünün öncüsü olarak 150 uluslararası askere ev sahipliği yapacak ileri bir askeri üssün inşasını kapsıyordu.

Konuya yakın bir kaynağın aktardığı bilgilere göre, aradan iki ay geçmesine rağmen İsrail söz konusu sözleşmenin uygulanmasına izin vermemekte direniyor. Yüklenici firmaların ve nakliye araçlarının Gazze’ye girerek çalışmalara başlamasına izin verilmediği belirtilirken, kaynağın İsrail’in sınır kapısını açmayacağını ifade ettiği kaydedildi.

Barış Kurulu Sözcüsü konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçınırken, İsrail ordusu ve İsrail hükümeti de yorum yapmayı reddetti.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşı, Trump’ın sonlandırdığını iddia ettiği 8 savaş arasında yer alıyor. Trump, geçen hafta sosyal medya hesabından yaptığı uzun bir paylaşımda bu konuyu yeniden gündeme getirerek, Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmemesinin haksızlık olduğunu öne sürmüştü.

Şarku’l Avsat’ın The Guardian’dan aktardığına göre, Ekim 2025’te Gazze Şeridi’nde sağlanan ateşkesin ardından kurulan Barış Kurulu, Trump’ın çatışmayı sona erdirdiği yönündeki iddialarının merkezinde yer alıyor.


Doğu Libya’daki yetkililer, geçtiğimiz ağustos ayından bu yana 31 kişiyi idam etti

(foto altı) Libya’nın doğusunda parlamento tarafından atanan hükümetin başbakanı Usame Hammad (Libya İstikrar Hükümeti)
(foto altı) Libya’nın doğusunda parlamento tarafından atanan hükümetin başbakanı Usame Hammad (Libya İstikrar Hükümeti)
TT

Doğu Libya’daki yetkililer, geçtiğimiz ağustos ayından bu yana 31 kişiyi idam etti

(foto altı) Libya’nın doğusunda parlamento tarafından atanan hükümetin başbakanı Usame Hammad (Libya İstikrar Hükümeti)
(foto altı) Libya’nın doğusunda parlamento tarafından atanan hükümetin başbakanı Usame Hammad (Libya İstikrar Hükümeti)

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) dün yaptığı açıklamada, Libya’nın doğusundaki askeri makamların geçtiğimiz ağustos ayının sonlarından bu yana en az 31 kişiyi idam ettiğini bildirdi. HRW, söz konusu idamların 2010’dan bu yana Libya genelinde kamuoyuna duyurulan ilk idamlar olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre HRW, yaptığı açıklamada, Libya’nın doğusu ve güneyini kontrol eden Mareşal Halife Hafter’e bağlı güçlerin, söz konusu kişileri ‘son derece adaletsiz askeri yargılamaların ardından’ idam etmesini kınadı. Açıklamada, bu yargılamaların ‘adalet standartlarından’ açıkça yoksun olduğu vurgulandı.

Bu vakaların ‘2010’dan bu yana Libya’da bilinen ilk idamlar’ olduğuna dikkat çeken HRW, askeri cezaevinde tutulan en az 50 kişinin daha yakın zamanda idam edilme riskiyle karşı karşıya bulunduğu uyarısında bulundu. Ancak idamların ne zaman ve nerede gerçekleştirildiğine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

Libya, Muammer Kaddafi’nin 2011’de devrilmesi ve öldürülmesinden bu yana güvenlik alanında kaosun yanı sıra siyasi ve kurumsal bölünmeyle karşı karşıya. Mareşal Halife Hafter’e bağlı güçler, kendisini destekleyen bir yönetimin bulunduğu ülkenin doğusunu kontrol ederken, batıdaki bölgeler ise merkezi Trablus’ta bulunan ve Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki hükümet tarafından yönetiliyor.

Libya’daki ıslah ve rehabilitasyon kurumlarının (cezaevlerinin) çoğu, yerel ve uluslararası insan hakları örgütleri tarafından sık sık ciddi hak ihlalleriyle suçlanıyor. Bu ihlaller arasında işkence sonucu ölümler ile bazı kişiler hakkında gerekli yargı usulleri yerine getirilmeden askeri mahkemelerce hapis veya idam cezalarının uygulanması da bulunuyor. Bu tür uygulamaların özellikle Hafter güçlerinin kontrolündeki doğu bölgelerinde görüldüğü belirtiliyor.

Gırnada Cezaevi, Bingazi’nin yaklaşık 100 kilometre kuzeydoğusunda bulunuyor. Büyük ölçüde askeri kontrol altında olan cezaevi, yargı makamlarının yetki alanı dışında kalıyor. Cezaevi, işkence ve kötü muamele de dahil olmak üzere ağır insan hakları ihlalleriyle sık sık gündeme geliyor.

HRW Ortadoğu ve Kuzey Afrika Direktör Yardımcısı Bessam Havaca, Hafter güçlerini, ‘işkence yoluyla alındığı öne sürülen itiraflara dayanan gizli yargılamaların ardından’ kişileri idam etmekle suçladı. Havaca, söz konusu davaların, Libya Yüksek Mahkemesi’nin de sivilleri yargılamaması gerektiğini belirttiği mahkemelerde görüldüğünü ifade etti.

Havaca, “Bu koşullarda gerçekleştirilen her idam, geri dönüşü olmayan bir adaletsizliktir. Silahlı güçler üzerinde etkisi bulunan her hükümet, bir sonraki idamın önüne geçmek için güçlü baskı uygulamalıdır” dedi.

Libya’da idam cezası yürürlükte bulunuyor. Ceza kanununda cinayet, terör eylemleri ve devlet güvenliğine karşı suçlar için idam cezası öngörülüyor. Libya mahkemeleri idam kararları vermeye devam etse de bu cezalar bugüne kadar infaz edilmemişti.

Havaca, “Libya 15 yıldır hiçbir idam cezasını infaz etmedi” diyerek bu uygulamasızlık döneminin sona ermesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Hafter güçlerinin ve onları destekleyen hükümetlerin idamları durdurup durdurmama yönünde alacağı karara bağlı olarak en az 50 kişinin daha hayatının tehlikede olduğunu vurguladı.

HRW ayrıca, hükümlülerin ailelerine idamların gerçekleştirileceği tarihin önceden bildirilmediğini kaydetti. Libya’nın doğusundaki yetkililerin idam edilen kişilerin cenazelerini ailelerine teslim etmeyi reddettiği, yakınlarından kimlik tespiti yapmalarını istediği ve ardından aileleri hazır bulunmadan cenazeleri defnettiği belirtildi. Yetkililerin ayrıca, aileleri cenaze töreni düzenlememeleri konusunda uyardığı aktarıldı.