Trump'ın İngiltere ziyareti, ilgili herkes için tam bir mayın tarlası

ABD Başkanı’nın bu haftaki ziyareti, özellikle Jeffrey Epstein'ın hayaletinin geri dönmesiyle birlikte, birçok yönden başarısızlık ihtimalleri içeriyor

Starmer ve Trump, Temmuz 2025'te İskoçya'daki görüşmeleri sırasında (AP)
Starmer ve Trump, Temmuz 2025'te İskoçya'daki görüşmeleri sırasında (AP)
TT

Trump'ın İngiltere ziyareti, ilgili herkes için tam bir mayın tarlası

Starmer ve Trump, Temmuz 2025'te İskoçya'daki görüşmeleri sırasında (AP)
Starmer ve Trump, Temmuz 2025'te İskoçya'daki görüşmeleri sırasında (AP)

Sean O'Grady

İngiltere’ye yapılan çoğu resmi ziyaretin nispeten mütevazı, samimi ve gösterişsiz olduğunu söylemek doğru olur. Downing Sokağı ve Dışişleri Bakanlığı'nın yönlendirmesiyle, Kraliyet Ailesi en güzel gümüş takımlarını ve taçlarını çıkarır, bir parti ve ziyafet verir. Bu tür faaliyetler, bazen İngilizlerin hâlâ sahip olduğu tek güç türü olan ve “yumuşak” olarak adlandırılan gücün bir uygulamasıdır ve Windsor Hanedanı bu güce fazlasıyla sahiptir.

Resmi ziyaretler, mevcut veya potansiyel dostların gözüne girmek veya bozulan ilişkileri onarmaya yardımcı olmak amacıyla yapılır. Fransa Cumhuriyeti adına Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşinin gerçekleştirdiği son ziyaret, Fransa’ya “Beni rahat bırakın!” diye meydan okuyan Boris Johnson, yine Fransa hakkında “Dost mu düşman mı?” diyen Liz Truss'ın yıllardır süren açık düşmanlığının ardından ilişkileri düzeltme girişimiydi ve her şey yolunda gitti. Macron bir iki zarif konuşma yaptı ve Bayeux Gobleni yakında British Museum'da sergilenecek. 1066'da Normanların İngiltere'yi fethini anlatan Goblenin sergilenmesi, İngiltere'ye karşı bir Fransız iyi niyet işareti olarak görülüyor. 2024'te ise Japonya İmparatoru ve İmparatoriçesi benzer bir ihtişamla karşılandı; bu kez İkinci Dünya Savaşı sırasında işlenen vahşetlere ilişkin gazilerden sembolik bir protesto bile gelmedi.

Hadiselerin normal seyri budur, fakat İngiltere’de olduğu kadar kendi ülkesinde ve hatta küresel olarak da karışık tepkiler uyandıran Donald Trump söz konusu olduğunda böyle olmadığı aşikar. Kısacası, turuncu tenli zorba ve Batı medeniyetinin kurtarıcısı salı akşamı geldiğinde, bunun öncesinde ve sonrasında tam olarak ne olacağını kimse bilmiyor. İlgililerin hepsi için bu, kolayca bir zafere veya bir felakete dönüşebilir; ikisinin birleşimi daha olası ve ziyaretin olaylı geçeceği kesin.

İlgililerin hiçbirinin duymak istemediği tek kelime “Epstein”, ama kesinlikle duyacaklar. Trump ve Starmer arasındaki ortak basın toplantısında Epstein kelimesini ilk kez kullanacak olan gazeteci, Basın Ödülleri töreninde cesaret konusunda Victoria Haçı'na eşdeğer özel bir ödüle derhal aday gösterilmeli. Ziyarete dahil olan üç ana isim de utanç verici bir şekilde Epstein'ın ağına dahil ve bunun hatırlatılmasını istemiyorlar. Trump, onunla geçmişteki ilişkisi ve “dosyaları yayınlama” konusundaki akılsızca seçim kampanyası vaadi nedeniyle; Keir Starmer, görevden alınan İngiltere’nin Washington Büyükelçisi Lord Mandelson nedeniyle; Kral, kendisini “çok saygıdeğer” olarak tanımlayan ve ziyaret boyunca Royal Lodge’de (Kraliyet Locası) kalacak kardeşi Prens Andrew nedeniyle, bu adın hatırlatılmasını istemiyorlar. Jeffrey Epstein'ın adı medya tarafından anıldığında mekana çökecek olan tedirgin edici soğuk hava, orada bulunanlar için dayanılmaz ve televizyondan izleyenler için bile fark edilebilir olacak. Her açıdan olağanüstü bir sahne olacak.

Başbakan ile Başkan arasında Trump, şaşırtıcı bir şekilde, en iyi savunma hattına sahip olan taraf. Partilerde birlikte çekilmiş fotoğrafları, sürekli tekrarlanan ve dans edip şakalaştıklarını gösteren video, Epstein'ın 50. doğum günü defterine yazılmış tuhaf (ve şimdi inkar edilen) bir not dahil olmak üzere, bir zamanlar yakın dost olduklarına dair tüm kanıtlara rağmen, Trump, mahkum edilmeden önce “iğrenç” olarak adlandırdığı kişiyle tüm iletişimini kestiğini dürüstçe söyleyebilir. Yani, dile getirilmeyen bir tezat ile Mandelson'ın aksine bunu yapabilir. Başkan ayrıca, Epstein'ın binlerce sayfalık dosyasını (isteksizce de olsa) yayınlayan kişinin kendisi olduğunu da söyleyebilir. Mandelson hakkında kendisine bir soru sorulursa da, soruyu Starmer'a yönlendirip, masumca onunla büyükelçi olarak bir sorunu olmadığına işaret edebilir.

Beklenmedik bir şekilde, ölen milyarder ve çocuk istismarcısının hayaleti Starmer'ı Trump'tan daha fazla rahatsız ediyor. Starmer’ın, kendisi ile hiç tanışmamış, hatta Epstein'ın çılgın partilerinden birine bile katılmamış olduğu kesin. Ama hayaletinin onu takip etmesinin nedeni hem talihsiz hem de son derece açık; Peter Mandelson'ın “en iyi arkadaşını” ne kadar sevdiği, özellikle de Epstein'ın suçlarının utanç verici ayrıntılarla kamuoyuna açıklanmasıyla birlikte ortaya çıktı. Gerçekten de, Mandelson'ın Jeffrey'e gönderdiği mesajlardan hangisinin daha zarar verici olduğunu bilmek zor. Peter'ın bir sonraki “nefis” ziyaretini dört gözle beklediği mesajı mı? Yoksa Epstein'ın özel jeti “Lolita Ekspres”te bedava uçuş elde etmeye çalıştığı mesajı mı? Yahut en utanç vericisi, Epstein'ı “erken tahliye için mücadele etmeye” teşvik ettiği mesajı mı? Starmer için soru şu: Bu ihlallerden ve diğerlerinden hangilerini biliyordu, ne zaman öğrendi ve Mandelson'u ABD büyükelçiliğine neden atadı ve ardından ifşaatlar ortaya çıktıktan sonra neden onu uzun süre korumaya çalıştı?

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Trump'ın istediği zaman ağzına geleni söyleme alışkanlığı da var. Böyle anlarda -ki İngiliz yetkililer bu fırsatları en aza indirmeyi çok isteyecektir- Trump, Starmer'ı ifade özgürlüğüne karşı (hayali) savaşı, Lucy Connolly'nin (X platformunda ırkçı nefreti kışkırtmaktan suçlu bulunup 31 ay hapis cezasına çarptırılan İngiliz kadın) hapse atılması, Ukrayna'daki savaş, Gazze, gümrük vergileri, Çin (özellikle de devasa Londra büyükelçiliği), Tommy Robinson (İngiliz aşırı milliyetçi aktivist), Nigel Farage, Prens Andrew, Elon Musk, Charlie Kirk ve Buckingham Sarayı'na göre Downing Sokağı’ndaki altın süslemelerin eksikliği nedeniyle eleştirebilir.

Bazı İngiliz gazeteleri, mevcut hükümet politikasının çarpıtılmış bir versiyonunu Başkana sunarak, Starmer'a yaptıklarının “aptalca”, “ahmakça”, “tehlikeli” olduğu gibi sert ifadeler söylemesini sağlama fırsatını yakalamak isteyebilirler. Farage, reklam için GB News’te yayınlanacak Trump ile bir röportaj bile ayarlayabilir ki tüm bunlar Starmer için zor anlar demek.

Starmer'ın kaçınılmaz gafları ve zor durumda kalınan anları ne kadar iyi idare edeceği, bu hafta hayatta kalması için her şeyden daha önemli olacak. Umabileceği tek şey, ABD-İngiltere ticaret anlaşması ve iki ülke arasında savunma ve teknoloji iş birliği konusundaki  olumlu haberler, Trump’ın böbürlenmeleri yerine gösterişli töreninin izleyicileri memnun etmesidir.

Daha hafif dokunuşlar da olacak. Bazılarımız, göz alıcı First Lady, Baş İzci Dwayne Fields ve halen Kız İzciler Derneği Eş Başkanı olarak adlandırdığımız Kate Middleton arasında planlanan toplantıdan harika şeyler bekliyor. Galler Prensesi, Bayan Trump'ı gölgede bırakacak mı, yoksa Melania moda dünyasında yankı uyandırmak için bir izci kızı gibi mi giyinecek? Bu merak konusu.

Neredeyse bir gelenek haline gelen dev bir şişme Trump bebek balonunun uçurulması da şüphesiz bir başka önemli an olacak. Ancak Başbakan açısından, parlamento tatildeyken ve nazik diplomasi hüküm sürerken normalde rahatlatıcı olması gereken bu anda, “Ben ünlüyüm, beni buradan çıkarın!” programının siyasi bir ödüllendiricisi gibi görünecek. Medya ritüelini andıran tekrarlanan hakaretler ve bunlara şiddetli hazımsızlık eşlik edecek. Trump'ın resmi ziyaretinin karmaşasında bol şans, Sir Keir, dualarımıza ihtiyacınız olacak.



Çin “Üçüncü Cephe’yi” yeniden mi açıyor?

Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
TT

Çin “Üçüncü Cephe’yi” yeniden mi açıyor?

Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin yönetimi, özellikle Hint-Pasifik'teki jeopolitik risklere karşı hazırlanıyor (Reuters)

Çin, Soğuk Savaş'ta uyguladığı "Üçüncü Cephe" stratejisini tekrar devreye sokuyor.

1964'te Mao Zedong'un başlattığı "Üçüncü Cephe" projesi, ABD ve Sovyetler Birliği'nden gelebilecek saldırılara karşı iç ve dağlık bölgelerde gizli sanayi ve savunma altyapısı kurulmasını hedefliyordu.

15 milyon kişinin çalıştığı dev proje, 1970'lerin sonundan itibaren ABD'yle ilişkilerin yumuşamasıyla rafa kaldırıldı. Bugün bu eski tesisler harabeye dönmüş durumda, çevrelerindeki yerleşimlerin büyük bölümü de boşalmış halde.

Ancak Guardian'ın analizine göre ABD-Çin ilişkilerinin yeniden gerilmesiyle Pekin yönetimi, iç bölgeleri tekrar stratejik bir "yedek sanayi ve savunma alanı" olarak konumlandırıyor.

Çin Komünist Partisi (ÇKP), Temmuz 2024'te "Çin'in stratejik hinterlandını geliştirme ve kilit sektörler için yedek planlar oluşturma" kararı almıştı.

Bu kapsamda, işgal tehdidine veya uluslararası pazarlardan izole olma riskine karşı dayanıklılığı artırmak için Çin'in uzak iç bölgelerindeki eyaletlerin kullanılması gerektiği vurgulanmıştı.

Analize göre 2024'teki bu kararlar, yeni bir "Üçüncü Cephe" stratejisinin devreye sokulduğunu gösteriyor.

Şi Cinping yönetiminin artan riskler karşısında savaş senaryolarına hazırlık yaptığına dikkat çekiliyor.

Çin tarihine odaklanan araştırmacı Covell Meyskens, Asya devinin eskiye kıyasla çok daha güçlü olduğunu vurgulayarak, ordusunun ABD güçleriyle savaşabilecek seviyede olduğunu hatırlatıyor.

ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi verilerine göre Şi'nin iktidara geldiği 2012'de Çin'in savunma harcamaları ABD'nin 6'da biri düzeyindeyken, 2024 itibarıyla bu oran üçte bire yükselerek 317,6 milyar dolara ulaştı.

Ayrıca Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne göre Çin'in silah ithalatı 2021-2025 döneminde önceki 5 yıla kıyasla en az yüzde 70 azaldı. Bu da ülkenin yerli üretim kapasitesindeki artışı gösteriyor.

Tarihçi Meyskens, bölgesel risklerin arttığına ve "Üçüncü Cephe" ideolojisinin yeniden canlandığına işaret ederek şunları söylüyor:

Kesinlikle yeniden düşmanca bir ortama dönülüyor. Bir tür soğuk savaşın içindeyiz.

Pekin ve Tokyo yönetimleri arasındaki gerginlikler de Tayvan meselesi nedeniyle son dönemde artıyor.

Japonya Savunma Bakanlığı, Kumamoto eyaletine Çin anakarasına ulaşabilecek iki uzun menzilli füze yerleştirildiğini bugün duyurdu.

Açıklamada bunun güvenlik ve savunma amacıyla yapılmış olduğu savunulsa da ÇKP'ye ait İngilizce yayın yapan Global Times'da bugün yayımlanan makalede Tokyo'nun hamlesi eleştirildi.

Analizde, Type 12 füzelerinin etkili bir saldırı kapasitesine sahip olduğu, Japonya'nın "barışçıl Anayasası'ndan uzaklaştığı" vurgulandı.

Independent Türkçe, Guardian, Global Times


NASA'nın şimdiden tarih yazan Artemis ekibinde kimler var?

Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
TT

NASA'nın şimdiden tarih yazan Artemis ekibinde kimler var?

Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)
Artemis 2 mürettebat üyeleri (soldan sağa) Jeremy Hansen, Christina Koch, Reid Wiseman ve Victor Glover, NASA'nın 1972'den beri Ay'a gönderdiği ilk kişiler (Chris O'Meara/AP)

NASA, 50 yıldan uzun süren bir aranın ardından 4 astronotu Ay'a göndermeye hazırlanıyor ve geri sayım resmen başladı.

İnsanlığın 1972'den bu yana ilk kez uyduyu ziyaret edeceği Artemis 2 görevinin, çeşitli ertelemelerden sonra 1 Nisan Çarşamba günü EDT 18.24'te (TSİ 2 Nisan 01.24) Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden fırlatılması bekleniyor. 

NASA'nın bu sefer Ay'a göndereceği ekipse, Apollo programıyla bu yolculuğu yapan 24 astronottan epey farklı.

12'si Ay'da yürüyen bu grubun tamamı Amerikalı beyaz erkeklerden oluşuyordu. 

Artemis 2'nin 4 kişilik mürettebatında ise bir kadın, bir siyah ve bir Kanadalı var.

Bu ekip Ay'a iniş yapmayacak ve hatta yörüngesine bile çıkmayacak. Ancak gidiş-dönüş yolculuklarında Apollo astronotlarından binlerce kilometre daha derinlere giderek Ay'ın karanlık tarafının eşi benzeri görülmemiş manzaralarıyla karşılaşacaklar. 

İşte gelecekteki Ay inişlerinin önünü açması hedeflenen Artemis 2 görevindeki astronotlar:

Reid Wiseman

10 günlük görevin liderliğini üstlenecek 50 yaşındaki Reid Wiseman, iki kızını tek başına büyütmeyi hayatının en büyük ve en tatmin edici mücadelesi olarak görüyor.

Emekli bir ABD Deniz Kuvvetleri kaptanı olan Wiseman, 2009'da NASA'ya astronot olarak katıldı.

2014'te Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 5 aydan uzun süre kaldı ve 2020-2022 döneminde Astronot Ofisi'nin başkanlığını yaptı.

dsvfr
Artemis 2, NASA'nın Space Launch System (Uzay Fırlatma Sistemi) roketi ve Orion uzay aracının ilk insanlı görevi (NASA)

2020'de eşini kanser nedeniyle kaybeden Wiseman'ın kızları, babalarının yeniden uzaya gitmesi fikrine başlangıçta pek sıcak bakmamış.

Wiseman durumu "Bunu konuştuk ve ben de 'Bakın, şu anda Dünya'daki tüm insanlar arasında, Ay'ın etrafında uçabilecek konumda olan sadece 4 kişi var. Bu fırsata hayır diyemem' dedim" diye anlatıyor.

Ardından kızlarının desteğini alan Wiseman, en zor kısmın onlardan ayrılmak değil "onlara yüklediği stres" olduğunu söylüyor.

2023'te göreve seçilen astronot o zaman yaptığı açıklamada NASA'nın Ay'a neden gittiği sorusuna "Çünkü insanları Mars'ta görmek istiyoruz" diye yanıt vermişti.

NASA'nın astronotlara yanlarında taşıma izni verdiği kişisel eşyalar arasında Wiseman, görev sırasında düşüncelerini not edebilmek için küçük bir not defteri götürmeyi planlıyor.

Victor Glover

12 yıldır NASA astronotu olarak görev yapan Glover, Artemis 2'de pilot koltuğunda oturacak.

Eski bir ABD Deniz Kuvvetleri savaş pilotu ve test pilotu olan Glover, ABD uzay ajansının az sayıdaki siyah astronotundan biri.

Test uçuşu mühendisliği de dahil üç yüksek lisans derecesi bulunan astronot, aynı zamanda Ay'a giden ilk siyah kişi olacak.

Evli ve 4 çocuk babası olan 49 yaşındaki Glover, "NASA beni hazırlamak için ne kadar zaman ve emek harcıyorsa, ben de ailemi hazırlamak için aynı ölçüde çaba gösteriyorum" diyor.

Ayrıca görev süresince mürettebatın aileleriyle yakın temas kuracak bir astronotun Dünya'da görevlendirilmesinden memnun olduğunu söylüyor.

Göreve hazırlanırken 1960'lardaki görevlerin makalelerini inceleyen pilot, astronotları ve onların ailelerini düşünmeye başladığını belirtiyor.

Glover "Kendimizi keşfetmeye itmek, kimliğimizin özüdür" diyerek ekliyor:

İnsan olmanın bir parçası... Nerede olduğumuzu, neden burada bulunduğumuzu ve evrendeki yerimize dair büyük soruları anlamak için keşfe çıkıyoruz.

Glover yanına bir İncil, evlilik yüzükleri ve aile yadigarlarının yanı sıra Apollo 9 astronotu Rusty Schweickart tarafından derlenen ilham verici alıntılar koleksiyonunu almayı planlıyor.

Christina Koch

Görev uzmanı olarak Artemis 2'de yer alan Christina Koch, 2019'da Uluslararası Uzay İstasyonu'nda 328 gün geçirerek tek seferde uzayda en uzun süre kalan kadın rekorunu kırdı.

Bu dönemde tamamen kadınlardan oluşan ilk uzay yürüyüşüne de katıldı.

47 yaşındaki mühendis ve fizikçi, 2013'te NASA'ya katılarak daha sonra Maryland'deki Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nde Dünya gözlem uyduları üzerinde çalıştı.

Koch'un Ay'a gidecek ilk kadın olma yolculuğu bir fotoğrafla başlamış. Apollo 8 görevindeki Bill Anders'ın ünlü "Dünya'nın doğuşu" fotoğrafını odasına asmış ve deklanşöre otomatik bir kameranın değil, bir insanın bastığını öğrendiğinde astronot olmaya karar vermiş.

NASA tarafından çağrılmadan önce Koch, Güney Kutbu'ndaki bir araştırma istasyonunda bir yıl geçirdi.

Bilim insanı 2020'de yaptığı bir açıklamada "Beni küçük hissettiren, evrenin büyüklüğünü, evrendeki yerimi düşünmemi sağlayan şeyleri çok severim" demişti.

Koch geçmiş görevleri sayesinde ailesini ve arkadaşlarını duruma alıştırdığını söylüyor:

Şu ana kadar çevremdekilerden pek endişe duyan olmadı. Belki köpeğim hariç ama ona bunun sadece 10 gün süreceğini açıkladım. Geçen seferki kadar uzun sürmeyecek.

Ayrıca iletişim, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki kadar rahat olmayacağı için eşinin evde bir şeyi bulamadığında kendisini arayamayacağını söyleyerek espri yapıyor.

Koch uzaya giderken, yakın olduğu kişilerin elleriyle yazdığı notları alıyor.

Jeremy Hansen

İlk uzay yolculuğuna çıkmaya hazırlanan Jeremy Hansen, aynı zamanda böyle bir göreve seçilen ilk Kanadalı olmanın sorumluluğunu da taşıyor.

Kanada Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde görev yapmış eski bir savaş pilotu ve fizikçi olan Hansen, 2009'da Kanada Uzay Ajansı'na katıldı.

Daha önce hiç uzaya gitmese de NASA'nın Johnson Uzay Merkezi'nde yeni astronotların eğitiminde önemli bir rol oynadı.

Evli ve üç çocuğu olan fizikçi, uzaya duyduğu hayranlığının kökenini tıpkı Koch gibi Apollo 8'e borçlu. 
 

vd
Artemis görevindeki başka bir mürettebatın 2028'de Ay yüzeyine inmesi planlanıyor

Kanada'nın kırsal kesiminde büyüyen Hansen, Buzz Aldrin'in Ay yüzeyinde durduğu bir fotoğrafı gördükten sonra ağaç evini hayali bir uzay gemisine dönüştürmüş.

Görev uzmanı olarak ekibe katılan astronot, Apollo görevinde insanları Ay'a göndermenin ne kadar büyük bir çaba gerektirdiğini ancak şimdi anladığını söylüyor.

Hansen "Şimdi dışarı çıkıp Ay'a baktığımda, bana eskisinden biraz daha uzak geliyor" diyerek ekliyor:

Videolarını izlerken düşündüğümden çok daha zor olduğunu ayrıntılarıyla anlıyorum.

Kanadalı astronot, eşi ve çocuklarına hediye ettiği, Ay şeklindeki kolye uçlarının yanı sıra akçaağaç şurubu ve akçaağaç kurabiyelerini de uzaya götürecek.

Independent Türkçe, Science Alert, CNN, BBC, NASA


İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
TT

İran savaşı etkisi: Almanya’da radikal sağcılar Rusya’dan enerji tedariki istiyor

Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)
Almanya'nın Rusya'dan enerji tedarikini durdurma hamleleri ülkede tartışma yaratmaya devam ediyor (Reuters)

Almanya'da radikal sağcılar, yükselen akaryakıt fiyatları nedeniyle Rusya'dan enerji tedarikinin artırılması gerektiğini savunuyor.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi, bu ayki eyalet seçimlerinde önemli sonuçlar elde ettikten sonra, Rusya'dan ucuz enerji tedariki için uzun süredir devam eden çağrılarını yeniden gündeme getirdi.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı saldırılarıyla patlak veren savaşın başından bu yana Almanya'da benzin fiyatları yüzde 15'in üzerinde arttı.

AfD'nin yükselen akaryakıt fiyatları üzerinden kurduğu söylem, ülkenin otomotiv endüstrisinin merkezi olan Baden-Württemberg'deki seçmenler arasında büyük yankı buldu.

Radikal sağcı partinin eyaletteki başbakan adayı Markus Frohnmaier, seçim kampanyasında bu meseleye odaklandıklarını belirtiyor:

Almanya ekonomisinin şu anki durumu vahim. Almanya'nın enerji bağımsızlığı ve uygun fiyatlı elektrik için yeniden Rus doğalgazı ve petrolü ithal etmeye başlaması hayati önem taşıyor.

2022'de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından önce Moskova, Almanya'nın ham petrol ithalatının üçte birinden fazlasını ve doğalgaz ihtiyacının yarısından fazlasını karşılıyordu.

Ancak Kuzey Akım'a sabotaj düzenlenmesi ve Avrupa Birliği'nin Rusya'ya yönelik yaptırımları nedeniyle Berlin yönetimi Norveç, Hollanda ve Belçika'dan enerji tedarik ediyor.

Alman istatistik kurumunun verilerine göre, az miktarda sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) dolaylı ithalatı dışında Rus petrolü ve doğalgazı alınmıyor.

AfD uzmanı Johannes Hillje, "Bu argüman, soyut jeopolitik açıklamalara kıyasla insanların günlük yaşamlarıyla çok daha yakından bağlantılı" diyor.

Ancak Başbakan Friedrich Merz'in muhafazakar Hıristiyan Demokratlar (CDU) partisinden Parlamento Dışişleri Komisyonu üyesi Roderich Kiesewetter, AfD'nin bu çağrıları tekrar gündeme getirmesini eleştiriyor:  

AfD, Almanya'da kasıtlı olarak Rus söylemlerini yaygınlaştırıyor. Rusya'dan petrol ve doğalgaz ithalatının artması, Avrupa'nın güvenliği ve ortaklarımızın güveni açısından felaket olur.

Almanya'nın güneybatısındaki Baden-Württemberg eyaletinde 8 Mart'ta düzenlenen Meclis seçiminde, Yeşiller partili Cem Özdemir zafer kazanarak ilk Türk kökenli eyalet başbakanı olmuştu.

Diğer yandan AfD'nin oy oranını neredeyse ikiye katlayarak yüzde 18,8'e çıkarması dikkat çekmişti. Genelde doğu eyaletlerinde yüksek oy toplayan parti, bir batı eyaletinde şimdiye kadar aldığı en yüksek oy oranına ulaşmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, DW Türkçe