Trump İngiltere'de: Eşi benzeri görülmemiş törenler ve milyar dolarlık anlaşmalarhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5187479-trump-i%CC%87ngilterede-e%C5%9Fi-benzeri-g%C3%B6r%C3%BClmemi%C5%9F-t%C3%B6renler-ve-milyar-dolarl%C4%B1k-anla%C5%9Fmalar
Trump İngiltere'de: Eşi benzeri görülmemiş törenler ve milyar dolarlık anlaşmalar
Kral Charles ve Kraliçe Camilla dün Windsor Kalesi'nde Başkan Trump ve eşi Melania'ya eşlik etti (AP)
Birleşik Krallık, dün Windsor Kalesi'nde ABD Başkanı Donald Trump'a iki günlük resmi ziyaretinin ilk gününde kraliyet karşılama töreni düzenledi.
Ziyaret, Kral Charles’ın genellikle ikinci döneminde olan ABD başkanlarını sarayda akşam yemeğine davet etmesi nedeniyle benzeri görülmemiş bir olaydı. Ayrıca, Birleşik Krallığa gerçekleşen resmi ziyaretlerin tarihindeki en büyük şeref kıtası da bu ziyaret sırasında görüldü.
Bu yaklaşım, teknoloji sektöründe milyar dolarlık anlaşmalar yoluyla Washington ile Londra arasındaki ‘özel ilişkiyi’ güçlendirmeyi amaçlayan Başbakan Keir Starmer hükümetinin çabalarıyla örtüşüyor. Trump, Birleşik Krallığa ikinci kez resmi ziyaretle kabul edilmenin kendisi için ‘büyük onur’ olduğunu ifade etmekten çekinmediğinden, Londra'nın stratejisi meyvesini veriyor gibi görünüyor.
Trump'ın bugün İngiliz liderin kırsaldaki inziva yeri Chequers'a gitmesi ve burada başbakan ve hükümet üyeleriyle bir araya gelerek Ukrayna'daki savaş ve gümrük vergileri başta olmak üzere çeşitli konuları görüşmesi bekleniyor.
İsrail'in Mescid-i Aksa’nın idaresi üzerindeki kontrolünü güçlendirme girişimleri endişeleri artırıyor
Doğu Kudüs'te Mescid-i Aksa kubbesi ile Kubbetu's-Sahra'nın bir bölümünden görünüm (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs'teki Mescid-i Aksa ile ilgili herhangi bir karar alınmadığını ve oradaki ‘statükoyu’ değiştirme niyeti bulunmadığını defalarca kez öne sürmesine karşın Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan her gelişme bunun tam tersini ortaya koyuyor.
İsrail, fiili durum itibarıyla Mescid-i Aksa’nın güvenliğini kontrol ediyor. Oysa onlarca yıldır uluslararası ve ikili anlaşmalar çerçevesinde gözetim hakkına sahip olan Ürdün Haşimi Krallığı'na bağlı İslam Vakıfları İdaresi Mescid-i Aksa’nın yönetiminden sorumlu.
Bununla birlikte İsrail, bu idareyi sessiz sedasız hedef alarak sahadaki fiili gerçeklikleri değiştirmeye çalışıyor.
Filistin yönetimine bağlı Kudüs Valiliği Vali Vekili Maruf er-Rifai, salı günü ‘İsrail'in İslam Vakıfları İdaresi’ni ve çalışanlarını sürekli olarak hedef aldığını, bu durumun idarenin mescitteki rolünü ve yönetim işlevini yerine getirme kapasitesini tehdit ettiğini’ söyledi.
İran, İsrail ve ABD arasında ateşkes anlaşması imzalanmasının ardından Kudüs’ün Eski Şehri’ndeki El-Aksa Camii avlusunda bir işçi, alanı temizliyor (AP)
Rifai açıklamasında işgal makamlarının Mescid-i Aksa içindeki görevli ve personel sayısını sistematik biçimde azaltma politikası izlediğini teyit etti. Buna göre her vardiyada 50 kişi olması gereken görevli sayısı 20'ye düşürüldü. Bu durum yıllardır Mescid-i Aksa’nın güvenlik sisteminin karşılaştığı en ağır krizlerden biri.
Rifai, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu tarihi, keskin ve emsalsiz gerileme, 37'den fazla görevli ve personelin mescitten uzaklaştırılması ve Batı Şeria'dan gelen 30 idari personelin erişim izninin iptal edilmesi dahil bir dizi keyfi uygulamanın ürünüdür. Bu durum, idari, teknik ve hizmet boyutlarıyla Vakıflar İdaresi’nin farklı birimlerinde açık bir felce uğrattı.”
Rifai, söz konusu uygulamaların İslam Vakıfları İdaresi’nin rolünü zayıflatmayı ve mescidin yönetim kapasitesini engellemeyi hedefleyen daha kapsamlı bir İsrail politikasından bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
Açıklamaya göre İsrail, Vakıflar Dairesi'nin bakım ve restorasyon çalışmaları yapmasını engellemeye devam ediyor. Mescid-i Aksa avlusunda zorunlu olan basit işleri bile sekteye uğratıyor. Öte yandan polis, İmam Gazali Kubbesi, Daru'l-Hadis eş-Şerif, Süleyman Kubbesi ve Musa Kubbesi gibi yapılar için güvenlik bahanesiyle Mescid-i Aksa'daki tesis ve tarihi alanlara el koyma politikasını artırarak sürdürüyor.
Rifai, “Tüm bunlar Mescid-i Aksa içinde yeni fiili gerçeklikler dayatmaya yönelik tehlikeli bir eğilimi yansıtıyor” diye vurguladı.
Tüm bunlar, işgal polisi ile aşırı sağcı ‘Tapınak’ grupları arasında emsalsiz bir koordinasyon düzeyini yansıtan başka adımlarla eş zamanlı gerçekleşti. İşgal polisi 3 Haziran'da ‘Tapınak Dağı Birimi’ olarak adlandırdığı yapıya yeni gönüllüler kazandırmayı hedefleyen bir kampanya başlattı. Söz konusu birim, yerleşimcilere eşlik ederek mescide baskınlarını güvence altına almak ve onları korumakla görevlendiriliyor.
Rifai, bu yönelimin işgalci İsrail’in Mescid-i Aksa içinde aşırılıkçı grupların nüfuzunu genişletmeye çalıştığını açıkça ortaya koyduğunu vurguladı. Bu girişim, İslam Vakıfları İdaresi’nin rolünü kısıtlama ve çalışmalarını engelleme girişimleriyle eş zamanlı yürütülüyor. Böylece Mescid-i Aksa ve ona bağlı alanların İsrail’in kontrolüne geçirilmesi projesine zemin hazırlanıyor.
Mescid-i Aksa üzerindeki egemenlik savaşı
Mescid-i Aksa üzerindeki egemenlik mücadelesinin geçmişi çok eskilere uzanıyor. Bu mücadele İsrail'in kurulması kararından önce başladı. Siyasi, güvenlik ve çok cepheli hassasiyetler olmasaydı İsrail bu meseleyi çok daha erken çözüme kavuşturmuş olabilirdi.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı'na göre hikâye 1924 yılında Şerif Hüseyin bin Ali döneminde başladı. Mescid-i Aksa'nın tüm hakları o dönemde kendisine bırakıldı. Bu gelenek, 1954 yılında Mescid-i Aksa ve Kubbetu's-Sahra'nın imarı için bir komisyon kuran merhum Kral Hüseyin bin Talal döneminde de sürdü. Ürdün'e bağlı İslam Vakıfları İdaresi, bu kutsal mekanlar üzerinde gözetim yetkisini elinde bulunduran son dini idari otorite olması nedeniyle bu uygulama İsrail'in Kudüs'ü işgalinin ardından da devam etti. Ürdün'ün 1988'de Batı Şeria ile yasal ve idari bağını kopardığını ilan ettiğinde, kentin bir boşluğa düşmesine ya da işgalin buraya sızmasına zemin hazırlamamak amacıyla Kudüs şehri bu kararın kapsamı dışında tutuldu.
Ürdün, 1994'te İsrail ile imzaladığı ‘Vadi Arabe Barış Anlaşması’ uyarınca Kudüs'teki dini işlere ilişkin gözetim hakkını korudu.
2013 yılının mart ayına gelindiğinde Ürdün Kralı Abdullah ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin’deki Kudüs ve kutsal mekânlar üzerinde Ürdün Haşimi Krallığı'nın ‘vesayet ve savunma hakkını’ teyit eden bir anlaşma imzaladı.
Kudüs’teki Mescid-i Aksa avlusunda, Kubbetu’s-Sahra yakınlarında sabah namazını kılan cemaat (AFP)
Filistin Yönetimi Ürdün'ün kutsal mekânlar üzerindeki gözetim rolünü kabul ediyor, ancak bu durum İsraillilerin hiç hoşuna gitmiyor.
İsrail, yıllar içinde Mescid-i Aksa üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdı, İslam Vakıfları İdaresi’nin rolüne karşı girişimlerde bulundu, her olayı mekân üzerindeki tam hâkimiyetini sergileme fırsatına dönüştürdü. Savaşlar ve dini bayramlar sırasında Müslümanların Mescid-i Aksa’ya erişimini engelledi. Erişimi kısıtladı ve belirli yaş ve kategorilerin yalnızca belli zamanlarda girebileceğini belirledi.
İsrail hükümetleri Mescid-i Aksa’ya baskınları destekledi. Bakanlar bu baskınlara öncülük etti. Hem İsrailli hem Filistinli taraflar, 1969 yılında Mescid-i Aksa içinde yer alan Kıble Mescidi’nin yakılması olayından başlayarak 2000 yılındaki Mescid-i Aksa İntifadası'na, ‘Aksa Hareketi’ ve ‘Kapılar Savaşı’ gibi küçük çaplı çatışma ve intifadalara, 2021'de Gazze'de Hamas ile yaşanan toğyekun savaşa ve son olarak Hamas'ın büyük ölçüde Mescid-i Aksa ile ilgili gerekçelerle başlattığı ‘Aksa Tufanı’ adını verdiği 7 Ekim’de başlayan savaşa kadar uzanan süreçte kutsal mekândan kaynaklanan pek çok çatışmayı birlikte deneyimledi.
Aşırı sağcı İsrailli Bakan Itamar Ben-Gvir, geçtiğimiz perşembe günü Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde bulunan Mescid-i Aksa avlusunda İsrail bayrağıyla poz verirken (Reuters)
Filistinliler, Ürdünlüler ve tüm Müslümanlar Mescid-i Aksa'yı İslam dininin üçüncü en kutsal mekânı olarak benimseyip tüm Müslümanlara ait olduğunda ısrar ederken fanatik Yahudi gruplar bir gün orada ‘Tapınak’ inşa edeceklerini söylüyor.
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben Gvir, son iki yılda Mescid-i Aksa’ya düzenlenen çok sayıdaki baskına öncülük etti. Orada Yahudi inancına göre ibadet etti ve ‘Tapınağın yıkılışı’ olarak adlandırdıkları yıldönümünde başkalarını da burada ibadet etmeye teşvik ederek Mescid-i Aksa’da ‘hâkimiyet ve egemenlik’ kuracağı vaadinde bulundu.
İsrail Başbakanı Netanyahu, Mescid-i Aksa’nın statükosunun değişmeyeceğini söylese de İsrail'de pek çok kesim Ben Gvir ve Yahudi yerleşimcilerin bu statükoyu fiilen ihlal edip değiştirdiğini öne sürdü.
Filistin meselesine ilişkin sürdürülen çok sayıda müzakere sürecinde Mescid-i Aksa üzerindeki İslami egemenliğe son verilmesini, İslam Vakıfları İdaresi’nin feshedilmesini ve Mescid-i Aksa’nın denetimini İslam Vakıfları İdaresi’nin yerine işgal devletinin de dahil olduğu uluslararası bir kurula devredilmesini öngören ve ABD tarafından hazırlandığı belirtilen bir plana dair haberler sızdı. Ancak ABD, böyle bir plandan haberdar olmadığını savunurken İsrail, herhangi bir yorum yapmadı.
İran, NATO’yu savaşa ortak olmakla suçladı... İsviçre’de yeni müzakere turu bekleniyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5288351-i%CC%87ran-nato%E2%80%99yu-sava%C5%9Fa-ortak-olmakla-su%C3%A7lad%C4%B1-i%CC%87svi%C3%A7re%E2%80%99de-yeni-m%C3%BCzakere-turu-bekleniyor
İran, NATO’yu savaşa ortak olmakla suçladı... İsviçre’de yeni müzakere turu bekleniyor
Tahran yönetimi, İran’ı hedef alan saldırıda NATO’yu “suça ortak olmakla” suçlayarak Batı’ya yönelik söylemini sertleştirdi. Bu çıkış, ABD ile İran arasında İsviçre’de gelecek hafta yeniden başlaması planlanan teknik görüşmeler öncesinde geldi. Taraflar, kısa süre önce ilan edilen geçici uzlaşıyı daha kalıcı bir müzakere sürecine dönüştürmeyi hedefliyor.
İran’ın suçlamaları, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin İran’a yönelik saldırıya verilen geniş Amerikan desteğine ilişkin açıklamalarının ardından geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, NATO’nun ABD ve İsrail’in yürüttüğünü öne sürdüğü “gayrimeşru saldırı savaşının” bir parçası olduğunu savundu.
Bu arada ABD Başkanı Donald Trump, müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini belirterek İran’ın “önemli tavizler verdiğini” söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise görüşmelerin 29 veya 30 Haziran’da yapılmasının beklendiğini ifade etti. Ancak taraflar arasında temel başlıklarda görüş ayrılıklarının sürdüğü belirtiliyor.
Lübnan cephesinde ise güneydeki durumun geleceğine ilişkin farklı sinyaller gelmeye devam ediyor. İsrail, kuzeydeki yerleşim birimlerinin güvenliğini gerekçe göstererek askerlerinin konuşlandığı bölgelerden çekilmeyi düşünmediğini açıkladı. Böylece Lübnan dosyası da Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerle bağlantılı başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun açıklamaları:
Hürmüz Boğazı hiçbir ülkenin mülkü değildir.
Deniz geçitleri uluslararası seyrüsefere açık tutulmalıdır.
Uluslararası su yollarında seyrüsefer özgürlüğü güvence altına alınmalıdır.
Hedefimiz bölgede istikrarı sağlamak ve barış için çalışmaktır.
İran ile bir anlaşma istiyoruz ancak herhangi bir bedel karşılığında değil.
Georgia eyaletinin Douglasville kentindeki Alexander Lisesi'nde biyoloji öğretmeni olan Maris Nichols, birden fazla cinsel saldırı suçlamasıyla yargılanıyor (Douglas County Şerif Bürosu)
Georgia eyaletinin Douglasville kentindeki Alexander Lisesi'nde biyoloji öğretmeni olan Maris Nichols, birden fazla cinsel saldırı suçlamasıyla yargılanıyor (Douglas County Şerif Bürosu)
ABD'nin Georgia eyaletindeki bir lisenin eski biyoloji öğretmeninin, iddiaya göre öğrencilerle cinsel ilişkiye girdikten sonra, daha yüksek not almak isteyen öğrenciler tarafından şantaja uğramış olabileceği bildirildi.
11Alive ve Atlanta News First'ün aktardığı ilk gözaltı kararlarına göre, Georgia'nın Douglasville kentindeki Alexander Lisesi'nde öğretmenlik yapan 25 yaşındaki Maris Nichols'ın, 23 Nisan'da bir sınıf dolabında ve 2 Mayıs'ta da bir arabanın içinde bir öğrenciyle cinsel ilişkiye girdiği iddia ediliyor.
Ancak Atlanta News First'ün elde ettiği yeni arama emirlerinde, Nichols'ın 3 Mayıs'ta ikinci bir öğrenciyle de cinsel ilişkiye girdiği ve birden fazla öğrenciye uygunsuz fotoğraf ve videolar gönderdiği öne sürülüyor.
Atlanta News First'ün haberine göre polis, bu olayların görüntüleri öğrenciler arasında yayılmaya başlayınca bazı öğrencilerin daha yüksek notlar almak için Nichols'a şantaj yapmaya çalıştığını ve onu, OnlyFans hesabındaki videoları sızdırmakla tehdit ettiğini söylüyor. Haberde dedektiflerin, Nichols'ın telefonunda bir öğrenciyle cinsel ilişkiye girdiğini gösteren video da dahil uygunsuz içerikler bulunduğu da ekleniyor.
İddia edilen şantaj nedeniyle herhangi bir öğrenciye yasal suçlama yöneltilip yöneltilmeyeceği belirsizliğini koruyor. The Independent daha fazla bilgi almak için Douglas County Şerif Bürosu'yla iletişime geçti.
CBS News'un haberine göre bu gelişmeler, savcıların cuma günü hakime Nichols'ın kefaletinin iptal edilmesini talep eden bir dilekçe sunmasıyla aynı zamanda ortaya çıktı.
Savcılar, durum raporuna göre Nichols'ın sokağa çıkma kısıtlamasını 38 kez, perakende mağazalara ve fast-food restoranlarına gidip belirlenen izinli bölge sınırlarını da 47 kez ihlal ederek 27 günlük süre içinde kefalet koşullarını 85 kez çiğnediğini söylüyor.
The Independent'ın bildirdiği üzere Nichols ilk olarak 8 Mayıs'ta gözaltına alınıp 40 bin dolarlık kefaletle serbest bırakılmış ve o dönem Douglas County Okul Sistemi, durumdan "derin endişe duyduğunu" ve kolluk kuvvetleriyle tamamen işbirliği içinde olduğunu açıklamıştı.
Daha kapsamlı bir soruşturmanın ardından yetkililer, Nichols'ı 20 Mayıs'ta yeniden tutuklamıştı. Nichols halihazırda çocuk istismarından iki, çalışan tarafından uygunsuz cinsel temastan 4, reşit olmayan kişiyi istismara hazırlamadan 4 ve delil karartmadan bir suçlamayla yargılanıyor.
İkinci tutuklamanın ardından Nichols için 74 bin dolarlık kefalet belirlendi. Bu kefalet şartları kapsamında internet kullanımı, sosyal medya ve 6 yaşındaki kızı dışındaki reşit olmayan kişilerle teması yasaklandı.
CBS News'un haberine göre savcılar bu kefaleti iptal etme talebinde, Nichols'ın aktif elektronik izleme altında tekrarladığı ihlallerin, topluma ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve tekrar suç işleme veya tanıkları korkutma riski taşıdığını savunuyor.
Talebe ilişkin duruşma gelecek hafta yapılacak.
Independent Türkçe
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة