Çin Devlet Başkanı Şi’nin ABD Başkanı Trump'tan istediği büyük ödül ne?

Şi, iktidarını pekiştirmek için Washington tarafından ‘Tayvan'ın bağımsızlığına karşı olduğunu belirten’ bir bildiri yayınlanmasını istiyor

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Çin Devlet Başkanı Şi’nin ABD Başkanı Trump'tan istediği büyük ödül ne?

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Pekin ile ekonomik bir anlaşma imzalamaya çalışırken, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD tarafından ‘Tayvan'ın bağımsızlığına karşı olduğunu belirten’ bir bildiri yayınlanmasını umuyor. Çin, bu hamle ile bu küçük ada ülkesini uluslararası arenadan tecrit etmek ve kontrolünü ele geçirmek istiyor.

Wall Street Journal’a (WSJ) göre Çin Devlet Başkanı Şi, içeride iktidarını güçlendirmek ve en önemli unsurlarından biri Tayvan'ın kontrolü olan ‘Çin rüyasını’ gerçekleştirmek için ABD Başkanı Trump'a baskı uygulayarak ABD'nin Tayvan'ın bağımsızlığına karşı olduğunu’ belirten resmi bir açıklama yapmasını istiyor.

Washington, eski Başkan Joe Biden'ın görev süresi boyunca Çin’e Tayvan’ın bağımsızlığını desteklemediğini garanti etse de Şi, Pekin'in bu ada ülkesine yönelik iddialarını onaylamadan kabul eden ‘Tek Çin’ politikasından sapmayan bu Amerikan tutumundan artık memnun değil.

Çin Devlet Başkanı için Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemekten kaçınmak ile buna karşı çıkmak arasındaki fark, sadece bir söylem meselesinden ibaret değil. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre buna karşı çıkıldığının açıklanması, ABD politikasının Tayvan'ın egemenliğine karşı Pekin'in yanında yer aldığı anlamına gelir ve bu da Şi'nin ülkesinde iktidarını güçlendirir.

Biden ile zıtlık

Ancak Trump yönetimi, Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemediğini açıkça belirten Biden yönetiminin tutumunu henüz benimsemiyor. Geçtiğimiz şubat ayında, ABD Dışişleri Bakanlığı Tayvan ile ilişkiler hakkında yayınladığı güncellenmiş bir belgeden ‘ABD Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemiyor’ ifadesini çıkardı.

Biden'ın aksine Trump, müzakere pozisyonunu zayıflatmamak için Çin'in Tayvan'ı işgal etmesi halinde askeri müdahalenin mümkün olduğunu kamuoyuna açıklamaktan kaçındı. Trump, geçtiğimiz ay Fox News'e verdiği röportajda, Şi'nin kendisine başkanlık koltuğunda olduğu sürece Çin'in Tayvan'ı işgal etmeyeceğine dair söz verdiğini söyledi.

Şi, büyük bir ekonomik anlaşma karşılığında Trump'ın Tayvan konusundaki tutumunu değiştirebileceğine inanıyor. Ancak ABD eski Başkanı Barack Obama yönetimi döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi'nde görev yapmış eski yetkili Ivan Mederos, Şi'nin Pekin'in Tayvan üzerindeki nüfuzunu güçlendirmek için Washington ile Taipei arasına nifak sokmaya çalıştığı uyarısında bulundu.

Çinli yetkililer, ABD’li meslektaşlarıyla yaptıkları görüşmelerde Washington'ın Tayvan'ın bağımsızlığına karşı olduğunu resmi olarak açıklaması gerektiğini vurgularken, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden biri yaptığı açıklamada, “Uzun zamandır, herhangi bir tarafın statükoda tek taraflı olarak değişiklik yapmasına karşı olduğumuzu söylüyoruz” demekle yetindi. Sözcü, “Çin, Tayvan Boğazı'ndaki barış ve istikrara en büyük tehdidi oluşturuyor” ifadesini kullandı.

Trump ve Şi'nin TikTok'u nihayet yabancı yatırımcılara satmak için vardıkları anlaşma, bazı üst düzey yetkililer arasında görüşme yapılmasının önünü açtı. İki liderin Güney Kore'de düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği zirvesinde bir araya gelmesi planlanıyor. Trump'ın 2026 yılının başında Pekin'i ziyaret etmesi ve Şi'nin ise aynı yılın aralık ayında ABD'yi ziyaret etmesi bekleniyor.

Trump ile Tayvan arasındaki belirsiz ilişki

Tayvan ile Trump arasında belirsiz bir ilişki var. Trump yönetimi, Tayvan’a yönelik bazı askeri yardımları askıya almış ve Tayvan Devlet Başkanı Lai Ching-te'ye Latin Amerika gezisi sırasında ABD'de mola verme izni vermeyi reddetmiş, bu da Lai'nin gezisini iptal etmesine neden olmuştu. Tüm bunlar, ABD yönetiminin Tayvan'ı desteklemek yerine Çin ile ticaret anlaşmasına öncelik verip vermediğine dair soru işaretleri yarattı.

Beyaz Saray'a yakın kaynaklar, Trump yönetiminin Çin'i Tayvan'a karşı askeri olarak harekete geçmekten caydırmaya ve Tayvan'ı insansız hava araçları (İHA) ve mühimmat için savunma harcamalarını artırmaya teşvik etmeye odaklandığını söyledi. WSJ’ye göre kaynaklar, Tayvan Devlet Başkanı Lai’ye ABD vizesi verilmemesinin, güvenoyu sırasında Lai'nin partisini destekleyerek Tayvan iç politikasına karışmaktan kaçınmayı amaçladığını belirtti.

Geçtiğimiz ocak ayında, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'ye, ülkesinin Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemediğini özel olarak garanti etti, ancak Pekin, ABD'nin izni olmadan bu görüşmeyi resmi bir açıklamada hızla yayınlayarak Rubio'yu kızdırdı. ABD tarafının görüşmeyle ilgili açıklamasında, Rubio'nun Wang'a Çin'in Tayvan'a yönelik ‘zorlayıcı eylemleri’ hakkındaki endişeleri öne çıktı.

Trump yönetimi, Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemediğini kamuoyuna açıklamaktan kaçındı. Bu tutum, Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) Çin, Tayvan ve Moğolistan Politikaları Sorumlusu Ivan Kanapathy'nin geçtiğimiz yıl yazdığı bir makalede, ABD’li yetkililerin bu tür ifadelerden kaçınmaları gerektiğini, çünkü bu ifadelerin Tayvan'da şüphe uyandırdığını ve müttefikleri karıştırdığını savunmuştu. Kanapathy, makalesinde mevcut duruma yönelik tek taraflı herhangi bir değişikliğe karşı çıkarak, daha tarafsız bir mesaj verilmesini önerdi.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.