Kuzeydoğu Suriye'de artan gerilim: Beklenen bir çatışma mı yoksa yeni bir baskı dalgası mı?

SDG hükümete karşı manevralarda bulunuyor ve Suriye Silahlı Kuvvetleri, Türk askeri hareketliliğine paralel olarak cephe hatlarına konuşlanıyor

 Muharip birlikler, hükümetin kontrolündeki bölgeler ile Kürt Özerk Yönetimi kontrolündeki bölgeler arasındaki cephe hatlarına konuşlandırılıyor (Independent Arabia)
Muharip birlikler, hükümetin kontrolündeki bölgeler ile Kürt Özerk Yönetimi kontrolündeki bölgeler arasındaki cephe hatlarına konuşlandırılıyor (Independent Arabia)
TT

Kuzeydoğu Suriye'de artan gerilim: Beklenen bir çatışma mı yoksa yeni bir baskı dalgası mı?

 Muharip birlikler, hükümetin kontrolündeki bölgeler ile Kürt Özerk Yönetimi kontrolündeki bölgeler arasındaki cephe hatlarına konuşlandırılıyor (Independent Arabia)
Muharip birlikler, hükümetin kontrolündeki bölgeler ile Kürt Özerk Yönetimi kontrolündeki bölgeler arasındaki cephe hatlarına konuşlandırılıyor (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara'nın BM Genel Kurulu toplantısına katılıp “tarihi” olarak nitelendirilen ve yeni, birleşik bir Suriye çağrısı yapan bir konuşma yapmasının ardından New York'tan dönmesiyle birlikte, ülkenin kuzeydoğusu meselesi yeniden ön plana çıktı. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kontrolündeki bölgelerde artan gerilim, beklenen bir gelişmenin habercisi.

Doğu kırsalı

Ülkenin kuzeyindeki Halep şehri, Suriyelilerin resmi açılışta Cumhurbaşkanlarının da hazır bulunmasını beklediği sanatsal bir kutlama eşliğinde Halep Kalesi’nin yeniden ziyarete açılışına sahne oldu. Ancak tüm bu beklentilerin aksine, Şara, valilik binasında hükümet ve askeri yetkililerin yanı sıra, hükümetin kontrolündeki bölgeler ile Kürt Özerk Yönetimi'nin kontrolü altındaki bölgeler arasındaki cephe hatlarında konuşlu muharip timlerin komutanlarının da katıldığı acil toplantılar düzenledi.

Doğu Halep kırsalında, özellikle de rejimin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden bu yana SDG kontrolünde olan Deyr Hafer kentinde yaşanan gerginliklere paralel olarak, Türk ordusundan konvoyların harekete geçtiği, helikopterlerin Kuveyris Havalimanı üzerinde uçtuğu ve Suriye ordusunun Tişrin Barajı eksenindeki SDG mevzilerini topçu ateşiyle hedef aldığı yönünde haberler geliyor.

Türkiye'nin müdahalesi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre siyasi işler ve uluslararası ilişkiler araştırmacısı Firas Burzan, Şara'nın New York ziyaretinin sonuçlarının SDG'ye karşı olası bir tırmandırma ile doğrudan bağlantılı olduğuna inanmıyor. Zira ziyaret öncesinde ilişkiler, Mart ayındaki anlaşmanın uygulanması, askeri yığınak ve hükümetin son tarihlere dair imalarıyla bağlantılı bir gerginlik yaşamıştı. Hükümetin imaları, müzakere sürecindeki çıkmazı aşmak için kararlı bir askeri müdahaleye başvurulabileceğine işaret ediyordu. Ne var ki ziyaretin olumlu sonuçlarının da daha fazla baskı uygulaması için Şam'a olan güveni artıracağına şüphe yok.

Burzan, “Son Trump-Erdoğan görüşmesinin sonuçları ve ABD'nin Ankara Büyükelçisi'nin Irak ve Suriye'deki ABD askeri varlığıyla ilgili değişikliklerden sonra gelen açıklamaları göz önüne alındığında” Türkiye'nin askeri harekâta katılma olasılığını dışlamıyor. Ancak, zamanlama olarak askeri müdahalenin, SDG ile müzakereler için belirlenen tüm sürelerin dolmasından sonra, yani muhtemelen yıl sonundan önce gerçekleşmeyeceğini de belirtiyor.

Burzan, mevcut sahneyi, ABD'nin Irak'tan (ve dolayısıyla Suriye'den) çekilmesi ve İran'ın geri çekilmesi kapsamında Türkiye'nin yürüttüğü stratejik yeniden konumlanma ışığında yorumluyor. İran’ın geri çekilmesi, Türkiye'nin bölgesel meselelere derinlemesine müdahil olmadan hem güvenlik hem de stratejik olarak doldurmaya çalışacağı bir boşluk yarattı. Burzan, “Öte yandan, Batı'nın Rusya ile ilişkilerinde artan gerginlik, Türkiye'nin Batı nezdindeki jeopolitik değerini artırıyor” dedi.

ghyju
Türk ordusu konvoyları ilerliyor ve helikopterler Kuveyris Havalimanı üzerinde uçuyor (Independent Arabia)

Şara ve Mazlum Abdi arasında Şam'da Mart ayında imzalanan anlaşma uyarınca SDG'nin orduya entegrasyonu geciktirmesi karşısında Ankara'nın sabrının tükendiği açık. SDG, Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile birlikte Özerk Yönetim’in kontrolündeki kuzeydoğu Suriye bölgesine nüfuzunu dayatıyor, petrol, gıda ve su kaynaklarını kontrol ediyor; bu durum hem Ankara'yı hem de Şam'ı rahatsız ediyor.

Bu arada Türkiye, SDG'yi yeni Suriye ordusuna entegre etmek için çabalıyor ve gözlemciler, anlaşmanın uygulanmaması halinde askeri müdahaleye başvurmaktan başka çaresi kalmayacağını öngörüyorlar. Bu, tampon bölgeyi tamamlamak ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile 1980'lerden beri süren uzun bir savaşın ardından güney sınırındaki tehditleri sona erdirmek için tarihi bir fırsat.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha önce yaptığı bir açıklamada entegrasyonun gerekliliğini vurgulamıştı. Erdoğan, ülkenin kuzeydoğusundaki kamplarda tutulan DEAŞ tutuklularının akıbetini görüşmek üzere Türkiye, Suriye, Irak ve ABD temsilcilerinden oluşan bir komitenin kurulduğuna işaret etmişti. Bu kamplar, Deyrizor şehrinin doğu kırsalında örgütün son kalesi olan Baguz kentinin düştüğü Mart 2019'dan beri SDG tarafından yönetiliyor.

SDG, Kürtler, Araplar, Asuriler, Süryaniler, Türkmenler, Ermeniler, Çerkezler ve diğerlerinden oluşan çok etnikli ve çok dinli bir ittifak. Pentagon'a göre Araplar SDG'nin yüzde 60'ını oluştururken, diğer kaynaklar bu oranın daha düşük olduğuna inanıyor. Bu arada Araplar, YPG’nin SDG komutanlığına ve bölgeye hakim olması nedeniyle Kürt bileşen ile bir çatışma içinde. SDG, Ekim 2015'te uluslararası koalisyon güçlerinin desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele etmesi için kuruldu.

Bu bağlamda, Şam ile SDG arasındaki anlaşmazlık konusu, yeni Suriye ordusuyla ilişkilerinin geleceği, özerk yönetimin geleceği ve siyasi sistemin niteliği (merkezi veya ademi merkeziyetçi) olmaya devam ediyor. Suriye'nin kuzeydoğusundaki Özerk Yönetim Dış İlişkiler Eşbaşkanı İlham Ahmed, SDG komutanı Mazlum Abdi'nin veya SDG subaylarından birinin Savunma Bakanlığı veya Genelkurmay Başkanlığı görevlerini üstlenmesi yönünde bir teklifte bulundu.

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, gergin atmosfere rağmen, bu yıl sonundan önce merkezi ve kapsayıcı bir Suriye hükümetinin kurulacağını tahmin ediyor. Bu hükümet, ABD'nin Kürtler ve diğer gruplara desteğiyle tüm bileşenlerin ve azınlıkların haklarını güvence altına alacak. Barrack, “federalizmin Suriye krizine uygun bir çözüm olmadığını” da ima etti.

Güç gösterisi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise Halep şehrinde Suriye Geçiş Hükümeti yetkilileri ile Milli Ordu’ya bağlı fraksiyonların liderlerinin katıldığı toplantılar yapıldığını bildirdi. Bu toplantılar, SDG'nin doğu Halep kırsalındaki cephe hatlarında olası bir askeri harekâtını önlemek amacıyla ve güç gösterisi için tanklar ve toplar da dahil olmak üzere ağır araçlar ve silahlarla donatılmış askeri birliklerin konuşlandırılmasıyla sonuçlandı.

Hükümet güçlerinin bu hamlesi, SDG'nin şeker fabrikasında konuşlu kamikaze İHA'lar, roketatarlar ve uzun menzilli toplara sahip olduğu bilgisinin alınmasının ardından geldi. Özel olarak görüştüğümüz sahadan kaynaklar, Rakka-Halep otoyolu üzerinde, doğu Halep kırsalında bulunan ve SDG kontrolündeki bölgeleri otoyola bağlayan Deyr Hafer geçişinin kapatıldığını bildirdi.

Başka bir bağlamda, Deyrizor kırsalının doğusundaki Abriha kentinin belediye binasındaki askeri mevzilerine makineli tüfeklerle, kimliği belirsiz silahlı kişiler tarafından gerçekleştirilen yeni bir silahlı saldırıda dört SDG mensubu öldürüldü. İki taraf arasında çıkan çatışmada saldırganlardan biri de öldürüldü. Yine makineli tüfekli silahlı kişiler, Muheymida köyünde bir SDG askeri aracına saldırarak üç kişiyi yaraladı. Ayrı bir olayda, saldırganlar doğu Deyrizor kırsalındaki Ebu Hamam köyüne bir el bombası attılar, ancak herhangi bir can kaybına neden olmadılar.



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.