Küresel Sumud Filosu aktivistleri, İsrail'de kendilerine hayvan gibi muamele edildiğinden şikayetçi

Aktivistler, Gazze'ye giden filonun bir parçası olan Kaptan Nikos gemisinde zafer işareti yapıyor (Reuters)
Aktivistler, Gazze'ye giden filonun bir parçası olan Kaptan Nikos gemisinde zafer işareti yapıyor (Reuters)
TT

Küresel Sumud Filosu aktivistleri, İsrail'de kendilerine hayvan gibi muamele edildiğinden şikayetçi

Aktivistler, Gazze'ye giden filonun bir parçası olan Kaptan Nikos gemisinde zafer işareti yapıyor (Reuters)
Aktivistler, Gazze'ye giden filonun bir parçası olan Kaptan Nikos gemisinde zafer işareti yapıyor (Reuters)

İsrail'in Gazze Şeridi'ne uyguladığı ablukayı delmeye çalışırken alıkoyduğu "Küresel Kararlılık Filosu"nda yer alan aktivistler, Yahudi devleti tarafından sınır dışı edildikten sonra dün Türkiye'ye ulaştıklarında, şiddete maruz kaldıklarını ve "hayvan gibi" muamele gördüklerini söylediler.    

gyju
İsrail donanmasına ait bir gemi, dün Gazze açıklarında durdurulan "Küresel Sumud Filosu" gemilerinden birine Aşdod limanına kadar eşlik ediyor (Reuters)

Geçen ay, 40'tan fazla gemi ve tekneden oluşan filo, iki yıldır süren savaşın sonucu olarak insani durumun kötüleştiği Filistin topraklarına uluslararası aktivistler ve yardım malzemeleri götürmek üzere Gazze'ye doğru yola çıktı. Ancak İsrail donanması filoyu durdurdu, gemide bulunan 400'den fazla kişiyi gözaltına aldı ve cuma günü sınır dışı etmeye başladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre dün, aralarında 36 Türk vatandaşının da bulunduğu 13 ülkeden 137 aktivist İstanbul'a ulaştı.

Aktivist Paolo Romano, İstanbul havaalanında Fransız Haber Ajansı’na (AFP) şunları söyledi: “Çok sayıda askeri gemi tarafından durdurulduk.”

Romano şöyle devam etti: "Filonun bazı teknelerine su püskürtüldü. Tüm tekneler ağır silahlı kişiler tarafından ele geçirilerek kıyıya çekildi."

29 yaşındaki İtalyan, "Bizi yüzümüz yere bakacak şekilde diz çökmeye zorladılar. Hareket edersek bizi dövdüler. Bizimle alay ettiler ve aşağıladılar... Psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladılar" dedi.

İsveçli aktivist Greta Thunberg de dahil olmak üzere politikacılar ve aktivistler filoya katıldı.

Romano, İsrail makamlarının aktivistleri ülkeye yasadışı giriş yaptıklarını itiraf etmeye zorladığını belirtti.

fgyht
Gazze'ye doğru yola çıkan "Kararlılık Filosu" botlarındaki aktivistler, kuşatma altındaki Filistin topraklarına yaklaştıklarında, İsrail donanmasının kendilerini durdurmaya başladığını söyledi (AP)

“Ancak biz İsrail'e asla yasadışı olarak girmedik. Uluslararası sulardaydık ve orada bulunma hakkımız vardı” ifadelerini kullandı.

İsrail kıyılarına ulaştıktan sonra hapishaneye götürüldüklerini, orada ayrılmalarına izin verilmeden gözaltında tutulduklarını ve su verilmediğini belirtti.

“Geceleri kapıyı açıp bize bağırarak korkutmak için tüfeklerini sallıyorlardı... Bize hayvan muamelesi yaptılar” diye ekledi.

“En kötü deneyim”

28 yaşındaki Malezyalı aktivist Ilia Balqis, İsrail'in filoyu durdurmasının “en kötü deneyim” olduğunu söyledi.

Aktivist, “Ellerimiz arkadan kelepçelendi, yürüyemedik, bazılarımız yüzüstü yere yatırıldı, sonra su verilmedi ve bazılarımıza ilaç verilmedi” diye konuştu.

Aktivistler, Türk Hava Yolları'nın özel bir uçuşuyla İstanbul'a ulaştı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, “Küresel Kararlılık Filosu”ndan 137 aktivisti Türkiye'ye sınır dışı edildiğini doğruladı.

Bakanlık açıklamsında, “(Hamas) filosundan 137 provokatör daha bugün Türkiye'ye sınır dışı edildi” dedi ve “İsrail’in tüm provokatörlerin sınır dışı edilme sürecini hızlandırmaya çalıştığını” belirtti. Bakanlık, “bazılarının yasal sınır dışı etme sürecini kasten engellediğini” ifade etti.

Dün sınır dışı edilenlerin ABD, İtalya, İngiltere, İsviçre, Ürdün ve diğer bazı ülkelerin vatandaşları olduğunu açıkladı.

İsrail, cuma günü tutuklanan yüzlerce aktivistin ilk grubu olan dört İtalyan'ı sınır dışı etti.

Türk aktivistlerin yakınları, İstanbul Havalimanı'ndaki VIP salonunda Türk ve Filistin bayrakları sallayarak ve “İsrail katildir” sloganları atarak aktivistlerin dönüşünü bekledi.

Avukatlarının açıklamasına göre Türk aktivistler sağlık muayenesinden geçecek ve bugün mahkemeye çıkarak ifade verecekler.

Ankara, İsrail'in filoyu durdurmasını kınadı ve Yahudi devletini “terör eylemi” gerçekleştirmekle suçladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da gemilerin durdurulmasının ardından “İsrail'in vahşetini” kınadı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, aktivistleri överek, X platformunda onları “insanlığın vicdanına ses veren cesur bireyler” olarak nitelendirdi.

yh
Küresel Sumud Filosu (EPA)

Türkiye, tüm vatandaşlarının geri dönüşünü sağlayacağını vurguladı, ancak toplam sayılarını açıklamadı.

Filoya eşlik eden İtalyan gazeteci Lorenzo D'Agostino, gemide bulunanların “Gazze'den 55 mil (88 kilometre) uzaklıkta, uluslararası sularda kaçırıldıklarını” söyledi.

"Hapishanede cehennem azabı gibi iki gün geçirdik. Filistin'i destekleyen uluslararası toplumun baskısı sayesinde artık serbestiz" diyerek, "Umarım bu durum en kısa sürede sona erer, çünkü bize yapılan muamele barbarcaydı" ifadesini kullandı.

Libyalı aktivist Malik Qutait ise Filistin bölgesine yönelik İsrail ablukasını kırma girişimini tekrarlayacağını vurguladı.

“Grubumu toplayacağım, ilaç, yardım ve bir gemi ayarlayacağız ve girişimi tekrarlayacağım” diye açıkladı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.