Trump: İsrail ilk geri çekilme hattını kabul etti ve bunu Hamas ile paylaştık

İsrail, ABD Başkanı’nın saldırıları durdurma çağrısına rağmen Gazze Şeridi'ni bombalamaya devam etti

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray bahçesinde bir konuşma yapıyor. (Beyaz Saray)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray bahçesinde bir konuşma yapıyor. (Beyaz Saray)
TT

Trump: İsrail ilk geri çekilme hattını kabul etti ve bunu Hamas ile paylaştık

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray bahçesinde bir konuşma yapıyor. (Beyaz Saray)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray bahçesinde bir konuşma yapıyor. (Beyaz Saray)

ABD Başkanı Donald Trump dün akşam yaptığı açıklamada, İsrail'in müzakereler sonucunda Gazze Şeridi'ndeki ilk geri çekilme hattını kabul ettiğini söyledi. Trump, “Bunu Hamas'a gösterdik ve onlarla paylaştık” dedi.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, Hamas'ın bu çizgiye onay verdiğini teyit ettiğinde ateşkesin derhal yürürlüğe gireceğini ve esir takasının başlayacağını bildirdi.

İsrail medyası, Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki ilk geri çekilme hattını gösteren haritasının, Refah, Beyt Hanun ve Philadelphia Koridoru’nun İsrail kontrolü altında kalacağını gösterdiğini belirtti.

Trump, Gazze'deki barış planının uygulanmasında ‘Hamas'ın herhangi bir gecikmesini’ veya ‘Gazze'yi yeniden bir tehdit haline getirecek herhangi bir sonucu’ tolere etmeyeceğini vurguladı. “Bunu çabucak halledelim, aksi takdirde ne olacağını tahmin edemeyiz” diyen Trump, harekete ‘hızlı hareket etmesini, aksi takdirde tüm olasılıkların masada olduğunu’ söyledi.

Trump, bombardıman durmamış olmasına rağmen, ‘İsrail'in rehinelerin serbest bırakılmasına fırsat vermek için Gazze'ye yönelik bombardımanı geçici olarak durdurmasını’ övdü.

Geçtiğimiz cuma günü Trump, Hamas'ın silahsızlanma konusuna değinmeden, savaşı sona erdirmek için hazırladığı plana göre Gazze Şeridi'nde tutulan tüm rehineleri serbest bırakmayı kabul ettiğini açıklamasının hemen ardından İsrail'e Gazze'yi bombalamayı ‘derhal’ durdurması çağrısında bulundu.

Hamas, tüm rehineleri serbest bırakmayı ve Gazze'nin yönetimini ‘bağımsızlardan’ oluşan bir kuruma devretmeyi kabul ettiğini doğruladı. Bu iki nokta, İsrail'in de desteklediği ABD Başkanı’nın planında yer alıyor. Ancak Hamas, teklifte yer alan ‘Gazze Şeridi'nin geleceği’ ile ilgili diğer noktaların müzakere edilmesi gerektiğini vurguladı.

dfgt
Gazze şehrindeki Ürdün Sahra Hastanesi’nin yakınından geçen İsrail zırhlı personel taşıyıcısı (AFP)

Trump, Truth Social'de şunları yazdı: “Hamas'ın yaptığı açıklamaya dayanarak, onların kalıcı bir barışa hazır olduklarına inanıyorum. İsrail, rehineleri güvenli ve hızlı bir şekilde kurtarabilmemiz için Gazze'ye yönelik bombardımanı derhal durdurmalı!”

Trump daha sonra Truth Social'de yayınladığı kısa bir videoda, barış planı kapsamında tüm tarafların ‘adil’ bir şekilde muamele göreceğini taahhüt etti.

İsrail dün Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının hızını yavaşlattı. Günün başlangıcı önceki haftalara göre nispeten daha sakin geçse de, Trump'ın cuma günü geç saatlerde İsrail'e saldırılarını durdurması çağrısında bulunmasından bu yana, yıkıma uğramış Filistin topraklarında en az 21 kişi bombardıman ve hava saldırılarında hayatını kaybetti.

Sağlık görevlileri, ayrı saldırılarda 11 kişinin yaşamını yitirdiğini, Gazze şehrinin et-Tuffah mahallesindeki bir eve düzenlenen İsrail saldırısında ise çocuklar da dahil olmak üzere 10 kişinin hayatını kaybettiğini ve çok sayıda kişinin yaralandığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığına göre saldırı, yakınlardaki birkaç binaya da zarar verdi.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı daha önce, İsrail'in ateş açması sonucu son 24 saat içinde Gazze Şeridi'nde en az 66 Filistinlinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı.

Kahire el-İhbariyye televizyonu, bir Filistinli ve bir İsrailli heyetin Trump'ın planı hakkında ‘dolaylı görüşmeler’ için Mısır'a geleceğini duyurdu.

Hamas'ın plana verdiği yanıt, dünya liderlerinden 1948'deki kuruluşundan bu yana İsrail ile yaşanan en kanlı çatışmanın sona ermesi ve Gazze Şeridi'nde halen tutulan İsraillilerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir dizi iyimser açıklamaya yol açtı.

Barış umutlarına bir başka potansiyel destek, İran destekli İslami Cihad Hareketi'nin yaptığı destek açıklamasıyla geldi. Hamas'tan daha küçük bir grup olan bu örgüt, daha militan olarak görülüyor.

Rehinelerin bir kısmını elinde bulunduran İslami Cihad Hareketi, dün Hamas'ın yanıtını onaylayarak, her iki tarafın elinde tuttuğu İsraillilerin serbest bırakılmasına zemin hazırlayabilecek bir adım attı.

Bir umut ışığı

Hamas'ın tutumu ve İslami Cihad'ın desteği, birbiri ardına çöken ateşkeslerden mustarip olan Gazze sakinlerinin moralini yükseltebilir. İsrail'in bombardımanı, son iki yıldır bölgeyi harap etti, büyük bir insani krize yol açtı ve nüfusun çoğunu kaçmaya zorladı.

İşgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentinde yaşayan Şerif el-Fahuri, “Allah Gazze halkını bu felaketten kurtarsın... Gazze halkı dünyadaki en savunmasız halklardan biri ve bu halk için en ufak bir umut ışığı bile bir zaferdir” ifadelerini kullandı.

Bu iyimserliğin ortasında, Hamas'ın İsrail'in temel taleplerinden biri olan silahlarını bırakmayı kabul edip etmeyeceği gibi birçok konu halen çözümsüz kalıyor.

Diğer Filistinliler ise İsrail tarihinin en sağcı hükümetinin başbakanı olan Binyamin Netanyahu'nun, savaşı sona erdirmek için yapılan herhangi bir plandan sonunda vazgeçeceğinden korkarak ihtiyatlı davranıyor.

Kudüs sakini Cemal Şehade, “Önemli olan Netanyahu'nun bunu mahvetmemesi. Çünkü Hamas kabul ettikten sonra, her zamanki gibi reddedebilir” dedi.

‘Korkunç savaşı’ sona erdirmek için küresel destek

Netanyahu'nun ofisi bu sabah erken saatlerde, İsrail'in Hamas'ın yanıtının ardından Trump'ın Gazze planının ilk aşamasını ‘derhal uygulamaya’ hazırlandığını açıkladı.

Kısa bir süre sonra İsrail medyası, İsrail'in siyasi liderliğinin orduya Gazze'deki saldırı faaliyetlerini azaltması talimatını verdiğini bildirdi.

Kendisini Gazze Şeridi'nde ateşkes sağlayabilecek tek kişi olarak gösteren Trump, on binlerce kişinin hayatına mal olan ve ABD'nin müttefiki İsrail'i uluslararası sahnede giderek daha fazla izole eden iki yıllık savaşı sona erdirmek için önemli siyasi kaynaklar harcadı.

İsrail'de ise Netanyahu, rehinelerin aileleri ve çatışmadan bıkmış İsrailliler tarafından savaşı sona erdirmesi yönünde artan baskı ile Gazze Şeridi'ndeki harekâtı sürdürmekte ısrar eden aşırı sağcı koalisyon hükümetinin sertlik yanlısı üyelerinin talepleri arasında sıkışmış durumda.

İsrail, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail’in güney yerleşimlerine düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’ne yönelik askerî harekât başlattı. İsrail verilerine göre, saldırıda yaklaşık bin 200 kişi öldü ve 251 kişi Gazze Şeridi’ne kaçırıldı. İsrail, kalan 48 rehineden 20'sinin hayatta olduğunu söylüyor.

Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkililerine göre, İsrail'in askerî harekâtı Gazze Şeridi'nde çoğu sivil olmak üzere 67 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.

Gazze Şeridi'nde tutulan rehinelerin ailelerinin oluşturduğu Rehineler ve Kayıp Aileleri Forumu üyesi ve ocak ayında serbest bırakılan rehine Gadi Musa'nın akrabası Efrat Machikawa şunları söyledi: “Bu korkunç savaşı sona erdirip tüm rehineleri evlerine döndürmenin zamanı geldi. Yeniden inşa ve rehabilitasyonun yanındayız. Savaştan bıktık. İntikam istemiyoruz. Hayata odaklanmak istiyoruz.”



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.