Afrika’da gölge ekonomi: Hayatta kalma mücadelesinden kesintisiz şiddetin itici gücüne

M23 hareketinden bir asker, Ruanda'nın Kurtuluşu için Demokratik Güçler (FDLR) üyesi yaklaşık 100 kişinin başında nöbet tutarken (AFP)
M23 hareketinden bir asker, Ruanda'nın Kurtuluşu için Demokratik Güçler (FDLR) üyesi yaklaşık 100 kişinin başında nöbet tutarken (AFP)
TT

Afrika’da gölge ekonomi: Hayatta kalma mücadelesinden kesintisiz şiddetin itici gücüne

M23 hareketinden bir asker, Ruanda'nın Kurtuluşu için Demokratik Güçler (FDLR) üyesi yaklaşık 100 kişinin başında nöbet tutarken (AFP)
M23 hareketinden bir asker, Ruanda'nın Kurtuluşu için Demokratik Güçler (FDLR) üyesi yaklaşık 100 kişinin başında nöbet tutarken (AFP)

Sergey Eldinov

Afrika kıtası, onlarca yıl boyunca dünyanın bilinç altında iç savaşlarla özdeşleştirildi. Bugün kıtanın büyük bir bölümüne yayılmış halde olan bu savaşlar, Sahel'deki bölgesel çatışmalardan Sudan'daki açık iç savaşa, Kamerun'daki yerel ayrılıkçılıktan Mozambik'teki cihatçı faaliyetlere kadar kapsam ve şiddet açısından çeşitlilik gösteriyor. Her bir vakanın kendine özgü özellikleri olmasına rağmen, hepsinin bazı ortak özellikleri bulunuyor.

Hükümet karşıtı silahlı grupların faaliyetleri, güvenlik güçlerinin sayısının artmasıyla orantılı olarak artıyor. Aynı şekilde hükümet yanlısı milis grupların oluşması, daha fazla sivil silahlı grubun kurulmasını teşvik ederken bu grupları daha koordineli bir şekilde çalışmaya itiyor.

Üsleri ve kampları ortadan kaldırmayı, ikmal kanallarını kesmeyi ve lojistik ağları bozmayı amaçlayan hükümet politikaları, muhalif güçleri karşı önlemler almaya sevk ediyor. Sonuç olarak, askeri garnizonlara yönelik saldırılar artıyor, toprak ve ulaşım yolları üzerindeki kontrol genişliyor, lojistik ağlar güçleniyor ve yasadışı tedarik yöntemleri ve kanalları çoğalıyor.

Çatışma bölgelerindeki sivillerin durumu hızla kötüleşiyor. Siviller sadece savaş operasyonlarının değil, aynı zamanda derin ekonomik çöküşün de kurbanları oluyor. Üretim düşüyor ve ticaret azalıyor. Toprağa, otlaklara ve suya erişim kısmen kısıtlanıyor, gelir kaynakları ortadan kalkıyor ve emtia fiyatları yükseliyor. Toplum, karşı karşıya olduğu zorluklar yüzünden hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Tüm bunların sonucunda, sosyal hareketlilik azalıyor, bireyler arasındaki bağlar kopuyor, geleneksel kurumlar zayıflıyor ve devlete olan güven azalıyor. Devlet ve geleneksel düzenleme mekanizmaları zayıfladıkça, silahlı grupların ve gayri resmi liderlerin nüfuzu artıyor.

Yukarıdakilerle yakından bağlantılı ve akademik ve siyasi söylemlerde sıklıkla göz ardı edilen bir diğer önemli faktörse, silahlı çatışmaların etkilenen bölgelerin kaynaklarını tüketmesine rağmen ekonomik faaliyeti tamamen yok etmemesi. Ekonomik yaşam devam eder, ancak yeni gerçekliğe uyum sağlamak için köklü dönüşümler geçirir. Çatışmalardan etkilenen bölgelerdeki ekonomik manzara yeniden şekillenir, faaliyet merkezleri ve eski merkezler değişir, devlet ve bir dereceye kadar geleneksel kurumlar statülerini kaybeder. Bu değişen bağlamda, yeni bir sosyo-ekonomik fenomen olarak savaş ekonomisi ortaya çıkar.

Gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinin büyük bir bölümünü oluşturan ve hükümet düzenlemeleri ile resmi istatistiklerin dışında faaliyet gösteren kayıt dışı sektörün varlığı yadsınamaz bir gerçek. Bazı durumlarda, ihlaller genellikle vergi ödememe ve resmi devlet düzenleme kurumlarından bağımsız olma ile sınırlı olduğundan, bu sektör yarı yasal olarak kabul edilebilir.

Resmi ekonominin büyümesindeki yavaşlık, aktif nüfusun büyük bir bölümünü işportacılık, el sanatları, tarım ve hizmet sektörü gibi çeşitli serbest meslek türlerine yönelmek zorunda bırakıyor. Gayri resmi (kayıt dışı) ekonomi, devletin kurumsal zayıflıklarını telafi ederek temel geçim kaynaklarını güvence altına alan bir rol oynuyor. Kendi ekonomik araçları ve mekanizmaları olur ve bunlar arasında finansal sistemler ve güvenlik mekanizmaları da bulunur. Güven, kişisel ağlar ve karşılıklı taahhütlere dayanan bu ekonomi, sosyal çöküş riskini azaltmaya yardımcı oluyor.

Gayri resmi ekonomi oldukça esnek ve uyumludur. Kurumsal çalkantıların yaşandığı dönemlerde bile faaliyetlerini sürdürür. Ayrıca ulusal sınırların ötesine uzanır ve etnik veya dini aidiyetlere bakılmaksızın çeşitli sosyal grupları kapsar.

Çoğu Afrika ülkesinde, kayıt dışı ekonomi ekonomik ve sosyal yaşamın can damarıdır. Hükümetler, bu sektörün istihdamın önemli bir kaynağı olarak sürdürülebilirliğini korumak ve aynı zamanda kayıt dışı ekonomiyi daha iyi yönetmek gibi ikili bir zorlukla karşı karşıyadır.   

Çoğu Afrika ülkesinde, kayıt dışı ekonomi ekonomik ve sosyal yaşamın can damarıdır. Hükümetler, bu sektörün istihdamın önemli bir kaynağı olarak sürdürülebilirliğini korumak ve aynı zamanda kayıt dışı ekonomiyi daha iyi yönetmek gibi çift yönlü bir zorlukla karşı karşıya kalır.

Gayri resmi ekonominin yanı sıra, gelişmekte olan ülkelerde kaçakçılık, doğal kaynakların yasadışı çıkarılması, insan ve mal kaçakçılığı, yolsuzluk planları ve diğer yasadışı ekonomik faaliyetler gibi yasadışı ve hatta suç teşkil eden bir sektör de gelişiyor. Gayri resmi ve yasadışı olan bu iki sektör birlikte, gölge ekonomi olarak bilinen yapıyı oluşturuyor. Yasal ve yasadışı bileşenleri arasındaki denge bölgeden bölgeye değişmekle birlikte, dinamikleri genellikle yaşam standartlarıyla yakından bağlantılı. Gölge ekonomi, devlet baskısı veya diğer faktörler nedeniyle gerilediğinde, sosyal gerilimler artma eğilimi gösterir ve ekonomi daha suçlu hale gelir.

fghyj
Mali'nin Azavad bölgesindeki silahlı siyasi hareket olan Azavad Kurtuluş Hareketi'nden (MSA) silahlı adamlar, bir kamyonetin arkasına monte edilmiş bir uçaksavar silahıyla Menaka dışındaki çöl bölgesinde toplandıkları sırada, 14 Mart 2020 (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Mali'deki durum, sığır ticareti, altın madenciliği ve yakıt nakliyesi gibi gayri resmi ekonomik faaliyetlerin, silahlı gruplar tarafından kontrol edilen gölge ağlara nasıl entegre edildiğini ve ekonomik faaliyetlerin niteliğini kökten değiştirdiğini gösteriyor.

Gölge ekonomi, sadece ekonomik faaliyetlerin biçimini ve yoğunluğunu değil, aynı zamanda sosyal güven düzeyini, özellikle de devlet kurumlarına duyulan güveni de yansıtıyor. Devlet, ülkenin dört bir yanında nüfuzunu genişletmekte zorlanınca bu boşluğu kısmen gayri resmi yapılar doldurur. Bölge, idari ve ekonomik merkezlerden ne kadar uzaksa, gölge ekonominin etkisi o kadar büyük olur.

Savaş ekonomisine geçiş

Savaşın etkisi altında, gölge ekonomi sosyal işlevlerini sürdürür, ancak yapısal değişikliklere uğrar ve hızla özerkliğini yitirir. Askeri operasyonlar ve altyapının tahrip edilmesi nedeniyle yerinden edilen siviller, gayri resmi ekonomiden bile dışlanır ve bazıları silahlı gruplar tarafından askere alınır. Diğerleri ise çatışmayla doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı yasadışı faaliyetlere sürüklenir.

Bölgeyi kontrol eden silahlı gruplar, güç merkezleri ve fiili otoriteler haline gelirler ve yarı-hükümet kurumsal bir ortam oluştururlar. Çatışmanın dinamikleri, bu grupları gölge ekonominin başlıca yararlanıcısı haline getirir. Böylece, gayri resmi kurumlar ve geleneksel yapılar, silahlı çatışmanın taraflarıyla iç içe geçer.

Söz konusu gruplar için savaş, sadece varlıklarını sürdürmek için bir alan değil, aynı zamanda birincil gelir kaynağıdır ve istikrarsızlığı sürdürmek için ekonomik bir teşvik oluşturuyor.

Söz konusu gruplar için savaş, sadece varlıklarını sürdürmek için bir alan değil, aynı zamanda birincil gelir kaynağıdır ve istikrarsızlığı sürdürmek için ekonomik bir teşvik oluşturuyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, bu dönüşümün açık bir örneğidir. On yıllardır süren koltan, altın ve elmas madenciliği, silahlı grupların finanse edilmesine yardımcı olarak savaş ekonomisini kendi kendini sürdürebilen bir sisteme dönüştürdü.

Savaş sürdükçe vergi kaçakçılığı, mal kaçakçılığı, silahlı gruplara malzeme temini ve halkla ilişkiler için aynı kanalların kullanılması nedeniyle gölge ekonomi ile savaş ekonomisi arasındaki sınırlar bulanıklaşıp ayırt edilemez oluyor. Zaman geçtikçe gölge ekonomi, savaş ekonomisinin içine giderek daha fazla çekiliyor. Gayri resmi ekonomiyi resmi ekonomiye entegre etme fırsatları büyük ölçüde azalıyor.

hy
Afrika'nın en büyük mülteci kamplarından biri olan Kenya'daki Dadaab Mülteci Kampı’nda kurulan geçici barınaklara dönerken bidonları yuvarlayan Somalili bir kadın ve çocuğu, 23 Mart 2023 (AFP)

Ayrıca, savaşlardan kaynaklanan uygulamalar yayılma ve genişleme eğiliminde olur. Meşru faaliyetlerin ekonomik olarak azalan uygulanabilirliği, yasadışı ekonomiye doğru daha da kaymaya yol açar. Bu da şiddetin tırmanmasına neden olan bazı etkileşim zincirleri yaratır.

Savaş ekonomisinin yıkıcı doğası

Gölge ekonomi, resmi ekonomi ve devlet kurumlarıyla bir arada var olabilir ve performansı dış koşullara göre dalgalanır. Ancak çatışma ekonomisi, devletle çatışması bakımından temelde farklıdır. Resmi kurumları zayıflatır. Doğası gereği açıkça yıkıcı olan büyüme dinamiklerine dayanır.

Ulusal ordular ve güvenlik kurumları tarafından çatışma ekonomisine dahil olan aktörlere karşı alınan baskıcı önlemler, bu ekonomiyi azaltmak veya ortadan kaldırmak yerine, onun yeniden üretilmesine ve güçlenmesine katkıda bulunuyor. Dahası, şiddetin tırmanması bu ekonominin hızını artırır. Böylece şiddet, olumsuz ekonomik süreçlerin kuluçkası haline gelirken, savaş ekonomisi silahlı çatışmaların devam etmesinin itici gücü olarak işlev görüyor.

‘Yönetilen savaş ekonomisi’ olabileceği teorisi, ‘yönetilen silahlı çatışma’ kavramı gibi, pratik testlere dayanamaz. Bu olgular hızla kendi başlarına bir hayat sürmeye başlarlar.

Sudan'daki iç savaş, devlet kurumlarının felç olduğu ve işlevini yitirdiği bir dönemde altının savaşan taraflar için önemli bir finansman kaynağı haline gelmesiyle, savaş ekonomisinin yıkıcı doğasının açık örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Savaş ekonomisi, toplumun çöküşü için yapısal bir mekanizma görevi görür. Bu, yalnızca istikrarsızlığın bir sonucu değil, giderek bu gerçeğin sürmesine ve derinleşmesine katkıda bulunan bağımsız bir faktöre dönüşür.

Çatışma ekonomisi, toplumun çöküşü için yapısal bir mekanizma görevi görür. Bu, yalnızca istikrarsızlığın bir sonucu değil, giderek bu gerçekliğin devam etmesine ve derinleşmesine katkıda bulunan bağımsız bir faktöre dönüşür.

Uluslararası toplumun Afrika'daki çatışma ekonomisini ele almak için sistematik önlemler almaması, bu ekonominin varlığını ve gelişimini dolaylı olarak desteklediği şeklinde yorumlanabilir.

Şu anda, AB ülkeleri, kıtadaki stratejilerinin çöküşünün şokundan ve ABD'nin insani yardımındaki azalmadan henüz yeni yeni kurtulmaya başlıyorlar. Bugün birincil hedefleri, ne pahasına olursa olsun mevcut ekonomik konumlarını koruyor.

Afrika ekonomilerinin en büyük yatırımcısı olan Çin, iç işlerine karışmama politikası uygulamakta ve buna bağlı kalmakta olup, genellikle silahlı çatışmalardan etkilenmeyen alanlarda yapısal yatırım projelerinin uygulanmasına odaklanıyor. Ancak, bazı Çinli aktörler, kaynağı bilinmeyen veya şüpheli doğal kaynakların ticari olarak sömürülmesinde rol oynuyor.

Benzer bir model, resmi olarak tarafsız olarak sınıflandırılan ulaştırma ve lojistik sektörlerine yönelen Körfez yatırımlarında da gözlemlenebilir. Ancak, Çin örneğinde olduğu gibi, bu yatırımlar genellikle başta altın olmak üzere doğal kaynakların ithalatıyla bağlantılı olur ve bunların gerçek kaynağı doğrulanmadan ithalatı gerçekleştirilir. Bu da savaş ekonomisini beslemeye katkıda bulunur.

sdfrgt
Zem Zem Mülteci Kampı’nın kontrolü HDK’nın eline geçtikten sonra kamptan kaçan yerinden edilmiş kişiler, Sudan'ın batısındaki Darfur bölgesindeki Tavila beldesi yakınlarındaki açık bir alanda kurulan geçici kampta dinlenirken, 13 Nisan 2025 (AFP)

Afrika Birliği (AfB) veya Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) gibi bölgesel kuruluşların, kurumsal zayıflıkları ve bürokratik verimsizlikleri nedeniyle pratik adımlar atma umutları sınırlı görünüyor.

ABD’nin dış politikası ise halen şekillenme aşamasında. Açıklamalar ve anlaşmalar dışında, henüz somut adımlara dönüşen bir gelişme yok. Buna karşılık, Rusya, Afrika'da devlet dışı silahlı gruplara karşı askeri operasyonlara doğrudan katılan tek ülke olmaya devam ediyor.

Moskova’nın Afrika’daki müttefiklerinin desteğiyle ‘güvenlik ihracı’ olarak tanımladığı olgu, gerilimin azaltılması ve istikrarın sağlanmasına yönelik koordineli bir önlem olarak sunuluyor. Bu yaklaşım, askeri varlığın yanı sıra gıda güvenliği, enerji ve ekonomi alanlarındaki girişimleri de içeriyor. Ancak, askeri yönüne çok fazla odaklanmak çatışmanın çözülmesine yol açmaz, aksine şiddet ve aşırılık düzeylerinin artmasına katkıda bulunur. Uygulamada, bu durum çatışma ekonomisini besleyen ve güçlendiren bir faktör haline gelir.

Afrika hükümetleri bugün, Afrika birliği gibi genel sloganlar dışında, net bir ideolojik çerçeve olmadan faaliyet gösteriyor. Odak noktaları öncelikle bağımsızlık ve ekonomik egemenlik ile karşılıklı fayda temelinde ortaklıklar kuruyor. En iyi koşulları sunan jeopolitik aktör, ulusal politikaların ve sivil toplum yönelimlerinin şekillenmesinde başlıca ortak haline gelebilir.

İnsani yardım girişimlerinin geliştirilmesi, en geniş anlamıyla ‘kılıçları saban demirlerine dönüştürme’ fikrinin pratik bir testi olabilir. Bu fikir, gıda dağıtımının ötesine geçerek eğitim, kültür ve sağlık hizmetlerini de kapsar. Bu tür girişimler, vatandaşları birbirine yaklaştırır ve silahlı çatışmaların yol açtığı bölünmeleri çözmeye yardımcı olur.

Ancak kapsamlı programlar olmazsa savaş ekonomisinin dinamikleri hız kesmeden yoluna devam eder. Bunu engelleyecek etkili önlemler arasında savaşın çözümü, devlet kurumlarına olan güvenin yeniden tesis edilmesi, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve kayıt dışı ekonominin kayıtlı ekonomiye entegre edilmesi yer almalı. Bu tür adımlar atılmadığında, silahlı çatışmaların yayılması kaçınılmaz hale gelir ve bunun sonucunda devlet daha da kötüye gider.

Modern küresel bağlantılar, tüm uluslararası toplumu etkileyen sınır ötesi savaş ekonomilerinin ortaya çıkma olasılığını beraberinde getiriyor. Kayıt dışı mallar, silahlar, mali akışlar ve göç, ulusal sınırları aşar ve küresel ticaretin giderek artan bir parçası haline gelir.

Kısa vadede, çatışma ekonomisi küresel ekonomide aksaklıklara ve daha geniş çaplı uluslararası istikrarsızlığa yol açabilecek gerçek riskler oluşturuyor.



Yargı kararını verdi: Japon balıkları duyarlı canlılar ve hakları var

Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)
Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)
TT

Yargı kararını verdi: Japon balıkları duyarlı canlılar ve hakları var

Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)
Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)

Arjantin'in başkenti Buenos Aires'teki bir suşicinin vitrininde sergilenen iki Japon balığı için harekete geçen hayvan hakları savunucuları zafer kazandı. 

Jaulas Vacías (Boş Kafesler) adlı sivil toplum kuruluşu (STK), hayvan istismarı suçlamasıyla açtıkları davayı kazandıklarını duyurdu.

STK'nin avukatı Matías Trufero, güneş ve sokak gürültüsüne maruz kalan Fede ve Magui için "Oradan geçen ve durup bakan herkes, oranın balıklara uygun olmadığını görebilirdi" dedi. 

Trufero, mahkemenin balıkları duyarlı canlılar ve hak öznesi olarak tanıdığını aktardı. Balıkların bir uzmana verilmesi kararına, restoranın itiraz etmediğini de sözlerine ekledi. 

Balıklara kucak açan Carlos José Aga, iki balığın vitrinde sergilenmesi için "İki kutup ayısını bir kafesin içinde saunaya sokmak gibi" dedi. 

40 litrelik akvaryumlarından alınan balıklar, Aga'nın evindeki 2 bin 500 litrelik yeni yuvalarına taşındı. 

Balık uzmanı Aga, Fede ve Magui'nin keyfinin artık yerinde olduğunu söyledi. 

Balıkların duyarlı canlılar ve hak öznesi olarak tanınması, uygunsuz koşullarda tutulan diğer hayvanlarla ilgili davaları da etkileyebilir.

Arjantin mahkemeleri, Almanya'da doğup 20 yıl boyunca Buenos Aires Hayvanat Bahçesi'nde yaşayan Sandra adlı orangutanın "insan olmayan kişi" diye nitelenmesine 2014'te hükmetmişti. 

İyi beslense ve kötü davranışa maruz kalmasa da, 1986 doğumlu maymunun tutsak edilip sergilenmesinin onun haklarını ihlal ettiği belirtilmişti. 

Bunun üzerine Buenos Aires Hayvanat Bahçesi, 2016'da ekoparka dönüştürülmüş, içindeki hayvanlarsa doğal yaşam alanlarına ya da koruma merkezlerine gönderilmişti. 

Independent Türkçe, CNN, AP


İran’ın telefon operasyonu: ABD askerlerinin yeri tespit edildi

Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)
TT

İran’ın telefon operasyonu: ABD askerlerinin yeri tespit edildi

Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)

İran istihbaratının, savaşta Amerikan personelinin yerini telefon takibiyle tespit ettiği iddia edildi.

Financial Times'ın (FT) haberine göre İran, savaş sırasında Ortadoğu'daki mobil ağlara yönelik siber saldırılar düzenleyerek ABD askerlerinin konumlarını belirlemiş.

Telekom verilerini inceleyen Mobile Surveillance Monitor'un paylaştığı bilgilere göre bölgedeki operatörler çok sayıda "SS7 ping" talebini engelledi.

SS7, küresel telekomünikasyon ağlarının birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan bir sinyalleşme protokolü.

Siber güvenlik uzmanları, SS7 ping taleplerinin uluslararası dolaşımdaki (roaming) belirli telefonların yerinin tespiti için kullanılabileceğini söylüyor.

Kanada merkezli araştırma enstitüsü Citizen Lab'den Gary Miller, "İran'ın gerçek zamanlı ve kesintisiz konum bilgisi elde etme kapasitesi" olduğunu vurguluyor. Tahran yönetiminin SS7 ve mobil ağ erişimini kullanarak böyle bir operasyon yürütmüş olabileceğini öne sürüyor.

İran ve desteklediği Şii örgütler, savaşta Irak, Bahreyn ve Körfez'de ABD ordusuna ait çeşitli hedeflere saldırılar düzenlemişti. Bahreyn'deki ABD 5. Filo üssü yakınında Amerikan savunma personelinin konakladığı Crowne Plaza oteli de martta füze saldırısına uğramıştı.

Habere göre, saldırılarda Amerikan personelinin nerede kaldığına ilişkin bilgiler bu siber saldırılarla elde edilmiş olabilir. Bahreyn yönetiminden gazeteye gönderilen açıklamada, ülkenin telekomünikasyon ağına yönelik saldırılar olduğu ancak gerekli tüm önlemlerin alındığı, sistemde herhangi bir sorunun tespit edilmediği bildirildi.

Diğer yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), nisanda Kongre'ye sunduğu raporda, "düşman aktörlerin ticari konum verilerini kullanarak ABD personelini hedef aldığına veya gözetlediğine ilişkin çok sayıda tehdit raporu" alındığı doğrulanmıştı.  

Ancak adının paylaşılmaması şartıyla konuşan ABD'li bir yetkili, böyle bir veri takibinin saldırılarda belirleyici rol oynadığı iddialarının "gerçeği yansıtmadığını" savundu.  

Haberde, İranlı telekom operatörlerinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) ABD personelini takip etmek için cep telefonlarında kişiye özel reklamlar sunan çeşitli yazılımlardan faydalandığı da iddia ediliyor.

Eski CIA yetkilisi Michael Stokes, akıllı telefonların konum, bağlantılar ve hatta adım sayıları gibi büyük miktarda veriyi sürekli dışarı sızdırdığını söylüyor. Birçok devlet görevlisinin güvenli cihazlar yerine kişisel akıllı telefonlarını kullanmasının ciddi bir ulusal güvenlik riski yarattığını vurguluyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Iranwire


İsrail'in Ahmedinejad'ı kendi saflarına çekme girişiminin perde arkası

Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
TT

İsrail'in Ahmedinejad'ı kendi saflarına çekme girişiminin perde arkası

Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)

Macar hükümetinin üst düzey bir yetkilisi, 2024 yılının başlarında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki bir üniversitenin rektöründen beklenmedik bir talepte bulundu.

Yetkili, üniversite rektörü Prof. Gergely Deli’ye, Ludovika Kamu Hizmeti Üniversitesi'nin iklim değişikliği üzerine bir konferans düzenlemesi ve beklenmedik bir konuğu, geniş çevrelerce eleştirilen eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı bu konferansa davet etmesi gerektiğini bildirdi.

Gerekçe ise çok daha şaşırtıcıydı. Yetkili Deli'ye, konferansın yalnızca bir kılıf olduğunu, Ahmedinejad'ın bu vesileyle Budapeşte'de, açıkça düşmanı olarak bilinen İsrail istihbarat mensuplarıyla gizli görüşmeler yapabileceğini söyledi.

Deli, bu davetin hem kendi itibarına hem de üniversitenin itibarına zarar verebileceğinin farkındaydı. Ancak verdiği bir röportajda, belki de hayat kurtarmaya yardımcı bir rol üstlenmiş olabileceğini düşündüğünü belirtti.

Deli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İki düşmanınız var ve bu iki düşman birbiriyle konuşmak istiyorsa, elinizden geleni yapıp onları konuşturmanız daha iyidir."

Bilgilerin hassasiyeti nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması şartıyla konuşan sürece ilişkin bilgi sahibi ABD'li ve İranlı yetkililere göre Ahmedinejad'ın 2024 yılında üniversiteye yaptığı ziyaret ve ertesi yıl gerçekleştirdiği ikinci ziyaret, İsrail'in yıllardır sürdürdüğü bir çabanın parçasıydı. Bu çaba, Ahmedinejad'ı, zamanı geldiğinde İran'ın yeni lideri olarak konumlandırılabilecek bir istihbarat varlığı haline getirmeyi amaçlıyordu.

Eski ABD'li yetkililer, İsrail için Ahmedinejad'ın İsrail safına çekilmesinin yüksek bir öncelik olduğunu, dönemin İsrail İstihbarat Servisi (Mossad) Başkanı David Barnea'nın bizzat 2024 yılında Macaristan'ın başkentine giderek Ahmedinejad ile görüşmesinin de bunu kanıtladığını belirtti. Yetkililer ayrıca, İsrail'in dış istihbarat servisi Mossad'ın kısa bir süre sonra ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'na (CIA) Ahmedinejad ile temas halinde olduğunu bildirdiğini ekledi.

rtghyj
İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud  ofisinin resmi sözcüsü olan Dolat-e Bahar (Bahar Hükümeti) sitesi dün, Ahmedinejad’ın Tahran’da eski Dini Lider (Rehber) Ali Hamaney’in cenaze törenine katıldığını gösteren bir fotoğrafı yayınladı

İsrail'in Ahmedinejad merkezli bir rejim değişikliği planı inşa etme kararı, İran’ın nükleer programını hızlandırmasıyla, İsrail'in yok edilmesi çağrılarını tekrarlamasıyla ve Holokost (Yahudi soykırımı) inkârcılığıyla tanınan eski İran Cumhurbaşkanı ile ilişkisinin seyrinde olağanüstü bir dönüşüme işaret ediyor.

ABD'li yetkililere göre İsrail, son yıllarda Ahmedinejad'a konaklama ve seyahat masraflarını karşılamak üzere gizlice para aktardı. İsrailli istihbarat mensupları ayrıca, Budapeşte'ye yaptığı seyahatler de dahil olmak üzere, kendisiyle yurt dışında birçok kez bir araya geldi.

Bu çaba, ABD ve İsrail'in bu yılın şubat ayı sonlarında, İran'a karşı yürüttüğü savaşın ilk günlerinde, Tahran'da sıkı gözetim altında yaşayan eski Dini Lider Ali Hamaney’in nakledilmesine yönelik cüretkâr bir operasyonla zirveye ulaştı. Amaç, mevcut rejimi devirmeyi ve Ahmedinejad'ı iktidara getirmeyi öngören planı devreye sokmaktı. Ancak plan başarısız oldu.

İsrail’in 28 Şubat'ta düzenlediği hava saldırısı, Ahmedinejad'ın konutunun bulunduğu kompleksi vurarak, korumalarının bulunduğu binayı ve zırhlı aracını hedef aldı. İranlı dört üst düzey yetkiliye göre saldırının ardından siyah bir Peugeot marka araç bölgeye geldi, Ahmedinejad'ı aldı ve büyük bir kargaşanın hakim olduğu bölgeden hızla uzaklaştı.

Operasyona dair bilgi sahibi ABD'li ve İranlı yetkililer, aracı Mossad mensuplarının kullandığını ve Ahmedinejad'ı İran içindeki gizli bir güvenli eve naklettiklerini belirtti.

Ancak yaşananlara vakıf kişilere göre İran’ın eski Cumhurbaşkanı bu çılgın kurtarma operasyonundan rahatsızlık duydu ve kendisini yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan İsrail planı karşısında hayal kırıklığına uğradı.

Ahmedinejad daha sonra, hâlâ netlik kazanmamış koşullar altında güvenli evden ayrıldı. Ahmedinejad, 6 Temmuz'da merhum Dini Lider Ali Hamaney'in cenaze törenine kısa süreliğine katılana kadar bir daha kamuoyu önünde görünmedi.

Mevcut durumu hâlâ belirsizliğini koruyor. Ancak İranlı dört üst düzey yetkili, Ahmedinejad'ın Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı istihbarat servisi tarafından gözaltında tutulduğunu ve İran'ın kendisinin İsrail ile teması hakkındaki birçok ayrıntıyı öğrenmesinin ardından hâlihazırda ev hapsinde bulunduğunu belirtti.

İsrailli yetkililer, Tahran'daki hükümeti devirmeye yönelik daha geniş çaplı bir girişimin parçası olan Ahmedinejad'ı İran'ın lideri olarak konumlandırma planına ilişkin kamuoyu önünde bir açıklama yapmadı. Planın bir başka unsuru ise, Irak'ın kuzeyinde konuşlu İranlı Kürt muhalif güçlerin silahlandırılıp eğitilerek sınırı geçip İran'ın batısına girmesini, orada bölgeler ele geçirmesini ve nihayetinde Tahran'a doğru ilerlemesini öngörüyordu. Ancak bu plan hiçbir zaman somut bir hal almadı.

İsrail Ordusu İstihbarat Dairesi'nin eski başkanı Tamir Hayman, The New York Times gazetesinin Ahmedinejad'ın plandaki rolüne ilişkin ayrıntıları ilk kez ortaya çıkarmasının ardından, geçtiğimiz mayıs ayında PBS kanalında yayımlanan ‘Firing Line’ programında, “Rejim değişikliği planı, uygulanması öngörülen çok özel bir dizi özel operasyonu içeriyordu” yorumunda bulundu. Hayman, ayrıca "Ahmedinejad da bu dizinin bir parçasıydı” diye ekledi.

Mossad yetkilileri yorum taleplerine yanıt vermedi. Ahmedinejad'ın basın danışmanı Ali Ekber Cevanfikr de konuya dair yorum yapmayı reddetti.

Cumhurbaşkanlığı sonrası dönüşüm

2005-2013 yılları arasında İran Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenen Ahmedinejad, ülkenin en önde gelen katı muhafazakarlık yanlısı siyasetçileri arasında yer aldı. İsrail'in ortadan kaldırılması çağrısında bulunan Ahmedinejad döneminde İran, uranyum zenginleştirme programını yeniden başlattı. Bu da ülkenin gizli bir nükleer silah programı peşinde olabileceğine dair şüpheleri artırdı. Ahmedinejad ayrıca, 2009 yılında yeniden seçilmesini protesto etmek amacıyla ülke genelinde patlak veren ayaklanmanın güç kullanılarak bastırılması talimatı verdi. Döneminde yargı organı, muhaliflere yönelik toplu idamlar gerçekleştirdi ve rakip ile hasımları hapse attı.

cdfvrgth
Ahmedinejad, 2024 yılının haziran ayında İçişleri Bakanlığı'ndaki cumhurbaşkanlığı seçim aday kayıt komitesi binasına geldiği sırada destekçilerine el sallarken (Arşiv – EPA)

Ancak cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra Ahmedinejad, tutumunu yumuşattı ve iktidarda bulunduğu yıllara damgasını vuran İsrail karşıtı söylemini sınırlandırdı. Ahmedinejad, İran pop müziği kültürüne değindiği röportajlar ve konuşmalar yaparak, güvenlik güçlerini gösterileri güç kullanarak bastırmaları nedeniyle eleştirdi ve yönetici sınıfı mali yolsuzlukla suçlayarak, daha ılımlı yeni imajını sergilemeye özen gösterdi.

Ahmedinejad ayrıca kendisinin ayırt edici işareti haline gelen bol haki rengi ceketinden vazgeçerek modern kesimli takım elbiseler giymeye başladı. Düzensiz sakalına özen gösterdi ve botoks yaptırdığı izlenimi verdi. Ayrıca İngilizce öğrenmeye başladı.

Tahran'daki ofisinde her sabah, sıradan vatandaşların şikayetlerini dinlemek üzere bir saat süren halka açık toplantılar düzenliyordu. Bazı vatandaşlar, devlet bürokrasisiyle uğraşırken yardım talep etmek için kendisine başvuruyordu. Bazen bakanlıklara, bazı başvuru sahiplerine kredi verilmesini tavsiye eden mektuplar yazıyordu. Ahmedinejad ayrıca düzenli olarak ülkenin farklı bölgelerine seyahat ediyor, şehirlerde ve kırsal bölgelerde destekçileriyle bir araya geliyordu.

yj6jku
Ahmedinejad, Tahran'da düzenlenen Liderlik Uzmanlar Konseyi'nin açılış töreninin kenarında, müttefiki ve İran Rehberi'nin danışmanı Said Celili ile konuşurken (Arşiv - ILNA)

Ahmedinejad'ın İran hükümetiyle ilişkisi karmaşık bir şekilde devam etti. Üst düzey liderler kendisini bir kenara itip hareketlerine kısıtlamalar getirdi. Ancak yine de İran’ın Dini Lideri'ne danışmanlık yapan üst düzey bir konseyde diğer üst düzey yetkililerle birlikte oturmasına izin verildi. Ahmedinejad, şubat ayında savaşın patlak vermesinden birkaç gün önce bu konseyin toplantısına katıldı.

İran içinde birçok kişi, Ahmedinejad'da yaşanan bu değişimin arkasında siyasi saikler olduğunu düşündü ve bunu, popülist imajını güçlendirme ve kendisini iktidardaki yetkililerden uzaklaştırma girişimi olarak değerlendirdi. Bununla birlikte Ahmedinejad, işçi sınıfına mensup İranlılar arasındaki destek tabanını korumaya devam etti. Danışmanları ise hedefinin bir gün yeniden iktidara dönmek olduğundan emindi.

Ahmedinejad'ın eski yakın çevresinden ve üst düzey danışmanlarından biri olan Abdurrıza Davari, telefonla verdiği bir röportajda şunları söyledi:

“Ahmedinejad bunu para için yapmayacaktır. Zaten parası var, geniş bir ekonomik ağı var. Bunu iktidar için yapacaktır. İktidarın başında olmak istiyor."

İki adam yıllar önce aralarında yaşanan bir anlaşmazlık nedeniyle küs düşmüştü.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla özel görüşmeleri anlatan yakın çevresinden bir isme göre Ahmedinejad, en yakın yardımcıları ve kendisine yakın sınırlı sayıda kişiye, yabancı güçlerin yardımıyla İran'ın gelecekteki lideri olma hedefini paylaştı.

Kaynağa göre Ahmedinejad, cumhurbaşkanlığı adaylığından üç kez elenmesinin ardından İran İslam Cumhuriyeti rejimi karşısında hayal kırıklığına uğradı ve mevcut rejim sürdüğü sürece iktidara ulaşamayacağı sonucuna vardı.

Aynı kaynağa göre Ahmedinejad, bir savaşın patlak vermesi ve rejim değişikliği yaşanması halinde, Amerikalıların ve İsraillilerin ülkeyi tanımayan, İran dışından bir muhalif figürü seçeceğinden ve bunun ülkenin istikrarını sarsacağından endişe ediyordu. Ahmedinejad, yakın çevresine kendisini eski Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'e benzer, reformist bir rol üstlenebilecek biri olarak tanımlıyordu. Aynı kaynağa göre Ahmedinejad, iktidara gelmesi halinde İran'ın İsrail'i tanıyacağını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın başlattığı ‘Abraham (İbrahim) Anlaşmaları’ çerçevesinde İsrail ile ilişkileri normalleştireceğini belirtiyordu.

Dönemin istihbarat değerlendirmelerine dair bilgi sahibi İsrail Savunma Bakanlığı yetkililerine göre İsrail istihbarat servisleri, o dönemde Ahmedinejad ile İran rejimi arasında derinleşen çatlağı yakından takip ediyordu. İki yetkili, kendilerinin özellikle ilgisini çeken şeyin, Ahmedinejad'ın İran’ın Dini Lideri'ne ve kendisini yeniden cumhurbaşkanlığı adaylığından eleyen üst düzey yetkililere yönelik artan hoşnutsuzluğu olduğunu belirtti.

Ahmedinejad'ın hareketliliği, İran İslam Cumhuriyeti'ni yabancı müdahalelerden korumakla görevli DMO’ya bağlı istihbarat servisi içinde şüphe uyandırmaya başladı.

İki DMO üyesi ve konuya vakıf bir istihbarat yetkilisi, bu şüphelerin, Ahmedinejad'ın 2017 yılında Trump'a açık mesajlar yöneltmeye başlamasının ardından tırmandığını belirtti.

Dört yetkiliye göre bu yıl gerçekleşen ve başlangıçta Ahmedinejad'ı DMO’nun denetiminden kurtaran İsrail saldırısının ardından, İran istihbarat servisleri kendisinin İsrail ile bağlantısını soruşturmaya ve buna ilişkin delil toplamaya başladı.

Yurt dışındaki görüşmeler

İsrail istihbarat mensuplarının Ahmedinejad'ı ilk kez ne zaman devşirmeye çalıştığı net değil. Ancak İranlı yetkililer, en azından Ahmedinejad'ın 2023 yılında çevre konularına odaklanan bir konferansa katılmak üzere Guatemala'ya yaptığı seyahat sırasında bir temasın gerçekleştiğini belirtti. Davet, çoğu Latin Amerika ülkesine kıyasla İsrail ile daha yakın diplomatik ilişkilere sahip bir ülke olan Guatemala hükümetinden gelmişti.

Ahmedinejad, Tahran Havalimanı'nda güvenlik güçleri tarafından durdurulup kendisine biniş kartı verilmesinin reddedilmesi ve ülkeden ayrılmasına izin verilmemesi nedeniyle bu seyahati neredeyse gerçekleştiremiyordu.

Ahmedinejad buna, havalimanında saatlerce süren bir oturma eylemi düzenleyerek karşılık verdi. Bu eylem kamuya açık bir gösteriye dönüştü; sıradan İranlı yolcularla, havalimanı ve havayolu personeliyle fotoğraflar çektirdi ve sosyal medya hesaplarında güncellemeler paylaştı.

Sonunda İran makamları, Ahmedinejad'ın uçağa binip konferansa katılmasına izin verdi.

Ahmedinejad, seyahati sırasında paylaştığı bir video kaydında şunları söyledi:

"Bazı insanlar bana Guatemala'ya gitmememi söyledi, ama onlara kardeşim olan Guatemala Çevre Bakanı'nın beni davet ettiğini söyledim. Bu, Latin Amerika'da çok önemli bir ülke."

Ertesi yıl Ahmedinejad, Ludovika Üniversitesi'nde düzenlenen konferansa katılmak üzere Macaristan'a ilk ziyaretini gerçekleştirdi ve Budapeşte'de, geçen aya kadar beş yıl boyunca Mossad başkanlığı yapan David Barnea ile bir araya geldi.

O dönemde sağ görüşlü Başbakan Viktor Orban tarafından yönetilen Macaristan, muhtemelen Avrupa'daki diğer herhangi bir ülkeye kıyasla İsrail ile daha yakın ilişkilere sahipti. Orban ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, karşılıklı resmi ziyaretler gerçekleştirdi. Nisan 2025'te Netanyahu, Ludovika Kamu Hizmeti Üniversitesi'nde bir konuşma yaptı ve üniversite kendisine kamu hizmeti ödülü verdi.

İki ay sonra Ahmedinejad, İsrail'in İran'a karşı savaş başlatmasından sadece birkaç gün önce, İsrail istihbarat mensuplarıyla buluşmasına kılıf oluşturan bir ziyaretle yeniden Budapeşte'ye gitti.

Tüm yurt dışı seyahatlerinde kendisine eşlik eden, Devrim Muhafızları'na bağlı Ensar Birimi'nden İranlı korumaları, Ahmedinejad'ın en az iki kez güvenlik refakatçilerinden kaçarak Haziran 2025 seyahati sırasında uzun görüşmeler yapmak üzere ortadan kaybolabildiğini bildirdi.

İki DMO üyesi ve konuya vakıf bir istihbarat yetkilisine göre korumalar seyahate ilişkin raporlarında, Ahmedinejad'ı ortadan kaybolmasıyla ilgili sorguladıklarını, kendisinin ise üniversite hocalarıyla görüştüğünü söylediğini belirtti.

Konferans sırasında İran’ın eski Cumhurbaşkanı konuşmasını İngilizce yaptı ve daha önce tüm konuşmalarını açtığı Kur'an ayetinden bu kez vazgeçerek dinleyicileri şaşırttı.

Seyahatine ilişkin olarak sosyal medya hesaplarında paylaştığı video kayıtlarına göre koyu mavi renkli, modern kesimli bir takım elbise giyen Ahmedinejad, ‘ortak insanlık’ ve ‘değişen dünya düzeni’ hakkında konuşurken yeni bir dünyanın nasıl ortaya çıkabileceğine dair kendi vizyonunu sundu.

Ahmedinejad, Üniversite Rektörü Gergely Deli'ye Fars şair Firdevsi'nin ‘Şehname’ adlı eserinin bir kopyasını hediye ederken, Deli de kendisine üniversitenin amblemini hediye etti.

Deli, geçtiğimiz ay yapılan bir röportajda, Ahmedinejad'a davet gönderdiğinde, Almanca ‘paravan’ veya ‘kukla’ anlamına gelen ‘Strohmann’ rolünü üstlendiğini belirtti.

Ahmedinejad, şubat ayının sonlarında Tahran'daki evinden aceleyle siyah bir Peugeot marka araçla götürülmesinden geçtiğimiz haftaya kadar kamuoyu önünde görülmemişti.

6 Temmuz'da ise İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine, ani ve kısa bir şekilde katıldı. Video kayıtları, sıcaklığın 32 dereceye yaklaşmasına rağmen Ahmedinejad'ın kalın bir ceket giydiğini, cerrahi maskesinin ise çenesinin altına sarkmış vaziyette olduğunu gösterdi. İran’ın diğer eski cumhurbaşkanlarından Hasan Ruhani ve Muhammed Hatemi ise cenaze törenine davet edilmedi. İki eski lider de törenlerin hiçbirinde görünmedi.

Ahmedinejad, başı öne eğik bir şekilde tek kelime etmeden ayakta dururken etrafı güvenlik görevlisi olduğu izlenimini veren kişilerle çevriliydi.