Gazze planının başarısız olması halinde Trump'ın önündeki üç seçenek

Gazze, daha derin bir transatlantik uçurumun yan etkilerinden sadece biri

Görsel: Al Majalla
Görsel: Al Majalla
TT

Gazze planının başarısız olması halinde Trump'ın önündeki üç seçenek

Görsel: Al Majalla
Görsel: Al Majalla

Christopher Phillips

Daha önceki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul görüşmelerinin büyük kısmında bu yıl tanık olunana benzer bir heyecan yaşanmamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, her zamanki gibi yaklaşık bir saat süren uzun ve kışkırtıcı konuşmasıyla manşetlere çıktı. Aynı durum, daha sonra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu Beyaz Saray'da kabul edip, Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirmek için 20 maddelik bir plan açıklarken de tekrarlandı.

Trump'ın New York'ta yaptığı en şok edici açıklamalardan biri, özellikle Batı Avrupa ve İngiltere'deki müttefiklerini eleştirerek, göç ve yeşil enerjiyi benimsemeleri nedeniyle ‘gerçek bir sorunla karşı karşıya olduklarını’ ve ‘başarısız olacaklarını” söylemesiydi. Bu açıklama, dinleyicilerini hayrete düşüren açıklamalarının oluşturduğu uzun liste içinde yer aldı. Trump'ın ikinci döneminin ilk sekiz ayında transatlantik ilişkilerde sert gerilimler yaşanırken, heyetler salondan Batı ittifakının gerçek bir sorunla karşı karşıya olup olmadığını merak ederek ayrıldılar.

dfrgty
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Beyaz Saray'ın Devlet Yemek Salonu'nda düzenlenen ortak basın toplantısında tokalaşırken, gazeteciler soru sormak için söz istiyor, 29 Eylül 2025 (Reuters)

Batı ittifakı içindeki görüş ayrılığı, Gazze konusunda diğer yerlere göre daha belirgindi. BM Genel Kurulu'ndaki müzakerelerin başlıca gündem maddesi de buydu. Binyamin Netanyahu, kendisini eleştiren liderleri ‘önyargılı medya, radikal İslamcı seçmenler ve anti-Semitik kitlelerin’ baskısına boyun eğmekle suçladıktan sonra, onlarca delege Binyamin Netanyahu'nun konuşmasını dinlemekten kaçındı ve o kürsüye çıkmadan salonu terk etti. Bu olay, Fransa, İngiltere, Kanada ve Avustralya başta olmak üzere bazı Batı ülke hükümetlerinin Genel Kurul toplantıları sırasında Filistin devletini tanımasının ardından yaşandı. Filistin devletinin bu ülkelerce tanınması İsrail'i öfkelendirdi ve Gazze savaşının başlamasından bu yana ABD’nin tutumunda belirgin bir ayrışmaya yol açtı. Batı ittifakı içinde Filistin konusunda ortaya çıkan bu yeni farklılıklar ne kadar önemli? Bunlar sadece yüzeysel mi, yoksa zaten artan gerginlik yaşayan ilişkilerde bir değişimin başlangıcı mı?

Bölünme çizgisi nerede?

Batılı müttefikler arasında Gazze konusunda anlaşmazlıklar yeni başlamadı. ABD, Gazze’deki savaş boyunca İsrail’i kararlılıkla desteklemeye ve eleştirilerden korumaya devam ederken, Washington'ın müttefiklerinin kınamaları giderek yoğunlaştı. İtalya, İspanya, Japonya ve Kanada silah ihracatı yasağı getirirken, İngiltere 350 silah ihracat lisansından 30'unu askıya aldı ve İsrailli aşırı sağcı iki bakana yaptırım uyguladı. Filistinliler için büyük bir sembolik öneme sahip olsa da bazı Batılı hükümetlerin eylül ayında Filistin devletini tanıması ilave bir zafer olarak görülebilir.

BM Genel Kurul toplantılarının ardından yaşanan gelişmeler, Batılı müttefikler arasında Gazze konusunda bir bölünme değil, bir dereceye kadar uzlaşı olduğunu gösteriyor

Görünüşe bakılırsa, ABD ile Batılı müttefikleri arasındaki uçurum giderek genişliyor. Trump, BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Filistin'in tek taraflı olarak tanınmasının ‘Hamas için ‘çok büyük bir ödül’ olacağını söylerken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Filistin’in tanınmasının, süreci ‘ne ilerleten ne de geciktiren’ bir adım olduğunu ifade etti.

Ancak ABD bu kınayıcı açıklamalarına rağmen, direktiflerini ihlal eden müttefiklerine karşı herhangi bir adım atmadı. İsrailli politikacılar, Filistin devletini tanıma kararlarına yanıt olarak Netanyahu'dan Batı Şeria topraklarını ilhak etmesini talep ettiğinde, Trump ‘böyle bir şeye izin vermeyeceğini’ açıkça ifade etti. Bu açıklama, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Körfez ülkelerinden müttefiklerinin baskısından kaynaklanıyordu. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), gerginliğe neden olacak herhangi bir adımın Trump'ın ilk dönemindeki en önemli başarılarından biri olan Abraham (İbrahim) Anlaşmaları'nı tehlikeye atabileceğini ima etti. Trump'ın Macron'la uyumlu tutum sergilemesi, onun Paris'in Filistin'i tanımasına karşı ciddi bir düşmanlık beslemediğini gösterdi.

u7ı8
ABD Başkanı Donald Trump, New York'ta Arap ve Müslüman ülke liderleriyle yaptığı toplantı sırasında, 23 Eylül 2025 (Reuters)

Esasen BM Genel Kurul toplantılarının ardından yaşanan gelişmeler, Batılı müttefikler arasında Gazze konusunda bir bölünme değil, bir dereceye kadar uzlaşma olduğunu gösterdi. Trump yönetimi, Gazze’deki savaş konusunda bir ‘anlaşmaya’ varmak üzere olduğunu iddia ediyor. Bu yüzden BM Genel Kurulu’nu Arap ülkeleri, İsrail, Türkiye ve Avrupa ülkelerinin liderleriyle bu anlaşmayı görüşmek için kullandı. Detaylar belirsiz olsa da haberlere göre Beyaz Saray, Hamas'ı dışlayan geçici bir teknokrat yönetimin başına eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'i atamak için tartışmalı bir planı destekliyor. Bu plan hedeflerine ulaşamayabilir, ancak amaç ateşkes ve siyasi çözüm için baskı yapmaksa, Batılı müttefiklerin desteğini sürdürmek, Filistin devletinin tanınması konusundaki anlaşmazlıklardan önce ABD yönetimi için bir öncelik olmaya devam edecektir.

Ufukta sorunlar mı var?

Peki, ya tüm bunlar İsrail ve Filistin konusunda transatlantik ittifak içindeki çatlakları maskelemekten başka bir işe yaramazsa? Ya böyle bir anlaşma başarısız olursa ya da hiç gün yüzü görmezse? O zaman bu farklılıkların yeniden su yüzüne çıkması gibi gerçek bir tehlike ortaya çıkar. Batılı liderlerin çoğu Trump'ın aksine İsrail'e karşı daha eleştirel bir tutum sergilemeleri için içerden gelen bir baskı altında ve savaşı sona erdirmek için çaba gösteriyorlar. Bu yüzden Filistin devletinin tanınması sürecin sadece başlangıcıdır, sonu değil. Savaş devam ederse ve Filistinlilerin ölümleri artarsa, bu liderler muhtemelen daha ileri adımlar atacaktır.

Bir BM soruşturma komisyonu kısa süre önce İsrail'in Gazze'de soykırım gerçekleştirdiğini açıkladıktan sonra, özellikle Avrupalılar ilave yaptırımlar uygulamayı düşünmeye başladı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği (AB)-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın belirli maddelerinin askıya alınmasını önerdi. Bu durumda İsrail mallarının AB pazarına ayrıcalıklı erişimi engellenecek.

tyu
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Görsel: Eduardo Ramon)

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, İsrail'in Ukrayna'yı işgalinden sonra Rusya'ya uygulanan muameleye tabi tutulmasını ve uluslararası spor müsabakalarına katılımının yasaklanmasını istedi. Avrupa Futbol Birliği, başta Türkiye olmak üzere üyelerinin baskısıyla, İsrail milli takımını ve İsrail futbol kulüplerini müsabakalarından ihraç etmek zorunda kalabilir. Bu tür yaptırımlar veya benzer önlemler açıklanırsa, Macron ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer gibi Batılı liderler, Netanyahu hükümetine karşı eylemlerini genişletmeleri yönünde taleplerle karşı karşıya kalacaklar. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre bu durum Trump'ı kızdırabilir, zira ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin diğer ülkelerle ortaklaşa düzenleyeceği 2026 Dünya Kupası'na İsrail'in katılımını engellemeye yönelik her türlü girişime karşı çıkacağını zaten açıkladı.

Trump'ın FIFA Başkanı Gianni Infantino ile yakın ilişkileri göz önüne alındığında, UEFA'nın uyguladığı herhangi bir yasağı geçersiz kılmak için baskı yapabilir. Trump, kendisini İsrail'in uluslararası savunucusu olarak göstermeye devam ederse, Batılı müttefikleri Netanyahu'ya baskı uygulamakta ellerinin bağlı olduğunu hissedecek, bu da Batı ittifakı içinde bölünmelerin artmasına yol açabilir.

İsrail'in Katar'daki Hamas liderlerine yönelik saldırısı, Körfez’deki ABD müttefikleri arasında öfkeye yol açtı ve Beyaz Saray'a Netanyahu’nun saldırganlığını durdurması için baskı yapmaya sevk etti.

Ancak, Beyaz Saray’ın böyle bir tepki vereceğine dair herhangi işaret yok. Trump’ın şimdiye kadar İsrail'e verdiği güçlü desteğe rağmen, ABD başkanı öngörülemezliği ile biliniyor. İsrail’in Katar’daki Hamas liderlerine yönelik saldırısı, Körfez'deki ABD müttefikleri arasında öfkeye yol açarak, Beyaz Saray'a Netanyahu'yu dizginlemesi için baskı yapmalarına neden oldu. Ateşkes için açıklanan bu son plan, bu baskının sonucu olabilir, ancak plan başarısız olursa Trump, İsrail'e koşulsuz desteğin sonuçlarına değip değmeyeceğine karar vermek zorunda kalacak. Avrupa ve hatta Körfez ülkeleriyle daha fazla ayrılık kabul etmeye istekli olabilir, ancak tamamen ticari hesaplamalarıyla tanınan Trump’ın, Netanyahu’nun bu desteğin karşılığında kendisine yeterince şey sonucuna varması da mümkün.

Hamas ve İsrail'in Gazze’de savaşı sona erdirme planını onaylaması ve Mısır'ın planın ayrıntılarına ilişkin müzakerelere ev sahipliği yapma niyetini açıklaması üzerine, Trump'ın Gazze planı başarısız olursa bir sonraki aşamada önünde üç seçeneği olacak:

1- Batı ittifakına verilebilecek zarara bakılmaksızın İsrail'i desteklemeye devam etmek.

2- İsrail'e savaşı durdurması ve bölünmelerin genişlemesini önlemesi için güçlü baskı uygulamaya devam etmek.

3- Müttefikleriyle ilişkilerinde anlaşmazlıkları stratejisinin odak noktası haline getirmeden farklılıkların var olmasına izin vermek.

Trump, şimdiye kadar üçüncü seçeneğe eğilimli bir tutum sergiledi. Trump'ın İsrail'e karşı güçlü duyguları olduğunu herkes biliyor, ancak BM’deki konuşmasından da anlaşıldığı üzere Avrupalı müttefiklerine bakışı sadece Filistin'deki durumla ilişkili değil. Konuşması, şahsi görüşlerini ve bir dizi başka faktörü de yansıtıyor. Trump, Gazze konusundaki anlaşmazlıkları, Avrupa'ya karşı sert tutumunu haklı çıkarmak için kullanıyor olabilir. Ancak Gazze, Batı ittifakı içindeki daha derin bölünmenin yan etkilerinden sadece biri.

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarfından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Japonya, İran'da bir vatandaşının gözaltına alındığını doğruladı ve serbest bırakılmasını talep etti

İran polisi (Arşiv- AP)
İran polisi (Arşiv- AP)
TT

Japonya, İran'da bir vatandaşının gözaltına alındığını doğruladı ve serbest bırakılmasını talep etti

İran polisi (Arşiv- AP)
İran polisi (Arşiv- AP)

Japonya bugün yaptığı açıklamada, İran'ın Tahran'da bir Japon vatandaşını gözaltına aldığını ve derhal serbest bırakılmasını şiddetle talep ettiğini belirtti.

Başbakan Yardımcısı Masanao Ozaki, günlük basın brifinginde, söz konusu kişinin 20 Ocak'ta gözaltına alındığını söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

Özgür Avrupa Radyosu daha önce, Japonya Yayın Kurumu NHK'nin Tahran bürosu başkanı Shinso Kawahima'nın İranlı yetkililer tarafından tutuklandığını ve başkentteki bir hapishaneye götürüldüğünü bildirmişti.

Japon yayın kuruluşu, çalışanlarından herhangi birinin gözaltına alınıp alınmadığını doğrulamayı reddetti.

Bir sözcü, "NHK'da çalışanlarımızın güvenliği her zaman en büyük önceliğimizdir. Şu anda ekleyecek bir şeyimiz yok" ifadelerini kullandı.


Norveç Kralı Harald İspanya'daki bir hastaneye nakledildi

Norveç Kralı V. Harald, 4 Mayıs 2019'da Lüksemburg'daki Notre Dame Katedrali'nde bir cenaze törenine katıldıktan sonra katedralden ayrılıyor (AP)
Norveç Kralı V. Harald, 4 Mayıs 2019'da Lüksemburg'daki Notre Dame Katedrali'nde bir cenaze törenine katıldıktan sonra katedralden ayrılıyor (AP)
TT

Norveç Kralı Harald İspanya'daki bir hastaneye nakledildi

Norveç Kralı V. Harald, 4 Mayıs 2019'da Lüksemburg'daki Notre Dame Katedrali'nde bir cenaze törenine katıldıktan sonra katedralden ayrılıyor (AP)
Norveç Kralı V. Harald, 4 Mayıs 2019'da Lüksemburg'daki Notre Dame Katedrali'nde bir cenaze törenine katıldıktan sonra katedralden ayrılıyor (AP)

Norveç kraliyet sarayından yapılan açıklamada, 89 yaşındaki Kral Harald'ın enfeksiyon ve susuzluk nedeniyle dün İspanya'nın Tenerife kentindeki bir hastaneye kaldırıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre saray, eşi Kraliçe Sonja ile özel bir tatilde olan kralın durumunun iyi olduğunu belirtti.

Kral Harald, Avrupa'nın en uzun yaşayan hükümdarıdır ve 1991'den beri Norveç'in fahri devlet başkanıdır.

Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Ukrayna ziyareti sırasında Norveç Radyo ve Televizyon Kurumu'na (NRK) verdiği demeçte, "Kralımıza acil şifalar diliyorum" dedi.

Saraya göre, kralın kişisel doktoru oradaki sağlık ekibine yardımcı olmak üzere Tenerife'ye gidecek.

Kral Harald, 2024 yılında Malezya'da tatildeyken bir enfeksiyon nedeniyle hastaneye kaldırılmış ve geçici bir kalp pili takılmıştı. Daha sonra Norveç'e nakledilerek kalıcı bir cihaz yerleştirilmişti.


CIA, İranlı muhaliflerle iletişime geçebilmek için Farsça bir rehber yayınladı

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın logosu (Reuters)
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın logosu (Reuters)
TT

CIA, İranlı muhaliflerle iletişime geçebilmek için Farsça bir rehber yayınladı

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın logosu (Reuters)
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın logosu (Reuters)

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), İranlı muhalifler için CIA ile gizlice nasıl iletişim kuracaklarına dair Farsça bir rehber yayınladı.

İran'da hükümet karşıtı protestoların artması üzerine, İranlı muhaliflerin ABD istihbarat teşkilatıyla nasıl güvenli bir şekilde iletişim kurabileceğini açıklayan Farsça bir video yayınladı.

Videoda, İran içinden CIA ile yapılacak herhangi bir temasın gizliliğini sağlamak ve muhalifin kimliğinin ifşa edilmemesini garanti altına almak için izlenmesi gereken çeşitli adımlar açıklanıyor.

Videoda, CIA ile iletişime geçmek isteyenlerin geçici bir mobil cihaz (kullanılmamış bir cihaz) ve tercih ettikleri internet tarayıcısının en son sürümünü kullanmaları gerektiği belirtiliyor.

Ayrıca, bağlantı kurulduktan sonra tarayıcınızda gizli modu kullanmanızı ve tarama geçmişinizi ve cihazınızı temizlemeniz tavsiye ediliyor.

Video, İran'dan ajansla iletişim kuran herkesin bağlantıyı şifrelemek için Tor tarayıcısını veya sanal özel ağı (VPN) kullanmasını şiddetle tavsiye ediyor ve Tor'un nasıl kullanılacağına dair talimatlar veriyor; aksi takdirde CIA web sitesini ziyaret etmenin başkaları tarafından görülebileceği konusunda uyarıyor.

Son olarak, CIA, aldığı tüm mesajları inceleyeceğini vurguladı. Şarku'l Avsat'ın video'dan aktardığına göre bu sürecin biraz zaman alabileceği belirtildi ve mesajlara yanıt verilip verilmeyeceğinin, muhalifin güvenlik durumunun değerlendirilmesine bağlı olarak kararlaştırılacağını ifade etti.