Trump'ın vaatleri ile sahadaki gerçeklik arasında yeni Ortadoğu'nun sınırları

ABD Başkanı Donald Trump, New Jersey'de konuşuyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, New Jersey'de konuşuyor. (AP)
TT

Trump'ın vaatleri ile sahadaki gerçeklik arasında yeni Ortadoğu'nun sınırları

ABD Başkanı Donald Trump, New Jersey'de konuşuyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, New Jersey'de konuşuyor. (AP)

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 2023'teki saldırılardan bu yana bölgede hüküm süren karmaşık durumu ve ABD'nin buradaki politikasını özetleyerek, “7 Ekim'den sonra Ortadoğu'da her şey değişti” dedi.

7 Ekim'den iki yıl sonra, durum daha da karmaşık hale geldi. Bugün, krizin çözülmesi umuduyla başlayan ABD Başkanı Donald Trump'ın görev süresinin birinci yıldönümü. Trump, rehineleri geri getireceğine ve savaşı sona erdireceğine söz verdi. İbrahim Anlaşmaları ile çıtayı yükseltmesinden bahsetmiyorum bile…

Ancak bu yüksek hedefler, bölgedeki durumun karmaşıklığını hesaba katmamıştı. Bu karmaşıklık, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun tartışmalı kararlarıyla daha da karmaşık hale geldi. Netanyahu, Trump'ı Gazze savaşından Batı Şeria'yı ilhak etme planlarına, İran'la yüzleşmeye ve Esed rejiminin devrilmesinden sonra Suriye'ye meydan okumaya kadar uzanan bir karar fırtınasına sürükledi. Bununla birlikte, ABD Başkanı’nın hazırladığı büyük hedefler ve planlar suya düştü. Öyle ki bazıları, “Netanyahu'nun pervasızlığı ve ABD yönetiminin ona karşı gösterdiği hoşgörü, İbrahim Anlaşmaları’nı tamamen yok edebilir” diyecek kadar ileri gidiyor.

Ancak Trump, durumu düzeltmek için çaba sarf etti ve Gazze savaşını sona erdirmek için 20 maddelik bir plan açıkladı. Kendi ifadesiyle, bu planın kendisine çok değerli olan anlaşmaları kurtaracağını umuyor.

Tanınma olmadan anlaşma olmaz

Trump'ın ilk döneminde İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkileri normalleştirmek için öncülük ettiği İbrahim Anlaşmaları, bölgedeki vizyonunun belkemiğini oluşturdu ve bu sayede dengeleri değiştirip denklemleri yeniden şekillendirecek bir dış politika izleyerek iz bıraktı. Trump, bu değişim yolunda ilerlemeye devam etmek için çaba gösterdi ve stratejik öneminin açık bir göstergesi olarak ilk resmi yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan'a yaptı.

Ancak Gazze Şeridi'ndeki savaş bu hedeflerin üzerine gölge düşürdü ve anlaşmaları genişletmeye yönelik her türlü girişimin daha başlamadan başarısız olacağı anlaşıldı.

ty6
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda Filistin'in tanınması ve iki devletli çözüm konulu zirveye başkanlık etti. (EPA)

Tüm bunlar Trump’ın umutlarını yıkmaya yetmezmiş gibi, İsrail'in Hamas liderlerini hedef alan Katar saldırısı yangına körükle gitti ve ABD ile İsrail'in tutumları arasındaki uçurumu daha da belirgin hale getirdi. Bir yandan İsrailli yetkililer, ABD'ye niyetlerini önceden bildirdiklerini ve önemli bir muhalefetle karşılaşmadıklarını iddia ederken, diğer yandan Trump, Netanyahu'nun saldırıdan önce kendisine bilgi verdiğini kategorik olarak reddetti.

Bu kamuoyu tartışmasında kimin haklı olduğu bir yana, sonuç aynı ve bu ne ABD'nin ne de İsrail'in çıkarına. Suudi Arabistan ve Fransa'nın başlattığı ve 100'den fazla ülkenin katıldığı girişimle, ABD'nin muhalefetine rağmen BM Genel Kurulu'nda Filistin devletinin tanınması konusunda uluslararası bir konsensüs sağlandı.

Ortadoğu Enstitüsü'nün kıdemli araştırmacısı Brian Katulis, Filistin devletinin sembolik olarak tanınmasının Trump'a verdiği ana mesajın, ‘Trump, İsrail-Filistin çatışmasını yönetme konusunda bu olumsuz yaklaşımını sürdürdüğü sürece, İsrail ile Suudi Arabistan arasında daha geniş bir normalleşme anlaşması sağlama konusundaki hırslarının suya düştüğü’ olduğunu söylüyor.

Katulis, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Suudi Arabistan'ın Filistin devletini tanıma hareketinin ana destekçisi olduğunu ve bu konunun kendisi için bir öncelik olduğunu vurguladığını belirtmek önemli” dedi.

Savaşı sona erdirme planı

Filistin devletinin tanınması konusunda uluslararası konsensüsle karşı karşıya kalan Trump, ABD'nin izlediği yoldan uzaklaştı. Trump, BM Genel Kurulu için ABD’ye gelen Arap liderlere savaşı sona erdirme vizyonunu sunarak durumu kontrol altına almaya çalıştı.

Bu vizyonda taahhüt ettiği en önemli noktalardan biri, İbrahim Anlaşmaları'nın çökmesini ve ülkelerin anlaşmadan çekilmesini önlemek için İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etmesine izin vermemekti. Eski ABD Dışişleri Bakanlığı askeri danışmanı Albay Abbas Dahouk, İbrahim Anlaşmaları'nın ‘teknik olarak yürürlükte kalmasına rağmen, geleceğinin giderek belirsizleştiğini’ söyleyerek bu konudan bahsetti.

Dahouk, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Anlaşmaların süresi henüz dolmamış olsa da, İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etmek için atacağı herhangi bir önemli adım, bu anlaşmaların temelini sarsacak. Bu tür adımlar, önemli Arap ülkeleri için kırmızı çizgiyi aşmak anlamına geliyor. Ayrıca bu adımlar, bölgesel entegrasyon çabalarını tehlikeye atacak ve iki devletli çözüme yönelik ortak taahhüdü de zayıflatacak.”

Değişken ilişki

Bu gerilimler arasında, Trump ve Netanyahu arasındaki ilişki gündemde. İsrail Başbakanı’nın hırslarının, ABD Başkanı’nın kendisini barış adamı olarak gösterme çabalarına engel olduğu açık. Bu nedenle Netanyahu'nun Trump'ın planını onaylaması, Trump'ın ikinci dönemine başladığından bu yana yakın iş birliğinden kamuoyu önünde anlaşmazlığa kadar birçok iniş çıkış yaşayan ilişkilerde bir dönüm noktası. Trump'ın Gazze savaşı konusundaki değişken tutumu ve Netanyahu'nun diplomatik çözümü reddetme konusundaki ısrarı, zaman zaman iki lider arasında gerginliğe yol açtı.

sdfrt
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerle sohbet ediyor. (AP)

Benzer şekilde, İsrail'in onayı olmadan ABD'nin Suriye'ye uyguladığı yaptırımların kaldırılması Netanyahu'yu şaşırttı. Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine saldırmaya karar vermeden önce İran ile müzakere etme niyetini açıklaması da Netanyahu'yu şaşırttı. Netanyahu, bu konuyla ilgili olarak yaptığı etkileyici konuşmada Trump'ı övdü. Bu çelişkiyle ilgili olarak Dahouk şöyle diyor: “Washington gerilimi azaltma isteğini göstermiş olsa da, diplomatik mesajları ve askeri pozisyonları genellikle belirsiz olmuştur. Aslında, yönetim zaman zaman İran ve onun vekil güçlerini hedef alan İsrail operasyonlarını övmüştür. Netanyahu, resmi olarak itidal çağrısı yapılmasına rağmen, bu seçici desteği, meşru müdafaa bayrağı altında saldırı manevralarının zımni onayı olarak yorumlamıştır.”

Trump ocak ayında göreve başladığından bu yana, iki lider Beyaz Saray'da dört kez bir araya geldi. Bazı toplantılar ilişkilerinin gücünü gösterirken, diğerleri aralarındaki derin ayrılıkları ortaya koydu. Katulis bu toplantılar hakkında şu ifadeleri kullandı: “Trump ve Netanyahu ilk üç toplantılarını, iç destekçilerini kazanmak ve ülkelerinin düşmanlarına, özellikle İran ve müttefiklerine önemli zararlar veren politikaları uygulamak için kullandılar. Ancak bu iki lider, kelimenin geleneksel anlamıyla liderlik yapmıyor; gelecek için büyük fikirler olmadan siyasi tabanlarına hitap etmekle yetiniyorlar.”

Kattulis şöyle devam etti: “Trump ve Netanyahu çoğunlukla agresif stratejik iletişim çabalarıyla birlikte askeri taktiklere göre hareket ettiler. Ancak bu barış ve güvenliği sağlamak için bir model değil, stratejisiz bir dizi saldırıdır. Barışı yeniden inşa eden ve sağlayan diplomatik anlaşmalara varmak, rakipleri ortadan kaldırmaktan çok daha zordur.”

Değişen Amerikan ruh hali

7 Ekim'den sonra Amerikalılar İsrail'in arkasında birleşti, ancak Gazze Şeridi'ndeki savaş devam ederken bugün durum farklı. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler seslerini yükseltti, bazıları İsrail'in eylemlerini soykırım olarak nitelendirdi. Trump'ın popüler MAGA tabanından bazı Cumhuriyetçiler, örneğin Cumhuriyetçi Temsilci Marjorie Taylor Greene, İsrail lobisine (AIPAC) ve Washington'daki etkisine sert eleştiriler yöneltti. Bu tutumlar, Trump'ın Daily Caller internet sitesine verdiği röportajda, lobinin artık eskisi gibi Kongre'yi ‘kontrol etmediğini’ söylemesine neden oldu.

cdfrg
Birleşmiş Milletler'de (BM) konuşma yapan Netanyahu'ya karşı New York'ta protesto gösterisi düzenlendi. (Reuters)

Buna paralel olarak, Amerikan halkı, özellikle de genç Cumhuriyetçiler arasında İsrail'e olan desteğin azaldığını gösteren kamuoyu yoklamaları da yapıldı. Pew Araştırma Merkezi'nin yaptığı bir ankete göre, 50 yaşın altındaki Cumhuriyetçilerin yüzde 50'si İsrail'e, özellikle de Gazze savaşını yönetme biçimine olumsuz bakıyor.

Ancak bu yeni muhalefete rağmen İsrail, Demokrat Başkan Barack Obama'nın 2019'da imzaladığı 10 yıllık mutabakat zaptı kapsamında yıllık 3,8 milyar dolarlık yardım alan, ABD'nin askeri yardım aldığı ülkeler listesinin başında yer alıyor. Bu yardım, özellikle savunma alanında, bazı milletvekillerinin onayını geciktirmeye çalışmasına rağmen, Kongre'de herhangi bir gerçek engelle karşılaşmadı.

Yardımın yanı sıra, Kongre periyodik olarak Tel Aviv ile silah anlaşmalarını onaylamakta. Bu, ABD askeri-sanayi kompleksine fayda sağlamakta ve satışlarını milyonlarca dolar artırmakta. Bu da siyasi çevrelerde yaygın olarak kullanılan bir Amerikan deyişini doğruluyor: “Gerçeği arıyorsanız, paranın izini sürün.”



Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
TT

Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'la verimli görüşmeler yürüttüğünü ve kasım ayında yapılması planlanan ABD Kongresi ara seçimlerinden önce İran'a saldırı düzenlemeyeceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti ile verimli görüşmeler yürütüyoruz” ifadesini kullandı. Trump ayrıca ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının sürdüğünü ve petrol akışının Hürmüz Boğazı üzerinden devam ettiğini belirtti.

Trump, “ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce İran'a saldırmayacağız” dedi.

Trump, bu hafta Cumhuriyetçiler için yürüttüğü seçim kampanyası sırasında, seçimlerden önceki veya sonraki günlerde çatışmanın nihai bir çözüme kavuşturulabileceğine inandığının sinyalini verdi. Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı habere göre Trump, aynı zamanda İran'a yönelik geniş çaplı askeri operasyonların yeniden başlatılması seçeneğine de hâlâ açık olduğunu belirtti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın Tahran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini “esaslı ölçüde” azaltmasını ve bu yönde somut adımlar atmasını gerektirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki “tam kontrolünü kaybettiğini” belirterek, hayati öneme sahip bu su yolundan geçen petrol akışının savaş öncesi seviyelere yaklaştığını ifade etti.

Rubio ayrıca İran ekonomisinin “tam ve kapsamlı bir serbest düşüş” yaşadığını söyledi.

Bu gelişmeler, Washington ile Tahran arasındaki diyaloğu ilerletmek ve gerilimi düşürmek amacıyla bölgesel girişimlerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. İran ise ABD ve İsrail'e yönelik söylemini sertleştirerek yeni bir saldırıya karşılık vereceği uyarısında bulunurken, nükleer programı konusunda müzakerelere hazır olduğunu belirtiyor. Tahran ayrıca haklarından “hiçbir koşulda” taviz vermeyeceğini vurguluyor.


Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
TT

Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)

Kosta Rika'nın eski Devlet Başkanı Yardımcısı Rebeca Grynspan, diplomasi kaynaklarından edinilen bilgiye göre dün yapılan gayriresmî oylamada, dördüncü kez birinci sırayı alarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği yarışında en güçlü aday olarak öne çıktı.

31 Aralık 2026'da beş yıllık ikinci görev süresi dolacak olan Antonio Guterres'in halefi olmak için dört kadın ve üç erkek aday yarışıyor.

Ancak oylama süreci belirsizliğini koruyor; nitekim 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimî üyesinden birinin veto hakkını kullanması, herhangi bir olası adaylığı engellemeye yetiyor.

Güvenlik Konseyi dün gerçekleştirdiği gayriresmî eğilim oylamasında her bir adayı "destek", "destek vermeme" veya "görüş yok" şeklinde değerlendirdi.

Diplomatik kaynağa göre Grynspan, dokuz "teşvik" oyu alarak zirvedeki yerini korudu. Bu sonuçla Grynspan, temmuz ayından bu yana düzenlenen beş oylama turunun dördünde ilk sırada yer almış oldu.

Bununla birlikte Kosta Rikalı diplomatın performansı, 29 Eylül'de yapılan ve 10 "destek", iki "görüş yok" ile üç "destek vermeme" oyu aldığı bir önceki oylamaya kıyasla hafif bir düşüş gösterdi.

BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Arjantinli Başkanı Rafael Grossi bu eğilim oylamasında ikinci sırada yer alırken, Guyana'nın eski Dışişleri Bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett ise üçüncü oldu.

Bir adayın 15 üyeli Güvenlik Konseyi'nde en az dokuz üyenin desteğini almasının yanı sıra, mevcut uluslararası konjonktürde derin ayrışmalar yaşayan beş büyük gücün (daimî üyeler) vetosundan kurtulması gerekiyor.

Bu engelin aşılması halinde adayın ismi, onaylanmak üzere tüm BM üyesi ülkelerin yer aldığı Genel Kurul'a sevk ediliyor.


Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
TT

Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 

Fransa’da lise öğrencilerini temsil eden dernekler, dün Başbakan Sébastien Lecornu ile görüşme talebinde bulundu. Hükümet, bugün düzenlenmesi planlanan yeni gösteriler öncesinde öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla girişimlerini yoğunlaştırıyor.

Eylül ayında Paris banliyölerinde başlayan öğrenci hareketine katılan lise öğrencileri; okul binalarının kötü durumunu, sınıflardaki aşırı kalabalığı ve özellikle dezavantajlı bölgelerde hastalanan ya da izinli öğretmenlerin yerine öğretmen bulunmamasını protesto ediyor.

“Lise Öğrencileri Sendikal Birliği” Başkanı Riyad Rani gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rakamlarla desteklenmiş önerilerimiz var. Bu nedenle gelecek haftadan itibaren başbakanla görüşme talep ediyoruz” dedi.

Başbakan Lecornu ise krizi yatıştırmak amacıyla hükümetin “ilk kararlarının ekim ayının sonunda açıklanacağını” duyurdu.

vf
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, liselerdeki durum hakkında konuşuyor. (AP)

Lecornu, “Gençlerin öfkesi durup dururken ortaya çıkmadı. Dile getirdikleri endişeler dikkate alınmalı” dedi.

Lecornu daha önce, çarşamba gününden itibaren okullarda yarım gün süren ve ders yapılmayan zaman dilimleri oluşturulacağını açıklamıştı. Bu uygulamayla öğrenci ve çalışanların her eğitim kurumunda karşılaştıkları sorunları dile getirebilmeleri için “kurum içi demokratik bir alan” oluşturulması amaçlanıyor.

18 soruşturma

Ancak bu girişim, Clara gibi çok sayıda öğrencinin tepkisini çekti. Takma isim kullanan Clara, hükümetin “öğrencileri ciddiye almadığını” söyledi.

Ülkedeki en büyük okul yöneticileri sendikası da söz konusu karara karşı çıkarak, öğrencilerin de katılımıyla Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşme talebinde bulundu.

Öğrenci birlikleri, bugün Paris ve diğer kentlerde yeni yürüyüşler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Fransa’nın güneybatısındaki Anglet kentinde, hükümet karşıtı lise öğrencilerinin protestosu sırasında bir okulun önünde yanan çöp konteynerini iten Fransız polisleri. (DPA)

Öğrenci gösterilerinin yoğunluğu dün azaldı. Hükümetin gerilimi düşürme çabalarını artırdığı sırada çok sayıda okulda eğitim yeniden başladı.

Lecornu, dün akşam yaptığı konuşmada, “Güvenlik güçlerine öğrencilerle çatışmaları yönünde talimat verilmediğini” söyledi.

gb
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde protestocularla karşı karşıya gelen Fransız jandarma güçleri. (AFP)

İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise daha önce ses bombalarının kullanımının askıya alındığını açıklamıştı. Bu karar, ses bombasının isabet etmesi sonucu 15 yaşındaki bir göstericinin elinin koptuğuna ilişkin haberlerin ardından alındı.

Nunez, Ulusal Meclis’te kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin yaklaşımını savunurken, tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Lecornu’nun dün akşam verdiği bilgilere göre, hareketin 28 Eylül’de başlamasından bu yana 215 öğrenci, 89 öğretmen, 761 polis ve jandarma yaralandı; 6 bin 629 kişi gözaltına alındı. Bu olaylarla ilgili 18 soruşturma açıldı.

Kara hafta

BFMTV adına yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Fransızların yüzde 55’i öğrenci hareketini destekliyor.

Bugün saat 13.00’te Paris’teki Bastille Meydanı’nda büyük bir gösteri düzenlenmesi bekleniyor. Fransa başkentinin banliyölerinde de başka gösteriler yapılacak.

Lisenin son sınıfında okuyan ve “Pierre” takma adını kullanan bir öğrenci, “Kara hafta... cumartesiye kadar” dedi.

gbh
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde Fransız çevik kuvvet polisiyle çatışan protestocular. (AFP)

Eğitim Bakanlığı verilerine göre dün, 459 eğitim kurumunda dersler tamamen veya kısmen durduruldu. Bu sayı salı günü 891’di. “Olaylar” ise dün 232 kurumla sınırlı kaldı; salı günü bu sayı 496 olmuştu.

Öğrencilerin talepleri arasında eğitim yönlendirme platformu Parcoursup’un kaldırılması da bulunuyor. Ancak Yükseköğretim Bakanı Philippe Baptiste bu talebi reddediyor.

Bu arada hükümetin karşı karşıya olduğu sorunlar yükseköğretim sektörüne de yayıldı. Bakanlığın verilerine göre salı günü yükseköğretim kurumlarının yüzde 40’ında çeşitli aksaklıklar yaşandı.

Baptiste, dün öğleden sonra sendika temsilcileriyle bir araya geldi. Ancak sendika temsilcileri, 2027 yılı eğitim bütçesinin yetersiz olduğu gerekçesiyle ve öğrenci protestolarıyla dayanışma amacıyla toplantıyı terk etti.

“Öğrenci Birliği” sözcüsü Sabrine Kharbach, toplantının ardından, “Bir saat boyunca havanda su dövüldü” ifadelerini kullandı.