Trump’ın Gazze planı: Gerçek mi yoksa bir tiyatro mu?

John Bolton: ABD Başkanı Trump’ın planı iddialı görünüyor, fakat uygulama mekanizmaları net değil

Trump ve Netanyahu, 29 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısının ardından (AFP)
Trump ve Netanyahu, 29 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısının ardından (AFP)
TT

Trump’ın Gazze planı: Gerçek mi yoksa bir tiyatro mu?

Trump ve Netanyahu, 29 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısının ardından (AFP)
Trump ve Netanyahu, 29 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısının ardından (AFP)

John Bolton

Donald Trump, Ortadoğu’da barış planının ‘büyük, çok büyük ve güzel bir günü temsil ettiğini ve belki de medeniyet tarihinin en büyük günlerinden biri olduğunu açıkladıktan dört gün sonra Hamas, geriye kalan tüm İsrailli rehineleri serbest bırakmaya hazır olduğunu duyurdu. Bunun üzerine Trump, Hamas'ın kalıcı barışa hazır olduğunu gösterdiği yorumunda bulundu. ABD Başkanı, İsrail, rehineleri güvenli ve hızlı bir şekilde kurtarabilmemiz için bombalamayı derhal durdurmalı!"

Ancak gerçekler kısa sürede ortaya çıktı. İlk olarak, Arap ve İslam ülkelerinin liderlerinin New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantıları sırasında Trump ile yapılan toplantının ardından kabul ettikleri ‘plan’, Trump’ın daha sonra açıkladığı planla aynı değildi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen hafta Beyaz Saray'da Trump ile yaptığı görüşme öncesinde, İsrail'in çıkarlarına uygun birçok değişiklik yapması için Trump’ı ikna etti.

Trump ve Netanyahu'nun açıklamasının ardından içinde bulunduğumuz bu günlerde ne İsrail ne de Hamas ‘barışın önündeki engel’ olarak damgalanmak istiyor. Benzer senaryolara yeterince tanık olduk, gördüklerimizin ve duyduklarımızın çoğunun sadece bir tiyatro oyunu olduğunu biliyoruz.

Basında yer alan haberlere göre Arap ve İslam ülkeleri bu değişikliklere karşı ‘büyük öfke’ duysalar da planın engellenmesini önlemek ve ilerlemesini sağlamak için planı desteklediklerini açıklamayı tercih ettiler. Ancak planın uygulanması, herhangi bir somut ilerleme kaydedilebilmesi için haftalar, hatta aylar süren müzakereler gerektirecek. Rehinelerin hızlı bir şekilde takas edilmesi durumunda bile, bu müzakereler herhangi bir aşamada çıkmaza girebilir. Önceki barış süreçlerinde defalarca görüldüğü gibi, temel konularda anlaşmaya varılsa bile anlaşmanın çökme olasılığı devam eder ve bu, Ortadoğu’daki barış çabalarının tarihinde sıkça rastlanan bir durum.

İkinci olarak, plan iddialı görünse de bazı pratik detaylar ve açıkça ortaya koyulmuş uygulama mekanizmaları açısından eksiklikler barındırıyor. Örneğin yorumcular, Filistin devletinin kurulmasına ilişkin ‘19. maddede’ İsrail'in taviz verdiğini düşündükleri hususa odaklandılar. Ancak metin koşullu ve o kadar karmaşık ki, bu onun ciddiyetini ve içeriğini yitirmesine ve anlamsız bir metin haline gelmesine neden oluyor. Plan, Gazze'deki kalkınma çabalarının ilerlemesi ve Filistin Yönetimi'nin reform programı ‘dürüstlük ve bağlılıkla’ uygulanmasıyla, Filistinlilerin kaderini tayin etme ve bir devlet kurma yolunda güvenilir bir zemin hazırlayacak koşulların sağlanabileceğini öngörüyor. Yani Antik Romalıların dediği gibi satın alırken dikkatli olmalısınız!

Üçüncüsü ve en önemlisi, Hamas'ın cuma günü yaptığı açıklama koşulsuz bir kabul değildi, aksine planın uygulanmasını engelleyebilecek koşullar içeren bir ‘evet, ama’ idi. Planın yeniden düzenlenmesi için örtülü çabalar içeriyordu. Buna karşın İsrail'in Trump'ın planını benzer şartlar olmadan kabul etmesi nispeten kolaydı. Bunun nedeni sadece Trump'ın Netanyahu'ya yaptığı değişiklikler değil, planın yazıldığı haliyle İsrail'in istediği zaman yararlanabileceği birçok yol veya ‘boşluk’ içermesiydi. Böylece Hamas ve onun terörist faaliyetlerinde ana destekçisi olan İran, başından itibaren kendilerini elverişsiz bir siyasi konumda buldular. Trump, Netanyahu'ya açıkça yapması gerekeni yapması için onay verdi ve Hamas'ın oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırma görevini tamamlaması için tam desteğini sundu. Bu yüzden İsrail'in planı kolayca kabul etmesi şaşırtıcı değildi.

Son olarak Trump, zamanlama uygun olduğunda zafer ilan etme eğiliminde. Hamas ilk yanıtını verdiğinde olduğu gibi, İsrailli rehinelerin serbest bırakılma olasılığına kısmi olarak onay vermeyi bir başarı olarak gördü ve ardından anlaşmanın tamamının başarılı olduğunu ilan etti. Geçtiğimiz haziran ayında da benzer bir şey yaptı. Amerikan B-2 bombardıman uçakları, İran'ın nükleer silah programına ait tesislere nitelikli bombalar attıktan sonra, İsrail'in İran'a karşı başlattığı ‘12 günlük savaşta’ zaferini ilan etti. Acil ateşkes çağrısında bulundu, ancak gerçekte ABD ve İsrail saldırılara devam etmek zorundaydı, çünkü saldırılar İran'ın nükleer tesislerine büyük hasar verse de onları tamamen yok etmemişti.

Trump'ın kendisini tebrik ettiği anlar gerçekten önemli dönüm noktalarıydı, ancak bunlar nihai sonuçlar değildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu durum, özellikle Trump'ın ilk başkanlık döneminden beri takıntısı haline gelen rehine müzakereleri için geçerli. İkinci başkanlık döneminin başında, İsrail ve Hamas'ı esasen Biden yönetimi tarafından müzakere edilen planı kabul etmeye zorlayarak, rehinelerin (ve ölenlerin cesetlerinin) iade edilmesini sağlayan bir anlaşma yapmayı başardı. Ancak ‘Biden Anlaşması’ kapsamında rehine takası gerçekleştirildikten sonra, İsrail ile Hamas arasındaki çatışmayı kapsamlı bir şekilde çözmeyi amaçlayan anlaşmanın geri kalan kısmı çöktü ve bu sefer de aynı senaryonun tekrarlanacağına dair çeşitli nedenler var.

Rehine krizi güçlü duygular ve etkileyici görüntüler uyandırıyor, ancak İsrail ile İran ve onun silahlı vekilleri, özellikle Hamas arasındaki karmaşık çatışmalar, amaç, sosyal medyada geçici bir etkileşimden ziyade, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir çözüm bulmaksa, ele alınması çok daha zor.

Trump ve Netanyahu'nun açıklamasının ardından içinde bulunduğumuz bu günlerde ne İsrail ne de Hamas ‘barışın önündeki engel’ olarak damgalanmak istiyor. Benzer senaryolara yeterince tanık olduk, gördüklerimizin ve duyduklarımızın çoğunun sadece bir tiyatro oyunu olduğunu biliyoruz. En önemlisi, İran'ın geçtiğimiz hafta boyunca sessizliği çok anlamlıydı. Tahran desteğini açıklayana kadar, eğer bir gün açıklayacaksa, plan sadece kağıt üzerinde kalacak.

Trump’ın 20 maddelik planı belirsiz, karmaşık, aşırı iddialı ve kendi karmaşıklığı altında çökebilir. Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde, ABD Başkanı Woodrow Wilson dünya barışının temellerini atmak için ünlü 14 maddelik planını açıkladı. Dönemin Fransa Başbakanı Georges Clemenceau buna “14 madde mi? Bu çok fazla! Tanrı bile 10 emirle yetindi!” diye yanıt verdi. Trump, Wilson'ın başaramadığını başarabilecek mi, bekleyip göreceğiz.

*Bu analiz Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.