Arakçi: ‘Kapsamlı anlaşmayı’ kabul etmiyoruz… Gazze konusunda herhangi bir mesaj alışverişinde bulunmadık

Putin ile doğrudan bir temas olduğunu reddetti, Avrupalılarla yapılan müzakerelerin önemini küçümsedi ve İsrail'den Putin aracılığıyla mesajlar aldığını doğruladı

 İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçtiğimiz ay İran Dışişleri Bakanlığı’nda yetkililerle yaptığı toplantıda (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçtiğimiz ay İran Dışişleri Bakanlığı’nda yetkililerle yaptığı toplantıda (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arakçi: ‘Kapsamlı anlaşmayı’ kabul etmiyoruz… Gazze konusunda herhangi bir mesaj alışverişinde bulunmadık

 İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçtiğimiz ay İran Dışişleri Bakanlığı’nda yetkililerle yaptığı toplantıda (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçtiğimiz ay İran Dışişleri Bakanlığı’nda yetkililerle yaptığı toplantıda (İran Dışişleri Bakanlığı)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi dün devlet televizyonuna verdiği röportajda, Tahran'ın ‘kapsamlı anlaşmayı’ kabul etmediğini söyledi. Arakçi, İran’ın ‘ülkenin çıkarlarına uygun olması halinde’ nükleer programını müzakere etmeye hazır olduğunu belirtti.

Arakçi, ülkesinin Gazze konusunda ABD ile müzakere veya mektup alışverişinde bulunduğunu yalanladı. ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un, Tahran'ın Gazze'de ateşkes için destek vermesi konusunda bir talepte bulunduğunu reddeden Arakçi, bunu ‘gerçek dışı bir iddia’ olarak nitelendirdi.

Arakçi, Gazze Şeridi'ndeki ateşkese şüpheyle yaklaştığını belirterek, “Siyonist rejime güven olmaz” dedi. “Geçmişte, başta Lübnan olmak üzere farklı yerlerde birden fazla ateşkes oldu” diyen Arakçi, İsrail'in ‘ateşkesleri defalarca ihlal ettiğini’ belirtti. Arakçi, “Siyonist rejimin hilelerine ve ihanetlerine karşı uyarıyoruz” ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın İbrahim Anlaşmaları’na katılma isteği hakkındaki açıklamalarına yanıt veren Arakçi, “Siyonist varlıkla normalleşme, ilkelerimizle bağdaşmaz. Bu konudaki tutumumuz açık ve net” şeklinde konuştu.

Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, yönetiminin İran ile iş birliği yapacağını ve İranlı liderlerin ülkelerini yeniden inşa edebilmelerini istediğini söyledi. Trump ayrıca, Tahran'ın İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes anlaşmasına verdiği desteği kabul ettiğini bildirdi.

Trump, “Her şey birbiriyle bağlantılıydı. İran'a saldırı olmasaydı, şu anda birkaç nükleer silaha sahip olabilirdi ve anlaşma imzalanmış olsa bile, bölge halen nükleer tehdit altında olurdu” ifadelerini kullandı.

Trump, “İran bugün farklı ve barış için çalışmak istiyor” dedi. Tahran'ın ‘anlaşmaya tam destek verdiğini ve bunu iyi bir başarı olarak gördüğünü’ belirten Trump, şunları söyledi: “Bunu takdir ediyoruz ve İran ile çalışacağız. Onlara önemli yaptırımlar uyguluyoruz, ancak nükleer silaha sahip olmadıkları sürece ülkelerini yeniden inşa edebilmelerini istiyoruz.”

Ancak Arakçi, “Witkoff ile aramızda herhangi bir görüşme veya mektup alışverişi olmadı. Trump'ın söylediği şey İran Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasının yanlış yorumlanmasıdır. Nükleer dosya dışında herhangi bir konuda ABD ile herhangi bir müzakere yapmadık” şeklinde konuştu. Arakçi, Tahran ve Washington'un aracılar vasıtasıyla mesaj alışverişinde bulunduğunu bildirdi.

Nükleer müzakereler

Witkoff'un ‘New York'ta doğrudan müzakereler yapılması çağrısında bulunan bir mektup gönderdiğini’ belirten Arakçi, “Avrupalılar ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi'nin huzurunda masaya oturup görüşmeye hazır olduğumuzu bildirdik, ancak o reddetti” dedi.

Arakçi, “Mevcut ABD yönetimi, sık sık değişen açıklamaları ve iddialarıyla, tutumunun sürekli değiştiğini göstermiştir. Yapılan müzakerelerle ilgili olarak bunu ilk elden deneyimledik” dedi.

Bununla birlikte Arakçi, “Mevcut koşullar altında, İran halkının çıkarlarını garanti altına alan dengeli, makul ve saygılı bir öneri olmadığı sürece, ABD ile yapılacak herhangi bir müzakere sadece bir çıkmaza yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu..

Arakçi, ülkesinin nükleer zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceğini, ancak ‘karşı tarafın İran’a güven vermesi ve bazı yaptırımları kaldırması koşuluyla, bu zenginleştirmenin yalnızca barışçıl amaçlarla yapıldığına dair güven oluşturmaya istekli’ olduklarını vurguladı.

New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantısı sırasında yaptığı son görüşmelere atıfta bulunan Arakçi şu ifadeleri kullandı: “Yaptırımları geri getirme mekanizmasının (snapback) kalıcı olarak sona erdirilmesi halinde İran'ın yüzde 60 uranyum zenginleştirme konusunda müzakereye hazır olduğunu açıkça belirttik. ABD, snapback mekanizmasının devreye girmesinin altı ay ertelenmesi karşılığında yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmemizi önerdi. Ancak bu teklif reddedildi. Aklı başında hiç kimse bunu kabul edemezdi.”

Kapsamlı anlaşma

Avrupa Troykası olarak bilinen Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık cuma günü, İran'ın nükleer programı konusunda ‘İran ile müzakereleri yeniden canlandırma kararlılıklarını’ ifade ettiler.

Üç ülke tarafından cuma günü yapılan ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı: “İran'ın asla nükleer silaha sahip olmamasını sağlayacak kapsamlı, kalıcı ve doğrulanabilir bir anlaşmaya varmak amacıyla İran ve ABD ile müzakereleri yeniden başlatmaya kararlıyız. Yaptırımların yeniden yürürlüğe girme mekanizmasının devreye sokulmasının haklı olduğuna inanıyoruz. Tüm BM üye ülkelerini ‘snapback’ mekanizmasıyla yeniden getirilen kısıtlamalara uymaya çağırıyoruz. İran'ın nükleer programı, küresel barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturuyor.”

Üç ülke daha önce söz konusu krize ‘diplomatik bir çözüm’ çağrısında bulunmuştu. Ancak Tahran geçen hafta başında ‘şu anda’ müzakereleri yeniden başlatmayı düşünmediğini vurguladı.

BM geçtiğimiz ay, Avrupa güçlerinin başlattığı sürecin ardından, İran'ın nükleer programı nedeniyle ülkeye silah ambargosu ve diğer yaptırımları yeniden uyguladı ve Tahran'a sert bir tepkiyle karşılaşacağı uyarısında bulundu.

Avrupa Troykası, İran'ın nükleer bomba geliştirmesini önlemeyi amaçlayan 2015 anlaşmasını ihlal ettiği suçlamasını gerekçe göstererek, BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a yaptırımları yeniden uygulamaya koymak için snapback mekanizmasını başlattı. Tahran ise nükleer silah elde etmeye çalıştığını reddediyor.

Arakçi, İran'ın şu anda Avrupa Troykası ile görüşmeler yapmasının bir nedeni veya faydası olmadığını belirterek, “Onlarla diyalog artık yararlı değil” dedi. Arakçi sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupalılarla neden yeniden müzakere etmemiz gerektiğini ve onlarla konuşmanın ne anlamı olduğunu bilmiyoruz. Çünkü önceki müzakereler sırasında bile bizden gidip Amerikalılarla doğrudan konuşmamızı istediler, yani kendileri de onlarla diyalog kurmanın yararsız olduğunu fark ettiler.”

“Kahire anlaşması, uygulanması için gerekli koşullar değiştiği için şimdilik donduruldu” diyen Arakçi, İran parlamentosunun kabul ettiği yasa uyarınca, UAEA'nın denetim taleplerinin Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ne iletileceğini bildirdi.

Arakçi, “UAEA ile bazı iş birliği biçimleri bizim için halen yararlı. Örneğin, Buşehr Nükleer Santrali’nde veya Tahran'daki nükleer araştırma reaktöründe yakıt değiştirilirken müfettişlerin hazır bulunması gibi” ifadelerini kullandı.

Rusya'nın arabuluculuğu

Arakçi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, İsrail'in ‘İran ile çatışmaya girmek istemediği’ yönündeki açıklamasının doğruluğunu teyit etti.

Arakçi şunları söyledi: “Görünüşe göre, birkaç gece önce Putin ve Netanyahu arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşti ve ertesi sabah Moskova'daki büyükelçimiz, İsrail'in İran ile yeniden gerginliği tırmandırmak veya yeni bir çatışmaya girmek niyetinde olmadığı konusunda bilgilendirildi… Güçlerimiz tam alarmda. Siyonist varlığın aldatmacaya başvuracağı ihtimali göz ardı edilemez. Mantıken, Siyonist varlığın İran'a karşı yeni bir saldırı başlatma kapasitesine sahip olmadığını kabul etmeliyiz.”

Geçtiğimiz perşembe günü Putin, İsrail'in Moskova'ya İran ile çatışmaya girmek istemediğini bildirdiğini açıkladı ve Tahran'ın nükleer sorununun diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Tacikistan'da düzenlenen Rusya-Orta Asya zirvesinde Putin, ülkesinin İsrail liderliğinden Tahran'a iletilmesini istediği sinyaller aldığını ve Tel Aviv'in bir çözüme bağlılığını ve her türlü gerilim veya çatışmayı reddettiğini doğruladığını belirtti.

İsrail'i İran’ı istikrarsızlaştırmaya çalışmakla suçlayan Arakçi sözlerini şöyle noktaladı: “Düşmanın psikolojik savaşına aldanmamalıyız. Düşman, insanların cesaretini kırmaya ve onlara korku aşılamaya çalışıyor. İstihbarat bakanının raporuna göre, siber uzayın büyük bir kısmı, ülkede kargaşa ve gerginlik yaratmak amacıyla Siyonist varlık ve yurtdışındaki muhalefetle bağlantılı kuruluşlar tarafından kontrol ediliyor.”



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.