Tahran ile Tel Aviv arasındaki ‘psikolojik savaş’ şiddetleniyor

Mossad, Kaani suikastı söylentilerini körüklemekle suçlanıyor

Cuma akşamı Tahran'ın doğusunda çıkan yangının fotoğrafı sosyal medyada yayıldı. (Mehr Haber Ajansı)
Cuma akşamı Tahran'ın doğusunda çıkan yangının fotoğrafı sosyal medyada yayıldı. (Mehr Haber Ajansı)
TT

Tahran ile Tel Aviv arasındaki ‘psikolojik savaş’ şiddetleniyor

Cuma akşamı Tahran'ın doğusunda çıkan yangının fotoğrafı sosyal medyada yayıldı. (Mehr Haber Ajansı)
Cuma akşamı Tahran'ın doğusunda çıkan yangının fotoğrafı sosyal medyada yayıldı. (Mehr Haber Ajansı)

Tahran ile Tel Aviv arasında doğrudan askeri çatışma olasılığı azalırken, aralarındaki gölge savaş, medya kampanyaları ve anonim dijital hesaplar aracılığıyla elektronik cephede yoğunlaşıyor; her iki taraf da kendi anlatılarını dayatmaya ve karşı tarafın anlatısını inkâra çalışıyor.

Söylentiler, sahadaki en üst düzey isim olan Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'yi bir kez daha hedef aldı. Tahran’ın doğusunda bir suikast girişimine uğradığına dair haberler yayıldı, ancak İran medyası bu iddiaları hızla yalanladı.

Cuma günü geç saatlerde Tahran'ın doğusunda meydana gelen gizemli yangından saatler sonra, X platformunda Mossad ile bağlantılı hesaplar, Kudüs Gücü Komutanı’nın hedef alındığına dair çelişkili bilgiler yaydı ve komutanın Tahran'ın doğusundaki bir apartman dairesinde hedef alındığını belirtti. Ancak İran resmi medyası, başkentin doğusundaki Damavand Caddesi'nde çıkan yangını ‘çöp deposu yangını’ olarak duyurdu.

uma akşamı Tahran'ın doğusunda çıkan yangının fotoğrafı sosyal medyada yayıldı.Cuma akşamı Tahran'ın doğusunda çıkan yangının fotoğrafı sosyal medyada yayıldı.

Buna karşılık, DMO'ya bağlı Tesnim ve Fars haber ajansları, dün sabah erken saatlerde Kaani'ye suikast girişiminde bulunulduğu yönündeki haberleri yalanladı. İsimsiz kaynaklara atıfta bulunarak, ‘Siyonist varlıkla bağlantılı bazı hesapların sosyal medyada Kaani'nin suikastıyla ilgili yaydığı haberlerin tamamen asılsız olduğunu’ söylediler. Bu haberlerin, ‘doğru bilgi vermekten çok İran'a karşı psikolojik savaşın bir parçası’ olduğunu belirttiler.

Anlatı savaşı

Tesnim Haber Ajansı bir haberinde şu ifadelere yer verdi: “Aksa Tufanı Operasyonu’nun başlangıcından bu yana Siyonist varlık, Kaani'nin suikastıyla ilgili onlarca söylenti yaydı... Mossad'a bağlı ‘Terör Alarm’ adlı bir hesap, genellikle internette doğru ve yanlış haberleri karıştırarak yayınlıyor; bunun amacı sadece haber yaymak değil, Mossad projelerine yönelik psikolojik operasyonlar yürütmek.”

İran resmî kurumlarının yalanlamasına rağmen, ‘Mossad Farisi’ hesabı X platformunda alaycı bir şekilde şöyle yazdı: “Kaani'ye acil şifalar ve uzun bir ömür diliyoruz, iş birliği için teşekkür ederiz.”

Son söylenti dalgası, Aksa Tufanı Operasyonu’nun yıldönümünde Kaani ile yapılan röportajdan yaklaşık bir hafta sonra ortaya çıktı. Röportajda Kaani, “İsrail, suikast girişimiyle ilgili yalan haberler yayarak ve arkadaşlarımın benimle iletişime geçme girişimlerini izleyerek yerimi tespit etmeye çalışıyor” dedi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale ve Kudüs Gücü komutanları Said İzdi ve Muhammed Rıza Zahidi, 7 Ekim saldırısının ardından düzenlenen bir toplantıda (DMO'nun internet sitesi)İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale ve Kudüs Gücü komutanları Said İzdi ve Muhammed Rıza Zahidi, 7 Ekim saldırısının ardından düzenlenen bir toplantıda (DMO'nun internet sitesi)

Geçen yılın ekim ayı başında, Kaani'nin ölümüyle ilgili çelişkili bilgiler ve haberler dolaştı, ancak DMO'ya yakın bir İran gazetesi daha sonra bunu, Kaani'nin hareketlerini gizlemek için bu güçler tarafından yapılan bir ‘aldatmaca’ olarak nitelendirdi.

‘Anlaşma seçeneği’

Kaani'ye suikast girişimi haberleri, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in İsrail tarafından Tel Aviv'in İran ile çatışmaya girmek istemediğini doğrulayan mesajlar aldığını doğrulamasından bir gün sonra geldi.

Şarku’l Avsat’ın Rus haber ajansı TASS'tan aktardığına göre, perşembe günü Tacikistan'da düzenlenen Rusya-Orta Asya zirvesinde Putin, ülkesinin İsrail liderliğinden Tel Aviv'in uzlaşma seçeneğine bağlılığını ve her türlü gerilim veya çatışmayı reddettiğini teyit eden mesajlar aldığını ve bu mesajların Tahran'a iletildiğini söyledi.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai, perşembe günü yaptığı açıklamada, “Savaş çıkacak ya da çıkmayacak demiyorum, ancak intihar eylemlerine başvurabilecek pervasız bir rejimle karşı karşıyayız… Vatandaşlar günlük yaşamlarına devam etmeli ve toplum sürekli savaş korkusu içinde yaşamamalı” ifadelerini kullandı.

İran medyası, özellikle Kaani ile ilgili söylentilerin yeniden ortaya çıkmasını, Tahran ile Tel Aviv arasındaki gerginliğin artmasına bağladı. Tesnim Haber Ajansı bu konuda, “Aksa Tufanı Operasyonu'nun başlatılmasından bu yana İsrail, İran kamuoyunu etkilemek için Kaani'nin suikastıyla ilgili yalan haberler yayıyor” diye yazdı.

Analistlerin sözlerini aktaran ajansın haberinde şu ifadeler yer aldı: “Tekrar eden medya dalgalarının başlatılması, İran kamuoyunun dikkatini dağıtmak ve Tahran'ı İsrail ile devam eden çatışma bağlamında hızlı tepki vermeye zorlamak amacıyla Mossad'ın psikolojik operasyonlarının bir parçasıdır.”

İstihbarat savaşı

Bu arada reformist çizgideki ILNA haber ajansına göre, DMO istihbarat servisinin eski başkan yardımcısı Muhammed Hasan Tulai, “Savaştan sonra sızma şüphesiyle gözaltına alınan çok sayıda kişiye danışmanlık verildi ve bunlar hatalarını fark etti” dedi.

Tulai, savaş sırasında sızmaya karşı büyük çaplı bir operasyonun başlatıldığını belirterek, güvenlik güçlerinin ‘savaştan bu yana ortak operasyonlar başlattığını ve tüm şüphelileri çağırdığını, bunlardan bazılarının gözaltına alındığını’ söyledi. Tulai, gözaltına alınanların sayısını belirtmedi.

İran İstihbarat Bakanlığı ve DMO'nun paralel istihbarat teşkilatı da dahil olmak üzere, güvenlik suçlamasıyla insanları gözaltına alan çok sayıda kurum olduğu için, gözaltına alınanların toplam sayısı halen belirsizliğini koruyor. Geçtiğimiz ağustos ayında İran polisi, savaş sırasında 21 bin kişinin gözaltına alındığını açıklamıştı.

İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib 20 Temmuz'da, gözaltına alınanların sayısını ‘ulusal güvenliğe zarar vereceği’ gerekçesiyle açıklamayı reddetti. Hatib, sayının ülkenin koşullarına göre yargı organları tarafından kademeli olarak açıklanacağını söyledi.

Daha sonra Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, savaş sırasında İsrail için casusluk yaptıkları şüphesiyle yaklaşık 2 bin kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve DMO’nun eski komutanlarından Hüseyin Alai, geçtiğimiz yıl Abbas Nilfuruşan'ın cenazesinde slogan atıyor. (AFP)Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve DMO’nun eski komutanlarından Hüseyin Alai, geçtiğimiz yıl Abbas Nilfuruşan'ın cenazesinde slogan atıyor. (AFP)

DMO’nun eski komutanlarından Hüseyin Alai cuma günü yaptığı açıklamada, “Dünyanın en güçlü Mossad ağlarının İran içinde faaliyet gösterdiğine inanıyorum. Bu ağlar sadece bireyler aracılığıyla değil, dinleme ve casusluk temelli kapsamlı bir teknolojik sistem aracılığıyla da faaliyet gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Tabnak haber sitesinden aktardığına göre Alai sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “İsrail, İran'ı izlemek için Amerikan teknolojisini ve gelişmiş uydu ağlarını kullanıyor. Ayrıca açık pazardan satın alınan ekipmanların çoğu İsrail'in kontrolü altında. Bu düzeyde bir sızma, İsrail ile çatışmanın askeri yönle sınırlı olmadığını, devam eden istihbarat ve siber savaşı da içerdiğini teyit ediyor.”



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.