Kuzey Kıbrıs seçimleri: Erdoğan yeni gerçeklikle nasıl başa çıkacak?

İki devletli çözüm ve federal çözüm arasındaki referandum

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) taraftarları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki zaferlerini kutluyorlar, 19 Ekim 2025 (AFP)
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) taraftarları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki zaferlerini kutluyorlar, 19 Ekim 2025 (AFP)
TT

Kuzey Kıbrıs seçimleri: Erdoğan yeni gerçeklikle nasıl başa çıkacak?

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) taraftarları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki zaferlerini kutluyorlar, 19 Ekim 2025 (AFP)
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) taraftarları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki zaferlerini kutluyorlar, 19 Ekim 2025 (AFP)

Ömer Önhon

Yalnızca Türkiye tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC), pazar günü dokuzuncu cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı.

Muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Tufan Erhürman, oyların yüzde 62,80'ini alarak ezici bir zafer kazandı ve son beş yıldır görevde olan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ı mağlup etti. Erhürman, 1983'teki kuruluşundan bu yana Cumhuriyet'in altıncı cumhurbaşkanı olacak.

Bu seçimler, özellikle Cumhuriyet’in geleceği, Türkiye ile ilişkileri ve Doğu Akdeniz'deki jeopolitik durum açısından büyük önem taşıyor. Kıbrıslı Türkler yalnızca yeni bir cumhurbaşkanı seçmekle kalmadı; ayrıca siyasi yönelimlerini ve Kıbrıs sorununu çözmek için yapılacak diplomatik görüşmelerde kendilerini temsil edecek müzakereciyi de belirlediler.

Kuzey Kıbrıs'taki cumhurbaşkanlığı seçimleri, Kıbrıs Türk toplumu içinde iki karşıt seçenek arasında belirleyici bir referandum olarak da görülüyordu; iki devletli çözümü destekleyenler ve federal çözüme bağlı kalanlar.

Görev süresi sona eren Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “iki devletli çözüm”ü savunmuş ve adil bir çözümün ancak eşit egemenliğe sahip ve daha sonra uluslararası alanda tanınmaya çalışacak iki bağımsız devletin kurulmasıyla mümkün olduğunu vurgulamıştı.

Tufan Erhürman ise iki kurucu devlet ve iki toplum arasında siyasi eşitlik temelinde “Ortak Kıbrıs Cumhuriyeti” çerçevesinde Türk ve Rum kesimleri arasında bir ortaklık çağrısında bulunuyor.

Seçilmiş Cumhurbaşkanı Erhürman, “Dış politikayla ilgili tüm sorumluluklarımı Türkiye ile yakın istişare içinde yürüteceğimin ve bu istişare çerçevesinde kararlaştırılanın ötesinde hiçbir adım atmayacağımın altını çiziyorum” dedi.

Bu açıklamalar, Kıbrıslı Rumların Erhürman'dan duymayı umdukları şeylerle çelişiyordu. Erhürman, Rum basını tarafından “yeniden birleşme yanlısı bir aday” ve “Kıbrıs'ı yeniden birleştirmek için BM destekli, tıkanmış görüşmeleri yeniden canlandırmaya yardımcı olabilecek kritik oylamada katı bir adayı yenen ılımlı aday” olarak övülmüştü.

Ankara muhtemelen yeni gerçekliği akıllıca yönetecek, kendi güvenliğini garantiye alacak şekilde Kıbrıslı Türklere desteğini sürdürürken seçmenlerin iradesine saygı duyacak

Türkiye, seçim kampanyası sırasında Ersin Tatar'ın adaylığına güçlü bir destek vermiş olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve bazı üst düzey yetkililer, sonuçların açıklanmasının ardından Erhürman'ı tebrik ederek, Ankara'nın Kıbrıslı Türklere desteğinin devam ettiğini vurguladılar.

Ancak, Erdoğan ile en yakın müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli arasında konuya ilişkin görüş ayrılıkları olduğu görülüyor. Bahçeli, seçim sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından, KKTC parlamentosundan seçimlere katılımın çok az olması nedeniyle sonuçları geçersiz ilan etmesini, ayrıca KKTC’nin Türkiye'ye katılımını zorunlu kılan bir karar almasını talep etti.

Bir sonraki adımın, seçilen Cumhurbaşkanı’nın başkent Ankara'yı ziyaret etmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi olması bekleniyor. Şimdi soru, Türkiye'nin iki devletli çözüme verdiği sürekli destek göz önüne alındığında, iki tarafın ortak bir zemin bulup bulamayacağı.

cvfgb
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve görev süresi dolan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC’nin başkenti Lefkoşa'daki yeni cumhurbaşkanlığı kompleksinin açılışında, 3 Mayıs 2025 (AFP)

Ankara muhtemelen Kıbrıslı Türklere desteğini sürdürürken, kendi güvenliğini ve KKTC’nin güvenliğini garantiye alacak şekilde seçmenlerin iradesine saygı duyacak ve yeni gerçekle akıllıca başa çıkacaktır. Farklı bir hareket tarzı Türkiye'nin çıkarlarına hizmet etmeyebilir.

Önümüzdeki haftalarda hem ikili ilişkilerde hem de BM çerçevesinde Türkler ve Rumlar arasında yeni atılımlar yaşanabilir.

Kıbrıs Rum nüfusu yaklaşık 1 milyon ve azınlık olarak gördükleri yaklaşık 470 bin Kıbrıslı Türk ile siyasi eşitliği tanımayı reddediyorlar

Muhalefet lideri Erhürman'ın büyük bir farkla zafer kazanmasına birçok etken katkıda bulundu. Bu etkenlerin en belirginleri, Kıbrıslı Rumların uluslararası tanınma ve Avrupa desteği sayesinde elde ettiği refahtır. Buna karşın, önceki Kıbrıs Türk liderliği Kıbrıs sorununu çözmek için ciddi adımlar atamadı, vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmekte başarısız oldu ve Kuzey Kıbrıs'ı etkileyen bir dizi skandal yaşandı.

Bununla birlikte, Kıbrıs Türk liderliğinin benimseyeceği yön ne olursa olsun, Kıbrıs sorununda nihai bir çözüme ulaşmak kolay olmayacaktır. Çünkü her iki tarafın hafızası da hâlâ ağır bir etniksel şiddet mirası taşımaktadır.

1960 yılında, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörleri olduğu bir anlaşma kapsamında “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni kurdular. Ancak bu düzenleme uzun sürmedi; çünkü hem düzenli hem de düzensiz Kıbrıslı Rum güçleri, “Enosis” olarak bilinen aşırı milliyetçi bir ideolojinin etkisiyle Kıbrıslı Türklere karşı silahlı saldırılar başlattı. Amaçları, ada üzerinde tam kontrol sağlamak ve Yunanistan'a katılmaktı ve bu da nihayetinde 1974'te Türkiye'nin askeri müdahalede bulunmasına neden oldu.

dfg
KKTC’nin yeni lideri Tufan Erhürman ve eşi Nilden Bektaş Erhürman, KKTC cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki zaferini kutluyor, Lefkoşa,19 Ekim 2025 (Reuters)

O zamandan beri Kıbrıslı Rumlar adanın güney kesimine yerleşirken, Kıbrıslı Türkler KKTC’yi ilan ettikleri kuzeyde yaşıyorlar.

Türk tarafı, iki toplum arasında siyasi eşitliğe dayalı ortak bir cumhuriyet kurmak amacıyla Rum tarafıyla uzun müzakereler yürüttü, ancak bu görüşmeler sonuçsuz kaldı.

Dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan “Annan Planı”, Kıbrıslı Türk ve Rumları iki bölgeli bir devlette birleştirmeyi amaçlıyordu. Plan, 24 Nisan 2004'te adanın her iki kesiminde de referanduma sunuldu. Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'i plana evet oyu verirken, Kıbrıslı Rumların yüzde 75'i planı reddetti ve bu da planın iptal edilmesine yol açtı.

Yaklaşık 1 milyon kişiden oluşan Kıbrıslı Rumlar, azınlık olarak gördükleri yaklaşık 470 bin Kıbrıslı Türk ile siyasi eşitliği tanımayı reddediyorlar. Ayrıca, Türkiye'nin garantör güç olmaya devam etmesine de karşı çıkıyorlar; Türkiye ise bu itirazı şiddetle reddediyor.

Daha sonra, 2017 yılında İsviçre'nin Crans-Montana dağ köyünde yapılan barış görüşmeleri de başarısızlıkla sonuçlandı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, temel gelir kaynakları turizm, üniversite gelirleri ve kumarhaneler iken, geri kalan gelir kaynakları doğrudan Türkiye'nin desteğinden oluşuyor

Annan Planı'nın reddedilmesine ve AB yasalarının çözümlenmemiş sınır anlaşmazlıkları olan ülkelerin katılımına izin vermemesine rağmen, Kıbrıs, 2002 yılında Kıbrıslı Türkleri tamamen dışlayan bir hamleyle, yalnızca Rum tarafını temsil edecek şekilde AB'ye katıldı. Ancak, daha sonra bazı Avrupalı ​​siyasetçiler ve uzmanlar bu hamlenin bir hata olduğunu itiraf ettiler. O zamandan beri Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), adanın tek meşru temsilcisi olarak AB fonlarından yararlanıyor. Ayrıca Türkiye'nin AB’ye katılımını engelliyor ve üyeliğini kendi siyasi ajandalarına hizmet edecek şekilde kullanıyor.

Son zamanlarda, ABD'nin silah ambargosunu kaldırması ve bu durumun kendilerine önemli bir askeri avantaj sağlaması nedeniyle Kıbrıslı Rumlar silahlanma alanındaki faaliyetlerini de yoğunlaştırdılar.

Paralel bir bağlamda, Türkiye ile ilişkileri gergin olan Binyamin Netanyahu hükümeti liderliğindeki İsrail, GKRY ile bir güvenlik ortaklığına girdi ve kendisine hava savunma sistemleri de dahil olmak üzere çeşitli askeri teçhizat sağladığı söyleniyor.

Gerilimi tırmandıran bu adımların ortasında, Kıbrıs açıklarındaki hidrokarbon rezervleri de bölgede ilave bir çatışma noktası haline geldi.

zxcvbg
Görev süresi sona eren KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, başkent Lefkoşa'da yapılan KKTC cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında bir sandıkta oyunu kullanıyor, 19 Ekim 2025 (AFP)

Rum tarafı, Kıbrıslı Türklerin keşfedilen enerji kaynakları üzerinde hiçbir hakkı olmadığını iddia ediyor ve Chevron gibi büyük uluslararası şirketleri arama ve sondaj faaliyetlerine katılmaya davet ederek Türkiye üzerindeki baskıyı artırmaya çalışıyor.

Ancak Türkiye de buna sessiz kalmıyor; Kıbrıslı Türklerin güvenli ve istikrarlı bir ortamda yaşamasını sağlamak için sürekli çaba sarf ediyor ve adanın kuzeyindeki askeri varlığı bu desteğin en önemli dayanaklarından biri. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kendi ordusuna sahip olsa da asıl gücü Türk askeri varlığına ve Ankara'nın adanın kuzeyinde sağladığı altyapıya dayanıyor.

Kuzey Kıbrıs'ın Türkiye'ye coğrafi yakınlığı ve Türk savaş uçaklarının Kıbrıs hava sahasına dakikalar içinde ulaşabilmesi, Kıbrıslı Türkler için güvenlik garantilerini daha da destekleyen iki faktör.

KKTC'nin temel gelir kaynakları turizm, üniversiteler ve kumarhaneler iken, geri kalan gelir kaynakları doğrudan Türkiye'nin desteğinden oluşuyor.

Türkiye'nin KKTC'nin uluslararası alanda tanınması yönündeki çağrılarına henüz hiçbir ülke yanıt vermemiş olsa da 20'den fazla ülkede temsilciliği bulunuyor. Ne uluslararası toplum ne de Kıbrıslı Rumlar, adanın egemenliğine eşit siyasi katılım için gereken tüm niteliklere sahip yaklaşık yarım milyon Kıbrıslı Türk'ün varlığını inkar edemez.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarfından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



El Kaide, Afganistan'da yeniden toparlanıyor: Bizi unutmadılar

11 Eylül sonrasında ABD, El Kaide'ye ev sahipliği yapan Afganistan'ı işgal etmişti (AP)
11 Eylül sonrasında ABD, El Kaide'ye ev sahipliği yapan Afganistan'ı işgal etmişti (AP)
TT

El Kaide, Afganistan'da yeniden toparlanıyor: Bizi unutmadılar

11 Eylül sonrasında ABD, El Kaide'ye ev sahipliği yapan Afganistan'ı işgal etmişti (AP)
11 Eylül sonrasında ABD, El Kaide'ye ev sahipliği yapan Afganistan'ı işgal etmişti (AP)

El Kaide, 11 Eylül 2001'de düzenlediği saldırıların üzerinden 25 yıl geçtikten sonra yeniden güçlenmeye çalışıyor. 

Washington Post'un ABD'nin de aralarında bulunduğu Batı ülkelerinin istihbarat yetkililerine dayandırdığı habere göre, örgüt yeniden Taliban'ın kontrolüne geçen Afganistan'da bir kez daha eğitim kampı ağı oluşturdu. 

2021'de ABD askerlerinin çekilmesinin ardından oluşan güvenlik boşluğundan yararlanan örgüt ve kollarının, son üç yıl içinde en az 8 eğitim merkezi kurduğu bildiriliyor.

Yeni kamplarda silah, patlayıcı ve gerilla taktiklerinin yanı sıra şifreleme, yapay zeka ve insansız hava araçları gibi yeni teknolojilere yönelik eğitimler verildiği belirtiliyor. 

IŞİD'e bağlı İslam Devleti Horasan Vilayeti'nin (IŞİD-H) de etkili olduğu Afganistan'daki 34 vilayetten en az 14'ünde terör örgütlerinin yapılandığı vurgulanıyor. 

Bir Birleşmiş Milletler raporuna göre Taliban bu örgütlere yeniden elverişli bir ortam sağlıyor. Böylece El Kaide de "Afganistan genelinde güvenli evler ve eğitim kamplarıyla" yeniden güçlenmeyi başardı.

Ancak mevcut tablo, 11 Eylül öncesiyle birebir aynı değil. 

Amerikan gazetesine konuşan yetkililere göre örgütler, ABD ve müttefiklerine kapsamlı saldırılar planlamaktansa bölgesel çatışmalara odaklanıyor. 

El Kaide'nin dünyanın dikkatini çekmemek için yabancı savaşçıların bölgeye gelmesini teşvik etmekten kaçındığı aktarılıyor.

Ayrıca ABD'nin 2 Mayıs 2011'de Pakistan'da düzenlenen operasyonla öldürdüğünü açıkladığı El Kaide lideri Usame bin Ladin gibi bir figürün henüz ortaya çıkmadığı belirtiliyor.

Çekirdek kadrosu yüz militanı geçmediği tahmin edilen El Kaide'nin, daha büyük örgütlere destek sağlayan bir yapı olarak faaliyet gösterdiği öne sürülüyor.

Bu gruplardan biri, Pakistan Talibanı olarak da bilinen Tehrik-i Taliban Pakistan. Afganistan'da binlerce savaşçısı bulunan örgüte El Kaide'nin intihar bombacılığının da aralarında bulunduğu konularda eğitim verdiği iddia ediliyor.

Georgetown Üniversitesi'nde çalışan terörle mücadele uzmanı Bruce Hoffman, El Kaide için şu yorumu yapıyor:

11 Eylül öncesindeki, uzak düşmanı hedef alma stratejisini izlemiyorlar. Ancak yerel ve bölgesel kazanımlar elde ederek yeniden ivme kazanmayı umduklarını düşünüyorum. Bizi unutmadılar.

Independent Türkçe, Washington Post, AP


Kamala Harris'in konutuna giren kadını güvenlik görevlileri durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Kamala Harris'in konutuna giren kadını güvenlik görevlileri durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yerel haberlere göre eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in Malibu'daki evine, bir kadının davetsiz şekilde mülke girdiği ihbarının ardından polis çağrıldı.

Harris'in sözcüsünün, eski başkan yardımcısının güvenlik ekibinin mülke "yasadışı şekilde giren bir kişiyi eve ulaşmadan durdurduğunu" TMZ'ye doğruladığı bildirildi.

Sözcü, olay sırasında ne Harris'in ne de Emhoff'un evde olduğunu söyledi.

Sözcü, TMZ'ye "Harris ve Emhoff, hızla müdahale eden güvenlik görevlileriyle kolluk personeline minnettar" dedi.

Los Angeles County Şerif Departmanı (LASD), TMZ'ye olayın saat 22.30 sıralarında eski başkan yardımcısının evinde meydana geldiğini söyledi. LA Times da bu bilgiyi doğruladı.

Mülke izinsiz giren kadın, buradan kendi isteğiyle ayrılmayı kabul etti. Kolluk kuvvetlerine dayandırılan LA Times ve TMZ haberlerine göre kadın gözaltına alınmadı.

LASD Teğmeni Jason Duron, LA Times'a "Güvenliği sağlamak amacıyla mülk çevresindeki devriyeleri artırıyoruz" dedi.

Harris ve Emhoff, Malibu'daki evlerini geçen yıl satın aldı. Evin değerinin 8 milyon doların üzerinde olduğu bildirildi.

Eski başkan yardımcısı ve eşinin evlerine daha önce de davetsiz misafirler gelmişti.

KTLA'nın haberine göre Ocak 2025'te, Harris'in Brentwood'daki eski evinde olası bir hırsızlık ihbarının ardından sokağa çıkma yasağının uygulandığı saatlerde iki kişi gözaltına alınmıştı. Sokağa çıkma yasağı, o sırada kenti kasıp kavuran Palisades ve Eaton yangınları nedeniyle uygulanıyordu.

İki kişi de tutuklanmamış ve suç işlediklerini gösteren bir kanıt bulunamamıştı.

Independent Türkçe


Kedi yuvasından lüks eve: Trump'ın doğup büyüdüğü ev satıldı

Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
TT

Kedi yuvasından lüks eve: Trump'ın doğup büyüdüğü ev satıldı

Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)

Donald Trump'ın çocukluğunu geçirdiği ev tadilat gördükten sonra yaklaşık 2 milyon dolara satıldı. Tadilattan önce ev küf içinde kalmış bir kedi yuvasıydı.

ABD Başkanı 4 yaşına kadar New York'un Queens bölgesindeki bu Tudor tarzı evde yaşamıştı. Evi, müteahhit babası Fred Trump, 1940'ta varlıklıların yaşadığı Jamaica Estates semtinde inşa ettirmişti.

80 yaşındaki Başkan, şöhretini ve servetini siyasete taşımadan önce gayrimenkul sektöründe zenginleşmiş; Manhattan'da kendi adını taşıyan Trump Tower'ı inşa ettirip onlarca yıl orada yaşamıştı.

Başkanlık döneminde ise kendi konutunda da bir yenileme sürecini yönetiyor. Beyaz Saray'a devasa bir balo salonu ekletiyor ve Oval Ofis'i, kendi mülklerinin ve estetik anlayışının alameti farikası olan altın kaplama dekorasyon öğeleriyle donatıyor.

İsmi açıklanmayan bir alıcının temmuzda sözleşme imzalamasının ardından, 1,93 milyon dolarlık satış bedeli cuma günü emlak sitelerinde görüldü.

Evi satan Tommy Lin, 5 yatak odalı ve üç banyolu mülkü, yıllarca boş ve bakımsız kaldıktan sonra geçen yıl 835 bin dolara satın almıştı.

New York Post'un haberine göre müteahhit Lin; profesyonel donanımlı bir mutfak, balıksırtı desenli ahşap zeminler ve spa konforunda banyolar gibi özelliklerin eklendiği 8 aylık bir iç mekan yenileme çalışması için 500 bin dolar daha harcadı.

Zillow verilerine göre ev, son yıllarda birkaç kez el değiştirdi. Bu satışlardan biri, Trump'ın 2017'de başkan olmasından birkaç ay sonra 2,14 milyon dolara gerçekleşmişti.

Alıcı, Trump Birth Home LLC adlı bir şirketti ve ev kısa süreliğine Airbnb'de kiraya sunulmuştu. Airbnb ilanında evde Trump'ın gerçek boyutlu karton maketleri, Gökdelen İmparatoru Genç Milyarder Trump: İş Bitirme Sanatı (The Art of the Deal) adlı kitabının kopyaları ve Trump'ın yer aldığı çerçeveli bir People kapağı gibi eşyalar da bulunuyordu.

Ev 2019'da 2,9 milyon dolarlık bir fiyatla yeniden satışa çıkarılmış ancak Lin satın alana kadar alıcı bulamamıştı.

Post'un haberine göre bu süre zarfında ev bakımsız hale gelmişti. Patlayan bir boru nedeniyle su hasarı ve küf oluşmuş, Trump'ın ilk yıllarını geçirdiği yerde sokak kedileri mesken tutmuştu.

Independent Türkçe