Trump, Putin'i Ukrayna'daki savaşı sona erdirmeye zorlamak için yeni bir strateji mi benimsedi?

Görsel: AFP/Al Majalla
Görsel: AFP/Al Majalla
TT

Trump, Putin'i Ukrayna'daki savaşı sona erdirmeye zorlamak için yeni bir strateji mi benimsedi?

Görsel: AFP/Al Majalla
Görsel: AFP/Al Majalla

Samir İlyas

ABD Başkanı Donald Trump, başkan seçilmesinden neredeyse bir yıl sonra Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşını sona erdirememesi üzerine, son haftalarda yaptığı açıklamalar ve attığı adımlarla Rusya'ya baskı uygulama yaklaşımında değişiklik sinyalleri verdi. Öte yandan nükleer silahlarla ilgili açıklamaların artmasıyla birlikte Moskova ve Washington, kendi nükleer silahlarının caydırıcı gücünü teyit etmek için füze testleri gerçekleştirdi, nükleer savaş başlıkları taşıyabilen belirli silah türlerini modernize etti ve tam ölçekli nükleer testlerin yeniden başlatılması olasılığının önünü açtı. Her iki tarafın da nükleer silahların konuştuğu bir üçüncü dünya savaşının patlak vermesi tehdidini önlemek için Ukrayna’daki savaşın çözülmesi gerekiyor. Ayrıca iki süper güç arasındaki son büyük stratejik denge ve silah kontrol anlaşması olan ve önümüzdeki şubat ayında sona erecek Yeni START Anlaşması’nın uzatılması da dahil olmak üzere çeşitli mutabakat ve anlaşmalara varmak için ‘gerilimi tırmandırarak azaltma’ ilkesini kullanması olasılığı da söz konusu.

İkinci kez Beyaz Saray'da başkanlık koltuğuna oturduğundan beri dikkat çekici bir değişiklik gösteren Trump, Rusya merkezli Rosneft ve Lukoil enerji şirketlerine yaptırım uygulama kararı aldı. Trump, 16 Ekim'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ‘çok verimli’ olarak nitelendirdiği bir telefon görüşmesinin ardından, 22 Ekim’de ‘Rusya ile Ukrayna arasındaki bu utanç verici savaşı sona erdirme olasılığını görüşmek’ üzere Budapeşte'de yapılması önerilen Rusya-ABD zirvesini iptal etme kararıyla gözlemcileri şaşırttı. Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmede “Başkan Putin ile görüşmeyi iptal ettik. Bunun uygun olmadığını düşündüm” dedi. Görüşmede istenen hedefe ulaşacaklarına inanmadığını belirten Trump, bu yüzden görüşmeyi iptal ettiğini, ancak bunu gelecekte gerçekleştireceklerini vurguladı. Durma noktasına gelen müzakerelerden duyduğu hayal kırıklığını dile getiren Trump, “Açıkçası, tek söyleyebileceğim, Vladimir (Putin) ile her konuştuğumda iyi sohbetler yapıyoruz, ancak sonra hiçbir sonuç çıkmıyor” dedi.

Öyle görünüyor ki ABD, Rusya'yı müzakere masasına geri döndürmek için uygulanan ekonomik baskıya güveniyordu. Rus yetkililerin tekrarladığı talepler ve koşullar bu baskıdan daha ağır basıyordu. Bu talepler ve koşullar, Ukrayna'nın tamamen ‘teslim olması’ ve Avrupa'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez zorla siyasi haritasında bir değişikliği kabul etmesini gerektiriyordu. Yaşlı Kıta’ya ve dünyaya, Rusya'nın çıkarlarını dikkate alan ve NATO'nun genişlemesini engelleyen yeni bir güvenlik sistemi dayatacaktı. Trump yönetimi, eş zamanlı olarak başta Çin ve Hindistan olmak üzere Rusya üzerinde etkisi olan güçlerle, onları Rusya’dan petrol satın almayı sürdürmekten vazgeçirmek, Kremlin'i ateşkesi kabul etmeye zorlamak ve bazı tavizler sunmak amacıyla bir diyalog ve müzakere süreci başlattı.

Trump, Washington'da Orta Asya ülkelerinin liderleriyle yaptığı zirvede, Kremlin'in ‘arka bahçesi’ olarak görülen bu ülkelerle ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi amaçladı.

Trump, geçtiğimiz cuma günü Washington’da Orta Asya liderleriyle düzenlenen zirvede Kremlin'in ‘arka bahçesi’ olarak görülen ve geleneksel olarak Rusya ve Çin'in nüfuz alanı olarak kabul edilen bu ülkelerle ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeye çalıştı. Trump, bu ülkelerin siyasi, güvenlik ve ekonomik ilişkilerini çeşitlendirme ihtiyacını ve terör korkularını ve birçoğuna karşı Ukrayna deneyiminin tekrarlanma olasılığını, ABD'yi on yıllardır ihmal ettiği bir bölgede yeniden kilit oyuncu haline getirmek için kullandı. Trump, Belarus’u ve Belarus lideri Alexander Lukaşenko’yu kazanmaya yönelik girişimlerde bulunduğuna dair dikkat çekici bir hamle ile Belarus'tan tutukluların serbest bırakılması için müzakerelere yardımcı olan John Cole'u Minsk'e özel temsilci olarak atadı. Trump, tutukluları serbest bıraktığı için ‘saygıdeğer’ Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko’ya teşekkür etti. Öte yandan ABD Hazine Bakanlığı, birkaç gün önce, Belarus'un ulusal havayolu şirketi Belavia’ya uygulanan kısıtlamaları kaldırarak, Lukaşenko'nun kullandığı başkanlık uçağıyla ilgili işlemlerin yapılmasına izin verdi. Tüm bu adımlar, 2020 başkanlık seçimleri sonuçlarının manipüle edildiği ve protestocuların bastırıldığı suçlamalarının ardından Washington ve Brüksel'in Belarus'a uyguladığı yıllarca süren izolasyon ve yaptırımlardan sonra, Minsk'e kademeli olarak açılmanın devamı niteliğindeydi.

Uyarı ateşi

Rusya’nın küçük bir nükleer motorla sınırsız uçabilen ‘Burevestnik’ füzesinin ve yine nükleer motorla çalışan ‘Poseidon’ kruvazörünün test edildiğini duyurmasının ardından Trump, ekim ayı sonlarında sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımda, ABD Savunma Bakanlığı’na ‘karşılıklı olarak’ nükleer testlere başlanması talimatı verdiğini duyurdu. Paylaşımında ayrıca bu sürecin ‘derhal’ başlaması gerektiği belirten Trump, kararın ‘diğer ülkeler tarafından yürütülen test programları çerçevesinde’ alındığını açıkladı.

Ukrayna, Rusya ile yapılacak herhangi bir görüşme veya müzakerenin savaşın baskısı altında yapılmaması ve sonuçlarının Rusya'nın lehine önceden belirlenmemesi gerektiğine inanıyor.

ABD, 5 Kasım'da nükleer savaş başlıkları taşıyabilen ‘Minuteman III’ adlı kıtalararası balistik füzenin testini gerçekleştirdi. Trump'ın kararlarının, ülkesinin olası bir gerilime hazır olduğu ve yanıt vermek yahut ilk saldırıyı gerçekleştirmek için birçok araca sahip olduğu mesajını verdiği açıktı. Bununla birlikte hem Rusya hem de ABD, yıkıcı bir silahlanma yarışına girmenin ilk tercihleri olmadığını ve dünyada yaygın yıkıma neden olabilecek sorunları çözmenin en iyi yolunun müzakereler olduğunu belirten mesajlar göndermeye devam etti.

Trump'ın son kararları Rusya'yı zorlu seçimlerle karşı karşıya getiriyor. ABD, askeri açıdan Ukrayna'ya Rusya'nın 2 bin 500 kilometre derinliğindeki hedefleri vurabilecek Tomahawk füzeleri tedarik etmesine karşı çıkmasına rağmen, gerekirse Rusya'ya karşı tırmanışa geçmeye ve acı verici bir şekilde yanıt vermeye hazır olduğunu da teyit ediyor. Siyasi açıdan ise Budapeşte’deki zirvenin iptal edilmesi, Trump'ın, Putin'in sözlerden eyleme geçmesini ve en azından mevcut savaş hattı boyunca ateşkes dahil olmak üzere, bir çözüme katkıda bulunacak tavizler vermesini istediğini gösteriyor. Ekonomik açıdan da Trump'ın yaptırımları Rusya ekonomisinin kalbine darbe vuruyor. Rusya’nın devlet kontrolündeki petrol devi Rosneft'in ülkenin en büyük petrol şirketi olduğunu ve Rus petrolünün yüzde 40'ını (2024'te günde 5,2 milyon varil) ürettiğini söylemek yeterli. Lukoil ise günde yaklaşık 1,6 milyon varil ile ikinci sırada geliyor.

sdfrgt
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD'nin Alaska eyaletine bağlı Anchorage kentindeki Elmendorf-Richardson Ortak Üssü'nde bir araya geldi, 15 Ağustos 2025 (Reuters)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Marco Rubio arasındaki telefon görüşmesi, zirvenin ertelenmesinde belirleyici bir rol oynamış olabilir. Rubio, Moskova'nın ciddi tavizler vermek istemediğini sezmiş gibi görünüyor. Bu yüzden zirveyi iptal etmeyi önermiş ve Trump'ı, Kremlin'i tavrını yumuşatmaya zorlayabilecek bir ‘uyarı ateşi açma’ görevi görecek yaptırımlar uygulamaya teşvik etmiş olabilir.

Karmaşıklıklar ve anlaşmazlıklar

Savaşı sona erdirmek için öncelikler konusunda Moskova ile Kiev arasında var olan derin görüş ayrılıkları, çözüm çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açtı. Ukrayna siyasi bir çözüm için ön koşul olarak ateşkes anlaşmasına varılmasında ısrar ederken, Rusya sahada gerilimin azaltılması için kapsamlı bir anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor. Kiev, Rusya ile yapılacak herhangi bir görüşme veya müzakerenin savaşın baskısı altında yapılmaması ve sonuçlarının Rusya'nın lehine önceden belirlenmemesi gerektiğine inanıyor. Öte yandan Moskova, kapsamlı bir barış anlaşması sağlanmadan önce ateşkesin, Rusya'nın taleplerini ve koşullarını karşılaması ve çatışmanın temel nedenlerini çözeceğini düşünüyor. Bu da Kiev'e askeri kapasitesini yeniden inşa etme ve savaşı uzatma fırsatı verebilir.

Rusya'nın inkarlarına rağmen, Putin'in toprak takası fikrini açık bir taahhüt olmaksızın, yalnızca bir müzakere taktiği olarak ortaya atmış olması ihtimali zayıf.

Avrupa, resmi tamamlamak için Putin'in zaferinin ve sınırları zorla değiştirmedeki başarısının, Kremlin'in Moldova, Estonya, Letonya ve Litvanya gibi diğer ülkelere askeri müdahale iştahını kabartacağından korkuyor.

Budapeşte'nin zirve yeri olarak seçilmesi, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın Kremlin ile yakın ilişkisi nedeniyle Kiev ve büyük Avrupa başkentlerinden eleştiri alsa da yer seçimi bir engel teşkil etmedi. Öyle ki Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ilerlemedeki yavaşlık ve ağır insan kayıplarına rağmen, Donetsk, Zaporijya ve Harkiv bölgelerinde açıkça Moskova'nın lehine gelişen savaşı sona erdirmek için Budapeşte'de yapılması önerilen zirveye Trump ve Putin ile birlikte katılmaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Rusya’nın savaşın temel nedenlerini ele almaktaki ısrarcılığına rağmen, Trump'ın Budapeşte'de bir zirve düzenleme önerisini neye dayandırdığı tam olarak bilinmiyor. Zira Moskova'nın son dönemdeki tutumu değişmemişti.

rtr56y
ABD Hava Kuvvetleri, Kaliforniya'daki Vandenberg Hava Kuvvetleri Üssü'nde geliştirme amaçlı bir test sırasında patlamaya yol açmayan bir Minuteman III kıtalararası balistik füzesi fırlattı, 5 Şubat 2020 (AFP)

Washington Post, Wall Street Journal (WSJ) ve diğer bazı ABD gazeteleri tarafından aktarılan sızıntılar doğruysa, ayrıntılarla ve uzun tartışmalarla ilgilenmeyen Trump, daha önce Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un başına geldiği gibi Putin'in önerilerini yanlış anladı ve Rubio’nun zirve hazırlıklarına katılması, Rusya'nın gerçek tutumunu ortaya çıkardı. Batı basını, Putin’in Trump’a, Donetsk ve Luhansk'tan oluşan Donbas bölgesi üzerinde tam kontrol sağlaması karşılığında Zaporijya ve Herson bölgelerinin bir kısmını ilke olarak Ukrayna’ya devretmeye hazır olduğunu söylediğini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre bu öneri, Putin'in Alaska’daki zirvede açıkladığı Rusya’nın taleplerinde bir geri adım ve ‘diplomatik olarak geliştirilebilecek olası esnekliğin’ bir göstergesiydi. Ancak Kremlin, bu sızıntıları derhal yalanladı ve çatışmanın temel nedenlerini ele alan bir anlaşmaya varıldıktan sonra ateşkes için sunduğu toprak talepleri ve öne sürdüğü koşulların geçerliliğini koruduğunu vurguladı.

Rusya’nın inkârına rağmen, Putin'in herhangi bir net taahhüt olmaksızın, sadece bir müzakere taktiği olarak toprak takası fikrini gerçekten önermiş olabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Zaporijya ve Herson bölgelerinin devredilmesinin, Rusya’nın savaşının ana stratejik hedeflerinden biri olan, Moskova’nın 2014 yılında ilhak ettiği Kırım Yarımadası ile Rusya toprakları arasında bir kara koridoru oluşturma hedefiyle çelişeceği iyi biliniyor.

Budapeşte’deki zirvenin ertelenmesiyle, ABD’nin uzlaşı çabaları, Alaska zirvesini rayından çıkaran aynı çıkmazı aşmak için yapılan tüm girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, başlangıç noktasına geri döndü. Washington, coğrafi konum Alaska'dan Budapeşte'ye değişmiş olsa da eski hesaplamaların ve pozisyonların tekrarlandığı kapalı bir müzakere ortamıyla karşı karşıya kaldı.

Budapeşte’deki zirvenin yapılamayıp girişimin başarısız olması, diplomatik yolun güç dengelerinin esiri olmaya devam ettiğini ve gelecekteki herhangi bir anlaşmanın ancak tüm taraflar, savaşı sürdürmenin maliyetinin potansiyel kazançlarından daha ağır bastığını fark ettiğinde sonuç vereceğini ortaya koydu.

Füze testleri yapma ve Rosneft ile Lukoil'e yaptırım uygulama kararları, bu hamlenin pozisyonlarında gerçek bir değişiklik mi yoksa sadece siyasi koşulların dayattığı zorunlu bir yeniden konumlanma mı olduğu konusunda soru işaretleri yaratıyor. Budapeşte’deki zirvenin başarısızlığı ve ardından Washington’da yaşanan keskin iç eleştiriler sonrasında Trump, müzakere kanalları yoluyla bir atılım elde edemediği diplomatik başarısızlığını telafi etmek amacıyla, Moskova'ya karşı sert tutumunu gösteren ve Kremlin'e karşı hoşgörülü olduğu yönündeki suçlamaları önleyen pratik adımlarla siyasi dengesini yeniden sağlamaya çalıştı. Yaptırımlar uygulayarak da hem Amerikalılara hem de Avrupa’daki müttefiklerine, ABD’nin halen Rusya'yı caydırmak ve Ukrayna meselesinde inisiyatifi yeniden ele geçirmek için askeri, siyasi ve ekonomik araçları kullanma kapasitesine sahip olduğu mesajını vermek istedi.

dfrgt
Rusya tarafından Kiev’de füze ile hedef alınan bir gıda deposu, 25 Ekim 2024 (AFP)

Öte yandan Trump’ın son hamlelerinin, son birkaç haftadır sergilediği inişli çıkışlı tutumunun bir uzantısı olduğu ve uzlaşı arzusu ile kararlı görünme çabası arasında tereddüt ettiğini ortaya koyduğu da düşünülebilir. Dolayısıyla yaptırımlara başvurmasının stratejik bir değişiklikten çok, Avrupa'nın Trump'ın dayatmaya çalıştığı siyasi rotayı değiştirmeye çalıştığı bir senaryoda, çok taraflı çözüm seçeneğini yeniden canlandırarak ve istenen çözümü şekillendirmede Avrupa'nın rolünün merkezi önemini vurgulayarak, kendisini yeniden konumlandırmak için gerekli bir girişim olduğu anlaşılabilir bir durum.

Açık uçlu sonuçlar ve iç içe geçmiş olasılıklar

Ukrayna'da yaşanan gerilim, Trump ve Putin'in Alaska’da gerçekleştirdikleri zirveden bu yana tırmanmaya devam ediyor. Rusya ordusu ilerleme kaydederek daha fazla toprak işgal etmeyi başardı. Balistik füzeler ve İHA’larla Ukrayna'nın enerji sektörünün çoğunu tahrip ederek halkın günlük hayatını zorlaştırdı ve bazı tavizler verilerek savaşın sona erdirilmesini isteyenlerin sayısını artırdı. Bu durum Avrupa için de maliyeti artırıyor. Bir yandan Ukrayna'ya ekonomik ve askeri destek için ödenecek fatura yükselirken, diğer yandan Ukrayna, savaşın başlamasından bu yana kaçan milyonlarca insanın yanı sıra yüzbinlerce Ukraynalı için de güvenli bir sığınak olarak görülmeye başlıyor.

Budapeşte’deki zirvenin yapılamayıp girişimin başarısız olması, diplomatik yolun güç dengelerinin esiri olmaya devam ettiğini ve gelecekteki herhangi bir anlaşmanın ancak tüm taraflar savaşı sürdürmenin maliyetinin potansiyel kazançlarından daha ağır bastığını fark ettiğinde sonuç vereceğini ortaya koydu. Rusya ve ABD’nin oyalanarak zaman kaybetmedikleri, aksine siyasi, ekonomik ve askeri güçlerini toplayarak ve felaketin eşiğinde oynayarak birbirlerine baskı uygulamaya çalıştıkları açık. Durum ne kadar ciddi olursa olsun Trump'ın başkanlığı döneminde alıştığımız gibi, yeni sürprizlerin yaşanması ihtimali de var. Örneğin, sadece Ukrayna'daki sorunları değil, güvenlik ve Dünya'daki yaşamın devamı ile ilgili sorunları da çözmek için Putin ile yeni bir zirve önerisiyle gelebilir. Çünkü Trump, istenen çözümlerin kendisine gelecek yıl Nobel Barış Ödülü için reddedilmeyecek bir adaylık kartı kazandırmasını umuyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarfından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
TT

Trump, UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili belgelerin yayınlanması emrini verecek

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere açıklama yapıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, federal kurumların UFO'lar ve uzaylı varlıklarla ilgili hükümet dosyalarını "tanımlamaya ve yayınlamaya" başlaması emrini vereceğini söyledi; bu, Amerikalıların on yıllardır talep ettiği bir adımdı.

Trump, Truth Social platformunda şunları yazdı: "Bu konunun yarattığı büyük ilgi göz önüne alındığında, Savunma Bakanı'ndan ve diğer ilgili bakanlık ve kurumlardan, uzaylı yaşamı, tanımlanamayan hava olayları ve uçan dairelerle ilgili hükümet dosyalarını belirleme ve yayınlama sürecini başlatmalarını isteyeceğim."

ABD Başkanı dün yaptığı açıklamada, selefi Barack Obama'nın bir podcast'te uzaylı varlıkların olduğundan rastgele bahsetmesiyle "gizli bilgileri" ifşa ettiğini iddia etmişti. Trump, Gürcistan gezisi sırasında Air Force One uçağında gazetecilere, "Konuşmayı sınırların dışına taşıdı... Bunu yapmamalıydı. Korkunç bir hata yaptı" dedi.

Cumartesi günü yayınlanan Brian Tyler Cohen ile yaptığı bir röportajda Obama'ya uzaylıların gerçek olup olmadığı soruldu. Obama şu yanıtı verdi: "Onlar gerçek ama ben onları görmedim ve 51. bölgede tutulmuyorlar. Büyük bir komplo olmadığı ve bunu Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'ndan gizlemedikleri sürece yeraltında bir tesis yok."

51.bölge, Nevada'da bulunan gizli bir Hava Kuvvetleri tesisidir ve bazıları burada uzaylı varlıkların kalıntıları ve düşmüş bir uzay gemisinin bulunduğunu tahmin etmektedir. Şerku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre 2013 yılında yayınlanan CIA arşivleri, buranın son derece gizli casus uçakları için bir test alanı olduğunu gösterdi.

Obama, pazar günü yaptığı bir paylaşımda, evrenin enginliği göz önüne alındığında uzaylı yaşamının olasılığının yüksek olduğunu belirterek, açıklamalarını netleştirdi. Ancak, aradaki muazzam mesafeler nedeniyle uzaylıların Dünya'yı ziyaret etme olasılığının düşük olduğunu ifade etti.

Perşembe günü, uzaylı yaşamına dair herhangi bir kanıt görüp görmediği sorulduğunda Trump, "Gerçek olup olmadıklarını bilmiyorum" diye yanıt vermişti.


İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
TT

İran’ndan Guterres'e: Askeri saldırıya maruz kalırsak kararlı bir şekilde karşılık vereceğiz

İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)
İran güçleri Hürmüz Boğazı yakınlarında tatbikatta, (Reuters)

İran, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e yazdığı bir mektupta, askeri saldırıya maruz kalması halinde bölgedeki "düşman gücün" üslerini, tesislerini ve varlıklarını meşru hedefler olarak değerlendireceğini bildirdi.

İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, dün gönderdiği mektubunda, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran hakkındaki açıklamalarının "askeri saldırı olasılığını çok gerçekçi bir şekilde gündeme getirdiğini" belirterek, İran'ın savaş istemediğini vurguladı. Mektupta, askeri saldırı durumunda İran'ın "kararlı bir şekilde" karşılık vereceği teyit edildi.


Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
TT

Danimarka, usulsüz kayıt nedeniyle İran bayraklı bir gemiyi alıkoydu

Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)
Danimarka polis memurları (AFP- Arşiv)

Danimarka denizcilik yetkilileri dün, ülkenin sularında demirlemiş olan İran bayraklı bir konteyner gemisinin, usulüne uygun olarak kayıtlı olmadığı gerekçesiyle alıkonulduğunu açıkladı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre konteyner gemisinin adı "Nora" idi ve Komor Adaları bayrağı taşıyordu; ancak Danimarka yetkilileri Reuters'e e-posta yoluyla Komor Adaları'nın Kopenhag'a gemiyi kayıtlarında bulamadığını bildirdiğini söyledi.

Yetkililer, "Gemi, bayrak devleti Danimarka denizcilik yetkililerine tam olarak kayıtlı ve yetkilendirilmiş olduğuna dair kanıt sunana kadar alıkonulacaktır" diyerek, gemiyi serbest bırakmadan önce inceleyeceklerini belirterek, "Denetim, hava koşulları güvenli bir şekilde izin verdiğinde gerçekleştirilecek" ifadelerini kullandı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan verilere göre, "Noura" gemisi şu anda İran bayrağı altında seyrediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre haberi ilk duyuran Danimarka televizyon kanalı TV2, geminin çarşamba günü bayrağını Komor Adaları'ndan İran'a değiştirdiğini belirtti. Reuters, değişikliğin ne zaman gerçekleştiğini bağımsız olarak doğrulayamadı.

Londra Borsası Grubu'ndan alınan veriler, "Nora" gemisinin, ABD Hazine Bakanlığı'nın yaptırım listesinde yer alan ve daha önce "Cyrus" adıyla anılan bir konteyner gemisiyle aynı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) numarasına sahip olduğunu gösteriyor.

IMO numaraları, isim veya bayrak değişikliklerinden bağımsız olarak değişmeden kalan kalıcı gemi tanımlayıcılarıdır.

Cyrus, ABD Yabancı Varlık Kontrol Ofisi'nin İran yaptırım programı kapsamında belirlenmiş olup, Londra Borsası Grubu'ndan elde edilen veriler, şirketin Argon Shipping ve Rail Shipping ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

Reuters, Argon Shipping ve Rail Shipping şirketlerine yorum almak için ulaşamadı.

TV2, geminin son 25 gündür limanda demirli ve kullanılmadan beklediğini bildirdi.