Afganistan'daki Bagram Hava Üssü: Trump'ın Rusya ve Çin'e karşı silahı

Afganistan, Londra ve Moskova'dan Pekin ve Washington'a kadar büyük güçler arasında uzun süredir rekabetin odak noktası olmuştur

Afganistan'daki Bagram Hava Üssü: Trump'ın Rusya ve Çin'e karşı silahı
TT

Afganistan'daki Bagram Hava Üssü: Trump'ın Rusya ve Çin'e karşı silahı

Afganistan'daki Bagram Hava Üssü: Trump'ın Rusya ve Çin'e karşı silahı

Kemal Allam

ABD Başkanı Donald Trump, son haftalarda Taliban'dan Afganistan'daki Bagram Hava Üssü'nü geri verme talebini tekrarladı ve bu talep karşılanmadığı takdirde üssü zorla almakla tehdit etti. Pek çok konuda olduğu gibi, Trump her zaman sert açıklamalar ve tutumlarla başlayıp daha sonra daha dengeli bir yaklaşım benimsiyor. Bu durum, Gazze meselesini ele alış biçiminde de açıkça görüldü. Başlangıçta Gazze'yi “Riviera”ya dönüştürmeye yönelik fantastik bir plan önermiş, ardından eşi benzeri görülmemiş bir barış planı sunmuştu.

Trump'ın Taliban'a yaptığı teklife gelince, bu görünüşte fevri yaklaşımının arkasında hesaplı bir mantık yatıyor. Perde arkasında, Başkan yine alışılmadık bir politikaya başvurdu; birkaç önde gelen Taliban bakanına yönelik yaptırımları kaldırdı ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) arabuluculuğuyla, madenleri ve Orta Asya'da Amerikan şirketlerinin çıkarlarına hizmet edecek lojistik rotaları içeren bir anlaşma için müzakerelere başladı. Ayrıca, eski Afgan kökenli Amerikan diplomat Zalmay Halilzad'ı kayıp Amerikalıları kurtarmak için çeşitli görevlerde görevlendirdi. Trump’ın temel stratejisi, Afganistan'ın Moskova-Pekin eksenine doğru kaymasını önlemek.

Amerikan kanı ve parası: Rusya ve Çin ilerliyor

Trump'ın müzakere ekibinde, Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Michael Waltz ve Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard başta olmak üzere, Afgan savaşında savaşmış birçok önde gelen yetkilinin yanı sıra, Afganistan'daki sivil terörle mücadele misyonlarına katılan Kash Patel ve Sebastian Gorka gibi isimler de yer alıyor. Hepsi, ABD'nin Afganistan'da binlerce askerinin öldürülmesi, müdahalenin vergi mükelleflerinin 1 trilyon dolardan fazla paraya mal olmasıyla ağır bir can ve mal bedeli ödediğine inanıyor. Bu bedelin, Rusların veya Çinlilerin, gerek 1 trilyon dolar değerinde olduğu tahmin edilen nadir minarel kaynaklarını ele geçirerek, gerekse Bagram Hava Üssü'nü kontrol ederek veya terör örgütlerinin Afganistan sahnesine geri dönmesine izin vererek, bu bedelden faydalanmaları için ödenmediğini düşünüyorlar.

gt
Başkan Trump ve Putin, Ukrayna'daki savaşı sona erdirmeyi görüşmek üzere bir araya geldikleri zirvede el sıkışıyor, 15 Ağustos, Alaska, ABD (Reuters)

Rusya, yakın zamanda Taliban'ı Afganistan'ın meşru hükümeti olarak resmen tanıyan ilk ülke oldu. Taliban, Batılı yetkililer ve çoğu komşu ülkeyle görüşmelerini sürdürse ve Avrupalı misyonlar Kabil'de diplomatik temsilciliklerini sürdürse de yalnızca Moskova onu alenen tanımayı seçti. Bu arada, Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan gibi Rusya'nın Orta Asyalı müttefikleri de Kabil ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini yoğunlaştırarak ticaret anlaşmaları imzaladılar ve yeni lojistik rotalar oluşturdular. Rusya'nın en önemli savunma müttefiki ve en büyük petrol alıcısı olan Hindistan, Taliban Dışişleri Bakanı’na resmi bir davet gönderdi ve Afgan hükümetini tamamen tanımaya yakın görünüyor.

Rusya Afgan meselelerinde tarihi bir oyuncu. 17. yüzyıldan beri, Peter Hopkirk'ün çığır açan eserinde tanımladığı gibi “Büyük Oyun” kapsamında bu önemli ülkede İngiltere ile uzun bir nüfuz mücadelesine girişti. Afganistan, Orta Asya'yı Güney ve Doğu Asya'ya bağlayan kara parçasının merkezindeki hayati coğrafi konumu sebebiyle, İngiliz ve Rus imparatorlukları arasındaki rekabetin merkezindeydi. En önde gelen Amerikan dış politika teorisyenlerinden Zbigniew Brzezinski, Avrasya bloğunu kontrol etmenin küresel hakimiyetin anahtarı olduğuna inanıyordu ve bu ilke daha sonra Henry Kissinger tarafından da benimsendi. 1950'ler ve 60'larda Kissinger, Afganistan'a yönelik Amerikan politikasını şekillendirmek için Pakistan'ı birkaç kez ziyaret etti. Yazılarında, İslamabad ile kurduğu stratejik ilişki olmadan Çin'e yönelik kapsamlı Amerikan erişiminin mümkün olmayacağını ve bunun kendisine Pekin'e giden yolu açtığını belirtir.

Çin bugün, Vahan Koridoru boyunca bir kara ve demir yolu ağı inşa ederek ve ülkenin kuzeyinde maden ve gaz çıkarmaya başlayarak Afganistan'daki en büyük yatırımcı haline geldi. Bu bağlamda, Pekin doğrudan bir güvenlik tehdidiyle karşı karşıya, zira 1990'lardaki ilk Taliban yönetimi Çin'e muhalif Uygur savaşçılarına destek vermişti. Bu senaryonun tekrarlanmasını önlemek için Pekin, yıllar önce yabancı yatırımlar, Kabil'in Çin karşıtı Türk hareketine desteğini sonlandırmasını öngören bir anlaşma yoluyla Taliban'ı ikna edip, yanına çekmeye çalıştı. Kabil'deki Çin Mahallesi, hızla büyüyor ve Çin mallarıyla dolup taşan hareketli bir pazara sahip. Ticari varlığının yanı sıra Pekin, ülke içindeki nüfuzunu artırmak amacıyla birçok yerel medya kuruluşuna fon sağlıyor. Ayrıca, Afganistan'ın kara ve demir yolu ağlarını hem İran'a hem de Pakistan'a bağlama sözü verdi ve bu hamle, Asya'nın kalbindeki stratejik konumunu sağlamlaştırma hedefini yansıtıyor.

Taliban'ın 1 trilyon dolar değerinde olduğu tahmin edilen madenleri kontrol etmesiyle birlikte jeopolitik, Trump'ın Ruslar ve Çinliler karşısında öne geçmeye çalıştığı “altına hücum” yarışı kadar önemli hale geldi

Trump'ın üst düzey güvenlik yetkililerini Kabil ve Abu Dabi'ye göndermesi, Amerikan şirketlerinin Orta Asya'dan Güney Asya'ya uzanan kara ve hava lojistik sözleşmelerini güvence altına almaya çalıştığı daha geniş kapsamlı bir stratejinin parçası. Bu hamle aynı zamanda Çin'in Afganistan'da hızlanan genişlemesini kontrol altına almayı da amaçlıyor; zira bu genişleme Pekin'in hem Pakistan hem de İran'daki nüfuzunu artırabilir. Eylül ayında Pakistan ve ABD, Mareşal Asım Münir ve Başkan Trump arasında Beyaz Saray'da doğrudan müzakere edilen bir maden anlaşması imzaladı.

Afgan savaşının Amerikalı gazilerinin teşvikiyle Trump, şimdi Taliban'ı benzer bir anlaşmaya zorlamaya çalışıyor ve Bagram Hava Üssü'nü önemli bir jeopolitik merkeze dönüştürme olasılığını ima ediyor. Gelecekteki olası bir çatışmaya hazırlık olarak, üssün konumunun, özellikle Çin sınırına yakınlığının stratejik öneminin altını da çizdi. Trump’ın Taliban ile ilişkilerde sık sık havuç-sopa yaklaşımını kullandığı biliniyor. Nitekim harekete bağlı Kandahar'daki Şura Konseyi ile Doğu Afganistan'da önemli bir nüfuza sahip olan Hakkani örgütü arasında bir anlaşmazlık yaratmak amacıyla BAE'nin arabuluculuğuna başvurdu. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Trump, hareketin kanatlarından birini yanına çekerek madencilik sektörü ile ilgili bir anlaşmanın ve DEAŞ-Horasan'a karşı birleşik bir cephe kurulmasının önünü açmayı umuyor.

scdfrg
ABD ordusu, 20 yıllık işgalin ardından 31 Ağustos 2021'de Afganistan'dan çekildi (AFP)

Buna paralel olarak, ABD, Rusya'nın en büyük askeri üslerini maden ve enerji zengini Türkmenistan ve Kazakistan yakınlarındaki Tacikistan'da bulundurduğu Orta Asya'da hassas bir denge oyunu yürütmeye devam ediyor. Washington, Pekin ve Moskova aleyhine bu iki ülkedeki varlığını güçlendirmeye çalışıyor.

ABD, dikkat çekici bir hamleyle, CIA ve Savunma Bakanlığı'na, başta Ahmed Mesud liderliğindeki Ulusal Direniş Cephesi olmak üzere Afgan direniş gruplarına destek sağlama yetkisi veren yasayı sessizce onayladı. Ancak söz konusu yasa, bu grupların, daha önce Washington tarafından desteklenen eski Ulusal Güvenlik Güçleri'nden unsurlar içermesini şart koşuyor. Bu hamle, Taliban'ın iş birliği yapmayı reddetmeye devam etmesi halinde ABD'nin Mesud ve müttefik komando birliklerini desteklemeye yönelebileceğine işaret ediyor.

Son üç yüzyılda çok az şey değişti; Afganistan, İngilizler ve Ruslardan, Amerikalılar ve Çinlilere kadar her zaman büyük güç rekabetinin odak noktası oldu. Nedeni de ya kritik coğrafi konumu ya da Asya'nın ana yollarını birbirine bağlayan hayati öneme sahip çevresi oldu. Taliban'ın değeri 1 trilyon dolar olduğu tahmin edilen madenleri kontrol etmesiyle birlikte jeopolitika, Trump'ın Ruslar ve Çinliler karşısında öne geçmeye çalıştığı “altına hücum” yarışı kadar önemli hale geldi.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarfından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Kamala Harris'in konutuna giren kadını güvenlik görevlileri durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Kamala Harris'in konutuna giren kadını güvenlik görevlileri durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yerel haberlere göre eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in Malibu'daki evine, bir kadının davetsiz şekilde mülke girdiği ihbarının ardından polis çağrıldı.

Harris'in sözcüsünün, eski başkan yardımcısının güvenlik ekibinin mülke "yasadışı şekilde giren bir kişiyi eve ulaşmadan durdurduğunu" TMZ'ye doğruladığı bildirildi.

Sözcü, olay sırasında ne Harris'in ne de Emhoff'un evde olduğunu söyledi.

Sözcü, TMZ'ye "Harris ve Emhoff, hızla müdahale eden güvenlik görevlileriyle kolluk personeline minnettar" dedi.

Los Angeles County Şerif Departmanı (LASD), TMZ'ye olayın saat 22.30 sıralarında eski başkan yardımcısının evinde meydana geldiğini söyledi. LA Times da bu bilgiyi doğruladı.

Mülke izinsiz giren kadın, buradan kendi isteğiyle ayrılmayı kabul etti. Kolluk kuvvetlerine dayandırılan LA Times ve TMZ haberlerine göre kadın gözaltına alınmadı.

LASD Teğmeni Jason Duron, LA Times'a "Güvenliği sağlamak amacıyla mülk çevresindeki devriyeleri artırıyoruz" dedi.

Harris ve Emhoff, Malibu'daki evlerini geçen yıl satın aldı. Evin değerinin 8 milyon doların üzerinde olduğu bildirildi.

Eski başkan yardımcısı ve eşinin evlerine daha önce de davetsiz misafirler gelmişti.

KTLA'nın haberine göre Ocak 2025'te, Harris'in Brentwood'daki eski evinde olası bir hırsızlık ihbarının ardından sokağa çıkma yasağının uygulandığı saatlerde iki kişi gözaltına alınmıştı. Sokağa çıkma yasağı, o sırada kenti kasıp kavuran Palisades ve Eaton yangınları nedeniyle uygulanıyordu.

İki kişi de tutuklanmamış ve suç işlediklerini gösteren bir kanıt bulunamamıştı.

Independent Türkçe


Kedi yuvasından lüks eve: Trump'ın doğup büyüdüğü ev satıldı

Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
TT

Kedi yuvasından lüks eve: Trump'ın doğup büyüdüğü ev satıldı

Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)

Donald Trump'ın çocukluğunu geçirdiği ev tadilat gördükten sonra yaklaşık 2 milyon dolara satıldı. Tadilattan önce ev küf içinde kalmış bir kedi yuvasıydı.

ABD Başkanı 4 yaşına kadar New York'un Queens bölgesindeki bu Tudor tarzı evde yaşamıştı. Evi, müteahhit babası Fred Trump, 1940'ta varlıklıların yaşadığı Jamaica Estates semtinde inşa ettirmişti.

80 yaşındaki Başkan, şöhretini ve servetini siyasete taşımadan önce gayrimenkul sektöründe zenginleşmiş; Manhattan'da kendi adını taşıyan Trump Tower'ı inşa ettirip onlarca yıl orada yaşamıştı.

Başkanlık döneminde ise kendi konutunda da bir yenileme sürecini yönetiyor. Beyaz Saray'a devasa bir balo salonu ekletiyor ve Oval Ofis'i, kendi mülklerinin ve estetik anlayışının alameti farikası olan altın kaplama dekorasyon öğeleriyle donatıyor.

İsmi açıklanmayan bir alıcının temmuzda sözleşme imzalamasının ardından, 1,93 milyon dolarlık satış bedeli cuma günü emlak sitelerinde görüldü.

Evi satan Tommy Lin, 5 yatak odalı ve üç banyolu mülkü, yıllarca boş ve bakımsız kaldıktan sonra geçen yıl 835 bin dolara satın almıştı.

New York Post'un haberine göre müteahhit Lin; profesyonel donanımlı bir mutfak, balıksırtı desenli ahşap zeminler ve spa konforunda banyolar gibi özelliklerin eklendiği 8 aylık bir iç mekan yenileme çalışması için 500 bin dolar daha harcadı.

Zillow verilerine göre ev, son yıllarda birkaç kez el değiştirdi. Bu satışlardan biri, Trump'ın 2017'de başkan olmasından birkaç ay sonra 2,14 milyon dolara gerçekleşmişti.

Alıcı, Trump Birth Home LLC adlı bir şirketti ve ev kısa süreliğine Airbnb'de kiraya sunulmuştu. Airbnb ilanında evde Trump'ın gerçek boyutlu karton maketleri, Gökdelen İmparatoru Genç Milyarder Trump: İş Bitirme Sanatı (The Art of the Deal) adlı kitabının kopyaları ve Trump'ın yer aldığı çerçeveli bir People kapağı gibi eşyalar da bulunuyordu.

Ev 2019'da 2,9 milyon dolarlık bir fiyatla yeniden satışa çıkarılmış ancak Lin satın alana kadar alıcı bulamamıştı.

Post'un haberine göre bu süre zarfında ev bakımsız hale gelmişti. Patlayan bir boru nedeniyle su hasarı ve küf oluşmuş, Trump'ın ilk yıllarını geçirdiği yerde sokak kedileri mesken tutmuştu.

Independent Türkçe


Kiev’den Varşova’ya giden trene yönelik Rus saldırısı sonrası Polonya’da endişe

Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
TT

Kiev’den Varşova’ya giden trene yönelik Rus saldırısı sonrası Polonya’da endişe

Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)

Rus ordusu, dün Polonya sınırındaki Ukrayna topraklarında seyir halindeki bir yolcu trenine insansız hava aracıyla (İHA) saldırdı. Ukrayna Demiryolları şirketi daha sonra yaptığı açıklamada, saldırının hedefinde Batılı diplomatlar ve eski siyasetçilerin bulunmuş olabileceğini değerlendirdi.

Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)

Polonya Başbakanı Donald Tusk, olayın ardından düzenlenen kriz yönetimi toplantısında yaptığı açıklamada, “Rusya tarafından gerçekleştirilen gerilim artık bir gerçek ve bunun örnekleri her zamankinden daha fazla sınırlarımıza yaklaşıyor” ifadelerini kullandı.

Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski ise X platformunda yaptığı paylaşımda, “Putin gerilimi artırıyor” ifadelerini kullandı.

Ukrayna Demiryolları, Kiev’den Varşova’ya giden yolcu treninin lokomotifinin dün Yahodyn sınır istasyonunda saldırıya uğradığını bildirdi. Şirket, yolcuların zamanında tahliye edildiğini ve olayda kimsenin yaralanmadığını açıkladı. Ukrayna hava sahasının kapalı olması nedeniyle Kiev’e giden Batılı siyasetçiler de Polonya ile Ukrayna arasındaki demiryolu hattını kullanıyor.

Ukrayna Demiryolları: Diplomatları taşıyan tren de yakındaydı

Ukrayna Demiryolları dün yaptığı açıklamada, diplomatları taşıyan bir trenin saldırıdan kısa süre önce Yahodyn istasyonunda durduğunu bildirdi. Trende, aralarında bazı Avrupa Birliği ülkelerinden güvenlik danışmanlarının yanı sıra eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın da bulunduğu önde gelen Avrupalı eski siyasetçilerin yer aldığı belirtildi. Johnson, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalini başlattığı Şubat 2022’de İngiltere Başbakanı olarak görev yapıyordu. Söz konusu grup, bir gün önce Kiev’de düzenlenen bir konferansa katılmıştı.

Saldırı sırasında istasyonda bulunan bir başka trende ise ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Direktörü David Petraeus’un bulunduğu öne sürüldü.

Ukrayna Demiryolları, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, “Rus İHA’sının asıl hedefinin diplomatları taşıyan tren olması da tamamen mümkün” değerlendirmesinde bulundu. Şirket, trenin Rus saldırısı tehdidi nedeniyle sefer tarifelerinde yapılan acil değişiklikler kapsamında planlanandan daha erken istasyondan ayrıldığını belirtti. Ukrayna Demiryolları, savaş nedeniyle tren seferlerinin zaman çizelgelerinin sürekli olarak değiştirildiğini kaydetti.

Boris Johnson ise Rus saldırısının Moskova’nın savaşta izlediği yaklaşımın bir başka örneği olduğunu söyledi.

Johnson, X platformundaki paylaşımında, “Putin’i bu sabah Polonya sınırında duran Ukrayna lokomotifini havaya uçurmaya iten çarpık mantığın ne olduğunu bilmiyorum. Ancak kesin olarak söyleyebileceğimiz şey, bu tür rastgele ve anlamsız saldırıların Ukraynalıların her gün maruz kaldığı saldırılar olduğudur” ifadelerini kullandı.

Moskova saldırıları doğruladı

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’nın batısındaki demiryolu altyapısına yönelik saldırılar düzenlendiğini doğruladı. Moskova, söz konusu altyapının Avrupa ülkelerinden Ukrayna’ya askeri sevkiyatların yapılmasını kolaylaştırdığını savundu.

Hava saldırısı tehdidi nedeniyle Polonya tarafındaki iki sınır kapısında işlemler geçici olarak durduruldu. Birkaç yüz kişi kısa süreliğine tahliye edildi. Öğle saatlerine gelindiğinde ise sınırdaki durum yeniden normale döndü.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy daha önce yaptığı açıklamada, Rusya’nın Polonya-Ukrayna sınırı yakınındaki Volın bölgesine düzenlediği saldırıların bir lokomotifin alev almasına ve bir akaryakıt istasyonunun zarar görmesine yol açtığını bildirmişti.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha da Moskova’ya karşı daha ağır sonuçlar uygulanması çağrısında bulundu. Sibiha, X platformunda yaptığı paylaşımda, Polonya-Ukrayna sınırına yönelik Rus saldırılarının yalnızca Ukrayna’nın uluslararası sınırlarına yönelik saldırıların devamı olmadığını belirtti.

Sibiha, “Bu, Putin’in Avrupa Birliği ve NATO’nun kapısını doğrudan çalan terörüdür. Rus barbarlar kapınızda, sevgili ortaklarımız” ifadelerini kullandı.

Johnson ise Batılı ülkeleri, Ukrayna’ya verdiği desteğin yetersiz olduğunu düşündüğü gerekçesiyle eleştirdi.

İngiltere Eski Başbakanı, “Onlara ihtiyaç duydukları hava savunma sistemlerini ne zaman vereceğiz? Putin’in dondurulmuş varlıklarını neden serbest bırakıp Ukrayna’ya vermiyoruz? Belçika’daki bir banka hesabında 140 milyar avrodan (163 milyar dolar) fazla, Londra’da ise yaklaşık 10 milyar sterlin (13,5 milyar dolar) bulunuyor. İngiltere bu konuda öncülük edebilir” dedi.

Ukrayna, Batılı ülkelerin desteğiyle dört buçuk yılı aşkın süredir Rusya’nın işgaline karşı mücadele ediyor. Rusya’nın saldırıları, demiryolu hatlarında ve istasyonlarda sık sık can kayıplarına ve hasara yol açıyor.