Hindistan'ın stratejik bağımsızlığı ve Moskova ile Washington arasında denge kurma çabası

Rus ve Hint yetkililerin açıklamalarında ABD'nin Hindistan üzerindeki baskısından bahsetmemeleri dikkati çekti

Yeni Delhi'de Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in fotoğraflarının önünde bisiklet süren bir adam, 4 Aralık 2025 (Reuters)
Yeni Delhi'de Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in fotoğraflarının önünde bisiklet süren bir adam, 4 Aralık 2025 (Reuters)
TT

Hindistan'ın stratejik bağımsızlığı ve Moskova ile Washington arasında denge kurma çabası

Yeni Delhi'de Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in fotoğraflarının önünde bisiklet süren bir adam, 4 Aralık 2025 (Reuters)
Yeni Delhi'de Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in fotoğraflarının önünde bisiklet süren bir adam, 4 Aralık 2025 (Reuters)

Samir İlyas

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Hindistan ziyareti, Yeni Delhi'nin çok kutuplu dünyada ‘Önce Hindistan’ çerçevesinde süper güçlerle ilişkilerinde ‘stratejik bağımsızlık’ ilkesini ısrarla sürdürdüğünü bir kez daha gösterdi.

Putin, Ukrayna'daki savaşın başlamasından bu yana Yeni Delhi'ye gerçekleştirdiği bu ilk ziyaretinde sıcak bir şekilde karşılandı. Havaalanında kendisini bekleyen Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından gayri resmi bir toplantı için konutuna götürüldü. Ertesi gün, iki lider ikili bir toplantı ve her iki ülkenin heyetleriyle başka görüşme gerçekleştirdi. Rus ve Hint iş adamları için bir ekonomi forumuna katıldı.

Ziyaretin sonunda yayınlanan ortak bildiride, atom enerjisi ve silahlanma dahil olmak üzere ekonomi, ticaret ve enerji alanlarında ilişkilerin geliştirilmesine odaklanıldı. İki ülke, Sovyet döneminden beri güçlü olan ikili ilişkilerini güçlendirmek için 29 anlaşma ve iş birliği mutabakatı imzaladı.

Putin ve Modi'nin açıklamalarında ekonomik iş birliği ve ticaretin mümkün olan en kısa sürede 100 milyar dolara çıkarılmasının planlandığı öğrenilirken, savunma ve güvenlik konuları da müzakere masasındaydı. Ziyaret öncesinde ve sırasında bazı önemli anlaşmaların imzalandığı duyuruldu. Putin, ülkesinin güvenilir bir enerji kaynağı olduğunu ve Hindistan'ın tüm ihtiyaçlarını karşılamaya devam edeceğini vurguladı. Hindistan'ın Rusya'ya ihracatını artırmayı ve ticaretteki dengesizliği azaltmayı istediklerine işaret eden Modi, ülkesinin dünyanın önde gelen ilaç üreticilerinden biri olduğunu belirtirken, ülkesinin diğer birçok sektördeki ilerlemesini övdü.

Trump, Hindistan'ı Rusya'dan petrol satın aldığı için cezalandırmak amacıyla gümrük vergilerini yüzde 50'ye çıkardı ve Yeni Delhi'ye daha fazla Amerikan silahı satın alması için baskı yaptı.

Bu ziyaret, Rusya’nın Batı’nın izolasyon iddialarını çürütmesine olanak sağlarken, Hindistan'a da ABD ile devam eden ticaret anlaşması müzakerelerinde ilave bir koz verdi.

Öte yandan Putin'in Hindistan’da sıcak bir şekilde karşılanması ve tüm alanlarda Rusya ile daha derin bir iş birliği yapılacağına dair yapılan açıklamalar, Hindistan'ın dünya güçleriyle ilişkilerinde ‘stratejik bağımsızlık’ ilkesini sürdüreceği yönünde Donald Trump yönetimine güçlü bir mesaj gönderdi. Ziyaretin sonuçları, Yeni Delhi’den Trump yönetimine yeni bir meydan okumayı temsil ediyordu. Bu durum, daha önce Rusya-Hindistan askeri iş birliği ve Rusya'nın Hindistan'a petrol ihracatının artmasından duyduğu memnuniyetsizliği açıkça gösteren Trump yönetimi ile Yeni Delhi arasındaki gerilimi tırmandırabilir.

Geçen mayıs ayında Hindistan ve Pakistan arasında yaşanan kısa süreli savaşın ardından Trump yönetimi ile Yeni Delhi arasındaki ilişkilerin tarihinin en düşük noktasına ulaştı. Bununla birlikte Washington İslamabad ile yakınlaştı ve Trump, Hindistan'ın Rusya'dan petrol almasını cezalandırmak için Hindistan'a uygulanan gümrük vergilerini yüzde 50'ye çıkararak, Yeni Delhi'ye daha fazla ABD silahı satın alması için baskı yaptı. Washington, Hindistan'ı Rus petrolü alımlarını artırarak Rusya’nın Ukrayna'ya karşı savaşını desteklemekle suçluyor.

Ancak Hindistan, Ukrayna'daki savaşa karşı temkinli bir tutum sergileyerek, müzakere yoluyla savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunurken, Moskova'yı kınamayı reddediyor ve onunla ilişkilerini güçlendirmeye istekli davranıyor. Hatta Hindistan, Birleşmiş Milletler'de (BM) savaşı kınayan kararların oylamasında çekimser kaldı.

frg
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Yeni Delhi'deki resmi karşılama töreninde Hindistan Cumhurbaşkanı Droupadi Murmu ile Başbakan Narendra Modi arasında, 5 Aralık 2025 (Sputnik/Reuters)

Rusya, ucuz ham petrol fiyatlarından yararlanan Hindistan ile petrol ticaretini sürdüreceğini düşünürken, Hindistan ucuz ham petrol ihtiyacını ABD'nin gümrük vergileri ve yaptırımlarından kaçınma çabasıyla dengelemek zorunda kalıyor.

Hindistan, tarihsel olarak Rus petrolünün önemli bir ithalatçısı olmamıştır ve Rusya'nın Ukrayna'daki savaşından önce Rus petrol ihracatındaki payı %2,5'i geçmemiştir. 2022'de savaşın başlamasının ardından Hindistan, Rusya’dan deniz yoluyla taşınan petrolün en büyük alıcısı haline geldi.

Enerji ve Temiz Hava Araştırmaları Merkezi'nin (CREA) 13 Aralık tarihli raporuna göre geçtiğimiz ay Rusya'nın petrol ihracatında Çin yüzde 47 ile ilk sırada yer alırken, onu yüzde 38 ile Hindistan izledi. Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) ise yüzde 6 ile üçüncü sırayı paylaştı.

İki ülkenin enerji ve silah alanlarının ötesinde iş birliğini artırmak için bu ziyareti kullanma isteğinin bir göstergesi olarak, Modi ve Putin geçtiğimiz cuma günü özel şirketleri çekmek için bir iş forumuna katıldı. Putin ve Modi, ikili ticaretin hacmini yıllık 68 milyar dolardan 2030 yılına kadar 100 milyar dolara çıkarmayı ve yerel para birimleriyle ödeme sistemlerini iyileştirmeyi hedeflediklerini açıkladılar. Putin, iki ülke arasındaki ikili ticaretin yüzde 96’sının yerel para birimleriyle yapıldığını belirtti.

Yerel para birimleriyle ticaret hacminin artırılması, Moskova'ya Hindistan şirketlerine petrol satışlarından elde ettiği gelirle Hindistan rupisi cinsinden Hindistan ürünleri satın alma fırsatı veriyor. Rusya'nın en büyük ikinci bankası VTB, ziyaretin yan etkinliği olarak Yeni Delhi'de bir şube açtı ve Ruslar, banka şubesinin açılmasının SWIFT sistemine alternatif transfer sistemleri aracılığıyla iki ülke arasındaki ikili ticareti ve şirketler arasındaki hesapları artırmaya katkıda bulunacağını umuyor.

Savaşın başlamasından bu yana ticarette istikrarlı bir büyüme olmasına rağmen, ticaret dengesi büyük ölçüde Rusya'nın lehine. Geçen yılın mali tablosuna göre Rusya Hindistan'a yaklaşık 60,8 milyar dolarlık ürün ihraç ederken, Hindistan'dan 4,2 milyar dolarlık ilaç, pirinç, çay ve diğer malları ithal etti.

Moskova'nın Hindistan'a gerekli silahları tedarik etmeye açık olmasına rağmen, yeni anlaşmaların tamamlanması gecikebilir. İki ülke arasındaki ikili ticaret, 2020'de sadece 8,1 milyar ABD doları iken, bu yılın mart ayı sonlarında 68 milyar ABD dolarına yükseldi. Bu keskin artış, Hindistan'ın indirimli Rus petrolü alımlarındaki yükselişten kaynaklanıyor.

Bu durum, dengeleri önemli ölçüde Rusya'nın lehine çevirdi. Bu durumu düzeltmeye çalışan Modi, ABD’nin gümrük vergilerinden etkilenen Hint ihracatçıların, Rusya pazarına erişimini artırmak amacıyla Hindistan’ın deniz ürünleri ve gıda ürünlerinin yanı sıra teknoloji, giyim ve diğer malların ihracatını artırmayı umuyor. Hindistan’ın umutlarına rağmen, Rusya pazarına erişim kolay olmayacak. Yerli ürünler ve Çin malları rekabetçi fiyatlarla piyasada yaygın olarak bulunuyor ve Hint ihracatçılar için pazarlanabilir ürünlerin listesi oldukça daralıyor.

Savunma

Silah alımı, geçtiğimiz yüzyıldan bu yana iki ülke arasındaki geleneksel iş birliğinin en önemli alanlarından biri olsa da son yıllarda bu alanda bir düşüş görülüyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) raporuna göre Rusya'nın Hindistan'ın savunma alımlarındaki payı, 2010 ile 2015 yılları arasında zirveye ulaşarak savunma alım portföyünün yüzde 72'sini oluşturduktan sonra düşmeye devam etti. SIPRI’ye göre Hindistan'ın Rusya'dan silah ithalatı 2020 ile 2024 yılları arasında toplam alımların yüzde 36'sına geriledi.

Hindistan, silahlanma konusunda ABD, Fransa ve İsrail'e olan bağımlılığını artırdı ve son yıllarda Rusya ile önemli bir silah anlaşması imzalamadı.

Bu düşüş, büyük ölçüde Hindistan'ın savunma portföyünü çeşitlendirme ve yerel üretimi teşvik etme çabasının bir sonucu olsa da Hindistan savunması büyük ölçüde Rus yapımı S-400 savunma sistemlerine bağımlı. Hindistan Hava Kuvvetleri'nin birçok filosu MiG-29 ve Suhoy Su-30 uçaklarını kullanıyor. Hindistan'ın, güncellenmiş S-500 savunma sistemleri ve beşinci nesil Su-57 savaş uçağı satın almakla ilgilendiği bildiriliyor. Geçtiğimiz bahar Pakistan ile yaşanan kısa süreli çatışmadan alınan dersler, Hindistan'ı Rusya ile askeri iş birliğini artırmaya itmiş olabilir.

Moskova, Hindistan'a ihtiyaç duyduğu silahları tedarik etmeye açık olsa da yeni anlaşmaların tamamlanması gecikebilir. Rusya, Batı'nın yaptırımları ve Ukrayna’daki savaş nedeniyle hava savunma sistemleri ve uçakların üretimi için gerekli olan önemli bileşenlerde sıkıntı yaşıyor. Raporlara göre bazı S-400 savunma sistemi birimlerinin teslimatı için verilen son tarih 2026'ya ertelendi.

2022 yılında 300 bin yedek askerin kısmi seferberliği, askere alınmaktan korkan gençlerin kitlesel göçüne yol açtı ve bu da krizi daha da şiddetlendirdi.

İki ülke, havacılık ve hava savunma alanındaki iş birliğinin yanında denizcilik alanında da iş birliğini geliştirmeye çalışıyor. Bloomberg, geçtiğimiz perşembe günü bilgili kaynaklardan aktardığı haberde, Hindistan'ın Rusya’dan nükleer enerjili bir denizaltıyı kiralamak için 2 milyar dolar ödemeyi kabul ettiğini ve Hindistan'ın denizaltıyı 2028 yılında teslim alacağını bildirdi. Bloomberg'in bilgili olarak nitelendirdiği kaynaklar, Rusya'dan saldırı denizaltısını kiralamak için yapılan görüşmelerin fiyat müzakereleri nedeniyle yıllardır durma noktasına geldiğini söyledi. Hindistan hükümeti daha sonra sözleşmenin 2019 mayısında imzalandığını, ancak teslimatın ertelendiğini ve geminin artık 2028'de teslim edilmesinin planlandığını açıkladı. Bloomberg’in kaynaklarına göre Rusya, Rus saldırı denizaltısının savaşta kullanılmamasını şart koştu.

sdfg
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Yeni Delhi'deki görüşmeleri öncesinde kameralara poz verirken, 5 Aralık 2025 (Sputnik/Reuters)

Rusya ve Hindistan arasındaki askeri iş birliğinin artmasına ABD ile Avrupa'nın tepkisinin yanı sıra, Hindistan'a gelişmiş silahlar sağlanması Çin'i kışkırtıyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Rusya ve Hindistan'ın belirli türdeki gelişmiş silahları ortaklaşa geliştirmesi halinde, Rusya-Çin ilişkileri zarar görebilir.

Hindistan’ın işgücü

İki lider, yasadışı göçle mücadele etmek ve her iki ülkenin vatandaşları için diğer ülkede istihdam fırsatlarını teşvik etmek amacıyla bir anlaşma imzaladı.

Modi, ziyaretin sonunda yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Hindistan, sanayi ve diğer alanlarda yüksek vasıflı insan kaynağı ihraç etme potansiyeline sahip. Rusya’daki demografik önceliklerden bahsederken, vatandaşlarımızın Rusça öğrenmesine izin verebilir ve her iki ülkenin refahına katkıda bulunabiliriz.”

Anlaşmanın öncelikle daha fazla Hint işçiyi Rusya'ya çekmeyi amaçladığı açık. Anlaşma çerçevesinde bazı Rus şirketleri, 2024 ilkbaharında Moskova'daki Crocus City Hall'da meydana gelen terör saldırısı ve ardından çoğunluğu Müslüman ülkelerin vatandaşlarına yönelik uygulanan baskılar nedeniyle, Orta Asya'dan gelen işgücündeki azalmayı telafi etmek için belirli alanlarda Hint işçiler ve iş profesyonellerini istihdam etmeye başladı.

Rusya’nın Hint işçilere kapılarını açması, ciddi bir işgücü eksikliğinden kaynaklanıyor. 2022 yılında 300 bin yedek askerin kısmi seferberliği, askere alınmaktan korkan gençlerin kitlesel göçüne yol açtı ve bu da krizi daha da şiddetlendirdi. Rusya Çalışma Bakanlığı'nın tahminlerine göre ülkenin 2030 yılına kadar 3,1 milyon işçi açığı ile karşı karşıya kalması bekleniyor.

Rus şirketleri teknik eğitimli işçiler arıyor. Orta Asya vatandaşlarının aksine, Hintler tek bir bölgedeki tek bir işverenle sözleşme yaparlar ve daha yüksek ücretler için sık sık iş değiştirme özgürlüğüne sahip olmazlar.

Hindistan iş gücünün artması, Rusya'dan Hindistan'a para transferleri için yeni bir kanal açarak, yurt içi işsizlik baskısını hafifleterek ve Hindistan'ın Rusya’nın Uzak Doğu ve Arktik bölgelerindeki projelere katılımını genişleterek, ikili ticaret dengesizliğini düzeltmeye yardımcı olabilir.

Rus ve Hint yetkililerin açıklamalarında, ABD'nin Hindistan'a, özellikle enerji ve savunma sektörlerinde Rusya ile iş birliğini azaltması için yaptığı baskıdan bahsetmemeleri dikkati çekti.

Ancak ziyaretin sonuçları, Modi'nin ülkesinin Rusya ve ABD ile ilişkilerini dengeleme çabalarını baltalayabilir. Hindistan, Rusya’nın petrol fiyatlarındaki büyük indirimlerden yararlanırken, Rusya Hindistan'a yeni bir pazar sağlıyor ve Pakistan ile kısa süreli çatışmanın ardından savunmasını güçlendirmesine yardımcı oluyor. Yeni Delhi, Moskova ile ‘özel ve ayrıcalıklı stratejik ortaklığını’ sürdürmeye çalışıyor.

Bunun yanında ABD ile gergin olan ilişkileri düzeltmek, bir ticaret anlaşması imzalamak ve mallarına uygulanan yüzde 50'lik yüksek gümrük vergilerinden muafiyet elde etmek için çalışıyor. Hindistan ayrıca Çin'e baskı uygulamak isteyen ABD'nin politikalarına da uyum sağlıyor.

Putin'in ziyareti sırasında imzalanan anlaşmalar ve oluşan olumlu atmosfere rağmen, pratik sonuçlar büyük ölçüde Trump yönetiminin tepkisinin niteliğine bağlı olmaya devam ediyor.

Putin'in ziyareti sırasında imzalanan anlaşmalar ve oluşan olumlu atmosfere rağmen, pratik sonuçlar büyük ölçüde Trump yönetiminin tepkisinin niteliğine bağlı olmaya devam ediyor. Beyaz Saray'ın Hindistan ile ticaret müzakerelerinde sergilediği katı tutum ve Hindistan-Rusya yakınlaşmasının hızını frenlemek için verdiği tavizler, Modi'yi pragmatik yaklaşımla çözülemeyecek zor bir duruma sokabilir. Zira bu durumda ikisi arasında yapılacak olan seçim karmaşık jeopolitik ve ekonomik hesaplamalara tabi olacaktır.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



İsrail, Batı Şeria ile birlikte Kudüs'ü tamamen ele geçirmek istiyor

Dün Ramallah'ın kuzeyindeki Ummu Safa Köyü’nde kendi arazisinde çalışan bir Filistinli (AFP)
Dün Ramallah'ın kuzeyindeki Ummu Safa Köyü’nde kendi arazisinde çalışan bir Filistinli (AFP)
TT

İsrail, Batı Şeria ile birlikte Kudüs'ü tamamen ele geçirmek istiyor

Dün Ramallah'ın kuzeyindeki Ummu Safa Köyü’nde kendi arazisinde çalışan bir Filistinli (AFP)
Dün Ramallah'ın kuzeyindeki Ummu Safa Köyü’nde kendi arazisinde çalışan bir Filistinli (AFP)

İsrail’in dün açıklanan planları, işgal altındaki toprakların sınırlarını 1967 öncesi savaş sınırlarına kadar genişleterek Kudüs'te daha fazla toprak ele geçirmeyi hızlandırma yönünde resmi bir istek olduğunu ortaya koydu.

İsrail basını, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria'da toprak ele geçirilmesine de izin veren benzeri görülmemiş bir kararından bir gün sonra bunun olduğunu ortaya çıkardı.

Filistin, Arap ve Avrupa ülkeleri ve örgütleri, İsrail'in Batı Şeria topraklarını ‘devlet mülkiyeti’ adı altında ilhak etme kararını kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, bunların ‘işgal altındaki Batı Şeria'da yeni bir hukuki ve idari gerçeklik dayatmayı amaçlayan planlar’ olduğunu belirtti. Bakanlık, ‘İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ vurguladı.

Yedioth Ahronoth gazetesine göre Binyamin bölgesindeki Adem yerleşim biriminde (Givat Benjamin) teşvik edilen bir genişleme planı, Kudüs'ün sınırlarını genişletmeyi amaçlıyor. Bu hamle, şehre fiilen egemenlik kurarak işgalin kapsamını genişletecek.

Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak, Filistin Yönetimi'nin Filistinlilerin topraklarındaki kararlılığına güvenmekten ve uluslararası hukuka ve uluslararası meşru kararlara bağlı kalarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), uluslararası mahkemeler ve diplomatik kanallara başvurarak İsrail’in bu işgaline karşı koymaktan başka seçeneği olmadığını söyledi.


ABD ambargosu nedeniyle kamyonların çalışamaması sonucu Havana'da çöp yığınları oluştu

ABD baskısı nedeniyle giderek büyüyen enerji krizi ortamında Kübalılar, Havana'da yolcu taşıyan özel araca binmek için sıraya giriyor, 6 Şubat 2026 (AFP)
ABD baskısı nedeniyle giderek büyüyen enerji krizi ortamında Kübalılar, Havana'da yolcu taşıyan özel araca binmek için sıraya giriyor, 6 Şubat 2026 (AFP)
TT

ABD ambargosu nedeniyle kamyonların çalışamaması sonucu Havana'da çöp yığınları oluştu

ABD baskısı nedeniyle giderek büyüyen enerji krizi ortamında Kübalılar, Havana'da yolcu taşıyan özel araca binmek için sıraya giriyor, 6 Şubat 2026 (AFP)
ABD baskısı nedeniyle giderek büyüyen enerji krizi ortamında Kübalılar, Havana'da yolcu taşıyan özel araca binmek için sıraya giriyor, 6 Şubat 2026 (AFP)

Küba'nın başkenti Havana'nın sokaklarında çöp yığınları birikiyor, bu ise sinek istilasına ve kötü kokulara yol açıyor. Bu durum, Washington'un Karayipler'in en büyük adasına petrol sevkiyatını engelleme çabalarının en önemli sonuçlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.

Resmi Cubadebate web sitesi bu ay, yakıt kıtlığı nedeniyle Havana'nın 106 çöp kamyonundan sadece 44'ünün çalışır durumda olduğunu, bunun da çöp toplamayı ciddi şekilde aksattığını bildirdi.

Sahil başkentinde, bazı sakinler yeniden kullanılabilir eşyaları ayıklamaya çalışırken, karton kutular, kullanılmış poşetler ve plastik şişeler sokak köşelerinde yığılmış durumda. Sürücüler, yayalar ve bisikletliler ise devasa yığınların etrafından dolaşmak zorunda kalıyor.

"Şehrin her yerinde aynı durum var," diyor bir sakin olan Jose Ramon Cruz. "Çöp kamyonu en son 10 günden fazla önce geldi." Yaklaşık 11 milyon nüfuslu adanın diğer kasabalarında da sakinler, halk sağlığı risklerine karşı uyarıda bulunmak için sosyal medyaya başvurdu.

Küba hükümeti, halihazırda gıda, yakıt ve ilaç kıtlığı çeken ülkede temel hizmetleri korumak için karneleme önlemleri uygulamaya koydu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ülkenin petrol rezervleri son iki ayda önemli ölçüde azaldı.

Küba'nın ana tedarikçisi olan Venezuela, aralık ortasında petrol sevkiyatını durdurdu. Meksika hükümeti ise Washington'ın Küba'ya petrol tedarik eden ülkelere gümrük vergisi uygulama tehdidinin ardından sevkiyatı durduracağını açıkladı.

Bir Rus gazetesi geçen hafta, Moskova'nın yakın gelecekte adaya ham petrol ve yakıt sevkiyatı göndermeye hazırlandığını, ancak uygulama tarihi belirtmediğini bildirdi.

Amerika Birleşik Devletleri 1960'lardan beri Küba'ya ambargo uyguluyor, ancak Başkan Donald Trump'ın yönetimi son aylarda ambargoyu sıkılaştırarak Küba'ya petrol taşıyan gemilere yaptırımlar uyguladı ve tedarikçilere gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu.


Cenevre turu, Washington ve Tahran arasındaki farklılıkları azaltmayı amaçlayan bir test niteliğinde

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi'nin "X" platformunda paylaştığı bir fotoğrafta, Cenevre'de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve yardımcısı Kazım Garibabadi ile yaptığı görüşme görülüyor.        
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi'nin "X" platformunda paylaştığı bir fotoğrafta, Cenevre'de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve yardımcısı Kazım Garibabadi ile yaptığı görüşme görülüyor.       
TT

Cenevre turu, Washington ve Tahran arasındaki farklılıkları azaltmayı amaçlayan bir test niteliğinde

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi'nin "X" platformunda paylaştığı bir fotoğrafta, Cenevre'de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve yardımcısı Kazım Garibabadi ile yaptığı görüşme görülüyor.        
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi'nin "X" platformunda paylaştığı bir fotoğrafta, Cenevre'de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve yardımcısı Kazım Garibabadi ile yaptığı görüşme görülüyor.       

Washington ile Tahran arasında dün Cenevre'de yapılan ikinci tur dolaylı görüşmelerin sonucu merakla bekleniyor. Bu görüşmeler, İran'ın nükleer programı konusundaki görüş ayrılıklarını azaltmayı amaçlayan yeni bir test niteliğinde; İran ise Amerikan tutumunun "daha gerçekçi hale geldiğine" dair işaretler veriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi dün hem Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Direktörü Rafael Grossi hem de görüşmelere arabuluculuk yapan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el Busaidi ile "derinlemesine teknik" görüşmeler gerçekleştirdi.

Arakçi, "adil ve eşitlikçi bir anlaşma" arayışında olduğunu vurgulayarak, "tehditlere boyun eğmeyi" reddetti; ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise bir anlaşmaya varmanın "zor" olduğunu belirterek, diplomatik yollarla sağlanabileceği umudunu dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tahran, yaptırımların kaldırılması karşılığında müzakereleri nükleer meseleyle sınırlamakta ısrar ediyor ve zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmayı veya füze programını müzakerelere dahil etmeyi reddediyor.

Sahada ise Devrim Muhafızları, bölgedeki Amerikan deniz varlığının güçlenmesine karşılık olarak, askeri müdahaleleri simüle etmeyi ve hazırlık durumunu test etmeyi içeren bir "Hürmüz Boğazı'nın akıllı kontrolü" tatbikatını gerçekleştirdi.