Lübnan-Kıbrıs ve Mısır-İsrail Anlaşmaları: Doğu Akdeniz'in bölgesel mimarisinin güçlendirilmesi

Yaratıcı diplomasi ihtiyacı

Mısır Süveyş Kanalı İdaresi'nden elde edilen 3 Haziran 2022 tarihli bir fotoğraf, Süveyş Kanalı boyunca Energean'a ait yüzer üretim, depolama ve boşaltma gemisini çeken bir römorkörü gösteriyor
Mısır Süveyş Kanalı İdaresi'nden elde edilen 3 Haziran 2022 tarihli bir fotoğraf, Süveyş Kanalı boyunca Energean'a ait yüzer üretim, depolama ve boşaltma gemisini çeken bir römorkörü gösteriyor
TT

Lübnan-Kıbrıs ve Mısır-İsrail Anlaşmaları: Doğu Akdeniz'in bölgesel mimarisinin güçlendirilmesi

Mısır Süveyş Kanalı İdaresi'nden elde edilen 3 Haziran 2022 tarihli bir fotoğraf, Süveyş Kanalı boyunca Energean'a ait yüzer üretim, depolama ve boşaltma gemisini çeken bir römorkörü gösteriyor
Mısır Süveyş Kanalı İdaresi'nden elde edilen 3 Haziran 2022 tarihli bir fotoğraf, Süveyş Kanalı boyunca Energean'a ait yüzer üretim, depolama ve boşaltma gemisini çeken bir römorkörü gösteriyor

Michael Harari

Lübnan ve GKRY arasında 26 Kasım'da imzalanan münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşması, her iki ülke için de hayati önem taşımasına rağmen, siyasi sahnede büyük ölçüde gözden kaçtı. Bu anlaşmanın önemi, ikili çerçeveyi aşarak, Doğu Akdeniz'de bölgesel iş birliğini güçlendirmek için temel bir sütun oluşturuyor.

İki ülkenin 2007 yılında benzer bir anlaşmaya vardığını, ancak Lübnan meclisinin o zaman bu anlaşmayı onaylamadığını açıklamalıyız. Bugüne kadar mevcut anlaşmanın resmi metni yayınlanmadı ve herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığı belirsizliğini koruyor, ancak muhtemelen önemli bir değişiklik olmadı. Şu anda, Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın, karmaşık iç siyasi koşullar göz önüne alındığında, anlaşmayı siyasi bir tartışma konusu haline getirmemek için mutlaka meclisin onayına sunmayı düşünmediği görülüyor. Bu yaklaşım yasal ve siyasi soruları gündeme getirebilir, ancak daha önce de belirtildiği gibi, Lübnan'daki ve genel olarak bölgedeki mevcut gelişmeler ışığında, bu sorular anlaşmanın resmi olarak kabul edilmesini engellemeyecektir.

Anlaşmanın başlıca etkileri

Bu anlaşmadan kaynaklanan birkaç önemli noktayı vurgulamakta fayda var. Başlıca noktalar şunlardır:

- Lübnan, münhasır ekonomik bölgesi içindeki enerji potansiyeline yatırım yapma planlarını daha ciddi bir şekilde uygulamaya koyabilecektir. Bu tür bir anlaşma, Lübnan Münhasır Ekonomik Bölgesi içinde gaz aramak isteyen uluslararası şirketler için gerekli yasal çerçeveyi ve istikrarı da sunmaktadır.

- Anlaşma, özellikle ada üzerindeki devam eden anlaşmazlıkla ilgili olarak, GKRY’nin siyasi ve bölgesel konumunu güçlendirecektir. Nicosia’nın (Lefkoşa), 2026 yılının ilk yarısında AB dönem başkanlığını kullanarak Lübnan'ın ve genel olarak Doğu Akdeniz'in, Avrupa ile bağlantılı stratejik bir alan olarak çıkarlarını desteklemesi bekleniyor.

Washington'un, Doğu Akdeniz'in enerji rezervlerinin sunduğu umut vadeden, ancak zorlu jeopolitik potansiyele yatırımı nasıl ve ne şekilde teşvik edeceği sorusu gündemde olmayı sürdürüyor

-İki ülke, Yunanistan ve GKRY arasında planlanan ve nispeten ileri aşamalara ulaşan projelere ve GKRY ile İsrail arasında yıllardır öneri ve duyuru aşamasında kalan projelere benzer şekilde, aralarında denizaltı enerji kablosu döşeme projesini inceleme konusunda anlaştı. Bazı ülkelerin birçok açıdan “enerji alanında izole adalar” olması nedeniyle, özellikle enerji sektöründe bağlantı meselesi günümüzde son derece önemli. Ukrayna'daki savaş, Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığını azaltma çabalarıyla birlikte, bu artan öneme ışık tutmuştur.

GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın katılımıyla Lübnan Bayındırlık Bakanı Fayez Rassami ile belgeleri imzaladı, 26 Kasım (AFP)GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın katılımıyla Lübnan Bayındırlık Bakanı Fayez Rassami ile belgeleri imzaladı, 26 Kasım (AFP)

- Bu anlaşma, Suriye'nin Lübnan ile münhasır ekonomik bölgesini belirlemeye başlamasının önünü açıyor. Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın üzerindeki ağır yükümlülüklere rağmen, rejimini sağlamlaştırmadaki başarısı, ülkenin yeniden inşa çabaları için Suriye sularındaki enerji kaynaklarının hayati önemi göz önüne alındığında, bu yönde ilerlemesini sağlayabilir. Bu bağlamda, Ankara açısından Kıbrıs sorunu ve karmaşık Türk-Yunan ilişkileri üzerindeki doğrudan etkileri göz önüne alındığında, burada Türkiye boyutu çok önemli, hatta belki de belirleyici bir faktör olarak öne çıkıyor.

-ABD bu anlaşmayla ilgili müzakerelere doğrudan katılmadı, ancak şüphesiz ki bu durum hem iki ülke hem de genel olarak bölge açısından ABD'nin çıkarlarına hizmet ediyor. Washington'un Doğu Akdeniz'deki enerji rezervlerinin sunduğu umut vadeden, ancak zorlu jeopolitik potansiyele yatırımı nasıl ve ne şekilde teşvik edeceği sorusu gündemde olmayı sürdürüyor.

İsrail'deki karar alma sürecinin yavaşlığı ve Netanyahu'nun Kahire'yi Gazze savaşındaki tutumunu yumuşatması için baskı altına alma girişimlerine dair haberler, ikili ilişkilerin iyileşmesine katkıda bulunmuyor

-Lübnan-GKRY anlaşması, Lübnan'ın karasularında potansiyel gaz keşiflerine kapı açması nedeniyle Lübnan'ın çıkarlarına çeşitli şekillerde hizmet ediyor. Bu, ülkenin kötü ekonomik durumunu iyileştirmeye ve hatta Lübnan'ın bölgesel entegrasyonunu artırmaya katkıda bulunabilir. Bu bağlamda, Ocak 2019'da kurulan ve Filistin de dahil olmak üzere yedi üyeden oluşan Doğu Akdeniz Gaz Forumu'na Lübnan'ın katılımına yönelik davetin yeniden canlandırılmasının önemi açıkça ortaya çıkıyor. Bu davet, forumun kurulmasının ardından, İsrail ile aynı masada oturmasının zorluğu göz önüne alınarak, Lübnan'a ilk aşamada gözlemci statüsü verilmesi önerisiyle birlikte yapılmıştı. Lübnan o dönemde bu çağrıya yanıt vermemiş olsa da büyük olasılıkla İsrail de dahil olmak üzere bölgedeki ülkelerle, siyasi diyaloğa giderek daha açık hale geldiği göz önüne alındığında, bu seçenek bugün daha uygulanabilir görünüyor.

-Türkiye, katılmadığı ve çıkarlarının dikkate alınmadığı bu gelişmelerden endişe duyuyor. Ankara, daha önce 2007 yılında Beyrut ve Lefkoşa (Nicosia) arasında imzalanan anlaşmayı kınamıştı ve mevcut anlaşmayla ilgili olarak da aynı tutumunu tekrarlıyor; ancak tepkilerinin siyasi kınamayla sınırlı kalması bekleniyor. Bu arada, Türkiye'nin öncelikli odağı, Şara rejiminin istikrarını pekiştirmeyi ve Şam ile ilişkilerindeki çıkarlarını güvence altına almayı amaçladığı Suriye arenasıdır. Bu bağlamda, büyük olasılıkla Ankara iki ülke arasında bir deniz anlaşması imzalamayı hedefleyen Suriye-Lübnan hamlelerini yakından izlemektedir.

Bu gelişmelerin en yenisi, dün açıklanan ve önümüzdeki 15 yıl boyunca büyük miktarlarda doğalgaz ihracatını öngören İsrail ve Mısır arasındaki doğalgaz anlaşmasının onaylanmasıdır. Bu son derece önemli bir gelişme, zira iki ülke arasındaki ikili ilişkileri güçlendirmenin yanı sıra, bu anlaşma, Mısır'ın kilit rol oynadığı Doğu Akdeniz'in bölgesel yapısının sağlamlaştırılmasına da önemli ölçüde katkıda bulunuyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre ancak, İsrail'deki karar alma sürecinin yavaşlığı ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Kahire'yi Gazze savaşındaki tutumunu yumuşatması için baskı altına alma girişimlerine dair haberler, ikili ilişkilerin iyileşmesine katkıda bulunmuyor. Netanyahu, anlaşmayı onaylamak için Amerikan baskısına boyun eğiyormuş gibi görünmeyi tercih etmiş görünüyor; bu hamlenin temel nedeni ise İsrail iç politikasıyla ilgili çağrışımlardır.

Doğu Akdeniz'deki bölgesel gelişmeleri stratejik bir perspektiften değerlendirmek önemli, çünkü bölge, son 15 yılda önemli değişikliklere sahne oldu

Daha geniş anlamda, Doğu Akdeniz'deki bölgesel gelişmeleri stratejik bir perspektiften değerlendirmek önemli. Bölge, son 15 yılda önemli değişikliklere sahne oldu ve kurulan bölgesel yapı, özellikle son iki yılda, ilgili tarafların karşılaştığı zorluklara ve meydan okumalara rağmen, olağanüstü bir direnç kapasitesi sergiledi. Suriye'de Esed rejiminin devrilmesi ile birlikte, özellikle Ankara ve Kudüs'ün pozisyonlarına odaklanarak gelişmeleri izlemek zorunlu hale geldi, çünkü Suriye arenası aralarında açık bir rekabet alanına dönüştü. Türkiye, İsrail'in bölgesel hegemonya hırsı olarak tanımladığı adımları endişeyle takip ediyor ve bu nedenle İsrail ve Türkiye'nin bakış açılarının net bir şekilde anlaşılması hayati önem taşıyor. Bu bağlamda, Suriye konusunda devam eden görüşmelere benzer şekilde, doğrudan ve belki de başlangıçta gizli bir Türk-İsrail diyaloğu, karşılıklı anlayışı sağlamak ve yanlış değerlendirmeleri önlemek için gerekli bir adım olabilir.

Total Energies tarafından yayınlanan bu tarihsiz fotoğraf, 16 Ağustos 2023 Çarşamba günü Akdeniz'deki yerine ulaşan Transocean Barents sondaj platformunu gösteriyorTotal Energies tarafından yayınlanan bu tarihsiz fotoğraf, 16 Ağustos 2023 Çarşamba günü Akdeniz'deki yerine ulaşan Transocean Barents sondaj platformunu gösteriyor

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Doğu Akdeniz, bölgesel gelişmeleri yönlendiren önemli bir ikincil eksen haline gelirken, devam eden çatışmalar yanlış yorumlamalara veya yanlış anlamalara yol açabilir. Bu durum, gelişen bölgesel mimariye tüm aktörleri dahil etmenin yollarını bulmaya odaklanan yaratıcı bölgesel diplomasiye duyulan ihtiyacın altını çiziyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



İtalya, Milano’daki şiddet olaylarının ardından kamu düzenine ilişkin yasaları sertleştirdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)
TT

İtalya, Milano’daki şiddet olaylarının ardından kamu düzenine ilişkin yasaları sertleştirdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)

İtalya, dün bir dizi yeni güvenlik önlemini kabul etti. Reuters’ın haberine göre düzenlemeler, gösteriler sırasında şiddet eylemlerinin suç sayılmasını, kamu düzenini bozan kişilere daha ağır cezalar verilmesini ve çocuklarının vandalizm ya da yağma eylemlerine katılması durumunda anne babaların mali sorumluluk üstlenmesini öngörüyor.

Karar, hafta başında İtalya’nın kuzeyindeki kentlerde, özellikle ülkenin finans merkezi Milano’da yaşanan olayların ardından geldi. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu gruplar sokaklarda olay çıkardı, mağazaların camlarını kırdı, iş yerlerini yağmaladı ve polise saldırdı.

Başbakan Giorgia Meloni, yeni kararnameyi duyururken sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Vandalizm ve hırsızlıkta devrimci hiçbir şey yok. Vandalizm ve hırsızlık protesto değil, suçtur” ifadelerini kullandı.

Yeni güvenlik önlemleri neler getiriyor?

Derhal yürürlüğe giren düzenlemeler kapsamında, en az beş kişiden oluşan bir grubun parçası olarak gösteriler sırasında kamu güvenliğini tehlikeye atan kişiler beş yıla kadar hapis ve en fazla 20 bin avro (22 bin 460 dolar) para cezasıyla karşı karşıya kalabilecek.

Yüzün gizlenmesi veya kişilerin yaralanması durumunda cezalar ağırlaştırılacak.

Yetkililere, meydana gelen zararların tazminini derhal talep etme yetkisi verilecek. Suçun reşit olmayan kişiler tarafından işlenmesi halinde mali sorumluluk ebeveynlerine ait olacak.

xsrgt
17 Ekim 2026’da Milano’daki Duomo Meydanı’nda hükümet karşıtı gösteri sırasında protestocular polisle çatıştı. (AFP)

Polise ayrıca 14-17 yaş arasındaki gençleri, henüz bir suç işlememiş olsalar bile tehlike oluşturduklarına ilişkin kanıt bulunması durumunda gözaltına alma yetkisi tanınacak. Böylece daha önce yalnızca yetişkinler için geçerli olan bazı yetkilerin kapsamı genişletilecek.

Yetkililer, cumartesi günü düzenlenmesi planlanan gösterilerde yeni olaylar yaşanmasından endişe ederken hükümet, 2026 yılı sonuna kadar Milano’da polise destek amacıyla 500 asker görevlendirileceğini açıkladı.

Savunma Bakanlığı, ordunun önemli noktalarda güvenliği güçlendireceğini, hassas bölgelerde gözetimi artıracağını ve bölge genelindeki denetim faaliyetlerine katkıda bulunacağını bildirdi.

Meloni’nin güvenlik politikaları

Kuzey İtalya’daki olaylar, komşu Fransa’da yaşanan benzer şiddet olaylarının ardından geldi. Fransa’da cumartesi günü yüz binlerce kişi sokaklara çıkmış, ülke son yılların en şiddetli toplumsal olaylarından bazılarına sahne olmuştu.

Meloni, 2022’de başbakanlık görevine gelmesinden bu yana bir dizi sıkı güvenlik önlemini yürürlüğe koydu. Ancak eleştirmenler, bu politikaların suç ve toplumsal düzensizliğin temel nedenlerini çözmekte yetersiz kaldığını belirtiyor.

Şarku’l Avsat’ın resmi verilerden aktardığına göre İtalya’daki mahkûm sayısı son dört yılda yüzde 17’den fazla arttı. Bu artış, yaklaşık 10 bin kişiye karşılık geliyor.

Meloni hükümeti, ülkenin güneyinde yükselen bir başka protesto dalgasıyla da karşı karşıya. Dizel fiyatlarının ve yaşam maliyetinin artmasına tepki gösteren kamyon şoförleri, yollara tedarik zincirlerini aksatan barikatlar kurdu.

Bazı makarna üreticileri üretimi durdurmak zorunda kalırken tarım örgütleri, meyve ve sebzelerin çürümeye terk edilmesi riski konusunda uyarıda bulundu. Hükümet, sektör temsilcileriyle yaptığı görüşmelerin ardından kara yolu taşımacılığı şirketlerine yeni destekler sağlama sözü verdi.

Kuzeydeki ve güneydeki protestocular, artan fiyatların aileleri yoksulluğa sürüklediğini söylüyor. Bu durum, 2027’de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde Meloni üzerindeki baskıyı artırıyor.

Başbakan, dün yaptığı açıklamada, “İş aramanın, yetersiz bir maaş kazanmanın ve geleceğe dair hiçbir umut görememenin ne anlama geldiğini biliyoruz. Ancak yaşanan sıkıntılar asla şiddete gerekçe olarak kullanılmamalı” ifadelerini kullandı.


Netanyahu: İran yönetimini devirmeye kararlıyız

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)
TT

Netanyahu: İran yönetimini devirmeye kararlıyız

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)

İsrail’de yapılacak parlamento seçimlerine bir hafta kala Başbakan Binyamin Netanyahu, İran yönetimini devirmeye yönelik kararlılığını sürdürdüğünü açıkladı. Netanyahu’nun ofisinden dün akşam yapılan açıklamada, İsrail Başbakanı’nın bu konudaki tutumunu yinelediği belirtildi.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Netanyahu, “İran rejimini ortadan kaldırma sürecini tamamlamaya kararlıyız” dedi. Bunun İsrail açısından en önemli mesele olduğunu vurgulayan Netanyahu, bu konuyu yalnızca pazar günü ABD Başkanı Donald Trump ile yeniden görüştüğünü söyledi.

Netanyahu, İran yönetimi varlığını sürdürdüğü sürece nükleer silah üretmeye çalışacağını öne sürerek, “Bunu engellemenin tek yolu bu rejimi devirmektir” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanı, İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a birlikte saldırdığı dönemde de İran yönetimini devirmeyi hedeflemişti. Saldırılarda çok sayıda İranlı general ve üst düzey siyasetçi hayatını kaybetmiş, ancak İran hükümeti devrilmemişti.

İsrailliler, 27 Ekim’de yeni parlamentoyu seçmek üzere sandık başına gidecek. Seçimlerde Netanyahu ile en önemli rakiplerinden, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot arasında çekişmeli bir yarış yaşanması bekleniyor.

İsrail basınında yer alan haberlere göre Netanyahu, dün ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi. ABD merkezli Axios haber sitesi, Hegseth’in İsrail ziyaretini İran’la yaşanan çatışmada yeni bir gerilim yaşanabileceğine ilişkin değerlendirmelerle ilişkilendirdi.

Netanyahu ayrıca, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde tek taraflı olarak oluşturulan “güvenlik bölgesi” içinde, İran destekli Hizbullah’a ait bütün terör altyapısını imha ettiğini ileri sürdü.


Zelenskiy ile Trump’ın temsilcileri arasında Oslo’da “verimli ve yapıcı” görüşmeler

Sağdan sola: Norveç Başbakanı, Ukrayna Cumhurbaşkanı, Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Steve Witkoff. (AP)
Sağdan sola: Norveç Başbakanı, Ukrayna Cumhurbaşkanı, Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Steve Witkoff. (AP)
TT

Zelenskiy ile Trump’ın temsilcileri arasında Oslo’da “verimli ve yapıcı” görüşmeler

Sağdan sola: Norveç Başbakanı, Ukrayna Cumhurbaşkanı, Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Steve Witkoff. (AP)
Sağdan sola: Norveç Başbakanı, Ukrayna Cumhurbaşkanı, Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Steve Witkoff. (AP)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün Oslo’da ABD Başkanı Donald Trump’ın temsilcileriyle “çok verimli ve yapıcı” görüşmeler gerçekleştirdi

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre bir ABD’li yetkili, Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un bugün Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini, Trump’ın damadı Jared Kushner’in ise görüşmeye çevrim içi katılacağını belirtti.

Axios’un bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı habere göre Witkoff, Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik güncellenmiş ABD teklifini Putin’e sunacak.

Görüşmeler, Washington ile Kiev’in, Trump’ın Rusya ile bir dizel yakıt anlaşması yapıldığını açıklaması ve Zelenskiy’e savaşı sona erdirmesi yönünde baskı uygulamasının ardından ortaya çıkan anlaşmazlığı gidermeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen ABD’li yetkili, Oslo’daki görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, “Ukrayna, ayrıntılı biçimde ele alınan yeni fikirler ve öneriler sundu” ifadelerini kullandı.

Yetkili, tarafların Rusya’ya yönelik koordineli bir yaklaşım üzerinde uzlaşma ve diplomatik süreci ilerletme konusunda somut ilerleme kaydettiğini belirtti.

Witkoff’un Putin ile yapacağı görüşmenin amacının, Oslo’da sağlanan ilerlemeyi geliştirmek ve Kiev, Moskova ile Washington’un katılacağı doğrudan üçlü görüşmelerin önünü açmak olduğunu ifade etti.

Yetkili, “Önümüzde hâlâ önemli çalışmalar bulunmasına rağmen bugünkü görüşmeler büyük ölçüde olumlu ve yapıcı bir atmosferi, taraflar arasında güçlü bir iş birliğini, kapsamlı ve kalıcı bir barışa ulaşma yönündeki ortak kararlılığı yansıttı” diye konuştu.

Trump yönetimi, Trump’ın Rusya’nın dizel yakıt satışlarına yönelik yaptırımları kaldırmayı kabul etmesi ve Moskova’nın memnuniyetle karşıladığı diğer adımları atmasının ardından, Putin’in daha fazla taviz vermeye hazır olduğunu göstermesini bekliyor.