Macron'un Putin ile diyaloğu yeniden başlatma girişimi hakkında sorular

Fransa'nın ABD'nin Rusya'ya karşı önyargılı davranması ve Avrupa'nın marjinalleşmesinden duyduğu endişeler

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (EPA)
TT

Macron'un Putin ile diyaloğu yeniden başlatma girişimi hakkında sorular

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (EPA)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşen son telefon görüşmesi, Macron’un girişimiyle 1 Temmuz Salı günü yapıldı. Elysee Sarayı, görüşmenin iki saati aşkın sürdüğünü ve İsrail ile ABD’nin İran’daki nükleer tesisleri, uzmanları ve askeri liderlik kadrolarından isimleri hedef alan saldırılarından birkaç gün sonra, özellikle İran’ın nükleer dosyasına odaklandığını açıklamıştı.

Ancak görüşmede Ukrayna’daki savaş da ele alındı. Elysee’ye göre, tarafların yaklaşımları arasındaki derin fark nedeniyle temas adeta ‘sağırlar diyaloğu’ niteliği taşıdı. Buna rağmen Elysee’den yapılan açıklamada, Emmanuel Macron ile Vladimir Putin’in bu başlıkta temaslarını sürdürme kararı aldıkları belirtildi.

Macron, ABD Başkanı Donald Trump dışında, Putin’e yönelik diplomatik izolasyon kuralını bozan tek Batılı lider konumunda bulunuyor. Oysa Macron, son iki yılda Rusya’ya karşı sert çizginin öncülüğünü üstlenmiş, Moskova’ya yönelik mali ve ekonomik yaptırımların savunulmasında, Ukrayna’ya mali ve askeri destek sağlanmasında ve çatışmaların sona erdirilmesinin ardından Rusya’yı caydırmak amacıyla Ukrayna topraklarında asker konuşlandırmayı öngören bir ‘istekliler koalisyonu’ kurulması çağrılarında aktif rol oynamıştı.

xscdf
Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmek için Berlin'de bir araya gelen Avrupalı liderler aile fotoğrafı çektirdi, 15 Aralık 2025 (EPA)

Macron ayrıca, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy için bir ‘referans noktası’ olmayı hedefledi. Son dönemde Zelenskiy’i üç kez Paris’e davet eden Macron, Ukrayna’ya dördüncü nesil 100 adet Rafale savaş uçağı tedarikini öngören bir mutabakat zaptını da Zelenskiy ile imzaladı.

Avrupa'nın genel görüşüne aykırı hareket ediyor

Macron bir kez daha Avrupa çizgisinin dışına çıktı. Brüksel’de düzenlenen ve Ukrayna’ya 90 milyar euroluk kredi verilmesini onaylayan son Avrupa Birliği (AB) zirvesinin ardından düzenlediği basın toplantısında Macron, Vladimir Putin ile doğrudan diyaloğun yeniden başlatılması çağrısıyla salondaki herkesi şaşırttı. Macron, çağrısını şu sözlerle gerekçelendirdi: “Vladimir Putin’le konuşan kişiler olduğunu görüyorum. Bu nedenle biz Avrupalıların ve Ukraynalıların, bu müzakereyi resmî biçimde yeniden açacak bir çerçeve bulmasının çıkarımıza olduğuna inanıyorum. Aksi takdirde kendi aramızda konuşmaya devam ederiz, müzakereciler ise Ruslarla baş başa pazarlık yapar. Bu ideal bir durum değil.”

Macron’un bu sözlerle, Alaska’da olduğu gibi Putin’le yüz yüze görüşmekten ya da onunla defalarca telefonla temas kurmaktan çekinmeyen ABD Başkanı Donald Trump’a atıfta bulunduğu belirtiliyor. Macron’un söz konusu ifadelerine Rusya Devlet Başkanı’ndan yanıt gecikmedi. Putin, pazar günü düzenlediği basın toplantısında Macron ile ‘diyaloğa hazır olduğunu’ söyledi. Bunun üzerine Fransa Cumhurbaşkanlığı kaynakları, “Kremlin’in bu girişime açık onay vermesi memnuniyet verici. Önümüzdeki günlerde ilerlemenin en uygun yolunu değerlendireceğiz” açıklamasını yaptı.

adfrg
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 18 Ağustos'ta Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ile yüz yüze görüştü. (AP)

Macron’un girişiminin sürpriz etki yaratması üzerine Elysee kaynakları, olası eleştirilere karşı önlem alarak Moskova ile yapılacak her türlü temasın Zelenskiy ve Avrupalı ortaklarla ‘tam şeffaflık içinde’ yürütüleceğini ve hedefin Ukraynalılar için ‘sağlam ve kalıcı bir barış’ olduğunu vurguladı. Rusya ile diyaloğun neden kesildiğine ilişkin olarak Elysee Sarayı, “Ukrayna’nın işgali ve Putin’in savaşı sürdürme ısrarı, son üç yılda her türlü diyalog ihtimalini ortadan kaldırdı” değerlendirmesinde bulundu. Diyaloğun yeniden başlamasının ise ancak ateşkesin ana hatlarının netleşmesi ve barış müzakerelerinin başlamasıyla mümkün olacağı, bu aşamada Putin’le yeniden konuşmanın faydalı olacağı kaydedildi.

Macron'un girişiminin ardındaki gerekçe

Paris’teki Avrupalı diplomatik kaynaklar, Macron’un girişiminin geç de olsa, ABD’nin Rusya ile Ukrayna arasındaki arabuluculuk sürecini tek başına yürütmesinden duyulan Fransız-Avrupa kaygısını yansıttığını belirtiyor. Avrupalıların son haftalarda bu süreçte kendilerine bir yer açmayı başarmasına rağmen, Washington’un onları devre dışı bırakma eğilimi gösterdiği değerlendirmesi yapılıyor. Nitekim ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta The Atlantic sitesine yaptığı açıklamalar Avrupa başkentlerinde şok etkisi yarattı. Trump, Avrupalıların “çok konuşup hiçbir şey yapmadığını, bunun kanıtının da savaşın hâlâ sürmesi olduğunu” söylemişti. Öte yandan, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard da geçen hafta X platformunda yaptığı paylaşımda Avrupalıları ve NATO’yu hedef alarak, ‘savaşı tırmandırmakla ve ABD’yi Rusya ile doğrudan bir çatışmaya çekmeye çalışmakla’ suçladı. Tüm bunların ardından söz konusu kaynaklar şu soruyu gündeme getiriyor: “Washington Kiev’e yardımları keserken, savaşın yükünü Ukrayna’yı destekleyerek esas olarak Avrupalılar taşıyorken, Avrupalıların Putin’le görüşme hakkı neden olmasın?” Kaynaklar, savaşın gidişatının AB ülkelerinin ve genel olarak kıtanın güvenliğini doğrudan ilgilendirdiğini, bu nedenle Putin’le dolaylı değil doğrudan bir diyaloğun gerekli ve önemli olduğunu vurguluyor.

Ancak Macron’un girişimi, AB içindeki ortakları nezdinde olumlu bir karşılık bulmadı. Ne Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ne de Rusya’ya karşı Avrupa liderliği rolünü üstlenmek isteyen Almanya Başbakanı bu çağrıdan memnun kaldı. Almanya Hükümet Sözcü Yardımcısı Steffen Meyer, hükümetin Macron’un girişiminden ‘haberdar edildiğini’ söylemekle yetinirken, bu dosya nedeniyle ‘AB’nin zedelenmesine dair bir endişe bulunmadığını’ ifade etti.

Macron ve Napolyon Bonapart

Macron’a yöneltilen eleştiriler iki ana noktada toplanıyor. Bunlardan ilki, Rusya ve Vladimir Putin üzerindeki azami baskıyı savunma çizgisinden, Amerikalı müzakerecinin elde edemediği ya da elde etmesinin zor görüldüğü kazanımlara ilişkin ciddi soru işaretleri bulunmasına rağmen, Moskova ile diyaloğa yönelmesi. İkinci eleştiri ise Macron’un, Putin etrafında örülen Avrupa duvarını ve sıkı diplomatik izolasyonu delmiş olması. Eleştirmenlere göre bu girişim, Rus liderine Avrupa içindeki bölünmelerden ve AB ile ABD arasındaki görüş ayrılıklarından yararlanma imkânı sunuyor.

frgt
Brüksel'de Avrupa zirvesinin sona ermesinin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmeye açık olduğunu ifade etti. (AFP)

Le Monde gazetesi, Zelenskiy’nin Macron’un girişimini kendisiyle görüştüğünü ve bazı çekinceler taşıdığını kabul ettiğini yazdı. Şarku'l Avsat'ın Le Monde'den gazetesinden aktardığına göre bir Avrupalı diplomat, “Avrupa’daki herkes, bir gün Putin’le konuşmak zorunda kalınacağını biliyor. Karmaşık olan ise bu görüşmelerin en uygun çerçevesinin ne olacağı; Avrupa Troykası (Fransa, Almanya, Birleşik Krallık) içinde mi yoksa daha geniş bir formatta mı yapılacağı” ifadelerini kullandı. Bu soru, Macron’un yalnızca Fransa adına mı konuşacağı, yoksa Zelenskiy ve Avrupa’daki diğer liderlerden yetki alarak onların adına mı konuşacağı konusunu gündeme getiriyor.

Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık liderleri arasında gizli bir rekabet olduğu kesin, ancak bu durum açıkça ortaya çıkmış değil. Her durumda, önümüzdeki günler ve haftalarda ne olacağını tahmin etmek için henüz erken. Putin’in son basın toplantısında Avrupa liderlerini ‘küçük domuzlar’ olarak nitelemesi, bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Rus basını ise 1812’de Napolyon Bonapart’ın Rusya’yı işgalinde uğradığı büyük yenilgiyi sık sık hatırlatıyor; o dönemde Napolyon’un ordusu büyük kayıplar vermiş ve bu macera onun düşüşünün başlangıcı olmuştu.



AP'de kriz: Danimarkalı parlamenter polise şikayet edildi

1976'da Irak'ta doğan Al Sahlani, tek başına geldiği İsveç'te 15 yaşından beri yaşıyor (AFP)
1976'da Irak'ta doğan Al Sahlani, tek başına geldiği İsveç'te 15 yaşından beri yaşıyor (AFP)
TT

AP'de kriz: Danimarkalı parlamenter polise şikayet edildi

1976'da Irak'ta doğan Al Sahlani, tek başına geldiği İsveç'te 15 yaşından beri yaşıyor (AFP)
1976'da Irak'ta doğan Al Sahlani, tek başına geldiği İsveç'te 15 yaşından beri yaşıyor (AFP)

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) İsveçli üyelerinden Abir Al-Sahlani, Danimarkalı bir parlamenteri, kendisine karşı nefret söylemi kullandığı iddiasıyla polise şikayet etti.

Geçen ay sığınmacıların sınır dışı edilmesinin kolaylaştırılmasına dair oylamanın ardından AP'deki bazı parlamenterlerin "Onları geri gönderin" diye tezahürat yaptığı duyulmuştu.

Bunun üzerine meclise seslenen Al-Sahlani, bu sloganların zor durumdaki masum göçmenleri hedef aldığını ve kendisinin de parlamentoda hiç olmadığı kadar güvensiz hissetmesine yol açtığını söylemişti. 

Irak asıllı parlamenter, "aşırı sağcı faşistlerin" bu tezahüratlarla "yeni bir dip noktayı" gördüğünü söylerken bu konuşma internette de paylaşıldı. 

Buna sosyal medya hesapları üzerinden yanıt veren Finlandiyalı Sebastian Tynkkynen, "Daha fazla ağla" derken Danimarkalı Kristoffer Storm, Al-Sahlani'nin de yurduna dönmesi gerektiğini öne sürdü. 

İnternette ölüm ve tecavüz tehditleri alan Al-Sahlani, İsveç polisine Storm hakkında şikayette bulunduğunu çarşamba açıkladı. Danimarkalı parlamenteri ırkçılık ve nefret söylemiyle suçladı. 

Al-Sahlani, İsveç polisi Tynkkynen'in sosyal medya paylaşımıyla ilgili ne yapabileceğini bilmediği için şikayetin Finlandiyalı parlamenteri kapsamadığını söyledi. 

Guardian'a konuşan Al-Sahlani, şu yorumu yaptı:

Avrupa demokrasisi adına üzüntü duyuyorum. Siyasetçilerimizin seviyesi gerçekten bu kadar düştü mü?

İki sağcı parlamenter de suçlamaları reddediyor. 

AP'de Al-Sahlani'nin de yer aldığı Avrupa'yı Yenile (Renew Europe) grubu, Tynkkynen ve Storm hakkında disiplin soruşturması yürütülmesi için harekete geçti. 

AP Başkanı Roberta Metsola da bu davranışları kınayarak gerekli adımların atılacağını söyledi. 

Guardian, AP'deki radikal ve popülist sağcı parlamenterlerin meclisin neredeyse dörtte birini oluşturduğunu ve bunun bir rekor olduğunu bildiriyor. 

Birleşik Krallık merkezli gazete, azınlıkların AP'de yeterince temsil edilmediğini de öne sürüyor. 

Independent Türkçe, Guardian, Politico


İran saldırısından kurtulan ABD askerleri, komutanlarına tepkili

Ölen askerler için düzenlenen törende golf şapkası takan Trump bu tercihiyle tepki toplamıştı (Reuters)
Ölen askerler için düzenlenen törende golf şapkası takan Trump bu tercihiyle tepki toplamıştı (Reuters)
TT

İran saldırısından kurtulan ABD askerleri, komutanlarına tepkili

Ölen askerler için düzenlenen törende golf şapkası takan Trump bu tercihiyle tepki toplamıştı (Reuters)
Ölen askerler için düzenlenen törende golf şapkası takan Trump bu tercihiyle tepki toplamıştı (Reuters)

Washington Post, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı operasyona yanıt veren İran'ın 1 Mart'ta Kuveyt'in Şuayba Limanı'ndaki Amerikan askerlerine düzenlediği saldırıyı mercek altına aldı. 

Üsten sorumlu Amerikalı generallerin, 6 ABD askerinin öldüğü, onlarcasının da yaralandığı drone saldırısından önce harekat merkezinin İran'ın hedefi olabileceği ve orada yeterli savunma önlemlerinin bulunmadığı uyarılarına kulak asmadığı bildirildi. 

Saldırıdan sağ kurtulan askerlerin ve tanıkların da aralarında bulunduğu 17 kişiye dayandırılan haberde, drone saldırısı sırasında Tuğgeneral Clint Barnes'ın harekat merkezini terk ederek sığınağa kaçtığı ama emrindeki askerlerin geride kaldığı belirtildi. 

Barnes'ın beraberinde kaçmasını söylediği asker, geri dönüp arkadaşlarını kurtarmak istediğini ama komutanının olduğu yerde kalmasını emrettiğini ileri sürdü.

Yine de harekat merkezine dönen asker, Barnes'ın kendisiyle gelmediğini sözlerine ekledi.

Amerikan gazetesinin haberinde suçluluk duyan bazı askerlerin, ölen silah arkadaşları için ellerinden gelen her şeyi yapmadıklarını düşündükleri aktarıldı. 

Yaralı askerlerin de ABD ordusunun sağlık sisteminden yeterli bakım alamadıklarını vurguladığı ifade edildi. 

Barnes ve Tümgeneral John Hinson, Washington Post'un yorum taleplerine dönmedi. ABD Ordusu'ndan gelen yanıttaysa askerlerin şikayetlerine doğrudan cevap verilmedi. Ancak komutanlar ve aldıkları kararlar savunuldu.

Washington Post, saldırıya dair yürütülen soruşturmada da komutanlarda herhangi bir suç bulunmadığını bildirdi. 

Gazetenin kaynakları, kimsenin ceza almayacağına inandıklarını belirtti. 

Saldırı sırasında üste olan Binbaşı Stephen Ramsbottom, "Eğer bu hatalardan ders çıkarmazsak gelecekte başkaları da bizimle aynı duruma düşecek" dedi. 

Independent Türkçe, Washington Post, Jerusalem Post


Lindsey Graham'ın yerine geçmek için Cumhuriyetçiler arasında yarış başladı

Lindsey Graham, 28 Ocak 2003'te Donald Trump ile bir seçim etkinliğinde (AP)
Lindsey Graham, 28 Ocak 2003'te Donald Trump ile bir seçim etkinliğinde (AP)
TT

Lindsey Graham'ın yerine geçmek için Cumhuriyetçiler arasında yarış başladı

Lindsey Graham, 28 Ocak 2003'te Donald Trump ile bir seçim etkinliğinde (AP)
Lindsey Graham, 28 Ocak 2003'te Donald Trump ile bir seçim etkinliğinde (AP)

ABD Kongresi, yaklaşık iki haftalık yasama tatilinin ardından pazartesi günü yeniden çalışmalarına başlıyor. Ancak bu kez atmosfer önceki oturumlardan tamamen farklı olacak. Senatörler, Genel Kurul ve komite toplantılarına, cumartesi gecesi geçirdiği ani sağlık sorunu nedeniyle hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham'ın boş kalan koltuğunun gölgesinde girecek. Cumhuriyetçi Parti'de Graham'ın yerine geçecek isim için yarış şimdiden başladı.

Büyük bir boşluk

Graham, hem iç hem de dış politika alanındaki etkili rolü nedeniyle Senato'da önemli bir boşluk bıraktı. Sert siyasi çıkışlarıyla tanınmasına rağmen, Kongre kariyeri boyunca Demokratlarla birçok uzlaşının sağlanmasında da aktif rol oynadı.

Demokrat Senatör Elizabeth Warren da buna dikkat çekerek, "Pek çok konuda anlaşamasak da, Lindsey her zaman iyi niyetle müzakereye hazırdı ve hızlı zekâsıyla öne çıkıyordu" dedi.

Graham'ın yokluğu, Cumhuriyetçi Parti yönetimini siyasi açıdan kritik bir dönemde zor durumda bıraktı. Parti liderleri hem kendi içlerindeki görüş ayrılıklarını gidermeye hem de Kongre'deki Cumhuriyetçilerin performansından memnun olmayan ABD Başkanı Donald Trump'ın güvenini yeniden kazanmaya çalışıyor.

sdvevf
Lindsey Graham, 7 Ocak 2003'te dönemin ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney huzurunda yemin ederken (AP)

Graham, Senato Çoğunluk Lideri John Thune ile Beyaz Saray arasındaki en önemli iletişim kanallarından biri olarak görülüyordu. Özellikle Trump'ın "Amerika'yı Kurtar" adlı seçim paketinin Senato'da oylanması için Thune üzerindeki baskısını artırdığı son dönemde bu rol daha da önem kazanmıştı.

Thune, Graham'ı "çok sayıda başkanın ve dünya liderinin görüşlerine başvurduğu güvenilir bir danışman" sözleriyle andı.

Komisyon çalışmaları aksayacak

Graham, Trump'ın sık sık övdüğü Büyük ve Güzel Yasa Tasarısı’nın Senato'daki ilerleyişini şekillendiren Bütçe Komitesi'nin başkanlığını yürütüyordu.

Aynı komite, "Amerika'yı Kurtar" paketini de içerebilecek uzlaşma tasarısını görüşmekle görevli. Bu nedenle Graham'ın yokluğu, Cumhuriyetçi senatörler yeni bir başkan seçene kadar komitenin çalışmalarını aksatacak.

sdfergtgt
Lindsey Graham, 14 Ocak 2009'da dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile birlikte konuşma yaparken (AP

Komitenin başkanlığı için Trump'a yakın isimlerden Senatör Ron Johnson'ın öne çıkması bekleniyor.

Graham ayrıca dış bütçeden sorumlu Ödenekler Alt Komitesi'nin başkanlığını yürütüyor, bunun yanında başta Senato Yargı Komitesi olmak üzere birçok önemli komitede etkin rol oynuyordu.

Graham'ın yerine kim gelecek?

Cumhuriyetçiler, Graham'ın ardından oluşan boşluğu doldurmaya çalışırken gözler Güney Carolina'yı Senato'da temsil edecek yeni ismin belirlenmesine çevrildi.

Eyalet yasaları uyarınca Cumhuriyetçi Vali Henry McMaster, Graham'ın görev süresinin sona ereceği 3 Ocak 2027'ye kadar görev yapacak geçici bir senatör atayacak.

Bu görev için adı geçen isimlerden biri de Graham'ın kız kardeşi Darlene Graham Nordone oldu.

Asıl mücadele ise Cumhuriyetçi Parti'nin kasım ayında yapılacak ara seçimlerde yarışacak adayının belirlenmesi olacak.

sxdvfgbhy
Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın ölümünün ardından ABD Kongre Binası'nda (Capitol) Amerikan bayrağı yarıya indirildi (Reuters)

Graham, parti ön seçimlerini ciddi bir rakiple karşılaşmadan kazanmış ve Güney Carolina'daki Demokrat aday Annie Andrews'e karşı Cumhuriyetçilerin adayı olmuştu.

Eyalet yasalarına göre olağanüstü adaylık başvuruları 21 Temmuz'da başlayacak ve 28 Temmuz'da sona erecek. Özel ön seçim ise 11 Ağustos'ta yapılacak.

Şimdiden birçok Cumhuriyetçi isim adaylık sinyali verdi.

Valilik yarışını kaybeden Temsilciler Meclisi üyesi Nancy Mace, Senato koltuğu için aday olmayı değerlendirdiğini açıkladı.

Yine valilik seçimlerini kaybeden Temsilci Ralph Norman da adaylıkla ilgilendiğini belirterek, Trump'tan destek istediğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın parti adayının belirlenmesinde belirleyici rol oynaması bekleniyor.

Trump, kimi destekleyeceği sorusuna ise, "Aklımda çok iyi olduğunu düşündüğüm biri var. Ancak Senatör Graham'ın anısına saygı gereği şu an herhangi bir isim vermek istemiyorum" yanıtını verdi.