Washington’da alışılmadık diplomasi: Trump ve İş İnsanları

Witkoff, Berlin’de 15 Aralık 2025 (AP)
Witkoff, Berlin’de 15 Aralık 2025 (AP)
TT

Washington’da alışılmadık diplomasi: Trump ve İş İnsanları

Witkoff, Berlin’de 15 Aralık 2025 (AP)
Witkoff, Berlin’de 15 Aralık 2025 (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminde Beyaz Saray’a önceki başkanların benimsediği geleneksel Amerikan politikaları ve uluslararası teamüllerin dışına çıktı. Bu kez, ilk döneminden farklı olarak özenle seçtiği ekibi; özellikle dış politika ve diplomasi alanında, alışılmışın dışında, siyasetten uzak isimlerden oluşuyor. Cumhuriyetçi Parti’nin geleneksel çizgisini temsil eden Dışişleri Bakanı Marco Rubio dışında, Trump’ın diplomasisi büyük ölçüde özel temsilcilere ve aileye yakın isimlere dayanıyor.

“Her şeyin elçisi” Steve Witkoff’tan Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’a, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya’dan Afrika ve Arap İşleri Kıdemli Danışmanı Massad Boulos’a, hatta Gazze anlaşmasıyla yeniden sahneye çıkan Jared Kushner’a kadar bu isimler, Trump yönetiminin uluslararası krizleri çözme çabalarının vitrini durumunda. Ortak özellikleri ise diplomatik deneyimden yoksun olmaları. Bu durum, uluslararası siyasetin en tecrübeli isimlerini bile zorlayan krizlerde ne kadar etkili olabilecekleri konusunda soru işaretleri doğuruyor.

“Her şeyin elçisi” Witkoff

Ancak geleneklere meydan okumak, Trump’ın ikinci döneminin ayırt edici özelliği oldu. Bu çerçevede, Trump’ın yakın arkadaşı ve golf partneri olan iş insanı Steve Witkoff, şüpheyle yaklaşanları şaşırttı. Gazze’de ateşkes görüşmelerinin ön saflarında yer alan Witkoff, alışılmış diplomatik kalıpların dışına çıkarak, ABD’nin terör örgütü olarak tanıdığı Hamas ile doğrudan temas kurdu; tartışmalı isimlerle birebir görüşmeler yaptı ve sıra dışı açıklamalarda bulundu.

hy
Witkoff, Kushner ve Marco Rubio, 30 Kasım 2025’te Florida’da Ukrayna heyetiyle bir araya geldi (Reuters)

Bunların en dikkat çekeni, Hamas temsilcisi Halil el-Hayya’nın oğlunun İsrail saldırısında hayatını kaybetmesi üzerine yaptığı açıklamaydı. Witkoff, görüşme sonrası “Oğlunu kaybettiği için kendisine taziyelerimizi sunduk. Ben de bir oğlumu kaybettim; artık çok zor bir kulübün üyeleriyiz: Evlatlarını toprağa veren babalar” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Witkoff’un aşırı doz nedeniyle hayatını kaybeden oğluna atıfta bulunuyordu. ABD’nin geleneksel, ölçülü söylemiyle bağdaşmayan bu açıklamanın, Hamas ile İsrail arasında ateşkes sağlanmasında etkili olduğu savunuluyor.

Üç yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmek için çaba gösteren Witkoff Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile yoğun temaslar yürütüyor. Hedefi, Trump’ın seçim kampanyasında vaat ettiği siyasi zaferi kazandırmak ve ona “barış başkanı” unvanını takmak.

Massad Boulos: Damadın babası

Trump yönetiminin ilgisi yalnızca Ortadoğu ile sınırlı değil. Afrika’daki kronik çatışmalar da gündemde ve bu dosya, Trump’ın damadının babası olan Massad Boulos’a emanet. Lübnan kökenli, Nijerya’da eski bir otomobil tüccarı olan Boulos, Michigan eyaletinde Trump’ın seçim başarısında önemli rol oynadı. Aile bağları sayesinde atandığı bu görev, Senato onayı gerektirmiyor.

fgty
ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika işleri danışmanı Massad Boulos (New York Times)

Boulos’un görevleri Dışişleri Bakanlığı ile Beyaz Saray arasında dağılmış durumda ve bu da zaman zaman kurumsal karmaşaya yol açıyor. Analistler, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun aynı zamanda geçici Ulusal Güvenlik Danışmanı olmasının, yetki paylaşımını daha da zorlaştırdığını söylüyor. Buna rağmen Boulos, Kongo ile Ruanda arasında bir barış anlaşmasına katkı sağladı. Trump, bu anlaşmanın imza törenine Washington’da bizzat başkanlık etti. Ancak sahadaki çatışmaların sürmesi, anlaşmanın kırılganlığını ortaya koyuyor.

Sudan dosyasında henüz sonuç alınamaması, Boulos’un etkinliğine yönelik soru işaretlerini artırdı. Şarku’l Avsat’a göre, Trump’ın Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Washington ziyareti sırasında sürece doğrudan müdahil olacağını açıklaması ve Rubio’nun “Başkan bu konuyla şahsen ilgileniyor” sözleri, bazı başkentlerde Boulos’un devre dışı bırakıldığı şeklinde okundu. Buna rağmen Washington’da hâkim görüş, Trump ailesine yakın isimlerin perde arkasındaki etkisini koruduğu yönünde.

Kushner ve “çıkar çatışması” tartışması

Bunun en somut örneği, resmi bir görevi olmamasına rağmen Gazze görüşmelerinde aktif rol alan Jared Kushner’in yeniden sahneye çıkması. Kushner, Rusya-Ukrayna dosyasında da perde arkasında etkili. Kendisi ve diğer sıra dışı elçiler, sık sık çıkar çatışması eleştirilerine maruz kalıyor.

ghyju
Jared Kushner (Reuters)

Kushner bu eleştirilere, “Bazılarının çıkar çatışması dediğine biz, Steve (Witkoff) ve ben, dünya genelinde sahip olduğumuz güvenilir ilişkiler ve deneyim diyoruz” yanıtını veriyor.

Tom Barrack ve “diplomatik olmayan” üslup

Trump’ın kendisi de siyasetten gelmeyen bir iş insanıydı ve bürokrasiye, hatta “derin devlete” savaş açtığını açıkça ilan etmişti. Bu çizgi, Suriye Özel Temsilcisi ve aynı zamanda Anakara Büyükelçisi olan Tom Barrack’ta da görülüyor.

fgth
Tom Barrack,  Katar'daki Doha Forumu'na katıldı (AFP)

 Senato onayından geçen nadir isimlerden biri olan Barrack, Lübnanlı gazetecilere yönelik “hayvani davranışlar” ifadesiyle tepki çekmiş, sonradan özür dilemişti. Ancak bu tür çıkışlar, onun diplomatik teamüllerden ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Buna rağmen, Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki sürecin yönetilmesinde ve yaptırımların kaldırılmasında önemli rol oynadı.

Esrar ticareti yapan Irak elçisi

Listenin son halkası, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya. Michiganlı, Irak-Keldani kökenli bir iş insanı olan Savaya, eyalette yasal marihuana ticareti yapıyor. Ekim ayında bu göreve atanması, hem ABD içinde hem de dışında şaşkınlık yarattı. Irak’ın karmaşık dosyalarını yönetecek siyasi deneyime sahip olmadığı eleştirileri yapılırken, destekçileri onun alışılmışın dışında yöntemlerle başarı sağlayabileceğini savunuyor.

Bu görüşe örnek olarak, Irak’taki İran yanlısı bir milis grup tarafından kaçırılan İsrailli akademisyen Elizabeth Tsurkov’un açıklamaları gösteriliyor. Tsurkov, serbest bırakılmasının ardından Savaya’nın atanmasını memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Mark, İran’a hizmet eden ve Irak’ın egemenliğini zayıflatmak isteyenler için çok kötü bir haber” ifadelerini kullandı.

Sonuç olarak soru şu: İş insanları, politikacıların başaramadığını başarabilecek mi, yoksa bürokrasinin sert duvarına mı çarpacaklar?



Washington’da güç dengelerini kim değiştirecek?

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
TT

Washington’da güç dengelerini kim değiştirecek?

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)

ABD’de ön seçim sezonu bu hafta sona ererken, 3 Kasım’da yapılacak ve kritik önem taşıyan ara seçimler için geri sayım başlıyor. Seçimlere 50 günden az bir süre kaldı.

Yoğun geçen ön seçim sezonu Delaware tamamlanıyor. Sezon boyunca yaşanan sert siyasi çekişmeler yalnızca iki parti arasındaki rekabetle sınırlı kalmadı. Parti kurumlarının dışından gelen öne çıkan isimlerin yükselişiyle birlikte parti içi dengeler de sarsıldı.

Demokratlarda sol kanat yükseliyor

En belirgin dönüşüm Demokrat Parti’de yaşandı. Sol eğilimli çok sayıda isim, parti yönetimlerinin desteklediği adayları geride bırakarak ön seçimleri kazandı. Bu durum, söz konusu adayların Kongre’ye girmesi halinde parti yönetimlerinin önemli meydan okumalarla karşı karşıya kalacağının işareti olarak değerlendiriliyor.

cvdfhj
Florida’da Demokratların Senato adayı Angie Nixon, 5 Eylül 2026 (Reuters)

Ön seçimleri kazananlar arasında Amerika Demokratik Sosyalistleri Örgütü ile bağlantılı çok sayıda aday bulunuyor. Bunun yanı sıra ilerici kanattan gelen ve sürpriz sonuçlara imza atan isimler de var. Bunların başında Michigan’dan Senato üyeliğine aday olan Abdülrahman Seyyid ile Minnesota’daki Peggi Flanagan geliyor. Ayrıca Demokratik Sosyalistler Örgütü’nden Angie Nixon, Florida’da Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun daha önce temsil ettiği koltuğu kazanmak için yarışıyor.

Cumhuriyetçilerin karşı karşıya olduğu zorluklar

Cumhuriyetçiler ise farklı türden zorluklarla karşı karşıya. ABD Başkanı Donald Trump’ın halk desteği, seçmenlerin artan fiyatlar ve kötüleşen ekonomik koşullardan duyduğu rahatsızlığın etkisiyle geriliyor.

Anketlerin büyük bölümüne göre Amerikalıların yalnızca yüzde 30’u Trump’ın ekonomi politikalarındaki performansını destekliyor. Enflasyon ve yaşam maliyeti söz konusu olduğunda bu oran yüzde 24’e düşüyor. Buna karşılık göç ve sınır güvenliği Trump’ın güçlü olduğu başlıklar arasında yer alıyor. Seçmenlerin yüzde 44’ü Trump’ın göç politikasındaki performansını, yüzde 52’si ise sınır güvenliği konusundaki performansını destekliyor. Dış politikada ise destek oranı aynı düzeyde değil ve bir kamuoyu araştırmasına göre yüzde 37’de kalıyor.

ghj
Trump, 13 Eylül 2026'da uçağında gazetecilerin sorularını yanıtlarken (AP)

Ancak Cumhuriyetçi Parti, tarihe karşı bir yarış yürüttüğünün farkında. ABD’de geleneksel olarak başkanın partisi ara seçimlerde diğer partiye, bu durumda Demokratlara, sandalye kaybediyor. Bu nedenle Cumhuriyetçi parti yönetimleri kayıpları sınırlamaya çalışırken Trump’ın tabanına sandık başına gitme çağrılarının Cumhuriyetçi seçmenlerin seçim motivasyonunu artırmasını umuyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı verilere göre Cumhuriyetçi seçmenlerin yalnızca yüzde 31’i seçimlere katılma konusunda yüksek motivasyona sahip. Demokrat seçmenlerde ise bu oran yüzde 46’ya ulaşıyor.

Bu durum, Cumhuriyetçilerin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri olabilir. Parti yönetimleri Demokrat Parti’de sol hareketin güçlenmesi konusunda seçmenleri uyarmak için yoğun çaba harcıyor. Bu yaklaşım, Teksas’ta düzenlenen olağanüstü Cumhuriyetçi Parti konferansında da açık biçimde ortaya çıktı.

Ancak burada sorun, seçmenin bu meseleyle fazla ilgilenmemesi. Seçmen esas olarak ekonomiye odaklanıyor. Bu da Cumhuriyetçileri, eski Başkan Joe Biden’ın seçim kampanyasında Demokratların karşılaştığı duruma benzer bir noktaya getiriyor. Demokratlar ve Biden, seçmeni ilgilendiren meseleler yerine Trump’ı uyarmaya ve onu demokrasi açısından bir tehdit olarak nitelemeye ağırlık vermişti. Bunun bedelini de sandıkta ödemişlerdi.

Nihai hedef

Adayların kesinleşmesi ve parti yönetimlerinin nihai zafer hedefine odaklanmasıyla birlikte beklentiler, bazı eyaletlerde seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi yönündeki girişimlere rağmen Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Demokratların ele geçireceği yönünde.

10 eyalette seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi için girişimde bulunuldu. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluklarını koruma şansını artırmak amacıyla başlattığı bu benzeri görülmemiş yeniden bölgelendirme mücadelesine Demokratlar da benzer adımlarla karşılık verdi.

bgnm
Demokratların Senato ve Temsilciler Meclisi'ndeki liderleri Chuck Schumer ve Hakeem Jeffries, New York'ta 11 Eylül saldırılarının yıl dönümü anma töreninde (AFP)

Cook Political’ın tahminlerine göre yeni seçim haritaları Cumhuriyetçilere yaklaşık dört sandalye kazandırabilir. Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun yalnızca birkaç sandalyelik farkla belirleneceği düşünüldüğünde bu önemli bir avantaj sağlayabilir.

Senato’da ise denklem farklı. Cumhuriyetçiler 53 sandalyeye sahipken Demokratların 47 sandalyesi bulunuyor. Bu nedenle Demokratların çoğunluğu elde edebilmesi için dört sandalye kazanması gerekiyor. Michigan gibi bir eyalet de bu hedefe ulaşılması açısından kritik önem taşıyor.

Kasım ayına kadar parti yönetimleri iç anlaşmazlıklarını bir kenara bırakarak, Donald Trump’ın başkanlığının geriye kalan iki yılında siyasi tabloyu belirleyecek hayati hedefe odaklanacak.

Ya Cumhuriyetçiler çoğunluğu koruyacak ve mevcut dengeler devam edecek ya da Demokratlar iki meclisten yalnızca birinde bile çoğunluğu elde etse siyasi denetim ve hesap sorma mekanizmalarını yeniden etkinleştirerek Washington’daki güç dengelerini değiştirecek.


Fransa’nın Riyad Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Havacılık, Suudi Arabistan’a yönelik ihracatımızı yönlendiriyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
TT

Fransa’nın Riyad Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Havacılık, Suudi Arabistan’a yönelik ihracatımızı yönlendiriyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)

Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçisi Patrick Maisonnave’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Paris ziyareti, Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ekonomi ve yatırım ilişkilerini yeni bir aşamaya taşıdı. İki ülke arasındaki ortak projelerin uygulanması hız kazanırken; ulaştırma, lojistik, enerji ve ileri teknolojiler gibi sektörlerdeki iş birliği de genişleme kaydetti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, 24 Ağustos’ta Paris’e gerçekleştirdiği ziyarette Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte Suudi Arabistan-Fransa Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık etmişti. İki ülke ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilen bu toplantı kapsamında, çeşitli alanlarda yaklaşık 20 anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandığı duyurulmuştu.

İki ülke liderlerinin başkanlığında 24 Ağustos’ta Paris’te düzenlenen Stratejik Ortaklık Konseyi ilk toplantısının uzun vadeli iş birliği sürecini pekiştirdiğini belirten Maisonnave, ikili ticaret hacminin 2025 yılında yüzde 11 oranında arttığını ve Suudi Arabistan’ın Fransa’nın Ortadoğu’daki en büyük ticari ortağı haline geldiğini vurguladı.

Fransa’nın Suudi Arabistan’a yönelik ihracatında havacılık sektörünün ilk sırada yer aldığını aktaran Maisonnave, ilaç, gıda, kozmetik ve elektrikli ekipmanların da dış satışta öne çıkan diğer ana ürün gruplarını oluşturduğunu ifade etti.

Maisonnave ayrıca, Veliaht Prens’in ziyaretinden elde edilen sonuçların iki ülke arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini ivmelendirdiğini, Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ise ekonomik bağları güçlendiren ve geleceğin dönüşüm alanlarında yeni iş birliği imkanları sunan bir çerçeveye dönüştüğünü sözlerine ekledi.

cdfgthy
Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçisi Patrick Maisonnave (Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçiliği)

Fransa’nın şu anda Suudi Arabistan’daki yabancı yatırımcılar arasında üçüncü sırada yer aldığını belirten Maisonnave, ülkesinin bu varlığı güçlendirmeyi ve daha fazla Fransız şirketini Krallık’ta yaşanan ekonomik dönüşümün sunduğu fırsatlardan yararlanmaya teşvik etmeyi hedeflediğini vurguladı.

Bu kapsamda kredi sigortası mekanizmalarının genişletilmesinin Fransız şirketlerinin Suudi Arabistan’daki büyük stratejik projelere katılımını destekleyeceğini ifade eden Maisonnave, Fransa’nın yatırım, ortaklık kurma, yetkinlik geliştirme, katma değer ve istihdam yaratma yoluyla bu projelere katkısını artırmayı amaçladığını kaydetti.

Duruma örnek olarak CMA CGM Grubu ile Red Sea Gateway Terminal arasında Cidde Limanı’ndaki dördüncü terminalin geliştirilmesi ve işletilmesine yönelik yapılan anlaşmayı gösteren Maisonnave, bu adımın küresel düzeyde varlık gösteren büyük bir Fransız grubunun uzmanlığı ile Suudi Arabistan’ın ana bir lojistik merkezi olma hedefini bir araya getirerek söz konusu yaklaşımı somutlaştırdığını belirtti.

Maisonnave, Krallık’ın Avrupa, Asya ve Afrika’yı birbirine bağlama konusunda üstlendiği stratejik rol göz önüne alındığında bu anlaşmanın Suudi Arabistan’ın hedeflerini desteklediğini; söz konusu rolün öneminin Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz sırasında net bir şekilde ortaya çıktığını dile getirdi.

Kent içi ulaşım sektörüne de değinen Maisonnave, Alstom şirketinin Riyad metrosu için ilave tren setleri tedarik etmek üzere imzaladığı sözleşmenin, Krallık’taki büyük altyapı projelerinin hayata geçirilmesinde Fransız uzmanlığından faydalanıldığının bir başka göstergesi olduğunu ifade etti.

Maisonnave ayrıca, iki ülke arasındaki iş birliğinin karşılıklı olarak geliştiğine dikkat çekerek, Qiddiya şirketinin Paris bölgesinde eğlence alanında planladığı projenin Suudi Arabistan’ın Fransa’daki yatırımlarının arttığına dair ‘güçlü bir sinyal’ ve Fransa’nın bu tür projeleri çekme kapasitesine duyulan güvenin bir kanıtı olduğunu sözlerine ekledi.

Geleceğin teknolojileri ve enerji

Maisonnave, Suudi Arabistan ile Fransa arasında geleceğin teknolojilerindeki ortaklığın güçlendirilmesinin bir öncelik olduğunu belirterek, HUMAIN ile Mistral AI arasında duyurulan stratejik iş birliğini bu yaklaşımın bir modeli olarak gösterdi. Söz konusu iş birliğinin; yapay zekâ altyapısının geliştirilmesini, gelişmiş modellerin inşa edilmesini ve Krallık’ın ihtiyaçlarına uygun çözümlerin sunulmasını kapsadığını ifade eden Maisonnave, bu adımın yüksek performanslı yapay zekâ kapasitesinin geliştirilmesine katkı sağlarken bu teknolojilerde Arapça dilinin varlığını da güçlendireceğini kaydetti.

Enerji sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Maisonnave, ülkesinin küresel enerji piyasalarının istikrarına ve tedarik güvenliğinin artırılmasına katkıda bulunma konusunda kararlı olduğunu vurguladı. Maisonnave, Suudi-Fransız iş birliğinin petrol, petrokimya, sürdürülebilir elektrik üretimi, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, enerji depolama, temiz hidrojen ve barışçıl nükleer enerji alanlarını kapsayacağını belirtti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Paris ziyaretiyle eş zamanlı olarak düzenlenen Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’nın sonuçlarına da değinen Maisonnave, her iki taraftan özel sektör temsilcilerini bir araya getiren bu etkinliğin ana sektörlerdeki yatırım fırsatlarını ele alarak iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde artan ivmeyi yansıttığını ifade etti.

Suudi-Fransız ekonomik ilişkilerinin artık karşılıklı yatırımlara, uzun vadeli projelere ve ortak ilgi alanlarında deneyim aktarımına dayandığını söyleyen Maisonnave, Veliaht Prens’in ziyareti sırasında duyurulan yaklaşık 20 anlaşma ve mutabakat zaptının, iki ülke şirketleri arasındaki iş birliğinin genişliğini ve mevcut ortaklıkların büyümesini gösterdiğine dikkat çekti.


İran: Ceviz Dağı'ndaki faaliyetlere ilişkin haberlerin aslı yok

Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
TT

İran: Ceviz Dağı'ndaki faaliyetlere ilişkin haberlerin aslı yok

Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü bugün (Pazartesi), Peacaks Mountain (Ceviz Dağı) olarak adlandırılan bölgede faaliyet yürütüldüğüne ilişkin haberlerin hiçbir dayanağı olmadığını söyledi.

Trump, geçen hafta ABD'nin Peacaks Mountain'daki faaliyetleri izlediğini belirtmiş ve Washington'ın bölgeyi vurabileceği uyarısında bulunarak İran'ı dikkatli olmaya çağırmıştı.

Devrim Muhafızları'ndan İHA açıklaması

Öte yandan İran Devrim Muhafızları'nın halkla ilişkiler birimi, bugün sabah saatlerinde gelişmiş bir MQ-1 tipi insansız hava aracının (İHA) tespit edilerek Hürmüz Boğazı hava sahasında Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri'ne bağlı hava savunma sistemi tarafından imha edildiğini açıkladı.

İranlı nükleer yetkili Viyana'ya gidemedi

Diğer taraftan İran devlet televizyonu, İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami'nin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) toplantısına katılmak üzere Viyana'ya girişinin ABD'nin çıkardığı "engeller" nedeniyle önlendiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre  İslami ve beraberindeki heyet, cumartesi günü tarifeli bir uçakla Viyana'ya gitmek üzere yola çıktı ancak "ABD'nin koyduğu engeller nedeniyle" yolculuk sırasında durduruldu. İslami ve heyetinin daha sonra Tahran'a döndüğü belirtildi.

İslami'nin nükleer enerji konulu yıllık genel konferansa katılmak üzere UAEA'nın Viyana'daki merkezine gitmesi bekleniyordu.

Hürmüz'deki saldırılar enerji arzı endişelerini artırıyor

Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki diplomatik çabaların görünürde bir çıkmaza girdiği ve bölgenin petrol taşımacılığındaki en önemli iki güzergâhını hedef alan yeni saldırıların küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırdığı bir dönemde yaşanıyor.

Hürmüz Boğazı'nda petrol taşımacılığı açısından riskler sürüyor. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO), dün (Pazar) bir merminin Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan bir gemiye isabet ettiğini açıkladı. Saldırı sonucunda gemide yangın çıktı ve mürettebat gemiyi tahliye etmek zorunda kaldı.

İran ise kendi kıyıları açıklarında saldırıya uğrayan İran'a ait ticari bir gemide bir kişinin hayatını kaybettiğini, dört mürettebatın da yaralandığını bildirdi.

Hürmüz'den geçen yük gemilerinin sayısı 10'un altına geriledi

Gemilerin hareketlerini takip eden ilk verilere göre, hafta başında Hürmüz Boğazı'ndan geçen yük gemilerinin sayısı 10'un altına geriledi. Reuters'ın aktardığı verilere göre bu sayı, son 10 gündeki ortalama 14 geminin oldukça altında kaldı.

Söz konusu veriler, tespit edilmemek amacıyla Otomatik Tanımlama Sistemi'ne (AIS) ait vericilerini kapatarak boğazdan geçmiş olabilecek gemileri kapsamıyor.