Pezeşkiyan: Vatandaşların geçim kaynakları ‘kırmızı çizgimiz’

Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele sözü verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve sağında Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Tahran'da General Kasım Süleymani'nin ölümünün altıncı yıldönümü için düzenlenen törende Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanları arasında duruyorlar. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve sağında Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Tahran'da General Kasım Süleymani'nin ölümünün altıncı yıldönümü için düzenlenen törende Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanları arasında duruyorlar. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Pezeşkiyan: Vatandaşların geçim kaynakları ‘kırmızı çizgimiz’

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve sağında Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Tahran'da General Kasım Süleymani'nin ölümünün altıncı yıldönümü için düzenlenen törende Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanları arasında duruyorlar. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve sağında Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Tahran'da General Kasım Süleymani'nin ölümünün altıncı yıldönümü için düzenlenen törende Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanları arasında duruyorlar. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, hükümetinin rant, kaçakçılık ve rüşvetle mücadeleyi hedefleyen ekonomik reformları hayata geçirmekte kararlı olduğunu söyledi. Bu sürecin zorluğuna dikkat çeken Pezeşkiyan, vatandaşların geçim koşullarının korunmasının hükümeti için ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurguladı. Söz konusu açıklamalar, İran’da geçim sıkıntısına yönelik protestoların beşinci gününe girdiği ve ülke genelinde yayıldığı bir dönemde geldi.

Pezeşkiyan, reform sürecini sekteye uğratmak ve istikrarsızlık yaratmak amacıyla bazı bakanlar ve yetkililer üzerinde baskı kurulduğu uyarısında bulundu. Protestocuların, ekonomik krizin derinleşmesi ve ulusal para biriminin değer kaybı karşısında somut adımlar talep ettiği belirtildi.

Tahran’da General Kasım Süleymani’nin ölümünün altıncı yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resmî törende konuşan Pezeşkiyan, hükümetin sübvansiyonları dağıtım zincirinin başından sonuna taşımayı ve doğrudan vatandaşların hesaplarına aktarmayı planladığını söyledi. Pezeşkiyan, “Adalet, ülke kaynaklarının belirli bir kesime tahsis edilmesi, onlara sübvansiyonlu döviz verilmesi ve ardından malların vatandaşlara piyasa fiyatından satılmasıyla sağlanamaz” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, bazı hükümet atamalarına yönelik eleştirilere de yanıt vererek, kabinesinin kişisel ilişkiler ya da siyasi aidiyetler temelinde şekillenmediğini savundu. Pezeşkiyan, “Bu hükümete dostum olduğu için gelen kimse yok. Tüm üyeler liyakat ve uzmanlık esasına göre seçildi” dedi.

Pezeşkiyan’ın açıklamaları, protestoların beşinci gününde Tahran’dan daha küçük kentlere yayıldığı, gece eylemlerinin yeniden başladığı, güvenlik önlemlerinin artırıldığı ve gözaltıların genişlediği bir süreçte yapıldı. Resmi raporlara göre, mevcut protesto dalgasında ilk kez can kayıpları yaşandı; hayatını kaybedenler arasında sivillerin yanı sıra Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Besic güçlerinden bir unsurun da bulunduğu bildirildi.

xsdfrg
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Farsça hesabından paylaşılan bir fotoğrafta, İran'ın başkenti Tahran'da konuşlanmış çevik kuvvet polisleri görülüyor.

Hareketler, riyalin değer kaybı ve artan hayat pahalılığına tepki olarak çarşılar ve ticari faaliyet alanlarından başladı. Protestolar daha sonra başkent dışına taşarak kademeli biçimde genişledi. Paylaşılan görüntüler ve medya raporlarına göre, Çaharmahal ve Bahtiyari ile Luristan eyaletleri başta olmak üzere batı, orta ve güney bölgelerdeki bazı kentlerde gösteriler ve çatışmalar yaşandı.

Güvenlik boyutuyla eş zamanlı olarak Tahran yönetimi, yaşanan huzursuzluklara diyalog seçeneğini gündeme getirerek karşılık verdi. Bu yaklaşım, önceki protesto dalgalarının çoğuna kıyasla daha uzlaşıya yakın bir tutum olarak değerlendirildi. Ancak aktivistler, buna paralel şekilde güvenlik güçlerinin sokaklardaki polis varlığını artırdığını belirtti.

İran medyası da özellikle DMO’ya bağlı Fars ve Tesnim ajansları aracılığıyla, protestoların ikinci gününden itibaren sürece dâhil oldu. Söz konusu yayınlarda, eylemlerin sınırlı bir alanda kaldığı vurgulanırken, geçim talepleri ile ‘istismar’ ya da ‘güvenlik sızıntısı’ olarak nitelendirilen girişimler arasında ayrım yapılmaya çalışıldı.

Bu çerçevede Fars Haber Ajansı dün yaptığı değerlendirmede, son protestolarda sokaklardaki katılımın önceki dalgalara kıyasla daha düşük olduğunu, buna karşın hayat pahalılığı ve ekonomik istikrarsızlığa yönelik hoşnutsuzluğun yaygınlaştığını aktardı.

Ajans, polisin eylemlere ‘soğukkanlılıkla’ yaklaştığını, gereksiz temaslardan kaçınmaya ve gerginliğin artmasını önlemeye çalıştığını bildirdi.

Fars Haber Ajansı ayrıca, yetkililerin bu protestolar ile diğer ülkelerdeki gelişmeler arasında fark gördüğünü belirterek, özellikle ABD ve İsrail destekli olduğunu öne sürdüğü muhalif ağların varlığına dikkat çekti. Ajans, protestocuların büyük bölümünün şiddet içeren eylemlere yönelmediğini savundu.

Buna karşılık ‘kışkırtıcı’ olarak tanımlanan bazı unsurların sınırlı hareketlerinden söz edildi; bu grupların bir kısmının organize ve eğitimli olduğu ileri sürüldü. Güvenlik güçlerinin müdahalesinin kaosun önüne geçmeyi amaçladığı ifade edilirken, ‘sahadaki protesto yönetimi ve toplumsal teyakkuzun’ bu aşamada gerginliğin kontrol altına alınmasına katkı sağladığı belirtildi.

cdvfgt
Çevik kuvvet polisi, Tahran'da ekonomik koşulları protesto etmek amacıyla sokaklara çıkan göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı. (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Fars Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, söz konusu gruplar vatandaşları kışkırtma ve barışçıl protestoların seyrini değiştirme yöntemleri konusunda eğitildi. Ajans, ‘lider’ olarak nitelediği kişiler arasında kadınların da bulunmasının dikkat çekici olduğunu aktardı. Bu grupların planlarının, gösterileri gece geç saatlere kadar sürdürmeye dayandığını belirterek, bu zaman dilimlerinin ‘sivil protesto kapsamında değerlendirilemeyeceğini’, aksine ‘kaos ve güvensizlik yaratmayı’ amaçladığını savundu.

Ajans, gözaltına alınan bazı kargaşa hücrelerine ilişkin mevcut bilgilerin, bu yapıların organize biçimde eğitim aldığını ve polisi sert tepkilere sevk ederek ortamı germek amacıyla provokasyonlarla görevlendirildiğini ortaya koyduğunu bildirdi. Açıklamada, ‘polisin profesyonel yaklaşımı ve vatandaşların uyanıklığının’ şiddet senaryolarının boşa çıkarılmasında ve bu aşamada ulusal güvenliğin korunmasında temel rol oynadığı ifade edildi.

Söz konusu gelişmeler, Batı yaptırımları, yüksek enflasyon ve ulusal para birimindeki sert değer kaybının gölgesinde, iktidar yapısı açısından kritik bir dönemde yaşanıyor. Resmi istatistiklere göre riyal, geçen yıl dolar karşısında değerinin üçte birinden fazlasını kaybederken, yıllık enflasyon oranı Aralık ayında yüzde 50’nin üzerine çıktı. Bu durum, alım gücünün aşınmasına ve yaşam maliyetlerinin artmasına yol açtı. Ekonomik raporlar, söz konusu faktörlerin mevcut protesto dalgasının patlak vermesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.



ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
TT

Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)

Pakistan, bu sabah erken saatlerde, Afganistan'ın desteklediği silahlı grupların üstlendiği son intihar saldırılarına misilleme olarak Pakistan-Afganistan sınır bölgesindeki yedi noktaya hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Enformasyon Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan'ın ‘istihbarat bilgilerine dayanarak yedi terörist kampına ve sığınağına askeri operasyonlar düzenlediği’ belirtildi. Açıklamaya göre Ramazan'ın başlamasından bu yana üç intihar saldırısı düzenlendi.

Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan'ın DEAŞ terör örgütünün bir kolunun hedef alındığını söyledi.

Tatar, açıklamada saldırıların yeri veya daha fazla ayrıntı belirtmedi.

Ancak Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mucahid bugün X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Pakistan tarafından Afganistan’ın Nangarhar ve Paktika illerinde sivillerin bombaladığını, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını’ söyledi.

Bakanlık, operasyonların iki hafta önce İslamabad'daki bir Şii camisini hedef alan intihar bombalı saldırı ve son zamanlarda Pakistan'ın kuzeybatısında meydana gelen diğer intihar bombalı saldırılara misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

Pakistan tarafından bugün yapılan açıklamada, İslamabad'ın defalarca kez talepte bulunmasına rağmen, Kabil'deki Taliban yetkililerinin Afganistan topraklarını Pakistan'da saldırılar düzenlemek için kullanan silahlı gruplara karşı harekete geçmediği belirtildi.

Enformasyon Bakanlığından yapılan açıklamada, “Pakistan her zaman bölgede barış ve istikrarı korumak için çaba göstermiştir, ancak aynı zamanda vatandaşlarımızın güvenliği ve emniyeti de bizim en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor” denildi.

İslamabad ayrıca uluslararası topluma, Kabil'i geçtiğimiz yıl Doha’da varılan anlaşma kapsamında diğer ülkelere karşı düşmanca eylemleri desteklememe yükümlülüğünü yerine getirmesi için baskı yapmaya çağırdı.

Afganistan ve Pakistan arasındaki gerginlik, Taliban'ın 2021 yılında Kabil'in kontrolünü yeniden ele geçirmesinden bu yana tırmanıyor.

Son aylarda kanlı sınır çatışmalarıyla iki ülke arasındaki ilişkiler keskin bir şekilde kötüleşti.

Ekim ayında patlak veren ve Katar ile Türkiye'nin arabuluculuğunda ateşkesle sona eren çatışmalarda 70'den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Ancak, Doha ve İstanbul'da birkaç tur görüşme yapıldıysa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı.


Ukrayna, Macaristan ve Slovakya'yı elektrik kesintisi tehditleriyle "şantaj" yapmakla suçladı

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
TT

Ukrayna, Macaristan ve Slovakya'yı elektrik kesintisi tehditleriyle "şantaj" yapmakla suçladı

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha (X platformundaki hesabı)

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı dün, Macaristan ve Slovakya hükümetlerinin Rus petrolünün akışına yeniden başlanmaması halinde Ukrayna'ya elektrik tedarikini kesme tehdidinde bulunmalarını "uyarı ve şantaj" olarak nitelendirerek kınadı.

Rus petrol sevkiyatları, Kiev'in 27 Ocak'ta Batı Ukrayna'da boru hattındaki ekipmanı bombalayan bir Rus insansız hava aracının (İHA) saldırısını gerçekleştirdiğini açıklamasından bu yana Macaristan ve Slovakya'ya durdurulmuş durumda. Slovakya ve Macaristan, uzun süredir devam eden tedarik kesintilerinden Ukrayna'nın sorumlu olduğunu savunuyor.

Slovakya Başbakanı Robert Fico dün yaptığı açıklamada, Kiev'in Rus petrolünün Ukrayna toprakları üzerinden Slovakya'ya transit geçişine yeniden başlamaması halinde, iki gün içinde Ukrayna'ya acil durum elektrik tedarikini keseceğini söyledi. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Macaristan Başbakanı da birkaç gün önce benzer bir tehditte bulunmuştu.

Bu konu, Ukrayna ile komşuları Macaristan ve Slovakya arasında bugüne kadarki en ciddi anlaşmazlık noktalarından biri haline geldi. Bu ülkelerin liderleri, Moskova ile bağlarını güçlendirerek büyük ölçüde Ukrayna yanlısı Avrupa konsensüsünden ayrıldılar.

Macaristan ve Slovakya, Avrupa Birliği ve NATO üyesidir ve bloktaki diğer iki ülke olarak Ukrayna üzerinden Druzhba boru hattıyla taşınan Rus petrolüne hâlâ büyük ölçüde bağımlıdırlar.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Ukrayna, Macaristan ve Slovakya hükümetlerinin iki ülke arasındaki enerji tedarikine ilişkin uyarılarını ve şantajlarını reddediyor ve kınıyor. Bu uyarılar kesinlikle Kiev'e değil, Kremlin'e yöneltilmelidir” ifadelerini kullandı.