Maduro'nun tutuklanması ve ‘Önce Amerika’... Trump, dış müdahale kurallarını yeniden yazıyor

Askeri müdahalenin yasal dayanağı konusunda görüş ayrılıkları ve Rodriguez'in geleceği hakkında sorular

Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
TT

Maduro'nun tutuklanması ve ‘Önce Amerika’... Trump, dış müdahale kurallarını yeniden yazıyor

Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)
Maduro'nun tutuklanması, Trump'ın benimsediği hukuki dayanak hakkında soruları gündeme getirdi. (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’a gelişinden bu yana ‘mutlak kararlılık’, ‘Donroe Doktrini’ ve ‘Önce Amerika’ gibi ifadelerin yanı sıra ‘savaşçı zihniyet’ ve ‘2025 Projesi’ gibi kavramları sıkça kullanıyor.

İlk bakışta birbiriyle bağlantısız görünen bu söylemler, özünde yönetiminin titizlikle şekillendirdiği ve adım adım kamuoyuna sunduğu bir stratejiye işaret ediyor. Pek çok kişiyi şaşkına çeviren bir adım olarak Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanması da rastlantı değil; Trump ve danışman ekibinin önceden hazırladığı planın bir sonucu olarak hayata geçirildi. Bu adım, önceki yönetimlerin yaklaşımından tamamen farklı bir yol izlerken, ABD içindeki yerleşik teamüllere ve uluslararası düzenin kurallarına açık bir meydan okuma anlamı taşıdı.

Trump, kararlarında Kongre’yi büyük ölçüde devre dışı bıraktı. Anayasal sorumlulukları arasında sıkışan Kongre’nin, hukuki boşlukları iyi bildiğini defalarca kanıtlayan ve yürütme yetkilerinin sınırlarını zorlayan bir başkana karşı koyması giderek zorlaştı.

Şarku’l Avsat ile eş-Şark televizyonu iş birliğiyle hazırlanan Washington Raporu programı, Trump yönetiminin Maduro’nun tutuklanmasında dayandığı hukuki zemini ve ABD’nin Venezuela’daki yönetim sürecindeki rolünü mercek altına aldı.

Demokrasi mi yoksa ekonomik hırslar mı?

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Batı yarımküreden sorumlu eski bakan yardımcısı ve Peru ile Zimbabve eski Büyükelçisi Brian A. Nichols, Trump’ın Maduro’yu tutuklaması ve başkanlık görevlerini vekâleten yürütmesi için yardımcısı Delcy Rodriguez’i görevde bırakması karşısında şaşkınlığını dile getirdi.

xsdcfrgt
Trump, 6 Ocak 2026'da Trump-Kennedy Merkezi'nde Cumhuriyetçilerle konuştu. (Reuters)

Nichols, asıl şaşırtıcı olanın, yönetimin 2024 seçimlerini kazandığını ilan eden muhalefet adayı Edmundo Gonzalez’i ve ABD ile serbest piyasa yanlısı, aynı zamanda Venezuela halkının desteğine sahip Maria Corina Machado’yu ülkenin başına getirmek için adım atmaması olduğunu söyledi.

Nichols, “Bu, Venezuela halkını yıllardır maruz kaldığı korkunç diktatörlükten kurtarmak ve ABD ile serbest piyasa yanlısı isimleri iktidara taşımak için bir fırsat. Umarım bu fırsat heba edilmez” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Trump’ın seçim kampanyasında görev yapan John Pence, Maduro’nun yardımcısının görevde tutulması kararının, Washington’un Venezuela’da istikrarı koruma isteğinden kaynaklandığını savundu.

Pence, “Yönetim, ABD’nin her şeyden önce gelmesini, Venezuela’nın Amerikan ürünlerini satın almaya başlamasını ve Venezuela petrolüne erişim sağlamamızı önemsiyor. Bu, aynı zamanda Venezuela halkına da fayda sağlayacaktır” dedi. Bu sürecin kısa sürede gerçekleşmeyeceğini vurgulayan Pence, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun üç aşamalı bir yol haritası ortaya koyduğunu hatırlattı: istikrarın sağlanması, toparlanma süreci ve geçiş dönemi.

xscdfrgthy
Maduro'nun yardımcısının neden iktidarda tutulduğuna dair sorular giderek artıyor. (AFP)

Trump yönetiminin Venezuela’da petrolü kontrol altına almak amacıyla bu yolu tercih ettiğine dair haberlerin gölgesinde, Pecos Energy şirketinin CEO’su Rey Trevino söz konusu değerlendirmeye katılmadığını belirtti.

Trevino, yaşananların petrol ya da uyuşturucudan ziyade Monroe Doktrini ile bağlantılı olduğunu savunarak, Amerikalıların güvenliği için ‘ABD’nin arka bahçesine’ odaklanmanın önemine vurgu yaptı.

Petrol konusuna da değinen Trevino, “Çin ve Rusya petrol için oradayken bizim orada olmamamız neden mümkün olsun?” sorusunu yöneltti.

Öte yandan Nichols, Venezuela’daki petrol programını fiilen Delcy Rodriguez’in yönettiği uyarısında bulunarak, onu ‘sadık bir sosyalist’ olarak niteledi ve ABD’nin nüfuzunu ortadan kaldırmaya çalışacağını ifade etti. Nichols, “Onun, kardeşi Jorge Rodriguez’in (Ulusal Meclis Başkanı) ve rejimin diğer isimlerinin varlığı sürerken istikrarın nasıl sağlanacağını öngöremiyorum. Serbest piyasa ekonomisine bağlı ve ABD ile yakın ilişkiler kurmaya istekli isimlerin varlığı, uzun vadede Venezuela için daha güçlü bir istikrar sağlar ve halkın taleplerine daha iyi karşılık verir” dedi.

Nichols ayrıca, Venezuela ile ilişkilerde ekonominin yeniden canlandırılmasının temel bir hedef olması gerektiğini, bunun da ülkede daha geniş bir ekonomik açılımı içermesinin şart olduğunu dile getirdi. Buna örnek olarak, Rodriguez’in geçici devlet başkanı olarak yemin ettiği gün, Venezuela halkının temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayan, ifade ve seyahat özgürlüğüne yeni sınırlamalar getiren bir kararname çıkarıldığını hatırlattı. Bu süreçte bir grup gazetecinin gözaltına alındığını, gazetecilerden birinin ise sınır dışı edildiğini belirtti.

Nichols, “Eğer hedefimiz Venezuela’yı değiştirmekse, temel haklara saygı gösterilmesi konusunda ısrarcı olmalı ve ülkede demokrasinin tesis edilmesi yönünde ilerlemeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Kongre ve ‘Önce Amerika’ ilkesi

Demokratlar, Maduro’nun yakalanması sürecinde Trump’ın yetkilerini aştığını savunuyor ve dünya çapındaki askeri müdahaleler üzerinde Kongre denetimini sağlamaya çalışıyor. Bu kapsamda, beş Cumhuriyetçinin de desteğiyle Venezuela’daki askerî operasyonları sınırlayan usul oylamasında başarı sağlandı. Söz konusu tasarı yasalaşması halinde başkanlık vetosuna takılacak olsa da Nichols, bu oylamanın Cumhuriyetçi Parti tabanının, yurt dışında askerî güç kullanımına ilişkin olarak yönetimden farklı görüşlere sahip olduğunu gösterdiğini ifade etti. Nichols’a göre Trump’ın izlediği politika, benimsediği ‘Önce Amerika’ sloganıyla da çelişiyor.

xsdcfrgt
ABD Senatosu Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer ve Demokrat Senatör Tim Kaine, 7 Ocak 2026'da Trump'ın Venezuela'daki yetkilerini sınırlamak için yapılacak oylamayı görüşüyorlar. (EPA)

Bu noktada Pence savunmaya geçerek, izlenen yaklaşımın ‘Önce Amerika’ sloganıyla uyumlu olduğunu vurguladı. Pence, “Önce Amerika, ABD’nin yalnız bırakılması anlamına gelmez. Batı yarımkürede komünizmden kaçan 8 milyon insan var ve sonunda onların sorunları sınırlarımıza dayandığında bizim sorunlarımız haline geliyor. Son dört yıldaki zayıf liderlik nedeniyle göç krizi ve Venezuela kriziyle birlikte derinleşen büyük bir kaos yaşandı” dedi. Pence sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi Başkan Trump, Batı yarımkürede barışı sağlamak için Amerikan gücünü kullanmayı hedefliyor. Bunun göç dosyasına da olumlu yansımaları olacak. Bu nedenle izlenen politika, yaklaşımımızla tamamen örtüşüyor.”

Trevino da Pence’in değerlendirmesine katılarak, Trump’ın tabanıyla iletişimini sürdürdüğünü ve onlara Önce Amerika ilkesinin Amerikalıların güvenliğini, ABD sınırlarının dokunulmazlığını ve ülkenin güvenliğini korumak anlamına geldiğini anlattığını söyledi. Trevino ayrıca, yönetimin hedefinin, Güney Amerika’dan akan uyuşturucular nedeniyle mümkün olan en fazla sayıda Amerikalıyı kurtarmak olduğunu belirtti. Demokratlara ve eski Başkan Joe Biden yönetimine sert eleştiriler yönelten Trevino, “Maduro hakkında çıkarılan tutuklama emri Biden döneminde de yürürlükteydi. O zaman neden yakalanmadı?” ifadelerini kullandı.

zxscdf
Cumhuriyetçi Senatör Josh Hawley, Trump'ın Venezuela'daki yetkilerini sınırlama yönünde oy kullananlar arasındaydı. (AP)

Biden döneminde Dışişleri Bakanlığı’nda Batı yarımküre dosyasından sorumlu olan Nichols, bu soruya açıklık getirerek şunları söyledi: “Eğer Maduro ABD yargı yetkisine giren bir bölgede ya da ABD ile iş birliği yapan bir ülkede bulunsaydı, hakkındaki tutuklama emrini uygular, kendisini gözaltına alırdık. Ancak o, ABD hukukuna tabi olabileceği yerlere gitmekten özellikle kaçındı. Uluslararası hukuka dayanan bir mekanizma olmaksızın Venezuela’ya girip onu çıkarmak, yapmak istediğimiz bir şey değildi. Amacımız, gayrimeşru Venezuela hükümetine karşı güçlü bir uluslararası ittifak inşa etmekti.” Uyuşturucu meselesine de değinen Nichols, yönetimin bu gerekçesine şaşırdığını belirterek, Amerikalıların bugün hayatını kaybetmesine neden olan uyuşturucunun Venezuela üzerinden geçmeyen fentanil olduğunu, bu nedenle söz konusu argümanın hiçbir mantığa dayanmadığını ifade etti.

Petrol anlaşmaları

Trump yönetimi, Venezuela’daki petrol sektörüne odaklanmış durumda. Trevino, ülkede istikrarın sağlanmasıyla birlikte Venezuela’ya yatırım yapmak isteyen Amerikan petrol şirketlerinin sayısının artacağını, ancak bunun zaman alacağını ifade etti. Trevino, “Exxon Mobil gibi ülkeden çıkarılan, varlıklarına ve petrolüne el konulan şirketlerin geri dönmeye hazır olduğunu biliyorum. Ancak bu bir gecede gerçekleşmez. Rafineri altyapısının ciddi şekilde tahrip olması nedeniyle, sahadaki gelişmeleri izlemek için yüksek alarm durumunda olmamız ve daha fazla güvenlik unsuruna ihtiyaç duymamız gerekecek. Ayrıca petrolü kuyulardan rafinerilere taşıdığımız yolların da yeniden inşa edilmesi şart” dedi.

Bu sürecin 18 ila 24 ay sürebileceğini öngören Trevino, büyük petrol şirketlerinin milyarlarca dolarlık yatırımlarıyla üretimin yeniden artırılacağını ve küresel piyasaya ilave petrol arzı sağlanacağını belirtti.

zxsdfrg
Exxon Mobil, Venezuela'da faaliyetlerine yeniden başlayabilecek Amerikan şirketlerinden biri (AP)

Nichols ise bu değerlendirmeye karşı çıkarak, Trevino’nun ortaya koyduğu takvimi ‘fazlasıyla iyimser’ olarak niteledi. Nichols, günlük üç milyon varil üretim seviyesine ulaşmanın on yıldan fazla süreceğini, bunun büyük çaplı yatırımlar gerektirdiğini ve Venezuela diasporasının ülkeye geri dönmesi için güven ortamının sağlanmasının şart olduğunu söyledi.

Venezuela’nın eski Devlet Başkanı Hugo Chavez’in, Petroleos de Venezuela (PDVSA) şirketinin tüm üst yönetimini görevden aldığını hatırlatan Nichols, bu politikalar nedeniyle ülkeyi terk eden uzman kadroların geri dönüşünün hayati önem taşıdığını vurguladı. Nichols, “Siyasi ortam ve insan hakları konusunda güven oluşmazsa, gerçekten nitelikli Venezuelalılar geri dönmez. Ayrıca Venezuela halkı, petrolün ABD’ye ya da dünya ülkelerine satışından adil payını aldığını bilmek isteyecektir. Eğer bu payın adil olmadığı düşünülürse, bu durum ABD’ye yönelik bir hoşnutsuzluk yaratır. Bu, önümüzdeki iki ya da üç yıl içinde sorun olmayabilir, ancak uzun vadede Hugo Chavez’i iktidara taşıyan koşulları yeniden üretir. Sadece kısa vadeli etkiyi değil, orta ve uzun vadeli sonuçları da hesaba katmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.



Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
TT

Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'la verimli görüşmeler yürüttüğünü ve kasım ayında yapılması planlanan ABD Kongresi ara seçimlerinden önce İran'a saldırı düzenlemeyeceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti ile verimli görüşmeler yürütüyoruz” ifadesini kullandı. Trump ayrıca ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının sürdüğünü ve petrol akışının Hürmüz Boğazı üzerinden devam ettiğini belirtti.

Trump, “ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce İran'a saldırmayacağız” dedi.

Trump, bu hafta Cumhuriyetçiler için yürüttüğü seçim kampanyası sırasında, seçimlerden önceki veya sonraki günlerde çatışmanın nihai bir çözüme kavuşturulabileceğine inandığının sinyalini verdi. Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı habere göre Trump, aynı zamanda İran'a yönelik geniş çaplı askeri operasyonların yeniden başlatılması seçeneğine de hâlâ açık olduğunu belirtti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın Tahran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini “esaslı ölçüde” azaltmasını ve bu yönde somut adımlar atmasını gerektirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki “tam kontrolünü kaybettiğini” belirterek, hayati öneme sahip bu su yolundan geçen petrol akışının savaş öncesi seviyelere yaklaştığını ifade etti.

Rubio ayrıca İran ekonomisinin “tam ve kapsamlı bir serbest düşüş” yaşadığını söyledi.

Bu gelişmeler, Washington ile Tahran arasındaki diyaloğu ilerletmek ve gerilimi düşürmek amacıyla bölgesel girişimlerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. İran ise ABD ve İsrail'e yönelik söylemini sertleştirerek yeni bir saldırıya karşılık vereceği uyarısında bulunurken, nükleer programı konusunda müzakerelere hazır olduğunu belirtiyor. Tahran ayrıca haklarından “hiçbir koşulda” taviz vermeyeceğini vurguluyor.


Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
TT

Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)

Kosta Rika'nın eski Devlet Başkanı Yardımcısı Rebeca Grynspan, diplomasi kaynaklarından edinilen bilgiye göre dün yapılan gayriresmî oylamada, dördüncü kez birinci sırayı alarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği yarışında en güçlü aday olarak öne çıktı.

31 Aralık 2026'da beş yıllık ikinci görev süresi dolacak olan Antonio Guterres'in halefi olmak için dört kadın ve üç erkek aday yarışıyor.

Ancak oylama süreci belirsizliğini koruyor; nitekim 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimî üyesinden birinin veto hakkını kullanması, herhangi bir olası adaylığı engellemeye yetiyor.

Güvenlik Konseyi dün gerçekleştirdiği gayriresmî eğilim oylamasında her bir adayı "destek", "destek vermeme" veya "görüş yok" şeklinde değerlendirdi.

Diplomatik kaynağa göre Grynspan, dokuz "teşvik" oyu alarak zirvedeki yerini korudu. Bu sonuçla Grynspan, temmuz ayından bu yana düzenlenen beş oylama turunun dördünde ilk sırada yer almış oldu.

Bununla birlikte Kosta Rikalı diplomatın performansı, 29 Eylül'de yapılan ve 10 "destek", iki "görüş yok" ile üç "destek vermeme" oyu aldığı bir önceki oylamaya kıyasla hafif bir düşüş gösterdi.

BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Arjantinli Başkanı Rafael Grossi bu eğilim oylamasında ikinci sırada yer alırken, Guyana'nın eski Dışişleri Bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett ise üçüncü oldu.

Bir adayın 15 üyeli Güvenlik Konseyi'nde en az dokuz üyenin desteğini almasının yanı sıra, mevcut uluslararası konjonktürde derin ayrışmalar yaşayan beş büyük gücün (daimî üyeler) vetosundan kurtulması gerekiyor.

Bu engelin aşılması halinde adayın ismi, onaylanmak üzere tüm BM üyesi ülkelerin yer aldığı Genel Kurul'a sevk ediliyor.


Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
TT

Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 

Fransa’da lise öğrencilerini temsil eden dernekler, dün Başbakan Sébastien Lecornu ile görüşme talebinde bulundu. Hükümet, bugün düzenlenmesi planlanan yeni gösteriler öncesinde öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla girişimlerini yoğunlaştırıyor.

Eylül ayında Paris banliyölerinde başlayan öğrenci hareketine katılan lise öğrencileri; okul binalarının kötü durumunu, sınıflardaki aşırı kalabalığı ve özellikle dezavantajlı bölgelerde hastalanan ya da izinli öğretmenlerin yerine öğretmen bulunmamasını protesto ediyor.

“Lise Öğrencileri Sendikal Birliği” Başkanı Riyad Rani gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rakamlarla desteklenmiş önerilerimiz var. Bu nedenle gelecek haftadan itibaren başbakanla görüşme talep ediyoruz” dedi.

Başbakan Lecornu ise krizi yatıştırmak amacıyla hükümetin “ilk kararlarının ekim ayının sonunda açıklanacağını” duyurdu.

vf
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, liselerdeki durum hakkında konuşuyor. (AP)

Lecornu, “Gençlerin öfkesi durup dururken ortaya çıkmadı. Dile getirdikleri endişeler dikkate alınmalı” dedi.

Lecornu daha önce, çarşamba gününden itibaren okullarda yarım gün süren ve ders yapılmayan zaman dilimleri oluşturulacağını açıklamıştı. Bu uygulamayla öğrenci ve çalışanların her eğitim kurumunda karşılaştıkları sorunları dile getirebilmeleri için “kurum içi demokratik bir alan” oluşturulması amaçlanıyor.

18 soruşturma

Ancak bu girişim, Clara gibi çok sayıda öğrencinin tepkisini çekti. Takma isim kullanan Clara, hükümetin “öğrencileri ciddiye almadığını” söyledi.

Ülkedeki en büyük okul yöneticileri sendikası da söz konusu karara karşı çıkarak, öğrencilerin de katılımıyla Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşme talebinde bulundu.

Öğrenci birlikleri, bugün Paris ve diğer kentlerde yeni yürüyüşler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Fransa’nın güneybatısındaki Anglet kentinde, hükümet karşıtı lise öğrencilerinin protestosu sırasında bir okulun önünde yanan çöp konteynerini iten Fransız polisleri. (DPA)

Öğrenci gösterilerinin yoğunluğu dün azaldı. Hükümetin gerilimi düşürme çabalarını artırdığı sırada çok sayıda okulda eğitim yeniden başladı.

Lecornu, dün akşam yaptığı konuşmada, “Güvenlik güçlerine öğrencilerle çatışmaları yönünde talimat verilmediğini” söyledi.

gb
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde protestocularla karşı karşıya gelen Fransız jandarma güçleri. (AFP)

İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise daha önce ses bombalarının kullanımının askıya alındığını açıklamıştı. Bu karar, ses bombasının isabet etmesi sonucu 15 yaşındaki bir göstericinin elinin koptuğuna ilişkin haberlerin ardından alındı.

Nunez, Ulusal Meclis’te kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin yaklaşımını savunurken, tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Lecornu’nun dün akşam verdiği bilgilere göre, hareketin 28 Eylül’de başlamasından bu yana 215 öğrenci, 89 öğretmen, 761 polis ve jandarma yaralandı; 6 bin 629 kişi gözaltına alındı. Bu olaylarla ilgili 18 soruşturma açıldı.

Kara hafta

BFMTV adına yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Fransızların yüzde 55’i öğrenci hareketini destekliyor.

Bugün saat 13.00’te Paris’teki Bastille Meydanı’nda büyük bir gösteri düzenlenmesi bekleniyor. Fransa başkentinin banliyölerinde de başka gösteriler yapılacak.

Lisenin son sınıfında okuyan ve “Pierre” takma adını kullanan bir öğrenci, “Kara hafta... cumartesiye kadar” dedi.

gbh
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde Fransız çevik kuvvet polisiyle çatışan protestocular. (AFP)

Eğitim Bakanlığı verilerine göre dün, 459 eğitim kurumunda dersler tamamen veya kısmen durduruldu. Bu sayı salı günü 891’di. “Olaylar” ise dün 232 kurumla sınırlı kaldı; salı günü bu sayı 496 olmuştu.

Öğrencilerin talepleri arasında eğitim yönlendirme platformu Parcoursup’un kaldırılması da bulunuyor. Ancak Yükseköğretim Bakanı Philippe Baptiste bu talebi reddediyor.

Bu arada hükümetin karşı karşıya olduğu sorunlar yükseköğretim sektörüne de yayıldı. Bakanlığın verilerine göre salı günü yükseköğretim kurumlarının yüzde 40’ında çeşitli aksaklıklar yaşandı.

Baptiste, dün öğleden sonra sendika temsilcileriyle bir araya geldi. Ancak sendika temsilcileri, 2027 yılı eğitim bütçesinin yetersiz olduğu gerekçesiyle ve öğrenci protestolarıyla dayanışma amacıyla toplantıyı terk etti.

“Öğrenci Birliği” sözcüsü Sabrine Kharbach, toplantının ardından, “Bir saat boyunca havanda su dövüldü” ifadelerini kullandı.