Venezuela’da olan biteni kutlayan kimse yok, muhalefette bile

İşçi Ağı Koordinatörü olarak, Venezuela'ya karşı yürütülen ekonomik savaşla ilgili çalışmalarda da bulunan Rivas, "Bu ne salt hukuki ne de yalnızca ekonomik bir meseledir. Bu, ABD Güney Komutanlığı'nın stratejisinin bir parçasıdır" diyor (El Salto)
İşçi Ağı Koordinatörü olarak, Venezuela'ya karşı yürütülen ekonomik savaşla ilgili çalışmalarda da bulunan Rivas, "Bu ne salt hukuki ne de yalnızca ekonomik bir meseledir. Bu, ABD Güney Komutanlığı'nın stratejisinin bir parçasıdır" diyor (El Salto)
TT

Venezuela’da olan biteni kutlayan kimse yok, muhalefette bile

İşçi Ağı Koordinatörü olarak, Venezuela'ya karşı yürütülen ekonomik savaşla ilgili çalışmalarda da bulunan Rivas, "Bu ne salt hukuki ne de yalnızca ekonomik bir meseledir. Bu, ABD Güney Komutanlığı'nın stratejisinin bir parçasıdır" diyor (El Salto)
İşçi Ağı Koordinatörü olarak, Venezuela'ya karşı yürütülen ekonomik savaşla ilgili çalışmalarda da bulunan Rivas, "Bu ne salt hukuki ne de yalnızca ekonomik bir meseledir. Bu, ABD Güney Komutanlığı'nın stratejisinin bir parçasıdır" diyor (El Salto)

Venezuela halkı teslim olmadı ve olmayacak. Amerikalılar Venezuela’yı bir daha asla yönetemeyecek.

İktidardaki Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi'nin (PSUV) başkent milletvekili ve Biz Venezuela’yız Hareketi İşçi Ağı Koordinatörü Oliver Rivas, ABD’nin uluslararası hukuku ihlal ederek Venezuela’ya yönelik tek taraflı ve yasadışı hava saldırıları düzenlemesinden ve ülkenin Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırmasından 16 saat sonra, Karakas merkezinde insanların kendiliğinden toplandığı mitingde bu sözleri haykırdı.

"Burayı ABD’nin yönetmesi gibi bir ihtimal yok" diyen Rivas, Donald Trump’ın açıklamalarını yalanladı ve ekledi: 

Venezuela halkı Bolivarcı Devrim’i savunmaya devam ediyor ve Venezuelalıların zafer formülü var. Bu, birliktir. Ülkenin halkı egemenliğini koruyacak. Burada yönetecek bir şeyleri yok çünkü Venezuela’yı Venezuelalılar yönetir.

Venezuela’daki mevcut durumu değerlendiren Rivas, Independent Türkçe’ye, "Başkan kaçırılmış olsa da devletin temel güçleri ve halk iktidarı tutarlılığını koruyor ve Anayasa’nın verdiği yetkiyle çalışmaya devam ediyor" dedi. Bununla birlikte ülkenin hâlâ "şok, hayal kırıklığı ve kolektif öfke içinde" olduğunu da kabul etti.

"Ülkede yaşananları kutlayan kimse yok, sağcı kesimler ve muhalefet dahil" diyen Rivas "ABD’nin yaptığı, bütün bir ulusa yönelik bir hakaret ve uluslararası hukuka açık bir saygısızlıktır" diye de ekledi.

Buna rağmen, "suç niteliğindeki saldırıya" karşın, yurttaşların "normal biçimde işlerine dönmeye başladığını" söyledi:

Toplu taşıma 6 Ocak sabahı saat 11.00 itibarıyla yeniden çalışmaya başladı. Ulaşım ve işletmeler artık normal şekilde işliyor, ülkede hayat tamamen normale döndü. Elektrik arzı da, ABD saldırılarından etkilenen yerleşim bölgeleri dahil, neredeyse tamamen yeniden sağlandı. Çünkü operasyonun sorumlusu bizzat kendisi açıkladı: Bu saldırıyı gerçekleştirebilmek için halkın elektriğini kestiler ve bunun sonucunda vatanımızı savunan 82 kişi hayatını kaybetti.

Saldırıların, ülkenin en büyük askeri üssü Forte Tiuna’daki askeri tesislere, Miraflores Sarayı ve çevresine, ayrıca başkente yakın La Guaira eyaletinin kıyısındaki bazı stratejik noktalara yönelik olduğunu anlatan Rivas, şöyle devam etti:

Savunma sistemini devre dışı bırakmayı ve radarları susturmayı başardılar, ardından helikopter ve drone'lar göndererek tesisleri bombaladılar ve hava katliamları yaptılar. Ta ki inip Devlet Başkanı’nı ve  Venezuela’da 'İlk Savaşçı/First Fighter' dediğimiz First Lady Cilia Flores’i kaçırıp yasadışı şekilde alıkoyana kadar.

Rivas, Nicolas Maduro’yu uyuşturucu ticaretiyle ilişkilendiren tek bir kanıt olmadığını vurguladı. 

Birleşmiş Milletler’in uzman kuruluşlarının (Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi) 2025’ten bu yana yayımladığı raporlar, ABD’ye giren uyuşturucuların doğrudan Kolombiya, Ekvador ve Panama gibi ülkelerden geldiğini, Venezuela’nın bu işin içinde olmadığını ve yasadışı uyuşturucu ekimi ve üretiminden arınmış bir ülke olarak tanındığını gösteriyor. Buna karşılık ABD’deki yaygın fentanil bağımlılığı, ilaç endüstrisinin bizzat kendisi tarafından kasıtlı olarak yürütülen opioid deregülasyonunun sonucudur ve bu konuda iyi belgelenmiş raporlar ve makaleler vardır. Dolayısıyla Venezuela’nın suçlulaştırılması, Trump ve Marco Rubio’nun Venezuela’nın petrolünü istediklerini ve bunu toprak ve madenlerle birlikte kendilerine ait saydıklarını açıkça kabul etmeleriyle çöken ikiyüzlü bir politikadır. Bu, sömürgeci bir anlayışın ifadesidir ve kamuoyunun malumudur, bunu kanıtlamak için fazla çaba harcamama gerek yok.

Rivas’a göre Devlet Başkanı Nicolas Maduro, "uluslararası adaleti ihlal eden sınır ötesi gerekçelerle yargılanan bir savaş esiri olarak bugün dünya için ahlaki bir pusuladır." Bolivarcı Devrim’in fikirlerine bağlılığını sürdüren Rivas, "Teslim olmadı, diz çökmedi ve bunun bedelini özgürlüğüyle ödüyor. Bu yüzden Venezuela halkı dimdik ayakta çünkü başka seçenek yok. Hugo Chavez’in, Nicolas Maduro’nun ve Cilia Flores’in gösterdiği örnek budur" dedi.

Oliver Rivas, ABD operasyonunun ardından Maduro ve Flores'in özgürlüğünü isteyen mitingdeki konuşmacılar arasındaydı.

Geçen cuma günü Ulusal Meclis, Anayasa’nın öngördüğü şekilde, muhalefet temsilcileri de dahil (Capriles, Henri Falcón, Stalin Gonzalez ve diğerleri) seçilmiş üyeleriyle toplandı. Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez, geçici devlet başkanı olarak yemin etti. Rivas kendisiyle yazılı görüşmemizde, "her zaman güvensizlik tohumları ekmeye ve hükümeti zayıflatmaya çalışan tüm komplo iddialarını" kesin bir dille reddetti. 

Delcy Rodríguez, Chavez öncesi dönemde hükümet tarafından işkenceyle öldürülen ve yoldaşlarını ele vermeyi reddeden bir şehidin kızıdır. Tamamen sadık bir kişidir ve ülke de bunu bilir, devrimin kolektif liderliği de. Bu yüzden Trump entrikalarla çalışıyor ve influencer'lar onun ihanet ya da benzeri alçakça eylemlerle ilişkili olduğunu ima ediyor. Buna karşılık yurtseverlerin duruşu, yekpare Bolivarcı birliktir. Bu nedenle ve sadece bu nedenle ABD, María Corina Machado ve Edmundo González’i desteklemiyor, nihayetinde onları da reddediyor.

Rivas, Maduro liderliğindeki Venezuela yönetiminin "ABD ablukasını aşmayı başardığını ve Latin Amerika Ülkeleri Ekonomik Komisyonu'na (ECLAC) göre 2025’te bölgenin ekonomik büyümesine liderlik etmesinin öngörüldüğünü" söyledi. 

Aynı yönelim, ülke genelinde 260 bin sokakta örgütlü halk yapılarıyla da güvence altına alınmıştır. Buralarda Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi, Büyük Vatansever Kutup Simón Bolívar ve ulusun genel özyönetimi ve bütünleşik savunması için örgütlenmiş 6 binden fazla komün ya da topluluk bölgesi vardır.

"Bu saldırıdan galip çıkacağımıza dair güçlü umutlarım var" diyen Oliver Rivas sözlerini şöyle sonlandırdı:

Venezuela halkının direnci sayesinde bu saldırı emperyalizmi, onun saldırganlığını ve küstahlığını ifşa etti; Washington’a bağımlı sözde muhalefet liderlerini saf dışı bıraktı ve tüm dünyayı Trump’a karşı harekete geçirerek Nicolas Maduro, Cilia Flores ve Venezuela’yla dayanışma yarattı. Hedefimiz, küresel üstünlük diktasına karşı mücadeleyi sürdürmektir.

Independent Türkçe



JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
TT

JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, dün Cenevre'de ABD ile İran arasında yapılan ikinci tur müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada, İran'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın belirlediği bazı ‘kırmızı çizgileri’ kabul etmeye hala isteksiz olduğunu söyledi.

Bazı konularda görüşmelerin iyi gittiğini ve İranlıların daha sonra tekrar bir araya gelmeyi kabul ettiğini belirten JD Vance’e göre diğer konularda ise Başkan Trump’ın İranlıların hala kabul etmek ve ele almak istemediği bazı kırmızı çizgiler belirlediği aşikâr.

ABD televizyonu Fox News'ün “The Briefing” programında açıklamalarda bulunan Vance, “ABD Başkanı, İranlıların nükleer silah elde edememesi için diplomatik veya diğer yollarla bir çözüm bulmak için yoğun bir şekilde çalışıyor. Başkan elbette diplomasi yolunun doğal sonuca ulaştığına karar verme hakkını saklı tutuyor. Bu noktaya gelmememizi umuyoruz, ancak gelirse, karar başkana ait olacak” ifadelerini kullandı.

Vance, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Buradaki temel çıkarımız, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemektir. Nükleer silahların yayılmasını istemiyoruz. İran nükleer silaha sahip olursa, diğer birçok ülke de bu silahlara sahip olacak, bazıları dost, bazıları düşman olacak ve bu, Amerikan halkı için bir felaket olacak, çünkü dünyanın her yerinde en tehlikeli silahlara sahip aşırıcı rejimler ortaya çıkacak.”

Trump'ın geçtiğimiz cuma günü İran'da rejim değişikliğini desteklediğini belirten açıklamasıyla ilgili olarak ‘Başkan’ın Amerikan halkının çıkarlarına en uygun olduğunu düşündüğü ne varsa onu yapacağını’ söyleyen Vance, “Bence o, Barack Obama olmadığını açıkça ortaya koydu. Amerikan ulusal güvenliğine çok farklı bir yaklaşımı var ve onu savunmak için daha güçlü adımlar atmaya daha istekli” şeklinde konuştu.

dfvgbhy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre'de (AP)

Amerikan halkının ‘İran'ın dünyadaki en düşmanca ve irrasyonel rejimlerden biri olduğunu anlamasının çok önemli olduğuna’ inandığını ifade eden ABD Başkan Yardımcısı, “Bu tür insanların, insanlık tarihinin en tehlikeli silahına sahip olmasına izin verilemez. Bu, güvenliğimiz ve çocuklarımızın geleceği için felaket olur. ABD Başkanı bunu hedefliyor. Bunun gerçekleşmemesi için elinde birçok seçenek ve araç bulunuyor” dedi.

Nükleer silahlar kırmızı çizgidir

Vance, kendisine yöneltilen “Görüşmeler balistik füze programı ve vekillere verilen desteği de içeriyor mu?” şeklindeki soruya, “Her şey masada. İran'ın terörizmi desteklemeyi kesinlikle durdurmasını istiyoruz. İran, dünyanın en büyük terörizm destekçisi devletlerden biridir. İran, ABD'nin ulusal güvenliğini birçok yönden tehdit ediyor, ancak en ciddi tehdit nükleer silaha sahip olmasıdır. Bu kırmızı çizgidir” cevabını verdi.

Vance, yanıtını şöyle sürdürdü:

“İranlılar nükleer silah peşinde olmadıklarını söylüyorlar. Ama biz bunun doğru olmadığını biliyoruz. Nükleer silaha sahip olma isteklerini doğrulayan birçok şey yaptılar. Amacımız bunun gerçekleşmemesini sağlamak. Tekrar söylüyorum; Başkan’ın bunun gerçekleşmemesini sağlamak için birçok aracı var.”

ABD Başkanı Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlığındaki İran heyeti arasında Umman'ın arabuluculuğunda Cenevre'de yapılan görüşmeler, nihai bir anlaşma veya ortak bildiri olmadan sona erdi. Üçüncü tur için henüz bir tarih belirlenmedi, ancak her iki taraf da müzakereleri sürdürmeyi istediğini açıkladı.

Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad el-Busaidi, görüşmelerin İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve uranyum zenginleştirmesinin sınırlandırılması konularına odaklandığını belirterek, görüşmeleri ‘çok ciddi’ olarak nitelendirdi ve ortak hedeflerin belirlenmesi konusunda iyi ilerleme kaydedildiğini söyledi.


Danimarka Kralı, Grönland'a resmi ziyaretine başlıyor

Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
TT

Danimarka Kralı, Grönland'a resmi ziyaretine başlıyor

Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)

Danimarka Kralı Frederik X, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme yönündeki açık emellerine karşı destek göstermek amacıyla, bugün Grönland'a üç günlük bir devlet ziyareti başlatacağını duyurdu.

Trump'ın, geniş ve mineral bakımından zengin Arktik adasını, hatta güç kullanarak bile ele geçirme tehditleri, Avrupa Birliği ve NATO üyesi Danimarka ile Washington arasındaki ilişkileri gerginleştirdi.

Danimarka kraliyet sarayı, ocak ayı sonlarında Kral Frederik'in 57 bin nüfuslu adaya olan dayanışmasını ifade etmesiyle ziyareti duyurdu. Frederik'in bugün başkent Nuuk'u, yarın yaklaşık 150 kilometre kuzeydeki Maniitsoq'u ve son olarak cuma günü en kuzeydeki Kangerlussuaq'a giderek Danimarka Arktik eğitim merkezini ziyaret etmesi planlanıyor.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen cumartesi günü yaptığı açıklamada, Trump'ın son zamanlarda adayı zorla ele geçirme tehditlerinden geri adım atmasına rağmen, Grönland'ı hâlâ ilhak etmek istediğine inandığını söyledi. Trump, buzların erimesiyle birlikte yavaş yavaş ortaya çıkan bu bölgedeki stratejik kazanımlar için büyük güç rekabeti ortamında, Grönland'ın Rusya ve Çin karşısında ABD ve NATO'nun güvenliği için hayati önem taşıdığında ısrar ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka ve Grönland arasında, Washington'ın Arktik'teki güvenlik endişelerini görüşmek üzere ortak bir çalışma grubu oluşturuldu, ancak ayrıntılar henüz açıklanmadı.


Meksika, zimmetine para geçirmekle suçlanan eski bir devlet memuruna sığınma hakkı verilmesi nedeniyle İngiltere'yi kınadı

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
TT

Meksika, zimmetine para geçirmekle suçlanan eski bir devlet memuruna sığınma hakkı verilmesi nedeniyle İngiltere'yi kınadı

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün, zimmete para geçirmekle suçlanan eski bir devlet çalışanına İngiltere'nin siyasi sığınma hakkı vermesini kınadı.

Meksika yetkilileri, Karime Macias'ı 2010 yılından beri bir devlet aile refahı kurumunda çalışırken beş ila altı milyon ABD doları arasında zimmete para geçirmekle suçluyor.

Sheinbaum basın toplantısında, “Bu kadın dolandırıcılık ve yolsuzlukla suçlanıyor, peki ona nasıl sığınma hakkı verebilirler?” diye sordu.

Macias, muhalefetteki Kurumsal Devrimci Parti (PRI) üyesi ve 2018'den beri yolsuzluk suçlamalarıyla hapsedilen eski Veracruz valisi Javier Duarte'nin eşiydi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Macias, Londra'da birkaç kez gözaltına alındı, ancak şimdiye kadar Meksika'ya iadesini engellemeyi başardı.

Kurumsal Devrimci Parti (PRI), 20. yüzyılın büyük bölümünde Meksika'yı yönetti.

Sheinbaum, şu anda cumhurbaşkanlığı, yargı ve parlamentoda söz sahibi olan solcu Morena partisinin başındaydı.

Macias ise herhangi bir yanlış yaptığını reddetti.

2020 yılında Meksika basınına verdiği demeçte, herhangi bir suçtan sorumlu olmadığını ve kendisinin ve çocuklarının eski kocasının eylemleri nedeniyle bir nefret kampanyasının kurbanı olduklarını iddia etti.

Meksika'daki İngiliz Büyükelçiliği, AFP'nin yorum talebine henüz yanıt vermedi.