Günümüz uluslarının jeopolitik kaderi

Değişen uluslararası sistem ve yeni ve hızlı dinamiklerin oluşumu

Porto Riko'da eğitim tatbikatı sırasında ABD Ordusunun Yedek Kuvvetleri'ne bağlı askerler, 10 Ocak (Reuters)
Porto Riko'da eğitim tatbikatı sırasında ABD Ordusunun Yedek Kuvvetleri'ne bağlı askerler, 10 Ocak (Reuters)
TT

Günümüz uluslarının jeopolitik kaderi

Porto Riko'da eğitim tatbikatı sırasında ABD Ordusunun Yedek Kuvvetleri'ne bağlı askerler, 10 Ocak (Reuters)
Porto Riko'da eğitim tatbikatı sırasında ABD Ordusunun Yedek Kuvvetleri'ne bağlı askerler, 10 Ocak (Reuters)

Bolşevik siyasetçi, devrimci ve Marksist teorisyen Leon Troçki'nin “Savaşla ilgilenmiyor olabilirsiniz ama savaş sizinle ilgileniyor” sözünün, özellikle insan doğasının aynı kaldığı ve siyasi hedefleri gerçekleştirmek için savaşın kalıcı bir araç olduğu düşünüldüğünde, 21. yüzyılda da geçerliliğini koruduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla biz de ‘jeopolitikle ilgilenmiyor olabilirsiniz, ama jeopolitik sizinle ilgileniyor’ diyebiliriz.

Ancak jeopolitik çıkarların kendi nesnel koşulları vardır. Bunlar zaman ve mekanda sabit olmamakla birlikte mevcut dünya düzeninin yapısının ürettiği jeopolitik oyunun dinamiklerine göre değişir.

Bir ülkenin jeopolitik kaderi, coğrafi konumu, doğal kaynakları ve bu kaynakların zenginlik üretmede oynadığı role dayanır ve bu da doğal olarak güce dönüşür. Bu güç, diplomasi veya hatta savaş yoluyla, ona sahip olanların ulusal hedeflerine ulaşmak için kullanılmalıdır.

Coğrafya değişmediğinden ve süper güçler arasındaki çatışma dinamikleri, özellikle tedarik zincirleri, imalat ve 21. yüzyıl endüstrileri için (nadir toprak elementleri gibi) hammaddeye erişim alanlarında henüz emekleme aşamasında olduğundan, jeopolitik durum 2026 yılı boyunca da devam edecek. Buna göre gelecekteki dünya düzeninin yapısına ilişkin öncül bir jeopolitik tablo üç düzeyde (üç katman) ortaya çıkacak. Birinci düzey süper güçlerden, ikinci düzey büyük bölgesel güçlerden ve üçüncü düzey ise çatışmanın yaşandığı ve üzerinde çatışmanın bulunduğu ülkelerden devletlerden oluşacak.

Büyük bölgesel güçler olan orta güçler, herhangi bir kontrolün olmadığı bir dünyada davranışları konusunda belirsizlikten şikayetçi olacaklar, ancak hedeflerini uygulamaya çalışacaklar, büyük güçlerin tepkisini bekleyecekler ve ardından yeniden hesaplama yapacaklar. Bunun yanında kazançlarını en üst düzeye çıkarmak için büyük çatışmanın çelişkilerini de kullanacaklar. Coğrafya önceden belirlenmişse, jeopolitik kader o coğrafyanın kaçınılmaz bir sonucudur. Coğrafya doğası gereği statikse, jeopolitik, savaş ya da mevcut dünya düzeninde bir süper gücün yükselişiyle küresel güç dengesindeki değişikliklerin sonucu olarak belirli koşulların yarattığı dinamiktir ve durgunluk halinde olduğu kabul edilir. Bu yüzden jeopolitik dinamiklerin değiştiği, coğrafi kaderin ise sabit kaldığı söylenebilir.

19. yüzyılın Büyük Oyunu, jeopolitik kaderin canlı bir örneğiydi. O dönemde (1830-1907), İngiliz topraklarında güneş hiç batmazdı. Hindistan, Britanya İmparatorluğu'nun tacındaki mücevherdi. Çarlık Rusya’sı, sıcak sulara erişim de dahil olmak üzere birçok hedefe ulaşmak için Orta Asya'ya yayılmaya çalışırken savaştan kaçınmak istediği için iki taraf 1907'de bir anlaşmaya vardı. Bu anlaşma, bugün tampon devlet olarak bildiğimiz Afganistan'ın doğuşuna yol açtı. Soğuk Savaş sırasında Pakistan, Orta Asya ülkeleriyle doğrudan sınır komşusu olan ve hem Çin'i hem de Sovyetler Birliği'ni gözetlemek için gelişmiş bir Amerikan üssü olarak kabul edilen ülke olduğundan, Sovyetler Birliği'ni kontrol altında tutmaya katkıda bulunan en önemli ülkelerden biriydi. Sovyetler Birliği, Afganistan'ı işgal ettiğinde, Pakistan Afganistan'daki Sovyet ordusunu zayıflatmada en önemli rolü oynadı.

Ancak, Rus ayısının düşüşünden sonra jeopolitik dinamik değişti. ABD, Pakistan'ı terk etti, ancak 11 Eylül 2001 olayından sonra, Amerikan güçlerinin Afganistan'a giriş koridoru ve fırlatma rampası olarak tekrar geri döndü. Pakistan'ın Çin'in yanında yer alması, özellikle de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Kuşak ve Yol Girişimi'ndeki ülkelerden biri olmasından dolayı, ABD Başkanı Donald Trump şimdi “Pakistan'ı seviyorum” diyerek Pakistanlı liderleri kazanmaya çalışıyor.

ABD, Atlantik ve Pasifik olmak üzere iki okyanusa bakmaktadır, bu da ona önemli bir deniz özgürlüğü ve önemli bir coğrafi tampon bölge oluşturdu.

Böylece, coğrafi kader, Sam Amca'nın jeopolitik kaderiyle doğrudan iç içe geçti.

Öte yandan Çin Pasifik Okyanusu ve komşu denizlere bakmaktadır, ancak denizcilik özgürlüğü ABD'nin deniz hakimiyeti nedeniyle sınırlı kalıyor. Çin, ihracat ve ithalatının yüzde 90'ından fazlasını deniz taşımacılığına dayandırdığı için şu anda Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında deniz ve kara alternatif rotalar oluşturarak Malakka Boğazı gibi yoğun deniz yollarını aşmaya çalışıyor.

Ancak ‘Malakka Boğazı'ndaki darboğazı nasıl aşabiliriz?’ sorusu geçerliliğini halen koruyor. Burada, coğrafi kader jeopolitik kaderle birleşerek Myanmar'ı (Burma) Çin'in en önemli seçeneği haline getiriyor. Peki neden? Çin ve Myanmar’ın yaklaşık 2 bin 185 kilometre uzunluğunda ortak sınırı bulunuyor. Benzer şekilde, Çin'in güneyinde Guangzhou ve Shenzhen gibi Çin'in en önemli sanayi şehirleri ile Yunnan eyaletinin başkenti Kunming şehri bulunuyor. Çin, Myanmar üzerinden Hint Okyanusu'na geçişi güvence altına alabilirse, başta Malakka Boğazı'ndaki darboğazı aşmak, ABD’nin boğazın yakın çevresindeki deniz hegemonyasını atlatmak ve Hindistan'ın hegemonyası altında olduğu varsayılan Bengal Körfezi üzerinden doğrudan Hint Okyanusu'na girerek ihracat ve ithalat işlemlerini kolaylaştıran bir kara-deniz rotası sağlamak olmak üzere birçok jeopolitik hedefe ulaşmış olacak. Özellikle Hindistan'ın Bangladeş ile ilişkileri iyi olmadığından, Hindistan'ı doğudan kuşatabilecek. Son olarak Çin, başlıca rakibi ABD gibi, Pasifik ve Hint olmak üzere iki okyanusa dolaylı olarak hakim olan bir ülke haline gelecek.

Sonuç olarak, küresel bir polis gücünün bulunmaması ve uluslararası kuruluşların rolünün azalması nedeniyle günümüz dünyasının bir dengesizlik durumu yaşadığı söylenebilir. Bunun sonucunda, yeni ve hızlı jeopolitik dinamikler şekillenmeye başladı. O halde İsrail'in kısa bir süre önce Somaliland’ı tanıma kararı alması bu dinamiklerin bir parçası olarak sınıflandırılabilir mi?



İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
TT

İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)

100 önde gelen düşünür, araştırmacı ve eski yetkili, İsrail’in iki kritik seçenekle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu: ‘İsrail ya başarılı bir süper güç olacak ya da çökecek’. Uzmanlar, ülkenin bugün ‘süper güç olabilecek kapasiteye sahip olduğunu, ancak temellerinin paslandığını’ değerlendirdi.

Öneriler, genellikle dış politika ve güvenlik stratejilerinin oluşturulması üzerine çalışmalar yürüten partiler üstü bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma kapsamında sunuldu. Maariv gazetesi dün, ‘kuruluş tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen araştırmanın, güvenlik tehditlerinin yanı sıra farklı türde bir tehlikeye, içeriden kaynaklanan varoluşsal bir tehdide işaret ettiğini’ bildirdi.

MIND Israel yöneticisi Avner Golov, “Bu temelleri ele almazsak yalnızca bir süper güç olma özelliğimizi kaybetmekle kalmayacağız, bütün yapı çökecek” dedi. Uzmanlar ayrıca, bölgesel ilişkilerde değişikliğe gidilmesini önerdi.

Araştırmaya 100 uzman katılırken, ülkenin önemli ve acil kararlar almasını gerektiren 6 kritik konu belirlendi. MIND Israel Başkanı Amos Yadlin, bu konuları gelecek seçimlerden önce, yani önümüzdeki ekim ayının sonunda kamuoyuna sunmayı planladıklarını belirtti. Yadlin, söz konusu başlıklardan hareketle parti liderlerine yöneltilecek soruların hazırlanması gerektiğini ifade etti. Belirlenen başlıklar şöyle sıralandı: ‘İsrail’in bölgesel konumu, beşerî sermayenin niteliği, ekonomi ile güvenlik arasındaki karşılıklı ilişkiler, yönetişim ve ulusal dayanıklılık, ülkedeki demografik değişimler ve İsrail ile ABD arasındaki ilişkiler.’

dfgthy
Trump ile Netanyahu arasındaki siyasi çıkar çatışması derinleşiyor. (AFP)

Golov, araştırmayı sunarken şu ifadeleri kullandı: “Literatürü inceledik ve uygarlıkların dışarıdan yok edilmediğini, aksine intihar ettiğini gördük. Güçlü olduğu dönemde hiçbir uygarlık dışarıdan işgal edilmedi. Aksine, içeride yaşanan süreçler bu uygarlıkları parçaladı. Birçok kez dışarıdan gelen gelişmeler de tabutlarına çakılan son çivi oldu. Bir uygarlığın yıkımına yol açan reçete; toplumsal birlik duygusunun aşınmasını, devlet kurumlarına duyulan güvenin zedelenmesini, uzun vadeli ulusal çıkarlar yerine kısa vadeli siyasi kazançların tercih edilmesini ve uyum sağlamayı zorlaştıran düşünsel katılığı içeriyor. Bu reçete her İsrailliyi endişelendirmeli. Biz dış politika ve güvenlikle meşgulüz, ancak gözlerimizin önünde yürütülen iç tartışmaların sonucunda zarar göreceğiz. Bizim istediğimiz ve engellemeye çalıştığımız şey de bu.”

Birbirine zıt iki görüş

Golov, araştırmada iki grupla görüştüklerini belirterek şöyle açıkladı: “Gruplardan biri, İsrail’in en zorlu sınavı başarıyla geçtiğini ve dolayısıyla geleceğin daha parlak olduğunu söylüyor. Küresel bir salgına (Kovid-19), toplumsal bir sarsıntıya (hükümetin yönetim ve yargı sisteminde değişiklik yapma planı), 7 Ekim’e ve sonrasında yaşananların tamamına dayanmayı başardık. Buna rağmen ekonomi çökmedi, teknolojimiz öncü konumunu koruyor, ekonomik sistem gelişiyor. Toplumsal açıdan birbirimize destek oluyoruz, güvenlik açısından ise gücümüzün zirvesindeyiz. Dolayısıyla parçalanmanın eşiğinde değiliz. Başka bir ifadeyle İsrail, süper güç olma yolunda ilerliyor.”

İsrailli araştırmacıya göre ikinci grup ise bunun tam tersini savunuyor: “Çöküş süreci şimdiden başladı. Bir kimlik krizi nedeniyle uçurumun eşiğindeyiz. Yönetişim kaybı var, siyasi anlamda olağanüstü durum söz konusu. Onlara göre aslında sonu çöküşle bitecek bir domino sürecinin başlangıcındayız. Peki kim haklı? Bize göre her iki taraf da haklı. Dolayısıyla önümüzde tarihi fırsatlar bulunuyor. İşte tam da bu nedenle paslanmış temellerimizi onarmak zorundayız.”

“Peki halkın bu sorular karşısında ne yapmasını istiyorsunuz?” sorusuna ise Golov şöyle yanıt verdi: “İnsanlara şunu söylüyoruz: Kim kiminle hükümet kuracak, kim kimin karşısında duracak meselesiyle yetinmeyin. Liderlere bu konulardaki planlarının ne olduğunu sorun. Onlardan yanıt talep edin. Yönümüzün nereye olduğuna ve çocuklarımızla torunlarımızın geleceğinin nasıl şekilleneceğine birlikte karar vermek zorundayız. İlk 100 günde derhal harekete geçmeliyiz. Çünkü bu 100 gün içinde yapılmayanları daha sonra hayata geçirmek çok zor olacak. Bu nedenle soruları şimdiden gündeme getiriyoruz.”

sdfgt
 İsrail’in Netzah Yehuda Taburu askerleri, askeri eğitimlerinin sonunda düzenlenen yemin töreninde, 10 Temmuz 2024 (EPA)

Golov sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç kimsenin İsrail’i beklemediğini anlamamız gerekiyor. İran, İsrail’in çevresinde ateş çemberi oluşturma planlarını sürdürüyor. Türkiye, kendisini İsrail karşıtı bölgesel bir süper güç olarak konumlandırıyor. Ülkeler teknolojik kapasitelerini geliştiriyor; dünyada da İsrail’in yerine geçebilecek alternatifler her alanda aranıyor. Biz bu süreci şimdi başlatmak ve geleneksel ‘Demir Duvar’ politikasını geliştirmek zorundayız. Düşmanlarımızın inşa ettiğimiz duvara çarparak etkisiz hale geleceğini düşünmeye alıştık. 7 Ekim’de İsrail halkı, düşmanlarımızı duvarın önünde bekleyemeyeceğini, çünkü onların duvarın arkasında güçlendiğini anladı. ‘Demir Duvar 2’ fikrine geçmemiz gerekiyor. Duvarın diğer tarafındaki gerçekliği şekillendirmeye başlamalıyız. Duvarın hâlâ güçlü olması gerekiyor, ancak yalnızca buna bağlı kalamayız. Başka alanlara da yatırım yapmaya başlamalıyız.”

‘Yalnızca iyi dost ABD’ye güvenmekten vazgeçilmesi’ çağrısında bulunan Golov, “Bölgenin düşmanca bir alan olduğunu ve buna karşı koymanın yolunun duvarlar inşa etmek olduğunu düşünmeye alıştık. Ancak bugün duvarların yanı sıra köprülere de ihtiyacımız var” dedi.


ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
TT

ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)

ABD’nin Teksas eyaletinin Austin kentinde dün bir kişinin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralandığı bildirildi. Duruma tepki gösteren yerel yetkililer, olayla ilgili soruşturma açılmasını talep etti.

Yetkililer, yaya takibi sırasında açılan ateş sonucu yaralanan kişinin durumunun ciddiyetini koruduğunu ancak stabil olduğunu belirtti. Olayla ilgili mevcut bilgilerin henüz "ön bilgi" niteliğinde olduğu vurgulandı.

Kent Belediye Başkanı Kirk Watson, X platformundan yaptığı paylaşımda, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin göçmenlere yönelik başlattığı baskı politikalarını yürüten ICE ajanlarına atıfta bulunarak, "Austin sokaklarında bir kişinin ICE ajanları tarafından vurulmasından dolayı derin bir öfke ve büyük hayal kırıklığı yaşıyorum" ifadelerini kullandı.

Düzenlediği basın toplantısında Watson, silahlı saldırının Teksas'ın başkentinde ICE operasyonlarında "bir gecede yaşanan ani artışın" ortasında meydana geldiğini belirtti.

Ajans olayla ilgili henüz bir açıklama yapmazken, Austin makamları da vurulan kişinin ismi, yaşı, uyruğu veya ateş açılmasının nedenine ilişkin şu an için ayrıntılı bilgi veremeyeceklerini bildirdi.

Watson, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması sürecine yerel kolluk kuvvetlerinin de dahil edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Açıkça söyleyebilirim ki, benim bakış açıma göre ICE'ın diğer kurumları dışarıda bırakarak tek başına bir soruşturma yürütmesine güvenmek doğru olmayacaktır."

Kongre Üyesi Greg Casar da bu görüşe destek vererek gazetecilere yaptığı açıklamada, "ICE'ın başka şehirlerde yaşanan silahlı saldırı olaylarında dürüst davranmadığını" dile getirdi.

Casar, ocak ayında Minneapolis'te Rene Goode'un vurulması olayını örnek göstererek, ICE'ın "Goode'un bir federal ajanı ezmeye çalıştığı" yönündeki iddiasının video kayıtlarıyla yalanlandığını hatırlattı.

Casar, "Bu kâbusun kapımıza kadar dayanmış olması dehşet verici" dedi.

İç Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, ağustos ayında ABD genelinde yaklaşık 51 bin düzensiz göçmen gözaltına alındı.

Ağır silahlı ve maskeli ICE ajanları, görevlerini icra ederken ABD vatandaşlarına ateş açmak da dahil olmak üzere başvurdukları sert yöntemler nedeniyle sık sık eleştirilerin hedefi oluyor.

Şarku’l Avsat’ın Texas Tribune gazetesinden aktardığına göre, Mart 2025'te ICE ajanları tarafından öldürülen 23 yaşındaki Ruben Ray Martinez, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kurum tarafından öldürüldüğü bilinen ilk ABD vatandaşı olmuştu.


İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
TT

İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)

İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin c, bugün yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik yeni bir saldırı düzenlemesi halinde Tahran’ın yeni silahlar kullanacağını ve daha önce saldırıya uğramamış noktaları hedef alacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre Muhibbi, “Yeni bir saldırı gerçekleşirse savaşın silahlarını ve coğrafyasını kesinlikle değiştireceğiz” dedi. Muhibbi, Tahran’ın uzun süreli bir çatışmaya hazır olduğunu belirtti.

gthyu
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-IRNA)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ın aktardığı habere göre Muhibbi, İran’ın olası yeni bir saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu açıkladı.

İran Silahlı Kuvvetleri Birleşik Muharebe Komutanlığı dün yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD’nin askeri operasyonlara yeniden başlamaya hazırlandığı yönünde bilgiler aldığını bildirmişti.

Devrim Muhafızları ise bugün ABD’ye ait MQ-1 tipi bir insansız hava aracını (İHA) Hürmüz Boğazı hava sahasında düşürdüğünü açıkladı. Bu, İran’ın son 24 saat içinde düşürdüğünü duyurduğu ikinci ABD İHA’sı oldu.