2026: Başlangıcın sonu mu, sonun başlangıcı mı?

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünya, büyük felaketlerin ve savaşların tekrarını önlemek için normlara ve yasalara dayalı bir uluslararası sistem kurmaya çalıştı

: İsrail, geri çekilmesi ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin etmesi çağrısında bulunan BM kararlarına rağmen, işgal ettiği toprakları korumak için askeri gücüne güveniyor (AFP)
: İsrail, geri çekilmesi ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin etmesi çağrısında bulunan BM kararlarına rağmen, işgal ettiği toprakları korumak için askeri gücüne güveniyor (AFP)
TT

2026: Başlangıcın sonu mu, sonun başlangıcı mı?

: İsrail, geri çekilmesi ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin etmesi çağrısında bulunan BM kararlarına rağmen, işgal ettiği toprakları korumak için askeri gücüne güveniyor (AFP)
: İsrail, geri çekilmesi ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin etmesi çağrısında bulunan BM kararlarına rağmen, işgal ettiği toprakları korumak için askeri gücüne güveniyor (AFP)

Nebil Fehmi- Mısır Eski Dışişleri Bakanı

Uluslararası gerilimler ve huzursuzluklar, 2025 boyunca ve 2026'nın başlarında Avrupa, Ortadoğu, Asya ve Latin Amerika'da hem sayı hem de çeşitlilik açısından benzeri görülmemiş seviyelere ulaşarak çoğaldı ve yoğunlaştı. Rusya, Ukrayna, Polonya ve diğer eski müttefikleriyle çatışma ve gerilim içindeyken, Amerika Birleşik Devletleri müttefiki Danimarka'ya bağlı Grönland'ı ele geçirme  niyetini açıkladı. Birçok NATO üyesi, bu Amerikan hamlesine karşı duracaklarını belirtmek için askeri uzmanlar gönderdi. Bunların, uluslararası düzenin şekli ve istikrar üzerinde etkileri bulunuyor. Bu karışıklıkların çoğunda dikkat çekici olan husus, artan ve sınırsız güç kullanımı ile uluslararası düzenin ve hukukun tüm norm ve temellerinin tamamen göz ardı edilmesidir.

Son dönemdeki huzursuzluğun ve kargaşanın gölgesinde, küresel düzenin temelleri ve sürdürülebilirliği konusunda tartışmalar yoğunlaştı. Bazıları, bunun yalnızca güce dayalı olduğunu, büyük ve güçlü devletlerin çıkarlarının üstün geldiğini ve siyasi, askeri ve ekonomik güç yoluyla iradelerini dayattıklarını savunuyor. Diğer grup ise uygulamaların BM Antlaşması'na dayanan uluslararası normlar ve hukuk tarafından yönetildiğini savunuyor. Bunların, özellikle Putin'in Ukrayna'da “özel askeri operasyon” başlatması, Trump'ın Maduro'yu Venezuela başkentinden kaçırması ve ABD'nin çok sayıda çok taraflı kurum ve programdan çekilmesi veya desteğini askıya almasının ardından, çağdaş uluslararası düzeni kuran büyük güçleri de kapsadığını belirtiyor.

Şu anda bir yol ayrımındayız: ya kusurlu ama güvenli, iş birliği veya sağlıksız rekabet ve devletler arası çatışmalarla karakterize edilen, kurallar ve düzenlemeler çerçevesinde bir yol izleyeceğiz ya da kısa vadeli hedeflere ulaşmak için aşırı güç kullanımına, kuralların ve düzenlemelerin aşınmasına neden olan kontrolsüz bir aşamanın eşiğinde sallanıp duracağız.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünya, büyük felaketlerin ve dünya savaşlarının tekrarını önlemek için normlara ve yasalara dayalı bir uluslararası sistem kurmaya çalıştı. BM, barış ve iş birliğini teşvik etmek amacıyla 1945'te kuruldu ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, uluslararası adaletin temeli olarak 1948'de yayımlandı. Cenevre Sözleşmeleri de angajman kurallarını belirledi ve Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası gibi ekonomik kuruluşlar istikrarı pekiştirmek için kuruldu.

Amaç, güçle değil, hukukla yönetilen bir dünya yaratmaktı. Ancak uygulamalar çok sayıda ihlal olduğunu gösterdi ve güç kullanarak oldu bitti dayatma kavramı yaygınlığını korudu. ABD ve Sovyetler Birliği dünyayı bloklara böldü ve nüfuzlarını sürdürmek için diğer ülkelerin işlerine müdahale etti.

Örneğin, ABD, demokratik ilkeleri hiçe sayarak Latin Amerika ve başka yerlerdeki darbelere destek verdi. Daha yakın zamanlarda Trump, “Önce ABD” politikasını benimsedi. ABD, ekonomik çıkarlarına zarar verdiğini iddia ederek 2017'de Paris İklim Anlaşması'ndan ve 2018'de de İran ile nükleer anlaşmadan çekildi. Ayrıca, BM kararlarını hiçe sayarak 2018'de büyükelçiliğini Kudüs'e taşıdı.

Benzer şekilde, Sovyetler Birliği hegemonyasını dayatmak için 1979'da Afganistan'ı işgal etti ve Vladimir Putin, 1994 Budapeşte Mutabakatı'nı hiçe sayarak, tartışmalı bir referandumun ardından 2014'te Kırım'ı topraklarına kattı. Rusya daha sonra Ukrayna'ya saldırdı ve bu savaş günümüzde de devam ediyor.

Bütün bunların öncesinde, kıtalar ve okyanuslar boyunca başkalarının kaynaklarına ve zenginliklerine göz koymuş ve onların zenginliklerini ve güçlerini sömürmüş bir Avrupa sömürgeciliği dalgası yaşanmıştı. Çin, 2016 yılında Daimi Tahkim Mahkemesi'nin verdiği karara rağmen, Güney Çin Denizi'nde yapay adalar inşa ederek tarihi haklarını koruduğunu iddia ediyor. ABD ve birçok Batı ülkesi, Çin'in Tayvan’ın kontrolünü ele geçirmesi durumunda Çin'e karşı durmakla tehdit ederken, kendileri de Asya'daki etkilerini genişletmeye çalışıyorlar. Bu arada, Monroe Doktrini uyarınca Çin'in Amerika kıtasındaki büyüyen nüfuzuna karşı çıkıyorlar ve Avrupa'daki hassas sektörlere müdahil olmasını reddediyorlar.

Ortadoğu'da İsrail, BM kararlarına (örneğin, geri çekilmesi ve Filistin'in kendi kaderini tayin etmesi çağrısında bulunan 242 sayılı karara) rağmen, işgal ettiği toprakları korumak için askeri gücüne güveniyor. Uluslararası hukuka ve meşruiyete aykırı olarak tutuklama, şiddet, öldürme, yerinden etme ve açlık yöntemlerini kullanıyor, saldırganlığı çeşitli sınırlara ve arenalara uzanıyor.

Güç mü yoksa hukuk mu tartışması yeni değil ve kökleri modern siyasi tarihe kadar uzanıyor. Tartışmanın yakın gelecekte bir tarafın diğerine üstün gelmesiyle sonuçlanacağını da düşünmüyorum. Dahası, güç jeopolitik gerçekliği şekillendirdiği için bunları birbirini dışlayan veya tamamen karşıt seçenekler olarak görmüyorum. Uluslar ve halklar arasındaki çıkar ve bakış açılarının çeşitliliği göz önüne alındığında, uluslararası anlaşmaları genişletmek ve çeşitlendirmek, çatışmaları yönetmek ve hatta savaşan taraflar arasında bile kayıpları en aza indirmek için uluslararası normlar ve kurallar da gerekli ve zorunludur.

İmparatorlukların ortadan kalkması ve yeni güçlerin yükselişiyle birlikte tarihsel deneyimlerin toplamı, güç dengesinin sabit olmadığını ve sürekli değiştiğini yansıtıyor. Küresel düzen, güç ve ilkeler arasında tek bir seçime dayanmaz ve herkes akıllıca ve ihtiyatlı davranmalıdır. Mevcut durumun ideal olmadığına ve kapsamlı bir gözden geçirmeye ve gerçek bir reform çabasına ihtiyaç duyduğuna kimsenin itirazı yok, özellikle de güçlü ulusların işlediği ihlaller ve suistimaller, mevcut sistemin güvenilirliği ve hayatta kalma şansı hakkında ciddi soruları gündeme getirirken.

Uluslararası sistemin mekanizmalarını yorumlarken “gücün mü yoksa hukukun mu baskın” olduğu tartışmasıyla da meşgul değilim. Aksine, güçlü devletlerin küresel uygulamaları ve özellikle Ortadoğu'da tanık olduğumuz, artan güç kullanımı, sıfır toplamlı oyunlara (zero sum gaming) doğru hızla ilerlediğimizi, yakın zamana kadar uluslararası sistemin temel taşı olan kolektif iyilik ve karşılıklı menfaat (collective common good) pahasına tek taraflı menfaate (unilateralism) doğru artan bir eğilim gösterdiğimizi gösteriyor. Kusurlu ama büyük ölçüde istikrarlı bir uluslararası düzenin sonuna gelmiş olabiliriz, dahası elde edilenleri tamamen yok edip anarşi, kaos ve barbarlık evresine girme tuzağına düşebiliriz. Buna bir de çok taraflılık ve kolektif çıkar kavramlarının erozyona uğraması eşlik edecektir ve hepimiz önümüzdeki yıllarda ciddi hataların ağır bedelini ödeyeceğiz.

Genel olarak ülkelere ve özellikle güçlü ülkelere, Fransız filozof Voltaire'in şu sözünü hatırlatmak istiyorum: “İdeal çözümleri iyi çözümlerin ve seçimlerin düşmanı yapmaktan kaçınmak önemlidir.” Ayrıca bir Arap atasözünün dediği gibi: “Açgözlülük, çoğaltmaz azaltır.”



Macron: Veliaht Prens’in ziyareti kapsamında çok şey başardık, daha ileri ufuklara ilerleyeceğiz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı, pazar akşamı Elysee Sarayı’nda birlikte gezinti yaparken (Fotoğraf: Bandar el-Celud)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı, pazar akşamı Elysee Sarayı’nda birlikte gezinti yaparken (Fotoğraf: Bandar el-Celud)
TT

Macron: Veliaht Prens’in ziyareti kapsamında çok şey başardık, daha ileri ufuklara ilerleyeceğiz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı, pazar akşamı Elysee Sarayı’nda birlikte gezinti yaparken (Fotoğraf: Bandar el-Celud)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı, pazar akşamı Elysee Sarayı’nda birlikte gezinti yaparken (Fotoğraf: Bandar el-Celud)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman’ın ülkesine gerçekleştirdiği ziyaretin büyük stratejik önem taşıdığını belirterek, ziyareti ikili ilişkilerin geliştirilmesi, barış ve istikrarın güçlendirilmesi yolunda önemli bir adım olarak nitelendirdi.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, pazar akşamı başkent Paris’teki Elysee Sarayı’nda samimi bir görüşme gerçekleştirdi. Macron, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Prens Muhammed bin Selman’ın Fransa ziyareti önemli ve kayda değer bir adım teşkil ediyor” dedi.

Macron, “Bölgenin karşı karşıya olduğu mevcut zorluklar karşısında Fransa ve Suudi Arabistan, barış ve istikrarı güçlendirmek için her zaman birlikte çalıştı ve bu konudaki istişarelerini sürdürecek” ifadelerini kullandı.

yergth
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı, pazar akşamı Elysee Sarayı’nda samimi bir görüşme gerçekleştirdi (Fotoğraf: Bandar el-Celud)

Macron, sosyal medya platformu X’teki hesabından yaptığı paylaşımda, iki ülke arasındaki ortaklığın büyük projeler, ileri teknolojiler, karşılıklı yatırımlar ve Paris’te düzenlenen E-Spor Dünya Kupası gibi ortak uluslararası etkinlikler aracılığıyla somut çalışmalar temelinde inşa edildiğini belirtti.

Fransa Cumhurbaşkanı, “Birlikte zaten çok şey başardık ve daha ileri ufuklara doğru ilerleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman’ın, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un daveti üzerine gerçekleştirdiği resmi ziyaret, iki ülke liderliklerinin ikili ilişkileri geliştirme ve kapsamlı stratejik ortaklıklarını güçlendirme yönündeki iradesini ortaya koyuyor. Ziyaret aynı zamanda, hızla gelişen ikili ilişkiler çerçevesinde iki ülkenin siyasi ve ekonomik potansiyellerini ortak çıkarlar doğrultusunda değerlendirme hedefini yansıtıyor.

Suudi Arabistan, ülkenin ulusal çıkarlarına hizmet etmek ve Orta Doğu ile dünyadaki lider ve merkezi rolünü güçlendirmek amacıyla tüm büyük ve etkili uluslararası güç ve aktörlerle stratejik ortaklıklarını pekiştirmeye ve bu ülkelerle dengeli ilişkiler sürdürmeye önem veriyor.

vghyjut
Prens Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, pazar günü “Elektronik Sporlar Dünya Kupası”nın kapanış törenine katılırken (SPA)

İki ülke, ziyaretin Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Fransa 2030 Planı’nın sunduğu fırsatlardan daha fazla yararlanılmasına katkı sağlamasını ve yatırım ortaklıkları, sanayi, enerji, kültür ve miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik başta olmak üzere çeşitli alanlarda ekonomik ortaklığın geliştirilip güçlendirilmesini hedefliyor.

Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ilişkiler, uzun yıllara dayanan karşılıklı güven ve ortak çalışmaya dayanması nedeniyle dünyanın en önemli ilişkileri arasında gösteriliyor. İlişkiler, çok sayıda hayati alanda sürekli gelişim, etkin iş birliği ve iki ülkenin birçok ortak meseledeki görüş ve vizyonlarının örtüşmesiyle öne çıkıyor.

İki ülke arasındaki iddialı ortaklık; enerji, sanayi ve madencilik, tarım, sağlık ve sağlık hizmetleri, biyoteknoloji, iletişim ve bilgi teknolojileri, yapay zekâ, kuantum teknolojileri, uzay, akıllı ve sürdürülebilir şehirler, turizm ve kültür alanlarında ticaret ve yatırım fırsatlarının sunduğu geniş iş birliği perspektifleriyle daha da güçleniyor.


Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman Elysee’de Macron’la bir araya geldi

Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman Elysee’de Macron’la bir araya geldi
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman Elysee’de Macron’la bir araya geldi

Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman Elysee’de Macron’la bir araya geldi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, pazartesi günü Paris’teki Elysee Sarayı’nda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’la bir araya geldi.

Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman, pazartesi günü erken saatlerde Paris’teki Les Invalides Sarayı’nı da ziyaret etti. Burada, konvoyunun Şeref Avlusu’na ulaşmasının ardından kendisi için resmi karşılama töreni düzenlendi. Bin Selman’ı Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu karşıladı.

Suudi Veliaht Prens’in gelişine, Fransız Cumhuriyet Muhafızları’na bağlı bir süvari birliği ile motosikletli gösteri ekipleri eşlik ederek ziyareti selamladı. Ardından Suudi Arabistan milli marşı ile Fransa milli marşı çalındı.

Prens Muhammed bin Selman, resmi ziyaretine pazar günü Elysee Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Macron ile gerçekleştirdiği ikili görüşmeyle başladı. Görüşmenin ardından Paris’in ev sahipliğinde düzenlenen 2026 Dünya E-Spor Kupası’nın kapanış törenine katıldı.

Suudi Veliaht Prens, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un da katıldığı törende, 2026 Dünya E-Spor Kupası şampiyonluğunu AGEL takımı kazandı. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen turnuva, ilk kez Suudi Arabistan dışında gerçekleştirildi.

bthyjukı
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Elysee Sarayı'nda Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı karşılarken. (SPA)

Kral Selman bin Abdülaziz’in talimatı ve Cumhurbaşkanı Macron’un daveti üzerine gerçekleştirilen Prens Muhammed bin Selman’ın Paris ziyareti, Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ilişkilerin giderek geliştiği ve iki ülke arasındaki iş birliği alanlarının genişlediği bir dönemde siyasi ve stratejik önem taşıyor.

Macron da Prens Muhammed bin Selman’ın Fransa ziyaretinin son derece büyük stratejik önem taşıdığını belirterek, ziyareti ikili ilişkilerin geliştirilmesi ve barış ile istikrarın güçlendirilmesi yolunda önemli ve kayda değer bir adım olarak nitelendirdi.

cdfvg
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman için Fransa Askeri Müzesi'nin Şeref Avlusu'nda düzenlenen askeri karşılama töreni. (SPA)

Fransa Cumhurbaşkanı, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, "Bölgede yaşanan mevcut zorluklar karşısında Fransa ve Suudi Arabistan, barış ve istikrarı güçlendirmek için her zaman birlikte çalıştı ve bu konudaki istişarelerini sürdürecek" ifadelerini kullandı.

Macron, Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ortaklığın büyük projeler, ileri teknolojiler, karşılıklı yatırımlar ve Paris’te düzenlenen Dünya E-Spor Kupası gibi ortak uluslararası etkinlikler üzerinden somut çalışmalarla inşa edildiğine dikkat çekti. Macron, "Birlikte şimdiden çok şey başardık ve daha ileri ufuklara doğru ilerleyebiliriz" dedi.

vfgb
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Les Invalides Sarayı’ndaki ziyareti sırasında kendisine eşlik eden motosikletli gösteri ekibi. (SPA)

Elysee Sarayı da daha önce yaptığı açıklamada ziyaretin iki ülke arasındaki "diyaloğun canlılığını" yansıttığını ve stratejik ortaklığın güçlendirilmesine imkan sağlayacağını bildirmişti. Saray ayrıca Prens Muhammed bin Selman ile Macron’un, ilk kez Suudi-Fransız Stratejik Ortaklık Konseyi toplantısını gerçekleştireceklerini duyurmuştu.


Trump: İran çöküyor... Tahran: Sert karşılık veririz

Tahran'daki meydanda "İntikam kaçınılmaz" yazılı ABD karşıtı pano hazırlanmıştı (AFP)
Tahran'daki meydanda "İntikam kaçınılmaz" yazılı ABD karşıtı pano hazırlanmıştı (AFP)
TT

Trump: İran çöküyor... Tahran: Sert karşılık veririz

Tahran'daki meydanda "İntikam kaçınılmaz" yazılı ABD karşıtı pano hazırlanmıştı (AFP)
Tahran'daki meydanda "İntikam kaçınılmaz" yazılı ABD karşıtı pano hazırlanmıştı (AFP)

İran, ABD'nin pazartesi günü açıklaması beklenen yaptırımların bölgede barışın sağlanmasına katkıda bulunmayacağı uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Washington'ın genişletilmiş yaptırımlarına, ABD ile iş birliği yaptığını düşündüğü ülkelere yönelik tedbirler de dahil olmak üzere, sert karşılık vereceklerini söyledi. Bekayi, "Bu durumun daha fazla tırmandırılması kuşkusuz sonuçlar doğuracaktır" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump ise ABD'nin "İran'ın ticari ortaklarını hedef alan en güçlü ekonomik yaptırımları" açıklamasından kısa süre önce İran'ın "çökmekte olduğunu" söyledi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yaklaşık 1979'dan bu yana neredeyse kesintisiz ekonomik yaptırımlara maruz kalan İran'a yönelik daha sert önlemlerin açıklanacağı yönündeki tehditlerin gölgesinde, bugün ABD Doğu Saati ile 13.00'te (Türkiye Saati ile 20 .00) basın toplantısı düzenleyecek.

Bessent, pazar günü Financial Times gazetesinde yayımlanan bir görüş yazısında, "Şafak sökerken ekonomik hesaplaşma günü başlıyor; bir rakibe karşı şimdiye kadar başlatılmış en büyük mali savaş" ifadelerini kullandı.

Savaşan iki ülke haftalardır birbirlerine yönelik herhangi bir askeri saldırı düzenlemedi. Ancak altı aydır devam eden çatışmayı sona erdirmek için de ciddi müzakerelere başlamadılar.