Bir arıza nedeniyle Trump'ın uçağı geri dönmek zorunda kaldı ve bu durum ABD başkanlık uçağının yaşıyla ilgili soruları gündeme getirdi

ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
TT

Bir arıza nedeniyle Trump'ın uçağı geri dönmek zorunda kaldı ve bu durum ABD başkanlık uçağının yaşıyla ilgili soruları gündeme getirdi

ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)

Başkan Donald Trump'ın salı gecesi Avrupa'ya giderken Air Force One uçağında meydana gelen ve Trump'ın geri dönmesine neden olan elektrik arızası, onlarca yıldır hizmette olan yaşlanan başkanlık uçağı hakkında yeni ve endişe verici soruları gündeme getirdi.

Şarku’l Avsat’ın CNN'den aktardığına göre ABD Hava Kuvvetleri uzun zamandır yaşlanan filosunu modernize etmeye çalışıyor ve Trump, ilk döneminden beri Air Force One programında önemli değişiklikler yapılması için baskı yapıyor.

Geri dönmek zorunda kalan Boeing 747-200B uçağı, Doğu Zaman Dilimi'ne göre gece 11:00'den kısa bir süre sonra Maryland'e güvenli bir şekilde iniş yaptı. Bu uçak, ABD başkanını taşımak için tasarlanmış uçakları da içeren Hava Kuvvetleri'nin VC-25A programının bir parçası. İnişten yaklaşık bir saat sonra Trump bir uçağa binerek, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'na doğru yola çıktı.

Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt'e göre uçak tedbir amaçlı olarak Joint Base Andrews'e geri döndü.

CNN ulaşım analisti Mary Schiavo, "Bu uçağın dünyanın en iyi bakımlı uçaklarından biri olduğundan şüphe yok, ancak herhangi bir uçak, uyarı ışığı yandığında acil onarım gerektiren arızalar yaşayabilir" dedi.

dfrgth
ABD başkanlık uçağı Air Force One, İsviçre'nin Zürih Havalimanı'na iniş yaptı (AP)

ABD Hava Kuvvetleri'ne göre söz konusu uçak ilk olarak 1991 yılında hizmete girdi ve başkanın taşınması için tahsis edilen iki Boeing uçağından biridir. Her iki uçak da otuz yılı aşkın süredir hizmette ve Trump, yeni uçaklar istediğini defalarca dile getirerek bu uçaklarla alay etmiştir. Ancak uçakların değiştirilmesi çok daha uzun sürecektir.

Boeing ile yapılan bir sözleşme uyarınca, iki başkanlık uçağı olan Air Force One'ın yerine geçecek yeni uçakların 2022 yılında teslim edilmesi planlanmıştı, ancak bu süre doldu ve herhangi bir teslimat gerçekleşmedi.

Yeni uçaklarla ilgili son gelişmeler

Trump, başkanlık filosunun yenilenmesini uzun zamandır bekliyordu ve şu anda birkaç uçak üzerinde görüşmeler devam ediyor. Aralık ayında, ABD Hava Kuvvetleri, gelecekteki başkanlık hava taşımacılığı programını desteklemek için Alman havayolu şirketi Lufthansa'dan iki ek Boeing uçağı satın alma niyetini açıkladı; teslimatların bu yıl içinde yapılması planlanıyor ve bu da uçakların öncelikle eğitim amaçlı kullanılacağını gösteriyor.

ABD Hava Kuvvetleri, resmi bir açıklamada, eğitim programlarını desteklemek ve 747-8 filosuna yedek parça sağlamak amacıyla 400 milyon dolara kadar maliyetle iki uçak satın alacağını duyurdu. Bu, önümüzdeki yıllarda başkanlık uçağı olan Air Force One'ın yerine geçecek olan 747-200'lerin hazırlıklarının bir parçasıdır.

İlk uçağın bu yılın başlarında teslim edilmesi planlanırken, ikincisinin 2026 yılının sonundan önce teslim edilmesi bekleniyor. Hava Kuvvetleri bu iki uçağı başkanlık filosuna dahil etmeye karar verirse, süreç muhtemelen uzun sürecektir.

Salı gecesi yaşanan olay emsalsiz değil; ABD başkanının uçağı daha önce de benzer sorunlar yaşamıştı. Bu haftaki olay, Trump'ın son aylarda yedek uçağı kullanmak zorunda kaldığı ikinci olay oldu.

fvg
ABD Başkanı Donald Trump'ı taşıyan başkanlık uçağı Zürih Havalimanı'na iniş yaptı (EPA)

Levitt'in o dönemde yaptığı açıklamaya göre, Başkan Trump ve First Lady Melania'nın geçen eylül ayında Birleşik Krallık'a yaptıkları ziyaret sırasında, uçaklarının arızalanması nedeniyle yerel bir havaalanına iniş yapmak zorunda kalmışlar ve bunun üzerine destek helikopteri kullanmışlardı.

Başkan Trump, İsviçre gezisine devam etmek için salı günü, genellikle First Lady veya Kabine üyeleri tarafından kullanılan bir Boeing C-32A uçağına bindi. ABD Hava Kuvvetleri'nin filosunda bu uçaklardan dört tane bulunuyor.



Norveçli araştırmacının Havana sendromu deneyi ters tepmiş

Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)
Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)
TT

Norveçli araştırmacının Havana sendromu deneyi ters tepmiş

Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)
Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)

Baş ağrısı, görme sorunları, baş dönmesi ve bilinç bulanıklığı gibi sağlık sorunlarını içeren "Havana sendromu" hâlâ net biçimde tanımlanamayan bir sağlık durumu. Son 10 yılda yüzlerce Amerikalı diplomat ve istihbaratçı benzer şikayetler bildirdi.

Washington Post (WP), Norveç hükümeti adına çalışan bir bilim insanının bu sendroma inanmayıp 2024'te yaptığı deneyi dünyayla paylaştı. 

Adı açıklanmayan Norveçli'nin bir darbeli mikrodalga enerjisi silahı üreterek bunu kendi üstünde test ettiği bildirildi.  

Bilim insanının Anormal Sağlık Vakaları (ASV) diye de adlandırılan vakalardakilere benzeyen nörolojik semptomları gösterdiği aktarıldı. 

WP'nin haberine göre sonrasında Norveçli yetkililer durumu ABD'ye bildirdi ancak Pentagon ve Beyaz Saray yetkilileri, deneyi yapan araştırmacının semptomlarının Havana sendromundaki rahatsızlıklarla birebir aynı olmadığını tespit etti.

Yine de bu olay, elektromanyetik cihazların insan sağlığını etkileyebileceği argümanını güçlendiriyor. 

WP aynı dönemde ABD yönetiminin Rus menşeli parçalara sahip yabancı üretim bir darbeli radyo dalgası cihazı aldığını da bildiriyor. 

Amerikan istihbarat örgütlerinden Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ve Ulusal Kara İstihbarat Merkezi'nin (NGIC) 2025 başında konuya dair değerlendirmelerinde değişikliğe giderek ASV'nin yabancı aktörlerden kaynaklanmış olabileceği kanısına vardığı vurgulanıyor. 

Diğer yandan ABD'nin çoğu istihbarat ajansı bu ihtimali çok düşük görüyor. 

Amerikan medyasının 2022'deki haberlerine göre CIA yetkilileri, ABD'ye bildirilen bin vakanın çoğunun çevresel koşullardan, tanı konmamış rahatsızlıklardan ve stresten kaynaklandığını, yabancı bir devlet tarafından küresel çapta yürütülen bir saldırının sonucu olmadığını söylemişti.   

Havana sendromu, ilk olarak 2016'da Küba'daki ABD'li ve Kanadalı diplomatların yoğun baş ağrısı, mide bulantısı ve çınlama gibi şikayetleriyle gündeme gelmişti. Bu tarihten sonra Avustralya, Çin, Kolombiya, Almanya ve Rusya'da görev yapan istihbarat yetkilileri ve diplomatlar da benzer semptomlar yaşadıklarını bildirmişti.

Bazı yetkililer ABD'li diplomat ve istihbarat görevlilerinin Rusya ve Çin gibi ülkelerin "enerji saldırısına" uğradığını, bu yüzden söz konusu semptomları yaşadığını iddia etmişti. Fakat şimdiye kadar bu iddiaları destekleyebilecek sağlam kanıtlar bulunamadı.

Independent Türkçe, Washington Post, AP


Reuters duyurdu: Washington'da savaş senaryosu masada, ABD ordusu İran’a karşı haftalar sürebilecek harekata hazırlanıyor

Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)
Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)
TT

Reuters duyurdu: Washington'da savaş senaryosu masada, ABD ordusu İran’a karşı haftalar sürebilecek harekata hazırlanıyor

Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)
Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)

Reuters’in iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı özel haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın olası bir saldırı talimatı vermesi durumunda ABD ordusu İran’a karşı haftalar sürebilecek geniş çaplı bir operasyon için hazırlık yapıyor.

İsimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, planlamanın sıradan bir hava saldırısından ibaret olmadığını, uzun soluklu ve çok aşamalı bir askeri harekatın masada olduğunu belirtti. Bu da, iki ülke arasında şimdiye dek görülen gerilimlerden çok daha ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışma ihtimaline işaret ediyor.

Diplomasi sürerken askeri yığınak

Askeri hazırlıklar, diplomatik temasların gölgesinde yürütülüyor. ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın salı günü Cenevre’de İranlı yetkililerle bir araya gelmesi planlanıyor. Görüşmelerde Umman arabulucu rolü üstlenecek. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın önceliğinin anlaşma olduğunu söylese de bunun “çok zor” bir hedef olduğunu vurguladı.

Sahadaki tablo ise diplomasiden daha sert bir mesaj veriyor. Pentagon’un Orta Doğu’ya ek bir uçak gemisi gönderdiği; savaş uçakları, güdümlü füze destroyerleri ve binlerce askerin bölgeye sevk edildiği bildirildi. Bu yığınak, Washington’ın askeri seçeneği ciddi biçimde değerlendirdiği yorumlarına yol açtı.

Trump’tan rejim değişikliği iması

Trump, Kuzey Carolina’daki bir askeri üste yaptığı konuşmada İran’da rejim değişikliğinin “olabilecek en iyi şey” olabileceğini söyledi. İran’da kimin yönetime gelmesi gerektiğine ilişkin ayrıntı vermeyen Trump, “47 yıldır konuşuyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar” ifadeleriyle Tahran yönetimini eleştirdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly ise İran konusunda “tüm seçeneklerin masada” olduğunu belirtti ve nihai kararın ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda verileceğini söyledi. Pentagon konuya ilişkin yorum yapmadı.

Tek seferlik saldırıdan uzun sürecek harekata

ABD, geçen yıl İran’ın nükleer tesislerini hedef alan saldırılar sırasında bölgeye iki uçak gemisi göndermişti. Haziran ayında düzenlenen “Midnight Hammer” operasyonunda ise ABD’den kalkan hayalet bombardıman uçakları İran’daki nükleer tesisleri vurmuş, İran da Katar’daki bir ABD üssüne sınırlı bir misillemede bulunmuştu.

Ancak yetkililere göre bu kez masadaki plan çok daha kapsamlı. Haftalar sürebilecek bir operasyon kapsamında yalnızca nükleer tesislerin değil, İran devletine ve güvenlik kurumlarına ait hedeflerin de vurulabileceği belirtiliyor.

Bölgesel çatışma riski

Uzmanlar, güçlü bir füze envanterine sahip İran’a karşı yürütülecek uzun süreli bir operasyonun ABD güçleri için ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor. İran’ın misilleme saldırıları, çatışmanın bölge geneline yayılma ihtimalini artırabilir.

ABD’li bir yetkili, Washington’ın İran’ın karşılık vereceğini öngördüğünü ve bunun karşılıklı saldırıların bir süre devam etmesine yol açabileceğini söyledi. Beyaz Saray ve Pentagon, olası misilleme ve bölgesel savaş riskine ilişkin sorulara yanıt vermedi.

Trump, İran’ın nükleer ve balistik füze programları ile iç politikadaki baskıcı uygulamalarını gerekçe göstererek Tahran’ı daha önce defalarca bombalamakla tehdit etmişti. Perşembe günü yaptığı açıklamada, diplomatik çözüm sağlanamazsa bunun “çok travmatik” sonuçları olacağını ifade etti.

İran Devrim Muhafızları ise ülke topraklarına yönelik bir saldırı durumunda ABD’nin bölgedeki askeri üslerini hedef alabilecekleri uyarısında bulundu.

ABD’nin Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye dahil olmak üzere Orta Doğu’nun birçok ülkesinde askeri varlığı bulunuyor.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington’da Trump ile yaptığı görüşmede İran’la varılacak olası bir anlaşmanın “İsrail için hayati unsurları içermesi gerektiğini” söyledi.

Tahran ise yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programına sınırlamalar getirilmesini görüşmeye açık olduğunu, ancak füze programının müzakere konusu yapılmasını kabul etmeyeceğini açıkladı.


Trump: Barış Konseyi üyeleri Gazze için 5 milyar dolarlık taahhütte bulundu

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
TT

Trump: Barış Konseyi üyeleri Gazze için 5 milyar dolarlık taahhütte bulundu

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenecek “Barış Konseyi”nin ilk resmi toplantısından büyük beklentiler içinde olduğunu belirterek, üye ülkelerin Gazze’deki insani çabalar ve yeniden imar çalışmalarını desteklemek amacıyla 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüdünde bulunduğunu açıkladı.

Trump, pazar günü Truth Social hesabından yaptığı açıklamada küresel vizyonuna değinerek, yönetiminin İsrailli rehinelerin serbest bırakılması sürecinde kaydettiğini ifade ettiği ilerlemelere ve Gazze’deki sivillere yönelik “iddialı bir vizyon” sunduklarına dikkat çekti.

Dünya barışının mümkün olduğunu savunan Trump, Barış Konseyi’ni tarihteki en önemli uluslararası yapı olarak nitelendirdi.

Trump paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “(Barış Konseyi) sınırsız bir potansiyele sahip. Geçtiğimiz ekim ayında Gazze’deki çatışmayı nihai olarak sona erdirmeye yönelik bir plan başlattım ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi vizyonumuzu oy birliğiyle kabul etti. Kısa süre sonra insani yardımların rekor sürede ulaştırılmasını sağladık ve hayatta olan ve olmayan tüm rehinelerin serbest bırakılmasını temin ettik. Geçen ay İsviçre’nin Davos kentinde yaklaşık yirmi kurucu üye bana katılarak Konsey’in resmi kuruluşunu kutladı ve Gazze’deki siviller için iddialı bir vizyon ortaya koydu. Nihayetinde hedef Gazze’nin ötesine, dünya barışına uzanıyor.”

ABD Başkanı, Washington’daki “Donald J. Trump Barış Enstitüsü”nde düzenlenecek toplantıya katılacağını da belirtti.

Trump, toplantıda üye ülkelerin Gazze’deki insani çabalar ve yeniden imar için 5 milyar dolardan fazla taahhütte bulunduğunu, ayrıca Gazze halkı için güvenlik ve istikrarı sağlamak üzere uluslararası istikrar gücü ve yerel polis teşkilatı kapsamında binlerce personel tahsis edildiğini açıklayacağını ifade etti.

Trump, Hamas’a “tam ve derhal silahsızlanma” taahhüdünü yerine getirmesi çağrısında bulunarak paylaşımını şu sözlerle tamamladı: “Barış Konseyi tarihin en önemli uluslararası yapısı olduğunu kanıtlayacak. Ona başkanlık etmekten onur duyuyorum.”

Bu açıklama, 2025’in sonlarında İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşmasının ardından Gazze’nin yeniden imarına yönelik Trump planının hayata geçirilmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendirilen toplantı öncesinde uluslararası beklentilerin arttığı bir dönemde geldi.

Toplantıya 27 kurucu ülkeden devlet başkanları, başbakanlar, dışişleri bakanları ve üst düzey heyetlerin yanı sıra diğer ülkelerden gözlemcilerin katılması bekleniyor.

Toplantıdan, Gazze'nin yeniden imarı için 5 milyar doları aşan, insani çabalar ve altyapıya yönelik fonları da içeren ve üye ülkelerin taahhütleriyle desteklenen iddialı açıklamaların yapılması bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın  Reuters'tan aktardığı habere göre açıklamaların Hamas için katı koşullar içermesi ve acil askeri taahhütlere odaklanmasıyla birlikte, Gazze'nin yönetimi için 'teknokrat bir Filistin hükümeti' kurulmasına vurgu yapılması öngörülüyor. Toplantıda ayrıca binlerce asker ve yerel polisten oluşacak 'Uluslararası İstikrar Gücü'nün detaylarının da kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.

Ayrıca, binlerce askerden ve yerel polisten oluşacak “Uluslararası İstikrar Gücü”nün yapısına ilişkin ayrıntıların da kamuoyuna duyurulması bekleniyor.

Trump’ın mali ve güvenlik taahhütlerine yaptığı vurgunun gölgesinde, basında yer alan haberler geleneksel ABD müttefikleri arasında artan şüphelere işaret ediyor. Bazı çevreler konseyi “Birleşmiş Milletler’e gayrimeşru bir alternatif” olarak nitelendirirken, Fransa ve Almanya gibi önemli Avrupa ülkelerinin yokluğu dikkat çekiyor. Gözlemciler, toplantının “Gazze’nin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası” olacağını ancak “meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirdiğini” belirtiyor.