‘Tüm anlaşmaların anası’ gün yüzüne çıkıyor... Hindistan ve AB, iki milyarlık nüfusu ile dünyanın en büyük pazarını hayata geçiriyor

TT

‘Tüm anlaşmaların anası’ gün yüzüne çıkıyor... Hindistan ve AB, iki milyarlık nüfusu ile dünyanın en büyük pazarını hayata geçiriyor

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Luis Santos da Costa, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir araya geldi. (EPA)
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Luis Santos da Costa, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir araya geldi. (EPA)

Yirmi yılı aşkın zorlu müzakerelerin ardından tarihi bir dönüm noktasına ulaşıldı. Yeni Delhi ile Brüksel bugün, ‘tüm anlaşmaların anası’ olarak nitelendirilen kapsamlı bir ticaret anlaşmasına vardıklarını açıkladı. Söz konusu anlaşma, yaklaşık iki milyar tüketiciyi kapsayan devasa bir serbest ticaret bölgesinin önünü açıyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık dörtte birini kapsayan bu iddialı anlaşma, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile Avrupa Birliği (AB) liderlerinin, yükselen ABD korumacılığına ve Çin kaynaklı ticari meydan okumalara karşı piyasalarını korumayı hedefleyen stratejik bir ‘ekonomik kalkan’ olarak değerlendiriliyor. Anlaşmayla birlikte, binlerce mal ve hizmette gümrük vergilerinin sıfırlanması öngörülürken, taraflar ekonomik açıklıkta yeni bir dönemin başladığını ilan etti.

Anlaşma kapsamında, Avrupa’nın ihracatının yaklaşık yüzde 97’sine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesi ya da tamamen kaldırılması öngörülüyor. Bu düzenlemenin, 27 üyeli AB’ye yıllık 4 milyar euroya (4,75 milyar dolar) kadar gümrük vergisi tasarrufu sağlaması bekleniyor. Hindistan Başbakanı Narendra Modi bugün başkent Yeni Delhi’de AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Luis Santos da Costa ile yaptığı görüşmenin ardından anlaşmayı ‘tüm anlaşmaların anası’ olarak niteledi. Modi, “Bu anlaşma, Hindistan’daki 1,4 milyar insan ile AB’deki milyonlarca vatandaş için çok sayıda fırsat yaratacak” dedi. Modi ayrıca, anlaşmanın küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 25’ini ve dünya ticaretinin üçte birini temsil ettiğini vurguladı.

fvgh
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Luis Santos da Costa, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir araya geldi. (EPA)

AB, dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan’ı geleceğin kilit pazarlarından biri olarak görüyor. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bir gün önce AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ile birlikte Hindistan Cumhuriyet Günü törenlerinde onur konuğu olarak ağırlanmasının ardından yaptığı açıklamada, “Avrupa ve Hindistan bugün tarih yazıyor… İki milyar insanı kapsayan bir serbest ticaret bölgesi kurduk ve bundan her iki taraf da fayda sağlayacak” ifadelerini kullandı.

Avrupalı yetkililer, söz konusu anlaşmanın Hindistan’ın bugüne kadar imzaladığı en iddialı ticaret anlaşması olduğunu belirtirken, Avrupa şirketlerinin ‘pazara ilk giren olma avantajı’ elde edeceğini vurguladı. Anlaşmanın özellikle Avrupa’nın tarım, otomotiv ve hizmet sektörlerine önemli kazanımlar sağlaması bekleniyor.

Yeni Delhi yönetimi ise AB’yi, altyapı yatırımlarını hızlandırmak ve milyonlarca yeni istihdam yaratmak için ihtiyaç duyduğu teknoloji ve yatırımlar açısından kritik bir ortak olarak değerlendiriyor.

En yüksek düzeyde pazar erişimi

AB verilerine göre, 2024 yılında iki taraf arasındaki mal ticareti hacmi 120 milyar euroya (139 milyar dolar) ulaştı. Bu rakam, son on yılda yaklaşık yüzde 90’lık bir artışa işaret ederken, hizmet ticaretinin hacmi de 60 milyar euro (69 milyar dolar) olarak kaydedildi.

Anlaşma kapsamında Hindistan’ın, başlıca Avrupa ürünlerine yönelik pazar erişim kısıtlamalarını gevşetmesi bekleniyor. Buna göre otomobillere uygulanan ve azami yüzde 110’a kadar çıkan gümrük vergileri kademeli olarak yüzde 10 seviyesine kadar düşürülecek. Şarapta ise vergiler yüzde 150’den aşamalı biçimde yaklaşık yüzde 20’ye indirilecek. Halihazırda makarna ve çikolata gibi işlenmiş gıdalara uygulanan yüzde 50 oranındaki gümrük vergileri ise tamamen kaldırılacak.

dfv
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Konseyi Başkanı Antonio Luis Santos da Costa ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Hindistan Cumhuriyet Günü kutlamalarına katıldı. (DPA)

Ursula von der Leyen, Hindistan’a yapılan ihracatın iki katına çıkmasını beklediğini belirterek, AB’nin ‘geleneksel olarak korumacı olan Hindistan pazarında bir ticaret ortağına şimdiye kadar tanınmış en yüksek düzeyde pazar erişimini’ elde edeceğini vurguladı.

Anlaşmayla birlikte Avrupa şirketleri, Hindistan’daki finansal hizmetler ve deniz taşımacılığı sektörlerine de ayrıcalıklı erişim hakkı kazanacak. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ise anlaşmanın, tekstil, değerli taşlar ve mücevherat, deri ürünleri ile hizmetler dahil olmak üzere birçok sektörü güçlendireceğini ifade etti.

Görüşmelere yakın kaynaklar, müzakerelerin dün son ana kadar sürdüğünü ve AB’nin uyguladığı sınırda karbon vergisinin çelik sektörü üzerindeki etkileri başta olmak üzere bazı hassas başlıkların ele alındığını aktardı.

Net seçim

Anlaşma, Brüksel ve Yeni Delhi’nin, ABD’nin gümrük tarifeleri ile Çin’in ihracat kısıtlamalarına karşı yeni pazarlar açma arayışında olduğu bir dönemde hayata geçirildi. Aynı zamanda Hindistan ile AB arasında, mevsimlik işçiler, öğrenciler, araştırmacılar ve yüksek vasıflı profesyonellerin hareketliliğini kolaylaştırmaya yönelik bir anlaşmanın yanı sıra güvenlik ve savunma alanlarını kapsayan düzenlemelerin de sonuçlandırılmasının beklendiği belirtildi.

Ursula von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hindistan ve Avrupa açık bir tercih yaptı: stratejik ortaklık, diyalog ve açıklık” ifadesini kullandı. Von der Leyen, “Bölünmüş bir dünyaya başka bir yolun hâlâ mümkün olduğunu gösteriyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) öngörülerine göre Hindistan, bu yıl dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olma yolunda ilerliyor. On yıllar boyunca temel askeri teçhizat konusunda Moskova’ya bağımlı olan Yeni Delhi, son yıllarda ithalatını çeşitlendirerek ve yerli sanayi kapasitesini güçlendirerek Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. AB ise benzer şekilde, ABD’ye olan bağımlılığını azaltmayı hedefliyor.



Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
TT

Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği yeni yayımladığı raporda Avrupa Birliği (AB) üyelerinden 5'i, hukukun üstünlüğünü "kasten ve sürekli" yok etmekle suçlandı. 6 ülkede de standartların gerilediği bildirildi. 

22 ülkedeki 40 sivil toplum örgütünden alınan verilere dayandırılan raporda Bulgaristan, Hırvatistan, İtalya, Macaristan ve Slovakya yönetimlerinin hukukun üstünlüğüne bilerek zarar verdiği iddia edildi. 

Özellikle Slovakya'ya dikkat çekilirken Moskova yanlısı hükümetin hukukun üstünlüğüne dair tüm başlıklarda ülkeyi gerilettiği ileri sürüldü. 

Robert Fico yönetiminin sivil toplumun denetim ve denge görevi, medya özgürlüğü, yolsuzlukla mücadele ve adalet üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekildi. 

12 Nisan'da genel seçime gidecek Macaristan'da da 16 yıllık Viktor Orbán iktidarının gerilemede "başlı başına bir kategori" oluşturduğu ifade edildi. 

Budapeşte yönetiminin hiçbir olumlu değişim emaresi göstermediği ve yeni kanunların standartları daha da gerilettiği dile getirildi. 

Hukukun üstünlüğüne dair bazı alanlarda 6 ülkenin gerilemeye girdiği belirtilirken bunların Almanya, Belçika, Danimarka, İsveç, Fransa ve Malta olduğu açıklandı. 

844 sayfalık raporda Çekya, Estonya, İrlanda, İspanya, Hollanda, Litvanya, Polonya, Romanya, Slovenya, Yunanistan'ın hukuk devleti nitelikleri açısından ne uzadığı ne de kısaldığı öne sürüldü. 

Letonya'nınsa bu konuda olumlu yönde adım atan tek devlet olduğu bildirildi. 

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği, AB'nin hukukun üstünlüğünü korumak ve teşvik etmek için yeterli mekanizmalara sahip olmadığını vurguladı. 

Avrupa Komisyonu'nun 2025'te hazırladığı hukukun üstünlüğü raporundaki önerilerin yüzde 93'ünün bir önceki yıllarda da dile getirildiği aktarıldı. 

Independent Türkçe, Guardian, Balkan Insight


İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi
TT

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

Pazar sabahı erken saatlerde İsrail birlikleri, Suriye'de kısa süre önce ele geçirdikleri topraklardan güney Lübnan'a kayakla geçti.

Bu, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Dağcı Birliği tarafından gerçekleştirilen bu türdeki ilk sınır ötesi operasyon oldu.

İsrail, haftalardır Lübnan'ın güneyindeki Tahran destekli Hizbullah güçleriyle çatışırken, ülkenin doğusundaki ve başkent Beyrut'taki önemli altyapı tesisleriyle sivil yapılara da hava saldırıları düzenliyor.

IDF'in açıklamasına göre, 810. "Dağlar" Bölgesel Tugayı'nın yedek Dağcı Birliği, "karmaşık dağlık arazide faaliyet gösterdi ve Suriye'deki Hermon'dan güney Lübnan'daki Dov Dağı bölgesine karda tırmanarak geçti; bölgeyi taradı, istihbarat topladı ve bölgedeki düşman terör altyapısını tespit etti".

Bu birlikler, Litani Nehri'ne doğru kuzeye ilerleyen, Lübnan'ın güneyinde bir düzineden fazla köyde faaliyet gösteren daha geniş İsrail güçlerine katılıyor.

vfd
26 Mart'ta Lübnan'ın güneyindeki Kfar Roummane köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından olay yerine gelen ilk yardım ekipleri (AFP)

IDF'in bölgedeki operasyonel hedefleri daha da netleştikçe, uzun süreli işgal endişeleri artıyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bölgenin tüm sakinlerinden arındırılacağını ve "temas hattı köylerindeki" evlerin "Gazze'deki Beyt Hanun ve Refah modeline uygun olarak" yıkılacağını duyurdu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu pazar günü yaptığı açıklamada, "Mevcut güvenlik tampon bölgesini daha da genişletme talimatını az önce verdim. [İsrail'in] kuzeyindeki durumu kökten değiştirmeye kararlıyız" dedi.

Lübnan, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hameney'in öldürülmesinin ardından Hizbullah'ın İsrail'e füze fırlatmasıyla ABD - İsrail'in Ortadoğu'da süregelen savaşına 2 Mart'ta dahil olmuştu.

O tarihten bu yana Lübnan’da 1200’den fazla kişi öldürüldü ve bir milyon kişi yerinden edildi; bu da ülke nüfusunun beşte birine denk geliyor.

Hafta sonu öldürülenler arasında üç gazeteci ve 10 kurtarma görevlisi de bulunuyor; böylece İsrail ateşiyle öldürülen sağlık çalışanlarının toplam sayısı 52'ye ulaştı.

Hermon Dağı, Suriye - Lübnan sınırında yer alıyor ancak eski başkan Beşar Esad'ın devrilmesinin hemen ardından Aralık 2024'te IDF tarafından ele geçirilmişti.

Bu, İsrail'in Suriye'de daha önce elde ettiği toprak kazanımlarını genişletmişti. Bunlar arasında 1967'de Golan Tepeleri'nin ele geçirilmesi de yer alıyor; İsrail hükümetinin 1981'de resmileştirdiği bu ilhakı sadece Birleşik Devletler tanıyor.

İsrail, Suriye'nin güneyinde en az 9 askeri üs bulunduruyor; bunlardan ikisi Hermon Dağı'nın Suriye tarafında yer alıyor ve bu üslerden topçu birlikleri 35 kilometre uzaklıktaki Şam'ı vurabiliyor. Ayrıca 1974'te kurulan ve BM gözetiminde olan bir tampon bölgede de 7 üs daha bulunuyor.

İsrail ordusu, buradaki varlığının, "düşman güçlerin" kullanabileceği silahları ele geçirmek için gerekli olduğunu iddia ediyor.

Independent Türkçe


Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
TT

Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)

İran savaşı, ABD Başkanı Donald Trump’ın mirasını tehdit ederken, halef adayları arasında öne çıkan iki isim olan Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio üzerindeki siyasi bahisler de artıyor.

Her iki isim de geniş çapta Trump sonrası başkanlık yarışında öne çıkan adaylar olarak görülüyor ve savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde ön plana çıkarılmış durumda. Cumhuriyetçi Parti ise şimdiden Trump sonrası dönemi planlamaya başladı. Vance, ABD’nin savaşa katılımına karşı  temkinli bir tutum sergilerken, Rubio Trump ile yakın bir pozisyonda, askeri harekâtın açık bir savunucusu olarak öne çıkıyor.

Trump, her iki ismin de İran’ı nükleer ve füze programlarını tasfiye etmeye ve Hürmüz Boğazı’ndan petrol geçişinin güvenliğini sağlamaya ikna etme çabalarına katıldığını ifade etti. Yaklaşan 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Trump, özel görüşmelerde müttefiklerine ve danışmanlarına “J.D. mi, yoksa Marco mu?” sorusunu yöneltti.

2028 için hazırlık

Analistler ve Cumhuriyetçi yetkililere göre, beşinci haftasına giren Amerikan askeri operasyonlarının seyri, her iki adayın 2028 şanslarını belirleyebilir. Savaşın hızlı bir şekilde sona ermesi, “krizlerde sabit bir el” olarak görülen ve aynı zamanda Ulusal Güvenlik Danışmanı görevini yürüten Rubio’nun konumunu güçlendirebilir. Öte yandan çatışmanın uzaması, Vance’a Trump tabanında savaş karşıtı eğilimleri temsil etme alanı sağlayabilir.

vcdvdf
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 9 Ekim 2025’te Washington, D.C.’daki Oval Office’te Başkan Yardımcısı J. D. Vance’e bir şey fısıldıyor (AP)

Trump’ın kendi konumu da test altında. Reuters/Ipsos tarafından geçen hafta yapılan bir ankete göre yakıt fiyatlarının artışı ve İran savaşına geniş çaplı muhalefet nedeniyle Trump’ın onayı son günlerde %36’ya gerileyerek Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana en düşük seviyeye ulaştı.

Bazı Cumhuriyetçiler, Trump’ın tercih ettiği üst düzey yardımcıları dikkatle izliyor. Bazıları, Trump’ın Rubio’ya eğilim gösterdiğine dair işaretler gözlemliyor, ancak Trump’ın fikrini hızla değiştirebileceği de kabul ediliyor. Beyaz Saray ise, Trump’ın tercih sinyalleri verdiği iddialarını reddediyor. Sözcü Stephen Chung, “Vance ve Rubio hakkındaki medya spekülasyonları bu yönetimi Amerikan halkı için savaşma görevinden alıkoyamaz” dedi.

Rakiplerden olası mirasçılara

41 yaşındaki Vance, eski bir Deniz Piyadesi mensubu olarak Irak’ta görev yaptı ve uzun süredir ABD’nin dış savaşlara müdahalesine karşı çıktı. İran konusundaki kamuoyuna yönelik açıklamaları sınırlı ve ölçülü oldu. Trump ise aralarındaki “felsefi farklılıklar”a dikkat çekti.

Vance, siyasi kariyerinin başında kendisini “Trump karşıtı” olarak tanımlamıştı. 2023’te Wall Street Journal’da yayımlanan bir makalesinde, Trump’ın ilk dönemindeki en iyi dış politikasının savaş başlatmamak olduğunu savunmuştu. Beyaz Saray ise Başkan ile Başkan Yardımcısı arasındaki olası çatışmayı minimize etmeye çalıştı. Vance, bu ayın başında Trump’ın yanında Oval Ofis’te durarak, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme konusunda Başkan’ın politikasını desteklediğini belirtti.

ferfer
J. D. Vance’in İran’a yönelik askeri harekâtı eleştirme konusunda temkinli davrandığı görülüyor (Reuters)

Vance, Başkan’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner’in ilerleme kaydetmesi halinde müzakerelerde daha doğrudan bir rol üstlenebilir. Vance’in sözcüsü, “Başkan Trump liderliğinde Amerika’yı daha güvenli ve refah içinde kılmak için etkili bir ekibin parçası olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Beyaz Saray’daki üst düzey bir yetkili, Trump’ın yardımcılardaki ideolojik farklılıklara, sadık kaldıkları sürece tolerans gösterdiğini belirterek, Vance’in şüpheci tavrının Trump’a tabanının görüşlerini aktarmasına yardımcı olduğunu söyledi.

Vance, Kasım’daki ara seçimler sonrasına kadar 2028 için aday olup olmayacağına karar vermeyi planlıyor. Conservative Political Action Conference (CPAC) katılımcıları arasında yapılan bir ankette, yaklaşık 1 bin 600 kişi arasından yüzde 53 oy alarak Cumhuriyetçi Parti’nin bir sonraki adayı olarak öne çıktı. Rubio ise yüzde 35 ile ikinci sırada yer aldı; geçen yıl sadece yüzde 3 oy almıştı.

54 yaşındaki Rubio, Vance aday olursa kendisinin başkanlığa aday olmayacağını belirtti ve kaynaklara göre Vance’in yanında bir başkan yardımcısı olarak yer almaktan memnuniyet duyacak. Ancak Vance’in herhangi bir zayıflığı, Rubio ve diğer Cumhuriyetçiler için cesaret verici olabilir. Stratejist Ron Bonjean, “Trump uzun hafızalıdır; Vance’in sadakat eksikliğini hatırlayabilir. MAGA tabanında Trump hâlâ popülerse, bu Vance için olumsuz olabilir” dedi.

dsgfr
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü White House’ta düzenlenen toplantıda Başkan Donald Trump ile birlikte (EPA)

Trump, Vance ve Rubio’nun birlikte aday olmasını önerdi; bunun olası rakipler için kazanmayı zorlaştıracağını düşündü. Rubio’nun 2016’daki başkanlık hedefleri Trump ile sert bir karşılaşma sonrası engellenmişti, ancak sonrasında ilişkileri düzeldi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tommy Beigot, Rubio’nun Trump ekibiyle hem profesyonel hem de kişisel olarak mükemmel bir ilişkiye sahip olduğunu belirtti.

Rubio ve Beyaz Saray, bazı açıklamalarının muhafazakar Trump destekçilerini öfkelendirmesi sonrası durumu kontrol altına almak zorunda kaldı. Rubio, savaşta ABD’nin İsrail’in yönlendirmesiyle hareket ettiği izlenimi vermişti, ancak Trump sonrasında Rubio’nun askeri harekâta verdiği desteği övdü. Rubio’nun uzun süren bir savaşın siyasi geleceğini etkileyeceği konusunda endişelenip endişelenmediği sorulduğunda, “Buna tek bir saniye bile düşünmedim” yanıtını verdi.

Belirgin Farklılıklar

CPAC yöneticisi Matt Schlapp, İran’a karşı yürütülen kampanyanın ABD iç siyasetinde önemli sonuçlar doğuracağını belirterek, “Bu savaş hedeflerini başarıyla gerçekleştirirse, insanlar siyasi olarak ödüllendirilecektir. Aksi takdirde maliyeti yüksek olacaktır” dedi.

Anketler, İran politikasının ABD iç siyasetinde keskin bir kutuplaşma yarattığını ortaya koyuyor. Reuters/Ipsos verilerine göre Cumhuriyetçi tabanın yüzde 75’i askeri operasyonları desteklerken, Demokrat seçmenlerde destek oranı yalnızca yüzde 6’da kalıyor. Bağımsızlar ise yüzde 24 ile iki blok arasında sınırlı bir destek sergiliyor.

ugt
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart’ta Paris yakınlarında düzenlenen toplantı mekânına varırken (Reuters)

Geçen Perşembe televizyonda yayımlanan bir hükümet toplantısında, Rubio ve Vance’ın yaklaşım farkları öne çıktı. Rubio, Trump’ın İran’a yönelik saldırısını güçlü biçimde savunarak, Başkan’ın böylesi bir tehdidi görmezden gelemeyeceğini söyledi. Vance ise daha temkinli bir tutum sergileyerek, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme seçeneklerine odaklandı. Askeri personele seslenirken, “Sizlerin yanındayız ve her adımda desteğimiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.