Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.



Tahran önleyici saldırılarla tehdit ediyor

ABD Donanması’na ait USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Ortadoğu’daki uzun süreli konuşlandırmanın ardından dinlenme molası için yanaşmadan önce Tayland’ın Laem Chabang Limanı’na doğru ilerliyor. 2 Eylül 2026 (Reuters)
ABD Donanması’na ait USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Ortadoğu’daki uzun süreli konuşlandırmanın ardından dinlenme molası için yanaşmadan önce Tayland’ın Laem Chabang Limanı’na doğru ilerliyor. 2 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Tahran önleyici saldırılarla tehdit ediyor

ABD Donanması’na ait USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Ortadoğu’daki uzun süreli konuşlandırmanın ardından dinlenme molası için yanaşmadan önce Tayland’ın Laem Chabang Limanı’na doğru ilerliyor. 2 Eylül 2026 (Reuters)
ABD Donanması’na ait USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Ortadoğu’daki uzun süreli konuşlandırmanın ardından dinlenme molası için yanaşmadan önce Tayland’ın Laem Chabang Limanı’na doğru ilerliyor. 2 Eylül 2026 (Reuters)

Tahran, olası bir askeri tehditle karşı karşıya kalması halinde “önleyici” saldırılara başvurabileceği uyarısında bulundu. Bu açıklama, Washington ve Avrupa ülkelerinin İran’ın nükleer dosyasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıma ve mali yaptırımları sıkılaştırma girişimleriyle baskıyı artırmaya hazırlandığı bir dönemde geldi.

İran ordu sözcüsü Muhammed Ekremi Niya, askeri doktrinin kademeli olarak önleyici operasyonlara yöneldiğini belirterek, İran güçlerinin “tehdit olduğunu hissettiği her yerde” bu tür operasyonlara başvurabileceğini söyledi.

İran hava savunmasından iki komutan ise güçlerin “her türlü çatışmaya” hazır olduğunu ve “tehdidin sona ermediğini” ifade etti. Komutanlar, yeni savunma sistemlerinin geliştirilip konuşlandırıldığını, gelecekte gerçekleştirilecek ve rakipleri şaşırtacağını söyledikleri hamlelerin de bulunduğunu ifade etti.

Nükleer dosyada ise diplomatlar, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın gelecek hafta Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu’nda İran’ın nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle dosyanın BM Güvenlik Konseyi’ne sevk edilmesini öngören bir karar çıkarılması için girişim yürüttüğünü belirtti.

Bu adım, UAEA’nın İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun önemli bir bölümünün bulunduğu yer ve mevcut durumunu doğrulama konusunda hâlâ yetersiz kalmasıyla eş zamanlı olarak atılıyor.

ABD Hazine Bakanlığı dün İran’la bağlantılı olduğu gerekçesiyle merkezi Türkiye’de bulunan üç kuruluşa yaptırım uyguladı. Yaptırım listesinde “Golden Global Yatırım Bankası”nın yanı sıra iki portföy yönetim ve varlık kiralama şirketi de yer aldı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Avrupa Birliği’nin Tahran üzerindeki mali izolasyonu sıkılaştırmayı amaçlayan “ekonomik dışlanmışlık sürecine” katıldığını söyledi.


Sırbistan'da muhalifler casus yazılımla hedef alındı: "Daha büyüğü görülmedi"

Öğrencilerin Aleksandar Vucic yönetimine karşı başlattığı protesto hareketi 2024'ten beri sürüyor (Reuters)
Öğrencilerin Aleksandar Vucic yönetimine karşı başlattığı protesto hareketi 2024'ten beri sürüyor (Reuters)
TT

Sırbistan'da muhalifler casus yazılımla hedef alındı: "Daha büyüğü görülmedi"

Öğrencilerin Aleksandar Vucic yönetimine karşı başlattığı protesto hareketi 2024'ten beri sürüyor (Reuters)
Öğrencilerin Aleksandar Vucic yönetimine karşı başlattığı protesto hareketi 2024'ten beri sürüyor (Reuters)

Sırbistan sivil toplumunun farklı kesimlerinden en az 14 kişi, önceki aylarda gelişmiş casus yazılımların hedefi oldu. 

Share Vakfı, bunun Sırbistan tarihinde belgelenmiş en büyük casus yazılım bulaştırma dalgası olduğunu duyurdu.

Belgrad merkezli dijital hak örgütü, hedef alınanlar arasında 2024'ten beri Aleksandar Vucic yönetiminin başını ağrıtan Sırp öğrenci hareketinin üyelerinin de bulunduğunu açıkladı. 

Çinlilerin başını çektiği konsorsiyumun Novi Sad'daki tren istasyonunu elden geçirmesinden kısa süre sonra Kasım 2024'te 16 kişinin öldüğü kaza, eleştiri oklarının Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ve 2012'den beri iktidarda olan Sırp İlerleme Partisi'ne (SNS) yöneltilmesine yol açmıştı. 

Ülke geneline yayılan protestoların içinden, Avrupa'nın en büyük öğrenci hareketlerinden biri doğmuştu.

Casus yazılım saldırıları dalgası, Apple'ın 110 ülkedeki kişilere muhtemelen paralı casus yazılım saldırılarında hedef alındıklarını bildirmesinin ardından ağustosta ortaya çıkarıldı.

Kanada merkezli internet gözlem örgütü The Citizen Lab, casus yazılım saldırılarını adli bilişim yöntemleriyle analiz edip bir rapor hazırladı. 

Çarşamba yayımlanan rapora göre Sırp aktivistlerden en az biri, NSO Group'un Pegasus casus yazılımının hedefi olmuş. Saldırganlar bu yazılımla hedef alınan kişinin cihazına "tam erişim" sağlayabiliyor.

Diğer yandan Pegasus bulaştırılan öğrenciyi doğrudan Vucic yönetiminin hedef aldığına dair herhangi bir kanıt yok. 

Öğrencilere karşı kullanılan NoviSpy adlı casus yazılımsa önceden hükümetle ilişkilendirilmişti. 

SNS'nin önde gelen isimlerinden Meclis Başkanı Ana Brnabic, öğrencilerin casus yazılımlarla izlendiği iddialarını reddetti:

Kesinlikle hayır. Onların [öğrenciler ve Share Vakfı] söylediği tek bir kelimeye bile inanmıyorum.

Share Vakfı marttaki yerel seçimler sırasında casus yazılımlarla prova yapılmış olabileceğini ve benzer eylemlerin bu ekimde düzenlenecek genel seçimlerde de tekrarlanabileceğini öne sürüyor.

Vakıfta politika danışmanı olarak görev yapan Andrijana Ristic, "Bu, şu ana kadar Sırbistan'da belgelenmiş en büyük gözetim dalgası. Yerel seçimlerin iktidar partisinin hem [casus yazılımın] güçlü yönlerini görmeye hem de öğrencilerle muhalefet üzerinde ne ölçüde baskı kurabileceklerini test etmeye yönelik bir deneme olarak kullanıldığını düşünüyoruz" dedi. 

Citizen Lab'in kıdemli araştırmacısı John Scott-Railton ise şunları söyledi: 

Adli bilişim bulgularımız ve Apple'ın yeni tehdit bildirimleri, Sırbistan'daki barışçıl, demokrasi yanlısı hareketin, 2026'daki kritik seçim süreçleri öncesinde paralı casus yazılımlarla agresif biçimde hedef alındığını ortaya koyuyor.

Hedef alınan öğrencilerden Milica Popovic, "acımasız" diye nitelediği saldırıların kendilerini caydırmayacağını ifade etti: 

Birinin bilgim dışında özel alanıma girmiş olabileceğini düşününce, kendimi son derece savunmasız hissettim. Amaçları bizi korkutmak veya durdurmaksa bu işe yaramayacak.

Independent Türkçe, Guardian, AFP


Britanya Ordusu'na "tasarruf için eğitimleri durdurma talimatı"

Britanya Ordusu'na, hemen görevlendirilmeyecek personelin eğitimini durdurma talimatı verildi (Reuters)
Britanya Ordusu'na, hemen görevlendirilmeyecek personelin eğitimini durdurma talimatı verildi (Reuters)
TT

Britanya Ordusu'na "tasarruf için eğitimleri durdurma talimatı"

Britanya Ordusu'na, hemen görevlendirilmeyecek personelin eğitimini durdurma talimatı verildi (Reuters)
Britanya Ordusu'na, hemen görevlendirilmeyecek personelin eğitimini durdurma talimatı verildi (Reuters)

Maryam Zakir-Hussain 

Mali zorlukların askeriye üzerinde yarattığı baskı nedeniyle Britanya Ordusu'na personel eğitimini durdurması talimatı verildiği bildirildi.

Birleşik Krallık'ta (BK) bulunan ve belirli bir göreve hazırlanmayan birliklere "toplu eğitim" faaliyetlerini durdurma emri verildiği anlaşılıyor.

The Times'ın haberlerine göre, iptal edilen eğitimler arasında Challenger 2 tankları ve ağır silahlı Apache helikopterleriyle yapılan tatbikatlar yer alıyor.

Bu haberler, gelecek yıl gayrisafi milli hasılanın yüzde 2,5'inden daha yüksek bir savunma harcaması yapması yönünde Andy Burnham'ın baskı altında olduğu bir dönemde geldi.

Çarşamba günkü Başbakan'a Sorular oturumunda, Avam Kamarası Savunma Özel Komitesi Başkanı ve İşçi Partisi üyesi Tan Singh Dhesi, silahlı kuvvetlere yatırım yapmanın önemini vurgulamış ve Burnham'ı 2030'a gelindiğinde harcamaları yüzde 3'e çıkarma taahhüdünde bulunmaya çağırmıştı.

Dhesi, Avam Kamarası'ndaki alkışlar eşliğinde, "Gerçekten de savunma, sadece olumlu atmosferin yeterli olmayacağı bir alan" demişti.

The Independent'a konuşan Dhesi, BK'nin "karşısındaki ciddi derecede yükselen tehdit seviyesine dair hiçbir yanılgıya kapılmaması ve bu nedenle daha sonra pişman olmak yerine savunmaya şimdiden gerektiği gibi yatırım yapması gerektiğini" söyledi.

Askeriyeden bir kaynaksa eğitimlerin durdurulması talimatını "kesinlikle yıkıcı" diye niteleyerek şöyle ekledi: 

Ordular eğitim yapar, işleri bu. Artık hiçbir şey olmayacak.

Bu duraklamanın yıl sonuna kadar sürmesi bekleniyor.

Kritik bir konu haline gelen savunma harcamaları, Sör Keir Starmer'ın hükümetin savunma yatırım planı için yeterli finansmanı sağlayamamasının ardından başbakanlığının sonunu getirmişti.

Bu karar, eski Savunma Bakanı Sör John Healey ve Silahlı Kuvvetler Bakan Yardımcısı Al Carns'ın şoke edici istifasına yol açmıştı.

Donald Trump'ın, Arjantin'in Falkland Adaları'nı istila etmesi halinde BK'nin İran savaşındaki tutumuna misilleme olarak Britanya'yı desteklemeyeceğini ima etmesinin ardından belirli birliklerin tatbikatlarının durdurulması kararıyla ilgili haberler çıktı.

Trump, Britanya'nın adalar üzerindeki egemenliğine ilişkin Birleşik Devletler'in tutumunu gözden geçirdiğini söyledikten sadece birkaç gün sonra perşembe GB News'a yaptığı açıklamada "Ülkeniz benim yardımıma gelmedi" demişti. 

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, adalar konusunda BK'ye yeni bir uyarıda bulunarak "kimin rahatsız olacağına bakmaksızın, dişiyle ve tırnağıyla" ülkesinin çıkarlarını savunacağını söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı da Ukrayna'ya verdiği destek nedeniyle BK hedeflerine yönelik üstü kapalı bir tehditte bulunmuştu.

Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch, büyük ölçüde kapsamlı sosyal yardım kesintileri yoluyla savunma harcamaları için yılda 10 milyar sterlin (yaklaşık 65,5 milyar TL) kaynak yaratma planlarını perşembe günü açıklamıştı.

Badenoch, Rusya gibi düşmanca tavır sergileyen devletlerin "sürekli sınırları zorladığı" uyarısı yaparak BK'nin kendini korumak için güçlü olması gerektiğini söylemişti.

The Independent cevap hakkı için BK Savunma Bakanlığı'yla temasa geçti.

 Independent Türkçe, independent.co.uk/news