Epstein dosyaları, dondurulmuş Libya varlıkları konusunu yeniden gündeme getirdi

Fonların İngiliz ve İsrail istihbarat yetkilileri tarafından hedef alındığı iddia ediliyor

Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
TT

Epstein dosyaları, dondurulmuş Libya varlıkları konusunu yeniden gündeme getirdi

Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)

Dondurulmuş Libya varlıkları dosyası, ABD Adalet Bakanlığı’nın cinsel istismar suçlarından hüküm giymiş Amerikalı iş insanı Jeffrey Epstein’e ilişkin yeni bir belge grubunu yayımlamasının ardından yeniden gündeme geldi.

Söz konusu dosyalarda Libya’ya ilişkin yer alan iddialar, Libyalılar arasında endişe ve soru işaretlerine yol açtı. Belgelerde, Epstein’in Temmuz 2011’de, İngiliz ve İsrail istihbarat servislerinin desteğiyle, ülke dışında bulunan ve dondurulmuş durumdaki Libya varlıklarını hedef almaya çalıştığı öne sürüldü.

Ancak Libya Ulusal Geçiş Konseyi’nin eski Başkan Yardımcısı Abdulhafız Goga, bu iddiaları yalanladı. Goga, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu iddiaların kesinlikle hiçbir doğruluk payı yok. Söz konusu fonlar uluslararası mali mekanizmalar çerçevesinde yönetiliyordu” dedi. Gündeme gelen bilgileri ‘yalnızca değerlendirme ve tahminlerden ibaret’ olarak nitelendiren Goga, bunların ‘herhangi bir kesinlik ifade etmediğini’ vurguladı.

Söz konusu dönemde Libya’daki en üst düzey ikinci yetkili olan Goga, bu tür sızıntıların amacının ‘zaten istikrarsız olan Libya’daki durumu daha da karmaşık hale getirmek’ olduğunu ifade etti.

zcdfrgt
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, geçtiğimiz aralık ayında Libya Yatırım Otoritesi (LIA) Mütevelli Heyeti ile yaptığı toplantıda (Libya Yatırım Otoritesi sayfası)

Libya’ya ait yurt dışındaki varlıklar, 2011 yılında merhum lider Muammer Kaddafi yönetimine karşı başlatılan ‘devrimin’ ardından, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1970 ve 1973 sayılı kararları uyarınca dondurulmuştu. Bu kapsamda, küresel bankalara dağılmış mevduatlar, egemen fonlar ve mali yatırımlardan oluşan varlıkların toplamının yaklaşık 200 milyar dolar olduğu belirtilirken, eski Başkanlık Konseyi bu tutarın yaklaşık 67 milyar dolara gerilediğini açıklamıştı.

Ancak Epstein dosyalarının yayımlanmasının ardından bu varlıklara ilişkin endişeler yeniden gündeme geldi. Bu endişeleri dile getiren isimlerden biri olan, Dış Yatırımlar ve Uzun Vadeli Portföy Şirketi’nin eski başkanı Dr. Halid ez-Zentuti, söz konusu iddiaların ve benzeri girişimlerin yaşanmış olabileceğini dışlamadığını belirterek, ‘2011’den bu yana varlıkları hedef alan tekrarlayan girişimler bulunduğuna’ dikkat çekti.

Zentuti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Afrika ülkeleri başta olmak üzere çeşitli ülkelerde Libya’ya ait yatırım kuruluşlarına bağlı varlık ve gayrimenkullerin müsaderesine yönelik davalar söz konusu. Ayrıca Avrupa mahkemelerinde, aralarında Avrupa’daki kraliyet ailelerinin de bulunduğu aileler tarafından açılan asılsız davalara dayanan yargı kararları bulunuyor” dedi.

Zentuti, “Libya’daki kırılgan durum, siyasi bölünmüşlük ve ilgili kurumların etkin denetim eksikliği, dondurulmuş Libya varlıklarının hedef alınması için elverişli bir ortam yarattı. Bu durum, bazı tarafları, şirketleri ve devletleri bu fonlardan pay almaya teşvik etti” değerlendirmesinde bulundu. Zentuti ayrıca, Libya içindeki bazı çevrelerin, komisyon ya da rüşvet karşılığında sahte bilgi ve belgeler sunarak bu sürece zımnen dahil olmuş olabileceğini de dile getirdi.

Epstein dosyalarında yer alan mesajlara göre, daha önce İngiliz istihbaratı ve İsrail’in Mossad teşkilatında görev yapmış bazı kişilerin, uluslararası hukuk bürolarıyla yapılan görüşmeler kapsamında, dondurulmuş Libya varlıklarının tespit edilmesi ve geri alınması konusunda yardım sunmaya hazır oldukları ifade edildi.

Libya’ya ait dondurulmuş fonlar, 2011’den bu yana Avrupa’da çeşitli girişimlere konu oldu. Bunların son örneği, geçen yıl Birleşik Krallık Lordlar Kamarası’nda İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) mağdurlarına tazminat ödenmesine yönelik tartışmalar olurken, daha önce de Belçika’da Euroclear Bank’ta bulunan yaklaşık 15 milyar euronun üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması için yıllar süren hukuki süreçler yaşanmış ve bu süreçlerde kraliyet ailesinin de rol oynadığı belirtilmişti.

sdf
Trablus'taki Libya Yatırım Otoritesi (LIA) Genel Merkezi (LIA resmi internet sitesi)

Medyada Epstein dosyaları olarak anılan belgelerle ilgili tartışmalar, Libya’da biri batıda Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), diğeri ise doğu ve güneyin bazı kesimlerini kontrol eden ve Parlamento tarafından desteklenen Usame Hammad hükümeti olmak üzere iki yönetim arasındaki kronik bölünmüşlük ortamında gündeme geldi. Bu durumun, yurt dışındaki dondurulmuş Libya varlıkları dosyasına olumsuz yansıdığı değerlendiriliyor.

Dondurulmuş fonlara yönelik endişelerin artması üzerine UBH geçen yıl, bazı yatırımların süregelen savaşlar nedeniyle durduğu gerekçesiyle tazminat talep eden davaların tespit edilmesinin ardından, çeşitli ülkelerle iş birliği içinde bu varlıkları takip etmek üzere bir hukuk komitesi oluşturdu. Aynı zamanda bir Libya parlamento komitesinin de dosyayı ele almak üzere Batılı ülkelere ziyaretlerini yoğunlaştırdığı belirtildi.

Libyalı siyasi analist Hüsam Feniş, Epstein dosyalarını, yurt dışındaki dondurulmuş Libya varlıklarını hedef alan ve ‘Libyalıların elinde kalan son siper’ olarak gördüğü bu fonlara yönelik gerçek ve süreklilik arz eden girişimler olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Feniş, siyasi bölünmüşlüğün sürmesinin, bu varlıklarla oynanması ve dış müdahalelere açık hale gelmesi riskini artıracağını öngörerek, parçalanmış bir devlet yapısında, fonları korumaya yönelik komitelerin bireysel çabalarının etkisiz kalabileceğine dikkat çekti.

Kurumların birleştirilmesine kadar geçen süreçte Zentuti, BM Güvenlik Konseyi’nin Libya varlıklarının hukuki olarak korunmasına bağlı kalması gerektiğini vurgulayarak, bu fonların, açık bir yetkilendirme ve uluslararası standartlar çerçevesinde, uzman uluslararası şirketler aracılığıyla yönetilmesi ve değerlendirilmesine izin verilmesi çağrısında bulundu. Zentuti, bunun fonların büyütülmesi ve küresel mali riskler, enflasyon ve değer kaybına karşı korunması için gerekli olduğunu ifade etti.

Öte yandan, Euronews’in internet sitesinde yer verdiği Jeffrey Epstein belgeleri, Temmuz 2011 tarihli bir e-postayı da ortaya koydu. Epstein’in ortaklarından biri tarafından gönderilen mesajda, Libya’daki karışıklıktan yararlanılarak Batılı ülkelerde dondurulan Libya varlıklarının geri alınmasına yönelik planlara işaret edildi. Belgelerde, söz konusu varlıkların tutarının yaklaşık 80 milyar dolar olduğu, bunun 32,4 milyar dolarının ABD’de bulunduğu, gerçek değerinin ise bu rakamın üç ya da dört katına ulaşabileceği öne sürüldü.



Litvanya Cumhurbaşkanı, ülkesinde Almanca dil eğitimini teşvik edecek bir program geliştirilmesi çağrısında bulundu

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Belçika'nın Brüksel kentinde düzenlenen AB liderler zirvesi sırasında (Arşiv-Reuters)
Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Belçika'nın Brüksel kentinde düzenlenen AB liderler zirvesi sırasında (Arşiv-Reuters)
TT

Litvanya Cumhurbaşkanı, ülkesinde Almanca dil eğitimini teşvik edecek bir program geliştirilmesi çağrısında bulundu

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Belçika'nın Brüksel kentinde düzenlenen AB liderler zirvesi sırasında (Arşiv-Reuters)
Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Belçika'nın Brüksel kentinde düzenlenen AB liderler zirvesi sırasında (Arşiv-Reuters)

Gitanas Nausėda, Baltık bölgesinde yer alan ve Avrupa Birliği ile NATO üyesi olan Litvanya’da Almanca dilinin yaygınlaştırılmasını hedefleyen ulusal bir program başlatmayı planladığını açıkladı.

Nausėda, devlet kurumları, eğitim kuruluşları ve Almanya’daki Litvanya diasporası temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantının ardından yaptığı açıklamada, Almanca bilmenin yalnızca kültürel farkındalık veya kişisel eğitim meselesi olmadığını, aynı zamanda stratejik önem taşıdığını belirtti.

Litvanya Cumhurbaşkanı, Almanca sayesinde ülkesinin Avrupa’daki en önemli stratejik ortaklarından biri olan Almanya ile ilişkilerin daha da güçlendirilebileceğini belirtti.

Nausėda, Almanca eğitiminin teşvik edilmesi ve dilin yaygınlaştırılması için kapsamlı bir program hazırlanması çağrısında bulunarak, İngilizceden sonra Almancanın Litvanya’da en yaygın yabancı dil haline getirilmesinin hedeflenmesi gerektiğini ifade etti.

Vilnius’taki Cumhurbaşkanlığı Ofisi tarafından yapılan açıklamada ise planlanan uygulamalara ilişkin ayrıntı verilmedi.

Nausėda, Litvanya ile Almanya arasında güvenlik, savunma, ekonomi, kültür ve akademik değişim alanlarında son derece yakın iş birliği bulunduğunu vurguladı. Litvanya’nın tarihi bir fırsatla karşı karşıya olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, ülkesinin Almanya’nın Kuzeydoğu ve Orta Avrupa’daki en yakın müttefiki haline gelmesi gerektiğini ifade etti.

Litvanya’da konuşlu Alman tugayına da değinen Nausėda, “NATO’nun doğu kanadında hiçbir ülke, Avrupa’nın en önemli müttefiklerinden birinden bu düzeyde bir bağlılık görmüyor. Bu çağımızın eşsiz bir hediyesidir ve kıymetini bilmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Alman Ordusu ise Litvanya’da 45’inci Zırhlı Tugay’ı kurma çalışmalarını sürdürüyor. Alman hükümeti bu adımı, “artan Rus tehdidine” karşı bir önlem olarak duyurmuştu.Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre tugay, 2025 ilkbaharında resmen hizmete alındı.

2027 yılına kadar birlik bünyesinde yaklaşık 4 bin 800 asker ile 200 sivil personelin görev yapması planlanıyor.

İki ülke arasındaki ilişkilerin, Litvanya’nın 2027 yılında Almanya’da düzenleyeceği “Kültür Yılı” etkinlikleriyle daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Litvanya, bu geniş kapsamlı projeyle uluslararası görünürlüğünü artırmayı ve ülke imajını güçlendirmeyi amaçlıyor.

2025 yılı sonunda yapılan bir araştırma ise Rusya’nın Kaliningrad bölgesi ve Belarus sınırında bulunan Litvanya hakkında Alman kamuoyunun bilgisinin hâlâ sınırlı olduğunu ortaya koydu.


ABD Güney İran’ı vurdu... Doha kritik müzakerelere ev sahipliği yapıyor

ABD Güney İran’ı vurdu... Doha kritik müzakerelere ev sahipliği yapıyor
TT

ABD Güney İran’ı vurdu... Doha kritik müzakerelere ev sahipliği yapıyor

ABD Güney İran’ı vurdu... Doha kritik müzakerelere ev sahipliği yapıyor

Gözler bugün (Salı), ABD’nin İran içinde gerçekleştirdiği son saldırıların yankılarına çevrildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran’ın güneyinde mayın döşemeye çalışan botlar ile füze fırlatma noktalarını hedef alan “savunma amaçlı” operasyonlar düzenlendiğini duyurdu. Bu yeni tırmanış, nisan ayında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, bölgenin yeniden daha geniş çaplı bir askeri çatışma ihtimaliyle karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.

ABD saldırıları, üç aydır süren savaşı kontrol altına alma yönündeki diplomatik çabaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. ABD ile İran arasındaki müzakere süreci Doha’ya taşınırken, Hürmüz Boğazı, İran’ın nükleer programı ve dondurulmuş İran varlıklarını kapsayan olası bir anlaşmayı görüşmek üzere üst düzey bir İran heyeti Katar’ın başkentine ulaştı.

Washington’da ise ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmelerin ya “harika bir anlaşma” ya da “hiç anlaşma olmaması” sonucunu doğuracağını söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Washington’ın diplomasiye fırsat tanıyacağını, ancak gerektiğinde Tahran’la “başka yöntemlerle” de ilgilenmeye hazır olduklarını ifade etti.

Buna paralel olarak Lübnan cephesinde gerilim yeniden yükseldi. İsrail, Hezbollah tarafından düzenlenen İHA saldırılarına karşılık olarak Beyrut’u yeniden bombalama ve askeri operasyonları Zahrani Nehri’ne kadar genişletme tehdidinde bulundu.


Somalilandlı subaylar İsrail'de eğitiliyor... Gerilimleri tırmandıran güvenlik iş birliği

Somaliland ordusu personeli (Ayrılıkçı bölge Somaliland ordusunun resmi Facebook sayfası)
Somaliland ordusu personeli (Ayrılıkçı bölge Somaliland ordusunun resmi Facebook sayfası)
TT

Somalilandlı subaylar İsrail'de eğitiliyor... Gerilimleri tırmandıran güvenlik iş birliği

Somaliland ordusu personeli (Ayrılıkçı bölge Somaliland ordusunun resmi Facebook sayfası)
Somaliland ordusu personeli (Ayrılıkçı bölge Somaliland ordusunun resmi Facebook sayfası)

İsrail ile Doğu Afrika'daki müttefiki ayrılıkçı Somaliland arasındaki ilişkiler, İngiliz Telegraph gazetesinin aktardığına göre güvenlik eğitimleri ve askeri görüşmelerle somutlaşan yeni bir iş birliği aşamasına girdi.

İsrail'in geçtiğimiz aralık ayında ayrılıkçı bölgeyi bağımsız bir devlet olarak tanımasının ardından hız kazanan bu iş birliği eğiliminin gerilimlerin tırmanmasına yol açması bekleniyor. Şarku’l Avsat’a konuşan bir Afrika işleri uzmanı, bu güvenlik iş birliğinin Arap istişarelerini ve Mogadişu'nun bu yeni meydan okumalarla baş etmesine yönelik destek yollarını artıracağını da vurguladı.

İsrail, ayrılıkçı Somaliland'daki varlığını Nisan ayında büyükelçi atamasıyla ve bu ay büyükelçilik açılışlarının karşılıklı gerçekleştirileceğinin duyurulmasıyla pekiştirdi.

The Telegraph gazetesi, pazar günü yayımladığı ve güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberde, ‘Somaliland Özel Kuvvetleri'ne mensup askerlerin Tel Aviv'de ileri düzey askeri eğitim tamamladıktan sonra yakın zamanda bölgeye döndüğünü’ aktardı. Haberde Somaliland'dan yaklaşık 50 subayın İsrail'de özel eğitim alarak bu hafta ülkelerine döndüğü de belirtildi. Kaynaklar bunu ‘iki taraf arasında büyüyen güvenlik iş birliğinin’ göstergesi olarak değerlendirdi.

Pazartesi akşamına kadar ne İsrail ne de Somaliland tarafından yalanlanmayan habere göre İsrail’den bir heyet, Somaliland Cumhurbaşkanı Abdurrahman Irro ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir araya geldi. Görüşmelerde, Yemen'deki Husiler ile bağlantılı olası füze tehditlerine karşı Somaliland'ın savunmasını güçlendirmek amacıyla İsrail'in Demir Kubbe hava savunma sistemi ele alındı. Haberde ayrıca bunun ‘stratejik sahil kenti Berbera'da daha geniş kapsamlı bir İsrail güvenlik müdahalesinin önünü açabileceğine’ dikkat çekildi.

Afrika işleri uzmanı Hasan Nur, Somali ve Arap dünyasının reddettiği bu iş birliğinin gerilimleri yalnızca Doğu Afrika'da değil, ülkelerin egemenliğine ve bölge güvenliğine ciddi ölçüde dokunduğu için Orta Doğu'da da artırdığını düşünüyor. Nur, asıl hedefin, İsrail'in Doğu Afrika'ya sızması, bölgede genişlemesi ve bölge ülkelerinin güvenliğini tehdit etmesi olduğunu söyledi.

İsrail'in Somaliland'ı tanımasından bu yana Arap ve Somali resmi açıklamaları bu süreci reddeden ve tehlikelerine dikkati çeken uyarılarla birbirini izledi.

Arap Birliği (AL) birkaç gün önce, ayrılıkçı Somaliland bölgesinin işgal altındaki Kudüs'te büyükelçilik açacağını ilan etmesinin ardından ‘Doğu Afrika'da gerilim odaklarının derinleşmesi’ konusunda uyardı.

Arap ülkelerinin Mogadişu'nun egemenliğini her türlü yolla destekleyeceğini öngören Nur, bu emsalsiz gelişmeler çerçevesinde Somali ile ayrılıkçı Somaliland arasında silahlı çatışma ihtimalinin oldukça yüksek olduğuna işaret etti.