İran Yüksek Lideri Ali Hamaney, ABD ile artan gerilimler ve Maskat'ta dolaylı nükleer görüşmelerin yeniden başlaması ortamında, 1979 devriminin yıldönümü vesilesiyle İranlılara "sağlam durmaları" ve iç birlik göstermeleri çağrısında bulundu. Amerikan savaş tehditlerinin "yeni bir şey olmadığını" ve İran'ın "savaş başlatmadığını" belirten Hamaney, gelecekteki herhangi bir çatışmanın "bölgesel bir savaş" olacağı uyarısında bulundu.
Televizyonda yayınlanan konuşmasında Hamaney, "Milletin gücü sadece füzelerde ve uçaklarda değil, aynı zamanda halkın iradesinde ve direncinde de yatmaktadır" diyerek, İranlıları "düşmanın planlarını engellemeye" ve dış baskılara karşı koymaya çağırdı.
Hamaney, “1979’dan beri yabancı güçlerin sürekli olarak Pehlevi hanedanlığının yönetimine, yani önceki statükoya dönmeye çalıştığını” belirterek, İslam Devrimi’nin bu dönemi sona erdirdiğini ve tekrarını engellediğini vurguladı.
Her yıl yapılan geleneksel toplantının aksine, devrimin yıldönümünden üç gün önce Hamaney ile Hava Kuvvetleri komutanları arasında yapılması planlanan sembolik görüşme bu yıl gerçekleşmedi.
86 yaşındaki Hamaney, İsrailli yetkililerin kendisini hedef alacakları yönündeki tehditlerinin ardından, İsrail ile yaşanan 12 günlük savaştan bu yana kamuoyu önünde çok az göründü. Bu tehditler, Washington ve Tahran arasındaki gerilimlerin artmasıyla yeniden gündeme geldi.
İran liderinin konuşması, yükselen siyasi ve askeri gerilimler nedeniyle aylarca süren bir aradan sonra cuma günü Maskat'ta Tahran ve Washington arasında yeni bir görüşme turunun başlamasından günler sonra gerçekleşti.
Görüşmelerin yeniden başlamasından bu yana yaptığı ilk konuşmada Hamaney, ABD'ye odaklanarak, 47 yıl önce devrimin zaferinden bu yana ABD ile olan anlaşmazlığın özünün "değişmediğini" savundu.
Görüşmeler, İran'da hükümet karşıtı protestoların zirve yaptığı ve insan hakları örgütlerine göre binlerce kişinin ölümüne yol açan benzeri görülmemiş bir güvenlik müdahalesiyle karşılanan gösterilerden yaklaşık bir ay sonra başladı.
Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran'a karşı askeri harekat tehdidinde bulunmuş, hatta göstericilere "yardım yolda" demişti.
Ancak Trump'ın son günlerdeki söylemi, ABD'nin USS Abraham Lincoln uçak gemisi liderliğindeki bir deniz saldırı grubunun bölgeye konuşlandırılmasıyla eş zamanlı olarak İran'ın nükleer programını kısıtlamaya odaklandı.
İran yönetimi, Trump'ın İran'a yönelik tehditlerini gerçekleştirme olasılığından derin endişe duymakta. İran, saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı'nı kapatabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Hamaney, "Amerika'nın temel sorunu, İran'ı boyunduruk altına alma ve yeniden hegemonya alanına sokma girişimidir" diyerek, İran halkının "bu yolu başından beri reddettiğini ve geri dönüşüne izin vermeyeceğini" vurguladı.
Amerikan güç kullanma tehditlerinin "yeni olmadığını" belirten Hamaney, Washington'ın her zaman "tüm seçeneklerin masada olduğunu" söylediğini, ancak İran'ın "savaş başlatmadığını" ifade etti. İran'a yönelik olası herhangi bir saldırının "sert bir karşılıkla karşılanacağı" uyarısında bulunan Hamaney, yeni bir çatışmanın "sınırlı kalmayacağını, bölgesel olacağını" vurguladı.
Hameney, ülke içinde İranlıları, çarşamba günü yapılacak olan devrimin zaferinin 47. yıldönümü kutlamalarına geniş çapta katılmaya çağırdı.
Halkın yürüyüşlere katılımı ve İslam Cumhuriyeti'ne olan bağlılıklarını ifade etmeleri, düşmanı İran'ı ele geçirme arzusundan vazgeçirecektir," diyen Hameney, bunun baskıyla mücadelede çok önemli bir unsur olduğunu belirtti.
Hamaney, konuşmasının uzun bir bölümünde, son dönemdeki halk protestolarını "Amerikan-Siyonist isyanı" olarak nitelendirerek, bunların kendiliğinden ortaya çıkan halk taleplerinin bir ifadesi olmadığını belirtti. Sözlerine şöyle devam etti: "İsyan bir Amerikan isyanıydı ve plan da bir Amerikan planıydı; sadece Amerika değil, Siyonist rejim de ortaktı."
"Amerika dediğimde, bu sadece bir iddia değil, aynı zamanda elimizde çok sayıda ayrıntılı bilgi olmasına rağmen, gizli ve karmaşık istihbarat kanalları aracılığıyla aldığımız bir şey de değil. Ancak bu hareketin bir Amerikan hareketi olduğunu açıkça kanıtlayan şey, ABD Başkanı'nın isyancıları açıkça İran halkı olarak nitelendirmesidir."
Şöyle devam etti: “Bir kaynaktan öğrendiğime göre, etkili bir Amerikalı yetkili İranlı mevkidaşına CIA ve Mossad'ın bu olaylarda tüm kaynaklarını seferber ettiğini söylemiş. Bu, iki aktif ve tanınmış istihbarat teşkilatı olan CIA ve Mossad'ın tüm yeteneklerini kullandığını, ancak yine de başarısız olduğunu açıkça itiraf eden bir Amerikan açıklamasıdır.”
İran Yüksek Lideri, bu olayların “darbeye benzediğini” belirterek, amaçlarının sadece sokak protestolarını kışkırtmak değil, ülkedeki hassas ve etkili güç merkezlerine saldırmak olduğunu açıkladı.
Açıklamasında, bu "isyankarlığın" ilk özelliğinin "örgütlü ve eğitimli liderlerin" ve para, talimat ve katılımcı toplama konusunda eğitim alan bir başka takipçi ve "ayak takımı" kategorisinin varlığı olduğunu belirtti. İkinci özelliğin ise "faillerin şiddete başvurmadan ve güvenlik kurumlarını hedef almadan önce belirli sosyal grupların barışçıl protestolarının arkasına saklanmaları" olduğunu ifade etti.
Hameney, üçüncü özelliğin, polis, Devrim Muhafızları merkezleri, hükümet kurumları ve bankalara yönelik saldırıların yanı sıra camiler ve Kur'an'ın hedef alınması yoluyla gerçekleştirilen "darbe benzeri operasyonlar" olduğunu belirtti.
Dördüncü özelliğin ise "planlama ve yönetimin yurt dışından yürütüldüğü" ve saha komutanlarının doğrudan talimat aldıkları yabancı kuruluşlarla temas halinde oldukları olduğunu söyledi.
Olayların beşinci özelliğinin, güvenlik güçlerini karşılık vermeye zorlamak ve kurban sayısını artırmak amacıyla silahlı saldırılar düzenleyerek, "kasıtlı olarak kayıp yaratma girişimi" olduğunu sözlerine ekledi.
Faillerden bazılarının, ölü sayısını artırmak ve şiddetten devleti sorumlu tutmak amacıyla "sokağa konuşlandırılmış olanlara bile ateş açtığını" açıkladı.
Hamaney, bu olayların asıl amacının "ülkenin güvenliğini baltalamak" olduğunu iddia ederek, "güvensizliğin ekonomik, eğitimsel ve bilimsel yaşamın bozulması anlamına geldiğini" vurguladı.
Güvenlik güçlerinin "görevlerini yerine getirdiğini" belirten Hamaney, "gerçek belirleyici faktörün halktan geldiğini" vurgulayarak, daha sonra birçok şehirde gerçekleşen rejim yanlısı gösterilere atıfta bulundu.
Hamaney, bu tür “provokasyonların” ilk olmadığını ve İran “büyük güçlerin çıkarlarıyla çatışan bağımsız yolda ilerlemeye devam ettiği sürece son olmayacağını” söyledi.
Son olarak Hamaney, Tahran ile Washington arasındaki düşmanlığın “tarihsel ve yapısal” olduğunu ve nükleer mesele veya belirli bir siyasi aşamayla bağlantılı olmadığını vurguladı.
ABD'nin öne sürdüğü "insan hakları ve demokrasi" sloganlarının "sadece bahane" olduğunu belirten İran Lideri, anlaşmazlığın "İran'ın yabancı egemenliğine boyun eğmeyi reddetmesi" etrafında döndüğünü kaydetti.
