Nazareth Seferian
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan'ın geçtiğimiz ay Washington'ı ziyareti sırasında, Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası (TRIPP) projesinin ‘dünya için bir model’ olacağını vurguladı.
Projenin, ‘Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru’ (Orta Koridor) olarak bilinen projenin temel taşını oluşturması bekleniyor.
Rubio ve Mirzoyan, bu hayati güzergâhın yönetimi ile ilgili bazı ayrıntıları belirleyen bir anlaşma imzaladı.
Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki tarihi çatışmayı sona erdirmek için öncü rol oynayan bu proje hakkında şimdiye kadar ne öğrendik? Rusya'nın bu bağlamdaki rolünün ve bölgesel etkisinin azalması göz önüne alındığında, bu proje küresel ticareti nasıl etkileyebilir?
Ermenistan ve Azerbaycan, 1990'lardan bu yana Dağlık Karabağ bölgesi üzerinde uzun süredir devam eden bir çatışmanın içinde ve bu çatışma her iki tarafta binlerce kişinin ölümüne ve yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine neden oldu. Azerbaycan, 2020 yılındaki savaşın ve 2023 yılında yaşanan yeni bir gerginlik dalgasının ardından bölgenin kontrolünü geri kazandı. 100 binden fazla Ermeni bölgeyi terk etmek zorunda kaldı ve iki ülke arasındaki ilişkilerde gerginlik devam etti.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 8 Ağustos 2025'te, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump'ın huzurunda, iki ülke arasında bir “barış yol haritası” anlaşmasının baş harflerini imzalayarak, TRIPP projesini de içeren barış antlaşmasının yolunu açtılar. Bu projenin, Ermenistan topraklarından geçen 43 kilometrelik bir güzergâhla Azerbaycan'ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne bağlaması bekleniyor.
Ermenistan ve ABD tarafından TRIPP Geliştirme Şirketi'nin kurulması konusunda imzalanan yürütme anlaşmasının metninde, ilk 49 yıl boyunca hisselerin yüzde 74'ünün Amerika Birleşik Devletleri'ne, yüzde 26'sının ise Ermenistan'a ait olacağı belirtiliyor.
Washington’daki toplantıdan sonra, iki taraf arasındaki gerginlikler önemli ölçüde azaldı. Azerbaycan, toprakları üzerinden Ermenistan'a transit sevkiyatlara izin verdi ve Ermenistan'a bazı malların ihracatına başladı. Oysa bu daha bir yıldan kısa süre öncesine kadar tamamen imkansızdı.
Ermenistan ve ABD tarafından TRIPP Geliştirme Şirketi'nin kurulması konusunda imzalanan yürütme anlaşmasının metninde, ilk 49 yıl boyunca hisselerin yüzde 74'ünün Amerika Birleşik Devletleri'ne, yüzde 26'sının ise Ermenistan'a ait olacağı belirtiliyor.
Anlaşma ayrıca, geliştirme ve yönetim haklarının 50 yıl daha uzatılmasına izin verirken, bu süre zarfında Ermenistan hükümetinin hissesi yüzde 49'a çıkıyor.
Bakan Mirzoyan, “Bu tür sözleşmelerin çoğunda öngörüldüğü gibi, taraflardan hiçbiri itiraz etmezse ve her iki taraf da iş birliğinden memnun olup devam etmek isterse, uzatma gerçekleşecektir. Ancak, taraflardan biri itiraz ederse, iş birliği devam etmeyecek” açıklamasında bulundu.

Projeyi geliştirme hakları arasında yollar, demiryolları, enerji ve dijital iletişim altyapısının inşası ile projeyi yönetmek için gerekli idari yapıların kurulması yer alıyor.
TRIPP Geliştirme Şirketi, ticari faaliyetler ve hizmetlerden gelir elde etme hakkına sahipken, güzergâhın geçtiği topraklar vergi ve gümrük yetkileri de dahil olmak üzere tamamen Ermenistan'ın egemenliği altında kalıyor.
Proje, önümüzdeki yıllarda Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki iş birliğinin merkezi bir unsuru haline gelmek üzere istikrarlı olarak ilerliyor gibi görünüyor. ABD Başkan Yardımcısı J.D Vance’in, bu süreci güçlendirmek ve pekiştirmek amacıyla bu ay içinde her iki ülkeyi de ziyaret etmesi bekleniyor.
Peki, Orta Koridor ne olacak?
TRIPP projesinin yürütme çerçevesi, bu güzergâhın ‘Hazar Denizi ticaret yolunda hayati bir bağlantı’ olacağını ve ‘Orta Koridor’ olarak da bilineceğini belirtiyor. Bu güzergâh şu anda Çin'in doğu kıyısından başlayarak Kazakistan'dan geçip Hazar Denizi'ni aşarak Azerbaycan'a ulaşıyor ve ardından Gürcistan üzerinden kara yoluyla Karadeniz veya Türkiye toprakları üzerinden Doğu Avrupa'ya devam ediyor.
OECD Raporu: Çin'in Chengdu kentinden hareket eden 40 fitlik bir konteyner, bu koridordan Balkanlar'a ulaşmak için yaklaşık 14 gün sürerken, kuzey rotasından 20 güne ve Süveyş Kanalı'ndan 40 güne kadar sürüyor.
Bu koridor, Rusya'nın Ukrayna'ya savaş açmasından sonra daha da önem kazandı. Çünkü koridor, Rusya topraklarından geçen kuzey rotasına ve Süveyş Kanalı üzerinden geçen daha uzun ve daha karmaşık rotaya pratik bir alternatif haline geldi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) 2022 yılı tahminlerine göre Çin'in Chengdu kentinden hareket eden 40 fitlik bir konteyner, bu koridordan Balkanlar'a ulaşması yaklaşık 14 gün sürerken, kuzey rotasından 20 güne ve Süveyş Kanalı'ndan ise 40 güne kadar sürüyor.

Atlantik Konseyi, 2022 yılından önce Çin ile Avrupa arasındaki yük trafiğinin yüzde 86'sından fazlasının Rusya üzerinden geçtiğini, merkezi koridorun payının ise yüzde 1'i geçmediğini belirtti.
Ancak o tarihten bu yana, bu güzergâh üzerinden taşınan mal hacmi üç katından fazla artarak 2022'de 1,48 milyon tondan 2025'te yaklaşık 5 milyon tona yükseldi. Dünya Bankası Grubu (BKG), bu rakamın 2030'da 11 milyon tona ulaşabileceğini tahmin ediyor.
Hazar Politika Merkezi (Caspian Policy Center/CPC) 2024 yılında, Ermenistan’ın güney toprakları üzerinden geçen doğrudan güzergâhın Azerbaycan ile Türkiye arasındaki mesafeyi yaklaşık 343 kilometre azaltacağını tahmin etti. Her iki ülkenin de yetkilileri, bu önemli mesafe farkının, özellikle Suriye ve Irak gibi Ortadoğu'daki potansiyel ortak ülkelere coğrafi yakınlığı göz önüne alındığında, rotanın ekonomik uygulanabilirliğini artırmada belirleyici bir faktör olduğunu belirtti.
TRIPP projesinin geliştirilmesinin, ‘Orta Koridor’un uluslararası sahnedeki konumunu giderek güçlendirmesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre şimdiye kadar ne Ukrayna’daki savaşın yakın zamanda sona ereceğine ne de Rusya'nın çatışma sona erdikten sonra küresel düzende oynayabileceği role dair bir sinyal söz konusu. İran'da gerilimin artmasıyla birlikte, ‘Orta Koridor’ yakın gelecekte vazgeçilmez bir stratejik ticaret arterine dönüşebilir.
Rusya bu duruma seyirci kalıp izler mi?
Ermenistan Başbakanı Paşinyan, ABD'nin ‘projenin hazırlık aşaması’ için şimdiden 140 milyon dolar ayırdığını açıkladı. Büyük yatırımların bunu takip edeceğini, bunların muhtemelen ‘yüz milyonlarca’ dolara ulaşacağını ifade etti.
Ermenistan'da, özellikle altyapı açısından, yeni yollar ve modern demiryollarının inşasını gerektirebilecek çok sayıda çalışma yapılması gerekiyor.
Demiryolu ağı Rusya Demiryolları'nın bir yan kuruluşu tarafından yönetildiğinden, Ermenistan Moskova olmadan TRIPP projesini sürdüremez.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bu yılın başlarında Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nun oturum aralarında, BlackRock CEO'su Larry Fink ve Global Infrastructure Partners (GIP) CEO'su Adebayo Ogunlesi ile bir araya geldi.
Bu görüşmenin ardından Azerbaycan Devlet Petrol Fonu, 1,5 milyar dolara kadar bir tutarı ABD altyapı yatırım fonu GIP yönetimine devretme niyetini açıkladı. Bazı Ermeni medya kuruluşları bu hamleyi, Azerbaycan'ın yatırımlarını ABD'nin himayesindeki TRIPP projesine aktarmak için yapılan açıkça ilan edilmemiş bir girişim olarak değerlendirdi.

Ermenistan hükümeti projeyle ilgili gelişmeleri kutlarken ve ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in ziyaretini siyasi ve ekonomik bir kazanç olarak değerlendirirken, Rusya'nın bölgesel nüfuzu ve uluslararası ticaret sistemindeki rolünün azalması karşısında boş durmayacağına dair ciddi endişeler hakim.
Rusya Demiryolları'nın borcu
Öte yandan Ermenistan, 2008 yılından bu yana ülkenin demiryolu ağını Rus Demiryolları'nın bir iştiraki olan Güney Kafkasya Demiryolları yönettiğinden, Moskova ile koordinasyon sağlamadan TRIPP projesini sürdüremez. Şirketin 30 yıllık imtiyaz hakkı olmasına rağmen, anlaşma, henüz uygulanmamış olan ağın modernizasyonuna ilişkin taahhütler içeriyor.
Paşinyan geçtiğimiz ocak ayı sonlarında yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bölgesel ulaşım yollarının açılması konusunda iş birliğini derinleştirmek için Rus ortaklarımızla çalışmak istiyoruz.”
Ancak Moskova'nın bu yönde hızlı hareket etme isteği ve hatta yeteneği konusunda şüpheler devam ediyor.
Aynı bağlamda Batı yanlısı Ermeni siyasetçi Armen Babacanyan, Rus Demiryolları'nın mali durumunun kötüleştiği konusunda uyararak, borçlarının 2025 yılında yaklaşık dört trilyon rubleye, yani elli milyar dolardan fazla bir miktara ulaştığını ve bu durumun bütçesini yaklaşık yüzde 20 oranında azaltmaya zorladığını belirtti.
Büyük güçlerin çıkarlarının kesiştiği nokta
Ermenistan'ın eski Cumhurbaşkanı ve bugün en önde gelen muhalefet liderlerinden biri olan Robert Koçaryan ise TRIPP projesinin ülkesine faydalı olmayabileceği uyarısında bulunarak, Ermenistan'ın ‘büyük güçlerin çıkarlarının kesiştiği bir noktada’ bulabileceğini belirtti.
Koçaryan'ın Rusya'nın yakın müttefiki olması ve önümüzdeki haziran ayında iktidara geri dönmeyi hedeflemesi nedeniyle, gözlemciler onun açıklamalarının Kremlin'in hızla Batı'ya yönelen Ermenistan hükümetine dolaylı bir mesajı olduğunu düşünüyor.
Aslında, TRIPP projesinin önemi sadece Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış anlaşmasının bir parçası olarak görülmemeli.
Orta Koridor ile bağlantısı, ABD'nin açıkça kontrolü elinde tutmaya ve gelişmeleri mümkün olduğunca yönlendirmeye çalıştığı bir dönemde, projeyi Rusya ve Çin için doğrudan ilgi çekici hale getiriyor.
Ermenistan'ın iç siyasi sahnesinde belirsizlik hakim. Ülke, Haziran 2026'da yapılacak genel seçimlere hazırlanırken, hükümetin ‘melez savaş’ veya dezenformasyon kampanyalarına maruz kalabileceğine dair endişeler artıyor.
Sahadaki gerçeklere dayanarak, TRIPP projesinin önemi sadece Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış anlaşmasının bir parçası olarak görülmemeli.

Bu yılın ilk yarısı sona ermeden TRIPP Geliştirme Şirketi kuruluşuyla ilgili ayrıntıların açıklanması beklenirken, önümüzdeki haftalarda ve aylarda durumun daha da netleşmesi öngörülüyor.
Saha inşaat çalışmaları bir yıldan fazla sürecek, Moskova ise projenin ilerleyişini dikkatle ve ihtiyatla izlemeye devam edecek. Öte yandan, Ermenistan'ın iç siyasi sahnesinde belirsizlik hakim. Ülke, önümüzdeki haziran ayında yapılması planlanan genel seçimlere hazırlanıyor ve çoğu analiz mevcut hükümetin iktidarda kalacağını öngörse de Moldova'da son seçimlerde görülenlere benzer bir ‘melez savaş’ veya dezenformasyon kampanyalarına maruz kalabileceği endişesi de giderek artıyor.
Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


