TRIPP, Doğu ile Batı arasındaki ticaret dengesini değiştiriyor

Kafkasya, coğrafyayı aşarak siyaset alanına giren küresel tedarik zincirlerinin güzergahında yer alıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile tokalaşırken, Washington, 13 Ocak 2026 (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile tokalaşırken, Washington, 13 Ocak 2026 (AFP)
TT

TRIPP, Doğu ile Batı arasındaki ticaret dengesini değiştiriyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile tokalaşırken, Washington, 13 Ocak 2026 (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile tokalaşırken, Washington, 13 Ocak 2026 (AFP)

Nazareth Seferian

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan'ın geçtiğimiz ay Washington'ı ziyareti sırasında, Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası (TRIPP) projesinin ‘dünya için bir model’ olacağını vurguladı.

Projenin, ‘Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru’ (Orta Koridor) olarak bilinen projenin temel taşını oluşturması bekleniyor.

Rubio ve Mirzoyan, bu hayati güzergâhın yönetimi ile ilgili bazı ayrıntıları belirleyen bir anlaşma imzaladı.

Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki tarihi çatışmayı sona erdirmek için öncü rol oynayan bu proje hakkında şimdiye kadar ne öğrendik? Rusya'nın bu bağlamdaki rolünün ve bölgesel etkisinin azalması göz önüne alındığında, bu proje küresel ticareti nasıl etkileyebilir?

Ermenistan ve Azerbaycan, 1990'lardan bu yana Dağlık Karabağ bölgesi üzerinde uzun süredir devam eden bir çatışmanın içinde ve bu çatışma her iki tarafta binlerce kişinin ölümüne ve yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine neden oldu. Azerbaycan, 2020 yılındaki savaşın ve 2023 yılında yaşanan yeni bir gerginlik dalgasının ardından bölgenin kontrolünü geri kazandı. 100 binden fazla Ermeni bölgeyi terk etmek zorunda kaldı ve iki ülke arasındaki ilişkilerde gerginlik devam etti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 8 Ağustos 2025'te, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump'ın huzurunda, iki ülke arasında bir “barış yol haritası” anlaşmasının baş harflerini imzalayarak, TRIPP projesini de içeren barış antlaşmasının yolunu açtılar. Bu projenin, Ermenistan topraklarından geçen 43 kilometrelik bir güzergâhla Azerbaycan'ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne bağlaması bekleniyor.

Ermenistan ve ABD tarafından TRIPP Geliştirme Şirketi'nin kurulması konusunda imzalanan yürütme anlaşmasının metninde, ilk 49 yıl boyunca hisselerin yüzde 74'ünün Amerika Birleşik Devletleri'ne, yüzde 26'sının ise Ermenistan'a ait olacağı belirtiliyor.

Washington’daki toplantıdan sonra, iki taraf arasındaki gerginlikler önemli ölçüde azaldı. Azerbaycan, toprakları üzerinden Ermenistan'a transit sevkiyatlara izin verdi ve Ermenistan'a bazı malların ihracatına başladı. Oysa bu daha bir yıldan kısa süre öncesine kadar tamamen imkansızdı.

Ermenistan ve ABD tarafından TRIPP Geliştirme Şirketi'nin kurulması konusunda imzalanan yürütme anlaşmasının metninde, ilk 49 yıl boyunca hisselerin yüzde 74'ünün Amerika Birleşik Devletleri'ne, yüzde 26'sının ise Ermenistan'a ait olacağı belirtiliyor.

Anlaşma ayrıca, geliştirme ve yönetim haklarının 50 yıl daha uzatılmasına izin verirken, bu süre zarfında Ermenistan hükümetinin hissesi yüzde 49'a çıkıyor.

Bakan Mirzoyan, “Bu tür sözleşmelerin çoğunda öngörüldüğü gibi, taraflardan hiçbiri itiraz etmezse ve her iki taraf da iş birliğinden memnun olup devam etmek isterse, uzatma gerçekleşecektir. Ancak, taraflardan biri itiraz ederse, iş birliği devam etmeyecek” açıklamasında bulundu.

dfrgt
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile tokalaşırken, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Projeyi geliştirme hakları arasında yollar, demiryolları, enerji ve dijital iletişim altyapısının inşası ile projeyi yönetmek için gerekli idari yapıların kurulması yer alıyor.

TRIPP Geliştirme Şirketi, ticari faaliyetler ve hizmetlerden gelir elde etme hakkına sahipken, güzergâhın geçtiği topraklar vergi ve gümrük yetkileri de dahil olmak üzere tamamen Ermenistan'ın egemenliği altında kalıyor.

Proje, önümüzdeki yıllarda Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki iş birliğinin merkezi bir unsuru haline gelmek üzere istikrarlı olarak ilerliyor gibi görünüyor. ABD Başkan Yardımcısı J.D Vance’in, bu süreci güçlendirmek ve pekiştirmek amacıyla bu ay içinde her iki ülkeyi de ziyaret etmesi bekleniyor.

Peki, Orta Koridor ne olacak?

TRIPP projesinin yürütme çerçevesi, bu güzergâhın ‘Hazar Denizi ticaret yolunda hayati bir bağlantı’ olacağını ve ‘Orta Koridor’ olarak da bilineceğini belirtiyor. Bu güzergâh şu anda Çin'in doğu kıyısından başlayarak Kazakistan'dan geçip Hazar Denizi'ni aşarak Azerbaycan'a ulaşıyor ve ardından Gürcistan üzerinden kara yoluyla Karadeniz veya Türkiye toprakları üzerinden Doğu Avrupa'ya devam ediyor.

OECD Raporu: Çin'in Chengdu kentinden hareket eden 40 fitlik bir konteyner, bu koridordan Balkanlar'a ulaşmak için yaklaşık 14 gün sürerken, kuzey rotasından 20 güne ve Süveyş Kanalı'ndan 40 güne kadar sürüyor.

Bu koridor, Rusya'nın Ukrayna'ya savaş açmasından sonra daha da önem kazandı. Çünkü koridor, Rusya topraklarından geçen kuzey rotasına ve Süveyş Kanalı üzerinden geçen daha uzun ve daha karmaşık rotaya pratik bir alternatif haline geldi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) 2022 yılı tahminlerine göre Çin'in Chengdu kentinden hareket eden 40 fitlik bir konteyner, bu koridordan Balkanlar'a ulaşması yaklaşık 14 gün sürerken, kuzey rotasından 20 güne ve Süveyş Kanalı'ndan ise 40 güne kadar sürüyor.

dsfgrtf
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile tokalşırken, Erivan, 9 Şubat 2026 (AFP)

Atlantik Konseyi, 2022 yılından önce Çin ile Avrupa arasındaki yük trafiğinin yüzde 86'sından fazlasının Rusya üzerinden geçtiğini, merkezi koridorun payının ise yüzde 1'i geçmediğini belirtti.

Ancak o tarihten bu yana, bu güzergâh üzerinden taşınan mal hacmi üç katından fazla artarak 2022'de 1,48 milyon tondan 2025'te yaklaşık 5 milyon tona yükseldi. Dünya Bankası Grubu (BKG), bu rakamın 2030'da 11 milyon tona ulaşabileceğini tahmin ediyor.

Hazar Politika Merkezi (Caspian Policy Center/CPC) 2024 yılında, Ermenistan’ın güney toprakları üzerinden geçen doğrudan güzergâhın Azerbaycan ile Türkiye arasındaki mesafeyi yaklaşık 343 kilometre azaltacağını tahmin etti. Her iki ülkenin de yetkilileri, bu önemli mesafe farkının, özellikle Suriye ve Irak gibi Ortadoğu'daki potansiyel ortak ülkelere coğrafi yakınlığı göz önüne alındığında, rotanın ekonomik uygulanabilirliğini artırmada belirleyici bir faktör olduğunu belirtti.

TRIPP projesinin geliştirilmesinin, ‘Orta Koridor’un uluslararası sahnedeki konumunu giderek güçlendirmesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre şimdiye kadar ne Ukrayna’daki savaşın yakın zamanda sona ereceğine ne de Rusya'nın çatışma sona erdikten sonra küresel düzende oynayabileceği role dair bir sinyal söz konusu. İran'da gerilimin artmasıyla birlikte, ‘Orta Koridor’ yakın gelecekte vazgeçilmez bir stratejik ticaret arterine dönüşebilir.

Rusya bu duruma seyirci kalıp izler mi?

Ermenistan Başbakanı Paşinyan, ABD'nin ‘projenin hazırlık aşaması’ için şimdiden 140 milyon dolar ayırdığını açıkladı. Büyük yatırımların bunu takip edeceğini, bunların muhtemelen ‘yüz milyonlarca’ dolara ulaşacağını ifade etti.

Ermenistan'da, özellikle altyapı açısından, yeni yollar ve modern demiryollarının inşasını gerektirebilecek çok sayıda çalışma yapılması gerekiyor.

Demiryolu ağı Rusya Demiryolları'nın bir yan kuruluşu tarafından yönetildiğinden, Ermenistan Moskova olmadan TRIPP projesini sürdüremez.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bu yılın başlarında Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nun oturum aralarında, BlackRock CEO'su Larry Fink ve Global Infrastructure Partners (GIP) CEO'su Adebayo Ogunlesi ile bir araya geldi.

Bu görüşmenin ardından Azerbaycan Devlet Petrol Fonu, 1,5 milyar dolara kadar bir tutarı ABD altyapı yatırım fonu GIP yönetimine devretme niyetini açıkladı. Bazı Ermeni medya kuruluşları bu hamleyi, Azerbaycan'ın yatırımlarını ABD'nin himayesindeki TRIPP projesine aktarmak için yapılan açıkça ilan edilmemiş bir girişim olarak değerlendirdi.

dfgthy
Azerbaycan sınır muhafızları, iki ülke arasındaki sınır bölgesinde Ermeni askerlerinin karşısında duruyor, 24 Mayıs 2024 (AFP)

Ermenistan hükümeti projeyle ilgili gelişmeleri kutlarken ve ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in ziyaretini siyasi ve ekonomik bir kazanç olarak değerlendirirken, Rusya'nın bölgesel nüfuzu ve uluslararası ticaret sistemindeki rolünün azalması karşısında boş durmayacağına dair ciddi endişeler hakim.

Rusya Demiryolları'nın borcu

Öte yandan Ermenistan, 2008 yılından bu yana ülkenin demiryolu ağını Rus Demiryolları'nın bir iştiraki olan Güney Kafkasya Demiryolları yönettiğinden, Moskova ile koordinasyon sağlamadan TRIPP projesini sürdüremez. Şirketin 30 yıllık imtiyaz hakkı olmasına rağmen, anlaşma, henüz uygulanmamış olan ağın modernizasyonuna ilişkin taahhütler içeriyor.

Paşinyan geçtiğimiz ocak ayı sonlarında yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bölgesel ulaşım yollarının açılması konusunda iş birliğini derinleştirmek için Rus ortaklarımızla çalışmak istiyoruz.”

Ancak Moskova'nın bu yönde hızlı hareket etme isteği ve hatta yeteneği konusunda şüpheler devam ediyor.

Aynı bağlamda Batı yanlısı Ermeni siyasetçi Armen Babacanyan, Rus Demiryolları'nın mali durumunun kötüleştiği konusunda uyararak, borçlarının 2025 yılında yaklaşık dört trilyon rubleye, yani elli milyar dolardan fazla bir miktara ulaştığını ve bu durumun bütçesini yaklaşık yüzde 20 oranında azaltmaya zorladığını belirtti.

Büyük güçlerin çıkarlarının kesiştiği nokta

Ermenistan'ın eski Cumhurbaşkanı ve bugün en önde gelen muhalefet liderlerinden biri olan Robert Koçaryan ise TRIPP projesinin ülkesine faydalı olmayabileceği uyarısında bulunarak, Ermenistan'ın ‘büyük güçlerin çıkarlarının kesiştiği bir noktada’ bulabileceğini belirtti.

Koçaryan'ın Rusya'nın yakın müttefiki olması ve önümüzdeki haziran ayında iktidara geri dönmeyi hedeflemesi nedeniyle, gözlemciler onun açıklamalarının Kremlin'in hızla Batı'ya yönelen Ermenistan hükümetine dolaylı bir mesajı olduğunu düşünüyor.

Aslında, TRIPP projesinin önemi sadece Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış anlaşmasının bir parçası olarak görülmemeli.

Orta Koridor ile bağlantısı, ABD'nin açıkça kontrolü elinde tutmaya ve gelişmeleri mümkün olduğunca yönlendirmeye çalıştığı bir dönemde, projeyi Rusya ve Çin için doğrudan ilgi çekici hale getiriyor.

Ermenistan'ın iç siyasi sahnesinde belirsizlik hakim. Ülke, Haziran 2026'da yapılacak genel seçimlere hazırlanırken, hükümetin ‘melez savaş’ veya dezenformasyon kampanyalarına maruz kalabileceğine dair endişeler artıyor.

Sahadaki gerçeklere dayanarak, TRIPP projesinin önemi sadece Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış anlaşmasının bir parçası olarak görülmemeli.

scdscds
Ermenistan'ın Syunik eyaletinde tarım arazisinin ortasında paslanmış bir tren vagonu, 14 Mayıs 2025 (Reuters)

Bu yılın ilk yarısı sona ermeden TRIPP Geliştirme Şirketi kuruluşuyla ilgili ayrıntıların açıklanması beklenirken, önümüzdeki haftalarda ve aylarda durumun daha da netleşmesi öngörülüyor.

Saha inşaat çalışmaları bir yıldan fazla sürecek, Moskova ise projenin ilerleyişini dikkatle ve ihtiyatla izlemeye devam edecek. Öte yandan, Ermenistan'ın iç siyasi sahnesinde belirsizlik hakim. Ülke, önümüzdeki haziran ayında yapılması planlanan genel seçimlere hazırlanıyor ve çoğu analiz mevcut hükümetin iktidarda kalacağını öngörse de Moldova'da son seçimlerde görülenlere benzer bir ‘melez savaş’ veya dezenformasyon kampanyalarına maruz kalabileceği endişesi de giderek artıyor.

Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe