İran ile Cenevre görüşmeleri öncesinde ABD’den yüksek dozda tehdit

Trump “rejim değişikliği” sinyali verirken, Rubio anlaşmayı zor görüyor

ABD Başkanı Donald Trump, Güney Karolina'daki Fort Bragg askeri üssünde düzenlenen törende konuşma yapıyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, Güney Karolina'daki Fort Bragg askeri üssünde düzenlenen törende konuşma yapıyor (EPA)
TT

İran ile Cenevre görüşmeleri öncesinde ABD’den yüksek dozda tehdit

ABD Başkanı Donald Trump, Güney Karolina'daki Fort Bragg askeri üssünde düzenlenen törende konuşma yapıyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, Güney Karolina'daki Fort Bragg askeri üssünde düzenlenen törende konuşma yapıyor (EPA)

ABD ile İran arasında salı günü Cenevre’de başlaması beklenen ikinci tur temasların yeni bir diplomatik pencere açması öngörülüyor. Bu durumda Başkan Donald Trump’ın İran’da “rejim değişikliğinin olabilecek en iyi şey” olabileceğini söylemesi, Washington’un mesajlarının tonunu sertleştirdi. Böylece “genişletilmiş nükleer anlaşma” söyleminden, Tahran’daki siyasi meşruiyeti sorgulayan bir söyleme geçilmiş oldu.

Münih Güvenlik Konferansında konuşan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Bloomberg’e verdiği demeçte, “Başkan Trump İran ile bir anlaşma yapmayı tercih ediyor ancak bu son derece zor” dedi. Rubio diğer yandan, “Eğer İran lideri Ali Hamaney Trump’la görüşmek isterse, bu yarın gerçekleşebilir” ifadelerini kullandı.

Askerî takvimle paralel diplomasi

Yükselen söylemin askerî takvimden bağımsız olmadığına dikkat çekiliyor. Amerikan basınında yer alan değerlendirmelere göre ikinci uçak gemisi Gerald Ford’un Karayipler’den Ortadoğu’ya ulaşması üç ila dört hafta sürecek. Bu süre, Trump’ın anlaşma için işaret ettiği zaman dilimiyle ve Pentagon’un hava savunma sistemleri, uçaklar ve geniş çaplı operasyon için gerekli destek unsurlarını yeniden konuşlandırması için ihtiyaç duyduğu takvimle büyük ölçüde örtüşüyor.

Bu eşzamanlılık, “baskı altında müzakere” ifadesini somutlaştırıyor: Hızlı ilerlemesi hedeflenen diplomatik süreç ile ağır ama istikrarlı biçimde ilerleyen askerî hazırlık süreci.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’in, Umman’ın arabuluculuğunda Cenevre’de İran heyetiyle görüşmesi bekleniyor. Aynı gün Ukrayna savaşıyla ilgili temaslar da gündemde olacak.

Dosyaların bu şekilde iç içe geçmesi, Beyaz Saray’ın “paralel baskı” yöntemini benimsediğini gösteriyor. Washington, birden fazla dosyayı aynı müzakere masasında tutarken, askerî gücünü farklı operasyon alanlarına hızla kaydırabilme yeteneğini de sergiliyor.

 Uydu görüntüsünde Gerald Ford uçak gemisi Karayipler'de seyrediyor (Reuters).Uydu görüntüsünde Gerald Ford uçak gemisi Karayipler'de seyrediyor (Reuters).

“Rejim değişikliği” gölgesinde Cenevre

Trump’ın “rejim değişikliği” ifadesi ise temel bir soruyu gündeme getiriyor: Bu, müzakere çıtasını yükseltmek için kullanılan azami bir koz mu, yoksa gerçek bir hedef değişikliği mi?

Yakın dönem deneyimleri, Washington’un birçok konuda en sert ifadeleri daha sonra adım atabileceği “manevra alanı” yaratmak için kullandığını gösteriyor. Ancak Tahran’ın genellikle açık bir düşmanlık niyeti olarak yorumladığı bu kadar ağır bir kavramın devreye sokulması, nükleer sınırlamalara ilişkin teknik uzlaşının kurgulanmasını zorlaştırabilir.

Beyaz Saray ise Başkan’ın “tüm seçenekleri masada tuttuğunu” ve nihai karar öncesi farklı görüşleri dinlediğini belirtiyor. Kriz dönemlerinde sıkça kullanılan bu ifade, görünürde zıt iki hattın bir arada yürütülmesine imkân tanıyor: Hedefi “anlaşma” olarak sunan diplomatik süreç ile “alternatifin hazır olduğu” mesajını veren askerî hazırlık süreci.

Ancak karşı tarafın, müzakerelerin askerî operasyon ya da rejim değişikliği için zemin hazırladığı yönündeki şüpheleri bertaraf etmesi zorlaşabilir.

Harekât hazırlığı ve caydırıcılık

Gerald Ford uçak gemisinin bölgeye sevki, ABD’nin deniz gücü ağırlığını artırarak caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu adım, özellikle İran’dan gelebilecek olası bir karşılığın yalnızca doğrudan ABD çıkarlarını değil, çeşitli ülkelerdeki üsleri ve ortakları da hedef alabileceği dikkate alındığında önem taşıyor.

Pentagon’un yalnızca saldırı kapasitesini değil, konuşlu birliklerin korunmasını da hesaplaması gerekiyor. Ordu için gereken yaklaşık bir aylık hazırlık süresi ile ikinci uçak gemisinin bölgeye varışı örtüşürken, yönetimin Cenevre görüşmelerine yüksek bir tehdit eşiği ile başlamak istediği değerlendiriliyor.

Bu durumda sert söylemin, askerî hazırlık tamamlanana kadar siyasi anlamda “zaman kazanma” amacı taşıdığı da belirtiliyor. Bir tarafta İran üzerinde baskı korunurken, arka planda askerî hazırlık süreci ilerliyor.

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Yanlış değerlendirmenin tehlikeleri

Tahran’ın ise iki yönlü strateji izleyebileceği öngörülüyor: Kamuoyu önünde “tehdit altında müzakereyi” reddeden sert bir tutum göstermek, aynı zamanda Beyaz Saray’ın siyasi “başarı” ilan etmesine imkân verecek kısmi ya da aşamalı bir anlaşmaya açık olup olmadığını test etmek.

Washington’un taleplerinin nükleer dosyanın ötesine geçerek balistik füzeler ve bölgesel nüfuz alanlarını kapsaması, İran açısından içerideki siyasi maliyeti artırabilir. Bu da Tahran için “zaman kazanma” seçeneğini daha cazip hâle getiriyor olabilir.

Sonuç olarak Trump’ın açıklamaları, kesinleşmiş bir karar ilanından ziyade “zorlayıcı diplomasi” olarak değerlendiriliyor: Siyasi hedef çıtasını yükseltmek, bunu somut askerî hazırlıklarla desteklemek ve Cenevre’de şartlı uzlaşı kapısını açık tutmak. Ancak söylemin “rejim değişikliği” eşiğine yaklaşması, orta yol alanını daraltırken, taraflardan birinin müzakereleri kaçınılmaz bir operasyonun örtüsü olarak algılaması hâlinde yanlış hesap riskini de ortaya çıkarıyor.



Lara Trump açıkladı: Başkan, dünya dışı yaşamın keşfini duyurmak için bir konuşma hazırladı

ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
TT

Lara Trump açıkladı: Başkan, dünya dışı yaşamın keşfini duyurmak için bir konuşma hazırladı

ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)

Lara Trump, ABD Başkanı Donald Trump’ın, uzaylıların keşfi ilan edilirse okumak üzere önceden hazırlanmış bir konuşması olduğunu açıkladı.

43 yaşındaki Lara Trump, bu açıklamayı dün yayımlanan Pod Force One adlı podcast bölümünde yaptı. Söz konusu açıklama, eski Başkan Barack Obama’nın geçen hafta sonu yapılan röportajında uzaylıların varlığına dair yaptığı açıklamalara atıfla geldi.

Podcast sırasında sunucu Miranda Devine, Lara’ya “Eski Başkan Obama yakın zamanda bir podcastte uzaylılara inandığını ve başkanlığı sırasında bir şeyler gördüğünü ima etti. Başkanla UFO konusunu konuştunuz mu? Sizce bu konuda bir açıklama yapacak mı?” diye sordu.

Lara Trump yanıtında, “Komik olan şu ki, eşim Eric ile birlikte babasına bunu sorduk ve ‘Sen ne biliyorsun?’ dedik” ifadesini kullandı. Başkan’ın, kendisine ve Eric’e dünya dışı yaşam olasılığı sorulduğunda ‘bir şeyler saklıyormuş gibi davrandığını’ belirtti.

Lara sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben ve Eric dedik ki, Tanrım, her şeyi bize anlatmak bile istemiyor, belki bunun ötesinde bir şey var. Farklı kaynaklardan duydum ki, babam bunu bizzat söylemiş: Bir konuşması var ve doğru zamanda bunu açıklayacak… Ne zaman olacağını bilmiyorum… Belki de bu, dünya dışı yaşamla ilgili bir konudur.”

Bu açıklamalar, eski Başkan Barack Obama’nın hafta sonu katıldığı bir podcastte yaptığı yorumların ardından geldi. Obama, uzaylılarla ilgili soruya, “Varlar, ama ben görmedim ve bir yerde tutulduklarını sanmıyorum. Herhangi bir yer altı tesisi yok, tabii ki ABD Başkanı’ndan saklanan devasa bir kompleks yoksa” yanıtını vermişti.

Obama’nın sözleri internet ortamında geniş yankı uyandırdı ve bunun üzerine Instagram hesabından bir açıklama yaptı. Açıklamasında, “Hızlı tur formatına uymaya çalışıyordum, ama konu büyük ilgi görünce açıklama yapayım. İstatistiksel olarak ev çok geniş, bu da yaşam olasılığını artırıyor” dedi.

Eski başkan ayrıca, “Yıldız sistemleri arasındaki mesafeler çok büyük, bu nedenle uzaylıların bizi ziyaret etme olasılığı düşük. Başkanlığım sırasında uzaylılarla iletişim olduğuna dair herhangi bir kanıt görmedim” ifadelerini kullandı.

Yıllardır, özellikle Nevada eyaletinin güneyinde gizemli Area 51 üssüyle ilgili olarak, uzaylılar ve UFO varlığı üzerine spekülasyonlar devam ediyor. Geçen yıl yayımlanan bir belgesel, Trump’ın yakın zamanda başka yaşam formlarını tanıyabileceğine işaret etmişti.

Tüm bu iddia ve spekülasyonlara rağmen Donald Trump, görevine geri dönmesinin ardından uzaylıların varlığı konusunda henüz kesin bir açıklama yapmış değil.


Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.