Tahran, Cenevre görüşmeleri öncesinde yaptırımların kaldırılması karşılığında zenginleştirmeyi azaltmayı teklif etti

Trump ve Netanyahu, İran’ın Çin’e petrol ihracatını durdurması konusunda anlaştı

Tahran’da bir askeri müzeyi ziyaret eden İranlılar, İran Hava Kuvvetleri’ne ait Amerikan yapımı F-5 savaş uçağının önünden geçiyor, 13 Şubat 2026 (AP)
Tahran’da bir askeri müzeyi ziyaret eden İranlılar, İran Hava Kuvvetleri’ne ait Amerikan yapımı F-5 savaş uçağının önünden geçiyor, 13 Şubat 2026 (AP)
TT

Tahran, Cenevre görüşmeleri öncesinde yaptırımların kaldırılması karşılığında zenginleştirmeyi azaltmayı teklif etti

Tahran’da bir askeri müzeyi ziyaret eden İranlılar, İran Hava Kuvvetleri’ne ait Amerikan yapımı F-5 savaş uçağının önünden geçiyor, 13 Şubat 2026 (AP)
Tahran’da bir askeri müzeyi ziyaret eden İranlılar, İran Hava Kuvvetleri’ne ait Amerikan yapımı F-5 savaş uçağının önünden geçiyor, 13 Şubat 2026 (AP)

Üst düzey bir İranlı yetkili, Washington ile yürütülen dolaylı müzakerelerin ikinci turunun önümüzdeki salı günü Cenevre’de yapılacağını doğruladı. Açıklama, Tahran’ın nükleer dosyasında tavizleri değerlendirmeye hazır olduğunu bildirmesi ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırdığı bir dönemde geldi. Tarafların karşılıklı olarak güç seçeneğini gündemde tuttuğu belirtiliyor.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi bugün BBC ile yaptığı röportajda, ABD’nin yaptırımların kaldırılmasını görüşmeye istekli olması durumunda İran’ın nükleer anlaşma için taviz vermeyi değerlendirmeye hazır olduğunu söyledi.

İsviçreli yetkililer ise dün, ABD ile İran arasında yeni bir müzakere turunun önümüzdeki hafta Cenevre’de yapılacağını açıkladı.

Resmî açıklama öncesinde, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin, 23 Şubat-2 Nisan tarihleri arasında Cenevre’deki Milletler Sarayı’nda düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin 61. oturumuna katılmak üzere bu hafta Cenevre’ye gideceğine ilişkin haberler basına yansıdı.

Taht-Revançi, ikinci tur görüşmelerin salı günü Cenevre’de yapılacağını doğruladı ve BBC’ye, “İlk görüşmeler büyük ölçüde olumlu bir yönde ilerledi, ancak henüz sonuçları değerlendirmek için erken” dedi.

Tahran yönetimi, yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programına sınırlamalar getirilmesini görüşmeye hazır olduğunu belirtirken, bu dosyanın balistik füze programı gibi diğer konularla ilişkilendirilmesini ise defalarca reddetti.

Taht-Revançi, BBC’ye yaptığı açıklamada, ilk temasların olumlu geçtiğini ancak nihai bir değerlendirme için erken olduğunu yineledi. Daha önce Reuters, ABD heyetinde özel temsilciler Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın yer alacağını ve salı sabahı İran heyetiyle Ummanlı arabulucular eşliğinde bir araya geleceklerini aktarmıştı.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, Tahran’ın tüm mali yaptırımların kaldırılması karşılığında yüzde 60 düzeyindeki yüksek zenginleştirilmiş uranyum oranını düşürmeyi kabul edebileceğini söyledi. Taht-Revançi de bu öneriyi, müzakerelerde İran’ın esnekliğine örnek olarak gösterdi.

Söz konusu teklife göre İran, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu yüzde 20 seviyesine indirmeyi hedefliyor. Uzmanlara göre yüzde 60 oranı, silah yapımı için gerekli yüzde 90 seviyesine ulaşma sürecinin yaklaşık yüzde 99’unu temsil ederken; yüzde 20 seviyesi ise nükleer eşik olarak nitelenen sürecin yaklaşık yüzde 90’ına karşılık geliyor.

dvfgbthy
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi, aralık ayı başlarında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’na bilgi verdi. (İran Meclisi internet sitesi)

Taht-Revançi, Tahran’ın uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurmayı reddettiğini yineledi. Bu konu, geçen yıl ABD ile anlaşmaya varılmasını engelleyen başlıca anlaşmazlık noktalarından biri olmuştu. Washington, İran içinde zenginleştirmenin sürdürülmesini nükleer silah edinimine giden bir yol olarak değerlendirirken, Tahran böyle bir hedefi reddediyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise Washington ile Tahran’ın nükleer anlaşmaya varmak için belirli ölçüde esneklik göstermeye hazır göründüğünü söyledi. Fidan, ABD’nin ‘açıkça belirlenmiş sınırlar içinde’ İran’ın zenginleştirme faaliyetini kabul etmeye hazır olduğu izlenimi verdiğini ifade etti.

Financial Times’ta perşembe günü yayımlanan söyleşisinde Fidan, İranlıların bir anlaşmaya ihtiyaç duyduklarının farkında olduğunu, Amerikalıların ise Tahran’ın ‘aşamayacağı sınırları’ anladığını ifade ederek, koşulların zorla dayatılmasının sonuç getirmeyeceğini belirtti.

Reuters’ın dün iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberine göre ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın talimat vermesi halinde İran’a karşı haftalar sürebilecek operasyonlara hazırlık yapıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, bunun Washington ile Tahran arasında yürütülen diplomatik sürecin ne kadar riskli bir zeminde ilerlediğini gösterdiğini belirtti.

Münih’te, İranlı muhalif grupların çağrısıyla yaklaşık 250 bin kişinin katıldığı gösteri sırasında konuşan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın İran ile bir anlaşmayı tercih ettiğini ancak bunun ‘son derece zor’ olduğunu söyledi. Rubio, İran Dini Lideri Ali Hamaney ile bir görüşmenin ‘isterse yarın yapılabileceğini’ ifade etti.

Müzakere süreci, ABD’nin askeri varlığını güçlendirmesiyle eş zamanlı ilerliyor. Pentagon’un USS Gerald R. Ford uçak gemisini Ortadoğu’ya yönlendirmesinin ardından ikinci bir uçak gemisinin daha bölgeye ulaşması bekleniyor. Bu yaklaşım, diplomasiyi sürdürürken baskı unsurlarını devrede tutma politikasının parçası olarak değerlendiriliyor.

Trump, İran’da ‘rejim değişikliği’ olasılığını da gündeme getirerek bunun ‘olabilecek en iyi şey’ olacağını söyledi. Bu açıklama Cenevre’de yapılması planlanan yeni tur öncesinde tansiyonu yükseltti.

Trump, ilk başkanlık döneminde, 2015 tarihli nükleer anlaşmadan çekilmişti. Söz konusu anlaşma, dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın dış politikadaki en önemli başarılarından biri olarak görülüyordu.

Anlaşma, İran’a uygulanan yaptırımların hafifletilmesi karşılığında nükleer programına sınırlamalar getirilmesini öngörüyor; amaç, ülkenin nükleer bomba geliştirmesini engellemek.

Diğer yandan ABD merkezli Axios internet sitesinin aktardığına göre, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, çarşamba günü Beyaz Saray’da yaptıkları görüşmede, Washington’ın İran’dan Çin’e petrol ihracatını azaltmak için çaba göstermesi gerektiği konusunda mutabık kaldı.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre üst düzey bir ABD’li yetkili, “İran’a, örneğin Çin’e petrol satışları konusunda maksimum baskıyı uygulamak için elimizden geleni yapacağımız konusunda anlaştık” ifadelerini kullandı.

Çin Dışişleri Bakanlığı ise bugün yaptığı açıklamada, “Uluslararası hukuk çerçevesinde ülkeler arası doğal iş birliği makul ve meşrudur; buna saygı gösterilmelidir” dedi.

Çin, İran petrol ihracatının yüzde 80’den fazlasını karşılıyor; bu nedenle ticaretteki olası bir düşüş, doğrudan Tahran’ın gelirlerini etkiliyor.

İran yönetimi, Trump’ın ülkeye yönelik tehditlerini gerçekleştirme ihtimalinden hâlâ ciddi şekilde endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerini hedef alabileceğini ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimali bulunduğunu açıkladı.

İran Stratejik Dış İlişkiler Konseyi Sekreteri Celal Dehgani Firuzabadi, yeni bir savaşın sınırlı kalmayacağını ve olası bir çatışmanın enerji güvenliğini tehdit edebileceğini, hatta Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına yol açabileceğini söyledi.

Firuzabadi, “En çok zarar görecek ülke Çin olacak” diyerek müzakerelerin Pekin için de önemini vurguladı. Ayrıca, Rusya’nın da ‘savaşa karşı çıktığını ve çıkmasını engellemeye çalıştığını’ belirtti. Moskova ve Pekin’den ‘gerçekçi beklentiler’ olması gerektiğini vurgulayarak, İsrail ve ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü 12 gün savaşı sırasında iki ülkenin Tahran’ın yanında yer almamasına yönelik eleştirilere atıfta bulundu.

ABD Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Deniz İdaresi ise geçen hafta Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nden geçen gemilerin tekrarlayan risklerle karşı karşıya olduğunu bildirdi; bu riskler arasında İran kuvvetlerinin gemilere çıkabilme ihtimali de bulunuyor. En son olayın 3 Şubat’ta yaşandığı belirtilirken, Amerikan bayrağı taşıyan gemilere Hürmüz Boğazı’ndan doğuya giderken Umman kıyıları boyunca seyretmeleri tavsiye edildi.

Bu uyarılar, ABD ile İran arasındaki gerilimin küresel petrol arzında kesintilere yol açabileceğine dair endişeleri yeniden gündeme getirdi. Zira dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri, Umman ve İran arasındaki stratejik Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.