Irak: Hamaney'in onayı ve Trump'ın reddi arasında Maliki ikilemi

İki acı seçenek

2022'deki bir oturum sırasında Irak Parlamentosu'na ait bir arşiv fotoğrafı(Reuters)
2022'deki bir oturum sırasında Irak Parlamentosu'na ait bir arşiv fotoğrafı(Reuters)
TT

Irak: Hamaney'in onayı ve Trump'ın reddi arasında Maliki ikilemi

2022'deki bir oturum sırasında Irak Parlamentosu'na ait bir arşiv fotoğrafı(Reuters)
2022'deki bir oturum sırasında Irak Parlamentosu'na ait bir arşiv fotoğrafı(Reuters)

İyad el-Anbar

Amerika Birleşik Devletleri’nin Başkan Donald Trump tarafından yönetildiği bir dönemde yaşadığımız için, Ortadoğu'daki ülkelerimizle ilgili olarak açıkladığı herhangi bir pozisyona veya yaptığı herhangi bir açıklamaya şaşırmamalıyız. Ancak, kurmuş olduğu Truth Social platformunda Nuri el-Maliki'nin bir sonraki başbakan adayı olarak seçilmesini reddettiğini açıklaması ve Trump'ın onu adıyla anarak “çok kötü bir seçim” olarak nitelendirmesi, beklenmedik bir şeydi ve politikacıların veya gözlemcilerin aklına bile gelmemişti!

Donald Trump ile birlikte kararların yalnızca resmi kurumlar aracılığıyla alınmasını ve açıklanmasını bekleyemeyeceğimiz doğru, nitekim bu kez Irak'ın bir sonraki başbakanının seçimine müdahale etti. Yorumların ve komplo teorilerinin ötesinde, bu müdahale, Amerikan yaklaşımının Irak meselesine dair en ciddi göstergelerinden biri. Zira Irak'ın birçok siyasi “dahisi” ve “kurnaz stratejisti”, Trump'ın Irak meseleleriyle ve bunların incelikleriyle ilgilenmeyeceğini tahmin etmişti.

Amerikan Başkanı’nın başbakan adayının seçimine müdahalesini reddeden, hatta belki de kınayan açıklamaların yapıldığı doğru. Ancak bu açıklamaların dikkatli bir şekilde seçilmiş kelimeleri diplomatikti ve çatışmacı söylemlerden kaçınıyordu. Bu, “dış dayatmaları”, “egemenlikle ilgili meselelere müdahaleyi” ve “Irak halkının iradesi üzerinde vesayeti” reddeden olağan açıklamalarıyla keskin bir tezat oluşturuyordu. Bunun nedeni bu coşkulu açıklamaların Trump söz konusu olunca işe yaramayacağını bilmeleri olabilir. Keza bunların Trump’ın İran nükleer tesislerine  B-2 bombardıman uçaklarını nasıl gönderdiğini, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu nasıl tutukladığını ve şimdi de İran'ı tehdit etmek için Arap Körfezi'ne yığınak yaptığını haberlerde gören bir kamuoyunu ikna edemeyeceğinin de farkındalar.

Koordinasyon Çerçevesi’nin çıkmazı

Koordinasyon Çerçevesi dokuzuncu başbakan adayı olarak Nuri Maliki'yi seçtiğinde, bu seçim Çerçeve’nin kapsadığı güçler arasında fikir birliğiyle değil, çoğunluğun oyuyla gerçekleşti. Maliki'nin seçimine karşı çekinceleri olan güçler, düşmanlığı kişiselleştirmesiyle bilinen Maliki ile aralarındaki bağı tamamen koparmayıp korumak istercesine, itirazlarını çekingen bir şekilde dile getirdiler. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın Maliki'nin adaylığına ilişkin tutumundan sonra, hem Çerçeve içinde hem de dışında muhalif sesler yükselmeye başladı.

Trump'ın Maliki'nin adaylığına itirazını açıklamasından sonra, adaylığına muhalif Çerçeve güçleri öncekinden daha fazla ne yapacağını bilemez hale geldi. Seçenekleri artık ya Hamaney'in desteğini reddetmek ya da Trump'ın reddini kabul etmekle sınırlı hale geldi ki her iki seçenek de birbirinden acı

Trump'ın “Koordinasyon Çerçevesi”nin seçimine itirazını açıklaması, Ammar el-Hekim liderliğindeki “Devlet Güçleri” ittifakı tarafından etkili bir şekilde istismar edildi. Zira Nuri Maliki'nin adaylığına ilişkin çekincelerini ilk dile getiren oydu ve bu seçimin ulusal siyasi alanda, bölgesel ve uluslararası toplumda kabul görmesine bağlı olmasını talep etmişti.

Ancak, Koordinasyon Çerçevesi güçleri pozisyonlarını belirlerken daha şaşkın hale geldiler, çünkü Nuri Maliki'nin seçimi İran İslam Cumhuriyeti Dini Lideri Ali Hamaney'in onayını aldı. Bu onay, Maliki'nin adaylığı konusunda tereddütlü veya karşı çıkan tarafları zor bir durumda bırakmıştı. Adaylığını açıkça reddetmemelerinin ve bir dizi itiraza işaret eden imalarla yetinmelerinin nedeni de buydu. Zira İran Dini Lider'inin onayını reddetmek, Velayet-i Fakih’in mutlak otoritesine inananların ideolojik temeline aykırı ve aynı zamanda Hameney'e olan bağlılık ve itaat ipini koparmak anlamına geliyor. Bunu yapan herkes, siyasi varlığını kaybetmeyi de içerebilecek sonuçlarına katlanmalıdır.

xsdcvfgth
Tahran'daki Vali Asr Meydanı'nın ortasında sergilenen İran Dini Lideri Ali Hamaney'in resminin yer aldığı bir reklam panosu, 13 Temmuz 2025 (AFP)

Hamaney'in onayı, Maliki'nin Koordinasyon Çerçevesi içinde şansını artırmış olabilir. Ancak bu durum, 7 Ekim 2023'ten sonra başlayan ve bölgedeki İran nüfuzunu sona erdirmeyi amaçlayan Amerikalılar ve Irak'ın bölgesel komşuları için geçerli değil.

Trump'ın Maliki'nin adaylığına itirazını açıklamasının ardından, adaylığına muhalif Çerçeve güçleri öncekinden daha fazla ne yapacağını bilemez hale geldi. Seçenekleri artık ya Hamaney'in desteğini reddetmek ya da Trump'ın reddini kabul etmekle sınırlı hale geldi ki her iki seçenek de birbirinden acı. İran, Şii siyasi evi üzerinde önemli bir etkiye sahip ve İran'ın savaş tehdidi tehlikesini atlatması durumunda Tahran gemisinden Washington gemisine atlamayı seçmek cezasız kalmayacaktır. Irak, Lübnan, Suriye veya Yemen değil ve Tahran'ın politikacıları Bağdat'taki nüfuz alanlarında bir kırılmayı kabul edemezler.

Maliki'nin adaylığına itiraz edenler ittifakını birleştiren şeyin, onun atanmasını reddetmeleri olduğu söylenebilir. Ancak bu ittifak, Maliki'nin şansını zayıflatabilecek sağlam bir zemine oturmuyor

Koordinasyon Çerçevesi içinde yer alan ve “direniş” eksenine ve liderine bağlı olduklarını söyleyenler Dini Lider'in onayına itiraz etmiyorlar, ancak aynı zamanda Trump'ın Nuri Maliki'nin adaylığını reddetmesinden de faydalanmak istiyorlar. Bu siyasi pragmatizm manevralarında başarılı olabilir, ancak bunlar bedelsiz olamaz. Maliki başbakan olarak onaylanırsa veya İran'a karşı askeri saldırı tehditleri ortadan kalktıktan ve Bağdat'taki ittifaklar yeniden şekillendikten sonra bir bedel ödenmesi gerekecektir. Trump'ın İran'a karşı askeri saldırı tehdidini gerçekleştirmesi halinde ise kazançlı olabilir.

Maliki'nin şansı

Başkan Trump'ın reddinden sonra Maliki'nin adaylığının kabul edilmesine dair bahse girmek imkansız, ancak belki de Maliki ve adaylığını destekleyenler de, Trump'ın pozisyonunda bir değişiklik olacağına güveniyorlar. Zira birçok teori, ABD Başkanı'nın reddinin arkasında Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya'nın durduğuna işaret ediyor. Savaya'nın Irak'taki siyasi ve ekonomik lobilerin etkisi altında çalıştığı ve Bağdat'ta görevine resmen başlamadan önce görevine son verildiği yönünde haberler yapıldı. Savaya'nın görevine son verilmesiyle, Maliki kendisini belki de bölgesel aracı kurumlar aracılığıyla Amerikalılara yeniden pazarlayabilir.

İç politikada, Takaddüm (İlerleme) Partisi’nin lideri Muhammed el-Halbusi, Nuri Maliki'nin başbakanlığa aday gösterilmesine karşı tutumu en net ve belki de en kararlı olan taraf olabilir. Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasında ise Sayın Ammar el-Hekim ve Şeyh Kays el-Hazali'nin tutumu, Koordinasyon Çerçevesi içinde dokuzuncu başbakanın onaylanmasını kolaylaştırabilecek Şii siyasi uzlaşısını bozan bir faktör.

adfrgts
Eski Irak Başbakanı Nuri Maliki, Irak genel seçimleri sırasında Bağdat'taki bir seçim merkezinde oyunu kullandıktan sonra ayrılıyor, 11 Kasım 2025 (AFP)

Ne var ki Maliki'nin adaylığına itiraz edenler ittifakını birleştiren şeyin, onun atanmasını reddetmeleri olduğu söylenebilir. Ancak bu ittifak, Trump'ın reddini aşması durumunda Maliki'nin hükümet kurma şansını zayıflatabilecek sağlam bir zemine oturmuyor. Halbusi, gelecekte siyasi nüfuzunu kaybetme pahasına bile olsa, Maliki tarafından kurulacak bir hükümete katılmamayı seçerek risk alabilir. Ammar Hekim ve Kays Hazali ise, siyasi düşmanlıklarını onların siyasi desteklerini ve ekonomik kaynaklarını kurutmak için kullanmakta usta olan Nuri Maliki'yi kızdırmanın bedelini tam olarak kavrayamıyorlar.

Sudani-Maliki ittifakı, Sudani'nin ikinci dönem adaylığına karşı çıkan veya Maliki'nin atanmasına oy vermeyenler başta olmak üzere, Koordinasyon Çerçevesi içindeki diğer taraflar tarafından dayatılan bir adayı kabul etmeyecektir

Bu nedenle, Maliki'nin dokuzuncu hükümetin başına atanmasını engellemek için iç siyasi çekişmelere güvenilemez. Aksine, asıl engel Amerikan reddinde yatmaktadır. Maliki, medyaya yaptığı açıklamalar ve “X” platformundan yaptığı paylaşımlarla, bir sonraki aşama için Amerikan şartlarına uyum sağladığı izlenimini vermeyi amaçlayan mesajlar göndermeye çalışıyor. Bu şartların başında da silahın devletin elinde toplanması geliyor. Maliki, ABD kapısının anahtarı olması umuduyla, devlet kontrolü dışındaki silahları ortadan kaldıracak ve İran'ın nüfuz ağlarını azaltacak çevreleme veya mücadele stratejilerini içeren bir yol haritası sunabilir.

Diğer seçenekler

Siyasi çıkmaz, 2025 seçim sonuçlarının onaylanmasının ardından çok hızlı bir şekilde hükümet kurulacağına dair açıklamaların aksine, seçim sonrası dönemle eş anlamlı hale geldi. Üç başkanın seçiminde anayasal zaman çizelgelerine saygı duyulmasının gerekliliğinde ısrar edilmesine rağmen, Kürtler arasındaki cumhurbaşkanlığı anlaşmazlığı, siyasi uzlaşmayı beklerken anayasayı atlayan bir siyasi gelenek oluşturmuş durumda.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Koordinasyon Çerçevesi, Maliki'nin bir sonraki başbakan adayı olarak kalması veya diğer seçeneklerin değerlendirilmesi konusunun görüşülmesinde bu gecikmeden büyük ölçüde fayda sağlayabilir. Ancak, bu konunun Koordinasyon Çerçevesi’nin diyalog masasında ciddi bir şekilde ele alınması beklenmiyor.

Maliki gibi bir ismin, özellikle başbakanlıktan ayrıldıktan 12 yıl sonra bu fırsatı elde ettiği göz önüne alındığında, başbakanlık adaylığından kolayca vazgeçeceğini hayal etmek zor. Ayrıca, şu anda kimse onun adaylıktan çekilmesi konusunu açık ve net bir şekilde gündeme getirmiyor. Cumhurbaşkanı seçilip Temsilciler Meclisi'nden güvenoyu almadığı sürece, Maliki'nin atanması veya alternatif bir adayın aranmasıyla ilgili ciddi görüşmeler de başlamayacak.

Bir uzlaşma sağlansa bile, başka bir aday üzerinde anlaşmaya varmak kolay olmayacaktır. Sudani-Maliki ittifakı, Sudani'nin ikinci dönem adaylığına karşı çıkan veya Maliki'nin atanmasına oy vermeyenler başta olmak üzere, Koordinasyon Çerçevesi içindeki diğer taraflar tarafından dayatılan bir adayı kabul etmeyecektir. Bu nedenle, Çerçeve içindeki diğer güçler tarafından öne sürülen uzlaşı adaylarına karşı tutumları daha da katı olacaktır.

Bir sonraki aşama, Koordinasyon Çerçevesi içinde, en az seçim ağırlığına sahip Çerçeve liderlerinin isteklerine boyun eğen bir başbakan isteyenler ile Çerçeve içinde en çok sandalyeye sahip güçlerin iradesini temsil eden güçlü bir başbakan isteyenler arasında bir irade savaşı olacaktır. Bu başbakan, yükselen bu güçlerin artan gücüyle başa çıkabilecek, siyasi etkilerini ve ekonomik hakimiyetlerini azaltabilecek ve gelecekteki etkilerini sınırlayabilecek kapasitede olmalıdır.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.