Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Trump Barış Konseyi’ni başlatıyor: Gazze’nin yeniden imarı için tarihi fırsat

Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)
Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)
TT

Trump Barış Konseyi’ni başlatıyor: Gazze’nin yeniden imarı için tarihi fırsat

Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)
Donald Trump ile Barış Konseyi’nin kurucu şartını imzalayan ülke liderleri ve temsilcileri, Davos’ta 22 Ocak 2026’da (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, yarın (Perşembe) sabah Gazze Şeridi’nin durumunu ele almak üzere kurulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 27 ülkeden heyetler katılırken; Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Shavkat Mirziyoyev gibi isimler devlet başkanı düzeyinde temsil edilecek.

Mısır Başbakanı Mustafa Madbouly, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Macaristan Başbakanı Viktor Orbán da toplantıya katılacak. Çok sayıda Arap ülkesinin dışişleri bakanlarının yanı sıra Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar da hazır bulunacak. İtalya, Romanya, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Asya’dan Güney Kore ve Japonya gözlemci statüsünde katılacak; ayrıca Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlardan temsilciler de toplantıda yer alacak.

vfdv
Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)

Öte yandan bazı Avrupa ülkeleri toplantıya katılmayacaklarını açıkladı ve Barış Konseyi’nin Birleşmiş Milletler’in yetkilerini aşabileceği yönündeki endişelerini dile getirdi. Vatikan ise, “açıklığa kavuşturulması gereken bazı temel noktaların belirsizliği ve krizin Birleşmiş Milletler tarafından yönetilmesi gerektiği” vurgusuyla Kutsal Makam’ın toplantıya katılmayacağını duyurdu.

Trump, konuşmasını Aralık ayında adını “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” olarak değiştirdiği ABD Barış Enstitüsü’nde yapacak.

Toplantının “Gazze’nin yeniden imarı ve Ortadoğu’da istikrarın sağlanması yönünde tarihî bir adım” olarak tanıtılması, sonuçlarına ilişkin beklentileri artırdı. İki ABD’li yetkili, Trump’ın toplantı sırasında Gazze’nin yeniden imarı için şu ana kadar 5 milyar dolarlık bir plan açıklayacağını, Birleşmiş Milletler’in onayladığı istikrar gücünün oluşturulmasına ilişkin ayrıntıları paylaşacağını ve Hamas’ın silahsızlandırılmasının önemini vurgulayarak düzenin tesisine geçiş sürecini başlatma çağrısı yapacağını belirtti. Ancak takvim, aşamalar ve uygulama yöntemlerine ilişkin ayrıntıların henüz netleşmediği ifade ediliyor.

vcdsfvcds
Gazze Şehri’nde iki yıl süren İsrail saldırıları sırasında yıkılan bir cami, yerinden edilen Filistinlileri barındıran çadırlarla çevrili (Reuters)

Gözler, toplantının Gazze’deki karmaşık dosyalar karşısında hangi karar ve önerilerle sonuçlanacağına çevrildi. Özellikle Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail’in çekilmesinin uygulanması ve yerel ile uluslararası meşruiyete sahip bir istikrar gücünün fiilen oluşturulup oluşturulamayacağı temel başlıklar arasında yer alıyor. Filistin yönetiminin geleceği ve Batı Şeria’daki İsrail genişleme adımlarına ilişkin soru işaretleri de gündemdeki yerini koruyor.

Batı Şeria

Toplantı, özellikle Batı Şeria konusundaki görüş ayrılıkları ve ABD ile İran arasında artan gerilimler nedeniyle belirsizlik ve kuşkularla çevrili. Bu durumun girişime yönelik uluslararası desteği etkileyebileceği belirtiliyor. Ayrıca Barış Konseyi’nin uluslararası alandaki geniş yetki ve rolüne ilişkin endişeler ile Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi ve Filistin devletine ilişkin uluslararası kararların devre dışı bırakılabileceği ihtimali de tartışılıyor.

vdfvf
İsrail askerleri, Gazze Şeridi’ndeki savaş sırasında (AFP - Arşiv)

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Oslo Anlaşmaları’nı iptal etme, egemenlik ilanı ve Gazze ile Batı Şeria’dan göçü teşvik etme yönündeki açıklamaları, Trump yönetiminin tutumuna ilişkin yeni soru işaretleri doğurdu. Bu açıklamalar, Trump’ın Hamas’ın silahsızlandırılması, kısmi İsrail çekilmesi ve geçici, teknokrat bir Filistin yönetiminin Gazze’yi devralması adımlarının ardından Barış Konseyi gözetiminde yeniden imarı öngören 20 maddelik planıyla çelişiyor.

İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki geniş alanları 1967’den bu yana ilk kez “devlet arazisi” olarak tescil etmesine izin vermesi de, yerleşimlerin ve yasa dışı karakolların genişletilmesini meşrulaştırma ve Filistin Yönetimi’ni zayıflatma çabası olarak değerlendiriliyor. Bu adımın iki devletli çözümü aşındırdığı ve Gazze’de istikrarın sağlanması ya da yeniden imar planlarının uygulanması ihtimalini zayıflattığı belirtiliyor.

Birçok Arap ve Körfez ülkesinin, Filistin yönetiminin geleceğine ilişkin açık siyasi güvenceler ve çatışmaların yeniden patlak vermesini önleyecek istikrarlı güvenlik düzenlemeleri olmaksızın Gazze’nin yeniden imarı için büyük yatırımlar yapmayacaklarını bildirmesi de belirsizliği artırıyor.

Trump’ın yetkileri

Uzmanlar, konseyin Trump’ın iddialı beklentilerini karşılamasını zorlaştırabilecek yapısal engellerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Atlantik Konseyi’nden Eric Alter, toplantının “anlaşma odaklı bir yaklaşım” için fırsat sunduğunu, ancak Gazze’nin Batı Şeria ile bağlantısı kurulmadan ele alınmasının “parçalanmayı derinleştirebileceği ve Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı şekilde işgal altındaki toprakları tek bir bütün olarak görme yaklaşımından uzaklaşabileceği” uyarısında bulundu.

Carnegie Enstitüsü’nden araştırmacılar Nur Arafeh ve Mandy Turner ise, Filistinlilerin Barış Konseyi planlarına dâhil edilmemesinin, bunun “Filistinlilere siyasi egemenlik tanımaksızın İsrail kontrolünü ve ekonomik kazancı pekiştiren bir toplantı” anlamına gelebileceğini savundu.

Uluslararası Kriz Grubu’nda İsrail-Filistin Projesi Direktörü Max Rodenbeck, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Kasım 2025’te Barış Konseyi’nin kurulmasını onayladığını ve ona Gazze’de barış arayışını yürütme görevi verdiğini belirterek, “Güvenlik Konseyi bunu, İsrail ile yakın ilişkileri nedeniyle savaşı etkili biçimde sona erdirmeye en muktedir ülkenin ABD olması sebebiyle yaptı. Ancak BM Şartı’na göre uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından birincil derecede sorumlu organ Güvenlik Konseyi’dir” dedi.

cdfv fd
Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yıkılmış evler (AFP)

Son aylarda Trump’ın Barış Konseyi’ne ilişkin vizyonunun genişlediği görülüyor. Trump, pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, konseyin çalışmalarının “Gazze’nin ötesine geçerek tüm dünyada barışın tesisine uzanacağını” ve Birleşmiş Milletler ile koordinasyon içinde çalışacağını söyledi.

Analistler ayrıca, Trump’a geniş yetkiler tanıyan konsey tüzüğünü de eleştiriyor. Buna göre Trump, yönetim kuruluna katılacak ülkeleri davet etme, konseyin çalışma yönünü belirleme, kararları veto etme ve bağlı kuruluşları kurma, değiştirme veya feshetme konusunda münhasır yetkilere sahip. Tüzük uyarınca Trump, ABD başkanlığı süresince ve sonrasında konsey başkanlığını sürdürebilecek; üyeler 1 milyar dolar karşılığında kalıcı koltuk satın alabilecek. Ancak mali kaynakların kontrolü Trump’ta olacak ve başkanlıktan ne zaman ayrılacağına ve yerine kimin geçeceğine de kendisi karar verecek. Rodenbeck, “ABD’nin kontrol ettiği bir yapının demokratik meşruiyete sahip uluslararası bir örgüt olarak nitelendirilmesi mevcut haliyle sorunludur” değerlendirmesinde bulundu.

Washington’daki genel kanaat, Barış Konseyi’nin karşı karşıya olduğu temel zorluğun mali değil, öncelikle siyasi ve güvenlik boyutlu olduğu yönünde. Zira finansman sağlanabilir, asker konuşlandırılabilir; ancak yerel meşruiyet ve uluslararası mutabakat belirleyici unsur olmaya devam edecek.