İran'da Ayetullah’ın sonu mu geliyor?

ABD eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, The Independent Arabia için yazdığı yazıda, Trump'ın özel harekat yetenekleriyle desteklenen bir hava harekatı yoluyla İran rejimini devirmek için askeri harekat başlatma seçeneği olduğunu belirtti

Trump ile İran arasındaki belirleyici çatışma (The Independent Arabia)
Trump ile İran arasındaki belirleyici çatışma (The Independent Arabia)
TT

İran'da Ayetullah’ın sonu mu geliyor?

Trump ile İran arasındaki belirleyici çatışma (The Independent Arabia)
Trump ile İran arasındaki belirleyici çatışma (The Independent Arabia)

John Bolton

Cenevre'de devam eden müzakerelerde hiçbir ilerleme kaydedilemediği için dünya, ABD'nin İran'daki Ayetullah rejimi konusunda ne yapacağını bekliyor. İran’daki son protesto gösterileri sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Ayetullahlar ve Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) karşı kırmızı çizgi çekti. Trump, İran muhalefetine hitaben yaptığı konuşmada, “İranlı vatanseverler, protestolara devam edin, kurumlarınızın kontrolünü ele geçirin, yardım yolda, İran'ı yeniden büyük yapalım” dedi.

Trump, geçtiğimiz yıl haziran ayında da Tahran'da rejim değişikliğini desteklediğini açıkça ilan etti ve bu tutumunu birkaç gün önce de yineledi. ABD Başkanı, kırmızı çizgisini korumak ve güvenilirliğini sürdürmek istiyorsa, şimdi İran'a karşı güç kullanmak zorunda. Aksi takdirde, Suriye'de kimyasal silah kullanımına karşı harekete geçmekle tehdit eden, ardından geri adım atan ve Beşşar Esed rejimine karşı koyamayan diplomatik yolu seçen eski ABD Başkanı Barack Obama'nın yeni versiyonu gibi görünecekti.

Donald Trump böylece, biri ‘hızlı ve kararlı’ bir saldırı emri vermek olmak üzere iki farklı seçenekle karşı karşıya. Trump, sıklıkla bu seçeneği tercih ediyor. Ardından, haklı olsun ya da olmasın, zaferini ilan edip yaklaşımının doğru olduğunu savunuyor.

İkinci seçenek ise İran'daki Ayetullahların ve DMO'nun iktidarını devirmek amacıyla askeri bir operasyon başlatmak. Bu seçenek, ABD Kara Kuvvetleri’nin bölgeye konuşlandırılmasını gerektirmese de İran'daki iktidar kurumlarını hedef alan bir hava harekâtını desteklemek için özel harekat yetenekleri kullanılabilir. Böylece Besic milisleri ve diğer dış genişleme ve iç baskı araçları da dahil olmak üzere DMO'yu kararlı bir şekilde zayıflatarak, Tahran rejimi çökebilir ve muhaliflerinin iktidara gelmesinin önü açılabilir. Aşağıda, ABD başkanı ikinci seçeneğe başvurursa Beyaz Saray'ın üstlenebileceği görevlerin kısmi de olsa kısa bir listesi yer alıyor.

Eylemsel değil, stratejik düşünüp hareket etmek

Bu, haftalar hatta aylar sürebilecek uzun bir süreç olabilir. Bu yüzden mevcut sonuçsuz müzakereleri sona erdiren ve İran'a bir son tarih belirleyen sistematik bir yaklaşım sergilenmesi gerekiyor. Bu, belki eski Başkan George H. W. Bush'un 1991 yılının ocak ayında dönemin Dışişleri Bakanı James Baker'ı Cenevre'ye gönderdiği gibi, mevcut Dışişleri Bakanı Marco Rubio'yu Cenevre'ye göndererek İran'a bu durumu bildirmek olabilir. Ardından İran'ın hava savunma sistemleri, DMO karargahları ve üsleri, Besic milisleri, Tahran'ın nükleer ve balistik füze programları, deniz kuvvetleri ve bölgedeki ABD güçleri ve müttefikleri için tehdit oluşturan diğer her şey hedef olarak belirlenmeli ve ortadan kaldırılmalı.

Sonra İsrail'in kampanyaya katılıp katılmaması sorusu var. Bu sorunun yanıtı açıkça ‘evet’. Çünkü İsrail'in İran'daki askeri ve istihbarat kapasitesi en üst düzeyde kullanılmalı. Bu operasyona katılmak isteyen Arap ülkeleri olup olmadığını araştırılabilir. Bu gerçekleşmeyebilir, ancak onlara bu seçeneğin sunulması önemli. Her halükârda, onların desteği sağlanmalı ve İran'ın herhangi birini hedef alması durumunda uygun bir yanıt verileceğine dair onlara açık garantiler verilmeli. Özellikle, Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı Körfez ülkelerine kapatmasına izin verilemez.

Askeri planın yanı sıra siyasi bir plan da olmalı

Ayetullahların iktidarını devirmek ve çöküş sonrası dönemin başarısını sağlamak açısından İran muhalefet güçleriyle yakın iş birliği çok önemlidir. Rejim hiç bu kadar popüler olmamıştı ve halk her zamankinden daha fazla harekete geçmeye hazır. İran içinde reddetme ve direniş yaygınlaşıyor, ancak bu hareket hala yeterli örgütlenmeye sahip değil. Bu duruma, örneğin devam eden gösteriler sırasında 6 bin adet ‘Starlink’ cihazı sağlanacağına dair açıklanan karar gibi önlemlerle yardımcı olunabilir. İran muhalefet güçleriyle iş birliği yaparak rejim içindeki ayrılmaları teşvik etmek gibi çok daha fazlası da yapılabilir.

Öte yandan, İran'ın gelecekteki liderlerinin isimlerine takılmamalıyız, çünkü bu konu daha sonra tartışılabilir. Bu aşamada odak noktası, Ayetullahların ve DMO'nun iktidarını ortadan kaldırmak olan birincil hedef olmalı. Ayrıca, diplomatik beceri göstererek ABD'nin Avrupalı müttefiklerinden İran'a karşı askeri harekâta katılmalarını istemek de gerekir. Onlar mutlaka yanıt vermeyebilirler, ancak İran'da başarı elde edilmesi, onların dikkatini ABD'nin Grönland'a yönelik son askeri tehditlerinden başka yöne çeker.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Çin ve Rusya, İran'ın kendileri için yasak bölge haline geldiği ve Tahran'a askeri veya başka türlü hiçbir destek sağlamamaları gerektiği bildirilerek ekonomik ve diplomatik olarak marjinalleştirilmeli. Rejim devrilene kadar, askeri veya başka türlü hiçbir destek sağlamamaları gerektiği bildirilmelidir. Tahran'ın nükleer veya balistik füze programlarına yardım eden tüm personelini geri çekmeli ve mevcut rejimden yeni petrol alımlarını durdurmalı.

Bu, Pekin ve Moskova'nın hoşuna gitmeyebilir, ancak ABD'nin düşmanlarına karşı güç kullanmasının ardındaki nedenleri anlayacaklardır, çünkü başka bir otoriter rejimin, özellikle de Pekin ve Moskova arasında büyüyen eksenle bağlantılı bir rejimin devrilmesi, onlar için caydırıcı bir etki yaratacak ve bu da ek bir avantaj olacak.

Sabırlı olmak gerekir

Bu süreç biraz zaman alabilir, bu nedenle ABD’nin askeri harekatını durdurup müzakerelere başlama baskısına kapılmamalı veya bu konuda endişelenmemeliyiz. Ayetullahlara fırsat verildi, ancak onlar da başka hiçbir taraf da yeni fikirler ortaya koymadı. Bu çabalar sırasında başarısızlıklar ve hatalar olabilir, ancak kısa vadeli aksilikler, odak noktasından uzaklaşmamıza veya uygulama sürecini aksatmamıza sebep olmamalı.

İran rejiminin düşüşüyle birlikte, sonraki gelişmelerin öngörülmesi gerekir. Hizbullah, Hamas, Husiler, Irak'taki Şii milisler ve diğerleri gibi Tahran'la bağlantılı terörist gruplar, Ayetullah rejiminin devrilmesinden sonra en büyük kaybedenler arasında yer alacak ve finansal destekçilerinin ortadan kalkmasıyla bu gruplar daha da zayıflayacak. ABD İsrail, Lübnan, Irak ve diğer ülkelerle iş birliği yaparak bu tehditleri ortadan kaldırmaya yardımcı olmak için eşi görülmemiş bir fırsata sahip olacak. Bizler de o an için hazırlıklı olmalıyız.

Bu sadece bir başlangıç olsa da Tahran'daki liderlere karşı kararlı bir eylem otomatik olarak gerçekleşmez, ama bazılarının riske değer gördüğü bir siyasi miras oluşturabilir.



Kamala Harris'in konutuna giren kadını güvenlik görevlileri durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Kamala Harris'in konutuna giren kadını güvenlik görevlileri durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yerel haberlere göre eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in Malibu'daki evine, bir kadının davetsiz şekilde mülke girdiği ihbarının ardından polis çağrıldı.

Harris'in sözcüsünün, eski başkan yardımcısının güvenlik ekibinin mülke "yasadışı şekilde giren bir kişiyi eve ulaşmadan durdurduğunu" TMZ'ye doğruladığı bildirildi.

Sözcü, olay sırasında ne Harris'in ne de Emhoff'un evde olduğunu söyledi.

Sözcü, TMZ'ye "Harris ve Emhoff, hızla müdahale eden güvenlik görevlileriyle kolluk personeline minnettar" dedi.

Los Angeles County Şerif Departmanı (LASD), TMZ'ye olayın saat 22.30 sıralarında eski başkan yardımcısının evinde meydana geldiğini söyledi. LA Times da bu bilgiyi doğruladı.

Mülke izinsiz giren kadın, buradan kendi isteğiyle ayrılmayı kabul etti. Kolluk kuvvetlerine dayandırılan LA Times ve TMZ haberlerine göre kadın gözaltına alınmadı.

LASD Teğmeni Jason Duron, LA Times'a "Güvenliği sağlamak amacıyla mülk çevresindeki devriyeleri artırıyoruz" dedi.

Harris ve Emhoff, Malibu'daki evlerini geçen yıl satın aldı. Evin değerinin 8 milyon doların üzerinde olduğu bildirildi.

Eski başkan yardımcısı ve eşinin evlerine daha önce de davetsiz misafirler gelmişti.

KTLA'nın haberine göre Ocak 2025'te, Harris'in Brentwood'daki eski evinde olası bir hırsızlık ihbarının ardından sokağa çıkma yasağının uygulandığı saatlerde iki kişi gözaltına alınmıştı. Sokağa çıkma yasağı, o sırada kenti kasıp kavuran Palisades ve Eaton yangınları nedeniyle uygulanıyordu.

İki kişi de tutuklanmamış ve suç işlediklerini gösteren bir kanıt bulunamamıştı.

Independent Türkçe


Kedi yuvasından lüks eve: Trump'ın doğup büyüdüğü ev satıldı

Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
TT

Kedi yuvasından lüks eve: Trump'ın doğup büyüdüğü ev satıldı

Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)
Seçilmiş Başkan Donald Trump'ın çocukluk evi (AP)

Donald Trump'ın çocukluğunu geçirdiği ev tadilat gördükten sonra yaklaşık 2 milyon dolara satıldı. Tadilattan önce ev küf içinde kalmış bir kedi yuvasıydı.

ABD Başkanı 4 yaşına kadar New York'un Queens bölgesindeki bu Tudor tarzı evde yaşamıştı. Evi, müteahhit babası Fred Trump, 1940'ta varlıklıların yaşadığı Jamaica Estates semtinde inşa ettirmişti.

80 yaşındaki Başkan, şöhretini ve servetini siyasete taşımadan önce gayrimenkul sektöründe zenginleşmiş; Manhattan'da kendi adını taşıyan Trump Tower'ı inşa ettirip onlarca yıl orada yaşamıştı.

Başkanlık döneminde ise kendi konutunda da bir yenileme sürecini yönetiyor. Beyaz Saray'a devasa bir balo salonu ekletiyor ve Oval Ofis'i, kendi mülklerinin ve estetik anlayışının alameti farikası olan altın kaplama dekorasyon öğeleriyle donatıyor.

İsmi açıklanmayan bir alıcının temmuzda sözleşme imzalamasının ardından, 1,93 milyon dolarlık satış bedeli cuma günü emlak sitelerinde görüldü.

Evi satan Tommy Lin, 5 yatak odalı ve üç banyolu mülkü, yıllarca boş ve bakımsız kaldıktan sonra geçen yıl 835 bin dolara satın almıştı.

New York Post'un haberine göre müteahhit Lin; profesyonel donanımlı bir mutfak, balıksırtı desenli ahşap zeminler ve spa konforunda banyolar gibi özelliklerin eklendiği 8 aylık bir iç mekan yenileme çalışması için 500 bin dolar daha harcadı.

Zillow verilerine göre ev, son yıllarda birkaç kez el değiştirdi. Bu satışlardan biri, Trump'ın 2017'de başkan olmasından birkaç ay sonra 2,14 milyon dolara gerçekleşmişti.

Alıcı, Trump Birth Home LLC adlı bir şirketti ve ev kısa süreliğine Airbnb'de kiraya sunulmuştu. Airbnb ilanında evde Trump'ın gerçek boyutlu karton maketleri, Gökdelen İmparatoru Genç Milyarder Trump: İş Bitirme Sanatı (The Art of the Deal) adlı kitabının kopyaları ve Trump'ın yer aldığı çerçeveli bir People kapağı gibi eşyalar da bulunuyordu.

Ev 2019'da 2,9 milyon dolarlık bir fiyatla yeniden satışa çıkarılmış ancak Lin satın alana kadar alıcı bulamamıştı.

Post'un haberine göre bu süre zarfında ev bakımsız hale gelmişti. Patlayan bir boru nedeniyle su hasarı ve küf oluşmuş, Trump'ın ilk yıllarını geçirdiği yerde sokak kedileri mesken tutmuştu.

Independent Türkçe


Kiev’den Varşova’ya giden trene yönelik Rus saldırısı sonrası Polonya’da endişe

Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
TT

Kiev’den Varşova’ya giden trene yönelik Rus saldırısı sonrası Polonya’da endişe

Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)
Polonya ile Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir tren istasyonunda, Rusya’nın İHA saldırısı sonucu hasar gören lokomotif. (AP)

Rus ordusu, dün Polonya sınırındaki Ukrayna topraklarında seyir halindeki bir yolcu trenine insansız hava aracıyla (İHA) saldırdı. Ukrayna Demiryolları şirketi daha sonra yaptığı açıklamada, saldırının hedefinde Batılı diplomatlar ve eski siyasetçilerin bulunmuş olabileceğini değerlendirdi.

Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)

Polonya Başbakanı Donald Tusk, olayın ardından düzenlenen kriz yönetimi toplantısında yaptığı açıklamada, “Rusya tarafından gerçekleştirilen gerilim artık bir gerçek ve bunun örnekleri her zamankinden daha fazla sınırlarımıza yaklaşıyor” ifadelerini kullandı.

Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski ise X platformunda yaptığı paylaşımda, “Putin gerilimi artırıyor” ifadelerini kullandı.

Ukrayna Demiryolları, Kiev’den Varşova’ya giden yolcu treninin lokomotifinin dün Yahodyn sınır istasyonunda saldırıya uğradığını bildirdi. Şirket, yolcuların zamanında tahliye edildiğini ve olayda kimsenin yaralanmadığını açıkladı. Ukrayna hava sahasının kapalı olması nedeniyle Kiev’e giden Batılı siyasetçiler de Polonya ile Ukrayna arasındaki demiryolu hattını kullanıyor.

Ukrayna Demiryolları: Diplomatları taşıyan tren de yakındaydı

Ukrayna Demiryolları dün yaptığı açıklamada, diplomatları taşıyan bir trenin saldırıdan kısa süre önce Yahodyn istasyonunda durduğunu bildirdi. Trende, aralarında bazı Avrupa Birliği ülkelerinden güvenlik danışmanlarının yanı sıra eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın da bulunduğu önde gelen Avrupalı eski siyasetçilerin yer aldığı belirtildi. Johnson, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalini başlattığı Şubat 2022’de İngiltere Başbakanı olarak görev yapıyordu. Söz konusu grup, bir gün önce Kiev’de düzenlenen bir konferansa katılmıştı.

Saldırı sırasında istasyonda bulunan bir başka trende ise ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Direktörü David Petraeus’un bulunduğu öne sürüldü.

Ukrayna Demiryolları, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, “Rus İHA’sının asıl hedefinin diplomatları taşıyan tren olması da tamamen mümkün” değerlendirmesinde bulundu. Şirket, trenin Rus saldırısı tehdidi nedeniyle sefer tarifelerinde yapılan acil değişiklikler kapsamında planlanandan daha erken istasyondan ayrıldığını belirtti. Ukrayna Demiryolları, savaş nedeniyle tren seferlerinin zaman çizelgelerinin sürekli olarak değiştirildiğini kaydetti.

Boris Johnson ise Rus saldırısının Moskova’nın savaşta izlediği yaklaşımın bir başka örneği olduğunu söyledi.

Johnson, X platformundaki paylaşımında, “Putin’i bu sabah Polonya sınırında duran Ukrayna lokomotifini havaya uçurmaya iten çarpık mantığın ne olduğunu bilmiyorum. Ancak kesin olarak söyleyebileceğimiz şey, bu tür rastgele ve anlamsız saldırıların Ukraynalıların her gün maruz kaldığı saldırılar olduğudur” ifadelerini kullandı.

Moskova saldırıları doğruladı

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’nın batısındaki demiryolu altyapısına yönelik saldırılar düzenlendiğini doğruladı. Moskova, söz konusu altyapının Avrupa ülkelerinden Ukrayna’ya askeri sevkiyatların yapılmasını kolaylaştırdığını savundu.

Hava saldırısı tehdidi nedeniyle Polonya tarafındaki iki sınır kapısında işlemler geçici olarak durduruldu. Birkaç yüz kişi kısa süreliğine tahliye edildi. Öğle saatlerine gelindiğinde ise sınırdaki durum yeniden normale döndü.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy daha önce yaptığı açıklamada, Rusya’nın Polonya-Ukrayna sınırı yakınındaki Volın bölgesine düzenlediği saldırıların bir lokomotifin alev almasına ve bir akaryakıt istasyonunun zarar görmesine yol açtığını bildirmişti.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha da Moskova’ya karşı daha ağır sonuçlar uygulanması çağrısında bulundu. Sibiha, X platformunda yaptığı paylaşımda, Polonya-Ukrayna sınırına yönelik Rus saldırılarının yalnızca Ukrayna’nın uluslararası sınırlarına yönelik saldırıların devamı olmadığını belirtti.

Sibiha, “Bu, Putin’in Avrupa Birliği ve NATO’nun kapısını doğrudan çalan terörüdür. Rus barbarlar kapınızda, sevgili ortaklarımız” ifadelerini kullandı.

Johnson ise Batılı ülkeleri, Ukrayna’ya verdiği desteğin yetersiz olduğunu düşündüğü gerekçesiyle eleştirdi.

İngiltere Eski Başbakanı, “Onlara ihtiyaç duydukları hava savunma sistemlerini ne zaman vereceğiz? Putin’in dondurulmuş varlıklarını neden serbest bırakıp Ukrayna’ya vermiyoruz? Belçika’daki bir banka hesabında 140 milyar avrodan (163 milyar dolar) fazla, Londra’da ise yaklaşık 10 milyar sterlin (13,5 milyar dolar) bulunuyor. İngiltere bu konuda öncülük edebilir” dedi.

Ukrayna, Batılı ülkelerin desteğiyle dört buçuk yılı aşkın süredir Rusya’nın işgaline karşı mücadele ediyor. Rusya’nın saldırıları, demiryolu hatlarında ve istasyonlarda sık sık can kayıplarına ve hasara yol açıyor.