Trump’ın savaştan çıkış stratejisi olup olmadığına dair sorular

ABD Savunma Bakanı, ülkesinin İran ile mevcut çatışmayı başlatmadığını, ancak sona erdireceğini söyledi

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland’deki Andrews Hava Kuvvetleri Üssü’ne varışının ardından basın mensuplarını selamlıyor. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland’deki Andrews Hava Kuvvetleri Üssü’ne varışının ardından basın mensuplarını selamlıyor. (AFP)
TT

Trump’ın savaştan çıkış stratejisi olup olmadığına dair sorular

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland’deki Andrews Hava Kuvvetleri Üssü’ne varışının ardından basın mensuplarını selamlıyor. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland’deki Andrews Hava Kuvvetleri Üssü’ne varışının ardından basın mensuplarını selamlıyor. (AFP)

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in dün yaptığı ve “Bu savaşı biz başlatmadık ancak biz bitireceğiz” ifadesini kullandığı açıklamalar, kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Analistler, söz konusu açıklamaları, Başkan Donald Trump yönetiminin ABD ulusal güvenliğine yönelik gerçek bir tehdit bulunmadığı halde başlattığı savaşı gerekçelendirme çabası olarak değerlendirdi. Uzmanlar, İran’ın yaklaşık altı Körfez ülkesinin yanı sıra Irak ve Ürdün’deki ABD varlıkları ile askeri hedefleri hedef almasının ardından çatışmaların birden fazla cepheye yayılma riskine dikkat çekti.

Hegseth dün Genelkurmay Başkanı Dan Caine ile düzenlediği basın toplantısında, İran’ı 47 yıldır ABD’ye karşı savaş yürütmekle suçladı. Hegseth, Beyrut patlamaları, ABD gemilerine yönelik füze saldırıları, büyükelçiliklere yönelik suikastlar ile Irak ve Afganistan’daki bombalı saldırıları hatırlatarak, bu eylemlerin İran’a bağlı Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve Kudüs Gücü tarafından finanse edildiğini öne sürdü. Hegseth, ABD’nin İran’daki üç hedefinin ‘füze tehditlerinin ortadan kaldırılması, donanmanın imhası ve nükleer silah kullanılmaksızın nükleer altyapının yok edilmesi’ olduğunu söyledi. İran’ın geniş füze kapasitesi, büyük insansız hava aracı (İHA) envanteri ve yer altındaki nükleer altyapısının ABD güçleri, müttefikleri ve küresel deniz ticaret hatları açısından ‘katlanılamaz bir tehdit’ oluşturduğunu savundu.

Hegseth, çatışmanın uzun süreli olmayacağını, bir ‘ulus inşası’ ya da demokrasi tesisine yönelik bir sürece girilmeyeceğini belirterek, İran’a yönelik saldırıların Irak’takine benzemediğini ve ‘sonsuz’ olmadığını ifade etti. Caine ise görevin ‘kendilerini korumak ve savunmak, bölgesel ortaklarla birlikte İran’ın sınırları ötesinde nüfuzunu genişletmesini engellemek’ olduğunu söyledi. Caine, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) verilen askeri hedeflerin gerçekleştirilmesinin zaman alacağını ve ilave kayıplar yaşanması ihtimalini de kabul etti.

Hegseth ve Caine’in açıklamaları, cumartesi günü başlayan ABD-İsrail ortak askeri operasyonlarından bu yana Pentagon’dan yapılan ilk kamuoyu açıklamaları oldu. Hegseth, savaşın rejim değişikliğini hedeflemediğini vurgularken, rejimin fiilen değişmiş olabileceğini ve dünyanın daha iyi bir noktada bulunduğunu ileri sürdü. Caine ise daha fazla kayıp yaşanabileceği olasılığını yineledi.

Çelişkili mesajlar

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün CNN’e yaptığı açıklamada, Amerikan ordusunun İran’a ‘ağır bir yenilgi yaşattığını’ söyledi, ancak ‘büyük dalganın’ henüz gelmediğini belirtti. Trump, “Onlara ağır bir yenilgi yaşatıyoruz. İşlerin iyi gittiğini düşünüyorum. Bu muazzam bir güç. Dünyanın en güçlü ordusuna sahibiz ve onu kullanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Trump, İran’la olası bir çatışmanın nasıl sona ereceğine ilişkin çelişkili mesajlar verdi. ABD’nin ilk saldırıları sırasında İranlı liderlere ya teslim olmaları ya da kesin ölümle karşı karşıya kalmaları çağrısında bulundu. Truth Social platformunda yayımladığı bir videoda, ABD’nin hedeflerine ulaşıncaya kadar bombardımanı sürdüreceğini söyledi. New York Times’a verdiği demeçte ise İran’a yönelik saldırıların ‘4 ya da 5 hafta’ sürebileceğini ifade etti; oysa daha önce bunun birkaç gün içinde sona erebileceğini belirtmişti. Trump ayrıca İranlı generallere ya yetkiyi halka devretmeleri ya da Nicolas Maduro’nun devrilmesinin ardından yeni yönetimin ABD taleplerine uyum sağladığını söylediği Venezuela’ya benzer bir modeli benimsemeleri çağrısında bulundu.

dfevf
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dün Washington’da düzenlediği basın toplantısında konuşuyor. (AFP)

The Atlantic dergisine konuşan Trump, İranlı liderlerin görüşmek istediğini ve kendisinin de onlarla konuşacağını söyleyerek diplomasiye dönüş ihtimalini gündeme getirdi. Ancak İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani X platformunda yaptığı açıklamada, “ABD ile müzakere etmeyeceğiz” diyerek bu kapıyı kapattı. Bunun ardından Trump, İran liderlerinin önünde üç seçenek bulunduğunu söyledi ancak bu seçenekleri açıklamadı. Yalnızca, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından ülkeyi yönetebilecek üç muhtemel aday bulunduğunu belirtti. Daha sonraki açıklamalarında ise saldırının son derece başarılı olduğunu, düşünülen adayların çoğunun öldüğünü ve ikinci ile üçüncü adaylar dahil hepsinin hayatını kaybettiğini ifade etti.

Trump, pazar akşamı yayımladığı video mesajda, “Askeri operasyonlar tüm gücüyle sürüyor ve tüm hedeflerimize ulaşıncaya kadar devam edecek” dedi. Ancak bu hedeflerin ne olduğu hâlâ netlik kazanmadı. İlk saldırıları duyururken İran’ın nükleer ve füze programlarının oluşturduğu tehdide işaret eden Trump, aynı zamanda 1979’daki İran İslam Devrimi’nden bu yana süregelen çeşitli şikâyetleri de sıralamış ve İran halkını yönetimde ‘kontrolü ele almaya’ çağırmıştı. Şu ana kadar bu yönde bir ayaklanma işareti görülmedi.

ABD müdahalesinin gerekçeleri ve Washington’un İran’a ilişkin daha geniş hedefleri konusundaki çelişkili açıklamalar gölgesinde, analistler ABD’nin amaçlarını net biçimde tanımlaması gerektiğine işaret ediyor. Washington Post’ta yayımlanan makalesinde David Ignatius, savaşları başlatmanın çoğu zaman bitirmekten daha kolay olduğunu, özellikle de hedefin açık bir askerî amaç yerine rejim değişikliği olması durumunda bunun daha da zorlaştığını belirtti. Ignatius, bir başkanın savaş ilan ettiğinde onu başarıyla sonuçlandırmakla yükümlü hale geldiğini vurguladı. Thomas Friedman ise New York Times’taki yazısında İran’ın coğrafi bir bütünlük olarak parçalanması gibi öngörülmeyen risklere dikkat çekti. Friedman, savaşın ne zaman sona ereceğinin petrol piyasalarındaki gelişmeler, finansal piyasaların seyri ve Avrupa ekonomilerinin bundan nasıl etkileneceği gibi unsurlara bağlı olarak şekilleneceğini ifade etti.

‘Sınırlı saldırılar’

Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton gibi uzmanlar, Trump’ın İran’ı işgal etmeden zayıflatmayı hedefleyen ‘sınırlı saldırılar’ stratejisine güvendiğini ve rejimi iç baskı altında tutarak zamanla çökmesini amaçladığını değerlendiriyor. Bolton, savaşın haftalardan aylara uzayabileceği uyarısında bulundu. Atlantic Council araştırmacısı Jonathan Panikoff ise saldırıların rejimi kısa sürede devirmemesi halinde ‘tırmanma sarmalı’ riski doğabileceğini belirtti. Panikoff, Trump’ın kara gücü kullanmadan rejimin çöküşüne oynadığını, bunun ise ‘hesaplanmamış bir kaosa’ yol açabileceğini ifade etti. ABD saldırılarının ‘Pandora’nın kutusunu’ plansız biçimde açtığını savunan Panikoff, Trump’ın İsrail’i fazla dinlediğini ve İran’ın kontrolsüz biçimde sert karşılık vermesi durumunda geri dönüşün mümkün olmayabileceğini kaydetti.



Tahran'ın BM Büyükelçisi: Amerika'nın görüşmeler sırasında İran'a saldırma kararı "tamamen aptalca"

İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Ali Bahreyni, dün İsviçre'nin Cenevre kentinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)
İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Ali Bahreyni, dün İsviçre'nin Cenevre kentinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)
TT

Tahran'ın BM Büyükelçisi: Amerika'nın görüşmeler sırasında İran'a saldırma kararı "tamamen aptalca"

İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Ali Bahreyni, dün İsviçre'nin Cenevre kentinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)
İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Ali Bahreyni, dün İsviçre'nin Cenevre kentinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)

İran'ın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi dün yaptığı açıklamada, ABD'nin müzakereler devam ederken İran'a saldırma kararının "tamamen aptalca" olduğunu ve diplomatik çabalarını baltalayarak Körfez ülkelerine ihanet ettiğini söyledi.

İran'ın Cenevre'deki BM Büyükelçisi Ali Bahreyni, Tahran'ın komşularıyla hiçbir sorunu olmadığını, ancak ABD'nin Körfez'deki üslerini İran'a yönelik saldırılar için fırlatma rampası olarak kullanmasını reddettiğini vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Bahreyni Birleşmiş Milletler'de gazetecilere, "Savaş bizim tercihimiz değil, İran'a dayatıldı" dedi.

“Hiç kimse İran’ın saldırganlık karşısında itidal göstermesini beklememeli,” diyen yetkili, “Bu saldırganlık sona erene kadar savunmamıza devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

26 Şubat’ta Washington ve Tahran, İran’ın nükleer programı konusunda Cenevre’de dolaylı görüşmeler gerçekleştirdi ve Ummanlı arabulucular “önemli ilerleme” kaydedildiğini bildirdi.

Görüşmelerin bir kısmına katılan yetkili, "herkesin iyimser olduğunu" ve Amerikan ekibinin bu hafta Viyana'da "müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını" söyledi.

Ancak, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ı diplomatik süreci terk etmeye ve cumartesi günü İran'a hava saldırıları düzenlemeye ikna ettiğini belirtti.

Sözlerine şöyle devam etti: "Bu tamamen aptalca bir karardı. Gelecekte bu kararın ne kadar aptalca olduğunu anlayacaklar. Ve ikisi de bunu anlayacak çünkü bu savaşın gidişatını ve kaderini kesin olarak belirleyecek olan İran'dır."

Bahreyni, “Tüm komşularımız, özellikle de Umman, diplomatik bir çözüm için çalışıyorlardı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ihaneti nedeniyle hayal kırıklığına uğradılar” dedi.

Sözlerine şöyle devam etti: “Amerika Birleşik Devletleri herkese ihanet etti.”

Bu bölgesel bir savaş değil

Tahran, bölgedeki Amerikan üslerine ev sahipliği yapan ülkelere saldırılar düzenlerken, Bahreyni şunları söyledi: “Yaptıklarımızın misilleme olarak nitelendirilmesini kabul edemem. Yaptığımız şey öz savunmadır.”

Büyükelçi, İran'ın sorununun komşularıyla olmadığını vurgulayarak, Körfez ülkelerini dost olarak nitelendirdi.

"Komşularımızla günlük diyalog halindeyiz ve bu savaşın komşularımıza karşı bir savaş olmadığını iletiyoruz" diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Bu bölgesel bir savaş değil."

İran'ın operasyonlarının "sadece" Amerikan askeri hedeflerine yönelik olduğunu vurgulayan Bahreyni, "askeri güçlerimize sivillere zarar vermemeleri yönünde çok açık emirler verildiğini" söyledi.

Trump dün İranlıların "müzakere etmek istediğini" söylerken, Bahreyni ise Washington'a herhangi bir girişimde bulunulmadığını vurgulayarak, "Savaş başladığından beri bizim tarafımızdan hiçbir temas olmadı" ifadesini kullandı.


ABD'den Afrika ülkesine yaptırım: Askerleri derhal çekin

Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)
Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)
TT

ABD'den Afrika ülkesine yaptırım: Askerleri derhal çekin

Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)
Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)

ABD, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) etkili olan M23 milislerini destekledikleri için Ruanda ordusu ve üst düzey 4 komutanı hakkında yaptırım açıkladı. 

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi, KDC'nin doğusundaki en büyük iki kent olan Goma ve Bukavu'yu geçen yılın başlarında ele geçiren M23'ün, Ruanda yönetiminin etkin desteği olmaksızın bu ilerlemeleri kaydedemeyeceğini bildirdi. 

Genelkurmay Başkanı Vincent Nyakarundi'nin de aralarında olduğu 4 komutana bu sebeple yaptırım uygulanacağı pazartesi günü duyuruldu. 

Bir açıklama yapan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent her iki tarafın Washington Mutabakatı'na uyması için ellerindeki tüm araçları kullanacaklarını söyleyip ekledi:

Ruanda askerleri, silahları ve ekipmanının derhal geri çekilmesini bekliyoruz.

Ruanda hükümet sözcüsü Yolande Makolo, yaptırımları adil bulmadıklarını belirtirken barış anlaşmasını kendilerinin değil KDC'nin bozduğunu savundu. 

Ruanda ve KDC arasında yıllardır süren savaşta, geçen sene haziranda ABD arabuluculuğunda ateşkese varılmıştı. 

Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame ve KDC Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, ABD Başkanı Donald Trump'ın davetiyle Aralık 2025'te Washington'da bir araya gelerek barış anlaşması imzalamıştı.

Ancak Washington Mutabakatı da öncekiler gibi kağıt üstünde kalmıştı. Anlaşmadan kısa süre sonra M23, KDC'ye tekrar saldırmış, Beyaz Saray da anlaşmayı bozduğu gerekçesiyle Kagame yönetimini eleştirerek yaptırım tehdidi savurmuştu.

Wall Street Journal, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı'nın bu gelişmelerin ardından M23 ve Ruanda yönetiminden üst düzey isimleri kapsayan bir yaptırım paketi hazırladığını bildirmişti.

Ruanda liderinin ocak ayı sonlarında Lindsey Graham'ı arayarak yaptırımları engellemesini istediği ve Cumhuriyetçi Senatör'ün Kagame'nin talebini Beyaz Saray'a kabul ettirdiği öne sürülmüştü.

Graham'ın ofisinden yapılan açıklamada, senatörün böyle bir talepte bulunmadığı savunulmuştu.

ABD ve Birleşmiş Milletler, Ruanda yönetimini Kagame'nin kabilesi Tutsilerden savaşçıların ağırlıkta olduğu M23'ü fonlayıp silahlandırmakla suçluyor. Kagame ise bu iddiaları defalarca yalanlamıştı.

M23 milislerinin etkili olduğu doğu kesimlerde 10 milyon kişinin, gıdaya erişimde ciddi güçlük çektiği tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler, haziran sonuna doğru KDC'nin doğusundaki açlığın üç milyon kişinin yaşamını tehdit edecek kadar artabileceği uyarısını yapıyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, AP


ABD, İran saldırılarında yasaklı yapay zeka programını kullanmış

İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında 800'e yakın kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu (Reuters)
İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında 800'e yakın kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu (Reuters)
TT

ABD, İran saldırılarında yasaklı yapay zeka programını kullanmış

İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında 800'e yakın kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu (Reuters)
İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında 800'e yakın kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu (Reuters)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yapay zeka firması Anthropic'le sözleşmesini sonlandırmasına rağmen şirketin Claude modelini İran'a yönelik saldırılarda kullanmış.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan ABD'li yetkililer, Ortadoğu'daki ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), İran'a saldırıları koordine ederken Anthropic'in Claude modelini kullandığını savunuyor. CENTCOM ise saldırıda hangi sistemlerin kullanıldığı hakkında detay paylaşmayı reddediyor.

CENTCOM, yapay zeka destekli programı istihbarat değerlendirmeleri, hedef belirleme ve muhtemel savaş senaryolarıyla ilgili simülasyonlar hazırlamak için kullanıyor.

Yetkililer, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in cumartesi günü öldürüldüğü ABD-İsrail operasyonunda da Claude'un bu amaçlarla kullanıldığını söylüyor.

Başkan Donald Trump, Truth Social'dan cuma günü yaptığı açıklamada Anthropic'in federal kurumlara sağladığı hizmetlerin durdurulması talimatını vermişti.

OpenAI'ın eski çalışanları tarafından 2021'de kurulan Anthropic'le Pentagon arasında son dönemde anlaşmazlık yaşanıyordu. Pentagon, firmanın yapay zeka sistemlerini hukuki çerçeve dahilinde çok daha geniş kapsamda kullanmak istiyordu. Ancak şirket, kitlesel gözetim teknolojileri ve otonom silahlar gibi alanlarda kısıtlamalar uyguluyordu.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 24 Şubat'ta Anthropic'e ültimatom vererek, firmanın yapay zeka hizmetlerini istedikleri gibi kullanmalarına müsaade edilmemesi halinde 27 Şubat'ta anlaşmalarının sonlanacağını söylemişti.

Anthropic'in CEO'su Dario Amodei ise Pentagon'un taleplerini "vicdanen kabul edemeyeceklerini" perşembe günü belirtmişti.

Pentagon, Anthropic'le 200 milyon dolarlık sözleşmesini sonlandırdıktan sonra aynı gün OpenAI'yla anlaşma sağlandığı duyurulmuştu.

ChatGPT'nin yaratıcısı OpenAI'ın kurucu ortaklarından Greg Brockman ve eşi Anna Brockman, geçen yıl Trump'ın seçim kampanyasına 25 milyon dolar bağış yapmıştı. 

WSJ ve Axios'un haberine göre Anthropic'in Claude yazılımı, ocak ayında Venezuela'ya düzenlenen askeri harekatta da kullanılmıştı. Operasyonda başkent Karakas bombalanmış, Latin Amerika ülkesinin lideri Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores de ülkeden kaçırılmıştı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios, Times of Israel