Türkiye: Amerika, İsrail ve İran arasındaki tırmanan çatışma, bölge için en tehlikeli senaryodur

Erdoğan istikrarı yeniden tesis etme konusundaki kararlılığını teyit etti... Fidan, gelişmeleri Barak ile görüştü

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye: Amerika, İsrail ve İran arasındaki tırmanan çatışma, bölge için en tehlikeli senaryodur

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte, Türkiye'nin bölgeye istikrarı yeniden kazandırmak için çabalarına devam edeceğini teyit etti (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye, ABD, İsrail ve İran arasında tırmanan çatışmanın tehlikelerine ve bunun bölgesel istikrara etkisine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin daha fazla kan dökülmeden bölgeyi bu kargaşadan kurtarmak için elinden gelenin en iyisini yaptığını belirtti.

Erdoğan, bugün Ankara'da düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye'nin barışçıl diplomasi yoluyla diyalog ve müzakereler aracılığıyla sorunlara adil ve eşitlikçi çözümler bulmak için yoğun çaba sarf ettiğini belirtti.

Türkiye'nin bölgede "barış, huzur ve istikrarı teşvik etme" çabalarında kararlı olduğunu teyit etti.

Türk-Amerikan görüşmeleri ve uyarılar

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile üç taraf arasında çatışmadaki gelişmeleri ve bölge üzerindeki etkilerini görüştü.

Dışişleri Bakanlığı merkezinde bugün Barak ile yapılan görüşmenin arifesinde Fidan, son gelişmelerin bölgenin geleceğini ve küresel istikrarı tehdit edebileceğini belirterek, ABD ve İsrail'in İran'ı hedef alan saldırılarının başlangıçta bölgedeki İran yanlısı güçler arasında önemli bir hareketliliğe yol açmadığını, ancak Hizbullah'ta bazı hareketlenmeler yaşandığını kaydetti.

Fidan, bugün Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı- X)Fidan, bugün Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı- X)

Sözlerine şöyle devam etti: "Şu anda İran halkı içinde rejim değişikliğine yol açacak bir huzursuzluk dalgası görünmüyor, ancak mevcut koşullar altında en tehlikeli senaryo, çatışmanın tırmanması ve İran da dahil olmak üzere tüm bölgeye yayılan bir istikrarsızlık ortamı yaratmasıdır."

Ankara'da Türk medya temsilcileriyle pazartesi akşamı yaptığı iftar yemeğinde konuşan Fidan, İran ve Ortadoğu'da istikrarın korunmasının kritik önemini vurguladı. Türkiye'nin gerilimi azaltmak ve barışı yeniden tesis etmek için yoğun çabalar sarf ettiğini ve bu çabaların savaşın patlak vermesini geciktirmeye katkıda bulunduğunu belirten Fidan, İran ve ABD arasındaki müzakerelerin sonuç vereceğini umduğunu ifade etti.

Ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun amacının İran'da rejim değişikliği olduğunu ve İsrail ile ABD'nin İran'ı gelecekteki bir tehdit olmaktan çıkarmak için çalıştığını belirtti.

İran'a Uyarılar

İran'ın ise Körfez ülkelerindeki enerji hedeflerini bombalayarak "ağır bedel ödetmeye" çalıştığını, ancak ABD'ye savaşı durdurması için baskı yapılması yönündeki beklentisini karşılamadığını belirtti.

Şöyle devam etti: "İran'ın kaç füzesi kaldığını bilmiyorum, ancak İran füzelerini ve insansız hava araçlarını ciddi şekilde kullanırsa, İsrail'e önemli ölçüde zarar verebilir."

Fidan, İran'ın Arap ülkelerindeki ABD üslerini doğrudan hedef almasının, durumun daha geniş bir bölgesel güvenlik krizine dönüşme olasılığını artırdığı konusunda uyardı. Hürmüz Boğazı da bir diğer sorun; çünkü kapanması küresel finans ve enerji piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açabilir ve potansiyel olarak Amerika Birleşik Devletleri'ni hızlı bir şekilde harekete geçmeye zorlayabilir.

Körfez ülkelerinin İran'a misilleme yapma olasılığına ilişkin olarak Fidan, “İran resmi olarak hiçbir şey açıklamadı, ancak bölgesel ülkelerin saldırılarına karşılık verdiği yönünde bazı iddialar var ve biz de bu iddiaları duyuyoruz. Bu doğru olabilir” dedi.

İran'ın Amerikan ve İsrail saldırılarına misilleme olarak Türkiye'deki üsleri hedef alma olasılığına ilişkin olarak ise Fidan, İran meselesinden bağımsız olarak Türkiye'nin her zaman kendini koruduğunu ve bunu yapacak irade ve kapasiteye sahip olduğunu söyledi.

Fidan ayrıca İran'ın Kıbrıs'ı hedef alma olasılığını da dışlayarak, "Şu anda Kuzey Kıbrıs için önemli bir tehdit olduğuna inanmıyorum ve güneydeki tehdidin de sınırlı, gerçekten çok sınırlı olduğuna inanıyorum. Sivil altyapıya önemli bir zarar gelmeyebilir" dedi.

Fidan, Türkiye'nin temel talebinin açık olduğunu belirtti: Saldırıların derhal durdurulması ve diplomatik diyaloğun yeniden başlaması.

Potansiyel etkiler

İran'daki savaşın Gazze üzerindeki potansiyel etkilerine ilişkin olarak, Gazze'nin "ciddi" şekilde etkileneceğini belirten Fidan, İsrail'in Gazze'ye giriş ve çıkışı durdurduğunu da ifade etti.

Fidan, Suudi Arabistan, Mısır, Katar ve Ürdün'ün Gazze sorunu konusunda Türkiye ile birlikte çalıştığını ve Mısır hariç bu ülkelerin şu anda başka acil sorunları olduğunu ve gündemlerinin kaçınılmaz olarak değiştiğini belirtti.

Türk vatandaşları bugün Türkiye'nin doğusundaki Van ilinde bulunan İran sınırındaki Kapıköy sınır kapısından geçerek ülkelerine geri döndüler (Reuters)Türk vatandaşları bugün Türkiye'nin doğusundaki Van ilinde bulunan İran sınırındaki Kapıköy sınır kapısından geçerek ülkelerine geri döndüler (Reuters)

İran'dan Türkiye'ye olası bir göç dalgasıyla ilgili olarak Fidan, ülkesinin gerekli kaynaklara ve planlara sahip olduğunu belirtti. Ayrıca, İran'ın şu anda vatandaşlarının sınırdan geçmesine izin vermediğini ve bu nedenle İran'dan Türkiye'ye şu anda herhangi bir göç akışı olmadığını kaydetti.

İran'da şu anda çifte vatandaşlar da dahil olmak üzere yaklaşık 20 bin Türk'ün yaşadığını ve hem Türk vatandaşlarının hem de diğer ülkelerin vatandaşlarının Türkiye'nin İran ile olan üç sınır kapısından herhangi bir engel olmadan Türkiye'ye geçebildiğini belirtti.

Ahmet Davutoğlu (X hesabından)Ahmet Davutoğlu (X hesabından)

Bu bağlamda, eski Başbakan ve muhalefetteki Gelecek Partisi'nin mevcut lideri Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin hiçbir koşulda İran'daki mevcut savaşa karışmaması ve topraklarının, üslerinin ve hava sahasının İran'a karşı kullanılmasına izin vermemesi gerektiğini vurguladı.

Davutoğlu yaptığı açıklamalarda, bölgeyi gerçekten istikrarsızlaştıracak senaryonun İran ile Körfez ülkeleri arasında bir çatışma olduğunu belirterek, İran ile Suudi Arabistan arasında olası bir gerilim artışının vahim sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Davutoğlu, Türkiye'nin bunun olmasını önlemek için etkili diplomasi yürütmesi gerektiğini vurguladı ve gerekirse, iki tarafın da müzakere masasına davet edilmesi gerektiğini ifade etti.



8 yıl sonra bir ilk: Kuzey Kore ekibi, yarı final için Güney Kore'de

27 oyuncu ve 12 personelden oluşan Naegohyang heyeti, Seul yakınlarındaki Incheon Havalimanı'na indi (Reuters)
27 oyuncu ve 12 personelden oluşan Naegohyang heyeti, Seul yakınlarındaki Incheon Havalimanı'na indi (Reuters)
TT

8 yıl sonra bir ilk: Kuzey Kore ekibi, yarı final için Güney Kore'de

27 oyuncu ve 12 personelden oluşan Naegohyang heyeti, Seul yakınlarındaki Incheon Havalimanı'na indi (Reuters)
27 oyuncu ve 12 personelden oluşan Naegohyang heyeti, Seul yakınlarındaki Incheon Havalimanı'na indi (Reuters)

Kuzey Kore kadın futbol liginde oynayan Naegohyang'ın heyeti bugün Güney Kore'ye ulaştı.

Kore Yarımadası'nın kuzeyinden güneyine 8 yılın ardından ilk kez bir sporcu kafilesi gitti. 

Çarşamba akşamı Asya Şampiyonlar Ligi yarı finali müsabakasında Naegohyang'ın rakibi Suwon olacak. 

New York Times (NYT) kağıt üstünde hâlâ savaşan iki ülke arasındaki bu hareketliliği üç soruyla inceledi. 

Naegohyang, Güney Kore'ye neden gitti?

Korecede "memleketim" anlamına gelen futbol kulübü, faaliyetlerini Pyongyang'da sürdürüyor. 

Naegohyang adlı bir tüketim ürünleri şirketinin sponsorluğunu arkasına alan takım, kadınların yarıştığı Asya Şampiyonlar Ligi'nde yer alan ilk Kuzey Kore kulübü. 

Yarı final maçı için Güney Kore'ye giden Naegohyang heyeti, kazanmaları halinde cumartesi günü yine Suwon kentinde final maçına çıkacak. 

Diğer yarı final mücadelesinde Avustralya'nın Melbourne City kulübüyle Japonya'nın Tokyo Verdy Beleza takımı karşılaşacak. 

Naegohyang'un kadrosunda pek çok milli oyuncu var. 

Kuzey Kore ulusal takımları, son yıllarda 20 yaş altı ve 17 yaş altı kategorilerinde şampiyon olarak dikkat çekti. 

Ülkenin lideri Kim Jong-un da onları çok seviyor. Aralık ayında 17 yaş altı takımı, Dünya Kupası zaferinin ardından Kuzey Kore liderinin yanına gittiğinde federasyon yöneticilerinden Kim Jong-sik, "Yoldaş genel sekreterin sevgisi ve güveninin verdiği güçle, kadın futbol takımımız dünyayı salladı ve müthiş bir efsane yarattı" demişti. 

Bu olayın siyasi önemi var mı?

"Düşman kardeşler" diye de bilinen iki Kore ülkesi, sporu diplomasinin sürdürülmesi için zaman zaman araç olarak kullanmaya çalışıyor. 

Ancak Olimpiyatlarda ortak takım kurmaya varan bu girişimler uzun ömürlü olmuyor.

Naegohyang, Güney Kore'de nasıl karşılandı?

İki ülke arasında doğrudan uçuş yasağı olduğu için Naegohyang heyeti, Çin aktarmasıyla Güney Kore'ye gitti. 

Pyongyang karşıtı aktivistlerin eylemlerine karşı Güney Kore sporcuların güvenliğini sağlıyor. 

Normalde kadın futboluna çok fazla ilgi olmayan ülkedeki sansasyonel yarı final maçının biletleri hızla tükendi. 

Güney Kore'deki bazı örgütler, Kuzey Korelilerin de tezahürattan mahrum kalmaması için ekipler kurdu.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters


Venezuela'da Maduro sonrası dönem: Sanki bir illüzyonun içindeyiz

Birleşik Krallık merkezli gazete, baskının ardından Maduro'nun resimlerinin duvarlara çizildiğini, portrelerininse bazı devlet dairelerinden çıkarıldığını bildiriyor (AFP)
Birleşik Krallık merkezli gazete, baskının ardından Maduro'nun resimlerinin duvarlara çizildiğini, portrelerininse bazı devlet dairelerinden çıkarıldığını bildiriyor (AFP)
TT

Venezuela'da Maduro sonrası dönem: Sanki bir illüzyonun içindeyiz

Birleşik Krallık merkezli gazete, baskının ardından Maduro'nun resimlerinin duvarlara çizildiğini, portrelerininse bazı devlet dairelerinden çıkarıldığını bildiriyor (AFP)
Birleşik Krallık merkezli gazete, baskının ardından Maduro'nun resimlerinin duvarlara çizildiğini, portrelerininse bazı devlet dairelerinden çıkarıldığını bildiriyor (AFP)

Venezuela, 3 Ocak'taki gece baskınından beri ülkenin başında Nicolás Maduro olmadan yaşıyor. 

Guardian, devlet başkanı ve eşi Cilia Flores'in ABD ordusu tarafından kaçırıldığı gün ve sonrasındaki 4 buçuk ayda yaşadıklarını Venezuelalılara sordu. 

Bazıları rejim değişikliği ihtimalinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ülkede yeniden şiddet ortamının oluşmasından ve demokrasi vaatlerinin yerine getirilmemesinden korkanlar da var. 

Önemli bir kısmı da hayat pahalılığının sürmesinden ve ülkenin kaynaklarının Venezuela halkındansa yabancılara yaramasından şikayet etti. 

Baskın gecesini anlatan Ángel Linares, patlama seslerini duyunca komşularının yeni yılı havai fişeklerle kutladığını sanmış. Sonrasında camlar patlamış, duvarlar sarsılmış ve evi yıkılmış. 1967 depremini hatırlayan 85 yaşındaki annesi Jesucita, ülkenin kuzeyinin yerle bir olduğunu düşünmüş. 

Komşuları Elizabeth Herrera ise eşinin kendisine "Darbe mi oldu? Trump Baba'nın istilaya kalkıştığını sanmam" dediğini aktarıyor.

Bölgedeki iki yaşlı komşunun öldüğünü belirten Herrera, otizmli oğlunun "Anne, kötü olanlar bizler miyiz? Venezuelalılar mı kötü? Bizi öldürecekler mi?" diye kendisine sorduğunu da sözlerine ekliyor. 

Baskın başkent Karakas'ın çevresini sarstı. 

Hemen sonrasında 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçen Venezuela Devlet Başkanı Yardımcısı Delcy Rodriguez'in hamleleri merakla izleniyor.

Bu süreçte yüzlerce siyasi mahkum özgürlüğüne kavuştu.

Muhalefetin önemli bir kısmının Maduro sonrasında Venezuela'nın başına geçmesini beklediği Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado'nun bu emeline ulaşamaması, destekçilerinde hayal kırıklığı yarattı. Ancak çoğu gelecekten umutlu.

Şubatta serbest bırakılan siyasi mahkumlardan Jesús Armas, "Her şey çok kafa karıştırıcı. Bazen bir illüzyonun içindeymişiz gibi geliyor. Demokrasinin Venezuela'ya birkaç ay içinde geleceğini biliyorum" diyor.

İnsan hakları aktivisti Jeisi Blanco da muhaliflere işaret ederek "İnsanlar korkularını yitirdi" ifadesini kullanıyor.

Herrera ise umudunu yitirmeye başlayanlar arasında:

Haberlerde ne kadar petrol ve altın aldıklarından bahsediyorlar ama durumumuz hiç değişmedi. Trump buraya gelirse ondan Venezuela'nın doğal kaynaklarını değil, Venezuelalıları düşünmesini isteyeceğim.

Karakas yönetimi bir yandan Trump yönetimiyle anlaşmaya çalışırken diğer yandan Maduro'dan da vazgeçmediği mesajını veriyor.

Geçen hafta Maduro'nun Anneler Günü mesajı yayımlandı.

Maduro ve eşi Cilia Flores, ülkenin birlik ve beraberliğini korumadaki kritik rolleri nedeniyle Venezuelalı annelere teşekkür etti.

Independent Türkçe, Guardian, TeleSUR


İran, Çin şirketinin gemisine el koyarak Pekin'e mesaj mı verdi?

Hürmüz Boğazı, İran Savaşı'nın en kilit meselelerinden biri haline geldi (Reuters)
Hürmüz Boğazı, İran Savaşı'nın en kilit meselelerinden biri haline geldi (Reuters)
TT

İran, Çin şirketinin gemisine el koyarak Pekin'e mesaj mı verdi?

Hürmüz Boğazı, İran Savaşı'nın en kilit meselelerinden biri haline geldi (Reuters)
Hürmüz Boğazı, İran Savaşı'nın en kilit meselelerinden biri haline geldi (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) açıklarında demirli, Honduras bandıralı bir geminin perşembe günü İran güçleri tarafından götürülmesi halihazırda dikkat çeken bir olayken, bu geminin Çinlilere ait olması haberin değerini büyüttü. 

Tahran'ın, 28 Şubat'ta başlayan savaşın ardından kendisine en yakın duran yönetimlerden Pekin'i kızdırabilecek bir adım atması şaşkınlığa neden oldu. 

Hong Kong merkezli özel güvenlik şirketi Sinoguards'a ait Hui Chuan'a el konması, İran'ın kendisinden başka hiçbir aktöre Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri silahlarla koruma izni vermeyeceği yorumlarına yol açtı. 

"İran, Çin'in güvenlik gemisini zapt ederek arkadaşlarını bir yere kadar kayırabileceğini gösterdi" başlıklı bir haber yayımlayan Wall Street Journal (WSJ), ABD ve İsrail'in İran'a savaş açmasının ardından ilk kez bir özel güvenlik şirketi gemisine el konduğunu öne sürüyor. 

Amerikan gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin lideri Şi Cinping'le Pekin'de görüştüğü gün böyle bir hamlede bulunulmasına dikkat çekiyor. 

Trump'ın isteklerini Tahran'a kabul ettirmek için Pekin'e baskı yaptığı hatırlatılıyor. 

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'un Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programı Direktörü Sanam Vakil, İran'ın Çin'e ticari gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesi için izin verdiğini hatırlatıyor. 

Vakil, Hui Chuan'a el koyan İran için "Hürmüz'ün kontrolünün kimde olduğunu Çin'e hatırlattılar ve kendi güvenliklerini sağlamayı akıllarından bile geçirmemeleri gerektiğini belirttiler" diyor. 

WSJ, Sinoguards'ın koruma gemilerinin adeta birer "yüzer cephane" gibi olduğunu bildiriyor. 

Kanada Askeri Koleji'nde ders veren Christopher Spearin, savaş ortamında silahlarla yüklü bir yabancı gemiyi yakınlarda gören İran güçlerinin rahatsızlık duymuş olabileceğini işaret ediyor. 

Savunma uzmanı Timothy Heath'e göreyse Çin bu olayı büyük bir mesele gibi görmüyor. 

Beyaz Saray'a göre Trump ve Şi, Pekin'de yaptıkları görüşmelerde, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler için para istememesi gerektiği fikri üzerinde mutabık kaldı. 

ABD ve İsrail'in saldırılarının ardından Hürmüz'deki nüfuzunu artıran Tahran yönetimi, boğazdan geçişlerden ücret alınmasıyla ilgili yasa tasarısı hazırlıyor. 

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Alaaddin Burucerdi, 22 Mart'ta yaptığı açıklamada, ülkesinin Hürmüz Boğazı'ndan geçen bazı gemilerden 2 milyon dolar geçiş ücreti aldığını belirtmişti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de salı Tahran'da Norveç Dışişleri Bakan Yardımcısı Andreas Motzfeldt Kravik'le görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerle ilgili uluslararası hukuka uygun değişikliklere gideceklerini" söylemişti.

Başta Körfez ülkeleri olmak üzere İsrail, ABD ve Avrupa devletleri İran'ın yasa tasarısına tepki gösteriyor.

Independent Türkçe, WSJ, Tesnim