Çin neden İran'ın savaşına uzak duruyor?

Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)
Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Çin neden İran'ın savaşına uzak duruyor?

Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)
Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ardından Çin, ilk resmî açıklamasını yapmak için birkaç saat bekledi. Pekin yönetimi, “derin endişe” duyduğunu belirterek askerî operasyonların derhâl durdurulması ve yeniden diyaloğa dönülmesi çağrısında bulundu. Ertesi gün Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, saldırıları “kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve daha fazla müzakere çağrısını yineledi.

Amerikan haber ajansı Associated Press (AP), Çin’in krizdeki tutumunun dış politika yaklaşımını ortaya koyduğunu ve Pekin’in doğrudan müdahale edeceğine dair herhangi bir işaret bulunmadığı ve böyle bir beklentinin gerçekçi olmadığını yazdı.

AP, Çin’in son dönemdeki diğer çatışmalarda da benzer bir tutum izlediğine dikkat çekerek, güç kullanımını kınarken uzun vadeli çıkarlarını gözeterek tarafsız kalmayı tercih ettiğini ifade etti. Bu çıkarlar arasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın nisan ayı başında gerçekleştirmesi beklenen Pekin ziyareti de yer alıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl 30 Ekim'de Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde (DPA) ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl 30 Ekim'de Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde (DPA)

Çin neden temkinli davranıyor?

Ajans, Çin ordusunun son yıllarda hızla büyüdüğü, İran’la askerî tatbikatlar gerçekleştirdiği ve 2017’de Cibuti’de askerî üs kurduğunu belirtti.Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ancak Pekin’in önceliği, Tayvan’dan Güney Çin Denizi’ne kadar uzanan Asya’daki çıkarlarını korumak olmaya devam ediyor.

Uluslararası Kriz Grubu analisti William Yang, “Çin’in sınırları dışındaki bölgelerde askerî nüfuzunu genişletme konusunda isteksiz olduğunu ve Ortadoğu gibi istikrarsız bölgelerde güvenlik garantörü rolü üstlenmek istemediği” değerlendirmesinde bulundu.

Benzer şekilde Çin, Rusya ve Venezuela’ya diplomatik ve ekonomik destek sağlarken, Ukrayna veya Latin Amerika’da askerî bir askeri eylemden kaçındı.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Demokrasi Savunma Vakfı’ndan Çin uzmanı Craig Singleton, Pekin’in temkinli tavrının, küresel jeopolitikteki etki sınırlarını gösterdiğini ifade etti.

Singleton şöyle devam etti: “Pekin’in tepkisi beklendiği gibi ölçülü oldu. Bu durum, askerî güç devreye girdiğinde Çin’in olayları etkileme kapasitesinin sınırlı olduğunu gösteriyor. Pekin endişesini dile getirebilir, ancak ABD-İsrail askerî eylemini caydırma ya da etkili biçimde yönlendirme gücüne sahip değildir.”

ABD ile ilişkiler İran’dan daha önceliklidir

Analistler, Çin’in İran’a yönelik hava saldırılarından duyduğu rahatsızlığın ABD ile ilişkileri veya Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi arasında yaklaşık bir ay sonra Pekin'de yapılması planlanan görüşmesini ciddi biçimde etkilemesinin beklenmediğini belirtiyor.

Çinli liderler için, ticaret ve ekonomiden Tayvan'a kadar birçok alanda ABD ile olan ilişki, İran ile olan ilişkiden çok daha büyük önem taşıyor.

Asya Grubu araştırmacısı George Chen, Pekin’in İran konusunda Washington’la sözlü bir polemiğe girebileceğini ancak Trump’la yeni bir çatışma yaratmanın maliyetinin daha ağır basacağını söyledi. Chen, “ABD-Çin ilişkileri zaten Trump ve Şi için yeterince karmaşık. İran’ı bu dosyaya eklemek iki tarafın da isteyeceği bir durum değil” dedi. Bununla birlikte, Pekin’in Trump’ın ziyaretini erteleyebilme ihtimalinin bulunduğuna dikkat çekti.

Enerji kaygıları İran petrolüyle sınırlı değil

Çin, İran’dan en fazla petrol ithal eden ülke konumunda, ancak Pekin yönetimi enerji güvenliğine büyük önem veriyor ve alternatif kaynaklar geliştirmiş durumda. Asıl endişe, fiyat artışı ve Ortadoğu genelindeki petrol ve doğal gaz arzına erişimin riske girmesi ihtimali olarak gösteriliyor.

Veri ve analiz firması Kpler'e göre Çin, geçen yıl İran'dan günde yaklaşık 1,4 milyon varil petrol ithal etti; bu ise toplam deniz yoluyla petrol ithalatının yüzde 13'üne tekabül ediyor.

Şirket, hâlihazırda yolda bulunan sevkiyatların dört ila beş ay yetecek düzeyde olduğu tahmininde bulunuyor.

Kpler Kıdemli Analisti Muyu Şu, bunun Çin’deki bağımsız rafinerilere uyum sağlama ve alternatif tedarik aramak için fırsat vereceğini belirtti. Bu, indirimli Rus petrolünü başlıca seçenek olarak öne çıkarıyor.

Çin, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek ve bu alandaki yeteneklerini güçlendirmek için yıllardır çalışıyor.

Singleton ise “İran petrolünün kaybı kısa vadede sınırlı bir etki yaratır, hayati nitelikte değildir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma girişimleri ve Körfez ülkelerindeki sıvılaştırılmış doğal gaz tesislerine yönelik olası saldırıları daha büyük endişe kaynağıdır.

"Vantour" şirketinin sağladığı görüntülerde, saldırılardan önce Tahran'daki "İran Devrim Muhafızları" karargahı görülüyor (AP)"Vantour" şirketinin sağladığı görüntülerde, saldırılardan önce Tahran'daki "İran Devrim Muhafızları" karargahı (AP)

Çin neden İran’ı silahlandırmayabilir?

Analistler, Çin’in, ABD’ye karşı yürüttüğü mücadelede İran’a silah göndermesinin düşük ihtimal olduğunu değerlendiriyor.

Endonezya merkezli Ekonomik ve Hukuki Çalışmalar Merkezi araştırmacısı Muhammed Zülfikar Rahmet, olası askerî desteğin mevcut uzun vadeli savunma anlaşmalarıyla sınırlı kalacağını ve doğrudan sahada hızlı bir destek anlamına gelmeyeceğini ifade etti. Rahmet, Pekin’in ABD ve müttefikleriyle doğrudan çatışmadan kaçınma eğiliminde olduğunu vurguladı.

Çin, ABD'nin Ukrayna'ya silah tedarik etmesini eleştirerek, bunun çatışmaları uzattığını ifade etmişti.

Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacı James Dorsey, İran’ın füze programının Çin teknolojisine dayandığını ancak Pekin’in İran ordusuna yeni füze satışında temkinli davranabileceğini belirtti. Dorsey, “Çin’in istediği, bu durumun sona ermesidir” ifadelerini kullandı.



İsrail ordusu, savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık 300 İran füze fırlatma sistemini etkisiz hale getirdiğini açıkladı

İran'ın başkenti Tahran'a düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen duman bulutu, 3 Mart 2026 (AFP)
İran'ın başkenti Tahran'a düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen duman bulutu, 3 Mart 2026 (AFP)
TT

İsrail ordusu, savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık 300 İran füze fırlatma sistemini etkisiz hale getirdiğini açıkladı

İran'ın başkenti Tahran'a düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen duman bulutu, 3 Mart 2026 (AFP)
İran'ın başkenti Tahran'a düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen duman bulutu, 3 Mart 2026 (AFP)

İsrail ordusu yaptığı açıklamada, 28 Şubat'ta ABD ile başlatılan ortak saldırıdan bu yana İran'da yaklaşık 300 füze fırlatma rampasının etkisiz hale getirildiğini duyurdu.

Ordu dün yaptığı açıklamada, "Aslanın Kükremesi Operasyonu'nun başlangıcından beri, Hava Kuvvetleri, İsrail'e yönelik fırlatmaları azaltmak amacıyla füze rampalarını ve füze depolarını hedef alan bin 600'den fazla sorti ve sistematik, aralıksız çabalar sonucunda yaklaşık 300 füze rampasını hizmet dışı bırakmayı başardı" ifadelerini kullandı.

ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü hava savaşı dün tırmandı ve sonu görünmüyor. ABD Başkanı Donald Trump ise Tahran'ın görüşmek istediğini ancak çok geç olduğunu söyledi.

İsrail ordusu, İran'daki çeşitli noktalara yönelik saldırılarını yoğunlaştırarak, Tahran'daki İran Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi binasını hedef aldığını duyurdu.

Lübnan'da İsrail ordusu güneydeki stratejik noktalarda operasyonlar yürüttüğünü ve konuşlandığını duyururken, bir Lübnanlı yetkili Şarku’l Avsat’a İsrail güçlerinin sınırın bazı bölgelerinde ihlaller gerçekleştirdiğini söyledi.


Hamaney Meşhed şehrine defnedilecek

Tahran'ın merkezindeki Valiasr Meydanı'nda İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in resmi bulunan bir reklam panosu, 2 Mart 2026 (AFP)
Tahran'ın merkezindeki Valiasr Meydanı'nda İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in resmi bulunan bir reklam panosu, 2 Mart 2026 (AFP)
TT

Hamaney Meşhed şehrine defnedilecek

Tahran'ın merkezindeki Valiasr Meydanı'nda İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in resmi bulunan bir reklam panosu, 2 Mart 2026 (AFP)
Tahran'ın merkezindeki Valiasr Meydanı'nda İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in resmi bulunan bir reklam panosu, 2 Mart 2026 (AFP)

İran medyası dün, cumartesi günü ABD-İsrail'in İran'a düzenlediği saldırının başlangıcında konutuna düzenlenen hava saldırılarında öldürülen Yüksek Lider Ali Hamaney'in, kuzeydoğudaki Meşhed şehrinde defnedileceğini bildirdi.

Hamaney, 36 yıl boyunca İran'ı yönettikten sonra 86 yaşında hayatını kaybetti. İran'ın ikinci büyük şehri ve On İki İmam Şiiliği için kutsal bir şehir olan Meşhed doğumlu idi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Hamaney'in babası da bir din adamıydı ve daha önce türbenin yakınlarına gömülmüştü.

İran, ülkenin en yüksek politikaları üzerinde nihai yetkiye sahip olan Yüksek Lider'in suikastının ardından geçiş dönemine girdi. Yetkileri, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ve Anayasa Koruma Konseyi üyesi Alirıza Arafi'den oluşan bir geçiş konseyine devredildi.

Bu konsey, 1989'da ölümünden kısa bir süre sonra mevcut rejimin kurucusu Humeyni'nin yerine geçen Hameney'in meşru halefi seçilene kadar Yüksek Liderin görevlerini üstlenecektir.

Anayasaya göre 88 üyeli Uzmanlar Meclisi'nin İslam Cumhuriyeti için yeni bir Yüksek Lider seçmesi gerekiyor.

İslam Devrim Muhafızları'na bağlı Fars Haber Ajansı, seçim sürecine aşina bir yetkilinin, sürecin Hamaney'in cenazesinden sonraya ertelenebileceğini söylediğini belirtti.

İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Tesnim haber ajansına göre ABD ve İsrail dün Tahran'ın güneyindeki Kum şehrinde bulunan Uzmanlar Meclisi'ne ait bir binaya saldırı düzenledi.

Ajans ayrıca, Meclis'in Tahran'daki ana merkezinin de pazartesi günü hedef alındığını bildirdi.


İsrail, Lübnan'ın güneyindeki "tampon bölgeye" doğru ilerliyor

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit bölgesini hedef alan hava saldırılarından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit bölgesini hedef alan hava saldırılarından yükselen dumanlar (AFP)
TT

İsrail, Lübnan'ın güneyindeki "tampon bölgeye" doğru ilerliyor

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit bölgesini hedef alan hava saldırılarından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Kfar Tebnit bölgesini hedef alan hava saldırılarından yükselen dumanlar (AFP)

İsrail ordusu dün, Tel Aviv'in güney Lübnan'da uygulamaya koymayı hedeflediği "tampon bölgeye" doğru ilerlemeye başladı. İsrail, bu ilerlemenin bir işgal veya istila olmadığını, Celile'ye yönelik saldırı operasyonlarını önlemek için ön cephe savunmasını güçlendirmeyi amaçlayan "geçici bir ihtiyati tedbir" olduğunu belirtti.

Lübnan ordusu sınır bölgesinde birliklerini konuşlandırırken, Lübnan güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a İsrail güçlerinin güneydeki Kfar Kila, Yarun ve Qouzah'da üç noktadan ilerlediğini ancak buralarda herhangi bir askeri mevzilenme yapmadığını bildirdi.