Savaşın beşinci gününden İsrail, İran’ın güvenlik güçlerini ve liderliğini hedef alırken; Tahran bölge genelinde saldırılarını sürdürüyor

Savaşın beşinci gününden İsrail, İran’ın güvenlik güçlerini ve liderliğini hedef alırken; Tahran bölge genelinde saldırılarını sürdürüyor
TT

Savaşın beşinci gününden İsrail, İran’ın güvenlik güçlerini ve liderliğini hedef alırken; Tahran bölge genelinde saldırılarını sürdürüyor

Savaşın beşinci gününden İsrail, İran’ın güvenlik güçlerini ve liderliğini hedef alırken; Tahran bölge genelinde saldırılarını sürdürüyor

ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaş beşinci gününe girerken, bugün (Çarşamba) İran’ın başkenti Tahran’da patlamalar meydana geldi. İsrail’in İran liderliği ve güvenlik güçlerini hedef aldığı, Tahran’ın ise İsrail’e ve Körfez bölgesine yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını sürdürdüğü bildirildi.

İran devlet medyası, başkent Tahran’da şafak vakti patlamalar yaşandığını duyurdu. İsrail tarafı ise İran’ın ateşlediği füzeleri durdurmak amacıyla hava savunma sistemlerinin devreye alındığını bildirdi. Kudüs çevresinde de patlamalar meydana geldiği belirtildi.

İran’ın, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin sevk edildiği Basra Körfezi’nin dar geçidi olan Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiği üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmasıyla birlikte Brent petrolün varil fiyatı 82 doların üzerine çıktı. Fiyatlar, çatışmanın başlamasından bu yana yüzde 13 artarak Temmuz 2024’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Petrol fiyatlarındaki artışın küresel ekonomiyi yavaşlatabileceği ve şirket kârlarını azaltabileceği endişesiyle dünya borsalarında sert düşüşler yaşandı.

Salı günü ABD’nin Riyad Büyükelçiliği ile Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ABD Konsolosluğu İHA saldırılarının hedefi oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, acil olmayan hükümet personeline Suudi Arabistan’dan ayrılma izni verildiğini duyurdu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) başındaki ABD Donanması Amirali Brad Cooper, İran’ın şimdiye kadar 500’den fazla balistik füze ve 2 bin İHA fırlattığını söyledi. Cooper, kampanyanın ilk saatlerinde gerçekleştirilen Amerikan saldırılarının, 2003’te ABD öncülüğünde Irak’a düzenlenen işgalin başlangıcındaki ilk saldırılardan “neredeyse iki kat daha büyük ölçekte” olduğunu ifade etti.

Çarşamba günü çevrim içi paylaşılan önceden kaydedilmiş mesajında Cooper, “Şimdiye kadar yaklaşık 2 bin hedefi vurduk ve 2 binden fazla mühimmat kullandık. İran’ın hava savunmasını ciddi şekilde zayıflattık; yüzlerce balistik füze, fırlatıcı ve İHA’yı imha ettik” dedi. Cooper, “Basitçe söylemek gerekirse, bize ateş edebilecek her şeyi vurmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir ay ya da daha uzun sürebileceğini ima ettiği savaşın beşinci gününde, İran’da yaklaşık 800 kişi hayatını kaybetti. Trump, ölenler arasında gelecekte ülkeyi yönetebilecek isimler olarak değerlendirdiği bazı kişilerin de bulunduğunu söyledi.

İsrail, Çarşamba günü Tahran genelinde İran güvenlik güçlerini hedef alan bir dizi saldırı düzenlediğini açıkladı. İsrail, bir gün önce de Kum kentinde İran’ın bir sonraki dini liderini belirleyecek olan Uzmanlar Meclisi ile bağlantılı bir binayı vurmuştu.

Bölgede patlamalar ve sirenler

ABD Donanması 5. Filosu’na ev sahipliği yapan Bahreyn’de sabah saatlerinde hava saldırısı sirenleri çaldı. Katar Savunma Bakanlığı, İran’ın ülkeye iki balistik füze fırlattığını, bunlardan birinin El-Udeyd Katar Üssü’ne isabet ettiğini ancak can kaybına yol açmadığını bildirdi.

İsrail’in, İran destekli Hizbullah’ın saldırılarına misilleme olarak Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdüğü kaydedildi. Lübnan resmi haber ajansına göre, İsrail’in Baalbek kentindeki bir konut kompleksini hedef alan saldırısında en az beş kişi öldü. Lübnan Sağlık Bakanlığı, ülkede 50’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini, 300’den fazla kişinin de yaralandığını açıkladı.

Hizbullah’ın yanı sıra Irak’taki İran bağlantılı milis gruplar da saldırılar düzenliyor. Saraya Awliya el-Dam (Seraya Evliya el-Dem)  adlı grup, Çarşamba günü Ürdün’e yönelik bir İHA saldırısının sorumluluğunu üstlendi. Ülke genelinde hava saldırısı sirenleri çaldı. Şii milis grup, son günlerde Bağdat ve Erbil’deki Amerikan hedeflerine yönelik saldırıları da üstlenmişti.

İran, İsrail’e düzenli aralıklarla füze ve İHA salvo atışları gerçekleştiriyor. Ancak gelen saldırıların büyük bölümü engelleniyor. Çatışmanın başlangıcından bu yana İsrail’de 11 kişi hayatını kaybetti.

Savaşın giderek tırmanması, çatışmanın ne zaman ve nasıl sona ereceğine ilişkin soru işaretlerini artırdı.

Trump yönetimi, İran’ın füze kapasitesini yok etmek, donanmasını etkisiz hale getirmek, nükleer silah edinmesini engellemek ve müttefik silahlı gruplara verdiği desteği kesmesini sağlamak gibi çeşitli hedefler ortaya koydu.

İsrail, İran liderliği ve güvenlik güçlerine baskıyı artırıyor

ABD-İsrail saldırılarının ilk aşamasında İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğü belirtilmiş, Trump da İran halkına hükümeti devirmeleri çağrısında bulunmuştu. Ancak üst düzey ABD’li yetkililer daha sonra rejim değişikliğinin hedef olmadığını ifade etti.

Trump, Salı günü yaptığı açıklamada, ABD-İsrail kampanyası sona erdiğinde iktidarı devralacak en uygun kişinin “rejim içinden biri” olabileceğini belirterek savaşın İran’daki teokratik yönetimi sona erdirme ihtimalini küçümsedi.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Çarşamba günü X platformunda yaptığı paylaşımda, İran’ın yeni dini lider olarak seçeceği kişinin “ortadan kaldırılacak bir hedef” olacağını söyledi.

Katz, “İran terör rejimi tarafından İsrail’i yok etme planını sürdürmek ve yönetmek, ABD’yi, özgür dünyayı ve bölge ülkelerini tehdit etmek ve İran halkını baskı altında tutmak üzere atanan her lider, ortadan kaldırılacak bir hedef olacaktır” ifadelerini kullandı.

İsrail ordusu ayrıca Tahran’da, Ocak ayında binlerce kişinin öldüğü ve on binlercesinin gözaltına alındığı protestolara yönelik kanlı baskıyı gerçekleştiren Devrim Muhafızları’na bağlı gönüllü paramiliter güç Besic ile bağlantılı binaları vurduğunu açıkladı.

ABD ve İsrail, İran halkının teokratik yönetimi devirmesini görmek istediklerini belirtiyor.

37 yıldır ülkeyi yöneten Hamaney’in yerine geçecek ismin belirlenmesi için İranlı liderler yoğun çaba harcıyor. 1979 Devrimi’nden bu yana yalnızca ikinci kez yeni bir dini lider seçiliyor. Adaylar arasında Batı ile çatışmayı sürdürmeyi savunan muhafazakâr isimlerin yanı sıra diplomatik angajman arayışındaki reformistler de bulunuyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Effie Defrin, Salı günü Kum kentinde din adamlarının yeni dini liderin seçimini görüşmek üzere toplanmasının beklendiği bir binanın vurulduğunu açıkladı. Defrin, saldırıda herhangi bir isabet olup olmadığının değerlendirildiğini söyledi.

İran Devrim Muhafızları’na yakın oldukları değerlendirilen yarı resmî Fars ve Tasnim haber ajansları, söz konusu binanın Uzmanlar Meclisi ile bağlantılı olduğunu aktardı. Çarşamba günü yapılan açıklamada saldırı sırasında binada herhangi bir toplantının yapılmadığı belirtildi. Fars, meclisin uzaktan toplandığını bildirdi ancak ayrıntı vermedi.

ABD-İsrail saldırılarında İran’da en az 787 kişi hayatını kaybettiği bildirildi.

Daha önce bir ölüm vakası açıklayan Kuveyt, Çarşamba günü 11 yaşındaki bir kız çocuğunun, Kuveyt güçlerinin “düşmanca hava hedeflerini” engellemesi sırasında düşen şarapnel parçaları nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nde üç, Bahreyn’de ise bir kişi yaşamını yitirdi.

Pazar günü Kuveyt’in Şuaybe Limanı’ndaki bir komuta merkezine düzenlenen İHA saldırısında ABD Kara Kuvvetleri Yedek Birliği’nden altı asker hayatını kaybetti.



Çin-ABD teknoloji yarışı kızışıyor: Yapay zeka stratejik varlığa dönüştü

Çin ve ABD arasında son dönemde artan yapay zeka rekabeti, küresel teknoloji ve finans piyasasını da belirliyor (AP)
Çin ve ABD arasında son dönemde artan yapay zeka rekabeti, küresel teknoloji ve finans piyasasını da belirliyor (AP)
TT

Çin-ABD teknoloji yarışı kızışıyor: Yapay zeka stratejik varlığa dönüştü

Çin ve ABD arasında son dönemde artan yapay zeka rekabeti, küresel teknoloji ve finans piyasasını da belirliyor (AP)
Çin ve ABD arasında son dönemde artan yapay zeka rekabeti, küresel teknoloji ve finans piyasasını da belirliyor (AP)

Çin hükümetinin, Meta'nın Manus'u satın alma işlemini durdurması, Washington-Pekin hattındaki teknoloji rekabetini kızıştırdı.

Vuhan'da üç mühendis tarafından kurulan Manus, otonom görevleri yerine getirebilen yapay zeka ajanıyla Silikon Vadisi'nin dikkatini çekmişti.

2025'in sonunda Meta, şirketi satın almak için anlaşmaya varmıştı. Bu gelişme, Çinli bir girişimin küresel pazara açılması için önemli bir fırsat olarak görülüyordu.

Ancak Pekin yönetimi, DeepSeek'ten sonra çok konuşulan yapay zeka şirketinin CEO'su Xiao Hong'la baş bilim insanı Ji Yichao'ya geçen ay yurtdışına çıkış yasağı getirmişti.

Çin hükümeti, ocak ayında süreçle ilgili inceleme de başlatmıştı. Ülkenin ana ekonomik planlama organı Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu'ndan (NDRC) pazartesi günü yapılan açıklamada, Manus'un devrinin yatırım kurallarını ihlal ettiğinin belirlendiği bildirilmişti.

New York Times'ın analizine göre, 2 milyar dolarlık anlaşmayı suya düşüren bu adım, Pekin'in yapay zeka teknolojilerini "stratejik varlık" olarak gördüğünü açık biçimde ortaya koydu.

Meta ve Manus'la ilgili son gelişmeler, Washington ve Pekin'in ileri teknoloji üzerinden yürüttüğü jeopolitik mücadeleyi de tırmandırdı.

Haberdeki verilere göre Çinli şirketlerle yabancı yatırımcılar arasındaki anlaşmalar 2021'den bu yana düşüşte. 2024'te işlem sayısı yüzde 73 azalırken, toplam hacim 54 milyar dolardan 7,8 milyar dolara geriledi.

Artan siyasi riskler nedeniyle birçok girişim ve yatırımcı strateji değiştiriyor. Çinli start-up'lar artık daha çok yerel yatırımcılara yönelirken, ABD'li fonlar da regülasyon risklerinden kaçınmak için geri çekiliyor.

Bazı şirketlerse Singapur gibi üçüncü ülkeler üzerinden küreselleşmeye çalışıyor. Örneğin TikTok'un sahibi ByteDance ve moda firması Shein, merkezlerini Singapur'a taşımıştı.

Geçen yıl Çin'de kurulan Manus da kısa süre içinde Singapur'a taşınmış, daha sonra da Meta tarafından satın alınmıştı.

Uzmanlara göre Çin'in müdahalesi yalnızca tek bir anlaşmayı değil gelecekteki benzer işlemleri de etkileyebilir.

Diğer yandan Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) yayın organı Global Times'ın analizinde, Pekin yönetiminin Manus'la ilgili adımı ABD'yle jeopolitik rekabet nedeniyle atmadığı savunuluyor.

Yapay zeka, veri ve algoritmaları içeren anlaşmaların "hiçbir zaman sıradan ticari işlemler olarak değerlendirilmediği" belirtilirken, Çin'in "stratejik teknoloji sektörlerinde güvenlik incelemeleri" yapma hakkına sahip olduğu ifade ediliyor.

Independent Türkçe, New York Times, Global Times


Zohran Mamdani'den Kral III. Charles'a elmas çıkışı: İade etmelisiniz

Mamdani, Kral Charles ve eşi Camilla'yla 11 Eylül töreninde el sıkıştı (Reuters)
Mamdani, Kral Charles ve eşi Camilla'yla 11 Eylül töreninde el sıkıştı (Reuters)
TT

Zohran Mamdani'den Kral III. Charles'a elmas çıkışı: İade etmelisiniz

Mamdani, Kral Charles ve eşi Camilla'yla 11 Eylül töreninde el sıkıştı (Reuters)
Mamdani, Kral Charles ve eşi Camilla'yla 11 Eylül töreninde el sıkıştı (Reuters)

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, ABD'yi ziyaret eden Kral III. Charles'la birebir görüşmeyi reddetti.

Mamdani, Manhattan'da dün düzenlenen basın toplantısında Kral Charles'la birebir görüşme yapıp yapmayacağına dair soruları yanıtladı.

Belediye başkanı, Kral Charles'la 11 Eylül Anıtı ve Müzesi'ndeki törene katılacağını ancak Britanya monarşisinin başındaki isimle etkileşiminin bununla sınırlı kalacağını söyledi.

Kral Charles'la özel bir görüşme yapsa ne konuşacağı sorulduğundaysa Mamdani, "Muhtemelen ona Kuh-i Nur'u iade etmesini önerirdim" yanıtını verdi.

34 yaşındaki Mamdani'nin, 1840'larda Britanya İmparatorluğu'nun kolonisiyken 11 yaşındaki bir Hint prensinden alınarak Kraliçe Victoria'ya sunulan 105,6 karatlık elmasa atıfta bulunması ABD ve İngiliz basınında geniş yankı uyandırdı.

Mamdani, Uganda'nın başkenti Kampala'da Hint asıllı Ugandalı akademisyen Mahmood Mamdani ile Hindistanlı film yapımcısı Mira Nair'in oğlu olarak dünyaya geldi.

Telegraph'ın haberinde, postkolonyalizm alanında çalışan Mahmood Mamdani ve eşinin de elmasın geri gönderilmesi gerektiğini savunanlar arasında yer aldığına dikkat çekiliyor.

ABD'nin en büyük sosyalist örgütü Amerika Demokratik Sosyalistleri'ne (DSA) üye Mamdani'nin, Charles ve eşi Camilla'yla konuştuktan sonra törende genellikle onlardan uzakta durması da dikkat çekti.

Mamdani'nin sözcüsü Joe Calvello şu açıklamayı yaptı:

Belediye başkanı genel olarak bir kral fikrine karşı.

New York Times'ın aktardığına göre Mamdani'nin adı, Charles'ın Harlem'deki ziyaretine katılacak kişiler arasında da geçiyordu. Ancak belediye başkanı, kralın kentsel tarım alanında faaliyet gösteren kâr amacı gütmeyen Harlem Grown'a yaptığı ziyarete katılmadı.

Mamdani, geçen yılki belediye başkanlığı seçimlerini kazanarak New York'u yöneten ilk Müslüman ve ilk Hint asıllı Amerikalı olmuştu. 

Independent Türkçe, Guardian, Telegraph, New York Times


İran savaşının ABD’ye maliyeti açıklanandan çok daha yüksek

Trump, İran'ın taleplerine rağmen Hürmüz'deki ablukayı sonlandırmıyor (ABD Donanması)
Trump, İran'ın taleplerine rağmen Hürmüz'deki ablukayı sonlandırmıyor (ABD Donanması)
TT

İran savaşının ABD’ye maliyeti açıklanandan çok daha yüksek

Trump, İran'ın taleplerine rağmen Hürmüz'deki ablukayı sonlandırmıyor (ABD Donanması)
Trump, İran'ın taleplerine rağmen Hürmüz'deki ablukayı sonlandırmıyor (ABD Donanması)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran savaşının şimdiye dek 25 milyar dolara mal olduğunu söylese de uzmanlar gerçek rakamın çok daha yüksek olduğunu belirtiyor. Diğer yandan Hürmüz Boğazı'ndaki ablukayla Tahran'ı geri adım atmaya zorlayan Washington, bölgedeki gemi trafiğini normale döndürmek için alternatif koalisyon kurma peşinde.

Pentagon yetkilisi Jules Hurst, ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi'ne dün yaptığı açıklamada, İran savaşı için şimdiye kadar yaklaşık 25 milyar dolar harcandığını söyledi. Hurst, bu miktarın çoğunun mühimmatlara gittiğini belirtti.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise sözkonusu miktara hasar gören ABD üslerinin onarımı gibi masrafların dahil olup olmadığına ilişkin açıklama yapmayı reddetti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan Amerikalı yetkililere göre, ABD'nin savaşta hasar gören Ortadoğu'daki askeri tesislerinin onarımı ve askeri ekipmanın yenilenmesi de hesaba katıldığında gerçek maliyet 40 ila 50 milyar dolara yükseliyor.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey askeri yetkili öldürülmüştü.

İran ise İsrail'in yanı sıra ABD'nin müttefiki Körfez ülkelerine misilleme yapmıştı. İran ordusu ve Tahran destekli Şii milislerin saldırılarında Bahreyn, Kuveyt, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Katar'daki ABD askeri üsleri hedef alınmıştı.

Misillemelerde ABD ordusuna ait füze bataryalarına bağlı radar sistemleri hasar görmüştü. Ayrıca Suudi Arabistan'daki ABD üssüne düzenlenen saldırıda Amerikan Hava Kuvvetleri'ne ait E-3 Sentry uçağı imha edilmişti.

Komitedeki Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Ro Khanna da 25 milyar doların gerçekçi olmadığını söyledi. Pentagon yetkilileri, daha önce Kongre'ye savaşın yalnızca ilk 6 gününde yaklaşık 11 milyar dolar harcandığını bildirmişti.

Diğer yandan ABD ve İran arasındaki anlaşmazlık nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik her geçen gün artıyor.

Wall Street Journal'ın haberine göre ABD Dışişleri Bakanlığı, yabancı ülkelerin misyonlarına, gemilerin bölgeden geçişini sağlayacak yeni bir uluslararası koalisyon kurulmasını istediklerini bildiren notlar gönderdi.

Koalisyonun bilgi paylaşımı yapacağı, diplomatik koordinasyon sağlayacağı ve muhtemel yaptırımları uygulayacağı belirtildi. Bunun, Birleşik Krallık ve Fransa'nın önerdiği ortak deniz misyonunu tamamlayıcı nitelikte olacağı ifade edildi.

CNN'in analizinde, Trump'ın ablukayı uzatarak Tahran'ı yıldırmaya çalıştığı belirtiliyor. Ancak artan petrol fiyatları ve enflasyon riskinin, kasımda ABD'de düzenlenecek ara seçimler öncesi Trump'ın elini zayıflatabileceğine dikkat çekiliyor.

Ayrıca uzmanlar, ekonomik şartların kötüleşmesiyle İran'da rejim karşıtı protestoların patlak verebileceğini ancak bu şartların olgunlaşmasının uzun süre alacağını söylüyor.

Bazı analistler, Ali Hamaney'in öldürülmesine rağmen geri adım atmayan ve onlarca yıldır Batı yaptırımları altında yaşayan İran'ın, sadece ekonomik kriz yüzünden teslim olmayacağını vurguluyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, CNN