İran Kürtlerinden ABD’ye üç şart: Siyasi partiler koalisyon kurdu

ABD Başkanı Donald Trump ile İran Kürdistanı Demokratik Partisi lideri Mustafa Hicri arasındaki telefon görüşmesinin ardından İran Kürtleri ve onları temsil eden siyasi güçler, küresel bir siyasi mesele haline geldi.

İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)
İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)
TT

İran Kürtlerinden ABD’ye üç şart: Siyasi partiler koalisyon kurdu

İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)
İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)

Rüstem Mahmud

ABD Başkanı Donald Trump ile İran Kürdistanı Demokratik Partisi lideri Mustafa Hicri arasındaki telefon görüşmesinin ardından İran Kürtleri ve onları temsil eden siyasi güçler, küresel bir siyasi mesele haline geldi. Görüşmede, İran rejimini ülke içindeki belirli bir coğrafi alandan çıkmaya zorlayacak ve böylece rejime karşı halk ayaklanmasını tetikleyecek bir kıvılcım yaratma amacıyla, Kürt partilerine bağlı silahlı örgütlerin bölgelerinde büyük çaplı bir kara savaşına girişme olasılığı ele alındı.

Sahada ise İran'ın kuzey ve batısındaki Kürt çoğunluklu bölgelerin çoğunda gergin bir atmosfer ve bekleyiş hali hakim. Bu arada, beş İranlı Kürt siyasi parti bir koalisyon konseyi kurduklarını açıkladı; bu hamle bazı İranlı muhalif gruplar tarafından memnuniyetle karşılanırken, diğerleri tarafından uyarılarla karşılandı. Komala Partisi'nden bir İranlı Kürt siyasi kaynak, el-Mecelle'ye partisinin ve diğer İranlı Kürt siyasi örgütlerinin bir sonraki aşamaya ilişkin vizyonunu açıkladı.

Trump, Hicri ile yaptığı görüşmenin ardından Iraklı Kürt liderler Kürdistan Demokrat Partisi'nden Mesud Barzani ile Kürdistan Yurtseverler Birliği'nden Bafel Talabani ile iki telefon görüşmesi yaptı. Görüşmelerin ardından, İran'ın batısında ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Kürdistan ve Kirmanşah illeri yoğun bombardımanlara sahne oldu. Hedef alınan yerler arasında çok sayıda  ordu, istihbarat ve Devrim Muhafızları tesisi ile polis karakolları gibi sivil güvenlik tesisleri de vardı. Gözlemciler bunu Kürtleri bölgelerinin kontrolünü ele geçirmeye teşvik etme taktiği olarak yorumladı.

İran Kürdistanı Demokratik Partisi'nden üst düzey bir siyasi kaynak, Mecelle'ye yaptığı açıklamada, sahada harekete geçmelerinin henüz netleşmemiş üç vizyonla bağlantılı olduğunu söyledi: “Amerika Birleşik Devletleri bu savaşı nasıl bitirmeyi planlıyor? Rejimde radikal bir değişiklik, devlet başkanının değiştirilmesi veya İran ordusunun ve nükleer programının yok edilmesi yoluyla mı, yoksa kalan iç detayları halka bırakma yoluyla mı gerçekleşecek? ABD, Kürtlere güvenlik, askeri veya siyasi olarak ne tür koruma garantileri sunabilir? Ayrıca, ABD, ülkenin geleceği, siyasi sistemin doğası ve Kürtlerin bu sistemdeki yeri konusunda diğer İran siyasi güçlerine ne tür vizyonlar dayatabilir?”

İran'daki Kürtlerin sayısı hakkında resmi istatistikler bulunmuyor, ancak tahminlere göre nüfusları 7 ila 10 milyon arasında. Bunların yaklaşık üçte biri başkent Tahran ve diğer büyük şehirlerde yaşıyor

Sahada, paylaşılan haberlere göre, bu bölgede Devrim Muhafızları birlikleri ile Kürt savaşçılar arasında silahlı çatışmalar yaşandı. Hiçbir İran Kürt partisi sorumluluğu üstlenmedi ve İranlı yetkililer tarafından da resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak, çeşitli Kürt şehirlerine dair dolaşımda olan videolarda, yerel halkın Dini Lider Ali Hamaney'in ölüm haberini duyduktan sonra sevinç gösterilerinde bulunduğu, Kürtçe sloganlar atarak İran rejiminin devrilmesini ve Kürt halkı için özgürlük talep ettiği görülüyor.

xcvfgh
Kürdistan Özgürlük Partisi'nden İranlı Kürt savaşçılar, Irak'ın Erbil şehrinin dışındaki bir üste eğitim görüyorlar, 12 Şubat 2026 (Reuters)

Senendec'de yaşayan aktivist Feryad Jamkar, Mecelle'ye konuşarak İran'ın Kürt bölgelerindeki durumu şöyle anlattı: “Yaklaşık iki hafta önce, savaş beklentilerinin artmasıyla birlikte, başkent Tahran ve Tebriz, İsfahan ve hatta Meşhed şehirlerinde yaşayan on binlerce Kürt, özellikle öğrenciler ve devlet memuru olmayan aileler, Kürt bölgelerine geri dönmeye başladı. Bu şehirlerin savaş sırasında ağır bombardımanlara maruz kalacakları ve büyük olasılıkla geniş çaplı bir kaos yaşanacağı inancı hakim. Nitekim başkent Tahran'da Kürt çoğunluğunun yaşadığı Sadıkiye, Narmak ve Settar Han gibi mahalleler, Kürt sakinlerinden neredeyse tamamen boşaldı. Bu arada, ülkenin batısındaki Kürt şehirlerinin sakinleri kırsal kesime ve daha küçük kasabalara gidiyor. Son saatlerde gıda ve yakıt talebinde büyük bir patlama yaşandı, fiyatlar istisnai biçimde yükseldi ve birçok tüccar mallarını satmayı reddetti. Bunların nedeni, Kürt toplumunun, açıkça dile getirmese de, bölgelerinde büyük dönüşümlerin yakın olduğuna dair derin bir his beslemesidir. Bölgeleri, rejim ile yerel İran toplulukları arasında beklenen çatışmaların odak noktası olacaktır. Mevcut davranışları, yakın gelecekte olabilecekler için bir hazırlık biçimidir.”

1 İran'daki Kürtlerin sayısı hakkında resmi istatistikler bulunmuyor, ancak tahminlere göre nüfusları 7 ila 10 milyon arasında. Büyük çoğunluğu ülkenin batısındaki Batı Azerbaycan, Kirmanşah ve Kürdistan illerinde yaşıyorlar. Bununla birlikte, yaklaşık üçte biri başkent Tahran ve diğer büyük şehirlerde yaşıyor. Kürt bölgelerindeki ciddi az gelişmişlikten kaynaklanan yoksulluk, 1990'ların başından beri yüz binlercesinin İran'ın diğer bölgelerine göç etmesine neden oldu.

Kürt bölgeleri, bazen geniş çaplı halk ayaklanmalarına dönüşen sürekli protestolara sahne olmaktadır. 2022'de genç kız  Mahsa Amini'nin öldürülmesinin ardından olduğu gibi kimi zaman bunlar büyük ayaklanmalara dönüştü

İran Kürtlerinin, uzun ve zengin bir siyasi tarihi vardır. İlk olarak 20. yüzyılın başlarında Kaçar hanedanına karşı Kürt isyanları yaşandı ve bunlar Şah yönetimi altında 1946'da  Mahabad'da ilk Kürt devletinin deklare edilmesiyle sonuçlandı. Bu tarih ayrıca, İslam Devrimi'nin başarısının ardından 1980'lerin başlarında İranlı Kürt partilerin yürüttüğü silahlı mücadeleyi de içeriyor; İran rejimi yıllarca süren baskıcı operasyonlarla kontrolü yeniden ele geçirene kadar, bu mücadelede Kürt çoğunluklu bölgeleri birkaç yıl boyunca kontrol etmişlerdi.

df
İran Kürdistanı Demokratik Partisi lideri Mustafa Hicri

O zamandan beri Kürt bölgelerinde sürekli olarak çeşitli biçimlerde protestolar yaşanıyor ve bu protestolar bazen, genç kız Mahsa Amini'nin öldürülmesinin ardından 2022'de olduğu gibi, büyük halk ayaklanmalarına dönüşüyor. İran makamları, Kürt bölgelerini güvenlik güçleri aracılığıyla yönetiyor ve sürekli bir olağanüstü hal ilan ediyor. İran'daki siyasi tutukluların yarısı ve ölüm cezasına çarptırılanların bir kısmı Kürt etnik kökenlidir. İran makamları, Kürt toplumunu rejime karşı çıkan siyasi güçlerle ilişkilerde en disiplinli toplum olarak görüyor. Onu, hem etnik hem de mezhepsel kimlikleri nedeniyle, iktidardaki rejimin merkezine kolayca ulaşılabilir ve ısrarlı muhalif olarak değerlendiriyor.

Birleşik bir siyasi vizyon

İranlı Kürt solcu-milliyetçi Komala Partisi'nden bir Kürt siyasi kaynak, kendisi ile yaptığımız röportajda ​​İran Kürt siyasi sisteminin mevcut olaylara ve önümüzdeki haftalar ve aylarda neler olabileceğine dair vizyonunu açıkladı. Kürt siyasi kaynak sözlerini şöyle sürdürdü: “İran'da yakın gelecekte iki senaryodan birinin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Ya rejim tamamen çökecek ya da açık ve öngörülemeyen bir kaos durumuyla karşılaşmak istemeyen uluslararası güçlerin desteğiyle zayıf bir yapı olarak kalacak. Her iki durumda da, ülkedeki ana siyasi güçlerden oluşan küçük bir siyasi konseyin kurulmasını ve üç temel konuda acilen anlaşmaya varmasını talep ediyoruz. Birincisi, her türlü kaos ve iç çatışmadan kaçınmak için, yeni bir siyasi sisteme geçişte, net adımlar ve kesin olarak tanımlanmış aşamalarla, ülkede sırayla neler olması gerektiğine dair stratejik bir vizyonun belirlenmesi. İkincisi, İran'ı bu vahim tarihi duruma getiren, ardı ardına gelen siyasi rejimlerin neden olduğu temel sorunların kapsamlı bir şekilde incelenmesidir. Bunların hepsinin ortak paydası, milliyetçi radikalizm ve dogmatik ideoloji ile birlikte, tüm kaynaklar ve ülkenin kurumları ve coğrafyası üzerindeki aşırı merkezi kontrol olmuştur. Tüm bu özelliklerden ve uygulamalardan tamamen farklı yeni bir siyasi sistemin özellikleri üzerinde anlaşmaya varılmalıdır. Üçüncüsü, İran devletinin sınırları içinde bu ulusların özgünlüklerine saygı duyan ve herhangi bir partinin İran'ın geleceği üzerinde yeni bir ulusal veya mezhepsel hegemonya kurmasını engelleyen federal bir sistem kurulmasıdır. Bu sistem gelecekte merkezi Fars milliyetçiliği ile diğer İranlı ulusların (Araplar, Kürtler, Azeriler ve Beluçlar) hakları arasındaki ilişkiyi çizecektir.

Rıza Pehlevi, yeni koalisyonun oluşumunu “İran'ın toprak bütünlüğü ve ulusal birliği hakkında yanlış ve saçma iddialarda bulunan çeşitli ayrılıkçı gruplar” olarak tanımladı ve mevcut İran ordusu aracılığıyla onlara karşı misilleme tehdidinde bulundu

Son savaşın patlak vermesinden birkaç gün önce, en büyük ve tüm Kürt siyasi yönelimleri (milliyetçi, solcu ve muhafazakâr) temsil eden beş İranlı Kürt siyasi parti, “İşbirliği İçin Diyalog Merkezi”nde düzenlenen uzun toplantıların ardından “İran Kürdistan'ı Siyasi Güçler Koalisyonu”nun kurulduğunu duyurdu. Bu gelişmeyi takip eden kaynaklar, yeni ittifakın ABD ve Batı'nın baskısı ve bu değişime sponsor olması sonucu, İran rejimine yönelik siyasi bir baskı biçimi olarak ortaya çıktığını belirtti. Ancak Kürt partiler yayınladıkları bildirilerinde, siyasi projelerinin “yeni ve önemli bir saha çalışması aşaması” için hazırlık aşamasında olduğunu ifade etti. Bildiri, Kürdistan Özgürlük Partisi ve Abdullah Öcalan liderliğindeki Kürdistan İşçi Partisi'ne (PKK) yakın olan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi tarafından imzalandı. Ayrıca, Irak'taki KDP’ye yakın olan İran Kürdistanı Demokratik Partisi, İran Kürdistan Örgütü ve KYB’ye yakın olan Kürdistan Emekçiler Örgütü (Komala) de imzaladı. İttifak açıklamasında şunları söyledi: “İttifakın amacı, İran'daki Kürt siyasi hareketini genişletmek, Kürdistan'ın ülkenin siyasi denklemindeki rolünü güçlendirmek, Kürt halkının hak ve özgürlüklerini garanti altına almak ve İran'ın geleceğini yeniden şekillendirmede aktif olarak yer almak için birlik olmak ve ortak mücadele vermektir. Ulusların haklarının tanınmasına, demokrasinin kabulüne ve her türlü diktatörlüğün reddedilmesine dayalı kapsamlı bir demokratik geçişin kademeli olarak oluşmasını destekliyoruz.”

vfbghyj
İran Kürdistanı Demokratik Partisi üyeleri, Irak'ın Erbil şehrindeki Koya bölgesinde bulunan genel merkezlerine giden yoldaki bir kontrol noktasındalar, 27 Şubat 2026'da (AP)

İran'ın eski yöneticisi Rıza Pehlevi'nin oğlu, yeni kurulan koalisyonu “İran'ın toprak bütünlüğü ve ulusal birliği hakkında yanlış ve saçma iddialarda bulunan birkaç ayrılıkçı grup” olarak tanımladı. İran ordusuna doğrudan hitap ederek, mevcut İran ordusu aracılığıyla onlara karşı misilleme tehdidinde bulundu. İran ordusuna “Önümüzdeki günlerde ve haftalarda, İslam Cumhuriyeti'nin tamamen çökmesi ve bu rejimin ülkeden atılmasıyla birlikte, İran'ın ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü savunmada her zamankinden daha uyanık, kararlı ve gayretli olacağız. Bu temel ilkeye bağlı kalarak, İran ordusunun ulusal görevini yerine getirmesini, milletin yanında durmasını ve İran'ı İslam Cumhuriyeti ve ayrılıkçılara karşı savunmasını bekliyoruz” dedi.

İran Halkın Mücahitleri Örgütü lideri Meryem Recavi, Fars olmayan etnik grupların federasyonlar ve yerel yönetim organları oluşturacağı merkezi olmayan bir devlet kurma sözü verdi

Kürt İttifakı, Pehlevi'nin açıklamalarına “zayıf” ve “asılsız” diyerek yanıt verdi ve ekledi: “İran Kürdistan'ındaki Siyasi Güçler İttifakı, Rıza Pehlevi'nin bu zayıf ve temelsiz açıklamalarını kınarken, Kürt ulusunun ideallerini ve İran'ın ezilen halklarının meşru haklarını savunmadaki ilkeli duruşunu yeniden teyit etmektedir. İttifak, bu temelsiz nefretin nihayetinde hiçbir sonuç vermeyeceğine inanmaktadır. Ancak ülke içinde ayaklanan halkın özgürlük ideallerinin gerçekleştirilmesi, diktatörlüğün ve faşizmin tüm biçim ve tezahürlerinin sonsuza dek gömülmesi için İran'ın özgür uluslarının ve özgürlüğe aşık halkının mücadele azmini güçlendirecektir.”

İran Halkın Mücahitleri Örgütü lideri Meryem Recavi, Pehlevi'nin açıklamalarını kınayarak, bunları “ulusal totalitarizme dayalı” bir siyasi sistemi yeniden şekillendirme girişimi olarak nitelendirdi. Örgütünün, mevcut rejiminin yetkililerini veya onlardan önceki Şah rejimi yetkililerini dışlayan bir sistem kurma konusundaki kararlılığını vurgulayan Recavi, Fars olmayan etnik grupların federasyonlar ve yerel yönetim yapıları kurma hakkına sahip olacağı merkezi olmayan bir devlet kurma sözü verdi.



İran savaşı Londra ile Washington arasındaki ‘özel ilişkiyi’ test ediyor

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)
TT

İran savaşı Londra ile Washington arasındaki ‘özel ilişkiyi’ test ediyor

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)

İran savaşı, ABD ile Birleşik Krallık arasında ‘özel ilişki’ olarak nitelendirilen ittifakta gerginliğe yol açtı. Londra yönetimi, ABD uçaklarının üslerini ‘savunma amaçlı’ kullanmasına izin verdiğini ve uçak gemisi HMS Prince of Wales’i bölgeye göndermeye hazır olduğunu açıklasa da iki ülke arasında görüş ayrılıkları ortaya çıktı.

ABD Başkanı Donald Trump cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, İran’la yürütülen savaşta ABD’nin İngiliz uçak gemilerine ‘ihtiyaç duymadığını’ söyledi. Trump, savaşın başlangıcında İran’a yönelik saldırılar için İngiliz üslerinin kullanılmasına karşı çıktığını belirttiği Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ı da yeniden eleştirdi ve bu tutumun iki ülke arasındaki tarihî yakın ilişkilere zarar verdiğini savundu.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, İran’la yaşanan çatışma sırasında Birleşik Krallık’tan yeterli destek gelmediğini ve ABD’nin bunu ‘unutmayacağını’ belirtti. Paylaşımda, “Bir zamanlar büyük müttefikimiz -hatta belki de en büyük müttefikimiz- olan Birleşik Krallık, şimdi Ortadoğu’ya iki uçak gemisi göndermeyi ciddi biçimde değerlendiriyor… Sorun değil Başbakan Starmer, artık onlara ihtiyacımız yok ama bunu unutmayacağız. Zaten kazanılmış savaşlara sonradan katılan insanlara ihtiyacımız yok” ifadeleri yer aldı.

Trump’ın açıklamasından saatler sonra iki lider telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Downing Street’ten yapılan açıklamaya göre görüşmede Ortadoğu’daki son gelişmeler ve Birleşik Krallık ile ABD arasındaki askerî iş birliği ele alındı. Açıklamada, Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) üslerinin bölgedeki ortakların kolektif savunmasını desteklemek amacıyla kullanılmasına yönelik iş birliğinin de görüşüldüğü belirtildi.

Starmer’ın konumu

Starmer, ABD güçlerinin İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemek için İngiliz üslerini kullanmasına izin vermeme kararını savundu. Starmer, herhangi bir askerî eylemin ‘hukuki’ olduğundan ve ‘iyi planlandığından’ emin olması gerektiğini söyledi. Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada Starmer, olası bir İngiliz müdahalesinin ‘her zaman hukuki bir temele ve uygulanabilir, iyi hazırlanmış bir plana dayanması gerektiğini’ vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump ise bu tutumu sert şekilde eleştirdi ve “Karşımızdaki kişi Winston Churchill değil” ifadesini kullandı.

uklo90
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve ABD Başkanı Donald Trump, 18 Eylül 2025, Birleşik Krallık (Reuters)

Ancak Starmer, Tahran’ın bazı Körfez ülkelerini füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef almasının ardından tutumunu değiştirdi. Bunun üzerine ABD güçlerine, İran füzelerine, füze depolarına veya fırlatma platformlarına karşı ‘savunma amaçlı’ saldırılar düzenlemek için İngiliz üslerini kullanma izni verdi.

Starmer’ın tutumu, ülkesinin yeni ve uzun süreli bir çatışmaya sürüklenmemesi yönündeki isteğini yansıtıyor. Bu bağlamda Starmer, Birleşik Krallık’ın ‘Irak’ta yapılan hatalardan ders çıkardığını’ hatırlattı. O dönemde Başbakan Tony Blair, Londra sokaklarında milyonların katıldığı büyük protestolara rağmen ABD’nin Irak işgalini desteklemişti. Blair ayrıca Irak’ta kitle imha silahları bulunduğu iddiasıyla kamuoyunu yanıltmakla suçlanmıştı.

Cuma günü yayımlanan ve Birleşik Krallık’ta bin 45 kişinin katıldığı bir kamuoyu yoklaması da Starmer’ın ilk saldırılara katılmama kararına destek verildiğini gösterdi. Ankete göre katılımcıların yüzde 56’sı Starmer’ın bu kararının doğru olduğunu düşünürken, yüzde 27’si ise yanlış buldu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları sorulduğunda Birleşik Krallık İçişleri Bakanı Yvette Cooper, yerel basına yaptığı değerlendirmede “İngiliz başbakanının görevi, Birleşik Krallık’ın ulusal güvenliği açısından en doğru kararları almaktır” dedi. Cooper, “Bu görevde öğrendiğim şey, sosyal medya paylaşımlarına değil, asıl meseleye odaklanmak gerektiğidir… Abartılı söylemlerle ilgilenmeyeceğiz; bunun yerine pratik, sakin ve iyi düşünülmüş kararlar alacağız. Çünkü genel olarak İngiliz karakterinin işi ciddiyetle ve kararlılıkla tamamlamaya eğilimli olduğuna inanıyorum” diye konuştu.

Birleşik Krallık’taki Amerikan bombardıman uçakları

Siyasi tartışmalar devam ederken, ABD cuma akşamından itibaren İngiliz üslerini İran’a karşı ‘savunma amaçlı’ operasyonlarda kullanmaya başladı.

Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı’nın X platformunda yayımladığı açıklamada, “ABD, belirli savunma operasyonları için İngiliz üslerini kullanmaya başladı. Bu operasyonlar, İran’ın bölgeye füze fırlatmasını engellemeyi amaçlıyor” ifadelerine yer verildi.

ıtrhyjuı
İngiltere’nin güneybatısındaki Gloucestershire’da bulunan RAF Fairford Hava Üssü’nde bir ABD B-1 bombardıman uçağı, 7 Mart 2026 (Reuters)

Kullanılan üsler arasında İngiltere’nin güneybatısında bulunan Gloucestershire’daki RAF Fairford Hava Üssü ve Hint Okyanusu’nda Chagos Takımadaları’ndaki Diego Garcia Üssü bulunuyor. RAF Fairford Hava Üssü’ne, yaklaşık 44,5 metre uzunluğunda stratejik bir Amerikan B-1B Lancer bombardıman uçağı ulaştı. BBC’nin Boeing’den aktardığı bilgilere göre, bu uçak ABD Hava Kuvvetleri’nin en hızlı bombardıman uçaklarından biri olarak saatte 900 mil (yaklaşık bin 448 km/h) hızla uçabiliyor. Uçağın ağırlığı yaklaşık 86 ton ve uzun menzilli hedefleri vurmak için 24 adet seyir füzesi taşıyabiliyor.

Askeri çevrelerde ‘Bone’ olarak bilinen B-1B Lancer, gelişmiş radar ve GPS tabanlı konum belirleme sistemleri, elektronik karıştırma cihazları, radar uyarı sistemleri ve hava savunmalarından korunmak için çeşitli aldatma teknolojileriyle donatılmış durumda.

Askeri analistler, bu bombardıman uçağının ABD cephanesinde en önemli uçaklardan biri olduğunu, yüksek hızda uzun menzilli bomba ve füze taşıyabildiğini ve RAF Fairford Hava Üssü’nden operasyon yapmanın, doğrudan ABD’den kalkış yaparak Ortadoğu’daki görevleri yerine getirmekten daha verimli olduğunu belirtiyor.

Askeri konuşlandırmanın güçlendirilmesi

ABD’nin İngiliz üslerini kullanımına ek olarak, Londra bölgedeki askeri varlığını ‘kendisinin ve müttefiklerinin çıkarlarını korumak’ amacıyla güçlendirdi. Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı cumartesi günü yaptığı açıklamada, Typhoon ve F-35 savaş uçaklarının Ürdün, Katar ve Kıbrıs üzerinde ve daha geniş bir bölgede operasyonlarını sürdürdüğünü duyurdu. Bakanlık, bu uçakların Ürdün semalarında ve Irak hava sahasında uçan insansız hava araçlarını (İHA) düşürdüğünü belirtti. Ayrıca, Merlin tipi bir helikopterin de gözetim kapasitesini artırmak üzere bölgeye gönderildiği ifade edildi.

Londra ayrıca, önümüzdeki hafta Doğu Akdeniz’e Type 45 sınıfı hava savunma destroyeri HMS Dragon’u göndereceğini açıkladı. Bu savaş gemisinin hava savunması konusunda uzman olduğu belirtiliyor. Ayrıca, destroyerin gelişi öncesinde Kraliyet Donanması’na ait iki Wildcat tipi helikopterin Kıbrıs’a ulaşması bekleniyor.

Geçtiğimiz günlerde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki (GKRY) RAF Akrotiri Hava Üssü’ne İHA’larla saldırı düzenlendiği ve saldırının sınırlı hasara yol açtığı, can kaybı yaşanmadığı bildirildi. Birleşik Krallık hükümeti, üslerde koruma önlemlerinin önceden alınmış olduğunu vurguladı. Ayrıca bölgeye ek savaş uçakları ve helikopterler gönderildiğini ve gerekirse Körfez’deki müttefiklerinin savunmasına destek vermeye hazır olduğunu duyurdu.


İsrail, Beyrut'ta üç İran Kudüs Gücü komutanının öldürüldüğünü duyurdu

Başkent Beyrut'ta İsrail tarafından bombalanan bir otelin önünden geçen Lübnanlı kadınlar (DPA)
Başkent Beyrut'ta İsrail tarafından bombalanan bir otelin önünden geçen Lübnanlı kadınlar (DPA)
TT

İsrail, Beyrut'ta üç İran Kudüs Gücü komutanının öldürüldüğünü duyurdu

Başkent Beyrut'ta İsrail tarafından bombalanan bir otelin önünden geçen Lübnanlı kadınlar (DPA)
Başkent Beyrut'ta İsrail tarafından bombalanan bir otelin önünden geçen Lübnanlı kadınlar (DPA)

İsrail ordusu tarafından dün yapılan açıklamada, dün sabaha karşı Lübnan’ın başkenti Beyrut'un er-Ravşe bölgesindeki bir otele düzenlediği saldırıda, İran’ın Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü'nün üç komutanı da dahil olmak üzere beş kişinin öldürüldüğünü duyurdu.

Açıklamada, saldırının donanma tarafından gerçekleştirildiği ve DMO Kudüs Gücü'nün Lübnan ve Filistin kolordularından beş komutanı, Lübnan'ın başkentindeki bir otelde toplantı yaparken hedef alındığını belirtildi.

Saldırıda, Kudüs Gücü'nün üç merkezi komutanı, bir istihbarat subayı ve Filistin Kolordusu'nun Hizbullah temsilcisi olmak üzere beş kişinin öldürüldüğü belirtildi.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Beyrut'ta İran'ın Kudüs Gücü komutanlarını hedef alan bir operasyon gerçekleştirdik. Ortadoğu'da, ne Beyrut'ta ne de başka bir yerde İran'ın şeytan ekseni için güvenli bir yerin olmadığına sizi temin ederim.”

Ortadoğu'daki savaş, geçtiğimiz hafta Hizbullah'ın İsrail'e füze saldırısı düzenlemesinin ardından Lübnan'a sıçradı. Hizbullah, bu saldırıyı cumartesi günü ABD ve İsrail'in Tahran'a düzenlediği saldırıda İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin ‘intikamı’ olarak nitelendirdi.

Saldırının ardından İsrail, Hizbullah’ın ‘ağır bir bedel’ ödeyeceğini söyledi ve hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyine asker gönderdi.

Buna karşılık Hizbullah, İsrail'e onlarca saldırı düzenledi ve İsrail’in kuzeyinde yaşayanlara ‘bu bölgelerin askeri konuşlanma noktaları olarak kullanıldığı’ gerekçesiyle sınırdan beş kilometre uzak durmaları çağrısında bulundu.


Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik 10 saldırı düzenlendi: 7 ölü

Bir petrol tankeri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor (Reuters)
Bir petrol tankeri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik 10 saldırı düzenlendi: 7 ölü

Bir petrol tankeri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor (Reuters)
Bir petrol tankeri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor (Reuters)

Veri analiz gruplarına göre İran'ın 28 Şubat'ta Tahran'a karşı başlayan ABD-İsrail saldırılarına karşılık olarak hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı'nı kapatmasından sonra, boğazda veya yakınında yaklaşık 10 gemiye saldırı düzenlendi.

Çatışmaların başlamasını takip eden hafta boyunca devam eden saldırılar, petrol ve diğer mallar için hayati bir rota olan boğazdan geçen gemi trafiğini neredeyse tamamen durdurdu.

fergf
4 Mart'ta İran'ın güneyindeki Hürmüz Boğazı kıyısındaki Bender Abbas limanından bir fotoğraf (AFP)

İngiltere Deniz Güvenlik Ajansı yaklaşık 10 saldırı ve şüpheli faaliyet uyarısı yayınladı, ancak olaya karışan gemiler hakkında çok az ayrıntı verdi.

Uluslararası Denizcilik Örgütü ise cuma günü internet sitesinde yaptığı açıklamada, boğazda bir hafta içinde 9 gemiye saldırı gerçekleştiğini ve bunlardan dördünde 7 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Haberlere göre yedi kişi öldü

Uluslararası Denizcilik Örgütü, 2 Mart'ta Skylight, MKD Vyom ve Sea la donna gemilerini hedef alan üç saldırının her birinde bir kişinin öldüğünü, aynı gün Hercules Star gemisinin de saldırıya uğradığını açıkladı.   

3 ve 5 Mart tarihleri ​​arasında dört gemi daha hedef alındı: Libra Trader, Gold Oak, Seven Prestige ve Sonangol Namibia.

6 Mart'ta ise Musaffah 2 gemisi hedef alındığında dört kişi hayatını kaybetti.

 

Endonezya dün, Musaffah 2'nin özelliklerine ve son bilinen konumuna uyan bir geminin iki gün önce battığını duyurdu, ancak farklı bir kayıp sayısı verdi.

Cakarta, üç Endonezyalı mürettebatın kayıp olduğunu ve birinin yaralandığını, diğer uyruklardan dört kişinin ise kurtulduğunu bildirdi.

Dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde yirmisi Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor, ancak Kpler adlı analiz firmasının işlettiği Marine Traffic platformuna göre tanker trafiği sadece bir haftada yüzde 90 oranında düştü.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Marine Traffic verileri, geçen pazartesi gününden cuma gününe kadar boğazdan sadece dokuz ticari gemi (tanker, kargo gemisi ve konteyner gemisi) geçtiğini ve bazılarının konumları zaman zaman gizlediğini gösteriyor.

Kurtarma gemilerini hedef alma

Denizcilik güvenlik firması Vanguard, Musaffah 2 gemisinin, iki gün önce bir füzeyle vurulan konteyner gemisi Seven Prestige'e yardım etmeye çalışırken iki füzeyle vurulduğunu belirtti.

juı
İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri hedef alacağı tehditleri arasında, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Füceyre kıyıları açıklarında tankerler (Reuters)

Batılı bir denizcilik ittifakı tarafından yönetilen Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi cumartesi günü yaptığı açıklamada, "son olay raporları... daha önce hedef alınan gemilere yardım veya kurtarma operasyonları sağlayan gemilerin de hedef alınma riski altında olabileceğini gösteriyor" denildi.

Ayrıca, “demir atmış gemileri, karaya oturmuş gemileri ve yardım gemilerini hedef alan saldırı modeli, gemi batırma girişiminden ziyade operasyonel belirsizlik yaratmaya ve rutin ticari trafiği caydırmaya odaklanmış bir kampanyayı gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Devrim Muhafızları Ordusu tarafından üstlenilen insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırıları her zaman bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmıyor; bazıları günler sonra doğrulanıyor ve etkilenen gemilerin kimlikleri her zaman net değil. Dahası, kayıp rakamları da tutarlı değil.

İran'dan çelişkili mesajlar

İran petrolünü Hürmüz Boğazı üzerinden ihraç ediyor, ancak çelişkili mesajlar göndermesi nedeniyle niyetleri belirsizliğini koruyor.

2 Mart'ta, İslam Devrim Muhafızları Ordusu komutanının danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebari, İran'ın boğazdan geçmeye çalışan "herhangi bir gemiyi yakacağını" ve Körfez'den yapılan tüm petrol ihracatını engelleyeceğini söyledi.

Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi perşembe günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı kapatma "niyetlerinin olmadığını" belirtti.

Enerji Bakanı Chris Wright ise ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'ndan gemilere "mümkün olan en kısa sürede" eşlik etmeye hazırlandığını vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron salı günü yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'i Akdeniz'e bağlayan Süveyş Kanalı olmak üzere iki önemli deniz koridorunda seyrüseferin kontrolünü yeniden sağlamak ve güvenliğini temin etmek amacıyla, askeri olanlar da dahil olmak üzere tüm araçları bir araya getirmeyi hedefleyen bir koalisyon kurma çalışmalarına başladığını" ifade etti.