Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Kısa dalga radyo üzerinden, büyük olasılıkla Avrupa'nın bir yerinden yayınlanan şifreli mesajlar, Soğuk Savaş dönemini anımsatan bir sahne oluştururken sahadaki ajanlara yönelik gibi görünüyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Basında yer alan son haberler, Farsça bir radyo yayını sırasında İran'a şifreli sayı dizileri gönderildiği tespit edildikten sonra, ‘sayı istasyonları’ olarak bilinen dünyanın en gizemli istihbarat araçlarından birinin geri döndüğüne işaret etti. İngiltere’nin günlük gazetelerinden Financial Times'ın haberine göre bu radyo istasyonu, ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan askeri gerginlikle paralel olarak yürütülen gizli bir istihbarat savaşının parçası olabilir.

Bu yayınlar basit ama çarpıcı bir mesajla başladı. Financial Times'a göre kısa dalga radyo paraziti arasında Farsça konuşan bir erkek sesi duyuluyor ve bu ses, ‘dikkat’ kelimesini üç kez tekrarladıktan sonra, sabit bir ses tonuyla “Altı... dört... sıfır... dokuz... üç... dokuz” gibi bazı sayıları okumaya başlıyor.

Financial Times gazetesi, bu gizemli mesajların 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a ilk saldırılarından sadece birkaç saat sonra yayınlanmaya başladığını belirtiyor. Mesajlar, Batı Avrupa'da bir yerde olduğu tahmin edilen bir vericiden uzun menzilli kısa dalga radyo aracılığıyla gönderiliyor.

Eski istihbarat uzmanları, bu radyo istasyonunun ortaya çıkmasının İran'da şiddetli bir şekilde süren istihbarat savaşında yeni bir aşamanın habercisi olabileceğine inanıyor. Gazeteye göre ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski yetkilisi John Sipher, bu yayınların İran'daki ajanlarla iletişim kurmak için yedek bir araç olabileceğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Sipher, bu mesajların ‘büyük olasılıkla İran'daki kaynaklarımızla iletişim kurmak için yedek bir araç’ olduğunu söyledi. Sipher, bu tür ajanların ‘özellikle savaş zamanlarında onlarla iletişimi kaybetme riskini göze alamayacaklarını’ da ekledi.

Ancak bu yayınlar cevapsız kalmadı. Birkaç gün sonra, elektronik sesler ve ıslık sesleri dalgaları sinyali bastırdı. Uzmanlar, bunun İran'ın radyo yayınını kesintiye uğratmak için yaptığı bir parazitleme operasyonu olduğunu düşünüyor. Fakat Financial Times'a göre gizemli ses kısa sürede yeni bir frekansta yayına geri döndü ve sayıları okumaya devam etti, bu da bu tür bir yayını kesmenin ne kadar zor olduğunu ortaya koydu.

Financial Times, söz konusu radyo istasyonunun, istihbarat kurumlarının casuslara tek yönlü şifreli talimatlar göndermek için kullandıkları bir tür kısa dalga radyo yayını olan ‘sayı istasyonu’ olarak bilinen sistemin bir örneği olduğunu bildirdi.

Bu sistem, sahadaki ajanın sayıları dinleyip özel bir deftere yazmasına, ardından şifreleme anahtarlarını kullanarak bunları anlaşılabilir mesajlara dönüştürmesine dayanıyor.

Bu istasyonlar, mesajların tamamen şifrelenmiş olması ve kolayca çözülemeyeceği için istihbarat iletişiminin en güvenli araçları arasında yer alıyor. İstasyona radyosu olan herkes erişebilir, bu da mesajı kimin dinlediğini bilmek neredeyse imkânsız hale getirir.

Financial Times'a göre kısa dalga radyo gözlemcileri bu istasyona V32 adını vermişlerdir. Bu, yaklaşık çeyrek asırdır Farsça yayın yapan ilk bilinen sayısal istasyondur.

Benzer bir istasyon, 2001 yılında ABD'nin Afganistan'ı işgali sırasında kısa bir süreliğine ortaya çıkmış ve kullanılan sayıların düzeni nedeniyle o dönemde bu yayının Rusya tarafından yapıldığı yönünde spekülasyonlara yol açmıştı.

Yeni istasyon şu anda İran saatiyle sabah 5.30 ve akşam 9.30'da günde iki kez yayın yapıyor ve her yayın yaklaşık bir buçuk saat sürüyor.

İstihbarat uzmanları, bu eski yöntemin halen oldukça etkili olduğuna inanıyor. Financial Times'ın aktardığına göre eski bir ABD karşı istihbarat subayı olan Chris Simmons'a göre sayı istasyonları, ajanlara mümkün olan en basit ve en güvenli araçları sağlar ve aynı zamanda gizlenmesi ve gerekçelendirilmesi kolay araçlar olarak kabul ediliyor.

Mesajların genellikle birkaç kez tekrarlandığını, bu yüzden ajanın bunları sadece bir kez dinleme riskini alması gerektiğini açıklayan Simmons, “Çok basit araçlar var; Standart bir radyo ve tehlike durumunda hızla imha edilebilen, tek kullanımlık şifreleme anahtarları içeren bir defter” diye ekledi.

Financial Times’ın haberine göre Simmons, yıllardır radyo sahibi olan birinin tamamen normal görünebileceğini ve bu sayede casusun şüphe uyandırmadan ‘göz önünde saklanabileceğini’ söyledi.

Bu yöntem, İranlı yetkililerin daha önceki krizlerde olduğu gibi internet ve dış dünya ile iletişime yönelik kısıtlamaları sıkılaştırdığı bir dönemde kendini göstermişti. Financial Times'a göre internetin ve telekomünikasyon hizmetlerinin kesintiye uğraması, ülke içindeki ajanlarla alternatif iletişim araçlarına sahip olmayı gerekli kılıyor.

John Sipher, bu teknolojinin tüm modern araçlar kesintiye uğrasa bile iletişimin devam etmesini sağladığını söyledi. Sipher, bu iletişim yönteminin ‘halen verimli bir şekilde çalışan eski yöntemlerden biri’ olduğunu da ekledi.

Ancak bazı uzmanlar, bu istasyonun ortaya çıkması için başka açıklamaları da göz ardı etmiyor. Financial Times, eski bir ABD istihbarat yetkilisi olan Robert Gorelick'in istasyonun İranlı muhaliflerin ülke içindeki ağlarıyla iletişim kurmak için bir araç olabileceğini söylediğini aktardı.

Ancak Gorelick, böyle bir yayın yapan bir istasyonun işletilmesinin muhtemelen Batılı bir istihbarat teşkilatının üstü kapalı onayını gerektireceğine inanıyor.

Bir başka olası açıklama ise, bu radyo istasyonunun İran güvenlik güçleri içinde şüphe uyandırmayı amaçlayan psikolojik bir savaşın parçası olması. Sadece şifreli mesajlar yayınlamak bile İran karşı istihbarat servislerinin rejim içinde Washington veya Tel Aviv'den talimat bekleyen üst düzey ajanlar olduğunu düşünmesine yol açabilir.

Financial Times'a göre Gorelick, böyle bir hamlenin İran güvenlik servisleri üzerindeki baskıyı artırabileceğini, çünkü var olmayan ajanları aramak zorunda kalacaklarını belirtti.

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra sayı istasyonları fenomeni azalmış olsa da, tamamen yok olmadı. İstihbarat kurumları, Rusya, Polonya, Tayvan ve Kuzey Kore gibi ülkelerin halen bu tür radyo yayınlarını kullandığını düşünüyor.

Uzmanlar, bu eski tekniklerin basit, güvenli ve izlenebilir dijital izler bırakmadıkları için hala yararlı olduklarına inanıyor.

Financial Times'a göre Lunds Üniversitesi'nde karşı casusluk araştırmacısı olan Tony Ingesson, bu istasyonların ‘geçmişte olduğu gibi bugün de hala işe yarayan eski bir iletişim yöntemleri cephaneliği’ olduğunu söylüyor.

Dijital iletişimin gözetlendiği ve izlendiği bir dünyada, bazı istihbarat kurumları halen Soğuk Savaş döneminden kalma, ancak bilinmeyen bir casusa gizli bir mesaj iletmek için aynı görevi yerine getirebilen araçları kullanmaya geri dönüyor gibi görünüyor.



8 yıl sonra bir ilk: Kuzey Kore ekibi, yarı final için Güney Kore'de

27 oyuncu ve 12 personelden oluşan Naegohyang heyeti, Seul yakınlarındaki Incheon Havalimanı'na indi (Reuters)
27 oyuncu ve 12 personelden oluşan Naegohyang heyeti, Seul yakınlarındaki Incheon Havalimanı'na indi (Reuters)
TT

8 yıl sonra bir ilk: Kuzey Kore ekibi, yarı final için Güney Kore'de

27 oyuncu ve 12 personelden oluşan Naegohyang heyeti, Seul yakınlarındaki Incheon Havalimanı'na indi (Reuters)
27 oyuncu ve 12 personelden oluşan Naegohyang heyeti, Seul yakınlarındaki Incheon Havalimanı'na indi (Reuters)

Kuzey Kore kadın futbol liginde oynayan Naegohyang'ın heyeti bugün Güney Kore'ye ulaştı.

Kore Yarımadası'nın kuzeyinden güneyine 8 yılın ardından ilk kez bir sporcu kafilesi gitti. 

Çarşamba akşamı Asya Şampiyonlar Ligi yarı finali müsabakasında Naegohyang'ın rakibi Suwon olacak. 

New York Times (NYT) kağıt üstünde hâlâ savaşan iki ülke arasındaki bu hareketliliği üç soruyla inceledi. 

Naegohyang, Güney Kore'ye neden gitti?

Korecede "memleketim" anlamına gelen futbol kulübü, faaliyetlerini Pyongyang'da sürdürüyor. 

Naegohyang adlı bir tüketim ürünleri şirketinin sponsorluğunu arkasına alan takım, kadınların yarıştığı Asya Şampiyonlar Ligi'nde yer alan ilk Kuzey Kore kulübü. 

Yarı final maçı için Güney Kore'ye giden Naegohyang heyeti, kazanmaları halinde cumartesi günü yine Suwon kentinde final maçına çıkacak. 

Diğer yarı final mücadelesinde Avustralya'nın Melbourne City kulübüyle Japonya'nın Tokyo Verdy Beleza takımı karşılaşacak. 

Naegohyang'un kadrosunda pek çok milli oyuncu var. 

Kuzey Kore ulusal takımları, son yıllarda 20 yaş altı ve 17 yaş altı kategorilerinde şampiyon olarak dikkat çekti. 

Ülkenin lideri Kim Jong-un da onları çok seviyor. Aralık ayında 17 yaş altı takımı, Dünya Kupası zaferinin ardından Kuzey Kore liderinin yanına gittiğinde federasyon yöneticilerinden Kim Jong-sik, "Yoldaş genel sekreterin sevgisi ve güveninin verdiği güçle, kadın futbol takımımız dünyayı salladı ve müthiş bir efsane yarattı" demişti. 

Bu olayın siyasi önemi var mı?

"Düşman kardeşler" diye de bilinen iki Kore ülkesi, sporu diplomasinin sürdürülmesi için zaman zaman araç olarak kullanmaya çalışıyor. 

Ancak Olimpiyatlarda ortak takım kurmaya varan bu girişimler uzun ömürlü olmuyor.

Naegohyang, Güney Kore'de nasıl karşılandı?

İki ülke arasında doğrudan uçuş yasağı olduğu için Naegohyang heyeti, Çin aktarmasıyla Güney Kore'ye gitti. 

Pyongyang karşıtı aktivistlerin eylemlerine karşı Güney Kore sporcuların güvenliğini sağlıyor. 

Normalde kadın futboluna çok fazla ilgi olmayan ülkedeki sansasyonel yarı final maçının biletleri hızla tükendi. 

Güney Kore'deki bazı örgütler, Kuzey Korelilerin de tezahürattan mahrum kalmaması için ekipler kurdu.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters


Venezuela'da Maduro sonrası dönem: Sanki bir illüzyonun içindeyiz

Birleşik Krallık merkezli gazete, baskının ardından Maduro'nun resimlerinin duvarlara çizildiğini, portrelerininse bazı devlet dairelerinden çıkarıldığını bildiriyor (AFP)
Birleşik Krallık merkezli gazete, baskının ardından Maduro'nun resimlerinin duvarlara çizildiğini, portrelerininse bazı devlet dairelerinden çıkarıldığını bildiriyor (AFP)
TT

Venezuela'da Maduro sonrası dönem: Sanki bir illüzyonun içindeyiz

Birleşik Krallık merkezli gazete, baskının ardından Maduro'nun resimlerinin duvarlara çizildiğini, portrelerininse bazı devlet dairelerinden çıkarıldığını bildiriyor (AFP)
Birleşik Krallık merkezli gazete, baskının ardından Maduro'nun resimlerinin duvarlara çizildiğini, portrelerininse bazı devlet dairelerinden çıkarıldığını bildiriyor (AFP)

Venezuela, 3 Ocak'taki gece baskınından beri ülkenin başında Nicolás Maduro olmadan yaşıyor. 

Guardian, devlet başkanı ve eşi Cilia Flores'in ABD ordusu tarafından kaçırıldığı gün ve sonrasındaki 4 buçuk ayda yaşadıklarını Venezuelalılara sordu. 

Bazıları rejim değişikliği ihtimalinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ülkede yeniden şiddet ortamının oluşmasından ve demokrasi vaatlerinin yerine getirilmemesinden korkanlar da var. 

Önemli bir kısmı da hayat pahalılığının sürmesinden ve ülkenin kaynaklarının Venezuela halkındansa yabancılara yaramasından şikayet etti. 

Baskın gecesini anlatan Ángel Linares, patlama seslerini duyunca komşularının yeni yılı havai fişeklerle kutladığını sanmış. Sonrasında camlar patlamış, duvarlar sarsılmış ve evi yıkılmış. 1967 depremini hatırlayan 85 yaşındaki annesi Jesucita, ülkenin kuzeyinin yerle bir olduğunu düşünmüş. 

Komşuları Elizabeth Herrera ise eşinin kendisine "Darbe mi oldu? Trump Baba'nın istilaya kalkıştığını sanmam" dediğini aktarıyor.

Bölgedeki iki yaşlı komşunun öldüğünü belirten Herrera, otizmli oğlunun "Anne, kötü olanlar bizler miyiz? Venezuelalılar mı kötü? Bizi öldürecekler mi?" diye kendisine sorduğunu da sözlerine ekliyor. 

Baskın başkent Karakas'ın çevresini sarstı. 

Hemen sonrasında 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçen Venezuela Devlet Başkanı Yardımcısı Delcy Rodriguez'in hamleleri merakla izleniyor.

Bu süreçte yüzlerce siyasi mahkum özgürlüğüne kavuştu.

Muhalefetin önemli bir kısmının Maduro sonrasında Venezuela'nın başına geçmesini beklediği Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado'nun bu emeline ulaşamaması, destekçilerinde hayal kırıklığı yarattı. Ancak çoğu gelecekten umutlu.

Şubatta serbest bırakılan siyasi mahkumlardan Jesús Armas, "Her şey çok kafa karıştırıcı. Bazen bir illüzyonun içindeymişiz gibi geliyor. Demokrasinin Venezuela'ya birkaç ay içinde geleceğini biliyorum" diyor.

İnsan hakları aktivisti Jeisi Blanco da muhaliflere işaret ederek "İnsanlar korkularını yitirdi" ifadesini kullanıyor.

Herrera ise umudunu yitirmeye başlayanlar arasında:

Haberlerde ne kadar petrol ve altın aldıklarından bahsediyorlar ama durumumuz hiç değişmedi. Trump buraya gelirse ondan Venezuela'nın doğal kaynaklarını değil, Venezuelalıları düşünmesini isteyeceğim.

Karakas yönetimi bir yandan Trump yönetimiyle anlaşmaya çalışırken diğer yandan Maduro'dan da vazgeçmediği mesajını veriyor.

Geçen hafta Maduro'nun Anneler Günü mesajı yayımlandı.

Maduro ve eşi Cilia Flores, ülkenin birlik ve beraberliğini korumadaki kritik rolleri nedeniyle Venezuelalı annelere teşekkür etti.

Independent Türkçe, Guardian, TeleSUR


İran, Çin şirketinin gemisine el koyarak Pekin'e mesaj mı verdi?

Hürmüz Boğazı, İran Savaşı'nın en kilit meselelerinden biri haline geldi (Reuters)
Hürmüz Boğazı, İran Savaşı'nın en kilit meselelerinden biri haline geldi (Reuters)
TT

İran, Çin şirketinin gemisine el koyarak Pekin'e mesaj mı verdi?

Hürmüz Boğazı, İran Savaşı'nın en kilit meselelerinden biri haline geldi (Reuters)
Hürmüz Boğazı, İran Savaşı'nın en kilit meselelerinden biri haline geldi (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) açıklarında demirli, Honduras bandıralı bir geminin perşembe günü İran güçleri tarafından götürülmesi halihazırda dikkat çeken bir olayken, bu geminin Çinlilere ait olması haberin değerini büyüttü. 

Tahran'ın, 28 Şubat'ta başlayan savaşın ardından kendisine en yakın duran yönetimlerden Pekin'i kızdırabilecek bir adım atması şaşkınlığa neden oldu. 

Hong Kong merkezli özel güvenlik şirketi Sinoguards'a ait Hui Chuan'a el konması, İran'ın kendisinden başka hiçbir aktöre Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri silahlarla koruma izni vermeyeceği yorumlarına yol açtı. 

"İran, Çin'in güvenlik gemisini zapt ederek arkadaşlarını bir yere kadar kayırabileceğini gösterdi" başlıklı bir haber yayımlayan Wall Street Journal (WSJ), ABD ve İsrail'in İran'a savaş açmasının ardından ilk kez bir özel güvenlik şirketi gemisine el konduğunu öne sürüyor. 

Amerikan gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin lideri Şi Cinping'le Pekin'de görüştüğü gün böyle bir hamlede bulunulmasına dikkat çekiyor. 

Trump'ın isteklerini Tahran'a kabul ettirmek için Pekin'e baskı yaptığı hatırlatılıyor. 

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'un Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programı Direktörü Sanam Vakil, İran'ın Çin'e ticari gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçmesi için izin verdiğini hatırlatıyor. 

Vakil, Hui Chuan'a el koyan İran için "Hürmüz'ün kontrolünün kimde olduğunu Çin'e hatırlattılar ve kendi güvenliklerini sağlamayı akıllarından bile geçirmemeleri gerektiğini belirttiler" diyor. 

WSJ, Sinoguards'ın koruma gemilerinin adeta birer "yüzer cephane" gibi olduğunu bildiriyor. 

Kanada Askeri Koleji'nde ders veren Christopher Spearin, savaş ortamında silahlarla yüklü bir yabancı gemiyi yakınlarda gören İran güçlerinin rahatsızlık duymuş olabileceğini işaret ediyor. 

Savunma uzmanı Timothy Heath'e göreyse Çin bu olayı büyük bir mesele gibi görmüyor. 

Beyaz Saray'a göre Trump ve Şi, Pekin'de yaptıkları görüşmelerde, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler için para istememesi gerektiği fikri üzerinde mutabık kaldı. 

ABD ve İsrail'in saldırılarının ardından Hürmüz'deki nüfuzunu artıran Tahran yönetimi, boğazdan geçişlerden ücret alınmasıyla ilgili yasa tasarısı hazırlıyor. 

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Alaaddin Burucerdi, 22 Mart'ta yaptığı açıklamada, ülkesinin Hürmüz Boğazı'ndan geçen bazı gemilerden 2 milyon dolar geçiş ücreti aldığını belirtmişti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de salı Tahran'da Norveç Dışişleri Bakan Yardımcısı Andreas Motzfeldt Kravik'le görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerle ilgili uluslararası hukuka uygun değişikliklere gideceklerini" söylemişti.

Başta Körfez ülkeleri olmak üzere İsrail, ABD ve Avrupa devletleri İran'ın yasa tasarısına tepki gösteriyor.

Independent Türkçe, WSJ, Tesnim