Laricani suikastı savaşı nasıl uzatabilir?

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin merhum Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin merhum Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
TT

Laricani suikastı savaşı nasıl uzatabilir?

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin merhum Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin merhum Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

İran’ın ulusal güvenlikten sorumlu en üst düzey yetkilisi olarak öne çıkan Ali Laricani, ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmanın başlangıcından bu yana ülkenin askeri ve diplomatik stratejisinin başlıca mimarlarından biri olarak tanınıyordu.

İsrail dün düzenlediği hava saldırısında Laricani’nin öldüğünü açıkladı. Uzmanlar, bu adımın savaşın süresini uzatabileceği konusunda uyarılarda bulundu.

ABD merkezli CNN, uzmanlara dayandırdığı haberinde, Laricani’nin yokluğunun İran yönetiminden en etkili ve söz sahibi seslerden birini kaybettireceğini ve savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakereleri zorlaştırabileceğini aktardı. Birçok gözlemciye göre Laricani, özellikle son haftalarda yaşanan istikrarsızlık ve Ali Hamaney’in vefatının ardından, fiilen İran’ın lideri konumundaydı.

Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü’nden araştırmacı Hamid Rıza Azizi, Laricani’nin rejimin derinliklerini iyi bilen bir isim olduğunu, on yıllar boyunca rejimin merkezinde bulunmasının farklı elit kesimler nezdinde geniş bir güven sağladığını söyledi.

Azizi, İran rejiminin birey kayıplarını aşacak kapasitede eğitimli olduğunu, ancak Laricani gibi çok yönlü deneyime sahip kişilerin kolayca yerinin dolmayacağını vurguladı.

Laricani’nin ölümünün savaşın gidişatına hemen yansımayacağını, ancak siyasi kriz yönetimini zorlaştıracağını belirten Azizi’ye göre Laricani, İran’ın siyasi söylemi ve uluslararası ilişkiler konusunda derin bilgiye sahipti.

Azizi, “Savaşın sona erdirilmesi için müzakere edebilecek bir koalisyon oluşturacak kişi, Laricani gibi farklı akımları bir araya getirebilecek eşsiz bir yetkiye sahip olmalı. Mevcut durumda, başlangıcından itibaren büyük ölçüde etkisizleştirilen ılımlı bir lider olan Mesud Pezeşkiyan, böyle bir rolü üstlenemez” değerlendirmesinde bulundu.

Yarım asırlık hizmet

Laricani, yaklaşık elli yıl boyunca, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), güvenlik kurumları, resmi medya ve İran parlamentosunda önemli görevler üstlendi.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, Laricani’nin uzun siyasi kariyerini övdü; onu, ‘hayatının son anına kadar İran’ın ilerlemesi için çalışan bir isim’ olarak nitelendirdi ve dış tehditlere karşı birlik çağrısında bulundu.

Azizi, Laricani tarzı bir kariyerin İran’da nispeten nadir görüldüğünü belirterek, tek eksik konumunun devlet başkanlığı olduğunu ifade etti.

Azizi’ye göre Laricani, İran rejiminin değişken siyasi dinamiklerinde usta bir liderdi ve ‘pragmatik bir muhafazakâr’ olarak sistem içindeki farklı akımlarla çalışabilme kapasitesine sahipti.

1980’lerde İran-Irak Savaşı sırasında DMO’da komutanlık yapan Laricani, daha sonra resmi radyo ve televizyon kurumunun başkanlığını üstlendi.

Laricani, 2000’li yılların başında İran’ın başlıca nükleer müzakerecisi olarak görev yaptı. Batılı diplomatlar onu ‘deneyimli ve zeki’ olarak nitelendirdi. 2004’te Ali Hamaney’in danışmanı olarak atanmasının ardından güvenlik konularında etkisi giderek arttı.

Laricani, 2020 yılına kadar 12 yıl boyunca İran parlamentosuna başkanlık ederek nüfuz alanını genişletti.

2015 yılında CNN ile yaptığı röportajda Laricani, Obama yönetiminin müzakere ettiği ve İran’ın nükleer programını kısıtlaması karşılığında yaptırımların hafifletilmesini öngören anlaşmayı överek, bunu ‘diğer meseleleri daha iyi anlamanın bir başlangıcı’ olarak nitelendirdi.

Geçen yıl İsrail ile yaşanan çatışmanın ardından Laricani, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri olarak yeniden ön plana çıktı ve birçok analist onu ülkenin en etkili karar vericisi olarak gördü.

Laricani’nin ölümü, savaşın süresini uzatabilir. İran devlet medyası pazartesi günü, 71 yaşındaki eski DMO komutanı Muhsin Rızai’nin emeklilikten dönerek yeni Dini Lider Mücteba Hamaney’in askeri danışmanı olduğunu duyurdu.

Azizi’ye göre bu gelişme, liderliğin giderek ‘Irak Savaşı kuşağına’ bağımlı hale geldiğini ve Laricani’nin pragmatik ağırlığı olmadan daha militarist bir tutum benimsemeye meyilli olduğunu gösteriyor.

DMO, Laricani’nin öldürülmesinin yeni saldırılara yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.

İran devlet televizyonu ise bugün, Laricani suikastına yanıt olarak Tel Aviv’in kümelenmiş savaş başlıklı füzelerle hedef alındığını bildirdi.



Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim anlaşma sürecini sekteye uğratıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Zvartnots Uluslararası Havalimanı'na geldi (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Zvartnots Uluslararası Havalimanı'na geldi (EPA)
TT

Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim anlaşma sürecini sekteye uğratıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Zvartnots Uluslararası Havalimanı'na geldi (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Zvartnots Uluslararası Havalimanı'na geldi (EPA)

Hürmüz Boğazı yakınlarında yaşanan yeni askerî gerilim, ABD ile İran arasındaki uzlaşı sürecini yeniden zora soktu. Tahran, Washington’u ateşkesi ihlal etmekle suçlarken, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) saldırıların, mayın döşemeye çalışan botlar ile füze fırlatma noktalarını “meşru müdafaa kapsamında” hedef aldığını açıkladı.

İran Dışişleri Bakanlığı, ABD saldırılarını ateşkesin “açık bir ihlali” olarak nitelendirerek, bunun savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik sürece zarar verdiğini bildirdi. İran Devrim Muhafızları ise misilleme haklarını saklı tuttuklarını duyurdu. Olaylarda dört Devrim Muhafızı mensubunun öldüğü yönünde haberler yayımlandı.

Gerilime rağmen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, birkaç gün içinde anlaşmaya varılmasının hâlâ mümkün olduğunu söyledi. Ancak Rubio, ilk taslak metindeki bazı maddeler üzerinde görüşmelerin sürdüğünü kabul ederek, “Boğazların bir şekilde açık kalması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Katar’ın başkenti Doha’da İran Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf liderliğinde yürütülen görüşmelerin ardından “dondurulmuş varlıklar” meselesi daha da karmaşık hale geldi. Tahran yönetimi, olası anlaşma kapsamında toplam yaklaşık 24 milyar dolarlık fonun ilk aşamada 12 milyar dolarlık kısmının serbest bırakılmasında ısrar ediyor ve sürecin gecikmesinden bu dosyayı sorumlu tutuyor. Kalibaf’ın Doha temaslarının sonuçları ise henüz netleşmedi.

ABD Başkanı Donald Trump ise “nükleer toz” olarak tanımladığı zenginleştirilmiş uranyumun teslim edilmesi veya imha edilmesi gerektiğini belirtti. İran lideri Mücteba Hamaney ise ABD güçlerini tehdit ederek, “Saatin ibreleri artık geriye döndürülemez” ifadesini kullandı.


Çin, İran savaşının taraflarının bir uzlaşmaya varmasını umuyor

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Birleşmiş Milletler genel merkezinde gazetecilere açıklama yaparken (Arşiv-AP)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Birleşmiş Milletler genel merkezinde gazetecilere açıklama yaparken (Arşiv-AP)
TT

Çin, İran savaşının taraflarının bir uzlaşmaya varmasını umuyor

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Birleşmiş Milletler genel merkezinde gazetecilere açıklama yaparken (Arşiv-AP)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Birleşmiş Milletler genel merkezinde gazetecilere açıklama yaparken (Arşiv-AP)

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi dün yaptığı açıklamada, İran meselesine ilişkin tarafların ateşkes arayışına bağlı kalmasını, yakınlaşmayı sürdürmesini ve uzlaşı yolları bulmasını umduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Wang, açıklamalarını New York’taki Birleşmiş Milletler merkezinde gazetecilere yaptı. Çinli bakan, ülkesinin mayıs ayındaki dönem başkanlığı kapsamında, 15 üyeli Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık etti.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’yi son 48 saat içinde güneydeki kıyı eyaleti Hürmüzgan’da kırılgan ateşkesi ihlal etmekle suçladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Tahran yönetiminin “hiçbir saldırıyı cevapsız bırakmayacağı ve İran halkını savunmaktan geri durmayacağı” vurgulandı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, Körfez’de mayın döşemeye çalıştığını öne sürdüğü füze mevzileri ve botlara yönelik operasyon düzenlediğini duyurdu. İran Devrim Muhafızları ise ülke hava sahasına girmeye çalışan Amerikan uçaklarına ateş açıldığını bildirdi.

ABD’nin saldırıları, üç aydır süren savaşın kontrol altına alınmasına yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. ABD-İran müzakerelerinin yeni durağı Doha olurken, üst düzey bir İran heyeti; Hürmüz Boğazı, nükleer program ve dondurulmuş İran varlıklarını kapsayan olası anlaşmayı görüşmek üzere Katar’da bulunuyor.


Kanada, Ebola virüsü nedeniyle seyahat yasağı getirdi

Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
TT

Kanada, Ebola virüsü nedeniyle seyahat yasağı getirdi

Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)

Kanada, Ebola virüsündeki artış nedeniyle üç Afrika ülkesinden gelen oturum sahiplerine geçici giriş yasağı uygulanacağını açıkladı.

Kanada hükümeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda ve Güney Sudan’da ikamet eden kişilerin bugünden itibaren 90 gün süreyle ülkeye girişinin yasaklanacağını duyurdu.

Hükümet, söz konusu geçici tedbirin Ebola virüsünün Kanada’ya giriş ve ülke içinde yayılma riskini azaltmayı amaçladığını belirtti.

Uganda'da bir tıp merkezinde Ebola virüsü hakkında bilgilendirici bir poster (Reuters)Uganda'da bir tıp merkezinde Ebola virüsü hakkında bilgilendirici bir poster (Reuters)

Öte yandan ABD de son haftalarda Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda veya Güney Sudan’da bulunan yabancıların ülkeye girişini yasaklamıştı.

Kanada Halk Sağlığı Ajansı tarafından yapılan açıklamada, son haftalarda salgından etkilenen bölgeleri ziyaret eden ve semptom göstermeyen Kanada vatandaşları, daimî oturum sahipleri ve yabancı uyrukluların 30 Mayıs itibarıyla 21 günlük karantinaya alınacağı bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre bilgili bir kaynak, Bahamalar’ın da son üç hafta içinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda ve Güney Sudan’a seyahat eden kişilere yönelik giriş yasağı açıklamasının beklendiğini söyledi.

Ancak Karayip ülkesi hükümeti dün yaptığı açıklamada, söz konusu üç ülkede son 30 gün içinde bulunan yabancılar için sağlık taramalarının sıkılaştırılacağını ve gerektiğinde karantina uygulanacağını duyurmakla yetindi.